M. Kemal Atatürk’ün okuttuğu Lise Tarih kitabı

M. Kemal Atatürk’ün okuttuğu Lise Tarih kitabı

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

kemal atatürk ortazamanlar lise tarih kitabi 1931 kapak

***

Sanılanın aksine, dinimize aykırı muhtevalı kitaplar M. Kemal Atatürk’ten “sonra” ortaya çıkmış değildir. Bilakis, inancımıza aykırı bu kitaplar M. Kemal döneminde ve onun direktifiyle yazılmış ve onun ölümünden sonra da kaldırılmıştır. Bunu aşağıda, biri, M. Kemal Atatürk döneminde; diğeri ise onun ölümünden sonra okullarda okutulan iki kitaptan yapacağımız alıntılarla ayrıntılı bir biçimde göreceğiz.

Buna rağmen koskoca -sözde- ilim adamlarının televizyon kanallarında utanmadan 1930 yılının din dersi kitabını ekranlarda gösterip “Atatürk ve Inönü döneminde din dersi vardı” şeklinde nutuk çektiklerini gördükçe hakikaten hayrete düşüyorum. Insanları aptal yerine koymaları ilim adamlarına hiç yakışmıyor… Hiç mi ilim haysiyetleri yok doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.

M. Kemal döneminde din dersi vardı, fakat M. Kemal din derslerini aşama aşama tasfiye etmiştir. Nitekim 1933 yılında din dersleri müfredattan tamamen çıkarılmıştır. Bunu neden söylemiyorlar çok merak ediyorum.

Bu bir süreçti, aslolan ise sonuçtur; yoksa sonuca giden yolda atılan adımlar değil. Kısaca, haticeye değil neticeye bakmak lazım.

M. Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele döneminde, yani halkın desteğine ihtiyacı olduğu dönemde Hilafeti övdüğü meclis tutanaklarında kayıtlıdır.[1] Ancak dizginleri ele alınca Hilafet’i kaldırmıştır. Bu durumda M. Kemal Atatürk’e “Hilafetçi” demek ne kadar gayrı ilmî ve gayrı ciddî ise, “M. Kemal Atatürk din derslerine karşı değildi” demek de aynı şekilde gayrı ilmî ve gayrı ciddîdir.

Hatta Milli Mücadele’den sonra da kendi tabiriyle “tavizler” vermişti.

Mesela 20 Nisan 1924 tarih ve 491 numaralı Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun 2’inci maddesine, “Türkiye Devleti’nin Dini Islamdır” yazılmasına karşı çık(a)mamış, ancak 1927 yılında yazdığı Nutuk’ta bu ve benzer maddelerle ilgili şunları söylemiştir (sadeleştirildi) :

“Cumhuriyetin ilanından sonra da, yeni Teşkilât-ı Esasiye Kanunu yapılırken, laik devlet deyiminden dinsizlik anlamı çıkarmak eğiliminde olanlara ve bundan yararlanmak isteyenlere fırsat vermemek için, kanunun ikinci maddesini (Türkiye Devleti’nin dini, Islam dinidir) anlamsız kılan bir deyimin sokulmasına göz yumulmuştur. Kanunun gerek 2′nci ve gerek 26′ncı maddelerinde fazladan yer alan, yeni Türkiye Devleti’nin ve Cumhuriyet rejimimizin çağdaş karakteriyle bağdaşmayan deyimler, inkılap ve Cumhuriyet’in ogün için sakıncalı görmediği tavizlerdir.

Millet, bu fazlalıkları, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’muzdan ilk fırsatta kaldırmalıdır!”[2]

kemal atatürk nutuk devletin dini islamdir cikariliyor
[2] no’lu dipnot ile ilgili… M. Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan sözleri

***

Nitekim 10 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı kanun ile kaldırılmıştır da.[3]

Bu durumda, M. Kemal’in ses çıkar(a)mamasından ötürü 1924 Anayasa’sına giren “Türkiye Devleti’nin dini, Islam dinidir” maddesini referans göstererek, “M. Kemal laikçi değildi, Şeriatçı idi” diyebilir miyiz?

Tabi ki hayır!

O halde aynı şekilde, din derslerinin 1933 yılında müfredattan tamamen çıkarılmış olmasına rağmen 1930 yılına ait din dersi kitabını ekranlarda -mal bulmuş mağribi edasıyla- gösterip, “işte Atatürk zamanında din dersleri vardı, Atatürk din derslerine karşı değildi” de denilemez![4]

Denilirse, bunun adı milleti aldatmak olur!..

Artık bu tür yalanlardan vazgeçilmelidir.

M. Kemal Atatürk’ü kimse müslüman göstermeye kalkmasın. M. Kemal Atatürk darwinizmden etkilenmiştir. Tabiatın “herşeyden büyük” ve “her şey” olduğunu söylemiştir.[5]

Sadece bununla da yetinmemiş ve bu teorinin okullarda (Din değil, Tarih kitaplarında) okutulmasını sağlamıştır. Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi, sanılanın aksine, dinimize aykırı muhtevalı kitaplar M. Kemal Atatürk’ten “sonra” ortaya çıkmış değildir. Bilakis, bu kitaplar M. Kemal’in direktifiyle yazılmış ve onun ölümünden sonra da inancımıza aykırı muhtevası kitaptan çıkarılmıştır.

Örneğin M. Kemal Atatürk’ün Yüksek Direktifleri dairesinde Türk Tarih Kurumu tarafından yazdırılmış olan Lise Tarih Kitaplarının birinci cildinin baş tarafına 8 sayfa tutan yazıda tabiat yahut kainatın yaradılışından, insanın zuhurundan, maymunla insan arasındaki münasebetlerden uzun uzadıya bahsedildikten sonra şu neticeye varıldığı görülmektedir:

“Filhakika insan, tabiatın mahlûkudur. Hayatın büyük kaidesi de tabiate tâbi olmaktır. Tabiatte hiç bir şey yok olamaz. Ve hiç bir şey yoktan var olamaz. Yalnız tabiati vücude getiren varlıklar, tabiatın kanunları icabı olarak şekillerini değiştirirler. Arzın ve hayatın mütalea ve tetkiklerinde bu hakikat pek açık görülür.

Fakat şunu söyliyelim ki insanların bütün bilgileri ve inanışları insanın zekası eseridir. Zeka tabiî olan dimağdan (beyinden) çıkar. Bundan tabiatı anlamakta zekanın, en büyük cevher ve müessir olduğu anlaşıl­dığı gibi tabiatın fevkinde (üstünde) ve haricindeki bütün mefhumların, insan dimağı için kendi tarafından uydurma şeylerden başka birşey olmıyacağı meydana çıkar.”

Bu yazıda tabiatın üstünde ve dışındaki bütün mefhumların insan dimağı için kendi tarafından uydurma şeyler denilmekle uluhiyet mefhumunun da bunlar arasında olduğu söylenilmiş oluyor.

Yine bu kanaate göre Peygamberliğin ve bilhassa vahyin de insan beyni tarafından uydurma olacağı fikri müdafaa edilerek deniliyor ki:

“… Muhammed birdenbire Allah’ın Resûliyim diyerek ortaya çık­mamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidaî ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çeki­lerek senelerce düşünüşten sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğ­muştur.

Vahiy ve ilham fikri Muhammed’ten evvel de Araplarca meç­hul değildi. Bütün iptidaî kavimler gibi, Araplar da, şairlerin, akıl er­diremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvet­ler Araplar için cinlerdi. Cinler, gûya kahinlere kayıptan haber ver­mek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistan’da her za­man o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinle­rin vücuduna samimî olarak inanmıştır. O, hakikaten cinlerin, şair­lere, şiir ilham ettiğine kani idi. Araplar şairleri bir kahin gibi te­lakki ederlerdi. Muhammed’in Musa, Isa dinlerine dair öğrendik­leri de kendisinde bu itikadı kuvvetlendirmiştir. Bu Peygamberler de melekler vasıtasiyle ilham aldıklarını söylemişlerdi.

O dinlerde de cin ve melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cin­ler kötü ruhlar olduğundan Peygamberler onlardan mülhem olmaz­lardı. Muhammed’de diğer Peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp, onları hayır ve saadete irşat eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimî olarak inandı.

Muhammed uzun bir devredeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet oldu­ğuna samimi surette kani idi. Muhammed’i harekete getiren ilk amil bu samimî heyecanlar olmuştur.”[6]

Yani, -haşa- Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz için; “aldandı”, Onun “sandığı” gibi değildi denmek isteniyor.

Yazıklar olsun!

Yıllarca Müslümanlara bunları okuttular.

kemal atatürk ortazamanlar lise tarih kitabi 1931 sayfa 90

***

kemal atatürk ortazamanlar lise tarih kitabi 1931 sayfa 91

***

(Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin ismini saygı ifadesine lüzum hissetmeden yazmışlar. Salavat lütfen: Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed)

M. Kemal Atatürk bu fikirde olmasaydı Tarih Kurumu bu tarzda bir mütalaayı hiçte münasip olmadığı halde, Lise kitaplarının başına geçirme­ğe cesaret edemiyeceğinde şüphe edilemez. Nitekim M. Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra 1939’da bu Tarih Kitapları Kurumca yeniden gözden geçirtilerek yazdırıldığı sırada bahsi geçen 8 sayfa yazı kitaptan çıkartılmıştır.

M. Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu tarafından yeniden yazdırılan Lise Tarih kitabı “Müslüman inancına göre kaydıyla” şu tarzda değiştirilmiş, daha doğrusu düzeltilmiştir:

“Hazreti Muhammed, çok defa Mekke yakınında bir dağdaki ma­ğaraya çekilir, düşünceye dalardı. Bir gece bu mağarada, ne oldu­ğunu anlamadığı sesler duydu. Müslüman inancına göre Allah, O ’na, Cebrail ile Kur’an’ın ayetlerini gönderiyor idi ki buna vahiy denir. Ilk önce bundan hiç bir şey anlamıyan ve büyük bir heyecana uğrayan Hz. Muhammed evine döndü, eşi (zevcesi) Hatice’ye söyledi. Hatice’nin akrabalarından biri, Hz. Muhammed’e Peygamberlik geldiğini anlattı.

Bir zaman arası kesildikten sonra, vahiy tekrar başladı. Artık Hz. Peygamber’in ölümüne kadar arkası kesilmedi.

Hazreti Muhammed, insanlığa Hak dinini bildirmeğe memur ol­muştu. Müslümanlık adı verilen bu din, tek Tanrıya yani, Allah’a inanmayı ve Hz. Muhammed’i Peygamberlerin sonuncusu olarak ta­nımayı öğretiyor, namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadet ve ödevlerin yapılmasını emrediyordu. Müslümanlık, puta tapıcılığı kaldırmış, Hı­ristiyan dinindeki üçüzlü Tanrı sistemini de reddetmişti. Yahudilerin yalnız kendi tanrıları olarak gösterdikleri Allah’ı da bütün alemlerin Allah’ı olarak tanımıştır.

Vahiy ile gelen Kur’an, Müslümanların din ve inanışlarını yoluna koyan ve dil bakımından da pek yüksek olan bir kitaptı. Araplar gibi edebiyata meraklı bulunan bir kavim üzerinde Kur’an’ın belağatı şa­şırtıcı bir etki yapıyordu.”[7]

***

Gördüğünüz gibi, M. Kemal Atatürk döneminde okutulan kitapta, “tabiatın fevkinde (üstünde) ve haricindeki bütün mefhumların, insan dimağı için kendi tarafından uydurma şeylerden başka birşey olmadığı” açıkça yazmaktadır. Buna karşılık M. Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra bu tür ifadeler kitaptan çıkarılmış ve Islam inancına uygun bir şekilde okutulmuştur.

Hiç kimse Milletimizin bu hakikatleri görmesini engelleme hakkına sahip değildir.

***

NOT: Necip Fazıl Kısakürek’in bu kitaptan dolayı M. Kemal Atatürk’e yazdıkları için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/25/necip-f-kisakurekten-ataturke-allahsiz-tarih-ii-ortazamanlar-1931-yilinin-lise-tarih-kitabi/

***

Şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/13/m-kemal-ataturkun-ne-zaman-islami-soylemlere-basvurdugu-hakkinda-bir-analiz/

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Tafsilat için bilhassa 6 ve 7 no’lu dipnotta kaynağı gösterilen kısma bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/

[2] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 717.

[3] 10 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı kanun; TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3, Içtima 1, cild 3.

Ayrıca bakınız;

Hamza Eroğlu, Türk Inkılâp Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1982, sayfa 427.

[4] Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[5] Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

[6] Tarih II, Ortazamanlar, Devlet Matbaası, Istanbul, 1931 yılının Lise Tarih kitabı, sayfa 90, 91.

[7] Orta Çağ Tarihi, sayfa 29.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

*

Reklamlar

41 comments on “M. Kemal Atatürk’ün okuttuğu Lise Tarih kitabı

  1. Geri bildirim: Müslümanım ama Atatürkçüyüm diyenlere ithaf olunur | Belgelerle Gerçek Tarih

  2. Geri bildirim: Hangi diktatör halife ve padişah olabilecekken Cumhuriyeti kurar diyenlere cevap | Belgelerle Gerçek Tarih

  3. benim aklımın ,mantığımın çocukluğumdan beridir nedense atatürkün bizim için yaptı diye gösterilen eylemleri işlediğine inanası yoktu. bişeyler eksikti, terkibini yapamıyordum. şimdi sizin sayenizde çocukluğumdan beridir haklı olduğumu farkettim. sağolun. sitesizden,çalışmalarınızdan çokça faydalandım efendim. İnşaallah devamı da gelir. Kimsenin nedense bu ülkenin 80 senedir uyutulduğuna inancı yok. atatürk bizi kurtardı masalıyla senelerdir uyutuluyor bu millet. Burdaki mevzuda da mesela 1931 deki tarih kitabı yok okutulmamış, atatürkle alakası yokmuş bilmem ne deniyor. hatta bu kitabın aslında var olmadığı kağıt eskitme yoluyla üretildiği iddia ediyor. ben internette gördüm, herkesin ulaşabileceği bir kütüphanede 2 cilt halinde duruyordu. ve birisi aldı içerisindekileri gösterdi ve aynı sizin vurda gösterdiklerinizi gösterdi. bu nedenlerle zaten inancım yok bu durumun atatürkten bağımsız olacağına. fakat bilginiz varsa bu durumlardaki kağıt eskitme yöntemi hakkında bilgi alabilir miyim sizden?

    • kağıt eskitme yönteminin günümüz teknolojisinde yeri falan yok komedi bunlar.Bunlar kafası halen daha 1930 larda kalmış kemalist dinozorların yalanlarını örtmek için kolpaca milleti kendileri gibi cahil sanıp attıkları zavallı bahane ve yalanlar.

      kağıt eskitme yöntemi, evrimcilerin maymun iskeletini insanın atası gibi sunmaya çalıştıkları 1930-40 lı yıllarda uygulanan benzer bir sahtekarlık yöntemidir.Fakat günümüz teknolojisinde aynen o sahte maymun iskeletinin yalan olduğunun bilimsel tekonolojik deneylerle araştırmalarla ortaya konması gibi kağıdın bir belgenin sahte olup olmadığı da bilimsel deneylerle rahatça ortaya konuyor.kemalistler sözde çok bilimci ya işine gelmeyince bilime bile karşı koyacak yalanlayacak kadar zıvanadan çıkmış hain yaratıklardır.Çünkü bilim Allah var desin kanıtlasın (ki kanıtlıyor zaten) kemalistler bunu da yalanlarlar çünkü dertleri dinle inançlarla dolayısıyla da kemalistlerin dertleri insanlarladır.İşte bu nedenle kemalizm evrensel pozitif bilimi değil tamamen Tanrı ve dinleri yalanlamak ve insanlığı sınıflandırıp ezip sömürmek için tezgahlanmış evrimsel subjektif bilimi savunurlar ve bilim diye sadece bunu kabul edip kaale alırlar.

      ayrıca Peygamberi yalancı gösteren İslami inanç itikadını bozmaya yönelik bu kitap ve belgelerin gerçekliği kağıt eskitme yöntemini aşar.Çünkü bu belgeler imzalı şahitleri kanıtları olan belgeler ve bilgilerdir.buna karşılık olarak kağıt eskitme iddiası çok sığ ve basit kalır.

      benim çocukluğumda inkılap tarihi dersi ve ayrıca osmanlı selçuklu göktürkler ne bileyim etiler sümerler..vb. dünya tarihinden kesitlerin bulunduğu tarih dersi verilirdi.Şimdide veriliyor sanırım.

      bu derslerde kemalin kesinlikle dinsel bir yönü bulunmazdı bulunması gerektiğinde yada sözü açıldığında kesinlikle kemal dindar bir müslüman olarak gösterilirdi.Dersler tamamen dünyevi maddi materyalist bilgilerden ibaretti.Mesela tarih dersinde osmanlı tarihinde osmanlının zaferleri ve yönetimini görünce koltuklarınız kabarır gururlanırdınız ama hemen arkasından gelen inkılap tarihi dersinde ise osmanlı aşağılanıp yerle bir edilirdi.İşte bende uyanan ilk ve en büyük çelişki buydu.Tarihimizle ilgili kolpalık açısından çelişki buydu gözümü açmamı sağlayan da buydu.Benim gibi çok az vardı genelde ezberci ve baskıcı eğitim sistemi nedeniyle çoğunluk sorgulamaz düşünmez sormaz ortama uyup ezberleyip sınıf atlamaya diploma almaya çalışırdı.

      Genel Tarih dersinin verilişi profesyonel eğitim anlayışına yakındı doğrular yanlışlar zaferler yenilgiler olaylar genelde olduğu gibi verilirdi ama inkılap tarihi öyle değildi.Dersi iyice incelediğinizde olayların taraflı subjektif sözde 6 okçu rejim yanlısı olduğunu görmemek için mal olmak gerekirdi.Mesela beni uyandıran çok partili hayat ve seçme seçilme hakkı lozan antlaşması serv ve mondros ile kemalin kişisel üstün insani özellikleri olarak ta gösterilen aynı zamanda bu kişisel özelliklerin devlet yönetim yapısına uyarlanmasıyla ortaya çıkan 6 ok ilkelerinin uygulamadaki gözle görülen çelişkileriydi.Kısaca inkılap tarihi dersinin amacı ;bu dersi görüp okuldan çıktığın anda gidip ilk iş add ye üye olup ilk seçimde de chpye oy atmak olduğu, yaşamını kişiliğini geleceğini de tek düze robotlar gibi tamamen buna endekslemen için taa çocukluktan beri insanların beyninin yıkanması amacı olduğu aşikardı.Bu aynı zamanda hayatının geri kalan kısmında da taraf olman gerektiğinin göstergesiydi.Nereye gideren git okula askere işe ..vb. o taraftan olmak zorundaydın yoksa bertaraf olman içten bile değildi.Keza üniversite yıllarımda da askerlik hayatımda da ve bazı iş deneyimlerimde de bunu açıkça gördüm.İşte o zaman kemalizmin kemalist laik cumhuriyet ideolojisinin özgürlüğün,eşitliğin..o derslerde sözde çağdaşlığın emaresi olarak okutulan kemalin de insani kişilik özellikleri olarak gösterilen 6 okun sahtekarlıktan ve koca bir yalandan başka bir şey olmadığını gördüm.

      bu sırf bir sahtekarlık yada yalan olarak kalsa yine iyiydi insanları ayrıştırmanın ötekileştirmenin bölmenin fişlemenin aşağılamanın akabinde de zulüm etmenin haklarının gasp edilip yaşamlarının sömürülerek hayatlarının karartılmasının da nedeni olarak karşımıza dikilince bunun ne kadar tehlikeli ve zararlı bir şey olduğu ile ilgili taa çocukluk yıllarından gelen düşüncelerimin ne kadar doğru olduğunu gördüm.

  4. Geri bildirim: Gençliğimiz üzerine oynanan oyunlar | Belgelerle Gerçek Tarih

  5. Geri bildirim: Gençliğimiz üzerine oynanan oyunlar! | Belgelerle Gerçek Tarih

  6. Geri bildirim: Atatürk Döneminde Okullarda Darwinizm Okutuluyordu | Belgelerle Gerçek Tarih

  7. Arkadaşım sana yazıklar olsun sen bu tarih kitabı hakkında hiç bişey bilmiyorsun 3 5 sayfa kopyala yapıştır yapmışsın. Atatürk sen batı tarihi okuma die o ecnebilerin yazdığı tarihi değilde kendi tarihini iyi bil die ölüm döşeğindeyken Türk tarih kitabı Yazmış Allah belanı versin senin. Sen biliyormusun Çin’deki Türk piramitlerini ? Atlantis i mu kıtasını Atatürk bunların hepsini araştırmış sen tarihini bil diye sana tarih kitabı Yazmış Atatürk olmasaydı şuan dinini rahatça yaşayabilirmiydin ? Kimin mandası Altında olurdu büyükbaban deden kim olurdu bilmezdin Allah akıl fikir versin sana ve senin gibi düşünenlere

    • Biz hicbir sey bilmiyoruz ama sen biliyorsun öyle mi? Bilmedigin yazdiklarindan belli. “Ecnebilerin yazdigi tarihi degil de kendi tarihini iyi bil diye” yazmis diyorsun… Oysa külliyen yalan. Bu tarih kitabinda darwinist Wells’in tarih kitabindan alintilar var, bir de Peygamber düsmani Leon Caetani’nin kitabindan alintilar var. Bunlar öyle böyle ecnebi degil, tam azili ecnebiler. Peki ne oldu simdi senin o iddian? Ne oldu senin hayalindeki Atatürk’e simdi? Tam senin düsüncene zit bir Atatürk profili cikti, senin tenkid ettigin profilde bir Atatürk cikti ortaya. Ne yapacaksin simdi? Simdiye kadar “yanlis” dedigine “dogru” mu diyeceksin? Görecegiz…

      • Ne kadar uğraşsanızda Mustafa Kemal ATATÜRK ün şanını silemeyeceksiniz bizler öğretmenler olarak çocuklara her daim doğru tarihi öğreteceğiz sizin gibiler de sadece çamur atacak bizim yaptıklarımıza ama unutmayın çamuru atmadan ilk önce sizin elleriniz kirlenecek. Biz sorgulayıp okuyan kulaktan dolma bilgiler ile kandırılmayan zeki nesiller yetiştireceğiz.

      • @aa8346, Iste kiymetli ögretmenim bu sebeple ülkemiz oldugu yerde sayiyor, ilerleyemiyor. Sabit fikir ve önyargilariniz talebelere zarar veriyor. Neden “hakikatleri” kabullenmek veya en azindan arastirmak varken, meseleyi “M. Kemal’i silme ugrasi” olarak görüyorsunuz? Silinirse ne olur? Bu memleket batar mi? Talebelerinize “M. Kemal silindiginde bu memleket batar”, “o olmasaydi olmazdik” seklinde sloganlar ögreteceginize, “hicbir sartta istiklalimizi kaybetmezdik” seklinde özgüven asilayici sözlerle kendine güvenen bir nesil yetistirmeye calissaniz daha isabetli olmaz mi? Eger böyle yapmazsaniz zeki nesil yetismez, varligini yalnizca bir adama borclu oldugunu zanneden ürkek ve vizyonsuz insanlar yetisir. Biz burada tarih kitabini delil getiriyoruz, siz de gelmis bizi “camur atmakla” itham ediyorsunuz. Yakisti mi? Gizli Atatürkcülük projesinin kurbani oldugunuzu düsünüyorum. 12 eylül kenan evren darbesinden sonra uygulamaya konulmus olan ve milli egitim bakanligi basta olmak üzere bircok bakanliga gönderilen gizli kaseli talimatnamelerde “atatürk ilke ve inkilaplarina bagli insan yetistirmek” hedeflenmisti. Öyle zannediyorum ki siz de bu projenin bir kurbani olmussunuz. Saygilar sunarim.

      • Ben de kemalist sistemin telkinleri nedeniyle, onu kurtarıcı gören ve minnet duyan bir öğretmendim.(Branşım İngilizce) Ta ki Tarih bölümüne ilgi duyup 2. üniversite olarak okumaya karar verene kadar. Bu bölümü okurken gördüm ki resmi tarih yalanları görmek isteyene ayan beyan ortada. Artık bu ideolojik zırvalara karnım tok.

        Ayrıca, atanız babasının hayrına yazmadı o kitapları. Harf devrimi ile geçmişle bağı koparılan bir milleti kendi fikriyatına uygun şekillendirmek, Osmanlıyı ve İslami kimliğimizi tamamen unutturmak için yazdı. Türk dil ve Tarih kurumunu kurup kendine bağlamasının en önemli nedeni Türk-İslam medeniyetine beton dökmek. “İslamiyeti gericilik , pozitivizm – scientism akımlarıyla maskelediği dinsizliği ilericilik” olarak aşılamak için yazdı. İslamın altın çağında bugünün teknolojisinin temellerini atan ilim adamlarımızdan neden bahsedilmedi peki? Çünkü Türklerin İslamla yüceldiği ve tüm dünyaya hükmettiği zamanların unutturulması ve dini rabıtaları yok edilmiş sözde özgür, özde İngiltereye kalpten bağlı bir gizli kukla devlet yaratması talimatı aldı Lozanda.

        “O olmasaydı baban kim olurdu bilemezdin”, yada “olmasaydın olmazdık” diyerek ilahlaştıranlara diyorum ki…Urfa , Antep, Maraş’ta halk kendi çabalarıyla fransızlar ve yandaşları ermenileri tepelemişse Yunanı da tepelerdi, ki batı da düzenli ordu kurulmadan çoktan kuvayı milliye denilen halk hareketleri başlamıştı. Benim ceddim düşmana teslim olup namusunu çiğnetmedi çiğnetmez de. Siz kendi dedeniz neneniz hakkında böyle düşünebilir ataput masallarıyla uyumaya devam edebilirsiniz.

      • kanıt la gel gözüm zanlara yer yok
        bide niye zorunuza gidiyor inanmaya bilir bu inananın hakkı olduğu kadar inanmayanın da hakkı
        herşeyi muhakkak Allah bilir

      • nazen… Deliller cok…

        Iki tanesini hemen burada zikredelim… Asagidaki baglantinin 4 iddiasi altbasligi altinda m. kemalin kendi dinsizligini müslüman talebelere de dayattigini görüyoruz:

        http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/24/m-kemal-ataturkun-gokten-indigi-sanilan-kitaplar-sozunu-savunanlarin-iddialarina-reddiye-cevap/

        Bu baglantida da malumat var:

        http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/05/m-kemal-ataturkun-okuttugu-lise-tarih-kitabi/

    • Boş konuşma oku araştır öğren ezberci

      Kuran ve Ezan’ın yasaklanması

      “M. Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede dinimizi yaşayabiliyoruz” diyenlere kapak olsun. (Kur’an okutmak bile yasaktı)

      4 Ocak 1932 tarihinde yayınlanan bir talimatnamede; Harf Devrimi Kanunu’na aykırı olarak Arap harfleriyle eğitim yapmak için gizli veya aleni dershane açanların ve bu dershanelerde eğitim verenlerin, Türk Ceza Kanunu’nun 526’ıncı maddesi gereğince üç aya kadar hafif hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiş.[1]

      1 Kasım 1935 ve 30 Kasım 1936 tarihleri arasında çeşitli illerde 35 kişi gizli bir surette Arap harfleri ile tedrisat (öğretim) yapmak suçundan yakalanıp adliyeye sevk edilmişlerdir.[2]

      1937 yılında Gaziantep’te 50 yaşlarındaki bir kadının kendi evinde gizlice eski usül Arap harfleri ile çocuk okuttuğu haber alınmış ve suçüstü (!) yakalanarak, aramada ele geçen kitaplarla birlikte mevcuden mahkemeye sevk edilmiştir.

      Ele geçen ve M. Kemal’in döneminde “suç” teşkil eden kitaplar ve bazı eşyalar ise şunlardır:

      3 adet Mevlüt, 5 Tebareke Cüz’ü, 25 Amme Cüz’ü*, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-ı Kerim, 10 Elif Cüz’ü, 2 Minder, 1 sıra, 1 sopa.[3]

      Benzer şekilde, Arapça namaz sûresi okutmak veya Arapça tedrisatta (öğretimde) bulunmak suçundan 1938 yılı içerisinde; Çankırı’da bir şahıs[4], Kastamonu’da bir kadın,[5] Isparta’da muhtelif şahıslar,[6] Bursa’da bir şahıs,[7] Rize’de,[8] Erzurum’da[9] ve Çorum’da[10] bazı şahıslar hakkında işlem yapılmıştır.

      Kayseri’de Bedestan Camii’nde 16 yaş üstü gençlere hafızlık dersi veren Nurioğlu Mehmet, Arap harfli kitapları kullandığı gerekçesiyle tutuklanarak mahkemeye sevk edilmiştir.[11]

      Teyyare Ş ehitlerini anma merasimi sırasında Posof Kaymakamı’nın Arapça dua ettirilmesine müsaade etmesi üzerine söz konusu kaymakam bu hareketinden dolayı uyarılmıştır.[12]

      1936’da kahvehanelerde radyodan Kur’an dinlenmesi bile yasaklanmıştır.[13]
      M. Kemal Atatürk döneminde Kur’an’ın (haşa) “suç” sayılan eşyalar arasında zikredildiğini ve Kur’an öğreten bazı şahıslar hakkında işlem yapıldığını yazmıştık. Inönü döneminde de benzer “suçları” işleyen şahıslar hakkında işlem yapılmaya devam edilmiştir.

      1939 yılında Erzurum’un köylerinde[1] bazı şahıslar yakalanarak adliyeye sevk edilmişlerdir. Içişleri Bakanı, 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönderdiği bir yazıda, çocuklara Arapça tedrisat (öğretim) yaptıranlarla ilgili olarak “kanunlarımıza ve rejime aykırı olan bu vak’a faillerinin fenalıklarını yerinde bastırmak ve `sari mikroplar´ gibi yurda dağıtmamak başlıca esastır. Binaenaleyh Halk Partisi ve evleri cihazı ile harekete geçilerek bu kötü propagandalar önlemek ve kötüleri adaletin pençesine vermek lazımdır. Bu yoldaki iyi çalışmalarınızı memnuniyetle takip ediyorum.”[2]sözleriyle görevlileri uyarmıştır.

      Ancak bu uyarıya rağmen Arapça tedrisat (öğretim) yaptıran birçok insan yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir. Urfa’da dükkânında Arapça harflerle basılmış Elifba, Amme, Tebareke cüzleri satan bir şahıs,[3]Giresun’da Arapça tedrisat yaptıran şahsın yanı sıra kanuni vazifesini yapmamaktan muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri,[4] Konya’da bir köyimamı,[5] Rize’de bir mahalle imamı[6] adliyeye sevk edilerek muhtelif cezalara çarptırılmışlardır.

      Kur’an öğretmek yasak… Kasketleri ters giymek bile yasak,
      Bu tür olayların artması üzerine Diyanet Işleri Reisi M. Şerafettin Yaltkaya 1942 yılında Istanbul Müftülüğü’ne bir yazı göndererek bu tür faaliyetlerin yasak olduğunu belirtmiştir:

      “Bazı Kur’an öğreticilerinin ilk tahsil çağındaki çocukları kursa devam ettirdikleri istihbar edilmiştir. Bu gibi usulsüz hareketlere meydan verilmemesi lüzum ehemmiyetle beyan olunur.”[1]

      Polisin takip ettiği bir diğer konu ise, kadınların peçe, çarşaf ve peştamal giymesinin yasaklanması olmuştur. 1935 yılında Içişleri Bakanlığınca yayınlanan bir tamimle bu giysilerin giyilmesinin yasaklandığı bildirilerek kolluk kuvvetlerinin gerekli tedbirleri alması istenmiştir.

      Bunca delile rağmen hala bir kemalist, bu çirkin uygulamanın M. Kemal Atatürk tarafından başlatıldığını inkar edebiliyorsa, bilin ki onun beyni yıkanmıştır.

      Namaz’ın aslından çıkarılıp “Türkçeleşmesi” konusunda hem M. Kemal, hemde Ismet Inönü mutabıktır, ancak Inönü bu adımların yavaş ve kademe kademe atılması taraftarıydı… M. Kemal ise bu noktada daha hızlı hareket etme düşüncesindeydi.

      Falih Rıfkı Atay’ın kitabından yaptığımız aşağıdaki alıntıda bunu net bir şekilde göreceğiz:

      “Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi. Muhafazakârların sözcülüğünü yapan Inönü, Atatürk’e yalvarmış, önce ezanı Türkçeleştirelim, sonra namaza sıra gelir, demişti. Arkadan dil ve Kur’an metni meseleleri çıkıp namazın Türkçeleşmesi gecikti idi. Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağında da şüphe yoktu.”

      ***

      (M. Kemal Atatürk döneminde; “Allahu Ekber” diye “tekbir” getirmek yasaktı)

      Türkçe ezan-kamet uygulaması daha ilk günlerden itibaren çeşitli direnmelerle karşılaşmıştır. Bu uygulamaya ilk kitlesel tepki 1 Şubat 1933’te Bursa’da görüldü. Bir grup halk sokağa dökülerek valilik önünde gösteri yaptı. Olaya çok sert tepki gösteren M. Kemal Atatürk bizzat Bursa’ya gitti.[1] Olaydan sonra Nakşibendî şeyhi Kozanlı Ibrahim yakalanarak ağır bir cezaya çarptırıldı. Güvenlik kuvvetleri, bazı kişileri tutukladı, ihmali görülen memurlara işten el çektirildi.[2]

      Bursa’da Ezan-ı Muhammedi’nin yasaklanmasını protesto eden 19 kişi hapis cezasına mahkum edildiler. Cumhuriyet Gazetesi bu haberi, “19 yobaz hapis cezasına mahkum edildiler” manşetiyle okuyucularına duyurmuştur.[3]

      Kendilerini “Müslümanım ama Atatürkçüyüm” diye tanımlayanların, “Atatürk olmasaydı Ezan-ı Muhammedi olmayacaktı” yönündeki iddialarına bakacak olursak, bu kardeşlerimiz de bizim gibi Ezan-ı Muhammedi’nin yasaklanmasına karşıdırlar. Ancak Atatürk döneminde yasaklandığından haberleri bile yok. O dönemde yaşamış olsalardı, kendilerine de “yobaz” denilecekti… Hatırlatalım istedik. Inşaallah artık gerçekleri görürler.

      Bundan sonraki süreçte ezan Türkçe okunması için çok sıkı tedbirler alınmasına rağmen ülkenin bazı yerlerinde fedakar ve cefakar insanlar ezanı yine Arapça okumaya devam ettiler, fakat çeşitli cezalara çarptırılmaktan da kurtulamadılar.
      Emniyet Genel Müdürlüğü arşiv kayıtlarında ve basın organlarında hakkı haykıranlar hakkında yapılan işlemlerle ilgili birçok olaya rastlamak mümkündür. Ilk uygulamaya geçildiği tarihten itibaren yani M. Kemal Atatürk’ün döneminde başlayan yasak karşıtı eylemlerden ötürü birçok insan hakkında işlem yapıldığı görülmektedir.
      Örneğin, Isparta’da Uzun oğlu Ahmet Usta’nın evinde okutulan bir mevlit esnasında “Arapça tekbir” alan Hilmi Alâeddin isimli şahıs adliyeye sevk edilmiştir.[4]
      Bayburt ilçesi Ulucami müezzini hasta olması dolayısıyla 15 Şubat 1938 günü sabah namazına gelen cemaatten mezkûr ilçeden Şükrü Yıldız, Arapça ve Türkçe karışık olarak kamet getirdiğinden dolayı savcılığa şikâyet edilmiştir.[5]
      Yine M. Kemal Atatürk döneminde Kırşehir’de “Allahu Ekber” şeklinde tekbir alan bir müezzin hakkında işlem yapılıp Adliyeye teslim edildiği 10.1.1936 tarihli bir resmi belgede görülmektedir:
      “10.1.1936 gün ve 3/14 sayılı yazıya:
      Kırşehir vilayetinin Kaman nahiyesinde arapça tekbir (yani: “Allahu Ekber”) alan müezzin Yusuf oğlu Hüseyin hakkında yapılan incelemede bilmeyerek tekbiri Arapça okuduğu anlaşılmış ve Adliyeye teslim edilmiş olduğu vilayetin bildirisinden anlaşılmıştır.
      Saygılarımla arz ederim.
      Başvekalete, Riyaseticumhur Umumi Katipliğine de sunulmuştur.
      Dahiliye Vekaleti Vekili
      (Imza)” [6]

      Arapça ezan okumak meselesinden dolayı tutuklu bulunan Çarşı Meydanı ve Ortahisar camileri müezzinleri Hamdi, Musa, Halil Efendilerin evrakları ile birlikte Çorum’a gönderilmiştir.[1]
      Çorum’da Bayram namazından sonra Arapça ezan okuyan bir vatandaş “ağır cezada” yargılanmıştır.[2]
      Erzurum Vilayeti Hınıs kazasında Ramazanda imamlık yapmış olan Molla Ahmed Arapça sela verdikten sonra kaçmış ve aranmasına başlanmıştır.[3] Arapça tekbir almaktan suç

      M. Kemal Atatürk’ün hükmü:

      “CAMİ KAPATMAK İÇİN KANUN”

      15 Kasım 1935’te “Cami ve mescitlerin tasnifine ve tasnif harici kalacak cami ve mescit hademesine verilecek muhasasat (maaş, ödenek) hakkında” bir kanun çıkarıldı.

      2845 numaralı kanunda “Tasnif harici tutulan cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır” hükmü vardı. Bu tarihten sonra yüzlerce cami kapatıldı, depo yapıldı, satıldı, yıktırıldı, parti binası bile yapıldı…

      M. Kemal Devletin başında iken Cami kapatmak için kanun çıkarılmış mı?

      – Evet…

      Bakalım Allah (celle celaluhu) Kur’an’da ne buyuruyor:

      Bakara Suresi
      114 – “Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.”

      Gayet açık değil mi?

      Devam edelim…

      “DEVLETİN DİNİ ISLAM´DIR” MADDESİ ANAYASA´DAN ÇIKARILDI

      10 Nisan 1928 tarihinde yapılan değişiklikle Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslâm’dır” hükmü çıkarılmıştır.[6]

      M. Kemal Islam hükümleri/kanunları ile yönetilmemizi engelledi mi?

      – Evet…

      Yani Allah’ın (azze ve celle) indirdikleri ile hükmedilmesini engelledi…

      Üstelik; “…Gökten indiği sanılan kitapların dogmaları…”[7]diyen de kendisi.

      Bakalım Allah (celle celaluhu) Kur’an’da ne buyuruyor:

      Casiye Suresi
      18 – “Sonra (Ey Rasulüm) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.”

      Maide Suresi
      44 – “(…) İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”

      Burası da gayet açık… Değil mi?

      O halde, bu kadar sağlam deliller varken daha ne diye ne idüğü belirsiz şeylerle kafa yoruyorsunuz? Kur’an ayetine haşa “safsata” diyen[8] adam mı cennete girecek?

      KAYNAKLAR:
      http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

    • ulan peygamberi tanımayan adam nasıl olurdu müslüman olur bu kitabıyla zaten islamı yıkmaya calışmış sende görüyorsun malmısın sen

  8. Geri bildirim: “Atatürk’ün duruşu Bilge Kağan duruşudur” yalanına cevap | Belgelerle Gerçek Tarih

  9. Geri bildirim: Müslümanım ama Atatürkçüyüm diyenlere ithaf olunur | Belgelerle Gerçek Tarih

  10. Geri bildirim: M. Kemal Atatürk’ün, “gökten indiği sanılan kitaplar” sözünü savunanların iddialarına Reddiye / Cevap | Belgelerle Gerçek Tarih

  11. Geri bildirim: M.Kemal Atatürk’ü eleştirmek, şehitlerimizin kemiklerini sızlatır mı? | Belgelerle Gerçek Tarih

  12. Atatürk silinirse nolurmuşmuş… 1 seneye kalmaz arabistan oluruz, tayyo saltanatını ilan eder, siz de en önde Atatürk’ü biz sildik biz sildiikk diye atılırsınız ama sizi tanımaz tayyo, cukkaladığı paraları bilir. Orda şu mezhep burda bu mezhep, orda o kürt derler ülke mülke kalmaz ortalıkta.

    sizin kim olduğunuz da gayet açık.. Siz o ingiliz mandacılarının, amerikan mandacılarının, kabuklu ecnebi yarrağının tadı damaklarında kalmış amların mahsullerisiniz.

    Siz hiç bir zaman, padişahınızın damat feritinizin ingiliz köpeklerinin önünde domalmasından bahsetmezsiniz.

    bu ülkede namaz kılmaya bile, ingilizin fransızın izniyle gidecektiniz haberiniz yok. balkanında bilmem neresinde ne kadar ermenisi rumu varsa sizin eve yerleşecekti ama yok, umrunuzda mı siz zaten onların devşirme köpeklerisiniz.

    Rumlar bursayı aldı, kıymetli Osmanlı’nızın kurucusunun mezarında tepindi, bilir misiniz? yok, siz anca Atatürk, Muhammet’e Hz. demedi, kaçtı demiş hakaret bu vs. başka şey bilmezsiniz.

    Ezan alt tarafı bir çağrıdır, ama yok, her gün 5’er kere halkı namaza çağıracaklar, herkes namaz kılacak dini öğrenecek, yok. Siz razı olur musunuz hiç. o zaman zırvalarınıza kimler inanacak..

    Muhammet demiş saygısızlık etmişmiş. ulan bu ülkede ayrıcalık belirten sıfatları kaldıran yasa çıktı, her şeyde laiklik arandı, adam objektif bakarak bir kitap yazmış, belki de ateist-darvinist olduğu halde senin peygamberini yüceltmiş hiç anlatılmadığı gibi anlatmış sırf senin deden gibi şerefsizler öğrensin diye..

    ilk cümleyi paragrafı yaz, devamını yazma, tam senin gibi çapsız ingiliz döllerinin yapacağı karaktersizlik,

    • merto resmen kin nefret kusmuşsun, yorumundanda ne kadar karakterli olduğun anlaşılıyor, evet senelerce aşşağıladınız ezdiniz ama en ufak bir eleştiriye bir karşı fikire tahammülünüz yok, sizinki bambaşka birşey resmen siz soylu biz köleyiz ??? nerde adalet nerde laiklik ?? laiklik diye birşey yoktur bana göre, kendi çıkarlarını düşünen, işine geldiği gibi hareket edenlerin uydurduğu bir masal ^^ o yüzden bize martaval okuma…

  13. Yorumlari özetliyorum :İslam güneş gibidir üflemekle sönmez,gündüz gibidir göz kapamakla gece olmaz,gözünü kapayan YALNİZ KENDİSİNE GECE YAPAR.

  14. helal kardeşim her yerde yazıyor bunlar okutuluyor ve türkiye islamdan çıkarılmaya çalışıyor ayrıca atatürk haklı isimli şahıs biz müslümanlar dünyada oldukca müslüman bitmicek allahın izniyle allah demenden atatürk silse bişey yapamaz

  15. Ataturkcü çocuklarida az değil bu ülkede. Bizde bunun farkindayiz. Özellikle ateist sitelere girince çokda belli oluyor bu durum. Amcamin oğlu demişti Kendi başina gelmiyor böyleleri başimiza. Kendi gibilerinide ulkeye doldurarak geliyor demişti. Dediğinin doğruluğu ne kadarda belli öyle değilmi

  16. Tesadüfen geldim ve yazılanları okudum şöyle söylüyorum Atatürk’ün müslüman olup olmadığı Allah ile kendi arasındadır diyelimki müslüman olmasın.

    Şimdi hastasın çaren ateist bir doktorda koşa koşa gider tedavi olursun değilmi?
    Atatürk hastalanmış ve son çırpınışlarını yapan osmanlının doktorudur.

    • sefik, kendi müslüman olmak mecburiyetinde degil, ama biz de müslüman olmayan idareciyi kabul edemeyiz. Cünkü Kur’an’da idarecilerimizin “bizden” olmasi, yani müslüman olmasi isteniyor. Bu bir. Ikincisi m. kemalin sahsi inanci bizi alakadar etmiyor ama o bu inancini ders kitaplarinda müslüman cocuklara zorla okutmus, ayrica devleti kendi inancina uygun bir sekilde yönetmistir. Iste karsi ciktigimiz nokta burasi.

  17. Acıyorum, biz Türkçülerin Atatürk’ü sevme sebebini siz sevmeme sebebi diye buraya atıyorsunuz 😀 Biz Türkçüler hayatta olduğumuz sürece ne kızıl bayrak ne de yeşil bayrak sevdalıları Atatürk’ün adını silemez.

  18. Aklievvel çocuk sen belki türksün ama ben kesin türküm. Türklügü çin yok edecekti. Doğu kismini isgal etti. Orta asya kismi kaldi. Türk Ebu muslim araplari kötü yönetimle biktiran ( emevi islan duşmani değildi baskiciydi, peygamberimizin soyundan gelenler siyasi tehdit altinda gorulup takip altinda tutulur devletliler çarpacak diye insanlar onlarla yakin olmaya korkardi) emevi devletini horosandan topladiği birliklerle yikti. Abbasiyi kurdu. Arap türk yakinlasmasi başladi. 751 de ittifak kyrularak türk ve arap ordulari çinin dev ordusunu yendi. Türkler yavaş yavaş islama giriyordu. Ama tabiiki yavaş. 930-940 da çin doğu turkluğunu tamamen asamile etti. Sira bati turklüğune geldi. Gucumuz yoktu çine karşi gelmeye. Halen daha tamamen islama girmemiştik. Buda araplarin artik çine bize yardim etmemesi demekti. Türklük varliğini koruyabilmek adina toplu olarak islama geçti. Türklük olarak varliğimizi islama borçluyuz. İslama binbir oyun ederek dunya tarihinin gorduğu en muazzam islam imparatorluğu olan osmanliyi yikan sabetaycilara yada kizillara değil.
    Sen gerçekten Türk olsan benim bu gorduklerimi gorurdun. Turklük islam olali kimi yerde 750, kimi yerde 1100, kimi yerdede 1300 yil oluyor.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s