Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Hürriyet gazetesi arşivine dikkatle bakılırsa, 40’ından sonra kemalist Ahmet Hakan’ın köşesinden kemalist borazanlığına ve 5816 üzerinden linç operasyonlarına başladığı tarihin, Kanal D anahaber sunuculuğuna başlamasından hemen sonra olduğu görülür. Reytingleri yerlerde sürünen adam tam anlamıyla “atatürk tüccarlığına” sarıldı.

Müslümanların zaten kendisini izlemeyeceğini biliyor, kemalistlerin de geçmişinden dolayı itibar etmediklerini düşünmüş olacak ki, bir anda delifişek kemalist kesildi. Yıllar önce söylenmiş sözleri bulup buluşturup, linç operasyonlarına başladı bir anda ve sunuculuğa atandığı Ocak 2017 tarihinden sonra!

15 Kasım 2016 tarihinde köşesinde şunları yazmış bu “müptezel”;

“Özgürlüklerin Kemalizm adına kısıtlanmasına karşı çıkmaları, Kemalist dayatmacılığa itiraz etmeleri, Kemalizm adına ortaya çıkan tabularla mücadele etmeleri demokrat olmalarının bir gereğiydi. Buna bir şey demem, diyemem.” diyor bay kemalist!

Sunuculuğa atandığı Ocak 2017’den itibaren kemalist militanlığa ve kemaslitlerin avukatlığına soyundu aniden;

“Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda” 17.02.2017 (bu başlık herşeyi açıklıyor!)
“‘Atatürk Türk değildir’ demiş dangalağın teki” 21.02.2017
“Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki” 3.3.2017
“Al sana Atatürk’ü Koruma Kanunu” 12.05.2017
……
Bu vatandaşı karşınıza alıp m.kemal dönemi hakkında tartışsanız, 2 dakika konuşamaz. “daha çok reyting alayım, kemalistlere yaranayım, cebimi doldurayım” telaşıyla kemalist taklidi yapıyor sadece! Düşünce ve tarihi bilgi paylaşan insanları da bu uğurda linç etmekten kemalist olmayan herkesi koruma kanunuyla susturmaktan çekinmiyor.
Her dönem ve her ortama göre şekil ve ağız değiştirmenin atasının kim olduğunu, menfaat devşirmek için milletimizi yalan söyleyerek kandırmayı maharet bilenlerin kimlerden ilham aldığını biz çok iyi biliyoruz!

*

Emin isimli bu takipçimize teşekkür ediyoruz. Ancak bize göre mesele sadece reytingten ibaret değil. Belki zamanı gelince açıklarız

Reklamlar

11 comments on “Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

  1. youtube de fuat inan isimli kişinin yaptığı m. kamal la ilgili şarkılara ne diyorsunuz tam beyin yıkama ve komedi yaptığı dombra diye şarkıdan sözler Cihan askerleri yurdu sarmışken Donanmalar Marmarayı kuşatmışken Geldikleri gibi giderler Bütün işgalci gemiler Dedi mustafa kemal atatürk Yurtta barış cihanda barış şiyardı Ölen düşman askerine vatan diyardı Dünya başkumandan saydı şu sloganlara baksanıza ama dedikleri çok doğru ölen düşmana vatan oldu (osmanlının öldürdüğü düşmanlara vatan oldu)

    • fuat inan dombra reddiyesi istiyorum 🙂 atatürk bakışlı yarim diye şarkı bile yapmış sevgilisini erkeğe benzeten bir ibne kamalist çok tehlikeli 🙂

  2. “Ahmet Hakan’a cevap 5” başlığında yazdığım yoruma ilgi göstererek ayrıca yayınladığınız için ben teşekkür ederim, şeref duydum.
    Ahmet Hakan özelinde tüm kemalistlerin son dönemdeki çığırtkanlığının tek sebebinin reyting kaygısı olmadığı konusunda da hemfikirim. Son dönemlerdeki linç operasyonlarının, 5816 sayılı yasa üzerinden koparılan yaygaraların başka sinsi ve planlı sebepleri de vardır elbette. Akparti hükümetine 15 yıldır sürekli “atatürk düşmanı, laiklik karşıtı, cumhuriyetle sorunlu” sloganlarıyla saldırdılar ancak bununla bir neticeye varamadıklarını gördüler. Şimdi yine atatrk üzerinden hükümeti yıpratmaya çalışıyorlar fakat bu sefer taktik farklı. “5816 sayılı koruma yasasını devreye sokarak vatandaşlarımızı ve tarihçileri hapishanelere doldurmak, tarih dergilerini yasaklatmak” suretiyle akpartiyi bitirmeyi planlıyor bu kemalist sinsi kafa. Bir taşla iki kuş misali. Üstelik, hırsızı arsızı katili sürüsüyle serbetçe gezerken.. vatandaşa ağız burun dalan serbest iken, resmi tarihe yan bakan hapiste!
    Filanca tarihçi veya dava adamı 5816 sayılı koruma kanunu nedeniyle hapse atıldı diye akpartiye oy verecek bir tek vatandaş çıkmaz, bir tek kemalist oy vermez. Ancak bu zulümlerin akparti seçmeninin büyük tepkisini çektiğine bizler de onlar da şahit. 5816 sayılı yasayı getirenin de Adnan Menderes olduğunu ve aynı Menderes’i bu yasanın yılmaz savunucularının astırdığını iyi biliyoruz.

    Ahmet Hakan’ın 18.07.2017 tarihli “‘Yerim sizin ‘Milli Mücadele’nizi’ demek serbest mi?” başlıklı yazısında üstad Kadir Mısıroğlu’nun söylediği başka bir söze, kendince mana katarak açıkça savcıları göreve çağırdığı, “bu sözün cezasının olmadığını” sorguladığı görülüyor. Yani bu delifişek kemaliste göre 80 küsür yaşındaki tarihçi Kadir Mısıroğlu yıllardır söylediği hatta SÖYLEMEDİĞİ sözler nedeniyle derhal tutuklanarak hapse atılacak! Linç girişiminde bulunduğu bu zatın gerek Türkiye’de gerek Akparti seçmeni nezdinde ne kadar itibarlı ve değer verilen biri olduğunu gayet iyi biliyor. Asıl dert de bu. Düşünelim ki Coşkun Hakan’ın “iddianamesi” kabul edildi ve sayın Mısıroğlu böyle bir zulme maruz kaldı. 15 yıldır iktidarda olan, muhafazakar demokrat oyları ile başa gelen hükümet döneminde, doğruların cesur sesi Kadir Mısıroğlu dünyada emsali olmayan bir yasa bahanesiyle susturulsa, bunun mesuliyeti kime yüklenecek, asıl darbe kime indirilmiş olacak? Elbetteki A. Hakan’a veya daha yeni köşesinden avukatlığını yaptığı Kılıçdaroğlu’na değil.

    Bu memlekette “Din Bu” adında, “Kur’an Eleştirileri” adında seri seri kitaplar basılıp en revaç gören kitapçıların raflarında özgürce satılıyor, Doğan Kitapevi de basıp satıyor bu kitapları. Mukaddesatımız Kur’anın uydurulmuş bir kitap olduğunu ispata, peygamberimizin haşa yalancı olduğuna inandırmaya çalışıyorlar, özgürce! “Din Bu 2” isimli kitap neredeyse tamamen Peygamber efendimizin özel yaşantısından ve Hz. Zeynep Hz. Aişe ile evliliği hakkındaki iftiralardan ibaret bir kitap. TCK. 216 dini değerlere hakareti de suç sayıyor, kimin umurunda? Mesela “Atatürk Bu” diye bir kitap yazılsa ve Hakan Coşkunun patronu olan Doğan Kitapevi tarafından basılsa özgürlük sever A. Hakan’ın tepkisi ne olurdu acaba?

    • ateş olsa cürumuhu kadar yer yakar ahmet hakan ve savcıları recep tayyip erdoğanla arada görüşüyor mısıroğlu cumhurbaşkanımızın pekte izin vereceğini sanmıyorum ceza almasına cumhurbaşkanı bence destekliyor şuan hazır olmadığı için ülke açıktan desteklemiyor kendiside çok derinlere girmiyor çocuklara içki içirildiğini cami satılma ahır yapılma lozan olaylarını yavaş yavaş dile getiriyor fırsat buldukça ama ihanetin gerçek boyutunu anlatamaz ülke buna hazır değil ben olsam 2019da seçilir seçilmez yapardım ama erdoğanın ne düşündüğü anlaşılmıyor

      • Hem Türkiye’de büyük çoğunluk İsmet İnönü’yü hiç sevmez, m.kemal’ın sağ kolu İnönü, inkılapların çoğu ona mal edilir. Ona özel çıkarılmış bir koruma kanunu yok, 5816 İnönüyü kapsamıyor. Peki İnönü’nün anasını sorgulayanı hiç duydunuz mu? Babası bu değildir şudur diyen var mı? Manevi kızı ile ilişkisi vardı diyen çıktı mı? Fakat m.kemali koruma kanunu olduğu halde yıllardır bu iddialar gündemde. Demek ki sorun başka yerde, “koruma kanunları korumak için değil saklamak için var” diyenler var. Kesinlikle fayda değil zarar veriyor. 5816 kaldırılmadan bu meseleler ve tartışmalar asla bitmez.Üstelik deccal diyen( Said Nursi, 5. Şua) beraat ediyor, diğeri mahkum!

        Süleyman Yeşilyurt’un Derin Tarih programında Afet İnan hakkında verdiği bilgiler meğer CNN Türk’ün internet sayfasında da asılı duruyormuş, kimsenin de dikkatini çekmemiş! Aynı bilgiler Derin Tarih programında paylaşılınca nasıl da 5816 kodlu LİNÇ operasyonuna geçtiklerini gördük.. Hasan Akar’ın m.kemal’in annesi hakkında söylediği sözlerden de ben dahil hiç kimsenin haberi yoktu. Fakat 5816’dan dolayı linç etmek ve hapse attırmak için, ne zaman ve nerede söylendiği bile belli olmayan o video internete sızdırıldı, anahaber bültenlerinde yayınlandı ve TÜM TÜRKİYE o iddialardan ve hakaretten haberdar oldu!! bu mudur yani? 5816 olmasaydı hiç kimsenin bu konuşmadan ve o iddialardan haberi olmayacaktı.
        Evet sadece linç makinesine dönen ve sadece zarar veren bu yasa kaldırılmalı, çok geç olmadan ve derhal.

      • 5816 sayılı koruma kanunu bu memlekette tarih bilimine indirilen en büyük darbe olmuştur, tarihi bir konuda açıklama yapmak veya bilgi yazmak isteyen tarihçiler her şeyden önce bu bilgi veya belgenin 5816’dan dolayı başına dert açıp açmayacağına odaklanıyor!! Böyle tarih mi olur böyle Bilim mi olur? Evet el alem uzaya çıktı, atomu parçaladı.. laik kemalist Türkiye’de tarihçilik bile yapılamıyor YAZIKLAR OLSUN! Bir tarihçi cesur davranıp, bir gerçeği açıladığında, arı sokmuşa dönüp savcıları göreve çağırıyor kemalist kafa ve köşe kapmış sözcüleri! “Ülkenin kurucusu hakkında bu bilgiyi nasıl verirsin” diyorlar. Behey gafil, tarih bilimi yapılırken; şu kişi kurucuymuş, şu kahramanmış bilmem neymiş diye bakılır mı? Böyle tarih yazılır mı böyle bilimsellik olur mu behey hazımsız kara cahill! Bir de hiç utanmadan arlanmadan kurdukları bu diktatör düzenden gurur duyuyorlar, siyonist kıskacındaki Irak ve Suriye’ye gönderme yapıyorlar.
        Dünyada hiç bir eşi benzeri olmayan 5816 sy koruma yasasını kaldırmak için zaman gerektiğine ve tepkilerden çekinildiğine inanmıyorum, asıl zarar verecek olan bu yasa nedeniyle yaşanan zulümler ve mağduriyetlerdir. CHP genelbaşkanı K.Kılıdaroğlu bile ta 2012’de bu yasaya gerek olmadığını söylemiş;

        “ATATÜRK’Ü KORUMA KANUNU’NA GEREK YOK”
        Atatürk’ü koruma kanunuyla ilgili görüşleri sorulan Kılıçdaroğlu, “Atatürk bu milletin bağrından yetişmiş olan bir insandır. Bu ülkeye büyük hizmetleri olmuş bir insandır. Ne Atatürk’ü ne de bir başkasını özel bir yasayla korumanın bir anlamı yoktur.”
        http://www.haberturk.com/polemik/haber/714304-ataturku-koruma-kanununa-gerek-yok

        Bu yasadan dolayı mağdur olanlar AİHM’e başvurma durumunda haklı çıkıyor, devlet tazminat ödüyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de aykırı yani. Böyle saçma kanun olur mu, vatandaşa tekme atan tutuklanmadan yargılanırken, yakın tarihe veya büste yan bakan derhal tutuklanıyor ve asla serbest bırakılmıyor, yani vatandaşın canının heykel kadar kıymeti yok.

        İşte en son anayasa değişikliğinde tüm Avrupa ayağa kalktı tehditler savurdu, kemalist CHP, “DENİZE DÖKERİZ” tehditleri savurdu. Bu tehditleri kim umursadı. Üzerlerine gide gide değiştirdik anayasayı. 5816 sayılı yasanın hiç değilse her tarafa çekilen 2. maddesi değişmeli. Ne demekmiş “hatıraya hakaret”? Yasayı hazırlayan yahudi Ernst Hirsch açıklasın bize, kendi ülkesinde böyle yasa hazırlamış mı? Kendi ülkesini kurtaranlar da yasa ile mi korunuyor?
        Adnan Menderes döneminde çıktı bu yasa, yasayı çıkartan Menderes’e darbe yapılırken ve asılırken bir tek kemalist tepki göstermedi hatta tankların üzerine çıkıp alkış tuttular. Şimdi, kendi elleriyle idam ettikleri Menderes’in getirdiği yasa kaldırılırken de oturacaklar oturdukları yerde! Canı isteyen denize dökmeye de yeltenebilir, “cumhuriyetin reddi” anlamına gelen Nisan ayındaki Anayasa değişikliğinden bu yana denize dökülmeyi bekliyoruz zaten!

  3. MHP’nin başındaki şahıs da dün üstad Kadir Mısıroğlu’na ağzından köpükler saçarak hakaret ve iftiralarda bulundu. Çok iyi bildiğimiz gerçek yüzünü bir daha ifşa etti. Bir köpek türü olan kurt’u bu kadar kutsayıp “ata” olarak görenlerin, Kurt-Ata tabirini kullananların etrafa böyle pervasızca ve çıldırmışca saldırmalarına şaşırmamak gerek. Ancak, hükümeti destekleyen insanlara karşı ağızdolusu küfreden bu zevat, kemalist Ecevit’in peşinde 3,5 yıl kuzu gibi dolanmayı başardı her nasılsa! 14 yaşından küçüklere Kur’an eğitimi almayı yasaklamak, başörtülü vekillerin meclisten kovulmasına destek çıkmak, “kamusal” A.N.S. gibi birini cumhurbaşkanı makamına getirmek bu kafaya nasip olmuştu! Bir zamanlar MHP için “CHP’nin ruh ikizi” diyordu devlet büyüklerimiz, ne kadar haklılardı. Bunlarla ittifak kurmak en büyük tuzaklardan biridir.

    Üstad Kadir Mısıroğlu’nun “keşke Yunan galip gelseydi” mealindeki sözü gündemde ya, hakkında da soruşturma açıldı ya o söze kafayı takmış numarası yapıyor. Geçen gün de sayın Mısıroğlu’nun komalık olduğu haberi çıkmıştı. 80 küsür yaşındaki bu tarih üstadına hayasızca ve arsızca saldırmalarının bir gayesininin de kendisini fiziken ve sağlık itibariyle yıpratıp ortadan kaldırmak teşebbüsü olduğu gayet açıktır, bu tahammülsüz saldırganların tarihi yüzbinlerle zulüm ve cinayetle doludur.

    Bunların tarih bilgisi sosyal medyada yazılıp çizilenleri araklamaktan ibarettir. Türkiye’de ve dünyada akademik ünvanlı tarihçiler de tarihi konuları “acaba aksi olsa ne olurdu” muvacehesiyle ele alır. En önemli zafer olarak bilinen savaşların dahi aslında kaybedilmesinin daha yararlı olabileceğini söyleyebilir. Ancak henüz linç edilme sırası size gelmediyse bu söylediklerinizi kimse gündemine almaz. Mesela tarihçi Prof. Ekrem Buğra Ekinci “Çanakkale geçilseydi” başlıklı makalesinde Çanakkale savaşının kaybedilmesi durumunda neler olabileceğini ele alıyor. Kendisi demiyor ancak okuyanlar “keşke Çanakkale geçilseymiş” diyor. İşte o makale;

    “Çanakkale Boğazı, 1918 değil de 1915 yılında geçilseydi tarihin seyri tamamen değişebilirdi. Çanakkale’nin geçilmesi durumunda neler olacağını tahmin etmek enteresan olduğu kadar zor ve riskli. Çanakkale muharebeleri, Irak cephesindeki Kutü’l-amâre muharebesi ile beraber Birinci Cihan Harbinde yüz akımız sayılır. Her ikisinde de güçlü düşmana karşı emsalsiz bir muvaffakiyet elde edilmiştir. Hatta Irak cephesinde, İngiliz ordusunun kumandanı bile esir alınmıştır. Bundan dolayı ne kadar iftihar etsek, azdır. Muzaffer askerlerimizi şükranla anıyoruz… Acaba Çanakkale geçilseydi, ne olurdu? Şunu diyebilirsiniz: Çanakkale zaten üç seneye kalmadan geçildi. Biz burada 1918 yılında değil, 1915 yılında geçilseydi, tarihin seyri nasıl değişirdi, onu merak ediyoruz. Buna cevap vermek de kolay değil. Tarihî konularda, eldeki bilgilere göre konuşmak kolay. Ama geleceğe dair tahminler yapmak enteresan olduğu kadar da zor ve riskli. FATURA HAFİFLERDİ Kendi açımızdan şu tahminleri yapmak belki mümkün: Bir kere harb bu kadar uzamazdı. Zayiatın çok olduğu Çanakkale kara harblerine gerek kalmazdı. Milyona yakın Mehmetçiğin şehid olup, esir düştüğü Irak, Mısır, Galiçya, Suriye gibi yeni cepheler açılmazdı. Hükümet, düşmanla münferid sulh istemek zorunda kalırdı. Daha az zayiatla harbden çekilmek mümkün olurdu. İtilaf devletleri, Sevr’deki kadar acımasız olmazdı. “Bizim derdimiz Almanlarla idi. Siz niye harbe girdiniz? Harbi uzattınız. Cepheleri genişlettiniz. Her şeyin mes’ulü sizsiniz!” diyerek bize savaş suçlusu muamelesi yapmazlardı. Arap ihtilali gerçekleşmez, Filistin, Suriye, Irak, Arabistan elden çıkmazdı. Arabistan’da Vehhabî Suud Krallığı, Filistin’de İsrail Devleti kurulmazdı. Petrol havzaları ve mukaddes beldeler işgal edilmezdi. Arap toprakları istiklalini kazanırdı ama, Osmanlı Milletler Topluluğu adıyla toparlanabilirdi. ÇARLIK DEVRİLİR MİYDİ? Çanakkale’yi geçmek isteyenler Rusya’ya yardım götürdükleri için, Rusya’da Bolşevik ihtilâli olmaz; çarlık devrilmez; yetmiş sene dünya milletlerini inim inim inleten komünist idare kurulmaz; ekserisi Türk asıllı milyonlarca insan katliâma maruz kalmazdı. Bolşevik Ruslar, Güney Kafkasya’ya inemezler; Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan işgal edilmezdi. Anadolu ve Rumeli’de yüz binlerce insan yurtlarından sürülmezdi. Osmanlı Devleti yıkılmaz; Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Anadolu bu ağır enkazın altında kalmazdı. YA CUMHURİYET… Ama işe bir de başka taraftan bakalım: Çanakkale 1915’te geçilseydi, Cumhuriyete giden yol kurulamaz; Mustafa Kemal gibi büyük bir lider ortaya çıkamaz; Türkiye’nin çehresi değişemezdi… ”
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/370792.aspx

    Görüldüğü gibi Tarih, OSMANLI devletinin taraf olduğu bir savaşı bile hem de en önemli bir zaferi bile “keşke kaybetseydik” dedirtebiliyor, kimsenin de çığırtmasına çıldırmasına sebep olmuyor… Köşe kapmış köşe yazarları ceplerini doldurmaya, rezidanslarını katlamaya baksın(a.hakan’ın rezidans vakasını duymuşsunuzdur)! Siyasiler kendi işine baksın. Tarihçiler de tarihi tarihçilerle tartışsın, savcılarla ve savcıları dürtükleyenlerle değil

    • Kadir Mısıroğlu bence yaşından dolayı veya dil sürçmesi yüzünden eğer ya da şayet Yunan galip gelseydi diyeceğine keşke Yunan galip gelseydi diyor. Sadece bir kelime manayı değiştiriyor…

      • “Keşke yunan galip gelseydi” konuşması burada mevcut. https://www.youtube.com/watch?v=aybDFGxcj6A
        Aslında üstad Mısıroğlu’nun söylemek istediği tam olarak şu; “bunların dine ve dini müesseselere yaptığını “kafir” yunanlı bile yapmazdı” diyor. Dikkatleri bu yöne ve en can alıcı örnekle çekiyor, asıl mevzu bu, Batı Tırakya’daki Türklere verilen haklardan, şeriat hükümlerinin dahi hala tatbik edilmesinden söz ediyor. Bunların yaptığını yunanlı yapmadı diyor(şapka giymeyeni asmak, ezanı yunanca okutmak, kuran öğrenmeyi, başörtülü okumayı yasaklamak mesela.) Hazımsız Kemalist bağnaz ve kafatasçı kafalar da tek cümleyi cımbızlayıp, “sen yunan taraftarısın” diyerek hücuma geçiyor “YUNAN MEZALİMİ”nin kitabını yazan tarih üstadına!

        Ve evet bir hristiyan olarak ne Yunan ne İngiliz; Hilafet, Şeriat ve Osmanlı devletine asla dokunamazdı. Bunun için de dahili bir kurtarıcı ortaya çıkarma yoluna gitti işgalciler.
        İngiliz New Statesman dergisinde 1 Kasım 1922’de yayınlanan “Zafer sarhoşu Kemal’den Aklı Başında Kemal’e” başlıklı yazısında özetle şöyle deniyor;” Türkiye’de Saltanat’ın kaldırılması ve bunun Hindistan veya İngiltere’nin egemenliği altındaki herhangi bir Müslüman ülkeyi etkilerse İngiltere’nin bir şeyler yapması gerektiğini belirterek endişelerini dile getirdi. Halifelik olayına Hıristiyanların karışmasının tehlikeli olacağını…”(bkz. PROF. DR. ERGÜN AYBARS, Millî Mücadele’de İngiliz Basını II, 1920-1923 Sevr’den Lozan’a)
        Cumhuriyet ilan edildikten sonra 3 Kasım 1923’te aynı İngiliz dergisi olayı ve MÜJDEYİ şu ifadelerle veriyordu; “Peygamber’in halefinin(Halife) artık İstanbul’da oturmaktan ve başparmağını boş yere oynatmaktan başka yapacak hiç bir şeyi yoktur” New Statesman, 3 Kasım 1923

  4. “Dalaksız” Coşkun A.H’nin yazıp çizdiklerine, arşivine baktığımızda dikkat çeken bir hususun da FETÖ’YÜ HİÇ ELEŞTİRMEMESİ, HİÇ BİR ŞEKİLDE HEDEF ALMAMASIDIR? Ne iş? Her mevzuya burnunu sokan, 5816 ayağına savcılara hücum talimatı veren bu şahıs ülkemizin en büyük mesele ve gündemi olan FETÖ mevzusu ile neden bu kadar “iltisak”sız? Varsa yoksa Fetöden ayrılanlara (Hüseyin Gülerce, Emre Uslu, Latif Erdoğan) saldıryor, “eski fetöcü” diyerek vuruyor fakat fetönün kendisine sözü yok! Fetönün gerçek yüzünü 1995’te ortaya döken üstad Kadir Mısıroğlu için “kulağından tutup içeri atın” diyor, Fetöye laf yok!, üstelik 19.09.2017 tarihli yazısına şu başlığı atabiliyor: “Net konuşuyorum: Ilıcak, Bulaç, Alpay ve Alkan örgüt üyesi değil”!
    İnternette Fetö’nün gerçek yüzünü anlatan ve “fetöcü babanız da olsa ihbar edin” diyen (https://www.youtube.com/watch?v=wojvRznTfTA) Hasan Akar’ı, m.kemale hakaret eden kişi diye gündeme getiriyor, aylar sonra serbest kalmasına isyan ediyor COŞKUN Hakan, bu günki 4.11.2017 tarihli yazısında şöyle diyor:
    “Atatürk’ün anasına hakaret ettiğinde…
    İşte böyle “şak” diye yırtıyorsun.
    *
    Buna mukabil…
    Adın Enis Berberoğlu ise…
    Ve CHP milletvekili isen…” Berberoğlunun fetönün MİT tırları operasyonu davasından tutuklu olması, bu tutukluluğa isyan etmesi garip bir tesadüf mü?!
    “Pensilvanya Canbazı” kitabı https://www.insancilkitap.com/upload/1078/M/pensilvanya-canbazi-1.jpg yazarı Süleyman Yeşilyurt’u eline geçirse bir kaşık suda boğacak gibi cırlıyor fakat FETÖnün canbazlıkları hiç dikkatini çekmiyor! Atatrük düşmanı diye hedefe koyduklarının tümü FETÖ ile kavgalı yıllardır davalı kişiler!

    FETÖNÜN “Barış Köprüleri” Kitabının (http://www.oktayaras.com/images/kitapgorsel/0109290001.jpg) yazarı İlber Ortaylı, CUMHURBAŞKANLIĞI Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü diye 31 Ekim 2017 tarihli yazısında coştukça coşuyor, “eski fetöcü” gibisinden ithamlarda bulunmak veya ödül verecek başka kimse bulamadınız mı demek aklına gelmiyor!

    Hürriyet’te 24 Aralık 2015’te “Fethullah’ın yaptığına ‘darbe’ diyebilir miyiz?’ başlıklı yazısı da çok şeyi açık ediyor:

    “17/25 Aralık olayı için ‘darbe’ diyemeyiz. Hatta ‘darbe girişimi’ bile diyemeyiz. Neden? Böyle bir darbenin gerçekleştirilmesi için ‘silahlı güç’ şart. Oysa Fethullah’ın silahlı gücü falan yok. ‘Ama polis falan’ diyecek olanlara soruyorum: Bir-iki yargıç, savcı ve polis şefiyle darbe mi yapılır? Böyle bir darbenin gerçekleştirilmesi için ‘tank, top, jet’ falan şart. Oysa Fethullah’ın savcısı, yargıcı, polisi falan var ama tankı, topu, jeti yok…”

    Fetönün nasıl bir silahlı gücü olduğunu 15 Temmuzda gördük Fakat COŞKUN A.Hakan’ı o gün ortalarda göremedik, yazılarında da!
    Örnekler yüzlerce. Ben az yazayım siz örnekleri çoğaltın! Atatürk mevzusu nasıl oldu da FETÖ’yü gölgede bıraktı? Nasıl oldu da akparti’yi 15 yıldır tavizsiz destekleyen seçmeninden koparacak seviyeye getirildi? Ülke 15 Temmuzdan sonra oluşturulan yeni “atatürk” merkezli atmosferde, 5816 mahkumiyetlerinin havada uçuştuğu bu süreçte neyin rövanşını yaşıyor? Cemil Barlas’ın “sosyal medyada Atatürk profili kullananların arasında bir çok fetöcü var” mealindeki tespiti de gayet manidardır.

  5. Bu mesajda eski fetöcüler arasında sürç-i lisan olarak Emre Uslu’yu saymışız, bu vatandaşın hala fetöcü olduğunu bilmeyen yoktur. Aslında Taraf gazetesi eski yazarı Melih Altınok’u kast etmiştim.
    7 haziran seçimlerinde HDP’yi parlatmaya çalışan fetö kafasının, şu an da başka partiler üzerinde hesaplar çevirdiği, ne pahasına olursa olsun aklayıp paklama telaşında olduğunu da eklemek gerek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s