Harf ve Dil inkılaplarına Benzer Tarihi Bir Vak’a

Harf ve Dil inkılaplarına Benzer Tarihi Bir Vak’a

*

atatc3bcrk-dil-inkilabi-atatc3bcrk-harf-inkilabi-m-kemal-dil-devrimi-m-kemal-dil-inkilabi-ismet-inc3b6nc3bc-dil-inkilabi-inc3b6nc3bc-harf-inkilabi-inc3b6nc3bc-dil-devrimi2

Bu yazıyı da tavsiye ederiz: http://belgelerlegercektarih.com/2015/10/23/m-kemal-ataturk-dilimizi-turkcelestirmedi-gavurcalastirdi/

***

Genelkurmay Atase ve Denetleme Başkanlığı Yayınları arasında çıkan “Tarihte Türk – Rumen İlişkileri” adlı kitabın “(Daçyalı) Yerli Halkın Romalılaştırılması” başlığı altında şu dikkat çekici malumat verilmektedir:

“Roma hâkimiyeti döneminde yerli halkın Romalılaştırılmasına çalışılmıştır. Bu amaçla, Romalılar, Lâtin dilini yaygınlaştırmaya başlamışlardır. Sonuçta, Daçyalılar kendi dillerini giderek daha az kullanmaya başlamışlardır. Romalılaşma süreci, özellikle 212 yılında İmparator Caracalla’nın imparatorluğun tüm özgür halkına vatandaşlık haklarını bağışlamasıyla gelişmeye başlamıştır. Bir zamanlar Decebalus’un komutasında savaşan Daçyalıların torunları, Roma İmparatoru Trajanus tarafından Rumen topraklarına getirilen halkla tek bir millet gibi yaşamaya başlamışlarıdır. Yerli halk ile göçmenler, aynı dili (Lâtince) konuşmaya başlamışlardır. Rumen ulusunun oluşması anlamına gelen bu kaynaşmanın nasıl olduğunu, yerli halkın kendi dillerini terk edip, Romalıların diline nasıl alıştıklarını anlayabilmek için sadece, Daçya’da gerçekleşenlerin “tek örnek” olmadığını, Romalıların aynı işlemi imparatorluğun başka bölgelerinde de yaptıklarını göz önünde tutmak gerekmektedir. Örneğin; eski Kelt nüfusunun yaşadığı Galya’da ve İberiklilerin yaşadığı İspanya’da Lâtin dilini kabullendiği hatırlandığında bunun Roma’nın genel siyaseti olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca, bu Romalılaştırma hareketi hiçbir zorlamaya ve yaptırıma gerek duyulmadan yapılmıştır; çünkü, Roma dünyasının haşmeti ve yaşam standartları ona özenmeyi ve Romalı olmayı çok çekici hâle getirmiştir. Böylece III. yüzyılın ortalarına gelindiğinde artık Daçya’da yaşayanlar “halk Lâtincesi” konuşmaya başlamıştır. Romalılaştırma, Daçya’da oldukça hızlı bir şekilde yayılmış ve kısa bir dönem içinde tamamen gerçekleştirilmiştir. Önce kentlerle işe başlanmış, sonra da köylere inilmiştir. Bu konuda en önemli katkı da Roma ordusunda 25 yıl askerlik yaptıktan sonra kendilerine ve tüm ailelerine vatandaşlığın yanı sıra kendilerine ekilebilecek arazi bağışlanan Romalı ve Daçyalı eski askerlerden gelmiştir. Bu eski askerler, köylere ya da kasabaların dış mahallelerine yerleşmişler ve güçlü bir Romalılaştırma aracı hâline dönüşmüşlerdir. Askerlerin yanı sıra Roma uygarlığının nimetlerinden faydalanan kent halkı da Romalılaştırma sürecini derinden etkilemiştir. Ancak alınan tüm tedbirlere (kasabaların surlarla çevrilmesi, toprak duvarların yapılması) rağmen Roma İmparatorluğu’nun güç kaybetmeye başlamasıyla, Daçya savunulamayacak bir hâle gelmiştir. 230 yılından itibaren göç hâlindeki kavimlerin saldırıları giderek artmıştır. Bu göçebe tehditlerinden en etkilisini, Roma hâkimiyetindeki eyalet sınırlarının dışında kalmış Daçyalıların da katıldığı Gotlar oluşturmuştur. Roma orduları, Got saldırılarına uzun süre başarıyla karşılık verdilerse de bir süre sonra mağlûbiyetler almaya başlamışlardır. Nihayet İmparator Aurelianus zamanında, Roma lejyonlarının ve yönetiminin Daçya’dan çekilmesine karar verilmiştir. Bu karardan sonra Roma İmparatorluğu’nun savunma hattı Tuna’ya çekilmiştir. Roma İmparatoru Aurelianus döneminde Daçya’nın terk edilmesiyle, Tuna nehrinin karşı kıyısına çekilenlerin lejyonlar ve askerî personel ile bazı zengin siviller olduğu göz önünde tutulduğunda, Daçyalıların birçoğunun Gotların yönetimine girdikleri görülmektedir.”

.

**********

.

KAYNAK:

Tarihte Türk – Rumen İlişkileri, Genelkurmay Atase ve Denetleme Başkanlığı Yayınları, T.C. Genelkurmay Başkanlığı, Ankara 2006, sayfa 9, 10.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

4 Comments »

  1. Eğer savaştan sonra düşmana benzediysen, savaşı kaybetmişsin demektir! Evet çeşitli ihanetler sonucu 1. Dünya savaşını kaybettik, sonraki süreç Osmanlı’dan sonra kurulacak batı yanlısı yeni laik düzeni tesis ve sağlama almak için kurgulanan oyunlardı! Biraz araştıranlar görecektir ki, kurtuluş savaşı esnasında hiç kimse yunanlara yardım etmedi, hatta 1921’de İngiltere, fransa ve italya Tarafsızlık Anlaşması imzaladı, silah SATIŞINI bile yasakladı! Ankara Hükümetine ise 7 düvelden silah ve yardım yağmıştır. Yardım eden ülkeler arasında İtalya, İngiltere ve Fransa var, yanı savaşarak yurttan kovduğumuzu sandığımız 7 düvel!

    Nakliyeci Hüsnü Himmetoğlu da “Kurtuluş Savaşında İstanbul ve Yardımları” isimli hatıratında, İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetlerinin İstanbuldan Anadolu’ya silah taşınmasına da müdahale etmediklerini yazar;

    “o sıralarda bize Fransız ve İtalyan vapur şirketleri ve İstanbul’daki mümessilleri yardım etmek istiyorlar ve hatta sevkiyatımıza bilerek göz yumuyorlar idi”(Himmetoğlu Hüsnü, Kurtuluş Savaşında İstanbul ve Yardımları Cilt-1, shf.269, İstanbul, 1975)

    Namık Grubu adı altında faaliyet gösteren Ağır Topçu Yüzbaşı Halil İbrahim ile kardeşi Ahmet Naci Beyler, 1921 yılı ortalarında bir kısım cephaneyi İNGİLİZLERİN YARDIMI ile İnebolu’ya götürüp teslim etmişlerdi (Himmetoğlu Hüsnü, Kurtuluş Savaşında İstanbul ve Yardımları Cilt-1, shf. 257, İstanbul, 1975)

    İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington; Binbaşı Douglas Henry ve Binbaşı Stourton’dan kurulu bir heyeti M.Kemal Paşa ile anlaşma zemini sağlamak üzere Anadolu’ya göndermişti. 13 Haziran 1921’de İnebolu’ya gelen İngiliz Binbaşıları Türkler için bir miktar cephane getirmiş ve bundan sonra cephane sevkine devam olunacağını söylemişlerdi.(Tansel Selahattin, Mondoros’tan Mudanya’ya Kadar, IV.Cilt, shf.58)

  2. Atatürk’ü sevmiyorsanız ozaman sayfayı Arapça Osmanlıca Farsca yapın bizim Türk Alfabesini kullanmayın siz bu saçma sapan bulguları yazarak kimsenin fikri değişmiyeceksiniz hiç birşey değişmiyecek boşuna uğraşmayın

    • Müslüman isimli yorumcuya…
      Kullandigimiz Türk alfabesi degil, latin alfabesidir. Bunu dahi bilmeyen birisinin bizi tenkid etmesinden daha tabii bir sey olamaz herhalde. Sacmalik oldugunu iddia ettiginiz seylerin neler oldugunu simdi degil, masal kitaplari okumayi birakip biraz dogru dürüst kitap okuyup genel kültürünüzü gelistirdikten sonra yazmanizi rica edecegim. Bu seviyde anlasmamiz hatta tartismamiz cok zor cünkü. Ayirca teblig her alfabeyle hatta her dille yapilir, bunda bir beis yok.

      • İnönü döneminde halkın aç birakilmak suretiyle genetik olarak zayıf güçsüz nesiller amaclandigindan fena halde kuşkuluyum. Bu konuyla alakali düşünceniz nedir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s