Gençliğimiz üzerine oynanan oyunlar

Gençliğimiz üzerine oynanan oyunlar

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

genclere tavsiyeler, atatürk gencligi atatürk damarlarinizdaki kan, ayyas genclik alkolik genclik canakkale cocuk

***

Anadolu’yu bir Islam beldesi haline getiren Malazgirt Zaferi’ni kazanan şanlı ordu hemen hemen tamamen gençlerden müteşekkildi.

Haçlı sürülerini perişan eden Kılıç Arslan’ın ordusu da gençlerden meydana gelmişti.

Altı asır i’la-yı Kelimetullah sancağını şerefle dalgalandıracak olan Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi, misafir olduğu evin odasında Kitabullah’a hürmeten uyumadığı ve daha sonra Kur’an’ın ahkamını yeryüzüne hakim kılmak için devlet sancağını eline aldığı zaman gençti. Osman Gazi’nin serdengeçtileri gençti. Istanbulu’u fetheden “güzel askerler”in hepsi gençti.

O Peygamber müjdesine nail olmuş ordunun başındaki kumandan gençti.

Üç kıtada Allah’ın hükümlerini hakim kılan, yeryüzünü küfür pisliğinden temizleyen fetih ordularının efradı gençti. En nihayet Çanakkale’de yedi düvele karşı duran kahramanlar bir “gençlik ordusu”ydu. Içlerinde en yaşlıları (er ve yedeksubay kadrosu olarak) çiçeği burnunda üniversite mezunlarıydı. …

Milli Mücadele’de “Allah! Allah!” nidalarıyla cepheye koşan, tertemiz alnından vurulup şehid düşen o mübarek askerlerin çoğunun bıyığı henüz yeni terlemişti.

Lütfen bu noktada durup biraz düşünelim:

Mazide gençlik çağlarında zaferden zafere, fetihten fethe koşan, bu cennet vatandaki Islam mührünü kazımak isteyen küffara karşı iman dolu göğsünü siper eden o gazilerin, o şehidlerin torunları nasıl bugün maalesef binlerce örneği görüldüğü üzere o şehid ve gazilerin hasımlarına benzer hale geldi?.. Dünün fetih neslinin torunları nasıl bugünün “popçu, punkçu” gençliği haline geldi? Dün Istanbul surları önünde hücum borusunun çalınmasını sabırsızlıkla bekleyen, heyecandan yerinde duramayan gençlerin torunları, nasıl bugün ne idüğü belirsiz sözde sanatçıların konserlerinde tepinir, kendini yerden yere atar hale geldi?

Dün çarşaf ve peçenin sembolize ettiği iffete el ve dil uzatıldı diye canını feda eden gençlerin torunları, bugün nasıl ninelerinin, annelerinin tesettürüne hor bakar ve Çanakkale’de karşılarında savaşan düşmanın kılık-kıyafetine bürünür hale geldi?

Sahi dostlar, dün Çanakkale’yi toplarıyla, tanklarıyla geçemeyen düşman nasıl aramıza karıştı; gençlerimizi nasıl kendisine benzetti? Bu gençlik üzerine nasıl dehşetli oyunlar oynandı ki; gençlik ecdadını, tarihini, mazisini, kültürünü unutuverdi? Unutmak şöyle dursun, ecdadına ve ecdadının kültürüne yabancı ve düşman hale geldi? Müstehcenlik mikrobu, alkol, uyuşturucu, kumar belası gençliğin yakasına nasıl yapıştı? Geliniz elbirliğiyle bu soruların cevabını bulmaya çalışalım…

Lozan’da oynanan dehşetli oyun

Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da okkalı şamarlar yiyen düşman güçler, Lozan’da sanki onca tokadı kendileri yememiş gibi bir pozisyonla masaya oturmuşlardı. Kapalı kapılar arkasında yapılan konuşmalar dehşet vericiydi.

Zafer kazandıran ruh mutlaka öldürülmeli, ya Kur’an ortadan kaldırılmalı, ya da yeni nesiller bir müddet sonra Kur’an’ı ortadan kaldıracak şekilde yetiştirilmeliydi.

Bin yıl Islam’ın bayrağını şerefle dalgalandırmış insanların yaşadığı topraklarda idareyi ele geçirenler, “Din ve namus telakkisini ortadan kaldırmalıyız!”[1] diyorlardı. Sonunda olanlar oldu ve bin yıllık Islam diyarında Islam’ın izini silmek için harekete geçildi. Camiler yıkıldı, yakıldı, kapatıldı, satıldı.[2] Çocukların ve gençlerin Kur’an öğrenmeleri yasaklandı.[3] Islamiyet’in öğrenildiği bütün müesseseler kapatıldı. Bütün eğitim müesseselerinden din dersleri kaldırıldı.[4]

Ancak tek tük “talihli gençler” ahırlarda, bodrumlarda hayatta kalmış hocalardan Kur’an ve din bilgisi alabildi. Böylelikle 1930’lu yılların başına gelindi.

Ders kitaplarında neler vardı?

Şeâir-i Islamiye’yi ortadan kaldırmak için çalışan ve şeâirin hemen hemen tamamını ortadan kaldıran bir iktidar, gençlerin bir daha Islami kimliğe bürünmemesi için yığınla tedbir almaktan da geri durmadı. Ilk okuldan üniversite son sınıfa kadar okutulan bütün derslerin ders kitaplarını titizlikle hazırladı. Bu ders kitaplarında insanın maymundan geldiği söylendi.

Allah’ın varlığı ve birliği inkar edildi. Hatemü’l-Enbiya olan Kainatın Efendisi Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’ın peygamberliğine dil uzatıldı.

Kur’an’ın Allah kelamı olduğu inkar edildi.

Cenab-ı Hakk’ın binbir isminin göründüğü âyine ve aynı zamanda Allah’ın bir san’at eseri olan “tabiat”, -haşa- ilah yerine konuldu. Halifelere, sahabelere ve bütün Islam büyüklerine dil uzatıldı. Bütün Islami değerlerle alay edildi.[5]

Frankenstayn doğdu!

Bin yıllık Islam diyarında Müslümanların çocuklarına Islam düşmanlığı aşılamak isteyenler, kısa bir müddet sonra “ürünlerini” karşılarında bulmuşlardı. Kendi elleriyle yetiştirdikleri o gençler ellerine silah almış, gemileri, sarayları, binaları yakmaya, masum insanları öldürmeye başlamıştı.

Daha dün gibi gelen bir zamanda gençler Allah rızası için, vatana yabancı zihniyetleri sokmamak için “Allah! Allah!” diyerek can veriyordu. Bugünse o kahraman, şehid ve gazi insanların torunları meydanlarda, “El salla el salla! Kol salla kol salla!” diye ter ter tepiniyordu.

Bu ülkenin en kıymetli varlığı olan gençliğe yazık oluyor. Daha dün Çanakkale’de suratlarının ortasına yumruğumuzu indirdiğimiz sinsi düşmanların kucağına itiliyor. Yazık, çok yazık…

Fetih nesli geliyor!

Bu ülkenin gençliği üzerine oynanan oyunlar “pop gençliği” örneğinde olduğu gibi kısmen “başarılı” olmuştur.

Ancak diğer taraftan o zındıka komitelerinin hevesini kursağında bırakacak gençlik de çok şuurlu bir şekilde yetişmekte ve sayıları çığ gibi çoğalmaktadır.

Sistemin planlarına bakılacak olursa, şanlı ecdadına layık birer genç olmaya azmetmiş bu nurlu gençler birer “imalat hatası”dır.

Doğru Islamiyeti öğrenen, hareketlerini Islami ölçülere göre tanzim eden bu gençlik, camileri doldurmakta, dini tedrisat yapılan müesseselere koşmakta, kalben, aklen, ruhen terakki etmek için okumakta, araştırmakta, mazisini öğrenmekte, ecdadını tanımaktadır.

21 yaşında Istanbul’u fetheden Fatih dedesi gibi, Allah’ın hükümlerinin hakimiyeti uğruna yağmur misali yağan oklara rağmen elde Kelime-i Tevhid sancağı surlara hücum eden Ulubatlı Hasan ağabeyi gibi, düşmanı Çanakkale’den geçirtmemek için koca gülleyi tek başına omuzlayıp topa yerleştiren Koca Seyyid atası gibi; cihad aşkıyla, fetih arzusuyla, şehadet sevdasıyla dolu bu gençlik, “Bu vatan bizim!” diye haykırmaktadır.

Işte, bize bu vatanı armağan eden kahraman ecdada layık olan gençlerin sayılarının daha da çoğalmasıyla ülkemizde yaşayanların yüzü gülmeye başlayacak; daha dün, toplarıyla, ordularıyla birlikte vahşi sürüler halinde bu ülkeye saldıran batılıları taklid eden “pop gençliği” de yanlışlığın farkına vararak uyanacaktır.

Ve böylelikle gençlik üzerine oynanan oyunlar bozulacak, gençlerimize tuzak hazırlayanlar eştikleri kuyuya kendileri düşeceklerdir.

Buna inanıyoruz ve gençlerimize, tuzaklara düşmemeleri için dua ediyoruz.[6]

***

Mısır’da yayınlanan El Itisam dergisinde Türkiye hakkında şunlar yazıyor:

Laik, şeytani ve Yahudi dönmesi Atatürk, Türkiye’ye her şeyini kaybettirdi. Bu kayıp öylesine büyük oldu ki, Türkler, tarihlerini ve Batı’yı kahrederek, Islamiyet’i Avrupa’nın kalbine kadar götüren Fatih Sultan Mehmetlerini bile elden çıkardılar.

Ama Müslüman Türkiye, şimdi çağdaş Haçlılara ve tüm dünyaya sessiz bir mesaj gönderiyor. Bugün Islamiyet, Fatih’in topraklarında yeniden yükseliyor. Türkler, Allah’ın izniyle kimliklerini yenileyecek, kardeş oldukları Müslüman ülkelerle çok daha yakın ilişki içerisine girecekler.”[7]

1928 tarihli Times gazetesinde de farklı şeyler yazmaz… Zalime hasım, mazluma hısım olan, dünyaya adalet ve merhametle nam salmış milletimizi[8], Ingiliz gazetesi her ne kadar kendi zaviyesinden bakıp değerlendirmiş olsa da, Allah Teala’nın izniyle gerçekleşecek olan hakikatı şu sözlerle ifade etmiştir:

“Beş yıl önce, Islam’ın gurur verici ama dert dolu liderliğinden vazgeçmeye karar veren Türk Devleti, takip eden devrimlerle Islam dininden kopmasını tamamladı. Fakat, Türk halkı Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans Imparatorunu esir ettiği günden beri kendilerinin ve düşmanlarının kanlarını su gibi akıttıran inancı unutacak gibi görünmüyor.”[9]

 

**********

 

KAYNAKLAR:

 

[1] “Din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız” sözü M. Kemal’e aittir;

Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına hazırlayan; Uğur Mumcu, 5. Basım, Tekin Yayınevi, Istanbul 1993, sayfa 83, 84.

[“Kâzım Karabekir Anlatıyor” başlıklı yazı dizisi 10-29 Haziran 1990 günleri arasında Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.]

Ayrıntılı bilgi için bakınız;

https://belgelerlegercektarih.com/2012/07/28/kazim-karabekir-m-kemal-ataturk-ile-ilgili-gercekleri-anlatiyor/

[2] Cami kıyımı hakkında belge ve bilgi için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/27/tek-parti-doneminde-satilan-camiler-ile-ilgili-m-kemal-ataturk-imzali-birkac-belge/

[3] Kur’an okumanın yasaklanmasıyla ilgili malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[4] M. Kemal döneminde din dersleri kaldırılmıştı;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[5] Bu mevzuda sayısız herze için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/05/m-kemal-ataturkun-okuttugu-lise-tarih-kitabi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/25/necip-f-kisakurekten-ataturke-allahsiz-tarih-ii-ortazamanlar-1931-yilinin-lise-tarih-kitabi/

Ayrıca M. Kemal’in bu konudaki düşünceleri için şu çalışmamıza bakılabilir;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

[6] Yazı için bakınız; Burhan Bozgeyik, Tarihimiz Üzerine Oynanan Oyunlar, Cihan Yayınları, Istanbul 1996, sayfa 102 ve devamı. (Biz biraz kısalttık.)

[7] El Itisam dergisi, Ağustos 1988.

[8] Bu konuda sayısız misal için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/03/osmanlinin-sirri-neydi-ismail-colak/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/05/yunanlilar-osmanlinin-adaletini-itiraf-etti-darisi-kemalistlerin-basina/

[9] Times Gazetesi, 12 Nisan 1928.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s