Kemalist iftiralara cevaplar – 1

Kemalist iftiralara cevaplar – 1

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

kemalist iftiralara cevaplar kemalistlere cevap

Kemalist iftiralar…

***

Sosyal medyada “Cahiller için” başlığıyla birkaç maddeden ibaret ve fakat iftiralarla dolu bir yazı dolaşıyor. Burada “cahiller”den kasıt antikemalistler oluyor ama kimin cahil olduğunu aşağıda vereceğimiz cevaplardan sonra çok net bir şekilde göreceğiz. Aslında bu paçavraya cevap vermek bile zaman israfı, fakat bu mevzularda malumat sahibi olmayan insanların nasıl kandırılmak istendiğini göstermek boynumuzun borcudur.

Iddia:

Atatürk’ü koruma kanunu’nu çıkartan Menderes’di.

Cevap:

Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun CHP tarafından değil de Demokrat Parti’lilerce çıkartıldığının iddia edilmesinin altında yatan maksat gayet açık. Kemalistler bu iddiayla hem M. Kemal, hem de Yakın Tarihte meydana gelmiş olaylar hakkında hiçbir zaman ve şekilde örtbas edilmesi gereken bir şeylerin bulunmadığını söylemek istemektedirler.

Evet, Atatürk’ü Koruma Kanunu Demokrat partinin iktidarı döneminde çıktı. Demokrat partinin Genel Başkanı Adnan Menderes idi, fakat partinin kurucusu ve ilk Genel Başkanı Celal Bayar’dı. 1950’de Menderes Başbakan olurken, Bayar Cumhurbaşkanı oldu. Celal Bayar, M. Kemal’e çok yakın bir isimdi, tıpkı Inönü gibi. Dahası, M. Kemal’in son Başbakanı’ydı ve masondu. M. Kemal, Hindistan Müslümanları’nın Hilafet için gönderdikleri paranın 250 bin lirasını Bayar’a vererek Iş Bankası’nı kurdurtmuş ve onu bankaya Genel Müdür yapmıştı.[1] Işte bu kadar yakındı. Ayrıca Bayar, CHP’de Genel Başkan Vekili bile olmuştu. Zaten Demokrat Parti, CHP’nin içinden çıkanlar tarafından kuruldu. Üstelik Bayar partiyi kurarken Inönü ile görüşmüş ve ondan onay almıştı.[2] Nitekim DP’nin programı CHP’ninkinden farklı değildi.[3] Yani Bayar da Inönü gibi kemalist idi.

*

atatürk bayar, atatürk celal bayar, m. kemal celal bayar, inönü celal bayar, menderes celal bayar, atatürkü koruma kanunu celal bayar

Aynı yolun yolcuları: M. Kemal, Fevzi Çakmak, Celal Bayar ve Ismet Inönü…

***

Görüldüğü gibi M. Kemal, Bayar ve Inönü arasında hiçbir fark bulunmamaktadır… Burada bilhassa Inönü-Bayar ilişkisi hakkında bir-iki delil daha sunmak fevkalade faydalı olacaktır.

Aşağıdaki genelgeden anladığımız kadarıyla, Ismet Inönü’nün 1937’de Başbakanlık vazifesinden ayrıldıktan sonra, bazı CHP ile Halkevleri binalarında asılı bulunan resimleri kaldırılmış… Bunun üzerine Inönü’nün yerine Başbakanlık görevine getirilen Celal Bayar, bir genelge yayınlar:

“Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Sekreterliği
Ankara 18.12.1937

CHP Başkanlığı’na,
Halkevi Başkanlığı’na,
Umumi Müfettişlere,

Zata Mahsustur

Işgal ettiği makamlardan ziyade, yurduna ve ulusuna yaptığı hizmetlerle, inkılap ricalimiz arasına girmiş olan Ismet Inönü’nün, parti teşkilatı ve Halkevi binalarında resmine gösterilen hürmet ve itibarın, eskisi gibi devam etmesi tabiidir.

Bu resimlerin, yalnız mevki ve makam icabı asıldığı zahabı ile, indirilmiş olanları varsa, eski yerlerine konulması lüzumunu bildirir, sevgiler sunar ve başarılar dilerim.

CHP Genel Başkan Vekili
Celal Bayar.”[4]

M. Kemal’in ölümünden sonra kendisine Cumhurbaşkanlığı teklif edilen Bayar, bu teklifi reddetmiş ve Inönü’ye karşı olan siyasal girişimlere de karşı durmuştur.

Prof. Dr. Cemil Koçak, Bayar’ın bu dönemdeki tutumu hakkında şunları yazıyor:

“Başvekil Bayar’ın bu tutumu, hem iktidar mücadelesinin sertleşmesini, hem de Inönü’ye karşı bir başka adayın çıkmasını önleyerek, Inönü’nün tek aday olarak seçilmesini kolaylaştırmıştır.”[5]

Daha sonraları Celal Bayar’ın Başbakanlık görevinden istifa etmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Inönü, Bayar’a şu mektubu gönderecektir:

“Izmir mebusu Celal Bayar,

Büyük Millet Meclisi intihabının yenilenmesi ihtimali üzerine vuku bulan istifanız kabul olunmuştur.

Iktidar mevkiinde geçen hizmet zamanınızı takdirle yad ederek, size ve arkadaşlarınıza halis teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

Siyasi tarihimizin çetin bir devresini yüksek meziyetlerinizle iyi idare etmenizi milletimiz daima teşekkür ve takdir duyguları ile hatırlayacaktır. Hükumetin teşkiline Istanbul mebusu Dr. Refik Saydam memur edilmiştir.”

25.1.1939
Reisicumhur
Ismet Inönü[6]

Inönü, günlüğünde de Bayar’ı methediyor:

“Celal Bayar’a açık bir teşekkür mektubu yazdım. Atatürk’ün malul ve hasta zamanında, eğer onun yerinde fena bir adam olsa idi, memleket çok fenalıklar görürdü. Atatürk’ün hayat tehlikesi ve memleketin efkarı umumiyesindeki cereyanı gördükten sonra, kendisini fitne ve hırslara kaptırmamak ahlak ve zekasını göstermiştir. Eğer mali ve iktisadi anlayışını salim bir istikamete sevk etmek ümidim olsaydı, kendisini uzun müddet muhafaza edecektim. Bütün zevahire rağmen doğru bir adam olduğuna inanıyorum.”[7]

Büyük Millet Meclisi’nin Zabıt Kalemi’nde vazife görmüş; Milli Mücadele’nin gerçek tarihini hem yaşayan, hem de -Meclisin açık ve gizli celse zabıtlarını tutmak suretiyle- yazan Mahir Iz de Demokrat Parti kurucularının CHP’li olduğunu, zihniyetlerinin, görgülerinin, dünya görüşlerinin CHP’den çok farklı olmadığını belirtir ve Celal Bayar’ın zaman zaman Adnan Menderes’e müdahale ettiğini şu sözlerle ifade eder:

“(Adnan Menderes) Halkın büyük teveccühüne mazhar olmuştu. Herkes ‘Halk Adamı’ diye kul kurban oluyordu. Zaman zaman Celal Bayar’ın hükumete müdahaleleri olmasa, dışarıdan bakanlar, daha çok muvaffak olacağına inanıyorlardı. Adnan Menderes’in nutuklarının zaman zaman birbiriyle çelişmesi, bu müdahalenin tesiri altında idi.”[8]

Son olarak Ilber Ortaylı’nın M. Kemal-Inönü-Bayar üçlüsü hakkında yazdıklarına bakalım:

“…Atatürk her konuda, hem sırdaş olarak hem de başarı noktasında Celal Bayar’a itimad ediyor. Evet, Ismet Paşa Atatürk’ü sever, sonuçta hem silah hem dava arkadaşıdır ama Celal Bayar’da da müthiş bir Atatürk sevgisi olduğuna inanıyorum. Nitekim muhafazakar reyleri (oyları) alan bir devlet adamının, Türkiye’nin dönemdeki şartlarında Atatürk için ‘Seni sevmek bir milli ibadettir!’ demesi kolay bir iş değil.”[9]

Neticede yukarıda da ifade edildiği gibi, Celal Bayar da Inönü gibi kemalist idi. Dolayısıyla Koruma Kanunu kemalistler tarafından çıkarılmıştır. Burada CHP değil de DP’nin çıkarmış olması, kemalistlerin bu işte bir parmağının olmadığı manasına gelmez. Zira az evvel de tebârüz ettirdiğimiz gibi iki partinin kurucuları da üyeleri de ekseriyetle kemalist idi. Burada partiler farklı olsa da ideoloji aynıdır.

Madem bu arkadaşlar koruma kanununa ihtiyaç olmadığı kanaatindeler, o halde kanunun kaldırılması için meclise teklif verseler de samimiyetlerini görsek. Hem Koruma Kanunu’nu “Menderes” çıkardı diyeceksiniz, hem de bu kanuna dayanarak M. Kemal hakkında hakikatleri anlatanlara dava açacak ve küfür edeceksiniz… Bu arkadaşları dürüst olmaya davet ediyorum.

***

Iddia:

Başörtüyü yasaklayan Demirel’di.

Cevap:

Örtünmek M. Kemal döneminde yasaklanmıştı. Bu mevzuda uzunca bir yazı yayınlamıştık.[10]

***

Iddia:

En çok toprak kaybeden Sultan II. Abdülhamid idi. Kıbrıs ve 12 adalar Ingilizlere verildi.

Cevap:

Tarihlere dikkat… Sultan II. Abdülhamid Han “31 Ağustos 1876″da tahta geçti. Aradan çok geçmeden yani “1877”de ise 93 Harbi denilen Osmanlı-Rus harbi başladı. Sultan II. Abdülhamid’in karşı olmasına rağmen kemalistlerin iftihar ettikleri mason Mithat Paşa ve avenesinin ısrarlarıyla harbe girildi. Bu mason güruh, Sultan Abdülaziz’i katledip yerine kendileri gibi mason olan Beşinci Murad’ı Padişah yaptılar, fakat onun akli dengesini kaybetmesi üzerine Sultan II. Abdülhamid’i tahta geçirmek mecburiyetinde kaldılar. Yani o tarihte henüz ipler Sultan’ın elinde değildi. Dolayısıyla Osmanlı-Rus harbinin neticesinden sorumlu tutulamaz. Işte Kıbrıs meselesi Sultan’ın sorumlu olmadığı bu harbin neticesiyle alakalıdır.

Burada sözü Gazi Üniversitesi’nden Yavuz Güler’e bırakalım:

“Yeşilköy’e kadar ilerlemiş olan Rus kuvvetlerinden, Ingiltere Hükûmeti çıkarları açısından tedirgin olmuştur. Rusların Anadolu içlerine doğudan da saldırması ihtimalini gündeme getiren Ingiltere; Kars, Ardahan ve Batum’u işgal eden Rusların, Anadolu’daki gayrimüslimleri ve Suriye-Irak bölgesindeki ahaliyi Osmanlı Devletine karşı kışkırtabileceğini belirtmiştir. Böyle bir durumun Osmanlı Devleti’nin sonu olacağını Ingiltere Hükûmeti Osmanlı Devletine tebliğle bildirmiştir. Bu durum karşısında çözümün Türk-Ingiliz ittifakı olduğunu belirten Ingilizler, bunun karşılığında Osmanlı Hükûmetinden iki talepte bulunmuştur.

Ingilizlerin birinci talebi Asya’da bulunan Hıristiyan ve sair tebaanın hâlini ıslah için Osmanlının teminat vermesidir. Ikinci talep ise, Ingiltere’nin Rusları işgal ettikleri yerlerden çıkarmak ve Osmanlı topraklarını tecavüzden korumak taahhüdünü yerine getirebilmesi amacıyla Ingiltere’ye, Suriye veya Anadolu sahillerine yakın bir yerin verilmesidir. Ingiltere bu yerin Kıbrıs adası olduğunu Osmanlı Hükûmetine verdiği tebliğde belirtmiştir. Tebliğde; Kıbrıs’ın Osmanlı Devletine ait olacağını, vermekte olduğu vergiyi Osmanlı Hazinesine ödemeye devam edeceği, sadece askerî ve stratejik mülahazalarla Ingiltere tarafından kullanılacağı belirtilmiştir. Rusların işgal ettikleri yerlerden çekildikleri vakit Ingiltere’nin de Kıbrıs’tan çekileceği taahhüt edilmiştir.

Ancak durum Osmanlı Devleti’nin I.Dünya Savaşına girmesiyle değişti. Savaşın başlamasını müteakip 5 Kasım 1914 günü, Ingiltere Bakanlar Kurulu, hem Osmanlı Devletine resmen savaş ilânı hem de Kıbrıs’ı ilhak kararı almıştır.

Kabine toplantısında alınan kararda Osmanlı Devleti ile Ingiltere arasında başlayan savaş nedeniyle 1878 Antlaşmasının geçerliliği kalmadığı belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: ‘Yukarıda belirtilen tarihten itibaren Kıbrıs adası ilhak edilecek ve Majestelerinin mülkünün bir parçası haline gelecektir. Bu kararnâme, 1914 Kabinesinin Kıbrıs’ı ilhak kararı adını taşıyacaktır.’ Bu karar tek taraflı idi ve 1878 Antlaşmasına ve uluslararası hukuka aykırı, yasa dışı bir karardı.”[11]

Osmanlı Devleti bu kararı tanımadı. Fakat kemalistlerin “kahramanları” M. Kemal ve Inönü, Lozan Antlaşmasıyla hukuka aykırı olan bu kararı tanıdılar.[12]

*

kemalistlere cevap, kemalist iftiralara cevap, lozan hezimeti, kibrisi lozanda kaybettik, lozan atatürk, kibris osmanli döneminde mi kaybedildi, kibris abdülhamid

Kemalist rejim Kıbrıs’ı Ingiltere’ye bıraktı. Bakınız; Lozan Antlaşması’nın 20’inci maddesi:

“Türkiye, Britanya Hükumeti tarafından Kıbrıs’ın 5 teşrinisani 1914’de ilan olunan ilhakını tanıdığını beyan eder.”

***

Oniki Ada meselesine gelince… Oniki Ada, 1912’de Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine, Uşi Antlaşması gereğince “geçici” olarak Italya’ya verilmişti. Dolayısıyla adaların bize iadesi hukuki olarak güvence altına alınmıştı. Peki sonra ne oldu? Oniki Ada, yine kemalistlerin “kahramanları” M. Kemal ve Inönü tarafından Lozan masasında emperyalistlere peşkeş çekildi.[13]

Kaldı ki 1912’de Sultan II. Abdülhamid tahtta değildi. Sultan, 1909 yılında M. Kemal’in de mensubu olduğu mason güdümlü Ittihat ve Terakki Cemiyeti tarafından bir darbeyle tahttan indirilmiş ve idare bu cemiyetin eline geçmişti.

Eğer Kıbrıs ve Adaları Osmanlı döneminde kaybetmiş olsaydık, Lozan’da buradaki haklarımızdan feragat etmemiz istenmezdi. Bu iddiaları ortaya atanlar, kendi “kahramanlarının” hezimetlerini Osmanlı’ya yamamaktan vazgeçmelidirler.

*

oniki adayi osmanli döneminde mi kaybettik, oniki ada italya, oniki ada lozan, oniki ada m. kemal, oniki ada ismet inönü, 12 ada lozan, lozan maddeleri,

Kemalist rejim Adalar’ı Italya’ya bıraktı. Bakınız; Lozan Antlaşması’nın 15’inci maddesi:

“Türkiye zirde tadat olunan adalar üzerindeki bilcümle hukuk ve müstenidatından Italya lehine feragat eder.”

***

Ayrıca harpte mağlup olup toprak kaybetmek utanılacak bir şey midir? Elbette mağlup olan taraf toprak kaybeder veya birtakım yaptırımlara maruz kalır. Mesele o değil… Asıl utanılacak olan şey, “yedi düveli yendik” naraları atanların “masa başında” vatan toprağını peşkeş çekmeleridir.

Madem yedi düveli yenip düşmanı kovdunuz, o halde Musul, Kerkük, Süleymaniye, Halep, Adalar, Batum, Batı Trakya vs. neden Lozan masasında kaybedildi? Böyle zafer mi olur? Kimse bizden vatan toprağını masa başında peşkeş çekenleri alkışlamamızı ve kahraman ilan etmemizi beklemesin.

***

Iddia:

Sultan Vahdeddin, tahtında kalmasına karşılık, Sevr anlaşmasını kabul etmişti.

Cevap:

Sultan Vahideddin Sevr’i kabul etmemiştir. Bu mevzuda uzunca bir yazı yayınlamıştık. Sultan Vahiddedin’in Sevr’i kabul ettiğini söyleyenler, Sultan’ın “antlaşmadaki” imzasını gösterebilmelidirler. Ama gösteremezler, çünkü yok. Iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir… Ispatlayamayan müfteridir. Bunlar müfteri… Bunlar slogan adamı.[14]

***

Iddia:

Türk ve Hintlilerden başka bir Müslüman toplum, Osmanlı hilafetini kabul etmiyordu.

Cevap:

Hilafet’i kabul eden Müslümanlar sadece Türk ve Hintlilerden ibaret değildi. Bunun bir kemalist palavrası olduğuna dair sitemizde yazılar yayınlamıştık.[15] Şayet bu iddia doğru olsa bile, ki değil, ne farkeder? Hilafet’i az sayıda müslüman kabul ediyor diye Halifeliğin kaldırılması mı gerekir? Ne yani, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin Peygamberliğini 7 milyar insan içinden yalnızca 1,5 milyar insan kabul ediyor diye haşa Islamiyet’i rafa mı kaldırmamız gerekiyor?

***

Iddia:

Said Nursi ve Şeyh Said, Ingilizler tarafından doğudaki vatandaşları kullanmak için kurulan “Kürt Teali Cemiyeti”ne mensuptular.

Cevap:

Şeyh Said’in, Kürdistan Teali Cemiyeti (KTC) üyesi olduğuna dair bugüne kadar hiçbir belge ortaya konulamamıştır. KTC’nin tespit edilebilen üyelerinin listesi bilinmektedir ve bu listede Şeyh Said’in ismi yoktur.[16]

Bu sloganzedelerin iddiasına göre adı geçen Cemiyeti Ingilizler kurdurtmuş!.. Bu arkadaşlar ya sahtekardır, ya da kandırıldıklarının farkına varamayacak kadar kendilerini kaybetmişler. Işte insanlarımız maalesef böyle aldatılıyor.

Mahmut Çetin, Itilaf güçlerinin, Ermeni ve Arapları öne çıkaran ve bazı yerleri onlara verme düşüncesi ile yaptıkları faaliyetlere karşı olarak, Istanbul hükümetinin ustaca bir manevra ile Kürdistan Teali Cemiyeti’ni kurdurarak, Kürt ve Zazaları aktif hale geçirdiğini belirtmektedir.[17]

Yani bu cemiyeti Osmanlı Hükumeti kurdurtmuştur.

Şimdi bu arkadaşlar “hadi canım sen de” deyip Yeşilçam’ın kötü adamı Erol Taş vari sinir bozucu kahkahalar atarken, biz başka bir delil daha sunalım…

Kemalist Tarık Zafer Tunaya bile, bu cemiyetin Tevfik Paşa hükümeti tarafından kurdurulduğunu belirtmektedir. Tunaya’ya göre, Kürtlerin yaşadıkları bölgelerin Itilaf devletlerince Ermeniler ve Araplar arasında paylaştırılması için çalışmalar yapılması üzerine, ilerde anlaşma yapılması daha kolay olduğu düşünülen Kürtlerin bu hususta çalışmalara girmesi hükümetçe istenmiş ve bunun sonucunda Kürdistan Teali Cemiyeti kurulmuştur.[18]

Ayrıca bu cemiyetin bütün üyeleri arasında fikir birliği olduğunu sanmak, herhalde kemalistlere mahsus bir düşüncenin ürünü olsa gerek. Bilakis, cemiyet içinde hizipleşme vardı. Bazı üyeler bağımsız bir Kürdistan taraftarı iken, bazıları buna karşıydı. Cemiyetin kurucularından Şeyh Abdülkadir bile belirli bir Türk taraftarlığı göstermektedir.

Şeyh Abdülkadir, 1919 yılında, “…Türklerin şu düşkün zamanında onlara darbe indirmekliğimiz Kürtlük şiarına yakışmaz…” diyerek Türklere karşı mücadele edilmesine karşı çıkmıştır.[19]

Cemiyet’te etkin rol oynayan Şükrü Mehmet Sebkan’ın daha sonraki dönemde yazdıklarına bakılırsa, ayrı bir Kürt devletinin kurulması, Kürt halkının gerçek menfaatleri yönünden bir felakettir.[20]

Prof. Robert Olson ise Cemiyet içindeki bir kısım Kürtler’in Pan-Islamist olduğunu ve bunların Ingiliz karşıtı faaliyetlerde bulunan Türk gruplarıyla işbirliği içinde çalıştıklarını yazmaktadır.[21]

Madem Kürt Teali Cemiyeti’ne üye olmak “hainlik” idi, o halde neden M. Kemal Meclis’te Said Nursi’ye “hoşgeldin” karşılaması yaptı? Neden ona ihtiram etti?[22]

*

sadi nursi hosamedi said nursi m. kemal, said nursi atatürk, said kurdi atatürk said kurdi m. kemal, bediüzzaman atatürk, bediüzzaman m. kemal said nursi kürt teali cemiyeti

***

sadi nursi hosamedi said nursi m. kemal, said nursi atatürk, said kurdi atatürk said kurdi m. kemal, bediüzzaman atatürk, bediüzzaman m. kemal said nursi kürt teali cemiyeti 2

[22] no’lu dipnot ile alakalı… Said Nursi 9 Kasım 1922 Perşembe günü Meclis’te alkışlarla karşılanıyor…

***

*

Iddia:

Iskilipli Atıf hoca M. Kemal’i kafir ilan etti, Fetva ile öldürülmesini istedi, Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne mensuptu.

Cevap:

Bu arkadaşlar önlerine ne gelirse onu okuyorlar galiba. Veya kendileri uyduruyorlar. Iskilipli Atıf hocanın Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne üye olduğuna dair kayıt var mıdır? Kaldı ki, bu Cemiyete giren herkes “hain” mi oluyor?

Bakın, Millî Istihbarat Teşkilâtı’nın (MİT) atası olan “Teşkilât-ı Mahsusa”nın son Başkanı Hüsamettin Ertürk, “Iki Devrin Perde Arkası” adını taşıyan hatıralarında ne diyor:

“Istanbul’daki mahallât imamları, müderrisler, kürsü şeyhleri, Tarikat-i Bektaşiye babaları ve muhtelif turuk-i ilmiyeye mensup kimseler, zâhiren (görünüşte) Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne intisap etmiş (girmiş), fakat el altından bu cemiyeti baltalamağa var kuvvetleriyle mesailerini sarfetmişlerdi. Bu Ingiliz Muhibler Cemiyeti’nde pek çok kimseler vardı ki, bunlar, gizli teşkilâtımıza, millî cepheye hizmet etmekte ve başta Papas Fro olmak üzere bütün hâinleri aldatmakta idiler.”[23]

Iskilipli Atıf hocaya atılan bütün iftiraları şu yazımızda cevaplandırmıştık:

http://belgelerlegercektarih.com/2015/02/08/iskilipli-atif-hoca-neden-idam-edildi-tum-iftiralara-cevaplar/

***

Iftiralarla dolu paçavrayı yayınlayan arkadaşlar şayet samimi iseler, nasıl aldatıldıklarını bu yazı vesilesiyle görmüş oldular… Sultan Vahideddin, Iskilipli Atıf Hoca, Şeyh Said ve Said Nursi’ye attıkları iftiralardan dolayı tevbe etmelerini tavsiye ediyoruz. Aksi halde hesap gününde çok ama çok zor durumda kalacaklardır. Şayet samimi değiller ve yukarıdaki iftiraları kasten atmış iseler, merak etmesinler, Allah Teala’nın izniyle bütün yalan ve iftiralarını bir bir çürüteceğiz.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Celal Bayar’ın bankanın ilk Genel Müdürü olduğuna dair bakınız; Uygur Kocabaşoğlu, G. Sak, F. Erkal, S. Sönmez, Ö. Gökmen, N. Şeker, M. Uluğtekin, “Iş Bankası Tarihi”, Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları, Istanbul 2001, sayfa 11-15.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/03/m-kemal-ataturkun-mal-varligi-serveti-genis-kapsamli/

[2] Metin Toker, Tek Partiden Çok Partiye, Milliyet Yayınları, Istanbul 1970, sayfa 112, 113.

[3] Feroz Ahmad, Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971), Bilgi Yayınevi, Istanbul 1976, sayfa 16, 17.

[4] Fahir Giritlioğlu, Türk Siyasi Tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Mevkii, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1965, sayfa 131.

[5] Cemil Koçak, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945), cild 1, 6. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2012, sayfa 136.

Ahmet Emin Yalman da Bayar’ın bu tutumunu methediyor. Bakınız; Ahmet Emin Yalman, Gördüklerim ve Geçirdiklerim (1945-1971), cild 4, Rey Yayınları, Istanbul, sayfa 39, 40.

[6] Fahir Giritlioğlu, Türk Siyasi Tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Mevkii, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1965, sayfa 144.

[7] Inönü’nün Hatıra Defteri’nden sayfalar. (Metin 11), Hürriyet gazetesi, 23 Ocak 1974.

Ayrıca bakınız;

Cemil Koçak, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945), cild 1, 6. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2012, sayfa 227.

[8] Mahir Iz, Yılların Izi, Irfan Yayınevi, Istanbul 1975, sayfa 334.

[9] Ilber Ortaylı, Cumhuriyet’in Ilk Yüzyılı (1923-2023), 9. Baskı, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 160.

[10] Örtünmenin M. Kemal döneminde yasaklandığına dair bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/07/01/ataturk-ortunmeye-karsi-degil-miydi/

[11] Yavuz Güler, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Kadar Kıbrıs Meselesi” Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, cild 5, sayı 1, (2004), sayfa 102-104.

[12] Kemalist rejim Kıbrıs’ı Ingiltere’ye bıraktı. Bakınız; Lozan Antlaşması’nın 20’inci maddesi.

[13] Kemalist rejim Adaları Italya’ya bıraktı. Bakınız; Lozan Antlaşması’nın 15’inci maddesi.

Lozan Antlaşmasının Tenkidi için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/05/lozan-anlasmasinin-tenkidi/

[14] Sultan Vahideddin Sevr’i imzalamadı:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/17/padisah-vahdettin-sevri-imzaladi-yalani/

[15] Hilafet ile alakalı Kemalist palavralara verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2015/08/23/hint-muslumanlari-ve-hilafet/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/04/hilafetin-kuvveti-yok-muydu-halifeligin-kuvveti-nufuzu-yoktu-cihad-i-ekber-tesirsizdi-diyenlere-cevap/

[16] Ismail Göldaş, Kürdistan Teali Cemiyeti, Doz Yayınları, Istanbul 1991, sayfa 39-45.

[17] Mahmut Çetin, Isyancı Bedirhan Bey’in Yaramaz Çocukları ve Bir Kardeşlik Poetikası Kart-Kurt Sesleri, Biyografi.net, Istanbul 2005, sayfa 40.

[18] Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, cild 2, Hürriyet Vakfı Yayınları, Istanbul 1986, sayfa 188, 189.

[19] Ismail Göldaş, Kürdistan Teali Cemiyeti, Doz Yayınları, Istanbul 1991, sayfa 190.

Ayrıca bakınız;

Naci Kutlay, Ittihat ve Terakki ve Kürtler, Beybun Yayınları, Ankara 1992, sayfa 330.

[20] Şükrü Mehmet Sekban, Kürt Sorunu, Kamer Yayınları, Istanbul 1998, sayfa 28, 29.

Tafsilat için bakınız;

Yaşar Ertürk, Doğu Güneydoğu ve Musul Üçgeni (1918-1923) Büyük Oyunun Eski Perdesi, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Istanbul 2007, sayfa 162.

[21] Robert Olson, Kürt Milliyetçiliğinin Kaynakları ve Şeyh Said Isyanı 1880-1925, (Tercüme: Bülent Peker-Nevzat Kıraç), Öz-Ge Yayınları, Ankara 1992, sayfa 47.

[22] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, cild 24, Içtima 135, 9 Kasım 1922, sayfa 439.

[23] Hüsamettin Ertürk’ün Hatıraları, Iki Devrin Perde Arkası, (Kaleme alan: Samih Nafiz Tansu), Sebil Yayınevi, Istanbul 1996, sayfa 470, 471.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/06/18/ingiliz-muhipler-cemiyetine-uye-olan-hocalar-hain-miydi/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

9 comments on “Kemalist iftiralara cevaplar – 1

  1. Türk olmaktan korkan gerçek Türk düşmanlarını gördükçe bu ülke boşa kurtarılmış diyorum… daha kendi ırkına ihanet edenlere sempati duyanlardan bu ülkeye ne yarar gelir? kurtuluş savaşınca dedesi yunanlarla anlaşan sırf koltuğunu makamını korumak için ingiliz amerikan mandası himayesine sığınanlarla bugün olanlar aynı durumda… Atatürk ün tek suçu bu ülkeye Türklere milli benliklerini ve özgürlüklerini vermiş olması ama bazı insanlara özgürlük fazla geliyor… bu çok açık

  2. Sen Kıbrıs’ı elin İngilizine ver sonra da İngiltere’ye karşı savaşa gir daha sonra da İngiltere’nin Kıbrıs’ı Lozan’da sana altın tepsiyle bize sunmasını bekle. Aynısı 12 adalar için de geçerli. Eyy admin Kurtuluş savaşı Mondros Mütarekesi öncesi işgal edilmemiş Türk toprakları için verildi. Musul ve Batum için eleştiri yapabilirsin tabi ama Anadolu elden gidiyordu az kalsın bee.. Sevr’i incelemişsindir kesin ona rağmen nedir bu kin, öfke.. Celal Bayar Menderes’in en büyük DP zihniyetli destekçisi ama adamın içinde biraz Atatürk sevgisi var diye bir çırpıda silivermişsin neyse gelelim Osmanlıya: Karlofça Antlaşması ile kaybedilen yerleri, III. Murad döneminde kurulan rasathanenin batıl inançlarla yıkılmasını, Sanayi devrimini kaçıran Osmanlı’yı, Kapitülasyonlarla Avrupa’nın açık pazarı haline gelen Osmanlıyı, Duyun-u Umumiye idaresini ortaya çıkaran sebepleri, 1856 Paris Antlaşmasında bizi yenik bir devlet gibi gösteren Karadenizle ilgili maddeyi, Eğitim, okuma-yazma ve matbaa konusunda Avrupa’nın çok gerisinde kalan Osmanlıyı, I. Dünya Savaşı sonrası ve Kurtuluş Savaşı yılları arasındaki Osmanlı hükümetinin beceriksizliklerini… daha nicesini bir gram eleştirmezsin ama konu Atatürk ve cumhuriyet olunca profesör kesiliyorsun maşallah. Eleştiri istiyorsanız cumhuriyet öncesinde de pek çok konu var tarihimizde. O yüzden bırakın bu düşmanlığı, hep birlikte birbirimize saygılı ileriye dönük yaşayalım bu ülkede yoksa çok kötü şeyler bizi bekliyor

    • @Ahmet, maalesef kemalist basin ve egitimin propagandasina aldanmissin. Neredeyse her iddian propaganda mahsulüdür. Bunlari maddeler halinde cevaplayalim:

      1 – Kibris’i Ingilizlere vermedik, orasi hala Osmanli devleti tarafindan idare ediliyor ve vergileri de Osmanli devletine gidiyordu. Ingilizlere verilen ise askeri ve stratejik acidan kullanimi idi. Tipki bugün incirlik üssünün amerikalilara verilmesi gibi.

      2 – Osmanli’nin dünya savasina girisi m. kemalin de mensubu oldugu ittihat ve terakki cemiyeti eliyle olmustur. Bu cemiyet mason ve yahudilerle isbirligi yaparak II. Abdülhamid’e darbe yapmis ve tahttan indirmisti. Tafsilat icin bakiniz; http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/25/sultan-ii-abdulhamid-hani-tahttan-indiren-ittihat-terakki-ve-hareket-ordusu-kumandani-mahmud-sevket-pasa/

      http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/10/mason-ustadi-itiraf-etti-sultan-abdulhamidi-biz-devirdik/

      3 – 12 adalar da kibris meselesine benzer sekildedir.

      4 – Kurtulus savasi mondros mütarekesi öncesi isgal edilmemis türk topraklari icin verilmis degildir. Bu yalandir. Kurtulus savasinin hedefi misaki milliyi gerceklestirmektir. Misaki milli ise “fiilen” ve “hukuken” bize aid yerleri dava eder. Hukuken ne demek? Haksiz yere isgal edilmis topraklar demektir. Iste Kibris ve 12 adalar haksiz yere isgal edilmistir. Bu yüzden ingilizler lozan’da bu haktan feragat etmemizi istemis ve bizim sözde “kahramanlarimiz” da kabul etmistir. Altina yorum yaptigin bu yazida bunun belgelerini gösterdik, buna ragmen yazinin altina böyle bir yorum yazabilmek sartlanmislik-körlük ve sloganzedelelikle izah edilebilir.

      5 – Sevr hicbir zaman Osmanli tarafindan kabul edilmemistir. Yunanistan disinda hicbir emperyalist devlet dahi meclislerine getirmemislerdir. Sevr proje olarak kalmistir. Tafsilat icin bakiniz; http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/17/padisah-vahdettin-sevri-imzaladi-yalani/

      6 – Karlofca ve benzerlerinde kaybedilen yerleri kimse inkar etmiyor. Ama bunlar “peskes” cekilmemis ve üstüne bu anlasmalar “zafer” diye takdim edilmemisti. Fark bu. Iste bunu anlamiyorsunuz.

      7 – O sözünü ettigin rasathane ilk degildir. Osmanli’da rasathane hep vardi. Ama bunlar medrese ve büyük camilerin bünyesinde kurulmustu. Namaz vakitleri vs. hepsi bunlarla tespit ediliyordu. Senin sözünü ettigin rasathane cami ve medereslerden müstakil bir sekilde kurulan rasathanedir ki bunun kurulus maksadi vardi, bu maksad hasil olduktan sonra da kapanmistir. Bu maksad meshur astronom Ulug Bey’in calismalarinin gelistirilmesi ve düzeltilmesiyle alakaliydi. Tafsilat icin bakiniz; http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/584861.aspx

      8 – Osmanli devleti sanayi hamlesi yapmisti. Bati’nin gelismesi ise kristof kolomb ve vasco da gama gibi haydutlarin “cografi kesifler” adi altinda haydutluk yapip yerli halklari katledip avrupaya hazineler getirmesiyle olmustur. Sen Osmanli’yi hirsiz ve haydutlarin yaptiklarina bakarak tenkid ediyorsun.

      9 – Kapitülasyonlar Osmanlinin en kuvvetli devrinde verilmistir ve basta da bizim lehimizdeydi. Kapitülasyonlarin bizim aleyhimize dönmesi cok sonra olmustur. Düyunu umumiye ile borclarimizi ödemede büyük yol katedilmistir. Tafsilati var. Dilersen onlari da ayrica izah ederiz.

      10 – Okuma-yazma meselesi de öyle zannedildigi gibi degildir. Simdi okuyup yazanlarin orani yüksek de ne oldu? Baksana bir yorumunda kac tane yanlis cikti. Demek ki okuma yazma bilerek de insan cahil kalabiliyormus. Ama Osmanliya isyan eden kavalali mehmed ali pasa okuma yazma bilmedigi halde misir’i kalkindirdi. Demek ki esas mesele okuma yazma bilmek degildir. Mesele irfan sahibi olmaktir. Okuma yazma ise sadece bunun araclarindan biridir, amaci degil. Bu mevzuda baya bir “okumaya” ihtiyacin oldugunu görüyorum. Buyrun:

      http://belgelerlegercektarih.com/2013/05/12/osmanlilar-okur-yazar-degil-miydi/

      http://belgelerlegercektarih.com/2014/08/25/harf-inkilabi-ise-yaradi-mi/

      http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/05/harf-devrimi-ile-ilgili-kazim-karabekir-pasanin-gorusu-kemalistlere-duyurulur/

      http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/31/ataturk-inkilaplari-islama-karsi-yapilmistir/

      http://belgelerlegercektarih.com/2015/01/01/harf-inkilabinin-zararlari-hakkinda-muthis-bir-analiz/

      11 – Matbaa mevzuunu da tafsilatiyla anlatmistik. Buradan ögrenebilirsin: http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/31/matbaa-osmanliya-ne-zaman-geldi/

      12 – Kurtulus savasi yillarinda bir tane Osmanli hükümeti yoktu ki? Bircok hükümet kurulmus ve bunlarin biri basarisiz olmus olabilir. Ama genelde basariliydi ki yunani tepeleyebildik. Ama sonra m. kemal ihanet etti, o ayri.

      13 – Gecmisi birakip ileriye dogru bakilmaz. Bunu söyleyen okuma-yazma bilse de maalesef cahildir. Bugün musul meselesinde bile “gecmisteki haklar”dan bahsedilir. Gecmis bilinmedigi ve konusulmadigi takdirde bu haklari elde etmek, dolayisiyla gelecegimizi sekillendirmek mümkün olmaz. Gecmisini bilmeyen, gelecegini kuramaz.

  3. ‘Iskilipli Atıf hocanın Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne üye olduğuna dair kayıt var mıdır? Kaldı ki, bu Cemiyete giren herkes “hain” mi oluyor?’

    Bu muhteşem yorumunuz yukarida yazdıklarınızın ne kadar gerçekçi, subjektif ve doğru bilgiler olduğunu ortaya koyuyor gerçekten. Tebrikler.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s