Kadir Mısıroğlu Deli mi? Deli raporu var mı? Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı

Kadir Mısıroğlu Deli mi? Deli raporu var mı? Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı 

*

Psikiyatrist Prof. Sefa Saygili Kadir Misiroglu'nun ruh sagligi, Kadir Misiroglu deli mi, Kadir Misiroglunun deli raporu var mi, Kadir Misiroglu deli hastanesi, Kadir Misiroglu timarhane

***

Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı cevaplıyor:

Son zamanlarda başta Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olmak üzere bazı kesimler Üstad Kadir Mısıroğlu’nun tarih tezleri üzerinde söyleyecek sözleri olmayınca ‘deli’ diyerek onun kişiliğine saldırmaktadırlar. 

Üstadı şahsen üniversite için İstanbul’a geldiğim 1973 yılından beri takip ediyorum. Sonra kendisiyle tanışıklığımız ve defalarca sohbetinde bulunduğum oldu. Kısacası fikirleriyle, faaliyetleriyle, yakından tanıdım. Kitaplarının ve makalelerinin birçoğunu okudum. 1980 öncesi çıkardığı haftalık Sebil mecmuasının bütün sayılarını alıp heyecan ve merakla okuduğumu hatırlarım. 

Şimdi bu iddiaları okuyunca şaşırıyor ve üzülüyorum. Fikrine fikirle karşılık veremeyen, yayınladığı kitaplara cevap bulamayan kimilerinin Üstada ‘deli’ diyerek saldırmaya kalkması ülkemizin düşünce düzeyi açısından yerlerde süründüğünün acı göstergesidir maalesef.

Öncelikle kendisini yakından tanıyan ve faaliyetlerini takip eden, son iki ayda ikisi hastanede ikisi ikametgâhında olmak üzere dört defa görüşmüş deneyimli psikiyatri uzmanı olarak şunları söylemeliyim:

Üstad kendi ifadesiyle 85 yaşını devirmesine ve başta şeker hastalığı olmak üzere çeşitli rahatsızlıklarına rağmen halen son derece berrak ve açık zihin yapısına, sağlam hafızaya sahiptir.

Üstad belgelerle konuşur ve yazar. Onda hayal ürünü veya senaryo yoktur. Her yazdığının arkasında durur, ikna edici delillerle müdafaa eder. 

Üstad müthiş bir zekâya ve harika bir hafızaya sahiptir. Geçmiş tarihi olayları kronolojik sırasına göre ve belge kaynakları vererek izah eder. Tartışmalarda muarızlarını bu şekilde susmak zorunda bırakır.

Konusunda bilgisi herkesten farklı olarak üstündür. Kendi ifadesi ile “bana laf atanlar bilgimin zekâtı kadar bile bilemezler” derken bu sözü hakikati ifade etmektedir.

Gerek hitabetini gerekse yazılarını düzgün ve anlaşılır cümleler ile teşekkül ettirdiği gibi tutarlılık ve düşünce insicamı dikkati çeker.

Hayatı boyunca yine düşüncesinde ve zihin yapısında tutarlılık mevcuttur.

Muhakeme kabiliyeti müthiştir, hadiseler arasında bağ kurması hayranlık uyandıracak tarzdadır ve sağlam bir mantık yapısına sahiptir. 

Bunlardan sonra gelelim muarızlarının iddialarına dayanak olarak gösterdikleri Üstada yaklaşık 40 sene önce rahmetli Prof. Dr. Ayhan Songar hocamız tarafından verilen ve aleyhinde kullanılan rapora(*):

Bu raporda Üstad için ‘hapishane ve hastane şartları sıhhatini bozduğundan 3 ay müddetle evinde, ailesinin yanında geçirmesi gerekir” kararı verilmiştir. Songar hoca Üstadın ceza infazı için hemen mahpushaneye tıkılmasını tehir etmek (yani infaz tehiri) için bu raporu düzenlemiştir. Çünkü o sıralarda af çıkması gündemdedir ve bir süre sonra da beklenen af çıkmıştır zaten. Böylelikle Üstadın hapse girmesine gerek kalmamıştır. Şunu da ekleyelim, isnat edilen düşünce suçudur.

Hekimler bazen sosyal endikasyonla, yani kendisine müracaat eden ve yardım isteyen kişiye daha ağır zararlı ve tehlikeli hallerden korumak için bu şekilde raporlar düzenleyebilirler.

Ayrıca raporda konulan teşhis, psikoz değildir. Psikotik olana ‘deli’ denebilir. Yoksa kapalı yerde duramamak delilik değil, bir çeşit kaygı bozukluğudur.

Şu da var, Üstad raporu aldığı 1973 yılından bu yana herhangi psikiyatrik tedavi görmemiş olması bir yana buna en ufak ihtiyaç duymadığı gibi psikiyatride muayene olmuş dahi değildir.

Kısacası Kadir Mısıroğlu’nda psikoz dediğimiz deliliğin en küçük belirtisi bile mevcut değildir. Aksine düşüncelerine katılmayanların da kabul ettiği gibi o gayretli, azimli bir fikir adamıdır. Hayatını dolu dolu geçirmiş; yazdığı 62 kitapla, verdiği sayısız konferans ve sohbetlerle ömrünü mukaddes davasına adamış aksiyon insanıdır. Gördüğü ve inandığı hakikatleri milletine anlatmak için çırpınan bir dava adamıdır. Defalarca cezaevine atılmış, hakkında rekor sayıda dava açılmış, uzun yıllar sürgünde kalmıştır. Buna rağmen hep dik durmuş, davasından geri adım atmamış, devre göre şekil almamış, zikzak yapmamış, korku nedir bilmeyen bir kahramandır. 

Sonuç olarak; Üstad Kadir Mısıroğlu’nun akıl ve ruh sağlığı yerindedir. Ona fikirlerinden dolayı karşı olanların da bu gerçeğe uygun davranmaları, yanlış değerlendirme ve iftiradan uzak durmaları temennimdir.

(*) Bu olayın hikâyesini Üstad ‘Geçmiş Günü Elerken’ adlı kitabında (Sebil Yayınları) geniş olarak anlatmıştır.

*

Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sefa-saygili/ustad-kadir-misiroglunun-ruh-sagligi-25104.html

*

***

*

 

Reklamlar

10 Comments »

  1. Kemalist zihniyetin her zaman ki oyunu. İşlerine gelmedi mi ya deli ilan ederler ya da vatan haini. Halbuki Üstad daima tarihi vakaları anlattığında vesikaları da beyan eder. İnanmayanlar kitaplarını okusun. İslamı müdafaa hususunda çok kıymetli bir kişi. Cenab-ı Hak ondan razı olsun.

  2. Safiye isimli biri M.Kemal için uygunsuz ifadeler kullanmıştı, dakikasında tutuklandı! Kemalist Rıza Zelyut’a göre bu olayın sebebi cinsel açlıkmış! İşte kendilerine dokunan olayları ve kişileri böylesine ahlak dışı ve sapkın şekilde irdelemek bunların karakterinde var!
    Şöyle diyor Zelyut;
    “Bu Safiye, Atatürk’e neden hakaret etti?
    Dudaklar ve gözler boyalı.
    Yüzünde allık; başında güneş gözlüğü.
    Gözler çok çok davetkâr.
    Aranıyor…
    Cinsel açlığını gençlere duyurmak için böyle bir çıkış yaptı.
    Atatürk’e hakaret eden kadınların hastalığı, fikirsel değil cinseldir.”
    https://www.yeniakit.com.tr/haber/riza-zelyut-antikemalist-safiye-inciye-sarkti-ahlaksiz-sozlere-tepkiler-cig-gibi-496047.html

    Buradan anlıyoruz ki; dudağı gözü boyalı, başında güneş gözlüğü olan tüm kadınlar, erkeklere davetiye çıkarıyormuş! En azından kemalist Zelyut bu mesajı alıyormuş!

    Hiç kimseye hakaret edilmesi taraftarı değiliz elebette fakat bu memleketin asıl sahiplerine 90 yıldır her türlü hakaret serbest ve hatta vazife! İşte kanıyla canıyla İstanbul’u fethedip bize miras bırakan Sultan Fatih için “Atatürkün b.k olamaz” diyen bir Ecdat düşmanı vatan haini!

    Evet aynı hakaret ve küfürler Osmanlı padişahalarına yapılınca suç sayılmıyor ve toplum asla provaka edilmiş, ortak değerleri ayaklar altına alınmış sayılmıyor! 5816 yasasının bu ülkeye getirdiği “Adalet” işte bu!

    Kemalist Haydar Baş da bir yanda M.Kemal için “hafız, seyyid, evliya” diyerek göklere çıkarmaya yırtınırken diğer yandan Osmanlı padişahları için;” anaları gavur, eşşeoğlu eşşek, devletin içine s.ctılar, terbiyesiz” diyerek küfürler yağdırıyor, Atamız Osmanlıya küfretme özgürlüğünün tadını çıkarıyor!

    Aynı hazımsız kafa tarih Üstadı Kadir Mısıroğlu için deli yaftasını uygun görmüş! iş icabı psikiyatri doktoruna gidip 10-20 günlük rapor yazsak bunlar bize de deli diyecekler kesin! Mısıroğlu’nun durumu da tam olarak böyle bir olay! Hem bunlar öyle bir kafa ki, bunların yüzünden insanlar “deli” damgası yememek için doktora dahi gitmez.

    Dışarıdan enjekte bu kafa sağlığa zararlıdır!

      • Aleykümselam Kadir bey, elden gelen bir şey yok öyleyse.

        Bu arada şu bilgiyi de burada paylaşalım. Üstad Kadir Mısıroğlu’na böylesine pervasızca saldırmalarının en büyük sebeplerinden biri, İngilizlerle olan ilişkileri hakkında söyledikleridir. Bu gün biri çıkıp M.Kemal için “İngiliz yanlısıdır” derse kemalist geçinen cenah arı sokmuş gibi saldırıya geçecektir. Halbuki tarihi, belgelerinden okuyanlar görecektir ki M.Kemal’in “İngiliz yanlısı” olduğunu meşhur İngiliz ajanı Lawrence 1919’da yazdığı resmi mektupta söylüyor. İşte Türk Tarih Kurumu’nun resmi sayfasında geçen(ttk.gov.) ve okullarımızda okutulmayan o mektup ve belge;

        “(Lawrence) Birkaç gün sonra, İngiltere Dışişleri Bakanlığı sorumlularından Cecil Harmsworth’e gönderdiği yazıda, Arap sorununun çözümü için kimi önerilerde bulunuyor; Çukurova (Kilikya)’da Fransızlara karşı işbirliği yapmak amacıyla, Mustafa Kemal’le Faysal arasında gizli bir anlaşmanın var olduğuna inanıyor; şu görüşleri öne sürüyordu:

        “Mustafa Kemal, oradaki Fransız davranışından kaygılanıyor; bu sırada İNGİLİZ YANLISIDIR, çünkü (Montagu, Amery ve Aubrey Herbert’ten oluşan) Türk yandaşlarımıza güveniyor; ama buna ilişkin olarak, Türkistan’daki Bolşevik ilerlemesinin dikkate alınmasını ümit ederim. Bolşevizmin İslam’da Vahabilik biçiminde belirmesi olanaklıdır ve bize Mezopotamya (Irak)’da olduğu kadar İran’da da zararlı olacaktır… ””34

        34 İngiltere Dışişleri Bakanlığı belgeleri: FO 37/4236/E 129405.

  3. Müslümanlar gerçeği söyler; kimisine gerici, kimisine deli, kimisine tarihçi bile değil, kimisine İngiliz uşağı derler. Yabancı tarihçiler gerçeği söyler “kuyruk acıları var tabi öyle diyecekler” derler. Anlayacan bu kemalistler hiç bir halta inanmazlar. Çünkü feraset yok basiretleri bağlı. Ama Allah’ın izniyle bu din bu topraklarda yeniden galebe çalacak ve Resullah nasıl heykelleri yıktıysa bizde yıkacağız.Görmeyen göz bize yaramaz.

  4. kemalistler şu sıra ceza kanunundaki cumhurbaşkanına hakaret suçundan muzdarip görünüyor. halbuki aynı yasa M.Kemal dönemindeki Ceza Kanununun 158. maddesinde de geçiyordu:
    “Reisicumhura muvacehesinde hakaret ve sövme fiillerini işleyenler üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır. Hakaret ve sövme Reisicumhurun gıyabında vaki olmuş ise faili, bir seneden üç seneye kadar hapis olunur.Suçun, neşir vasıtalarından biri ile işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.”

    görüldüğü gibi M.Kemal döneminde de cumhurbaşkanına hakaret suçtu. M.Kemal öldükten ve CHP iktidardan düştükten sonra da 5816 sayılı kanunu getirerek M.Kemal hakkında süresiz koruma kanunu(!) çıkardılar. Kanunu yazan kişi Ernest Hirsch isimli yahudi! Eğer mesele heykellere saldırı idiyse zaten devlet malına zarar vermek de suçtu.
    Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’yi koruma kanunu yoktu!
    Dünyada 200 civarı devlet var, kurulmuş rejim var! “Kurucu”yu koruma kanunu bizden başka hiç bir ülkede yok, İran’da bile “Humeyni’yi Koruma Kanunu yok, Aliya İzzetbegoviç’i koruma kanunu yok, gerek de yok!
    Bu durumda tabiki insanlar acaba sorun nedir diyerek asıl gerçekleri araştıracak!

    Kimse sıfırdan şirket kurar gibi de kurmadı Türkiye’yi, bu da ayrı bir tartışma tabi! yasalar tartışmaya izin veriyorsa tabi!!!!!!

  5. Evet deli ama bildiğimiz delilerden değil. Kurtlar Vadisi’nden bir replik: “Bunlar deli ama akıllı deli Memati”
    Üstad da aynen öyle.

  6. Kadir MISIRPÜSKÜLLÜOĞLU ” keşke yunan galip gelseydi ” diyen süzme bir orospu çoçuğu soysuzdur. Onun peşinden gidenlerin kızları da bize helaldir. İnsan bu kadar ülke düşmanı olamaz ki.

    • Hasan Tahsin adli yorumcuya…

      Sen Hasan Tahsin adini sectigine göre hangi soydan oldugun belli oluyor. Kadir Misiroglu yunan galip gelseydi kemalistlerin yaptiklarini yapmazdi diyor ve bati trakyadaki türklerin durumunu delil getiriyor. Ülke düsmani olsaydi batumu, halepi, musulu, oniki adayi, bati trakyayi vs. dava etmezdi. Yani sana göre buralari düsmana verenler “vatansever”, ama buralari dava eden Kadir Misiroglu “hain” öyle mi? O zaman senin mantikla alis verisin yok demektir. Veya bile bile hiyanetliktir. Vatanseverlik degil, satanseverliktir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s