Millet’in Meclisi mi yoksa CHP’nin Meclisi mi?

Millet’in Meclisi mi yoksa CHP’nin Meclisi mi?

*

M. Kemal atatürk meclis, atatürk cumhuriyet recep peker chp ücüncü kongresi m. kemal atatürk kapak

***

Kemalistlere göre M. Kemal Atatürk Cumhuriyet’i kurmuş ve Millet Meclisi’nde Milletin temsil edilmesini sağlamıştır. Devlet’in adı “Türkiye Cumhuriyeti” olduğuna göre Cumhuriyet ile idare ediliyoruz zannediliyor herhalde. Eğer yalnızca “Cumhuriyet” kelimesiyle bir ülkede demokrasi, özgürlük, hürriyet, insan haklarına saygı ve Millet’in Meclisi olduğu iddia edilirse, bu durumda dünyada belki de en anti demokratik ülke konumunda bulunan “Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti” bizim “Türkiye Cumhuriyeti”nden özgürlükler bakımından çok daha ileride olması gerekirdi. Öyle ya, onlarda yalnızca “Cumhuriyet” değil, aynı zamanda ”sözde demokrasi” de mevcut. Fakat orada da bizde olduğu gibi “…izm” var… Bizde “Kemalizm” onlarda ise “Komünizm” ideolojisi hakimdir. Onların yönetim şekli de “tek parti rejimi”, M. Kemal Atatürk’ün kurduğu rejim de “tek parti rejimi”ydi, hatta “tek adam” rejimiydi. Zira partiye seçilecek olanları bile M. Kemal belirliyordu… Ölümünden ancak yıllar sonra çok partili sisteme geçilebildi.[1]

M. Kemal’den evvel Osmanlı Devleti’nde çok partili sistem dolayısıyla Meclis zaten vardı… 1908’den 1922 tarihine kadar 14 yıl içinde tam 24 hükümet kurulmuştur. Hiç mübalağasız onlarca parti vardı. Liberalinden sosyalist partisine, milliyetçisinden Islamcı partisine kadar çok geniş bir yelpaze söz konusuydu. Buna mukabil M. Kemal döneminde tek bir parti vardı; CHP!..[2]

*

M. Kemal atatürk meclis, atatürk cumhuriyet recep peker chp ücüncü kongresi m. kemal atatürk

[3] no’lu dipnotta bahsi geçen CHP 3. Büyük Kongre zabtı…

***

Milletvekillerini M. Kemal’in belirlediği bir Meclis, elbette sadece şekilden ibaret kalmıştır. Millet’in değil, CHP’nin yani M. Kemal’in Meclisi olmuştur o… Nitekim CHP’nin 3. Büyük Kongresi’nde söz alan CHP (O dönem CHF) Genel Sekreteri Recep Peker bu hakikati şöyle itiraf etmişti:

“Fırkanın (Partinin) daimi çalışan organlarını, meclis ve hükümetini…”[3]

Yani Meclis; CHP’nin Meclisi imiş… CHP Genel Sekreteri söylüyor bunu. Bundan daha açık bir ifade olabilir mi? Lütfen artık kimse Atatürk Cumhuriyet kurdu, Meclis kurdu falan diye müdafaaya kalkmasın… Her şey ortada. Bu çağda artık gerçekleri saklayamazsınız.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Osmanlı Devleti’nde çok partili sistem ve Meclis vardı, fakat M. Kemal döneminde bütün partiler kapatıldı. Kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/06/cok-partili-sisteme-m-kemal-ataturk-ile-gecildi-yalani-tek-parti-rejimi-chp/

[2] M. Kemal Atatürk’ün kurduğu rejim “tek adam rejimi”ydi. Kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/09/08/hakimiyet-kayitsiz-sartsiz-milletin-mi-yoksa-ataturkun-mu/

[3] CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası/Partisi), Üçüncü Büyük Kongre Zabıtları 10-18 Mayıs 1931, Devlet Matbaası, Istanbul 1931, sayfa 65.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

1 Comment »

  1. Kimse kimseyi aldatmasın, Türkiye’de 1923-1950 arası hakimiyet kayıtsız şartsız CHP’nin olmuştur! Halk iradesinin yönetime zerre kadar etkisi olmamıştır! Ne saltanatın kaldırılması, ne Hilafet Millete soruldu! Ne şapka ne ezan, ne harf inkılabı! Yapılan değişikliklerin bir tanesinin bile Millet İradesi ile geçebilmesi mümkün değildi! Saltanat kaldırılırken bile “ihtimal bazı kafalar kesilecek” deniyor.. Böyle bir Millet İradesi.

    Gelelim Suriye meselesine. Orası da Cumhuriyet, orada da Halk Meclisi var, orada da seçim oluyor Fakat;
    İktidardaki Laik Sosyalist Baas Partisinden başka hiç bir parti seçimlere katılamıyor! Baastan başka hiç kimse ne mecliste ne hükümette ne yargıda temsil ediliyor! Halbuki Esad zümresinin mensubu olduğu Nusayri’ler, ülkenin sadece yüzde 10’una tekabül ediyor. Yani çok partili sisteme geçtikleri an toz duman olmaktan başka seçenekleri yok!
    Bu ülkede muhalefet partisi olmadığı gibi, bir tane bile muhalif çizgide gazete de yoktu!
    İktidarı DARBE ile elegeçiren Baas’ın astığı astık, kestiği kestik. 1980 tarihli 49 Sayılı Kanun ile İhvan-ı Müslim mensubu olmak bile idam suçu sayılıyor! İktidarı kaybetmeme uğruna yüzbinlerce Suriyeliyi katlettiler. Bu solcu laikçi zümre gasp ettiği Halk İradesini kaptırmamak için tüm ülkeyi viraneye çevirdi. 40 yıldan fazla süredir yönetimi gasp ettiği halde, bırakacağına dair en küçük bir işaret de vermiyor, hiç bir adım atmıyordu. Hangi izzet ve onur sahibi Millet, gasp edilmiş iradesini bir 40 yıl daha azınlıktaki zorbaların tasallutuna bırakmaya razı olmaya zorlanabilirdi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s