M. Kemal Atatürk’ü savunan “sözde” Hoca’ya Reddiye / Cevap

M. Kemal Atatürk’ü savunan “sözde” Hoca’ya Reddiye / Cevap

M. Kemal Atatürk’ü dayanaksız savunan “sözde” hoca

***

M. Kemal’i savunan “sözde” Hoca’nın kim olduğunu, gerçekten Hoca mıdır yoksa değil midir bilmiyoruz. Bu kounda herhangi bir malumatımız yok. Elimize sadece bir videosu geçti.

Gelelim reddiyemize.

Birinci mesele…

“Sözde” Hoca, videoda kendisine sorulan soruya cevap vermek yerine demogoji yapıyor. Sorulan sual mealen şöyle idi: M. Kemal Ezan’ı yasaklamış, tekke ve medreseleri kapatmış, bunlar ne kadar doğru?

“Sözde” Hoca, bu suale cevap vermek yerine, M. Kemal’in Alimlerin kafalarını kesmesi hakkında mealen; “Kesilmesi gereken hocaların kafaları kesildi… Her önüne gelen Mescid açıp askerlik vazifesini orda yapıyordu” diyor.

Peki bunun kriteri nedir? Neye göre kafa kesiyor, iman ölçer aleti mi vardı? Bu konuda bilgi yok. Ezan’dan “Allah” isminin çıkarılması hakkında da bilgi vermiyor. Peki askerlik vazifesini yapmamak için Mescid açan hocalar varsa (ki bildiğimiz böyle bir şey yok, varsa delillendirsin) bu uygulamayı önlemek için kafa mı kesmek lazım? Yoksa Mescid açmayı şarta bağlamak ve uymayanlara para/hapis cezası öngören bir kanun mu çıkarmak lazım? Islah etmek varken diktatörlüğe, barbarlığa ne gerek var?

Madem öyle, bugün sahte çürük raporu veriliyor diye Hastaneleri kapatmak ve Hekimleri asıp, kesmek gerekmez mi? Bu uygulama ne kadar akıl ve mantık dışıysa, M. Kemal’in uygulaması da aynı derecede akıl ve mantık dışıdır.

Madem batılılar gibi medeni (!) olacağız iddiasıyla bu yola girildi, o halde batıda herhangi bir uygulamanın önüne geçmek için kafaların kesildiği bir hadise zikretsinler de, biz de bunu makul karşılayalım.

Ismet Inönü de milli mücadeleye katılmak yerine “…Ismet Ağa olalım, hayatımızı çiftçilikle sürükleyelim…”[1] demişti, onun da kafasını kesseydi ya. Demek ki bu gerekçe sudan bahanedir, maksat Islam düşmanlığıdır.

Delilimiz de bizzat M. Kemal’in şu sözüdür:

“İlk yapacağım icraat, bu millet ve devletin bu hale gelmesinde en büyük sorumluluğu taşıyan yobazları, sarıklı softaları sarıklarından yakalayıp ibret-i âlem için sokaklarda dizi dizi asmak olacaktır.”[2]

Öyle anlaşılıyor ki, derdi alimlerdi. Oysa bizi Birinci Dünya Harbi’ne sokan, ve devleti bu hale getiren asıl suçlular, M. Kemal’in de mensubu olduğu mason güdümlü Ittihat ve Terakki Cemiyeti’ydi… Dolayısıyla kafa kesmeye kendi mensubu olduğu yahudi dönmelerin Cemiyeti’nden başlaması gerekirdi.

Kaldı ki, bütün müminlerin birden savaşa katılmalarının doğru olmadığı ayetle sabittir:

Tevbe Suresi (Elmalılı meali)

122 – “Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah’ın azabından sakınırlar.”[3]

***

Ikinci mesele…

“Sözde” Hoca M. Kemal için: “belki de bir Veli idi” diyor.

Fesubhanallah, bu kadar da atılmaz ki…

M. Kemal’in hizmetine girdiği 3 Temmuz 1927′den, ölümü olan 10 Kasım 1938′e kadar M. Kemal’in yanından hiç ayrılmayan ve bu müddet zarfında M. Kemal’in ünlü sofrasının konuklarına, devlet başkanlarının ziyaretlerine şahit olan Uşağı Cemal Granda; M. Kemal’in alkol aldığını anılarında yazmıştır.[4]

Alkolün, Cenab-ı Hakk tarafından; “şeytan işi bir pislik”[5] olduğu bildirilmiştir… Ve ben bunu içen bir Veli profiliyle hayatımda ilk kez karşılaşıyorum. Bu nasıl bir hoca anlamak mümkün değil.

Öte yandan Rabbimizin, “indirdiğim ile hükmet”[6] yani “Islam’ın hükümleriyle hükmet” emrine rağmen, bayrağı “haç” olan Isviçre’nin kanunlarını alan birine Veli demek; fasıklık değil de nedir?

Ikinci meselemiz olan Veli bahsini de noktalıyoruz… Gelelim üçüncü meseleye.

***

Üçüncü mesele…

“Sözde” Hoca, Laikliği; “dinli ile dinsizin devlet kanunları içerisinde kardeş gibi yaşaması” şeklinde tarif ediyor.

Oysa Rabbimiz Kur’an’da; “Müminler ancak kardeştirler”[7] ve “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri/inkarcıları dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”[8] buyuruyor.

Kur’an, “dost edinmeyin” diyor, bu “sözde” hoca da “kardeş gibi yaşayacak” diye haykırıyor… Hayret verici bir durum. Şunu da belirtelim ki, kardeş gibi yaşamamak, birlikte yaşanmayacak ve düşman olunacak anlamına gelmez.

Ayrıca, Laiklik; devlet ve din işlerini birbirinden ayırmaktır. Kur’an’da, kasten birini öldürene “Kısas” uygulanması Farz kılınmıştır.[9] Yani, birinin canını kasten alanın (maktulün ailesi affetmezse) canı alınır.

Peki, Islam Devleti olmadan üzerimize Farz kılınan bu hükmü nasıl uygulayacağız?

Bunu da geçelim, madem Laiklik; din ile devlet işlerini ayırıyor… Devlet dine, din de devlete karışamıyor, o halde M. Kemal hangi hak ve yetkiyle Ezan’dan “Allah” ismini çıkarıyor? Hangi hak ve yetkiyle “Türkçe ibadet” ucubeliğini uygulamaya kalkışıyor? Bu noktada birçok soru sormak mümkün, ancak reddiyemizin hacmini aşacağı için bu kadarı ile iktifa ediyoruz.

***

Dördüncü ve son mesele…

“Sözde” Hoca, M. Kemal’i; “çok ileri görüşlü” (hocaların kafalarını kesmesi olsun medreseleri ve tekkeleri kapatması olsun) her konuda “attığı adımları bilen, ne yaptığından haberdar” şeklinde tarif ediyor.

Daha sonra M. Kemal’i kendine siper ederek bu devlete hainlik yapanlardan bahsediyor. M. Kemal’in yolunu, kendisini siper edenlerin bozduğunu söylemek istiyor.

Bu ne çelişki böyle? Hani M. Kemal “çok ileri görüşlüydü”? Neden bu tehlikeyi önceden görüp müdahale etmemiş? Hocaları asıp, keserken ileri görüşlü oluyor da, kendisini siper ederek yolunu saptıracak (!) olanları neden fark edemiyor? Halbuki, M. Kemal’in Ismet Inönü’ye “Benden sonra senin gelmen için lâzımını yapmalıyız”[10] dediğini Kazım Karabekir Paşa hatıralarında yazmıştır.

Yani, Devletin başına geçecek olan idareciyi bile kendi tespit etmiş zaten. Peki bu “sözde” Hoca buna ne diyecek? Hocaların kafalarını kesen M. Kemal, onların kafalarını neden kesemiyor, hatta onlara mevki ve makam tahsis ediyor?

M. Kemal ve avenesinin aynı ideolojiyi temsil ettikleri, CHP’nin Mayıs 1935 tarihinde toplanan Dördüncü Büyük Kurultayı’nda kabul edilen CHP Programı’nda açıkça görülmektedir. Programın “Giriş” kısmında şöyle yazmaktadır:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin programına temel olan ana fikirler, Türk Devrimi’nin başlangıcından bugüne kadar yapılmış olan işlerle, yalın olarak ortaya konmuştur. Bundan başka, bu fikirlerin başlıcaları, 1927 yılında Parti Kurultayı’nca da kabul olunan tüzüğün genel esaslarında ve Genel Başkanlığın, aynı kurultayca onanmış olan bildiriğinde ve 1931 kamutay seçimi dolayısiyle çıkarılan bildirikte saptanmıştır.

Yalnız birkaç yıl için değil, **geleceği de kapsayan** tasarılarımızın ana hatları burada toplu olarak yazılmıştır.

Partimizin güttüğü bütün bu esaslar, **Kamâlizm** prensipleridir.”[11]

“Geleceği” de kapsayan tasarıların ana hatları bile CHP’nin 1935 yılında toplanan ve M. Kemal’in de iştirak ettiği Dördüncü Büyük Kurultay’ında kabul edilmiştir. Daha bunun neresi inkar ediliyor?

Bu “sözde” Hoca’ya bu kadar cevap yeterli… M. Kemal’in “Gökten indiği sanılan kitapların dogmaları…”[12] hezeyanına…

Inkılabı; “…din ve mezhep bağı yerine kişilerini Türk milliyetçiliği etrafında toplamak”[13] şeklinde tanımlamasına, Kur’an’daki bir Sure için haşa “tiksindirici” demesine[14], “Müslümanlığı bir yana bırakalım” sözüne[15], veya Ikre, Bismi, Rabbi” yani “OKU” ayetine haşa “safsata” demesine[16] değinmeyeceğiz bile.

“Sözde” hocadan bu konuları tekrar araştırmasını rica ediyoruz. Kendisini tevbe etmeye ve yanlışını düzeltmeye davet ediyoruz.

Belki cevabımız biraz ağır olmuş olabilir… Kimseye saygısızlık yapmak niyetinde değiliz. Ancak “sözde” hoca, asılsız beyanlarına aldanıp batılda inat edenleri düşünmesi lazım. Neticede yarım hekim candan, yarım hoca imandan edermiş.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Kazım Karabekir, Istiklal Harbimiz, Türkiye Yayınevi, Istanbul 1960, sayfa 7.

[2] Atatürk Ansiklopedisi, May Yay., cild 1, sayfa 148.

[3] 9-Tevbe Suresi 122.

[4] Cemal Granda (Çelebi), Atatürk’ün Uşağı İdim, Yayına hazırlayan: Turhan Gürkan, Hürriyet Yayınları, Istanbul 1973, sayfa 39, 60.

[5] 5-Maide Suresi 90.

[6] Mesela, 5-Maide Suresi 44, 48, 49.

[7] 49-Hucurat Suresi 10.

[8] 4-Nisa Suresi 144.

[9] 2-Bakara Suresi 178.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/05/seriat-hukumleri-ve-hikmetleri-kisas-katilin-hukmu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/11/turkiyede-laik-sistemden-dolayi-uygulanamayan-bir-ayet/

[10] Kazım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 123, 124.

[11]  CHP Programı, Partinin Dördüncü Büyük Kurultayı Onaylamıştır, Mayıs 1935, Ulus Basımevi, Ankara, 1935.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/30/iste-putculugun-resmi-vesikasi-kamalizm-prensipleri/

[12] M. Kemal Atatürk, TBMM Zabıt Ceridesi, cild 20, Içtima 1, 1.11.1937, sayfa 3. Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/24/m-kemal-ataturkun-gokten-indigi-sanilan-kitaplar-sozunu-savunanlarin-iddialarina-reddiye-cevap/

[13] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 2, sayfa 240.

Ayrıca bakınız;

Behçet Kemal Çağlar, Bugünün Diliyle Atatürk’ün Söylevleri, Türk Dil Kurumu (TDK) Yayını, Ankara 1968, sayfa 159.

- Milli Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçler, Ankara 1946, sayfa 5.

[14] ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ, sayı 423, Ankara, 17 Mart 1933, Konu: Türkiye’de din, MÜNHASIRAN MAHREM, Saygıdeğer Hariciye Vekili, Washington.

ABD Dışişleri Arşivi’ndeki bu raporu, Rıfat N. Bali Türkçe’ye çevirip “Toplumsal Tarih”e yazdı. Ayrıca Milliyet Gazetesi’nde haber olarak yayınlandı, bakınız: Milliyet, 7 Eylül 2006.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/22/milletimiz-kurandan-tiksinir-mi-hasa-peki-m-kemal-ataturk-ne-diyor/

[15] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/16/muslumanligi-bir-yana-birakmak-ne-demek-m-kemal-ataturk-nutukta-ne-demek-istedi/

[16] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/04/m-kemal-ataturk-ikre-bismi-rabbi-safsatasi-hasa/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

About these ads