Bediüzzaman Said Nursi’nin (rh.a.) Deccal (Islam Deccalı / Süfyan) çalışması ve M. Kemal Atatürk

Bediüzzaman Said Nursi’nin (rahmetullahi aleyh) Deccal (Islam Deccalı / Süfyan) çalışması ve M. Kemal Atatürk (Fotoğrafları biz ekledik)

BEŞİNCİ ŞUA’NIN İKİNCİ MAKAMI VE MESELELERİ

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

**Birinci Mesele**

Rivayette var ki, “âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek.”

Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, “Filân adamın eli deliktir.” Yani çok müsriftir.

İşte, “Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zayıf damarlarını tutup kendine musahhar eder” diye bu hadîs ihtar ediyor; “İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer” diye haber verir. 

 ***

**İkinci Mesele**

Rivayette var ki, “âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında ‘Hâzâ kâfir’ yazılmış bulunur.”[1]

Allahu a’lem bissavab, bunun tevili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu (şapka) koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tâmim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes -yalnız istemeyerek- onu giymekle kâfir olmaz.

 

Dipnot:

[1] Buhari, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101, 102; Tirmizî, Fiten: 62; Müsned, 3:115, 211, 228, 249, 250, 5:38, 404-405, 6:139-140.

***

**Üçüncü Mesele**

Rivâyette var ki, “âhirzamanın müstebit hâkimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur.”[1]

-Gerçek Allah katındadır. Ancak O bilir- bunun bir tevili şudur ki: Hükûmet dairesinde karşı karşıya kurulan ve birbirine bakan vaziyette bulunan hapishane ile lise mektebi, “Biri hûri ve gılmanın çirkin bir taklidi, diğeri azap ve zindan suretine girecek” diye bir işarettir.

 

Dipnot:

[1] Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 5:397.

 ***

**Dördüncü Mesele**

Rivâyette var ki, “âhirzamanda Allah Allah diyecek kalmaz.”[1]

-Gaybı ancak Allah bilir- Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: “Allah Allah Allah” deyip zikreden tekkeler, zikirhâneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kamet gibi şeâirde ismullah yerine başka isim konulacak demektir. Yoksa, umum insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünkü Allah’ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah’ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hatâ ediyorlar.

Diğer bir tevili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü’minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir. Kıyamet kâfirlerin başlarında patlar.

 

Dipnot:

[1] Müslim, İmân: 234; Tirmizi, Fiten: 35; Müsned, 3:107, 201, 259.

 ***

**Beşinci Mesele**

Rivayette vardır ki, “âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.”[1]

Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Nasıl ki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de, tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet tahayyül ederler ve raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârâne serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir.

 

Dipnot:

[1] el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:508; İbn-i Kesîr, Nihayetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye: 1:125, 126; Müsned, 4:20, 5:372

 ***

**Altıncı Mesele**

Rivayette var ki, “Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz.”[1]

Bunun için bin üç yüz sene zarfında emr-i Peygamberî ile bütün ümmet o fitneden istiâze etmiş, azab-ı kabirden sonra

[2] vird-i ümmet olmuş.

Allahu a’lem bissavab, bunun bir tevili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâp ederler. Meselâ, Rusya’da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler. Ve kadın, kendi güzelliklerini göstermeye fıtraten çok meyyal olmasından, seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar. Ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlûp olup o ateşe sarhoşâne bir sürurla düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid’aları, birer câzibedarlıkla pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa, cebr-i mutlakla olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.

 

Dipnotlar:

[1] Süyûtî, el-Fethü’l-Kebîr: 1:315, 2:185, 3:9; el-Hâvî Li’l-Fetâva: 2:217; Ebû Abdullah Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs: 1:266.

[2] Süyûtî, el-Orfu’l-Verdî fî Ahbari’l-Mehdî (el-Hâvî li’l-Fetâva): 2:234; Ahmed Zeynî Dahlan, el-Fütûhâtü’l-İslâmiye: 294; el-Berzenci, el-İşâa’ fî Eşrâti’s-Sâa’: 95-99; İbn-i Haceri’l-Heytemî, el-Fetâva’l-Hadîsiyye: 36; Muhtasar u Tezkireti’l-Kurtubî: 133-134.

 ***

**Yedinci Mesele**

Rivayette var ki, “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.”

Ve’l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir.

***

**Sekizinci Mesele**

Rivayetler, Deccalın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiâze etmiş.

-Gaybı ancak Allah bilir- Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (r.a.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccalı Süfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır.[1] Yoksa Büyük Deccalın cebir ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.

 

Dipnot:

[1]“Mesih Deccalın fitnesinden… Ahirzaman fitnesinden… (sana sığınıyoruz Allah’ım).” Buhari, Daavât: 37, 39, 44, 45, 46, Ezan: 149, Cenâiz: 88, Fiten: 26; Müslim, Mesâcid: 127, 128, 130-134; Müsned, 6:139.

 ***

**Dokuzuncu Mesele**

Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisât-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş.

Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler kendi içtihadlarıyla, daimî öyle kalacak gibi mânâ verip, merkez-i Hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.

 ***

**Onuncu Mesele**

Rivayetlerde, eşhas-ı âhirzamanın fevkalâde iktidarlarından bahsedilmiş.

Vel’ilmü indallah, bunun tevili şudur ki: O şahısların temsil ettikleri mânevî şahsiyetin azametinden kinâyedir. Bir vakit Rusya’yı mağlûp eden Japon Başkumandanının sûreti, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı Port Arthur Kalesinde olarak gösterildiği gibi, şahs-ı mânevînin dehşetli azameti, o şahsiyetin mümessilinde, hem o mümessilin büyük heykellerinde gösteriliyor. Amma fevkalâde ve harika iktidarları ise, ekser icraatları tahribat ve müştehiyât olduğundan, fevkalâde bir iktidar görünür. Çünkü tahrip kolaydır. Bir kibrit bir köyü yakar. Müştehiyat ise, nefisler taraftar olduğundan çabuk sirayet eder.

 ***

**On Birinci Mesele**

Rivayette var ki, “âhirzamanda bir erkek kırk kadına nezaret eder.”[1]

Allahu a’lem bissavab, bunun iki tevili var: Birisi: O zamanda meşru nikâh azalır veya Rusya’daki gibi kalkar. Bir tek kadına bağlanmaktan kaçıp başıboş kalan, kırk bedbaht kadınlara çoban olur.

İkinci tevili: O fitne zamanında, harplerde erkeklerin çoğu telef olmasından, hem bir hikmete binaen ekser tevellüdat kızlar bulunmasından kinayedir. Belki hürriyet-i nisvan ve tam serbestiyetleri kadınlık şehvetini şiddetle ateşlendirdiğinden fıtratça erkeğine galebe eder; veledi kendi suretine çekmeye sebebiyet verdiğinden, emr-i İlâhî ile kızlar pek çok olur.

 

Dipnot:

[1] Buhari, Nikâh: 110. Ayrıca, bir erkeğin elli kadına nezâret edeceğine dair hadis için bak: Buhari, İlim: 21, Eşribe: 1; Müslim, İlim: 9; Tirmizi, Fiten: 34; İbn-i Mâce, Fiten: 25; Müsned, 3:98, 176, 202, 213-214, 273, 289

 ***

**On İkinci Mesele**

Rivayetlerde var ki, “Deccalın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.”[1]

-Gaybı ancak Allah bilir- Bunun iki tevili vardır:

Birisi: Büyük Deccalın kutb-u şimâlî dairesinde ve şimal tarafında zuhur edeceğine kinaye ve işarettir. Çünkü kutb-u şimâlînin mevkiinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür. Bir gün şimendiferle bu tarafa gelse, yaz mevsiminde bir ay mütemadiyen güneş gurub etmez. Daha bir gün otomobil ile gelse, bir haftada daima güneş görünür. Ben Rusya’daki esaretimde bu mevkie yakın bulunuyordum. Demek Büyük Deccal, şimalden bu tarafa tecavüz edeceğini mucizâne bir ihbardır.

İkinci tevili ise: Hem Büyük Deccalın, hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdatları mânâsında üç eyyam var. “Bir günü, bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede, otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır” diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş.

Dipnot:

[1] Müslim, Fiten: 110; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Tirmizi, Fiten: 59; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 4:181.

 ***

**On Üçüncü Mesele**

Katî ve sahih rivayette var ki, “İsa Aleyhisselâm Büyük Deccalı öldürür.”[1]

Vel’ilmü indallah, bunun da iki veçhi var: Bir veçhi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidracî harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccalı öldürebilecek, mesleğini değiştirecek, ancak harika ve mu’cizâtlı ve umumun makbulü bir zat olabilir ki, o zat, en ziyade alâkadar ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâmdır.

İkinci veçhi şudur ki: Şahs-ı İsa Aleyhisselâmın kılınciyle maktul olan şahs-ı Deccalın, teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı mânevîsini öldürecek ve inkâr-ı ulûhiyet olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ancak İsevî ruhânileridir ki, o ruhâniler din-i İsevînin hakikatini hakikat-i İslâmiye ile mezc ederek o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hattâ, “Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdîye namazda iktida eder, tâbi olur”[2] diye rivayeti, bu ittifaka ve hakikat-i Kur’âniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder.

 

Dipnotlar:

[1] Tirmizi, Fiten: 62; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Müsned, 3:420, 4:226; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:529-530. 

[2] Buhari, Enbiya: 49; Müslim, İmân:244, 245, 247; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 2:336, 3:368

 ***

**On Dördüncü Mesele**

(Lozan’da Türk heyetinde yer alan Yahudi Hahambaşı Haim Nahum)

Rivayette var ki, “Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.”[1]

 

Allahu a’lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya’da çıkmış. Çünkü, her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya’nın Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin’den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya’nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.

 

Dipnot:

[1] Müslim, Fiten: 124; Müsned, 3:224, 292, 4:216-217.

 ***

**On Beşinci Mesele**

Ye’cüc ve Me’cüc hâdisâtının icmali Kur’ân’da olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise, Kur’ân’ın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar tevil isterler. Belki râvîlerin içtihadları karışmasıyla, tabir isterler.

Evet, bunun bir tevili şudur ki -Gaybı ancak Allah bilir- : Kur’ân’ın lisan-i semâvîsinde “Ye’cüc” ve “Me’cüc” namı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin-i Maçin’den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa’yı hercümerc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zîr ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hattâ şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır.

Evet, ihtilâl-i Fransevîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden, aşıladığı fikir, bilâhare bolşevikliğe inkılâp etti. Ve bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette, ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise, Çin-i Maçin’de kırk günlük bir mesafede yapılan ve Acaib-i Seb’a-i âlemden birisi bulunan Sedd-i Çinînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur’ân’ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mucizâne ve muhakkikane haber vermiş.

 ***

**On Altıncı Mesele**

Rivayette var ki: İsa Aleyhisselâm Deccalı öldürdüğü münasebetiyle, “Deccalın fevkalâade büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu”[1] gösterir.

Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki -Gaybı ancak Allah bilir- : İsa Aleyhisselâmı nur-u İmân ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhâniye-i mücahidînin kemiyeti, Deccalın mektepçe ve askerce ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir.

 

Dipnot:

[1] İbn-i Kesîr, Nihâyetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye, 1:103-4; Alâuddin el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 14:330; Süyûti, ed-Dürrü’l-Mensûr, 5:355; Süyûti, el-Hâvî Li’l-Fetâvâ, 2:588; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 8:244

 ***

**On Yedinci Mesele**

Rivayette var ki, “Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulâde bir eşeği vardır.”[1]

Allahu a’lem, bu rivayetler tamamen sahih olmak şartıyla tevilleri şudur: Bu rivayetler mucizâne haber verir ki, “Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp işitir ve umum ceridelerinde okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt’asını ve yetmiş hükûmetini görecek ve gezecek” diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir.

Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit bir kral sıfatıyla işitilir. Ve gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. Ve bindiği merkebi ve himarı ise, ya şimendiferdir ki bir kulağı ve bir başı cehennem gibi ateş ocağı, diğer kulağı yalancı cennet gibi güzelce tezyin ve tefriş edilmiş. Düşmanlarını ateşli başına, dostlarını ziyafetli başına gönderir. Veyahut onun eşeği, merkebi, dehşetli bir otomobildir veya tayyaredir veyahut -sükût lâzım!

 

Dipnot:

[1] İbn-i Kesîr, Nihâyetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye, 1:106; İbn-i Ebî Şeybe, el-Musannef, 7:495-500.

 ***

**On Sekizinci Mesele**

Rivayette var ki, “Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.”[1]

Yani,[*] -fî yevmin kâne mıkdâruhu elfe seneh- âyetinin sırrıyla, bin sene hâkimâne ve mükemmel yaşayacak. Eğer istikamette gitmezse, ona yarım gün var. Yani, ancak beş yüz sene kadar hâkimiyeti ve galibiyeti muhafaza eder. Allahu a’lem, bu rivâyet kıyametten haber vermek değil, belki İslâmiyetin galibâne hâkimiyetinden ve hilâfetin saltanatından bahseder ki, ayn-ı hakikat ve bir mucize-i gaybiye olarak aynen öyle çıkmış. Çünkü hilâfet-i Abbâsiyenin âhirinde, onun ehl-i siyaseti istikameti kaybettiği için, beş yüz sene kadar yaşamış. Fakat ümmetin heyet-i mecmuası ise, istikameti kaybetmediğinden, hilâfet-i Osmaniye imdada gelip bin üç yüz sene kadar hâkimiyeti devam ettirmiş. Sonra Osmanlı siyasiyyunları dahi istikameti muhafaza edemediğinden, o da ancak (hilâfetle) beş yüz sene yaşayabilmiş. Bu hadîsin mucizâne ihbarını, hilâfet-i Osmâniye kendi vefatıyla tasdik etmiş. Bu hadisi başka risalelerde dahi bahsettiğimizden burada kısa kesiyoruz.

 

Dipnot:

[1] Ebû Dâvud, Melâhim: 18; Müsned, 1:170, 4:193.

[*] Sizin gününüzle bin sene kadar uzun olan kıyâmet gününde” Secde Sûresi: 32:5.

 ***

**On Dokuzuncu Mesele**

Rivayetlerde, âhirzamanın alâmetlerinden olan ve âl-i Beyt-i Nebevîden Hazret-i Mehdînin (Radıyallahu Anh) hakkında ayrı ayrı haberler var. Hattâ bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velâyet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

Allahu a’lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: Büyük Mehdînin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır, me’yusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî âl-i Beytten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Meselâ, siyaset âleminde Mehdî-i Abbâsî ve diyanet âleminde Gavs-ı âzam ve Şâh-ı Nakşibend ve aktâb-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdînin bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdî hakkında gelen rivâyetlerde, medâr-ı nazar Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olduğundan, rivayetler ihtilâf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: “Eskide çıkmış.” Her ne ise… Bu mesele Risale-i Nur’da beyan edildiğinden, onu ona havale ile burada bu kadar deriz ki: Dünyada mütesanit hiçbir hanedan ve mütevafık hiçbir kabile ve münevver hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur ki, âl-i Beytin hanedanına ve kabilesine ve cemiyetine ve cemaatine yetişebilsin.

Evet, yüzer kudsî kahramanları yetiştiren ve binler mânevî kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur’âniyenin mayasıyla ve imanın nuruyla ve İslâmiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden âl-i Beyt, elbette âhir zamanda, şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile, ilân ile, icra ile, başkumandanları olan Büyük Mehdînin kemâl-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lâzım ve zarurî ve hayat-ı içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır.

 ***

**Yirminci Mesele**

Güneşin mağripten çıkması[1] ve zeminden dâbbetü’l-arzın zuhurudur.[2]

Amma güneşin mağripten tulûu ise, bedahet derecesinde bir alâmet-i kıyamettir. Ve bedaheti için, aklın ihtiyarı ile bağlı olan tevbe kapısını kapayan bir hadise-i semâviye olduğundan, tefsiri ve mânası zâhirdir, tevile ihtiyacı yoktur. Yalnız bu kadar var ki:

Allahu a’lem, o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i arz kafasının aklı hükmünde olan Kur’ân onun başından çıkmasıyla zemin divâne olup, izn-i İlâhî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp, garptan şarka olan seyahatini irade-i Rabbânî ile şarktan garba tebdil etmekle güneş garptan tulûa başlar. Evet, arzı şems ile, ferşi Arş ile kuvvetli bağlayan hablullahi’l-metîn olan Kur’ân’ın kuvve-i câzibesi kopsa, küre-i arzın ipi çözülür, başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar. Hem müsademe neticesinde emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir tevili vardır.

Amma “dâbbetü’l-arz”: Kur’ân’da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise, ben şimdilik, başka mes’eleler gibi katî bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: Gaybı ancak Allah bilir.

Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe’ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a’lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki, illâ dâbbetul ardı te’kulu minseeteh[3] âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü’l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler İmân bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, İmân hususunda o hayvanı konuşturmuş.

Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.[4]

Subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm.[5]

 

Dipnotlar:

[1] Buhari, Fiten: 25, Tefsîr-u Sûre: 6:9, Rikak: 40; Müslim, Tevbe: 31, İman: 248, 249, Fiten: 39, 40, 118, 128, 129; Ebû Dâvud, Cihad: 2, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsîr-u Sûre: 6:8, 9; İbn-i Mâce, Fiten: 25, 28, 32; Dâremi, Siyer: 69; Müsned, 1:192, 2:164, 201…, 3:31, 4:6, 7.

[2]  Müslim, İmân: 249, Fiten: 39, 40, 118, 129; Ebû Dâvud, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsir-u Sure 6:9; İbn-i Mâce, Fiten: 28, 31, 32; Müsned, 2:164, 201, 295, 4:6, 7, 5:268, 357

[3] Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu.” Sebe’ Sûresi: 34:14.

[4] Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme.” Bakara Sûresi: 2:286.

[5] Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi: 2:32.

 ***

NOT: Birçok düzenleme yapmak zorunda kaldım, bilhassa dipnotlarda… Bu yüzden bazı hataların olması mümkün. Burada bir hususun altını çizelim… Bediüzzaman Said Nursi’nin (rh.a.) bu çalışması kıyamete yakın çıkacak olan Büyük Deccal ile ilgili değil. Islam Deccalı, yani Süfyan ile ilgilidir. Bu paylaşım vesilesiyle Bediüzzaman’ın (rahmetullahi aleyh) Ruhuna el – Fatiha.

Elbette ben de Dualarınıza talibim.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

23 comments on “Bediüzzaman Said Nursi’nin (rh.a.) Deccal (Islam Deccalı / Süfyan) çalışması ve M. Kemal Atatürk

  1. Geri bildirim: Türkiye’deki Müslümanlar neden tutuklanıyordu « Belgelerle Gerçek Tarih

  2. bu 5. şua hakkıda bediüzzaman hazretleri defalarca celb edilmiş ve mahkum olmamıştır. Sebebi Osmanlıda darülhikmet-i islamiyede aza iken Mustafa Kemal ortada yokken yazılmış olmasıdır. şualar 2 de altınbaşak neşriyatın tıpkı basım osmanlıca nüshalarında da mahkeme kayıtları vardır.

  3. Ebu süfyan (radiallahü teala anh) eshab olmakla şereflendi, dolayısıyla başkalarını kötülemek manasında isminin kullanılması son derece tehlikeli bir durumdur.

      • Ehli sünnet itikadında ki müslümanlar Eshabı Kiram’ı (alehimürrıdvan) hiçbirini kötülemez. Hepsinin ismini edeble yâd eder, Vahşi demez, Hazret-i Vahşi der (radiallahü anh) Bizim gibi avamların hadis-i seriflerde ki manaları anlamamız çok güçtür. İslam alimleri bunları bildirmediği sürece kullanmak hiç uygun değil, bu durum şuna benziyor. Said Nursi, falanca din düşmanı için zamanımızın imamı azamı dedi, ya da zamanımızın ebu bekri dedi (haşa) neyse sustum artık zekilere bu yeter çok bağırdım, dinleyen varsa eğer.

  4. Atatürkü sevmeye başladım çünkü adam dünyaya çocuk getirmemiş kral adam budur haksızlıği sevmeyenin kalbi burda belli oluyor bu zalim dünyaya çocuk getirmeyen terbiyesini almış yaşadığı acılardan kendine ders çıkarmış belki burda Atatürk kuranı yakmış bu yüzden deccaldir denmiştir veya başka sebebler yüzünden gibi laflar ediyorlar unutmayın ki bizlerde hata yaptık bizlerde gün geldi haklılığımızın verdiği üzüntü ve nefretle hakkımızı almak için Allaha bile meydan okuduk ondan şüphe ettik bu bizim iyi niyet ve adalet duygumuzdan kaynaklanıyordu ama Allah ne yaptı bize kızmadı çünkü niyetimizin iyi olduğunu biliyordu bizi bilgilendirmeye çalıştı o yüzden Atatürk gibi iyi bir insanı kötülemeyiniz oda bizler gibi adil bir karşılık bekledi ben bile eskiden kurana elimin tersiyle vurdum ve hatta yakmayı ,tükürmeyi bile düşündüm bu yüzden deccal mıyım ? Bence Deccal olan kişinin içinde iyi bir niyet yoktur ve iyi niyet yüzünden de kötü olmamıştır ! Sağlıcakla kalın Allaha emanet …

    • Yorumun ve samimi itiraflarin icin sagol Kenan. Biz M. Kemal’in kendi sahsina münhasir hareketleriyle alakadar olmuyoruz. O, Kur’an’i elinin tersiyle iterse itsin, bizi alakadar etmez, Allah ile kendi arasindadir. Ancak böyle biri müslüman bir topluma lider olamaz. Kaldi ki, o bunu sadece kendi yapmakla kalmadi, halkin da imaniyla oynadi. Iste asil mesele budur. Gerek ders kitaplarinda, gerekse mecliste yaptigi konusmada dine hakaretler edildi, bunu mazur görmek mümkün degil. Saglicakla kal.

      • Haklısın abicim islama darbeler vurdu dinsizligi savundu benim atam bu olamaz.ustadimaza sevgiler .kardesim risei nurlari oku daha iyi anlarsin

    • kenan sallama kenan boş keseden atma!
      kemali yalamak için bunca saçma bahaneyi nerden buluyorsunuz yahu?

      yahu he he kemal hayatı dünyayı sevmiyordu böyle zalim dünyaya çocuk getirilmez deyip çocuk sahibi olmadı kafaya bak.kemal saraylarda villalarda balolarda danslarda havuzlarda sahillerde gününü gün ediyordu anadoluda halk yaşanmış savaşların tüm acılarını çekiyordu,halk açlıktan hastalıktan kırılırken o şaaşalı avrupa jet sosyetesine ev sahibi olup onlarla lükste yarışmak onlara nazire yapmak derdindeydi.

      ayrıca kemalin çocuğu olmuyordu çünkü kısırdı.kısır olmasının nedeni ‘bel soğukluğu’ denen cinsel bir hastalıktır ve doktorunun anılarında yazdığı gibi kemal 20li yaşlardan itibaren genç bir subayken fahişelerle düşüp kalkmaktan bu hastalığı kapmış ve kısır kalmıştır..

      kemal bildiğimiz gibi bir evlilik yaptı.Latife hanımla yaptığı evlilik ve yaşananlarda ilginçtir ve bunların açıklanması yasaktır.Neyse kemal evlenince anadolu halkı bilirsiniz çocuk bekler kemalin baba olmasını görmek ister.ama kemal baba olamaz çünkü malum sebepten kaptığı hastalıktan dolayı kısırdır.avanesi halkın bu arzularına karşı gerçeği örtbas etmek için şu cevabı vermişlerdir;
      ‘paşanın çocuğu olmuyor çünkü cephede böbreklerini üşüttü.”

      bel soğukluğu gibi ne böbrekle ne de üşütmekle alakası olmayan cinsi bir hastalığı halkı küçük ve aptal görerek ‘bel soğukluğu’ hastalığını böyle tanımlayarak olayı geçiştirmişlerdir.rezaletin bu kadarı yalancılığın nankörlüğün kibirin hainliğin bu kadarı.

      ayrıca kısır olan çocuğu olmayan sonraları Latife hanımdan da boşanan kemal bir çok evlatlık edinmiştir.Bunlardan biride bombacı sabihadır.

      yani senin kemal sandığın kadar kral adam değildir kenan .

    • Dinimizi kötülüyen değil feto veya mustafa kemal kim olursa olsun inşALLAH hepsiyle başa çıkarız, birine ata derken dikkat et İslamı karalamaya çalışandan ezanı türkçe okutandan 1924e kadar islamı kullanıp daha sonraki kitaplarında vs. İslamı kötüleyerek iki yüzlülük yapan insana ben ata demem ben Peygamber efendimiz HZ.MUHAMMED (S.A.V)’in hadisine layık olmus dini ile hareket edip dünyaya İslamı yaymış cihan imparatorluğunu kurmuş ilmi ve bilmi başarıları olan hak yolunu bulmuş ve daha nice sözler söylenecek olan Fatih Sultan Mehmet’e ata derim.Kısacası bizim dinimiz devlettede olmak zorundadır.RTE’nin bir sözü vardır onlar dinin tüccarlığını yapar biz dini yaşarız.İslam böyle bişeydir kardeşim heryerde yaşamak lazım…

    • Sen belki de o sözünle cehennem odunu olacaksin. Korkmuyor musun cehennem odunu olmaktan? Ne kadar taniyorsun Feto dedigini? Okudun mu kitaplarini? Dinledin mi vazlarini, sohbetlerini? Peki ne ogretiyor? Hiç dinden baska biseymi konustu? Insanlarin derdinden baska biseymi dertlendi? Senin anan babandan daha cok seni düsündü, senin cehenneme gitmemeni. Gözünüzü açin kimin Kim oldugunu taniyin! Fitneye kurban gitmeyin Allah askina!

      • Öyle bir anlatmışsın ki sanki baban!!! Ben bu dediklerinin çoğunu aptım kitabını okudum,sohbetini cd den dinledim vaizlerini tv den gördüm.Ama gördüklerimin hepsinde sahte bir görüntü ve samimiyetsizlik vardı.Senin anan babandan tabiki daha çok seni düşünecek çünkü militan lazım adama.Yoksa onun için bunları yazacak gerekirse ölecek adamlar bulamaz yanına islamı kötülemek ve vatanımıza göz dikecek şekilde.O yüzden inşallah Allah sana da doğru yolu göstermeyi nasip eder.Benden de sana bir tavsiye.
        Seni yaradan rabbin adıyla OKU!!!…

    • 5. Şua da Üstad Bediüzzaman kimseye Deccal ya da Süfyan dememiştir. Hadisleri tevil ederek bu hadislerin manalarından bir manası bu olabilir demiştir. Bunu da 1910 gibi yapmıştır. Yani bu olayların hiçbirisi ortada yokken. Üstadın tabiri ile “Ben bir elbise diktim, O da giydi” Üstadın yazdıklarını yazdıktan kim yaptı ise o Onu bağlar.

  5. Sen cehennem odunu olmaktan korkmuyormusun. Feto dedigini me kadar taniyorsun. Hangi kitaplarini okudun? Hangi vazlarini dinledin? Eger bilerek kasden soyluyorsan vay haline

  6. hocam ne saçmalıyorsun ne vaazinden bahsediyorsun? Adamın yaptklarını görmüyor musun? Komiksin hangi vaazlerinden bahsediyorsun? Saf milleti kendi tarafına çekmekiçin saçma sapan ağlak videolarını mı? O dediğin videoları izledim ve komiklikten başka hiçbirşey yok.Eskiden bende izlerdim ama şimdi çok daha komik buluyorum. Yav adam ağlamaktan başka hiçbirşey yapığı yok bir iki birşey söylüyor sonra zırlayıp duruyor.

  7. Bak arkadaşim sen özürlümusün lafa bakilmaz. Bizde çok seviyorduk fetöyü, ama vatikana gitti papanin elini öptü oralardan direktif aldi., kurani kerim okunan evlerden dilenerek topladiği paralari kiliselere bağişladi. Baska ne yapti. Bir yandan Erdoğan
    a hirsiz damgasi vurur iken kendisi kurduğu tezgah ile soydu bu milleti. türkiyenin önemli sirlarini dişari verdi. Her firsatta her kaziği soktu bize. Pkk ile işbirliği buna dahil. Bak bu ülke müslüman. Bu ülkeyi ele geçirecek birisi islami kullanarak yapmak zorunda bunu. Yoksa taraftar toplayamaz. Okuttuğu adamlara kendisine bagli kalacağina dair kurana el bastirdi. Sonra yanliş haram işler yaptirdi onlara. Bu devlete karşi nankörluk. Türk ve müslümanin yapmamasi gereken işler. Kripto çikti bunlar. Sureti haktan gözüken ama aslinda bu milletten oç almaya kalkan. Ben mehdiyim peygamberim kainat imamiyim diyecek müslumanlari donuna kadar soyacaksin. Sonra ülkemizin silahlariyla ülkemizi yikmaya ele geçirmeye kalkacaksin. Ele geçirseydi o zaman görurdun ne kadar dindar olduğunu. Boynunda haç yada yahudi yildiziyla. Ülke zaten islamda kimi vurduruyor bu adam.
    Muslumanlari soyan islamin imkaniyla islami vurmaya kalkan birisi bu. Mehdi musluman ülkeyi yikmaya uğraşmaz. ABD nin Almanyanin desteğini alarak.
    Erbakana erdoğana neden duşman idi bu fetö bunun cevabi onlar özelliklede erbakan çok dindar müslüman olduğu için. Fetö eceviti çok seviyor ona şefaat etmekten bahsediyordu. Merveyi türbani sebebiyle meclisten kovan adami. Terslik ortada değilmi.
    Yurt dişina kaçirdiği paralar bizim milli servetimizdir. Bu milletten soyuldu onlar. Eğer fetö dindar müslümandi diyelim. Heryerde muslumanlarin başina bomba yağdiran ABD ve hristiyanlar ona zarar vermeyip koruyor. Ülkemize yaptiklarina rağmen darbe girişimine rağmen 2 ayi geçti bize teslim etmiyorlar.

  8. salih bak kardeşim hani ermeni bir gazeteci vardı Hrant Dink. onu öldürttürenin bile fetö olduğu üzerinde duruluyor. tv de açıklanıyor bu durum. onun örgütünün işidir deniyor. sebep. ülkedeki ermenileri açıklıyordu. sabiha gökçeni vs. ya fetödeki önemli isimleri ve fetönün kendisini bu şekilde açıklamiş olsa ne olurdu birilerinin hali. kandirilan ve inançlari üzerinden paraları sömürülen koskoca bir millet var ortada.
    Devlete adam yetiştiriyor sözde ama Kuranı Kerime el bastırılarak benim sözümden çıkmayacaksın deniyor.. sonrada haram günah olan işler yaptırılıyor. yani küfre sürükleniyor insanlar mecbur bırakılarak. açığını buldukları iş adamlarını tehdit ve şantaj yollu yolmak gibi. ölecek adamların hasta yataklarında başlarına dikilip mallarını kendi cemaatlerilerine bağışlattırıyorlar. adamın çoluk çocuğu perişan olmuş önemli değil. internette var. muhsin yazıcıoğlunun ölümünün arkasında fetö var. kendi ses kaydıyla. sınav soruları önceden çalınarak hilelerle hakları çalınan onca insanın durumunu düşün birde.
    zamanında çok desdekledik biz fetöyü çok savunduk onu. kurban toplamasını istiyor iş adamlarından 23-25 diye kota koyuyor. toplayamayanın cebine giriyor. kendinden ödüyor. herkeste böyle oluyor. bilinçli soygun.
    sen yanlişi destekleyerek Türk islamın ümmeti Muhammedin paralarını çuvallayıp amerikalara kaçıran bir örgütü destekleyerek kendin düşme cehenneme.

  9. tvde çıkmişti gerçek hayatta. Adamın birisi ben haşa Allahım diyor. bunlarda peygamberlerim musa. isa ve muhammed. saf bulmuş cami cemaatinden birisini. yemin ediyor öyle olduğuna. adamın her şeyini isteyip almişlar ellerinden. o kadarda saf olmayın. 80 e dayanmış adam. hiç evlenmemiş. nasıl durdu 65 sene.Varmı islamda bekar durma. özel hayat karışamayız ama papazlarda evlenmiyor diyorlar.

  10. Bazen şu fetöye dini konularda yanliş yorumlarla haksizlikmi ediliyor diye duşunmuyor değilim ama çarşaf çarşaf masonluk belgeleri yayinlandi. Adam tam bir bulmacalar yumaği ne olduğunu çoz çozebilirsen.

  11. bu sayfada hiç akıllı adam yok mu????????? evet. bende dahil. çünkü buradayım. hemen gitsem çok iyi olur…

  12. 5. Şua da Üstad Bediüzzaman kimseye Deccal ya da Süfyan dememiştir. Hadisleri tevil ederek bu hadislerin manalarından bir manası bu olabilir demiştir. Bunu da 1910 gibi yapmıştır. Yani bu olayların hiçbirisi ortada yokken. Üstadın tabiri ile “Ben bir elbise diktim, O da (M.Kamal) giydi” Üstadın yazdıklarını yazdıktan kim yaptı ise o Onu bağlar.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s