Atatürk bizi Padişaha kul olmaktan mı kurtarmıştır?

Atatürk bizi Padişaha kul olmaktan mı kurtarmıştır?

M. Kemal Atatürk, 1937’de Adana’da heykelinin başında… (Sanki mason nizam duruşuyla)

***

Kemalist cenahın en popüler sloganlarından biri hiç şüphesiz, “Atatürk sizi Padişaha kul olmaktan kurtardı” sloganıdır. Halbuki tam tersi olmuştur.

Meydanlara heykellerini diktiren Padişahlar değil, M. Kemal Atatürk idi. M. Kemal Atatürk, Isviçre, Almanya ve Italya’dan aldığı kul yapımı kanunları müslüman millete dayatmıştır. Asıl kula kulluk bu değil midir? Buna mukabil Padişahlar, müslümanları Allahu Teala’nın emirleriyle (Şeriat)[1] yönetiyor ve kendileri de bu emirlere uyuyordu.Bütün Islâm devletlerinde olduğu gibi, Osmanlı devletinde de padişah, devleti şeriata göre idare etmek zorunda idi. Bu sûretle şahsî ve keyfî idaresi şeriatle sınırlandırılmıştı. Zaten pa­dişah, devletin her türlü yetkilerini nefsinde toplamakla bera­ber, onları bizzat yürütmeyerek mutlak vekil olarak kabul ettiği Sadrazama devretmiştir. Sadrazam, devleti; şeriata ve kanun­nâmelere göre ve padişahın tasvibi ile idare etmek zorundadır. Şeriatla ilgili meselelerde yine padişah tarafından tâyin edilmiş olan Şeyhülislâm’ın fetvasını almaya mecburdur. Bu sûretle iktidarın icâbları padişah, sadrazam ve şeyhülislâm tarafından yürütülmekte, fakat iktidarı padişah temsil etmektedir.[2]

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci bu mevzuda şöyle yazmaktadır:

“Aslında Osmanlı Devleti’nde hiçbir zaman Avrupa’daki emsalleri gibi bir mutlakiyet olmamıştı. Çünkü idareyi kısıtlayan kanunlar vardı. Din ve geleneklerden kaynaklanan bu kanunları hükümdar bile değiştiremezdi. Padişah, her istediğini yapmaktan mahrumdu.”[3]

Bütün bunlara rağmen padişah şeriatın dışına çıkarsa ne yapılması gerektiği Kanunî Sultan Süleyman’ın koy­duğu şu kanunnâmede zikredilmektedir:

“Devlet idaresi ulemâ ile vükelâya tevdî edilmiştir. Padişah’ın doğru yoldan sapması halinde, ulemâ ve vüke­lâ ordu reislerini keyfiyetten haberdar ederek padişahı tahtdan indirip yerine hanedan erkânından diğerini seçecektir.”[4]

Kemalistlerin, “Padişaha kulluk ediliyordu” iftirasını attıkları Osmanlı Devleti’nde, Allahu Teala’nın emirlerine uymayan Padişahın tahtdan indirileceğine dair kanun vardı. Ancak kemalistlerin övdükleri Atatürk döneminde bakın M. Kemal ne diyordu:

“Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.[5]

M. Kemal bu sözleri Mecliste söylediğini Nutuk’ta kendi yazıyor… Milletvekillerini, kafalarını kesmekle tehdit eden adamın rejiminde, “Hakka” kulluk; ama Allahu Teala’nın emirlerine uymadığı takdirde padişahın tahtdan indirileceğine dair kanun yapan Osmanlı Devleti’nde, “Padişaha” kulluk yapılıyordu, öyle mi?

Kimi kandırıyorsunuz siz?

Sadece bu kadar mı? Kendi kul yapımı kanunlarına bile uymayacağını M. Kemal Atatürk şöyle ifade ediyordu:

“Hedefimize varmak için kanunlarımız müsait değilse o kanunları değiştiririz, yeni kanun yaparız. En nihayet lüzum ve mecburiyet görürsek bu yolda her şeyin üstüne çıkarak hedefimize yürümekte, asla tereddüt etmeyiz.”[6]

Diktatörlüğünü ne de güzel anlatmış… Devlet, kanun ve millet kendisinin oyuncağı olmuş… Keyfine, hırsına, intikam hissine göre değişir durur. M. Kemal’in sözünün özeti; “Sade keyfim hüküm sürer” demektir. Hele şu kısım: “…bu yolda her şeyin üstüne çıkarak…”

Yani bu demektir ki;

“Sıkışırsam kanun da tanımam, çalarım, asarım, keserim…”

Ayrıca Osmanlı Padişahlarının adıyla Ezan okunduğunu bilmiyoruz ama M. Kemal Atatürk döneminde Yusuf Ziya Ortaç, “Atatürk’e Ekber!” diye saçmalayabilmiştir:

“Atatürk’e Ekber!
Atatürk’e Ekber!
ancak O var: Atatürk!
Evliya odur, peygamber odur, sanatkâr Atatürk,
Tarihe hakim, zekâya önder, doğma serdar Atatürk,
Bunları geçti insan büyüğü: Kendi kadar Atatürk!”[7]

*


***

Aka Gündüz’ün şu yazdıkları ise, Atatürk döneminde kul kültürünün ne denli yaygınlaştığını göstermesi bakımından, son derece önemlidir:

“Atatürk’ün tapkınıyız! […] Her şeyde Atatürk, Yerde O! Gökte O! Denizde O! var da O! yok da O! her şeyde O! Atatürk! […] Yerdedir, göktedir, sudadır, alandadır, diktedir, pusudadır. Görünmezi görür! Bilinmezi bilir! duyulmazı duyar! Sezilmezi sezer, ezilmezi ezer! Her şeyde Atatürk! Elimizi yüzümüze, gönlümüzü özümüze kapıyoruz. Biz sana tapıyoruz! Biz sana tapıyoruz! […] Varsın, Teksin, Yaratansın! Sana bağlanmayanlar utansın!”[8]

Şimdi bazıları, “onlar yazdıysa Atatürk’ün bunda ne suçu var” diyebilir. Ancak, sudan bahanelerle birçok yayının yasaklandığı[9] yıllarda bu şiirlere müdahale edilmiş midir?

Ne gezer!

Tam tersine, ödüllendirilmiştir.

Milletvekillerini M. Kemal Atatürk’ün belirlediği bir dönemde[10] Aka Gündüz’ün, yazdığı bu şiirden sonra Atatürk tarafından Milletvekili olarak atanması[11], bu methiyelerin “ödülü” değil de nedir?

Aka Gündüz’ün bu şiirinin M. Kemal Atatürk’ün gazetesi “Hakimiyet-i Milliye”de yayınlanmış olması da mı bize hiç bir şey anlatmıyor?

Demek ki, M. Kemal Atatürk’ü putlaştıranlar bizzat M. Kemal tarafından ödüllendiriliyordu. Dolayısıyla “kula kul olmak” Osmanlı Devleti’nde değil, aksine, Atatürk döneminde vaki olmuştur.

Bu kemalistler ne garip; “Bizi padişahlara kul olmaktan kurtardı” dedikleri M. Kemal’in heykellerini -milletin parasıyla, tüyü bitmemiş yetimin hakkı ile- yapıp sabah akşam tapınıyorlar ama farkında değiller. Oysa Padişahlar, Allah’a kul olmaya çağırmışlardı; bu yüzden heykellerini değil, Cami yaptırmışlardı… M. Kemal gibi Allah’a ibadet edilen Cami’leri yıkmamışlardı.[12]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Şeriat hakkında malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/25/m-kemal-ataturk-neyi-kaldirmis-turk-dil-kurumu-cevaplasin/

[2] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, (Birinci Meşrutiyet ve Istibdat Devirleri. 1876-1907), 3. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1983, cild 8, sayfa 194.

[3] Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı’nın Çöküşü, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 21.

[4] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, (Birinci Meşrutiyet ve Istibdat Devirleri. 1876-1907), 3. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1983, cild 8, sayfa 196.

[5] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 691.

[6] (1931) Ayın Tarihi, cild 25, sayı 82, 83.

[7] Yusuf Ziya Ortaç (1933), derleyen Behçet Necatigil, Atatürk Şiirleri, Türk Dil Kurumu Yayınları 1963.

[8] Aka Gündüz, “Yürekten Sesler”, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 4 Ocak 1934. Aktaran Ismail Beşikçi, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Tüzüğü (1927) ve Kürt Sorunu, Yurt Kitap-Yayın, Istanbul 1991, 2.basım, sayfa 188.

[9] Atatürk döneminde yasaklanan yayınlar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/08/m-kemal-ataturkun-yasakladigi-kapattigi-gazeteler-basin-sansuru/

[10] Milletvekillerinin M. Kemal Atatürk tarafından atandığına dair tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/08/hakimiyet-kayitsiz-sartsiz-milletin-mi-yoksa-ataturkun-mu/

[11] Aka Gündüz, M. Kemal Atatürk tarafından milletvekili olarak atanmıştır; TBMM Albümü (1920 – 2010), cild 1 (1920-1950), TBMM Basın ve Halkla Ilişkiler Müdürlüğü Yayınları, sayfa 187.

[12] Tek Parti döneminde satılan Camiler ile alakalı M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/27/tek-parti-doneminde-satilan-camiler-ile-ilgili-m-kemal-ataturk-imzali-birkac-belge/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s