Islam öncesi Türkler Medeniydi Yalanına Cevap

Islam öncesi Türkler Medeniydi Yalanına Cevap

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

islam medeniyeti, islam öncesi türkler medeni miydi, islamdan önce türkler

***

Büyüklere Masallar… Türkiye’de uzun zamandır tekrarlanıp duran bir hikaye vardır: Islam öncesi Türkler gayet medeni ve kültürlü bir “millet” iken, Islam’la birlikte bu kültür gölgede kalmış, Şaman Türkler zamanla “Araplaşmış” ve bu yüzden de gerilemişlerdir.

Sözkonusu “Türkler Islam’dan once çok medeniydi” argümanına “masal” demek bile belki hafif kaçıyor; doğrudan “uydurma” demek daha isabetli olabilir. Çünkü, apaçık tarihsel bir gerçektir ki, Türklerin Islam öncesinde kayda değer bir medeniyeti yoktur. Islam öncesi dönemde bir “Türk sanatı”, “Türk mimarisi”, “Türk bilimi”nden söz edilemez. Orhun Anıtları haricinde, kayda değer bir “Türk ebediyatı” da yoktur. Olamaz da zaten. Çünkü Islam öncesi Türkler göçebe bir kavimdir ve göçebelerin “medeni” (yani şehirli) bir kültürü olmaz.

Türklerin medenileşmesi, büyük ölçüde Arap-Islam medeniyetinin sayesinde olmuştur. Liselerde okuduğumuz “Kitabu Dîvânü Lûgati’t-Türk”ün yazarı Kaşgarlı Mahmud, düşünür ve bilim adamı Ibn-i Sina gibi önemli Türk alimler, hep Islam sonrası döneme aittir ve Arap-Islam etkisiyle yetişmiştir. Islam öncesi dönemde dünyanın bilimine, kültürüne, sanatına katkıda bulunmuş tek bir ünlü Türk yoktur.

Bu da hiç şaşırtıcı değildir; Türkler’in Islam’la tanıştığı 8, 9 ve 10. yüzyıllarda zaten dünyadaki yükselen medeniyet Islam’dı. Avrupalılar “karanlık” içinde iken, Islam medeniyeti bilim, felsefe, tıp, sanat, mimari, şehir düzenlemesi gibi alanlarda göz kamaştırıcı başarılar elde etmişti. Tarihçi (hem de Siyonist tarihçi) Martin Kramer’in ifadesiyle “eğer 1000’li yıllarda Nobel ödülleri dağıtılıyor olsaydı, neredeyse tümünü Müslümanlar alırdı.” Avrupa’da bilim ve felsefeyle uğraşmak için önce Arapça öğrenmek gerekiyordu.

Türkler, işte bu yüksek Islam medeniyeti ile tanışıp onunla aydınlandıkları için ilerlediler. Daha sonra da Selçuklu ve özellikle de Osmanlı tecrübesiyle Araplar’ı geride bıraktılar. Bugün Türkiye Arap ülkelerinin tümünden daha gelişmiş durumda. Ama bu, “Islam’a rağmen” değil, büyük ölçüde “Islam sayesinde” varılmış bir nokta.

Eğer Islam’la tanışmasalar, Türkler bugün büyük olasılıkla Moğollar’dan pek farklı olmayacaklardı. Moğollar’ın bugün ne durumda olduğunu görmek isteyenler, dünyanın en geri ülkelerinden biri olan Moğolistan’a gidip biraz fikir alabilirler. “Türk’ün unutulmuş medeni vasfı” işte ordadır. Iyi ki de unutulmuştur…

Kuşkusuz, Türklerin Islam öncesinde hiçbir kültürü olmadığını ileri sürmüyorum. Bilim, sanat, felsefe, mimari gibi alanlarda kayda değer bir medeniyet üretemediklerini vurguluyorum. Bu ise, daha önce de belirttiğim gibi, şaşırtıcı bir durum değildir; çünkü Islam-öncesi Türkler çoğunlukla göçebeydi ve göçebelerin yaşam biçimi bu yönde bir medeniyete izin vermiyordu. (Bedevi Araplar da aynı biçimde gayr-ı medeniydi. Zaten “medeniyet” kelimesi Arapça’daki “şehir” anlamına gelen “medine” kelimesinden türemedir.)

Hem Türkleri hem de Arapları kültürel yönden yükselten ise Islamiyet’tir. Türk milliyetçiliğinin öncülerinden Ziya Gökalp de bu gerçeği teslim etmiş, “Islam’ın Arapları çadırdan, Türkleri ise bozkırdan kurtarıp medeni hale getirdiğini” yazmıştır. Öte yandan Islam-öncesi Türklerin başarılı bir ordu geleneğine sahip oldukları tartışılmaz bir gerçektir.

Çinlilerin Türkleri durdurabilmek için dev bir “set” inşa etmesinin, Atilla’nın Avrupa içlerine kadar ilerlemesinin başka bir izahı yoktur. Ancak askeri yönden çok güçlü olup da yerleşik kültür yönünden zayıf olan medeniyetler, fazla uzun ömürlü olamazlar. Islam-öncesi Türkler işte bu açıdan Moğollara benzerler; Moğollar da Cengiz Han gibi liderlerin demir yumruğu altında büyük istilalar gerçekleştirmiş, ancak daha sonra ele geçirdikleri topraklarda kalıcı bir kültür üretememiş, aksine o topraklardaki güçlü kültürlerin içinde asimile olmuşlardır. (Onüçüncü asırda Islam dünyasının büyük bölümünü çok kanlı bir istila ile ele geçiren Moğolların bir-iki nesil içinde Müslümanlaşıp Islam toplumu içinde erimeleri, bunun en çarpıcı göstergelerinden biri olsa gerek. Moğollar Islam’ı askeri yönden fethetmişler, ama Islam onlara kültürel olarak galip gelmiştir.) (…)

Islam medeniyetinin “gökten inen” çok önemli bir kaynağı da vardır: Kur’an-ı Kerim. Bunu, Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğuna inanmayan pek çok seküler tarihçi de kabul eder: Islam medeniyeti, bu kitap sayesinde doğmuş ve büyümüştür. Kur’an öncesinde de Islam medeniyetine dahil olacak unsurlar vardı Orta Doğuda. Ama bu unsurlardan biri olan Araplara yazılı bir hukuk ve küresel bir vizyon getiren, kabileciliği fazlasıyla aşan bir “Islam milleti” bilincini kazandıran unsur, Kur’an’ı Kerim’dir. Dahası Kur’an, Hıristiyanlık ve Yahudiliği de meşru dinler olarak kabul ederek, bu “Kitap Ehli” inançların Islam çatısı altında yaşayabileceğini garanti etmiştir.

Işte bu nedenledir ki Arabistan’dan çıkıp dört yana doğru ilerleyen Arap/Islam orduları, ele geçirdikleri topraklarda Moğollar gibi bir yağma ve katliam yürütmemiş, “hukuk” (şeriat) kavramına sahip oldukları için, yerel halkın inanç ve geleneklerinin yaşamaya devam etmesine izin vermişler, dahası bunlardan yararlanmışlardır. Kısacası Kur’an, Islam medeniyetini motive eden ve hukuki/ahlaki bir çerçeveye oturtan temel bir çatı (Ingilizce tabirle “framework”) olmuştur.

Islam-öncesi Türklerin Islam’a geçişleri, onları hem bu “çatı” ile, hem de Islam medeniyetinde yeşermekte olan bilim, felsefe ve sanatla tanıştırmıştır. Daha öncesinde dünya tarihine daha çok askeri başarıları ile etki eden Türklerin, Islam sonrasında diğer alanlarda da başarı elde etmeye başlamaları, bunun sonucudur. Bu “sentez”in en yüksek örneğini kuşkusuz Osmanlı Imparatorluğu’nda görüyoruz.

Altı çizilmesi gereken bir nokta, Islam-öncesi Türklerin “medenileşme” süreci ile “Islamlaşma” sürecinin el ele gitmiş olmasıdır. Islam öncesinde yazılı bir “savaş hukukuna” sahip olmayan Türklerin Islam’a ilk girdikleri dönemlerde fazla “kan dökücü” olduklarını, Islam’ı özümsedikleri oranda bundan uzaklaştıklarını görebiliyoruz. Italya’nın önde gelen tarihçilerinden Franco Cardini, “Selçuklu Türk milislerin Islam’a yeni girmiş oldukları için biraz eli ağır davrandıklarını” belirtirken bu gerçeğe işaret eder.[1] Öte yandan Türk despot Timurlenk’te de “az Islamileşme”nin getirdiği bir barbarlık görülebilir: Timur’un Müslüman veya gayrimüslim kitlelere karşı yürüttüğü korkunç katliamlar, fakihler tarafından kınanmıştır. Ancak Müslüman Selçukluların pagan Moğollardan çok daha insani olduklarını da görmek mümkündür. Moğollar ele geçirdikleri her yerde kadın-çocuk ayrımı gözetmeksizin katliam yapmış, Selçuklular ise Islam hukukunu gözettikleri için bu şekilde davranmamışlardır. Islam konusunda uzman bir Rus tarihçi olan Abraham L. Udovitch şöyle der:

“Selçuklu işgalinin şartları, Moğollarınkinden çok daha farklıydı… Selçuklular Horasan’ın işgalinden önce Müslüman olmuşlardı. Liderleri yerleşik hayata uyum sağlamıştı ve Islami toplumun var olan geleneklerini özümsemişlerdi. Onların yönetiminde Islam medeniyeti gelişme alanı buldu… Öte yandan Moğollar ise pagandılar ve onların işgalinde çok sayıda şehir yok edildi, buraların binlerce sakini katliamdan geçirildi, ekili toprakların çoğu tahrip edildi.”[2]

Özetle, Tükiye’de sıkça kullanılan “Türklerin Islam’la şereflenmesi” kavramı, sadece teolojik değil, aynı zamanda tarihsel bir doğruyu ifade etmektedir: Islam’la tanışmaları ve onu kabul etmeleri, Türkleri hemen her alanda yükseltmiştir. Buna karşı çıkan, aksine “Islam-öncesi Türklüğün daha ileri olduğunu” savunanlar, tarihsel gerçeklere değil, ideolojik kurgulara dayanıyorlar. 1930’lardaki Türk Tarih Tezi’nde olduğu gibi.

Bu gerçeğe işaret etmiş olmam, söz konusu ideolojik kurguların sahiplerini, “Türklüğe ihanet” ediyor, olarak düşündürüp, öfkelendirmiş olabilir. Oysa ben “Türklüğe ihanet” bir yana Türk olmakla gurur duyuyorum. Ama bunun en büyük nedeni, Türklerin Islam’ı benimsemiş ve onun için büyük fedakarlıklarda bulunmuş bir millet olmasıdır. Bernard Lewis, “Türklerin Islam’ı büyük bir tutkuyla benimsediklerini, kendilerini onunla belki başka herhangi bir milletten daha fazla özdeşleştirdiklerini” söyler. Ben, “Ne mutlu Türküm diyene!” derken, en çok bu gerçeği esas alıyorum.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Franco Cardini, Europe and Islam (translated by Caroline Beamish), Blackwell Publishers, Oxford, 2001, sayfa 57.

[2] A.K.S. Lambton, “Reflections on the Role of Agriculture in Medieval Persia,” The Islamic Middle East, 700-1900: Studies in Economic and Social History, (ed.) A.L. Udovitch, The Darwin Press, Inc., Princton, NJ, 1981, sayfa 300.

 

ALINTI:
Mustafa Akyol, Gayri Resmi Yakın Tarih, 6. Baskı, Etkileşim Yayınları, Istanbul 2011, sayfa 115 – 121.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

4 comments on “Islam öncesi Türkler Medeniydi Yalanına Cevap

  1. GERÇEK TÜRK OLARAK ŞAMANOĞLU ŞAMAN’IM.BİR İTİRAZINIZ VAR MI,PİS ARAP DÖNMELERİ?CENGİZHAN ATAM AZ BİLE ETMİŞ SİZLERE.TÜRKOĞLU OLARAK EN ÜSTÜNÜM.TAMAM MI SOYSUZ YARATIKLAR?

    • cengizhan türk değil moğoldur. türkler ile moğollar farklı ırklardır. yani sen türkse cengizhan senin atan olamaz, cengizhan senin atan ise sen türk değil moğolsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s