Uluslararası zalimler Böl Parçala Yut stratejisini tekrar uygulamaya koydu

Uluslararası zalimler Böl Parçala Yut stratejisini tekrar uygulamaya koydu

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

böl parcala yut uluslararasi zalimler ehli sünnet düsmanlari ehli sünnet müdafaasi sünnet inkarcilari kemalizm dini atatürk ve din

***

Ne zaman Osmanlı’dan söz açılsa, kemalist damarları kabaran “Resmi Tarih” mezunlarının; “Osmanlı’nın ta Viyana’da ne işi vardı” diye sorduklarına şahit olursunuz. Böylelerini görünce, adeta zalim Haçlı Ordularının elçileriyle karşı karşıya kaldığımı düşünürüm. Kadir Mısıroğlu’nun da dediği gibi, “Osmanlıya, Haçlılardan daha düşman olan bir Cumhuriyet kurulmuş.”

Oysa Osmanlı, bugünkü Suriye ve Mısır’daki gibi katliamlar olmasın, insanlar katledilmesin diye gitmişti ta Viyana’lara. Osmanlı’dan sonra Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu kan gölüne dönmedi mi? Sağduyu sahiplerine bu örnek bile kâfîdir. Osmanlı’nın adaletine dair sayısız delil mevcuttur.[1] Çünkü Osmanlı bencillikten uzaktı, sırf kendilerini değil, insanlığı düşünüyordu. Lokal değil, global bir bakış açısına sahipti. Zira Osmanlı, dünyaya adaleti hakim kılmayı hedefleyen evrensel bir dini, yani Islam’ı temsil ediyordu. Ama yöresel/ulusal dinlere mensup olanlar Osmanlı’yı anlamaktan acizdirler, çünkü onların ufukları dardır.

Adı üstünde “yöresel”, “ulusal” din…

Belli bir yörenin/ulusun dini, yani “sınırları” olan bir bölge sözkonusu. Sınırlı bölgeye hitap eden bir din; gayet tabii olarak mensuplarının ufkunu da sınırlayacaktır. Kemalizm dini gibi…[2] Eğitimi bile “Milli” Eğitim… Yani taraflı.

Işte bu yüzden anla(ya)mıyorlar…

Peki bu duruma nasıl geldik?

Yani nasıl oldu da bu insanları Kemalizm gibi ulusal bir dinin tapkınları haline getirdiler?

Kısaca anlatmak gerekirse, zalimler, insanlığa zulmetmesini engelleyen ve kendisine aman vermeyen Islam’a, daha doğrusu o dönem Islam’ın temsilcisi konumunda bulunan Osmanlı’ya savaş açtılar.

Ancak bunu sinsice yaptılar…

“Bizden sanılan” birinin eliyle Hilafet’i kaldırarak[3] Islam’ın siyasi yapısını bölüp parçaladılar ve yuttular… Müslümanların siyasi karar alma mekanizmalarını devre dışı bıraktılar, böylece zalimlere müdahale etmeyen bir yapı kaldı ortada. Akabinde ulus devletler kurdurdular. Bu değişimi kabul ettirebilmek için yaptıkları ilk iş, Müslümanların damarlarına milliyetçilik/ırkçılık zehirini enjekte etmek oldu. Telkin ve baskılara maruz bıraktıkları insanların zihinlerini değiştirmeye çalıştılar.

Bir yandan müslümanları (zayıflatmak için) uluslara bölerken, diğer yandan kendileri (güçlenmek için) birlikler kurup uluslararasılaşıyorlardı… Uluslararası zalimler…

Bunun sonucunda cahiliye dönemindeki gibi kavmiyetçiliği esas alan müşriklerin dönemi başlamış oldu. Tam bir hayvanlaşma çağı…

Ruhî ve ahlakî güzellikleriyle değerlendirilen insan, artık tıpkı hayvanlar gibi et, kemik, kafatası ve damarlarında taşıdığı kanıyla değerlendirilmeye başlandı.

Tıpkı şeytanın Hz. Adem aleyhisselam’ı değerlendirdiği gibi…

Şeytan, Hz. Adem hakkında Allahu Teala’ya, “Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm”[4] demişti. Yani Hz. Adem aleyhisselam’ın içindeki cevhere değil; “materyaline” bakmıştı…

Işte Müslümanların da böyle materyalist bir kafayla değerlendirme yapmalarını sağlamak amacıyla damarlarına ırkçılık/milliyetçilik zehirini şırınga ettiler.

Bilindiği üzere şeytan, Hz. Adem aleyhisselam hakkındaki sözlerinden sonra cennetten kovulmuştu…

Peki ya bizim “cennet vatanımız” adeta cehenneme dönmedi mi? Yani biz de bir nevi cennetten kovulmadık mı?

Binaenaleyh, insanları güzel amellerine ve ruhî güzelliklerine göre değil de; etine, kemiğine, damarlarındaki kanına, ırkına, kısaca materyaline göre değerlendirmek şeytanın yöntemidir.

O halde cenneti kazanmak istiyorsak, dünyaya materyalist kafayla bakmamalıyız. Insanları ırkına, etine, kemiğine, kanına göre değil; imanına, ahlakî güzelliklerine göre değerlendirmeliyiz… Içinde taşıdığı cevheri görmezden gelmemeliyiz… Viyana’da yaşayan insanla Türkiye’de yaşayan insan arasında ayrım gözetmemeliyiz. Sadece kendimizin değil, aynı zamanda insanlığın kurtuluşu için çalışmalıyız.

Yaklaşık bir asırlık telkin ve basıklara rağmen Müslümanların yavaş yavaş uyanmaya başlamaları ve siyasi bir birlik kurmaya yönelik çabaları, haliyle uluslararası zalimleri ürküttü.

Ancak yeniden zulümlerine müdahale edecek olan Islam’ın siyasi oluşumunu önleyemeyeceklerini anladılar. Bu yüzden oluşacak yapıyı mümkün olduğunca zayıflatmak maksadıyla birtakım çalışmalar yapıyorlar. Herkesin malumudur ki, Islam’ın siyasi yapısını oluşturacak olanlar Ehl-i Sünnet itikadına sahip Müslümanlardır.

Işte uluslararasılaşmış zalim, tıpkı Islam’ın siyasi yapısını yıkarken izlediği; “Böl-Parçala-Yut” stratejisini tekrar uygulamaya koyuyor. Ehl-i Sünnet itikadına sahip Müslümanları, artık “cepheden” telkin ve basıklarla değil, onlardan görünen sözde alimler eliyle “içlerinden” sinsice bozmaya çalışıyor. Işte bu sözde alimler vasıtasıyla; Islam’da; “kader yok”, “teravih namazı yok”, “Islam’da miting yoktur”, “hadisler uydurma”, “Allah herşeyi bilmez”, “Peygamber postacıdır” (haşa) gibi iddialarla siyasi yapıyı oluşturacak olan Müslümanların kafalarını karıştırmak ve enerjilerini birbirileriyle münakaşalarda hatta kavgalarda harcatarak, yani bölüp parçalayarak tekrar yutmayı tasarlamaktadır. Siyasi yapıyı oluşturacak Müslümanların inancını imha etmeye, ete – kemiğe bürünmesini engellemeye çalışıyor.

Suriye, Mısır, Türkistan, Arakan ve Çeçenistan’da vs. Müslümanlar katledilirken, bazı sözde alimlerin; “Kader yoktur”, “Teravih namazı yoktur”, “Allah her şeyi bilmez”, “Tasavvuf şirktir”, “Ehl-i Sünnet mezheplerine uymayın”, “Hadislere uymayın”, “bilmem kaç dakika fazla oruç tutuyoruz”, “Kabir azabı yoktur”, “Peygamber postacıdır” (haşa) vs. gibi iddialarla TV’lerde boy göstermeleri sizce de garip değil mi?

Louis Massignon adlı masonun, “Müslümanların 14 asırlık dinlerini, itikatlarını, ibadetlerini tartışılır hale getirdik! Onları derin boşluğa düşürdük.”[5] derken neyi kastettiğini sanıyorsunuz?

Islam dünyasında Ehl-i Sünnet aleyhinde iki hacimli kitap basılmıştı. Bunlardan biri Mısır’da, diğeri de Hindistan’da yayınlanmıştı. Tesadüfe bakın ki bu iki ülke de o dönem ingiliz işgali altındaydı! Daha ilginci şudur ki, bu tür kitaplar bizde 1923’den sonra yazılıp yayınlanmıştır. Yani Türkiye bir Ingiliz valisiyle yönetilmeye başlandıktan sonra. Ibret alınız…

Unutmadan, yine ingiliz işgali altındaki Mısır’da Hilafetin farz olmadığına dair de geniş yankı uyandıran bir kitap yayınlanmıştı.

Düşmanımızı tanıyalım…

Nasıl “bizden sanılan” birinin eliyle hilafeti kaldırdılarsa, yine “bizden sanılanların” eliyle de inancımızı yok etmek istiyorlar.

Uluslararasılaşmış zalime, ulusal dinlerle değil; uluslararası, evrensel bir din ile, yani Islamiyet ile karşı koyulmalıdır. Biz bu zalimleri 1000 yıl dize getirmiştik, Allahu Teala’nın izniyle tekrar başarabiliriz, başarmalıyız da. Insanlığın çektiği acılara bigâne kalmak ve görmezden gelmek bize yakışmaz. Dünyaya adaleti hakim kılmak için gereken adımları süratle atmalıyız. Bu nedenle Hilafetin yeniden tesis edilmesi ve bir Islam Birliğinin kurulması zaruridir. Aksi halde hepimizi ezerler.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Osmanlı’nın adaletine dair delillerden bazıları için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/05/yunanlilar-osmanlinin-adaletini-itiraf-etti-darisi-kemalistlerin-basina/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/13/hey-gidi-gunler-hey-yabancilarin-gozuyle-osmanli/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

[2] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/09/kemalistin-dilinden-kamalizm-dini/

[3] Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/18/o-kiralik-katil-kimdi-yoksa-m-kemal-ataturk-muydu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/11/hasta-adam-misak-i-milli-kurtulus-savasi-m-kemal-ataturk-ve-kemalizm-afyonu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/10/kemalizm-tarihe-siyonizm-gozlugu-ile-bakmaktir/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/28/m-kemal-ataturk-osmanliya-darbe-yapmistir-osmanli-devletini-kemal-ataturk-yikmistir/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

[4] Bakınız; 7-Arâf Suresi, 12, veya 38-Sâd Suresi, 76.

[5] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/07/14/bir-masonun-itirafi/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

One comment on “Uluslararası zalimler Böl Parçala Yut stratejisini tekrar uygulamaya koydu

  1. kafirler,ateistler,masonlar ve putperestler için yaşasın cehennem ateşi. ALLAHU TEALA hazretleri her şeyi gören ve duyandır. yıllardır Atatürk ve kahramanlıklarıymış beynimize kazındı. şimdi de şeytana hizmet edenler tv de çocuklarımızın kafasına tek göz üçgenler cinsellik gibi masonik şeyler kazıyorlar. ALLAHU TEALA hazretlerinin adil adaletinden kaçamayacaklar. LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s