Sultan II. Abdülhamid’in Hatıratı yoktur, Latin alfabesine geçmek de istememiştir

Sultan II. Abdülhamid’in Hatıratı yoktur, Latin alfabesine geçmek de istememiştir

*

Ismet Bozdag Abdülhamid'in hatira defteri, Abdülhamidin siyasi hatiralari, Abdülhamid latin harfleri, Abdülhamid latin alfabesi, Abdülhamid harf inkilabi, Abdülhamid Atatürk,

Sahte hatıratlardan birinin kapağı…

***

Sultan II. Abdülhamid’e nispet edilen hatıraların hepsinin uydurulmuş olduğu yıllar evvel ispatlandığı halde Yılmaz Özdil adlı bir kemalist köşe yazarı bu sahte hatıralara dayanarak M. Kemal’i Sultan Ikinci Abdülhamid’e methettirdi. Bazı çevreler ise ısrarla Sultan Ikinci Abdülhamid’in “harf inkılabı” yapmak istediğini ileri sürerek akılları sıra Latin alfabesine geçişi onun üzerinden meşrulaştırmaya gayret ediyorlar. Halbuki Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Ali Birinci, bu hatıraların “Abdülhamid’in Hatıra Defteri” adlı uydurma kitaba dayandığını ve her defasında farklı ilavelerle yani yeni uydurmalarla basıldığını ilmi makalesinde ortaya koymuştur. Prof. Birinci’nin söz konusu makalesinin mühim kısımlarını buraya alıyoruz:

” ‘Hâtırat-ı Abdülhamit Hân-ı Sânî’ serlevhalı (başlıklı) metin ilk defa 6 Ocak 1919 tarihinden itibaren çıkmaya başlayan haftalık Utarit mecmuasında tefrika olarak basılmaya başlandı.[1]

6 Ocak-8 Mayıs 1919 devresinde Utarit’te tefrika edilen metin üç sene sonra 1922’de ‘Hâtırat-ı Abdülhamit Hân-ı Sânî’ (Istanbul 1338-1340, 72 sayfa, Cihan Kitaphanesi) serlevhasıyla kitap halinde basıldı. Başında Vedat Örfî’nin ‘Birkaç Söz’ serlevhalı yazısı (sayfa 2-8) ve sonuna da (sayfa 53-72) Tarihçi Ahmet Reşit’in idadiler için yazdığı ders kitabından (Haritalı ve Resimli Mükemmel Tarih-i Osmanî, Istanbul 1327, II. Kısım, sayfa 543-572) yapılan iktibaslar eklenmişti. Son sayfadaki imza ‘Sadr-ı esbak Halil Rifat Paşa hafidi Vedat Örfî‘dir.[2]

Kitabın Cumhuriyet devrindeki serencamı başlı başına bir merak ve yazı mevzuudur ve çok dikkate değer bir mahiyet arz etmektedir.

A. Ismet Bozdağ’ın ilk neşri:

Kitap yeni harflerle ilk defa Bursa’da Bozdağ Kitapevi sahibi Ismet Bozdağ tarafından (Ikinci Abdülhamid’in Hatıra Defteri, 1946, 69 sayfa) bastırılmıştır. Ancak kendi ifadesine göre kitapevini kapatması üzerine kitaplar kağıt hurdacısına verilmiş ve kitabın büyük bir kısmı bu şekilde yok olmuştur.[3]

B. Sabahattin Selek neşri:

Kitabın ikinci neşri tarihçi ve gazeteci Sabahattin Selek tarafından yapılmış ve Selek Yayınevi neşriyatı arasında çıkmıştır. Yeni baskıda da Vedat Örfî’nin metni aynen verilmiş (sayfa 102-148) ve baş tarafına ‘Ikinci Abdülhamid’in hayatına kısa bir bakış’ (sayfa 5-100) kısmı, hâtıratın devamına da daha önce Ibnülemin Mahmut Kemal Inal’ın Türk Tarih Encümeni Mecmuası’nda neşrettiği ‘Abdülhamid-i Sânî’nin Notları’ (sayfa 150-168) ve ‘Hâtıralarla ilgili önemli meseleler hakkında açıklamalar’ (sayfa 170-199) gibi bölümler eklenmiştir.

C. Osman Yüksel Serdengeçti neşri:

Hâtırat, Sabahattin Selek’in neşrinden dört sene sonra Osman Yüksel Serdengeçti’nin sahibi olduğu Serdengeçti neşriyatı (Nu. 41) arasında Abdülhamid Anlatıyor (Ankara 1964, 48 sayfa) ismiyle, herhangi bir ilâvede bulunulmaksızın, bir kere daha basılmıştır.

D. Ismet Bozdağ’ın ikinci neşri:

Sultan Abdülhamid’in Hâtıra Defteri meselesinde dikkate değer ve heyecanlı son sayfa 1975 senesinde, rivayete göre hâtıratın tam metninin Almanya’da Leipzig’de Ismet Bozdağ tarafından bulunması ve önce Tercüman’da tefrika, sonra aynı gazeteye bağlı Kervan Yayınları arasında kitap hâlinde basılmasıyla açıldı ve günümüze kadar da açık kaldı.

Hâtırat ilk defa Ocak 1975’te, tefrikanın yarattığı sıcak alâkayı kaçırmamak isteyen bir çabuklukla basıldı. Sonraki baskılarda sene ve baskı sayısı belirtilmemiştir. Daha sonra Pınar Yayınları tarafından on üç baskısı yapıldı.”[4]

Burada Prof. Dr. Ali Birinci’den yaptığımız iktibasa kısa bir ara verip başka kaynaklara da bakalım…

Tercüman gazetesi sahibi Kemal Ilıcak’ın bu yazıları yazmakla görevlendirdiği ve sonra ücret konusunda anlaşmazlığa düştüğü Yavuz Senemoğlu bu yazıların kendi kaleminden çıktığını defalarca itiraf etmiş ve “defterin aslını hiç görmediğini her fırsatta söylemiş”tir.[5]

Dr. Alaeddin Yalçınkaya “Sultan II.Abdülhamid Han’ın Notları” adlı eserinde bu hususta şu malumatı vermektedir:

“Ben bu olayın üç önemli kahramanı olduğu sonucuna vardım: Biri, kitabı 1975 yılında yayınlayan yayınevinin ve bu yayınevi ile organik bağları bulunan o günlerin önemli sayılabilecek gazetesinin sahibi, ki bu yazımda polemiğe sebep olmamak için sadece ‘yayıncı’ diye bahsedeceğim; birisi yayınlanan kitabın arkasında ‘Fotoğraf ve Belgeler’ kısmında, zımnen Sultan II. Abdülhamid’in el yazısı şeklinde takdim olunan yazıyı yazan, aslen emekli bahriye albayı (Yavuz Senemoğlu) ‘hattat’; diğeri ise ‘hazırlayan’dır. Ben, hasbelkader bu hattatla bir müddet aynı çatı altında çalışma imkanı buldum. Zaman zaman sohbetlerinde yeri geldikçe şaka yollu ‘yayıncı ile kafa kafaya verdik, yazdığım yazıları bu Sultan II. Abdülhamid’indir diye millete yutturduk’ dediğini birkaç kere kendi ağzından duyduk. Yıllar önce heyecanla okuduğum eserler ilgili duyduğum bu sözler üzerine, fırsat buldukça ve uzaktan yakından ilgisi olanlarla karşılaştıkça konuyu soruşturdum. Yayıncının ‘biz bu millete kendi uydurduğumuz yazıları, bunlar Abdülhamid’in hatıralarıdır diye yutturmayı başardık’ dediğinden herkesin haberdar olduğunu hayretle müşahade ettim.”[6]

Netice olarak Dr. Yalçınkaya Abdülhamid’in Hâtıra Defteri’ne Abdülhamid’in elyazısı niyetiyle eklenen eski harfli yazıların uydurma olduğunu, daha önce elde bulunan defterin sonradan kaybedilmiş olmasının ve bir fotokopisinin bile elde bulunmamasının metnin güvenilirliğini ortadan kaldırdığını ifade etmektedir.[7]

Tarihçi Yavuz Selim Karakışla, Örfî kısmı dahil bütün metnin külliyen sahte olduğunu belirtir.[8]

Aydın Çakmak, “Sürgünde Bir Hakan” adlı eserinde kaynaklarını da zikrederek şunları yazmıştır:

“II. Abdülhamid’in hatıraları olduğu iddia edilen ve aralarında pek fazla uyum bulunmayan çeşitli hatıra nüshaları ortaya çıkmıştır. (..) Utarid mecmûasında tefrika edilip daha sonra risâle halinde de bastırılan hatıraların ise kendisine ait olmadığı ortaya çıkmıştır.”[9]

Kemalistlerin itibar ettiği gazeteci Murat Bardakçı ise Ismet Bozdağ’ın “Abdülhamid’in Hatıra Defteri” dışında iki kitap daha uydurduğunu Hürriyet gazetesindeki köşesinde şu sözlerle ifade etmiştir:

“İlim dünyasının başına bundan senelerce önce ‘Abdülhamid’in Hatıra Defteri’ adında hayali bir kitabı maalesef musallat eden İsmet Bozdağ, yayınladığı bu son iki kitapla düzmece hatırat işini çok daha ileri götürmüş ve tarihe ıstırabı çok zor dinebilecek bir darbe vurmuştur.”[10]

*

Sultan Abdülhamid'in Hatira Defteri, Abdülhamidin hatiralari, Abdülhamid harf inkilabi, Abdülhamid latin alfabesi, Abdülhamid yeni yazi, Abdülhamidin hatiralari uydurma, Abdülhami

[10] no’lu dipnota dair… Murat Bardakçı, Ismet Bozdağ’ın neşrettiği “Abdülhamid’in Hatıra Defteri” adlı hatıratın sahte olduğunu Hürriyet’teki köşesinde böyle yazmıştı…

***

Tarihçi Hakan Erdem ise Ismet Bozdağ tarafından “Abdülhamid’in Hatıra Defteri” adıyla neşredilen hatırat dahil, Bardakçı’nın da bahsettiği diğer iki kitaptaki birçok çelişkiyi-yanlışı üşenmeden gözler önüne sermiştir. Biz sadece Hakan Erdem’in “Abdülhamid’in Hatıra Defteri”nde tespit etmiş olduğu bir yanlışı, daha doğrusu bir paragrafta 3 yanlışı iktibas etmekle iktifa ediyoruz:

“Işte Abdülhamid, 6 mart 1917 tarihinde günlüğüne güya şöyle yazar: Karar, Mithat Paşa’nın istediği gibi çıktı. Osmanlı Devleti böylece, savaş halinde olduğu Sırbistan ve Karadağ’dan başka, Rusya, Ingiltere, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve Italya ile de savaş haline girmiş oldu.[11]

Oldu mu gerçekten? Bizim bildiğimiz olmadı. Hiçbir tarafı doğru değil burada söylenenlerin.

Şöyle;

1 – Sırbistan ile zaten savaş halinde bulunuluyordu. Üstelik 28 şubat 1877’de 93 Harbi başlamadan önce Sırplarla barış yapıldı.[12]

2 – Rusya’yla savaş hali ancak konferansın dağılmasından üç ay sonra, o yılın 24 nisanında başladı.[13]

3 – Bu yukarıda sayılan büyük devletlerden Rusya’nın dışında kalanlar ile Osmanlı devleti asla savaş halinde olmadı. Dolayısıyla, olmayan bir şeye de burada referans veremiyorum. Ama siz inanın, adı üstünde 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Osmanlılar, Ingiltere, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve Italya’yla ne savaş halinde bulundular ne de fiilen savaştılar. Öyle bir şey yok. Peki, koca sultan kendi saltanatında kiminle savaş halinde olunduğunu nasıl bilmiyor?”[14]

*

Sultan Abdülhamidin hatiralari Süleyman nazif, Ibnül Emin Mahmut Kemal Inal, Abdülhamid harf inkilabi, Abdülhamid yazi yazi, Abdülhamid latin alfabesi, Ismet bozdag uydurukcu

[16] no’lu dipnot ile alakalı… Tarihçi Ibnülemin Mahmut Kemal Inal, “Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar” adlı eserinde Sultan Ikinci Abdülhamid’e nispet edilen hatıratın Süleyman Nazif tarafından uydurulduğunu belirtiyor…

***

Şimdi tekrar Prof. Dr. Ali Birinci’nin makalesine dönelim ve bu hatıratın sahte olduğuna dair zikrettiği delillerin bazılarına kısaca göz atarak yazıyı noktalayalım:

1 –  Sultan Abdülhamid Han’ın hususî tabibi Dr. Atıf Hüseyin’in günlüğünü neşreden Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı M. Metin Hülagü de Hâtırat meselesine temas etmiş; Sultan’ın sürgün günlerinde “bıçak sırtında yaşar bir durumda iken hâtıra yazmayacağı ve yazdırmayacağı” yorumunu yapmıştır.[15]

2 – Hâtıra Defteri hakkında Ibnülemin’in yazdıkları meseleyi kökünden halledecek kadar açık ve ikna edicidir:

“Yıldız evrakını tedkike memur olduğum esnada -evvelce arayıcılar tarafından karmakarışık olan- sandıklar dolusu kağıtlar arasında Sultan Abdülhamid merhumun -her ne maksada mebnî ise- söyleyip yazdırdığı bazı muhtıraların dağınık müsveddelerine tesadüfle istinsah etmiş ve bir kısmını -hâşiyelerle- Türk Tarih Encümeni Mecmuası’na dercetmiştim. Merhumun hâtırası olmadığı ve hâtıra yazmak hatırından geçmediği hâlde Süleyman Nazif, tarihle oynarcasına ve -hassa-i temyizden mahrum oldukları için- her şeye, hâttâ kendi malumatlarına inanan birtakım sade diller ve cahillerle eğlenircesine merhumun hâtıratı olmak üzere bir risâle yazıp tab’ ettirmişti. Ileride tarihi ve erbab-ı tarihi tağlît edecek (yanıltacak) olan bu yolsuz hareketinden dolayı kendini tevbîh etmiştim (azarlamıştım).”[16]

3 – Hâtırat meselesinde üçüncü bir şahıs olarak tarihçi Mehmet Zeki Pakalın da kâfi bir açıklıkla metnin yazarı olarak Süleyman Nazif’i zikretmektedir:

“Değerli edip Süleyman Nazif Bey tarafından yazılmış ve imzasız olarak neşredilmiş olan Hâtırat-ı Sultan Abdülhamid-i Sânî adlı eserde…”[17]

4 – Tarihçi Ibrahim Hakkı Konyalı’nın, Kadir Mısıroğlu kanalıyla gelen ve Yalçınkaya tarafından basılan ve yine Hâtırat yazarı olarak Süleyman Nazif’i gösteren rivayeti de önceki tespitleri desteklemektedir.[18]

*

Sultan Abdülhamidin hatiralari Süleyman nazif, mehmed zeki pakalin son sadrazamlar ve basvekiller, Abdülhamid harf inkilabi, Abdülhamid yazi yazi, Abdülhamid latin alfabesi, Ismet b

[17] no’lu dipnota dair… Tarihçi Mehmet Zeki Pakalın’ın kitabında bu hatıratın Süleyman Nazif tarafından yazıldığı belirtilmektedir…

***

Bu mesele hakkında varılan neticeler şöyle sıralanabilir:

– Sultan II. Abdülhamid’e atfedilen Hâtırat’ın Utarit’deki tefrikası ve kitap halinde basılmış nüshası Süleyman Nazif’in kaleminden çıkmıştır. Fevrî ve asabî tabiatlı Süleyman Nazif daha önce ve sonra da bu hususiyetinin delili sayılabilecek metinler kaleme almıştır.[19]

– Tefrika kitap hâlinde basılırken takdim niyetine eklenen ‘Birkaç Söz’ serlevhalı yazı da, tefrika sırasında on dokuz, kitap basılırken ise yirmi iki yaşında olan Vedat Örfî tarafından yazılmış olamaz. Tam bir siyaset ve idare felsefesi olan yazı da yine Süleyman Nazif’in kaleminden çıkmış olmalıdır.

– Ittihatçılara karşı duyduğu öfkesini bir ölçüde bu tefrikayı yazarak teskin eden Süleyman Nazif, belki biraz da Ibnülemin’in ikazı ve tekdîri üzerine tefrikayı, mecmua üç sayı daha çıkmasına rağmen, yarıda kesmiştir. Dolayısıyla ortada aranacak bir Hâtırat defterinin varlığı hakkında en ufak bir delil de bulunmamaktadır.

– Bütün bu tespitlere Süleyman Nazif ile alâkalı olarak ilave edilecek başka bir husus da II. Meşrûtiyet’in, münevver zümresinde ve tabiî Süleyman Nazif’te çok büyük bir sükut-u hayale yol açmış bulunduğudur. Bu sebeple II. Abdülhamid devrinin bu Jöntürk’ü bir zamanlar en çok karşı olduğu Sultan’ın en dikkate değer müdafaanâmesini yazmak mecburiyetini duymuştur.

– Gerek bu Hâtırat’taki ve gerekse Fransızca’dan tercüme edilen Siyasî Hâtıratım’daki müdafaa tavrı ve II. Abdülhamid’in lehindeki düşünce ve üslup bu metinlerin Sultan tarafından yazıldığı veya yazdırıldığı kanaatini veya daha doğrusu inancını doğurmuş ve şüpheleri ortadan kaldırmıştır.

– Hâtırat’ın Ismet Bozdağ neşrinde eklenen sayfalar tamamen yenidir ve Bozdağ tarafından yazılmıştır. Yani ortada ‘hâlâ rengi solmamış bir mavi kurdelâ ile bağlı’ bir paket içinden çıkmış ve ‘iki savaş geçirmiş bir ülkede saklandığı için çok hırpalanmış, örselenmiş.., bazı sayfaları dokunmakla yırtılıyordu’ denebilecek bir defter hiç olmamıştır. Olması için de maddî, tarihî ve mantıkî bir delil bulunamamıştır.[20]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] “Hâtırat-ı Abdülhamid-i Sânî”, Utarit Dergisi, sayı 1 (6 Kânûn-ı Sânî 1335), sayfa 7.

[2] Vedat Örfî (Bengü, 1900-1953) Mehmet Fuat’ın (Bengü, 1926-19 Aralık 2002) babası, Örfîpaşazâde Âli Paşa’nın torunu, Mehmet Ali (Bengü, ö. 28 Mayıs 1950) Paşa’nın oğludur. Annesi sadrâzam Halil Rifat Paşa’nın kızı Güzîde Hanım’dır. Bilgi için: Ses Sanatçılar Ansiklopedisi, Istanbul 1970, sayfa 61-62; Ali Birinci, Tarih Uğrunda, Istanbul 2001, sayfa 211.

[3] Kitabın basılması hikâyesi için: Ismet Bozdağ, Sultan Abdülhamid’in Hâtıra Defteri, Istanbul 2002, sayfa 170. Bozdağ’ın kitabın bulunuşuna dair hikâyesi 1946 baskısında (sayfa 5) çok farklıdır.

[4] Ali Birinci, “Sultan Abdülhamid’in Hâtıra Defteri Meselesi”, Divan İlmî Araştırmalar, 2005-2, sayı 19, sayfa 177-194.

[5] Alaeddin Yalçınkaya, “Hâtırât-ı Sultân Abdülhamid Hân-ı Sânî= ‘Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri Üzerine”, Tarih ve Toplum Dergisi, Eylül 1992, sayı 105, sayfa 57 ve Alaeddin Yalçınkaya, “Bozdağ’a Yanıt”, Tarih ve Toplum Dergisi, Mart 1993, sayı 111, sayfa 2.

[6] Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Sultan II.Abdülhamid Han’ın Notları, Sebil Yayınevi, Istanbul 1996, sayfa 10.

[7] Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Sultan II.Abdülhamid Han’ın Notları, Sebil Yayınevi, Istanbul 1996, sayfa 9-28.

Ayrıca bakınız;

Alaeddin Yalçınkaya, Tarih ve Toplum Dergisi, sayı 105, Eylül 1992, sayfa 57-62.

[8] Yavuz Selim Karakışla, “Sultan Hamid’in Sahte Hatıratı”, Toplumsal Tarih Dergisi, Kasım 2001, sayı 95, sayfa 29-34.

[9] Aydın Çakmak, Sürgünde Bir Hakan – II. Abdülhamid’in Selanik ve Beylerbeyi Günleri, Ötüken Neşriyat, Istanbul 2014, sayfa 10, 11.

Yazarın zikrettiği kaynaklar için bakınız;

– Vedat Örfî [Bengü], “Hatırât-ı Sultan Abdülhamid-i Sânî”, Utarid Dergisi, sayı 1, 6 Kanûn-ı Sânî 1335/ 1919 – sayı 17, 8 Mayıs 1335/1919. Hatırât, zikrolunan mecmûanın 1, 3-17. sayıları arasında yayınlanmıştır. Zikrolunan risâle için bkz: Vedat Örfî, Hatırât-ı Sultan Abdülhamid-i Sânî, Cihan Kitabhânesi, Istanbul 1338/1922. Sonraki dönemde Ismet Bozdağ tarafından yayınlanan hatıraların esasını da bu hatıralar meydana getirmektedir.

Bkz: Ismet Bozdağ, Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri, Pınar Yayınları, Istanbul 1992. Bunun yanı sıra, II. Abdülhamid’e atfedilen bir diğer hatırât nüshası için bkz: Sultan Abdülhamit, Siyâsî Hatıratım, (Haz. H. Salih Can), Dergâh Yayınları, Istanbul 1987.

– Süleyman Nazif, Bir Abdülhamid Müdâfaanâmesi – Hatırât-ı Sultan Abdülhamid-i Sânî, (Haz. Mustafa Gündüz), Lotus Yayınevi, Ankara 2007, sayfa 9.

[10] Murat Bardakçı, “Sultan Abdülmecid 150 Yıldan Beri Washington’u Gözlüyor”, Hürriyet Gazetesi, 18 Mayıs 2003.

Bardakçı’nın bahsettiği diğer iki uyduruk kitap:

– Prof. Mehmet Ferit Ulusoy Hanzade/Osmanlı Hanedanı Saray Notları, Tekin Yayınevi, Istanbul 2003.

– Ismet Bozdağ (Hanzâde Sultanefendi), Osmanlı Hanedanı Saray Notları (1808-1908), Tekin Yayınevi, Istanbul 2002.

[11] Ismet Bozdağ, Abdülhamid’in Hatıra Defteri (Belgeler ve Resimlerle), Kervan Yayınları, Istanbul 1975, sayfa 39.

[12] Ismail Hami Danişmend, Izahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, cild 4, Türkiye Yayınevi, Istanbul 1947, sayfa 298.

[13] Ismail Hami Danişmend, Izahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, cild 4, Türkiye Yayınevi, Istanbul 1947, sayfa 299.

[14] Y. Hakan Erdem, Tarih-Lenk, Doğan Kitap, Istanbul 2008, sayfa 289-328.

[15] M. Metin Hülagü, Sultan Abdülhamid’in Sürgün Günleri-Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Beyin Hatıratı, Istanbul 2003, sayfa 12-13.

[16] Ibnülemin Mahmut Kemal Inal, Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar, cild 1, Dergah Yayınları, Istanbul 1940, sayfa 341, dipnot 2.

[17] Mehmed Zeki Pakalın, Son Sadrazamlar ve Başvekiller, cild 4, Ahmet Sait Matbaası, Istanbul 1944, sayfa 367.

[18] Alaeddin Yalçınkaya, Tarih ve Toplum Dergisi, sayı 105, Eylül 1992, sayfa 33.

[19] Süleyman Nazif’in âni bir öfke ve aşırı asabiyet neticesinde yazdığı başka metinler de bulunmaktadır. Kürt Şerif Paşa (1865-1951) için yazdığı Boş Herif (Bursa 1910, 10 sayfa, Emrî Matbaası), Iskilipli Âtıf Hoca merhumun Frenk Mukallitliği ve Şapka (Istanbul 1340, 32 sayfa) isimli risalesine yazdığı Imana Tasallut (Istanbul 1342, 32 sayfa) isimli reddiyesi bu kâbildendir. Bu risâle Âtıf Hoca’nın idamına vesile olmuştur: Tahiru’l-Mevlevî (Olgun), Matbuat Alemindeki Hayatım ve Istiklal Mahkemeleri, Istanbul 1991, sayfa 255-258. Bu bilgiyi üstâdım Ismail Kara’ya borçluyum.

[20] Ali Birinci, “Sultan Abdülhamid’in Hâtıra Defteri Meselesi”, Divan İlmî Araştırmalar, 2005-2, sayı 19, sayfa 177-194.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

1 Comment »

  1. Yanlız Arapça diline çevrilen bir Sultan Abdulhamid hatıra kitabı da var. “Sultan Abdulhamid – Siyasi Hatıralarım” isimli, ilk baskısı 1977 yazıyor.
    “Ali Vehbi” isimli birinin Sultan Abdulhamid’e ait hatıra defterini Fransızcaya çevirip yayınladığı, bu Arapça hatıratın da Fransızcadan çevirildiği bilgisi geçiyor. Uydurma ve ifitra gibi görünen pek bir şey göremedim bu kitapta, Türkçesi var mı bilmiyorum.
    https://ia600201.us.archive.org/23/items/tod27oct00/12abdhameed.pdf

    Giritli Y.Ozdil’in uydurma hatıratındaki hiç bir şey burada yok tabi! Adam yazacak bir şey kalmayınca uydurma hatıralara sardı demek, başka türlü nasıl dönecek bu ekmek teknesi!!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s