Kadir Mısıroğlu’ndan İbretlik Hadise

Kadir Mısıroğlu’ndan İbretlik Hadise

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Merhum Hüsrev Altınbaşak

***

‘…. Hüsrev Efendi’nin benim hayatımda zahir olan kerameti pek çoktur. Bir defasında celseye çıkmadan bir iki gün evvel bir rüya gördüm. O zaman rüya tabirinden pek anlamıyordum. Kendisine tabir ettirdim.

Rüya şuydu:

Ben bir dehlizden çıkıyordum. Tünel gibi bir şeydi. Tünelden çıkan yol devam ediyordu. Tünelden çıkar çıkmaz karşıdan M.Kemal’in bana doğru gelmekte olduğunu gördüm. Güya ölmüşte dirilmiş!.. Veya uzun bir seyahate çıkmış da geriye gelmiş. Gayet ihtiyar görünüyordu. Beli iki kattı. Yanında bir köpek vardı. Onunla karşılaşmamak için yoldan çıkmam mümkün değildi. Sıkıntılı bir şekilde birbirimize doğru ilerledik. Karşı karşıya geldiğimizde durduk.

Selamdan sonra kendisine sordum:
– Paşam ne var ne yok? Ne dolaşıyorsun?

Dedi ki :
– Benden sonra memleketin ahvali nasıl olmuş diye teftişe çıktım.

Ben de dedim ki :
– Sen teftişi ne yapacaksın ! Onu boşver, bir iş yapacaksan otur hatıralarını yaz!

O:
– Yazacağım.

Ben de :
– Yaz ama doğru yaz! Senin arkadaşlarının çoğu yalan yazdılar. Onlar gibi yapma! Dedim.

O´da:
– Dosdoğru yazacağım hiçbir şeyi saklamayacağım. Hatta bazı gerçekler aleyhime bile olsa !

Karşılığını verince, kendisine teşekkür ettim. Şimdi ayrılık zamanı gelmişti. El sıkışmamız icab ediyordu. Ancak kendisiyle birlikte köpeğiyle de el sıkışmam gerekiyormuş. Güya köpeği yanında mahsus taşıyormuş. Kendisiyle münasebette bulunanlar gayri samimi konuşurlarsa köpek onları ısırıyor ve o da böylece herkesin gerçek yüzünü öğreniyormuş! Bu bende kabli bir bilgi olarak vardı. Şimdi ne yapacaktım! Köpeğe elimi uzatsam elimi ısıracağına muhakkak nazarıyla bakıyordum. Uzatmasam onunla bir dost gibi konuştuğum için gerçek durumum meydana çıkacaktı. Kendisiyle el sıkıştıktan sonra ister istemez elimi köpeğine doğru uzattım. Köpek elimi kaptı. Lakin dişleri elime batmıyordu. Sanki bu köpeğin dişleri kemikten değil yumuşak bir plastiktendi.

Ondan ayrıldıktan sonra tekrar bir dehlize girdim ve o dehlizde uyandım. Bu rüyayı anlattığım Hüsrev Altınbaşak:

– İkinci dehliz ne kadardı? Diye sordu.

– Pek net olarak hatırlamıyorum ama birinciden iki üç kat uzundu, dedim.

Tabiri şöyle oldu:

– M.Kemal’in ihtiyar görünüşü davasının köhneleştiğine işarettir. O bitmiştir. Doğru olarak hatırat yazmaya niyetlenmesi onun gerçek hüviyetinin ortaya çıkacağına işarettir. Yanındaki köpek rejimin bekçisi seni muhakeme eden hakimlerdir. Seni ısırmaya çalışacaklar fakat ısıramayacaklardır. İçinden çıktığın dehliz birinci hapsindir. Sen bu hapisten çıkacaksın. Ancak ikinci defa hapsolacaksın. Bu hapis de birincinin iki üç katı olacak.

Bu tabir aynen çıkmıştır. Hatta bir başka rüyanın tabiri dolayısıyla da bana iki celseye çıktıktan sonra tahliye olacağımı söylemiştir. Birinci celse iki gün sürmüştü. İkinci gün duruşmaya girerken tahliye olup olmayacağımı sormam üzere :

– Bu ikisi bir celsedir. On beş gün sonra bir celse daha yaparlar, onun ikinci gününde tahliye olursun, demiştir.

Bu da aynen çıkmıştır. Hakimler ikinci celse için tam da on beş gün sonraya gün vermişler ve bu ikinci celsenin ikinci gününde tahliye olunmuştum. Yüz yirmi dokuz gün yatmış, yüz yirmi dokuz gün gayrı mevfuk muhakemeden sonra tekrar tevkif edilmiş ve ilk dört buçuk aylık hapsin takriben üç buçuk katı kadar yattıktan sonra afla serbest kalmıştım.

129 rakamlarının –latiyf- sıfat-ı ilahiyesinin ebced değeri olması garip bir tesadüftür ki bu benim hapiste vird-i zebanımdı. ( sürekli zikrettiği esma-i ilahiyye)

Hüsrev Efendi’nin kerametleri anlatmakla bitmez. Bir defasında hapishanenin ağır havasından ve idarenin tazyikinden bahsedince bana demişti ki :

– Ah Kadir Bey keşke bize daha fazla zulmetseler. Biz eziyet çekeriz ama maruz kaldığımız bu eziyet bizim üzerimize ilahi merhameti, bu rejim yardakçıları üzerine de ilahi gadabı celbeder! Böylece milletin başından daha çabuk def olup giderler.

Bunu söyleyen Hüsrev Efendi’ye yapılan eziyet bana yapılanın on katıydı. Zavallının ağzında bir tek dişi vardı. Böyle olduğu halde nohut yemeği verir kaşık vermezlerdi. Güya kaşık sürtme ile bıçak haline getirilir de mahkumlar intihar ederlermiş…..’

Daha detaylı malumat için Üstad Kadir Mısıroğlu’nun “Geçmiş Günü Elerken 2.cild” eserini okumanızı tavsiye ederiz.

 

**********

 

`K. Çandarlıoğlu´

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

5 comments on “Kadir Mısıroğlu’ndan İbretlik Hadise

  1. Selamun Aleyküm. Bizlere gerçekleri gösteren fevkalade başarılı bir çalışmaya imza atmışsınız. Çok teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Merak ettiğim bir hususta yardımınıza ihtiyacım var. Bu konunun çözümü için lütfen benimle iletişime geçer misiniz?

      • “Atatürk‘ün Şeyh Muhammed Diyauddin Efendi’ye Gönderdiği Mektubun Sûreti:
        VESİKA 52 13 Ağustos 1335 (1919)
        Norşinli Meşâyih-i İzâmdan Şeyh Diyauddin Efendi Hazretlerine
        Fazîletlu Efendim, Zât-ı fâdılânelerinizin Harb-ı Umûmî’nin imtidâdınca Osmanlı Ordusuna îfâ eylemiş olduğunuz hidemât-ı bergüzîdelerine ve makâm-ı muallâ-yı Hilâfet ve Saltanata göstermiş olduğunuz ravâbıt-ı kalbiyelerine yakından muttali’ bulunuyorum. Bu sebeple zât-ı âlinize kalben pek büyük hürmetim vardır.
        Bugün makâm-ı Hilâfetin, Saltanât-ı Osmâniye’nin ve vatan-ı mukaddesimizin düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve vilâyât-ı şarkiyemizin Ermeniler’e hediye edilmesinde ısrar olunmakta olduğu ma’lûm-ı ârifâneleridir. Millete istinad etmeyen İstanbul’daki hükümet-i merkeziye bütün bu düşman taaddileri karşısında âciz ve nâçîz kalarak hukûk-ı millet ve memleketi müdafaa edememekte olduğu tahakkuk etmiştir. Bu sebeple milletimizin mevcûdiyetini ve vahdetini bütün cihâna göstermek ve hukukumuzun ‘indi ve şahsi kararlarla imhasına müsaade edemeyeceğimizi anlatmak maksadıyla senâverleri resmî makâm ve sıfatımdan tecerrüd ederek milletin içinde ve milletle beraber çalışmaktan başka çare göremedim ve derhal askerlikten istifâ ettim.
        Vekâyi-i elîme te’sîriyle her tarafta teşekkül eden millî ve vatanî cem’iyetlerin murahhaslarından mürekkeb olmak üzere Erzurum’da in’ikâd eden bir kongre ile
        “ Şarkî Anadolu Müdafaa-yı Hukûk Cem’iyeti “ teşekkül etti ve vahdet-i milliyemizi dahil ve hârice karşı temsil eylemek üzere bir hey’et-i temsiliye Kabul edildi. Bu hususâta dair beyânnâme ve nizâmnâmelerden zât-ı ulyânıza takdîm ediyorum. Zât-ı fâdılâneleri cem’iyetimizin en muhterem a’zâsından bulunduğunuz cihetle istihsâl-I maksad-I mukaddes için cümlece müsellem olan himmet ve gayretlerinin teşkîlâtımızın o havâlice tesri’i husûlüne ve muzır düşman telkinâtının izâlesine masrûf olacağına mutmainim. Birkaç güne kadar Garbî Anadolu ve Rumeli’nin bilcümle vilâyâtından gelmekte olan murahhaslarla da umûmî bir kongre sivas’ta akdolunacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın avn u inâyeti ve Peygamber-i Zîşânımız’ın feyz u şefaati ile umûm milletimizin bir noktada müttahid olduğunu ve hukukunu muhafaza ve müdafaaya kadir olduğunu cihâna göstereceğiz
        Karîben Meclis-i Meb’usânımızı açtırmak ve millete müstenid kuvvetli bir hükümeti mevki-i iktidâra geçirerek selâmet-i vatanı te’min eylemek müyesser olacaktır.
        Muhabbet ve hürmetlerimin kabulünü ricâ ve o havâlideki bilcümle vatandaşlarıma selâmlar ithâf eylerim Efendim Hazretleri.
        Sâbık Üçüncü Ordu Müfettişi
        Mustafa Kemal
        (Bkz. Nutuk, Vesikalar bölümü, Vesika: 52)”
        Efendim, aynen belgelerle gerçek tarih kitabındaki gibi herhangi bir belgenin hem orjinal metni hem türkçe harflerle yazılmış şekli hem de günümüz türkçesiyle yazarak bizleri çok güzel bilgilendirdiniz. Bu yukarıdaki metni de günümüz türkçesine göre çevirir misiniz? Hazret’in kongreye davet edildiği halde gitmediğini biliyorum fakat metinde ne anlatılmış ne denilmek istenmiş, yabancı kelimeler olduğu için çözemedim. Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok memnun olurum. saygılarımla efendim.

      • norsinli seyh Diyauddin efendiyi kendine baglamak icin yazdigi bir yazi. Bu tür mektup veya telgraflardan cok var. Kürt veya seyhlere, din adamlarina genelde “hilafet ve saltanata” sadik ifadeli mektuplar yollamistir. Komünistlere de “halkcilik, köylü, emekci” terimlerine vurgu yapiliyor. Subaylara veya batidan gelen temsilcilere gönderilen mektup veya telgraflarda da genelde “millet, milli irade, medeniyet” gibi sözlere rastlamak mümkün. Kim ne duymak istiyorsa, neye baglanmissa, onu benimsemis gözüküyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s