Reşit Galip – Ziya Gökalp Kapışması

Reşit Galip – Ziya Gökalp Kapışması

*

mason resit galip israil okulu, resit galip ziya gökalp, resit galip andimiz, resit galip türkcü mü, resit galip türkocaklari, atatürk resit galip m. kemal atatürkTürk Ocakları’nın kapatılmasında başrolü oynayan Reşit Galip, Türkçü Ziya Gökalp ile alay etmişti…

***

Mason Reşit Galip yazdığı “Öğrenci Andı’nda “Büyüklerimi saymak” demiş ama gördüğümüz kadarıyla Ziya Gökalp’e pek de saygılı davranmamış, hatta alenen alay etmiştir. Siyaset Bilimci Prof. Füsun Üstel, “Türk Ocakları” adlı kitabında Reşit Galip-Ziya Gökalp kapışmasını dönemin dergilerinden yaptığı nakillerle gözler önüne seriyor, buyrun:

Altın Yurd’un ilk sayısında yayınlanan bir makale, bu ikinci faaliyet döneminde Türk Ocağı’nın gelecekteki görevlerine ilişkin derin görüş ayrılıklarını yansıtması açısından önem taşımaktadır. Ziya Gökalp’in bu makalesi, 10 Nisan 1339 (1923) tarihinde Adana Türk Ocağı’nda yaptığı bir konuşmadan aynen alınmıştır. Türk Ocağı’nın görevini Türk harsının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması ile sınırlandıran Ziya Gökalp’in Türkçülük konusundaki geleneksel yaklaşımı,[1] Türkçülüğü halkçılıkla birlikte ele alan grubun tepkilerini çekmekte geç kalmayacaktır.

Türkçülük konusunda halkçılık ve Köycülük ideolojisi tarafından belirlenmiş bir yaklaşıma sahip Adana Türk Ocağı, Hars Heyeti’nin yapacağı yasanın tüm şubeler açısından bağlayıcı bir nitelik kazanabilmesi için bir genel kongre düzenlenmesi gerekliliğini vurgulamakta ve kongre toplanmadan önce yasanın hazırlayıcı bir mahiyette olmak üzere bilimsel bir heyete sevk edilmesini, kongrede ise tüm şubelerin onayına açılmasını talep etmektedir. Adana Türk Ocağı’na göre, bu yöntem izlenmediği takdirde, Ziya Gökalp ile Ismayıl Hakkı Bey’in (Baltacıoğlu) düzenledikleri Halk Terbiyesine ilişkin programda da örneği görüldüğü gibi, Türk Ocakları’nıN görevleri “Karagözcülük, Orta oyunculuğa” indirgenecektir.[2]

Ziya Gökalp ve izleyicilerinin oldukça ağır bir biçimde eleştirildiği bu dergide. Adana Türk Ocağı başkanı Reşit Galip, Ocakların hedef ve amaçlarının açıklıkla belirlenmemesinin güçsüzlük ve karmaşıklığa neden olduğunu belirterek, Ziya Gökalp’in, Altın Yurdun ilk sayısında yayımlanan makalesine atıfta bulunmakta ve özellikle “Italyanların faşist teşkilâtını Türk Ocağı’nı takliden yaptıkları” şeklindeki görüşünü eleştirmektedir.

Bu konuda Reşit Galip, “Ziya Beyefendinin bu sözleri bir lâtife kasdıyla söylenmemiş dahi olsa, yine ciddi beyanat telâkki edilebilmek ihtimâli yoktur. Bu gibi hayâlperverâne ve sadrlere ferahlık verici zanlar ve faraziyyelerle noksanımızı unutmayalım. (…) Mussolini’yi hayretler içinde alık bir hale getirecek böyle bir iddianın Ocağımıza maledilmesi ne bize bir teşkilât kazandırır, ne de faşistlerde bir minnettarlık hissi tevlid edebilir. Bunun verebileceği yegâne netice de bizde herşeyin tam olduğuna dair boşuna bir itmam hissi yerleştirmekten ibaret kalır ki, bunun da fâidesinden ziyâde zararı olacağını anlamamak için sözü uzatmak lüzumsuzdur”[3] demektedir.

Öte yandan I. Dünya Savaşı sırasında, Ocak üyelerinden büyük bölümünün cepheye gittikleri dönemde, Ziya Gökalp ve genç şairlerin Ocağa hakim olduklarını belirten
Reşit Galip, bu kişilerin Türk Ocağı’na “her türlü vatanşümul teşkilâtından âri bir ‘edebî salon’ olması noktai nazarından”[4] yaklaştıklarını ileri sürmektedir. Ocağın bu dönemdeki tutumunu “eflâtun ufukları seyrederek yeşil gözleri terennüm eden pembe görüntülü bu hasta delikanlılar insana rengârenk suni çiçekler hissi veriyorlardı. Bu Ocağın bir nevi tereddisi idi”[5] biçiminde eleştiren yazar, Türk Ocakları’nın doğrudan doğruya halk içinde çalışan ve pratik/somut amaçlara yönelik bir kurum olması gerektiğini anlayan gençlerinin, Köycülük programını izlediklerini belirtmektedir. Eski deneyimlerin ışığı altında, edebî salon ve kulüp anlayışından uzaklaşmasını talep eden Reşit Galip, “harsiyatçılık (Ziya Gökalp’in nazariyesi) yolu nazarî ilimlerde en son mertebeye varıp nihayet havâ kuyularına düşen milletlerin âlimlerinin bulduğu yoldur. Bu ulemâ, en basit hakikatleri lügatlerde müşkülâtla bulunabilecek birtakım kelime ve tabirlerle ilbâs ederek (giydirerek), tamamen muğlak şekillere sokarak ve biraz da vehm ve hayalle süsleyerek, biraz tabiiyyat ve biraz tarihle boyayarak ortaya koyduktan cildlere ‘sosyoloji-içtimâiyyât’ külliyarı adını veriyorlar. (Üff fena giydirmiş. Hani “büyüklerimi saymak”?! : Kadir Çandarlıoğlu) Biz Ziya Beyefendi’nin neşriyatını da onun üstadlarının kitaplarını da okuduk. Hepsini kurûn-ı vustâ (Ortaçağ) menbalarının hayalî ve tılsımâta müstenid istihrâcâtına müşabih bulduk. Şimdi bizim gülünç addettiğimiz menbalarda bir zaman adeta, fevkaltabiiyye ilhamlara mazhar âlimler ad olunurlardı”[6] demektedir.

Reşit Galip’e göre, önemli olan “Türk Ocağı”nın bir inkılâp müessesesi, bir ihtilâl yuvası”[7] ya da Ziya Gökalp ve izleyicilerinin amaçladığı gibi, “davul, zurna ile
orta oyunu oynanacak bir çengi meydanı”[8] olup olmadığının saptanmasıdır.

Reşit Galip ve izleyicilerinin görüşlerini ifade eden 9 Eylül 1339 (1923) tarihli yazı, Konya’da çıkan Babalık ve Yeni Mecmua’da, Altın Yurdun şairlere ilişkin görüşlerinin üzüntü ile karşılandığı açıklamasıyla birlikte yer almıştır.[9] “Şaire ve Şiire Zan” başlığıyla imzasız olarak Yeni Mecmua’da çıkan bir yazıda Ziya Gökalp’in şahsının hedef alınmış olması şiddetle kınanmaktadır.[10]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

[1] Ziya Gökalp, “Türk Ocağı Ne Yapmıştır, Vazifesi, Gayesi Nedir?”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no. 1, 15 Mayıs 1339. s. 3.

[2] “Ocaklar”, Allın Yurd Dergisi, C. 1, no. 5, 9 Eylül 1339, s. 63.

[3] Reşit Galip, “Türk Ocakları”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no 5, 9 Eylül 1339, s. 50.

[4] Reşit Galip, “Türk Ocakları”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no 5, 9 Eylül 1339, s. 51.

[5] Reşit Galip, “Türk Ocakları”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no 5, 9 Eylül 1339, s. 51.

[6] Reşit Galip, “Türk Ocakları Hakkında”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no. 6, 10 Teşrin-i evvel 1339 (1923), s. 66.

[7] Reşit Galip, “Türk Ocakları Hakkında”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no. 6, 10 Teşrin-i evvel 1339 (1923), s. 67.

[8] Reşit Galip, “Türk Ocakları Hakkında”, Altın Yurd Dergisi, C. 1, no. 6, 10 Teşrin-i evvel 1339 (1923), s. 67.

[9] Reşit Galip, “Yeni Mecmuaya Zarûri Bir Cevap”, Altın Yurd Dergisi, C. 1. no, 6, 11 Teşrin-i evvel 1339, s. 72.

[10] “Şâire ve Şiire Zan”, Yeni Mecmua, C. 4, 1 Teşrin-i evvel 1923, no. 85, s. 398″de Reşit Galip’e öteki konularda kulak verilmekle birlikte bu yaklaşımının “laubali” ve “âmiyâne” bulunduğu belirtilmekte ve “bu münevverin şiir ve şair hakkındaki babayani teveccühleri insanı güldürmekten başka birşey yapmıyor” denilmektedir.

ALINTI: Füsun Üstel, Türk Ocakları (1912-1931) Imparatorluktan Ulus-Devlete Türk Milliyetçiliği, Iletişim Yayınları, 2. Baskı, Istanbul 2004, (1. Baskı: 1997), sayfa 125-130.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s