Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 2

Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 2

*

kemalistlerin din düsmanligi kemalistlerin islam düsmanligi rifat börekci, atatürkün din düsmanligi, m. kemalin din düsmanligi inönünün din düsmanligi chp'nin din düsmanligi,

[1] no’lu dipnotta bahsi edilen yazının birinci sayfası…

***

4 Ocak 1939’da Ağrı vilayeti Halkevi’nde tertip edilen bir temsilde Sarık, Sakal ve Cübbe ile alay edilir. Dönemin Diyanet Işleri Reisi Rıfat Börekçi, bölgede tepkiyle karşılanan bu sahnelerden haberdar edilir edilmez 23 Ocak 1939’da Başvekalete aşağıdaki yazıyı gönderir:

“4/1/1939 gecesi Ağrı Vilayeti Halk Evinde Orta Okul Direktörü Mustafa Görgöze ile Okul Rıyaziye Öğretmeni Bulgaristanlı Adil Erolun nezaretleri altında tertip edilen bir temsilde Okulun ikinci sınıfından ve Ora Mahkemesinin en kıdemli azasının akrabasından bulunan Şükrü Oğlu Selahaddin; Sarık, Sakallı ve Cübbeli bir hoca kıyafetiyle sahneye ve yüksek bir yere çıkarılıp, kadın, erkek ve çocuklardan mürekkep bir kaç yüz kişi karşısında ‘Ey Cemaat. Ağrı Ili Müftüsü Sadullah Yıldız’ın müsaadesile’ diye ve isim tarif etmek sureti ile Müftünün Eyyamı mübareke ve sair toplantılarda halkı hükümete ısındırmak ve Teyyare ile diğer umuru hayriye’ye teşvik hususunda yaptığı Vaazlarını taklit ve okuduğu ayeti kerime ve Hadisi nebeviyeyi istihfaf ederek (küçümseyerek) ‘Sallu Ala Muhammed Euzu Billahi mineşşeytanırracim Bismillahirrahmanirrahim Inna Lillahi ve Inna ileyhi Raci’un’ ile yalan yanlış bir de ayet okuyarak dini bir vazifeyi tezyif (küçümsemek) ve Müftü ile istihza (alay) ettirdikleri, Müftülüğün 6/1/1939 tarihli tahriratile bildirilmekte ve Çocuk Mahkeme azasının akrabası bulunduğundan sesini çıkarmadığı ve hattı hareketinin tayini Müftü tarafından rica edilmektedir.

Alel’itlak efradı cem’iyetten herhangi birini mütezarrır ve muztarip edecek bir halin bile, hangi bir kimseden, vuku’u mucibi mes’uliyet iken Vatan Çocuklarına terbiye ve ahlak dersi vermekle mükellef bulunan bu Öğretmenlerin hak ve vazifenin kudsiyetini ve bunlara hürmet ve riayet etmenin en tabi’i ve mukaddes bir hak olduğunu, Hürriyet demek, başkalarının hissiyyatını rencide bile etse dilediğini söylemek ve yapmak demek olmadığını herkesden eyi bilmeleri ve bunlara daha ziyade riayetkar olmaları lazım gelirken bu öğretmenlerin velevki Temsil behanesile olsun Devletin bir Memuru ve Kanuni vazifesini Oyun ve alay mevzu’u yapmaları ve muhitin mukaddesatile alay ederek hissiyatlarını rencide etmeye cür’et etmeleri ne Laiklikle, ne de vazife şinaslıkla kabili te’lif görülmemiştir.

Vazifenin kudsiyetini, başkalarının haklarına ve vazifelerine hürmet etmekten tevellüt edecek zararları anlamamış gibi görünen bu gibi öğretmenler hakkında lazımgelen tahkikatın ve icab eden muamelenin yapılmasını hürmetlerimle arz ve rica ederim.

Diyanet Işleri Reisi

Rıfat Börekçi”[1]

*

kemalistlerin din düsmanligi kemalistlerin islam düsmanligi rifat börekci, atatürkün din düsmanligi, m. kemalin din düsmanligi inönünün din düsmanligi chp'nin din düsmanligi,

[1] no’lu dipnotta bahsi edilen yazının ikinci sayfası…

***

Zavallı Rıfat Börekçi, Kemalist rejimin maksadını hala anlamamış herhalde… Belki anladı, fakat “ne kadarını kurtarsam kârdır” diye de düşünmüş olabilir. Rıfat Börekçi’nin bu şikayetinden bir netice alınamamış olacak ki, ondan sonra Diyanet Işleri Reisi olan Şerafeddin Yaltkaya’nın da 23 Şubat 1942 tarihi akşamı Çankırı Halkevi’nde tertip edilen benzer bir temsil sebebiyle Başbakanlığa hitaben bir şikayet yazısı kaleme almak mecburiyetinde kaldığını görüyoruz.[2]

Bu hadiselerin sürekli Halkevleri’nde cereyan ettiğine şaşmamak lazımdır. Zira Halkevleri’nin kuruluş gayesi Islam’a alternatif bir din oluşturmaktı. Halkevleri kemalistlerin gözünde bir “tapınak” idi. Hakikaten birçok bilim insanına göre, kemalist rejim halkevlerini, kapatılan Camilerin yerine ikame etmiştir.[3]

Gariptir, Balıkesir/Edremit Yıldırım camii, “Halk evi” olarak kullanılmak üzere satılmıştır.[4]

Kamuran Bozkurt, Ülkü dergisinde halkevlerini şöyle tarif eder:

“Halkevleri bugünkü neslin gireceği biricik evler, biricik tapınış yerleridir. Gençlik bu evlerde ne bir puta ne de mevhum bir varlığa tapınmıyor. Gençliğin bu evlerde bir tanrı olarak bulduğu yine kendisidir.”[5]

“Ülkü” herhangi bir dergi değildir; yönetiminden doğrudan doğruya CHP Genel Sekreterliği’nin sorumlu olduğu halkevlerinin merkezi yayın organıdır. Bu bağlamda, dergideki yazılardan hiçbirinin iktidarın politikalarından bağımsız olduğu düşünülemez. Yani dergide yayınlanan yazılar sadece “yazarlarını bağlamaz.” Zaten partiden halkevlerine gönderilen “Yazı Yazacak Olanlara” başlıklı talimatnamede de, CHP’nin ilkelerine uymayan yazılara dergide yer verilmeyeceği açıkça belirtilmiştir.[6]

*

atatc3bcrk-halkevleri-inc3b6nc3bc-halkevleri-halkevleri-neden-kuruldu-halkevlerinin-kurulus-amaci-halkevleri-ibadet-tapinak-cami-halkevleri

Halkevleri bina vergisinden muaf tutulmuştur…

***

Dolayısıyla Kamuran Bozkurt’un makalesi, iktidarın halkevlerine ilişkin bakış açısını yansıtmaktadır. Artık yeni nesil “eski”nin “tapınma” yerleri olan camilerin yerine halkevlerini tercih etmelidir.

Halkevlerinin kütüphanelerinde dini yayınların bulundurulması bile yasaklanmıştı.[7] Bu kurumlarda dini duyguları hatırlatacak ve bu alandaki bilgileri yeni nesle öğretecek hiçbir faaliyete müsaade edilmemişti.[8]

Hatta Senirkentte “Halkevleri” kütüphanesi kurma bahanesiyle Müslüman halktan toplanan dini kitapların, kıymetli yazma Kur’an nüshalarının, tefsirlerin yok edildiğini ileri süren Mehmed Akif’in yakın dostu Eşref Edib, bu durumu öğrenen halkın, evlerinde bulunan Kur’an-ı Kerim ve tefsirleri, dini eserleri, iman ve Kur’an gerçeklerinden bahseden metinleri, polisin eline geçmemesi için ambarlarda, odun depolarında ve samanlıklarda saklamak mecburiyetinde kaldıklarını ifade eder.[9]

Velhasıl, Halkevlerinin umumi gayesi kırsal kesimde, mümkün olduğu kadar çok insanı, yeni dinlerinin Türk milliyetçiliği (maskesi altında gavurluk), modern siyasal kimliklerinin de Cumhuriyetçilik olduğuna ikna etmektir.[10]

Buraya kadar halkevlerinin bir toplanma mekanı olarak camilerin yerine ikame edilmesi üzerinde durduk.

Fakat Yeşilkaya’nın tezleri halkevlerinin sadece bir toplanma mekanı olarak değil, aynı zamanda mimari bir mekan olarak da camilerin alternatifi olarak tasarlandığını ispatlamaktadır.

*

izmit-halkevi-cami-minare-camilerin-satilmasi kemalistlerin din düsmanligi m. kemalin din düsmanligi chpnin din düsmanligi Islam düsmanligi

Halkevi kulesinin boyu minareden çok daha yüksektir…

***

Yeşilkaya’ya göre halkevlerinin kent içindeki merkezi konumu dışında dikkat çekici olan bir diğer nokta, bunların konum itibariyle dini yapılarla olan ilişkisidir. Zira halkevi binaları Izmit ve Isparta’da cami, Kars ve Mersin’de ise kilise yanında konumlandırılmıştır. Yeşilkaya bu durumu şöyle açıklar:

“Halkevleri camilerde ‘cemaat’ olarak toplanan halka, ‘ulus’ olarak biraraya gelmeyi, yani yeni bir toplanma alışkanlığı vermeyi ve ‘birlik ve beraberliği’ sağlamayı amaçlayan bir örgüttür. Bu nedenle örgüt olarak dini kurumlara alternatif olan Halkevleri, binaları ile de, dini mekanlara alternatif olarak yer alır. Bu anlamda yeni ‘ulus-devlet’in simgesi olmakla birlikte din dışı toplanma mekanları olarak yeni ‘laik’ kimliğin de sembolüdürler.”[11]

Eyvahlar olsun hala bunların niyetlerini anlamayanlara…

*

NOT:

Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 1:

http://belgelerlegercektarih.com/2014/08/22/belgelerle-kemalistlerin-islam-dusmanligi/

.

**********

.

KAYNAKLAR:
.

[1] “Diyanet Işleri Reisliği’nden Başvekalet’e”, (23 Ocak 1939), Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Katalog Numarası: 030 10/146 44 6.

[2] “Diyanet Işleri Reisliği’nden Başvekalet’e”, (28 Nisan 1942), Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Katalog Numarası: 030 10/26 151 17.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/11/09/kertenkele-dizisindeki-sahte-imam-tiplemesi-ve-tarihsel-arka-plani/

[3] Andrew Davison, Türkiye’de Sekülarizm ve Modernlik, (Tercüme eden: Tuncay Birkan), Iletişim Yayınları, Istanbul 2002, sayfa 234.

Ayrıca bakınız;

Anıl Çeçen, Atatürk’ün Kültür Kurumları Halkevleri, Gündoğan Yayınları, Ankara 1990, sayfa 380.

Neşe G. Yeşilkaya, Halkevleri: Ideoloji ve Mimarlık, Iletişim Yayınları, Istanbul 1999, sayfa 144, 145.

Sibel Bozdoğan, Modernizm ve Ulusun Inşaası / Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nde Mimari Kültür, (Tercüme eden: Tuncay Birkan), Metis Yayıncılık, Istanbul 2002, sayfa 109.

Aktaran: A. Kıvanç Esen, “Tek Parti Dönemi Cami Kapatma/Satma Uygulamaları”, Tarih ve Toplum, sayı 13, güz 2011, sayfa 140.

M. Kemal ile laiklik hakkında fikir alışverişinde bulunan Ahmet Hamdi Başar, Reşit Galip ile yaptığı bir sohbette camilerin yıktırılmasına karşı çıkmıştır:

Camileri yıkıp, terkedip onların yerine halkevleri yapmak suretiyle hedefimize varamayız.” Bakınız;

Ahmet Hamdi Başar’ın Hatıraları, (Hazırlayan: Murat Koraltürk), Istanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Istanbul 2007, cild 1, sayfa 307-311.

Ayrıca bakınız;

Ahmet Hamdi Başar, Atatürk’le Üç Ay ve 1930’dan Sonra Türkiye, Istanbul 1945, sayfa 48-53.

[4] Vakıflar Idare Meclisi Kararı, 1937:367/325, Icra Vekilleri Hey’eti Kararı 1937: 2/6541; Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 1936: 18/229-130. Tafsilat için bakınız; Dr. Nazif Öztürk, Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1995.

[5] Kamuran Bozkurt, “Halkevlerine Dair”, Ülkü dergisi, cild 6, sayı 36, Şubat 1936, sayfa 450.

[6] Firdevs Gümüşoğlu, Ülkü Dergisi ve Kemalist Toplum, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, Istanbul 2005, sayfa 150-152.

[7] Adem Kara, Cumhuriyet Döneminde Kalkınmanın Mihenk Taşı Halkevleri (1932-1951), 24 Saat Yayıncılık, Ankara 2006, sayfa 304.

[8] Türker Alkan, Siyasal Bilinç ve Toplumsal Değişim, Gündoğan Yayınları, Ankara 1989, sayfa 183.

[9] Eşref Edib Fergan, Kara Kitap, Sebilürreşad Yayınları, Istanbul 1967, sayfa 27.

Bakınız; Zeynep Özcan, Inönü Dönemi Dini Hayat, Dem Yayınları, Istanbul 2015, sayfa 68, 69.

[10] Kemal Karpat, “Türkiye’de Iletişimin Gelişmesinde Halkevlerinin Etkisi (1931-1951)”, Osmanlı’dan Günümüze Kimlik ve Ideoloji, 2. Baskı, Timaş Yayınları, Istanbul 2009, sayfa 334.

[11] Neşe G. Yeşilkaya, Halkevleri: Ideoloji ve Mimarlık, Iletişim Yayınları, Istanbul 1999, sayfa 144, 145.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

10 comments on “Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 2

  1. Geri bildirim: Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 2 — Belgelerle Gerçek Tarih | turkworld

  2. Geri bildirim: Belgelerle Kemalistlerin Islam Düşmanlığı – 2 — Belgelerle Gerçek Tarih – Akdeniz Güneşi

  3. Kadir bey muhammed’in cinsel hayatıyla da ilgili içerik bekliyoruz sizden. İslam’ın ahlaksızlığıyla ilgili gerçi niye yazıyorsam yayınlamazsın bağnaz herif.

      • hemen kendince ad hominem yapıp aşağılayan bi tatlı su işte. otistik’i hakaret olarak kullanır. akrabalarında otistik yok tabii dertten anlamaz…açıklamak yerine insanları öldüren. ne de olsa inandığı şeyler de insaları maymunlarla aşağılıyor.i slam öncesini biraz araştırsa halbuki neyse…

      • yunus otistik olup süper zeka olanlarda var. mesela newton. o yüzden fazla dert etme. sen yahudimisinde gocunuyon. adamların kimisi altından buza heykeline taptılar. maymunlar bile böyle bir salaklık yapmıyor. inanmayanlar hem biz maymundan geldik diyorlar hemde bu benzetmeye kızıyorlar..domuza çevrilenlerdende bahseder kuran. benzetme değil. öldükten sonra maymun veya domuz olarak tekrar yaratılanlar var sürünsün diye..otistikller inanmazmıymış internette var öyle bir yazı. son cümleni açarsan onada cevap veririz.

      • yunus otistik olup süper zeka olanlarda var. mesela newton. o yüzden fazla dert etme. sen yahudimisinde gocunuyon. adamların kimisi 3200 yıl önce altından buza heykeline taptılar. maymunlar bile böyle bir salaklık yapmıyor. inanmayanlar hem biz maymundan geldik diyorlar hemde bu benzetmeye kızıyorlar..domuza çevrilenlerdende bahseder kuran. benzetme değil. öldükten sonra maymun veya domuz olarak tekrar yaratılanlar var sürünsün diye..otistikller inanmazmıymış internette var öyle bir yazı. son cümleni açarsan onada cevap veririz.

  4. ben yazayım.. peygamber olana herkes kızını dayamaya bakar soyum oradan yürüsün diye. yani çok eşli olmak peygamberlik şanındandır. hz. ayşe evlendiğinde 19 yaşındaydı. varsa başka derdin onuda yazalım. hala kızı zeyneple evlilik himaye amaçlı. cuveydeyle evlilik. kocası ölüyor cüveyde20 yaşında ve evlilik kendi rızasıyla. başkasına bok yemek düşer. eş sayısını 4 e düşüren ayet inince peygamberimizin 12i olan eş sayısı 4e düştü.

  5. kemalistin birisi dini yalanlamak adına yazmıştı topkapı sarayındaki kutsal emanetler neden karbon testine tabi tutulmuyor diye. yeriini kaybettim burada cevaplayayım. ingilterede herhalde hz. osman dönemine ait olduğu düşünülen bir Kuranı Kerime karbon testi yapılmış. Kutsal kitap 1.1.568 ile 31.12.645 arasına tarihlenmişti. 78 yıl eder. 568de peygamberimiz bile doğmamış. hz isanın havarilerine ait olduğu söylenen bir incilde karbon testi yapılmış 280e tarihlenmişti. yanılma payı büyük demekki. buda şüphe uyandırır. mesela kemik testide bilimseldir ama yaşlı birisi karısına sopayla vurdu. kadın öldü. mahkeme 95yaşındaki adama kemik testi yaptırdı. adam 111 yaşında çıktı. gebzede biliyorum 95inde kemik testi olup 104 yaşında çıkanı. aradaki fark bilimin kesin sonuç vermediğini gösterir.
    kutsal emanetler defalarca bakım ve tamir görüyor. buda çıkacak sonucu etkiler. çok fazla kutsal emanet var. hepsinin karbon testinden geçmesi hem çok uzun süreç alır hemde masrafı çok tutar. bu süreçte çalınma yada kaybolmalar nasıl önlenecek birde orası var..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s