Ahmet Hakan’ın patronu Aydın Doğan Yolsuzluk yaptı mı?

Ahmet Hakan’ın patronu Aydın Doğan Yolsuzluk yaptı mı?

*

***

Iyi seyirler…

*

Reklamlar

Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

*

atatc3bcrke-tapmak-atatc3bcrkc3bc-ilahlastirmak-m-kemale-tapmak-m-kemali-ilahlastirmak-19-mayis

Bir 19 Mayıs töreninden… M. Kemal’e secde ettiriyorlar… Yazıklar olsun! Mahvettiniz insanlarımızı…

***

Aydın Doğan’ın elemanı Sebbiye memuru Ahmet Hakan hala CNN Türk’ten istifa etmedi. Malum, CNN Türk, M. Kemal ile Afet Inan’ın “sevgili” olduklarını iddia etmişti. Halbuki manevi kızı olarak biliyorduk… Kemalistlere göre bu iddia M. Kemal’e hakarettir. Buna rağmen Ahmet Hakan, M. Kemal’e hakaret eden medya organından istifa etmedi ve hala “para” almaya devam ediyor. Ancak yine de alt etmek istediği şahısları “Atatürk”le vurmaya çalışmaktan da utanmıyor. Yani kemalistlerin duygularıyla oynuyor. Gözlerinin içine baka baka onları aldatıyor. Bu hareket sizce adice ve alçakça değil midir?

Askerliğini bile yapmamış olan bu Sebbiye Memuru, gelmiş utanmadan yine Kadir Mısıroğlu’nu hedef aldı. Üstadın, “Heykellerin Köpek Leşi Gibi Sürüklendiğini Göreceksiniz!..” sözüne takmış kafayı. Neymiş, “ille de elinde baltayla Atatürk heykeline saldırması mı gerekiyor”muş. Kafaya bak, mantığa bak… Yine cehaletini ortaya koymuş. Kadir Mısıroğlu, “gelin heykelleri kıralım” mı diyor?.. Bunu böyle anlamak cehalet; doğru anladığı halde çarpıtıp bu şekilde takdim etmek ise alçaklıktır. O, gelecekte vuku bulacak bir hadiseyi “Tarih şuuru”na istinaden haber veriyor. Tıpkı bundan 20 sene evvel FETÖ’nün “sıfıra müncer olacağını” haber vermesi gibi. Nitekim dediği de çıktı…

 

*

***

Üstelik bu sözleri FETÖ’nün en güçlü olduğu bir devirde söylemişti. Halbuki o dönem kelli-felli meşhur “aydınlar” FETÖ’ye methiyeler dizmekle meşguldü. Tıpkı bugün Ahmet Hakan’ın heykellere yaptığı gibi… Aşağıdaki kitapta da görüldüğü üzere, Kemalist Toktamış Ateş, Eser Karakaş ve Ilber Ortaylı, bugün FETÖ olarak bilinen yapıya methiyeler diziyordu… Kadir Mısıroğlu ise, “Papaz bile olamaz, sıfıra müncer olacak” diye haykırıyordu…

 

*

baris köprüleri ilber ortayli fetöcü mü toktamis ates fetöcü mü

***

Ahmet Hakan’ın derdi Atatürk falan değil, zira Kadir Mısıroğlu bu sözü uzun zaman evvel söylemişti, ama Ahmet Hakan şimdi gündeme getiriyor. Son zamanlarda sürekli olarak Kadir Mısıroğlu’nun eski konuşmaları üzerinden gündem belirleme gayreti içerisine girdi. Çünkü 2019 Başkanlık seçimiyle alakalı planlamaları “Atatürkçülük oynamayı” gerektiriyor. Yani açıkçası, seçimler için M. Kemal’i “malzeme” olarak kullanmaktadır… Onun üzerinden Batılı emperyalistlerin gösterdiği aday için oy devşirmeye çalışacak… Vazifesi bu!..

Bizim, M. Kemal’in heykellerine saldırmaya ihtiyacımız yok. Biz meydanlardaki putları değil, kalplerdeki putları kıracağız Allah’ın izniyle. Meydanlardaki putları kırma şerefini ise gerçeği öğrenip kemalistlikten istifa edenlere bırakacağız.

Batı, fabrikalar yaparken biz neden heykel yapıyoruz? Neden tüyü bitmemiş yetimin hakkını beton yığınlarıyla çarçur ediyoruz? Bunlara harcanacak paralarla okul, hastane ve fabrika yapmak ve açları doyurup kimsesizlere bakmak daha mantıklı, daha insani ve vicdani değil midir? MTV zammından şikayet edenler, M. Kemal heykellerine kaç milyar lira harcandığını biliyor mu?

*

 

atatürk heykelleri m. kemal putlari,

***

Bu arada, heykel kırmak neden kötü bir şey olsun ki?.. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de heykel kırmadı mı? Hz. Ali (kerremallahu vecheh) kırmadı mı? Hz. Ibrahim aleyhisselam kırmadı mı? Haşa yanlış mı yaptılar? Ahmet Hakan, Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize, Hz. Ali (k.v) ve Hz. Ibrahim’e (a.s) hakaret mi ediyor? Ahmet Hakan bundan neden rahatsız oluyor ki? Yoksa kendisi müşrik mi? Bunu bilmem mümkün değil, ancak aşağıdaki Kur’an ayetlerini okuyanlar, kimin mümin ve kimin müşrik-akılsız-aptal olduğunu takdir edeceklerdir…

Enbiya Suresi (Elmalılı Hamdi Yazır meali) :

51 – And olsun ki biz daha önce İbrahim’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.

52 – O zaman o, babasına ve kavmine: “Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?” demişti.

53 – Onlar: “Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk” dediler.

54 – İbrahim: “And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.

55 – Onlar : “Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?” dediler.

56 – O şöyle dedi: “Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.”

57 – “Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım.”

58 – Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

59 – (Kavmi) “Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir.” dediler.

60 – (Bazıları) “İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk” dediler.

61 – “O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler” dediler.

62 – (İbrahim gelince ona) “Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?” dediler

63 – İbrahim: “Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi.

64 – Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: “Doğrusu siz haksızsınız.”

65 – Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: “And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin.” dediler.

66 – (İbrahim) dedi: “O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?”

67 – “Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?”

68 – Onlar: “Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin” dediler.

69 – Biz: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” dedik.

70 – Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

***

atatürke-tapmak-haluk-bilginer

Haluk Bilginer bile itiraf etti…

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

İhsan Şenocak hocadan Ahmet Hakan’a tokat gibi cevap

İhsan Şenocak hocadan Ahmet Hakan’a tokat gibi cevap

*

ihsan senocak ahmet hakan1

***

Hakan Bey!

Kürsüde “benim” yerimde -senin gibi- üzerinde Mao’nun kafası olan bir tişörtle poz veren biri olsa ve “Mülkiyet hırsızlıktır.” dese ya da Kelâmullah yerine Das Kapital’i referans alsa “büyük devrimci” olurdu; ondan “özgürlük savaşçısı” diye bahsederdin belki de. Marks, Engels ve Lenin’den oluşan üç ayaklı küfür üçgeni bağlamında biraz proletaryadan bahsetseydi fevkalede “aydın bir hoca” olabilirdi.

Gayr-ı Meşru ilişkilerini gölgelemek için eğlence merkezlerinde tanıştığı dostlarıyla umreye gidip, Metaf’tan bir kaç poz veren -senin gibi- bir “Sebbiye Memuru” için “İşte Adam! Dünyasını da, Ahireti’ni de Mamur etti. Hayatını(!) da yaşıyor, Kabe’ye de gidiyor.” deseydi, kim bilir gelecek Ramazan yazılarında “dinlenilmesi gerekenler” listesine adını yazardın.

Baş Kapitalist

Benim yerime kürsüye çıkan adam, “Kahrolsun Müslümanlar!” diye birkaç slogan atsa, sonra da millet malını gaspetmekle maruf “müseccel İslam düşmanı; baş kapitalist”in gazetesinde magazin yazıları yazsa, nikahsız bir hayatı “çağdaşlık” kabul eden kadınlarla aynı masaya oturup, onun bunun hayatından konuşsa, zinaya “yasak aşk” dese, belki gözünde “büyük kahraman” olurdu. Ne dersin? Bu da, “bizim Che Guevara’mız, onun gibi devrimci doğdu, devrimci yaşıyor.” diye Nişantaşı’nda nara atardın belki.

“Gönüllü Beraberlik”

Kürsüde vaaz eden ben değil de, “İslam” deyince aklına “irtica”, Müslüman deyince “Mürteci” gelen patronunun “maaşlı sebbiyecisi” olsaydı ya da senin gibi, “enses” ilişkiden bahsederken “Tecavüzden, zorlamadan, tasalluttan, aklı ermeyene yönelen cinsel saldırıdan falan söz etmiyoruz.

Cinsel ilişkiden söz ediyoruz.

Gönüllü beraberlikten söz ediyoruz” diyerek fuhşun en menfur şeklini, “Ne var bunda ‘Gönüllü beraberlik’ terkibiyle anlatan, kadın tacirlerinin bile kullanmaktan haya edeceği bir üslupla, “Normaldir” anlamına gelen cümlelerle meşrulaştırma ahlaksızlığına savrulan bir müftü çocuğu olsaydı “Kadın Haklarına Saygılı Hoca” diye yazardın belki de.

Adını Yazdım, Kadınlar Çıktı

Bu sabah kardeşlerim ders sonrası, içine beynini kustuğun, dilden, diyalektikten mahrum, ilk mektep talebelerinin kompozisyonlarına rahmet okutan o “sebbiye”nden bahsedince, “bu adam kimdir, ne der?” diye “Google”a adını yazdım, ne varki Kur’an-ı Kerim’in o halleriyle kendilerine bakmayı yasakladığı (Ahzab, 30) kadınlar çıktı. Anlamak zeka meselesidir, lakin senin için bir daha tekrar edeyim; Adını yazdım, kadınlar çıktı, “Acaba isimde mi bir yanlış var” dedim, tekrar yazdım, yine aynı manzara… Her tarafın kadın doluydu. Hepsi de yoldaşlarının, “Kur’an-ı kapat; Kadını aç!” sözü mucibince amel eden türdendi. el-Hasıl suretlerine sana dair hüküm verecek kadar bakamadım. “Bari bir kaç yazısını okuyayım” dedim karşıma ya “sebbiye” çıktı ya da kim, kimin karısıyla beraber olmuş, “neden falan gazeteci, filan namus düşmanı adam değil de, onunla fuhuş yapan filan ünlü kadını eleştiriliyor” nev’inden nikâhsız kadınların faaliyetlerini ya da zinakarları müdafaa eden yazıların vardı. İğrendim, tiksindim, daha fazla okumaya vicdanım müsaade etmedi.

Müftünün Oğlu

“Kiminle, nerede, ne yaptığın”a gelince, onlar üzerinde durmak senin gibi sebbiye memurlarının vazifesi olduğundan bu mevzuda seni, sana havale ediyorum. Fakat bir yazıda iftiharla bahis mevzuu yaptığın müftü oğlu olman, şu noktada beni endişelendiriyor; Acaba bir Anadolu evladı, “bu adam İlahiyat okumuş, ‘babam da müftü’ diyor, lisan-ı hali nicedir”, diye seni Google’da aratır, malum fotoğraflarını görür, “Onlar müftü oğluna caiz de, bize niye haram?” der, sonra da “Uydum bu ünlüye” diye ardından gider, hem kendi hayatını, hem de kadınların hayatını kirletir.

Ihsan senocak hoca ahmet hakan 3

***

Ne Buyurursun Ahlak Yobazı!

Tesettürden bahsetmemden fevkalede muzdarib olduğuna göre neyi, nasıl anlatmama dair bir teklifin de vardır herhâlde. Magazin haberlerinden etkilenen, onlar gibi yaşamak isterken ailesi dağılan insanlara ne söylememi isterdin, mesela? “Aziz cemaat kusuruma bakmayın, bu hususta İslam’ın hükmünü söyleyemem; Hakan Bey üzerine alınıyor!” mu demeliydim? Ya da Hakan Bey’i okuyun, namus telakkinizi güncelleyin diye mi tavsiyede bulunayım? İslam kadınlarına, başlarını örtmeyi ve namahremden sakınmayı emreden Nur Suresi’nin 31. ayetinin artık devri bitti, onunla amel edip, şu malum ve müseccel Namus Yobazı’nı üzmeyin, “sebbiye memuru” bu hususlardan fevkalede muzdarip oluyor mu, demeliydim?! Allah Azze ve Celle’nin, Ahzab Suresi’nde(Ahzab, 59), Peygamber-i Ekber’e(s.a.v.) emir buyurduğu, tesettürün İslam kadınlarına anlatılması hususu, keyfini kaçırıyor, Kur’an’a ittiba eden kadınlar tuzağına düşmüyor, onları kullanıp da atamıyorsun diye, Müslümanlara, eşlerini, kızlarını Allah’ın emrine göre örtünmeye davet etmekten vazgeçmeleri çağrısında mı, bulunayım?!

“Yaşasın Papa, Kahrolsun Müslümanlar!”

Papa, rahibelere tesettür çağrısı yapınca, yine fikir niyetine sebbiye kustun mu? Ya da kusar mısın? Kusmak istesen, sahibin buna müsaade eder mi? Yoksa “benim ihtisas alanım Müslümanlar”, “patronun görev tanımlaması dışına çıkmak vazifeme ihanettir” deyip “Yaşasın Papa için inanç özgürlüğü ve Kahrolsun Sadece İslam, Yalnız İslam” diyen Müslümanlar deyü naralar mı atarsın?

Kim Hayasız?!

Benim için,

“Çıkmış vaaz kürsüsüne… İşleri güçleri kızlar ve kızların giydiği pantolonlar

Üniversiteye giden kızlara ve o kızların babalarına…

Hayâsızca saldırıyor.”

Kafanı tashih etmek “ehem” olduğundan, “mühim” olan cümlelerini tashihi sana bırakıp şunu sorayım, hangi babaya, nasıl saldırdım? Onlara, “Ey İman Edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 6) ayetini hatırlatmak, çocuklarına tesettürü anlatmaları gerektiğini, Allah Rasulü’nün(s.a.v.) aile reisini çobana benzeten hadisi üzerinden tefsir etmek midir saldırmak? Demek senin lügatında kürsülerde Allah’ın tesettürle alakalı ayetlerini okuyarak babalara mesuliyetlerini hatırlatmak, evlatlarını, namus yobazlarının oyuncağı olmaktan korumaya çağırmak, onlara hayasızca saldırmak anlamına geliyor öyle mi? Kur’an’ın, İslam kadınlarına olan şu çağrısı hakkında ne buyurursun, “Evlerinizde vakarla oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın.” (Ahzab, 33). Sence bu da mı kadınlara hayasızca bir saldırıdır? Konuş müftünün oğlu? Eski ilahiyatçı pozlarıyla Müslüman mahallesinde namussuz hayatların reklamını yapan “sebbiye memuru” anlat? Nerde hayasızlık?!

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Ayık mıydın?

Google adı yazılınca kadınlarla verilen ahalıksız pozlardan başka bir şey çıkmayan biri olarak, “İslam din ve devlettir.” diyen Müslümanlar için, “İşleri güçleri kızlar” cümlesini kurarken ayık mıydın? Hiç mi ayanaya bakmadın?

Seni asıl rahatsız edenin ben değil, Allah’ın tesettür ayetleri olduğunu sen de biliyorsun. Lakin onlarla hesaplaşmaya yüreğin yetmediğinden onları tefsir edene dair “sebbiyeler” kaleme alıyor, maaşının gereğini yapıyorsun. Bir de babalar kızlarına iffet davasını anlatır, onları senin gibi bir hayat yaşayan adamlara karşı uyarırsa artık “kimin dünyasını karartabilirim” diye yese düşüyor, “büyük adam” nutukları atarak vaziyeti kurtarmaya çalışıyorsun.

“Din Elden Gidiyor” diyen bir Ahir Zaman Deisti

Diyorsun ki

“Ve bu İhsan Şenocak denilen adam konuştukça…

Türkiye’de maalesef deizm ve ateizm yükseliyor!

*

Uyanın ey ehli iman!

Bu İhsan Şenocak türü adamlar yüzünden…

Din elden gidiyor din! “

İhsan Şenocak’ın kitaplarını, yazılarını okuyan, konuşmalarını dinleyen tek bir Müslüman gencin deist ya da ateist olduğunu -önceki hayatından- şahitler ve resimlerle ispat edebilir misin? Hakan Bey! Söz namustur! Namusunu çiğnetme! İddianı ispat et!

Allah’ın tesettür ayetlerinden rahatsız olan, mahremiyeti çiğneyen sen değil misin? Yaratan Allah’ın, yöneten Allah(c.c.) olduğu akidesiyle savaşan biri olarak senden büyük deist mi var? Sen kimi okuyup deist olduysan, etrafındaki deistleri iğva eden de o şeytandır.

Bir Baba Kimden Rahatsız Olur?

Bir babayı, ayet ve hadisler bağlamında “ailene sahip çık” çağrısı mı, yoksa kızının her gece başka bir alemde, başka bir erkekle fotoğraflarının medyaya düşmesi mi rahatsız eder? Mesela mütedeyyin bir baba Google’a, kızının adını yazsa ve karşısına seninle olan fotoğrafları çıksa ne hisseder? Benim tesettürle alakalı konuşmamdan mı, senden mi nefret eder? Ya da şöyle sorayım, “ol kadınlarla” beraber olduğundan dolayı, kaçının babasından “teşekkür” mesajı aldın? Kendini merhum babanın yerine koy ve düşün! Eğer düşünebiliyorsan! Zira düşünmek ve anlamak zeka meselesidir. İnsan kafasını, hayvan kafasından ayıran en temel hususiyet düşünmektir. Patronuna verdiğin beynini bir saatliğine geri al ve sözleri mi bir daha dinle! Anlayamazsan, kendini birlikte olduğun kadınların babaları yerine koyarak dinle! O babalar kime hak verir?

Hadi gel, Che Guevara ol!

Hakan Bey! Bir an patronunun “sebbiye memuru” değil de Allah’ın kulu olduğunu düşünebilirsen, İslam’ın kızlarına, “Üniversiteye Gitme” değil, Ahzab 33’te de buyrulduğu gibi “Açılıp da gitmeyin” dediğimi sen bile anlarsın. Çok zor değil. Dene bak, olacak. Lakin önce özgür olman, kiraya verdiğin beynini geri alman gerekir. Hadi gel, Che Guevara ol! Fakat tişörtünü giyerek değil, efendine karşı cesaretini kuşanarak.

 

ihsan senocak ahmet hakan 2

***

Ne o cümleler, Tacir misin?

Google’daki fotoğrafların gibi, Barzani’yle alakalı yazındaki şu ifadelerin kadına dair kıymet ölçünün aslında bir tacirden -çok da- farklı olmadığını resmediyor… Buyur, şu ifadeler sana ait…

“Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’nin Dilman köyündeki karargâhında çekilmiş bir fotoğraf.

Fotoğrafta önde Molla Barzani var, arkada ise Sophia Loren’e benzeyen bir hanımefendinin duvara asılmış bir posteri var.

Biraz asker dolabı kapağına asılan posterleri, biraz da gurbette bekâr kalmış inşaat işçisi odasına asılan posterleri andırıyor.”

Hakan Bey! “Malum haldeki kadınların asker dolabına ve işçi odasına” cinsel bir tatmin aracı görüldüğünden dolayı asıldığını ima eden/söyleyen biri olarak gazetenin benzer fotoğrafları yayımlamasına sessiz kalman ya da onları bizzat köşende neşretmenden daha başka kadın nasıl aşağılanabilir?!

***

Gayesiz, idealsiz bir hayata mahkum zavallısın sen. Magazin dünyasından başka bir yerde adın geçer mi? Mesela fikir, sanat çevrelerinde irabta mahallin var mıdır? Allah seni ıslah etsin.

***

Biz Ravza’da imam, Bedir’de kumandan, İslam devletinde başkan olan Peygamber-i Ekber’e iman ettik. Kaybedecek ne koltuğumuz, ne patronumuz var. Tek endişemiz Allah’ın rızasını kaybetmek.

Sebbiye Memuru! Allah yolunda bedel ödemek bir şereftir ve o şeref herkese nasip olmaz. Şimdiye kadar Allah Azze ve Celle’den başka kimsenin önünde eğilmedik, ölene kadar da kıvamda ve kıyamda olacağız. Sana, münafıklara ve kubur faresine denk bir hayat yaşan bütün namus yobazlarına ilanen duyrulur.

***

Nisa Suresi’nin 148. ayet-i kerimesinden cesaret alarak bir “sebbiye memuru” ve onun yazısıyla huzurlarınızı işgal ettiğimden dolayı siz mümin kardeşlerimden kusuruma nazar etmemenizi istirham ederim.

***

İhsan Şenocak hocanın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/ihsansenocakhoca/

https://www.youtube.com/user/ahmethamzat

https://ihsansenocak.com/

.

 

 

Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

*

Prof. Ebubekir Sofuoglu araplasma, arap dili, osmanlica dil araplasma araplardan kelime almak, harf inkilabi, dil devrimi dil inkilabi harf devrimi

Sakarya Üniversitesi Balkanlar Koordinatörü ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu…

***

Kemalist ve ırkçılar, yüzyıllarca Arap alfabesini kullanmamız ve Arapça’dan birçok kelime almamızdan dolayı Araplaştığımızı iddia ediyor. Acaba bu doğru mu? Bu sualin cevabını Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’ndan almadan evvel, Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğini hemen belirtelim. Islam’ı açıkça reddedemeyen bazı siyasetçi, bilim ve sözde din adamları, “Arap kültürü ve Arap dilinden kurtulmalıyız” derler. Halbuki Arap kültüründen kasıt “Islamiyet”tir. Bunun delilini ise başka bir yazıda, üstelik kendi kaynaklarından ortaya koymuştuk.[1]

Şimdi “Araplaştık mı?” sualinin cevabına geçebiliriz. Prof. Sofuoğlu bu iddiaları “Balkanlarda Kuşatma Var” isimli eserinde şöyle çürütüyor:

“Türkler, Araplardan yüzyıllarca kavramlar almış, bu kavramları edebiyatlarında kullanmışlar. Iddia edildiği gibi ve bugün de her yaşayan insanın şahit olduğu gibi, yapılan iddiaların tersine Araplaşmamışlar, Farslaşmamışlardır. Bir kültürün başka kültürden kavram almak suretiyle, kavram alınan kültürün egemenliğine girmesi endişeleri haklı endişeler olarak değerlendirilmekle birlikte, bu alışveriş içindeki kültürler birbirleriyle aynı temel kültüre sahip iseler herhangi bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilemez.

Türklerin kendi aralarındaki boylarının birbirlerinden kavram alışverişleri sırasında bir boyun diğer boyu, kendi kültürel egemenliği altına almak gibi bir sonuçla neticelenmesinin beklenmesi makul bir beklenti değildir. Çünkü alışveriş içinde olan halk gruplarının her ikisi de aynı ortak kültüre sahip Türklerdir. Burada, bir halk grubunun başka bir halk grubunu egemenliği altına alma olgusu yerine, olsa olsa her ikisi de aynı ortak kültüre sahip olan insanların birbirlerini karşılıklı olarak zenginleştirmelerinden söz edilebilir.

Bu çerçevede de her ikisi Türk olmasa da aynı Islam kültürüne sahip iki millet olan Türkler ve Arapların bu şekilde karşılıklı kavram ithaliyle, bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilmemelidir.(..) Türkler ve Araplar, ortak Islam kültürüne sahip olmakla, töre ve gelenekleri aynı olmasa da bu töre ve geleneklerdeki farklılıklar büyük farklılıklar da değildir. Ayrıca oluşacak bir kültürel hegemonya, belki de detay sayılabilecek töre ve geleneklerin farklılığından dolayı oluşmayacaktır.(..)

Oluşacak bir kültürel hegemonya, detaylar vasıtasıyla değil, temel kültürler vasıtasıyla oluşur. Detaylar vasıtasıyla bir kültürel hegemonyanın oluşmasının beklenmesi, aynı dili konuşan milletlerin kullandıkları farklı şiveleri de bir ayrılık vasıtaları gibi görmek sonucunu doğruabilecektir.

Aynı dil içindeki farklı şiveler bir dil içinde nasıl bir temel farklılık ifadesi değilse, temel kültürleri aynı olan milletlerin arasındaki, farklı töre ve gelenekler de o milletler arasındaki temel farklılık ifadeleri değildir. Bu çerçevede bazı ortak kavramları kullanan ve aynı dine, dolayısıyla aynı temel kültüre mensup Araplar ve Türkler arasında bir kültürel hegemonyadan söz edilmemelidir.”[2]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğine dair delil için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/10/19/arap-kulturu-ne-demek-dinde-reformun-amaci-nedir/

[2] Ebubekir Sofuoğlu, Balkanlarda Kuşatma Var, Babıali Kültür Yayıncılığı, Istanbul 2014, sayfa 244, 245.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Prof. Mahir Kaynak ve Hilafet

Prof. Mahir Kaynak ve Hilafet

*

Mahir Kaynak Hilafet, mitci Mahir Kaynak Halifelik, din ve devlet isleri,

***

Dini devlet işlerine karıştırmayalım, din ile devlet işleri ayrı olsun diyenlere istihbarat analizcisi merhum Prof. Dr. Mahir Kaynak’tan cevap:

“Bir inanç veya ideolojinin siyasi açıdan anlam ifade edebilmesi için onu destekleyen ekonomik ve askeri bir gücün olması gerekir. (..) Bugün siyasi açıdan Islam daha önce rastlanmamış bir rol oynamaktadır. Islam’ı siyaset sahnesine süren Müslümanlar değildir. Onu destekleyen askeri ve ekonomik güç, karar veren merkez, üst düzey örgütler tamamen Islam dışındaki odakların kontrolündedir. Müslümanlar sadece bu büyük organizmanın gövdesini oluşturmaktadır. Işin daha ilginç yanı Müslüman olmayan bu odakların Islam’ı siyaset dışına atmak yerine günümüzün en büyük hesaplaşmasında bir araç olarak kullanmakta kararlı görünmeleridir. Bu çelişkinin temelinde Müslümanların büyük ekonomik kaynaklar üzerinde ve stratejik açıdan çok önemli alanlarda yaşamaları, ancak bunları kontrol edebilecek örgütlenmelere yani devlet yapılarına sahip olmamalarıdır. Suudi Arabistan’ın büyük zenginliği ama yok sayılabilecek siyasi gücü aslında genel modelin tipik bir örneğidir. (..)

Türkiye’nin bu tablo içindeki tavrını ‘anlamsız’ kelimesi bile yeterince ifade etmez. Islam etrafında şekillenen, günümüzün bu en önemli güç mücadelesinin orta yerinde, dini siyasete karıştırmamak gibi bir hülyanın peşindedir. Din siyasete zaten boğazına kadar batmıştır. Olanı saymamak aymazlıktır. Dışladığı, reddettiği şey aslında tek kurtuluş yoludur. Yani bu çatışmada Islam’ı kendisi temsil ederek, bu konuda hak iddia ederek rol oynayarak bağımlı ve küçük ülke olmak kaderinden kurtulabilir. Zaten Türkiye üzerindeki büyük kavga onun bu gücünü kendi hesaplarına kaydetmek isteyenler arasındadır. Yapılacak şey kendi amaç ve irademizin olduğunu göstermekten ibarettir.”[1]

Yani Prof. Mahir Kaynak, “Islam’ı temsil etmek, hak iddia etmek” derken, aslında “Hilafet kurulsun, Türkiye Islam aleminin başına geçsin” demek istiyor.

.

**********

.

KAYNAK:

.

[1] Mahir Kaynak, “Islam’ın Siyasi Gücü”, Aktüel, sayı 189, 16-22 Şubat 1995, sayfa 33.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

 

 

 

 

 

 

 

 

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

*

Hemmam ibn Münebbih'in sahifesi sam zahiriye kütüphanesi, Muhammed Hamidullah Hz. Peygamber döneminde hadisler yazildi mi, Hadisler ne zaman yazildi. Hadisler 200 300 yil sonra mi ya

***

Hadis inkarcılarına göre hadisler Hz. Peygamber s.a.v. Efendimizden 200-300 yıl sonra yazılmıştır. Halbuki bunun doğru olmadığını belgelerle ispatlıyoruz.

YAZININ DEVAMI BURADA:

http://belgelerlegercektarih.net/hadisler-ne-zaman-yazildi-hz-peygamber-s-a-v-efendimizden-200-yil-sonra-mi-yazildi/

.

Ulusal Bayramların Gerçek Gayesi

Ulusal Bayramların Gerçek Gayesi

*

ulusal ve resmi bayramlari kutlamanin gayesi, atatürk ulusal bayramlar m.kemal ulusal bayramlar.jpg

[2] no’lu dipnot ile alakalı… Resmi Gazete’de yayınlanan “Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği…”

***

Ulusal Bayramlar kemalistler için neden bu kadar mühimdir? Cevabı da hemen biz verelim; Çünkü ulusal bayramlar, insanların rejime olan bağlılığını diri tutmak için icat edilmiştir. Bilhassa son dönemde miadı dolmuş kemalist rejimi şarj etmek vazifesi görüyor.

 

Fransız tarihçi Bertaux bu tür kutlamaların gerçek gayesini şöyle açıklar:

“Kutlamak, kitleleri devlet ideolojisinin tören ve ritüellerinin etrafında seferber etmenin yöntemiydi. Bir yandan geçmişten seçilmiş bazı olayların topluca anılması, diğer yandan da şimdiki zamanın yüceltilmesiyle yeni gelenekler icat ediliyordu. Sonuç, her bireyi kendine kurgulanmış bir toplum içinde tanımlamaya teşvik eden muazzam bir devlet propagandasıydı. Sovyetler Birliği, Ekim Devrimi’ni ulusal çeşitliliği, rejimin somut örneği olan işçiyi ve işçi sınıfının dünya çapındaki dayanışmasını yüceltiyordu. Kemalist Türkiye, herhangi bir sınıf mücadelesi fikriyle bozulmamış bir ilerleme ve modernite kültü geliştiriyordu. Ideolojik farklarının ötesinde Italya ve Almanya, yeni faşist çağın doğuşunu müjdeliyordu. Fransa’daki Üçüncü Cumhuriyet deniz aşırı topraklara yayılan bir sömürge imparatorluğu imajını öne çıkarıyordu…. Otoriter rejimlerin dikkatli bir şekilde planlanan ve yukarıdan aşağıya dayatılan ritüelleri sadece halkın bir araya geldiği anlar değillerdi; bu ritüellerin fotoğraf ve film gibi görsel araçlar üzerinden yayınımları, onları devlet ve liderleri lehine daimi bir halkoyuna dönüştürüyordu. Faşizmin en güçlü dönemlerinde gerçekleştirilen kitle gösterileri, sergiler ve kutlamalar, toplu bir fikir birliği hissiyatı yaratarak, rejimin karanlık yüzünü oluşturan baskı, sansür, sindirme, tecrit ve yok etme uygulamalarını gizliyordu.”[1]

Bunu kemalizmi takviye etmek isteyen darbeci Kenan Evren de inkar etmiyor zaten.

Nitekim bu husus 14.8.1981 tarihli ve 8/3456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, yani darbeci Kenan Evren döneminde yürürlüğe konulan “Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği”nin birinci maddesinde;

“Bayramların anlam ve önemine uygun olarak coşku ile kutlanmasını sağlamak ve böylece Büyük Atatürk’e ve ilkelerine bağlılığı geliştirmek ve Ulusal birliği pekiştirmek…”[2] şeklinde ifade edilmiştir.

Yani günümüzdeki kemalistlerin, ulusal bayramları “devlet töreni” ile kutlamak istemeleri masum bir talep değildir. Arka planda bu gerçek yatmaktadır.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Sandrine Bertaux, Ulusu Tasarlamak 1920’ler ve 1930’larda Avrupa Devletleri (Projecting the Nation European States in the 1920s and 1930s), Osmanlı Bankası Arşiv Araştırma Merkezi, Istanbul 2006, sayfa 124, 125.

[2] Söz konusu madde için bakınız; 14 Ağustos 1981 tarihli ve 8/3456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 1 Ekim 1981 tarihli ve 17475 sayılı Resmi Gazete, sayfa 60.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-kose-yazilari-ahmet-hakan-erdogan-ahmet-hakan-coskun-ahmet-hakana-reddiye

***

Ahmet Hakan, “Atatürk’ü ders kitaplarından çıkaranlar, ‘Ortadoğu gerçeği’ diye bir ders koysunlar okullara… Irak olmuyorsak, Suriye olmuyorsak, Afganistan olmuyorsak, Pakistan olmuyorsak, Atatürk sayesindedir” demiş…

Yalana bak, slogana bak… Bunlar slogan adamı…

Bugüne kadar M. Kemal’i ders kitaplarına soktunuz da ne oldu? Uzaya mı gittiniz? Dünya çapında kaç bilim insanı yetiştirdiniz? Işiniz gücünüz anca heykel yapmak ve insanlara zulmetmek oldu.

Bırakın insanları, hayvanlara bile eziyet ettiniz. Osmanlı’da yük hayvanlarına haftada bir gün yük yükleme yasağı varken[1], sizin rejiminizde Atatürk büstüne zarar verdiği gerekçesiyle; Gülsüm adlı bir “ineğe” bile soruşturma açıldı.[2] Düştüğünüz derekeyi artık görmeniz lazım.

Sanki Osmanlı varken biz Suriye ve Irak gibiydik. Osmanlı hep bu ülkelerden daha ileride olmuştur. Osmanlı Halifeleri bu bölgeleri bir Vali ile idare ediyordu. Osmanlı döneminde oralara “Vali” gönderirken, bugün “işçi” gönderir duruma düştük. Hala bu acı gerçeği görmeyecek misiniz?

Şu anda oralarda yaşanan kargaşanın sebebi “başsızlık”tır. Yani bir “Halife”nin olmayışından kaynaklanıyor… Nitekim Isveç eski Başbakanı Carl Bildt, kaleme aldığı “Osmanlı Mozaiğinin Korunması” başlıklı ingilizce makalesinde şunları yazdı:

“Ortadoğu’da birçok çatışmanın kökeni ve bölgede istikrarlı bir düzenin kurulamaması 20. Yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğunun çözülmesinden kaynaklanmaktadır. Bugün uluslararası toplum bölgede kalıcı bir barışı güvence altına almaya çalışıyor. Ancak hem uluslararası toplumun hem de liderlerin tarihin bize verdiği dersleri hatırlaması gerekiyor. Osmanlı devleti tarihsel süreçte Basra Körfezi’nden Bosna’ya kadar uzanan coğrafyaya hakim olmuş bir imparatorluktu. Ve sultanın nihai otoritesinde iç içe geçmiş kültürler, gelenekler ve diller zengin bir mozaik oluşturmuştu. Böylece Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce yıl bölgede huzuru sağlayabilmişti. Ama İmparatorluğun parçalanmaya başlamasıyla bölgede şiddet sarmalı başladı.”[3]

Yani Carl Bildt kısaca; “Osmanlı gitti huzur bitti” diyor.

Doğu’da olduğu gibi, Batı’da da Osmanlı’nın özellikle de ezilen ve sömürülen sınıflar arasında hayranı çoktu. Ezilen ve sömürülen insanlar, Osmanlı Devleti’nin kendi ülkelerini fethetmesini istiyordu. Bu hamaset değil, hakikattir. Bu hakikati Ukraynalı yazar A. Krımskiy de vurguluyor. Krımskiy’e göre, Balkanlar, Macaristan, Batı Avrupa ve Rusya’da farklı düşünce ve sebeplerden dolayı çok sayıda insan, muhtemel bir Türk istilası tehlikesinden hem korkuyor, hem de açıkça bunu istiyordu.[4]

Macaristan eski Cumhurbaşkanı Pal Schmitt ise şöyle bir itirafta bulundu:

“Türkler tarafından 150 yıl boyunca idare edilmemizi şans olarak tanımlıyorum. Ülkemiz Türkler değil de başka bir millet tarafından alınsaydı, dilimizi ve dinimizi değiştirmemizi isteyeceklerdi, biz de asimile olacaktık. 150 yıl boyunca Macaristan Türkler için stratejik bir yer oldu.”[5]

*

gayri-mc3bcslim-yahudi-hiristiyan-mc3bcslc3bcman-osmanli-hosgc3b6rc3bcsc3bc-seriat-laiklik-idare-yc3b6netim-bicimi-macaristan-cumhurbaskani-iyiki-tc3bcrkler-fethetmis

[5] no’lu dipnotta bahsi geçen haber… Bu sözler Ahmet Hakan’ın maaş aldığı Hürriyet gazetesinde bile haber olmuştu….

***

Peki Hilafeti ve Osmanlıyı yıkan kimdi? Elbette Ingilizlerle Lozan antlaşmasını imzalayan M. Kemal.[6] Dolayısıyla Ortadoğunun bu hale gelmesinde M. Kemal de sorumludur. Halifesini kaybeden Islam âlemi imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağıldı gitti. Bunun çözümü ise M. Kemal’in ilkelerini tatbik etmek değil; Tekrar Osmanlı zihniyetine dönmek ve Hilafeti kurmaktır.

Son olarak Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in sözlerine yer verelim… Prof. Şimşirgil, katıldığı bir televizyon programında, Islam âleminin içinde bulunduğu perişanlığı, onu idare edecek bir başın yani bir Halife’nin olmayışına bağladı ve sözlerini şöyle noktaladı:
.
“Başsız gövde leş olur.”

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Osmanlı’da yük hayvanlarına resmi hafta tatili vardı. Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2015/12/19/osmanlida-yuk-hayvanlarina-resmi-hafta-tatili/

[2] Hürriyet Gazetesi, “Büst kıran Gülsüm’e sürgün”, 13.05.2009. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/bust-kiran-gulsume-surgun-11635088

[3] Carl Bildt, Project Syndicate, “Preserving the Ottoman Mosaic”, 30.11.2015. Bakınız; https://www.project-syndicate.org/commentary/syria-iraq-ottoman-legacy-by-carl-bildt-2015-11

[4] Kitabın orijinal ismi: A. Krımskiy, “O Turkofilstve Evropı i Moskovskoy Rusi XVI Veka”, Istoriya Turtsii i Eye Literaturı, Moskva 1910, sayfa 151. (Türkçesi: Türkiye’nin Tarihi ve Literatürü).

[5] Hürriyet Gazetesi, 25.01.2011. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-turkler-tarafindan-150-yil-idare-edilmemizi-sans-olarak-tanimliyorum-16851695

[6] Osmanlı’yı kimin yıktığını merak edenler şu yazıya bakabilir:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

Osmanlı idaresi hakkında malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/03/osmanlinin-sirri-neydi-ismail-colak/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Hürriyet gazetesi arşivine dikkatle bakılırsa, 40’ından sonra kemalist Ahmet Hakan’ın köşesinden kemalist borazanlığına ve 5816 üzerinden linç operasyonlarına başladığı tarihin, Kanal D anahaber sunuculuğuna başlamasından hemen sonra olduğu görülür. Reytingleri yerlerde sürünen adam tam anlamıyla “atatürk tüccarlığına” sarıldı.

Müslümanların zaten kendisini izlemeyeceğini biliyor, kemalistlerin de geçmişinden dolayı itibar etmediklerini düşünmüş olacak ki, bir anda delifişek kemalist kesildi. Yıllar önce söylenmiş sözleri bulup buluşturup, linç operasyonlarına başladı bir anda ve sunuculuğa atandığı Ocak 2017 tarihinden sonra!

15 Kasım 2016 tarihinde köşesinde şunları yazmış bu “müptezel”;

“Özgürlüklerin Kemalizm adına kısıtlanmasına karşı çıkmaları, Kemalist dayatmacılığa itiraz etmeleri, Kemalizm adına ortaya çıkan tabularla mücadele etmeleri demokrat olmalarının bir gereğiydi. Buna bir şey demem, diyemem.” diyor bay kemalist!

Sunuculuğa atandığı Ocak 2017’den itibaren kemalist militanlığa ve kemaslitlerin avukatlığına soyundu aniden;

“Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda” 17.02.2017 (bu başlık herşeyi açıklıyor!)
“‘Atatürk Türk değildir’ demiş dangalağın teki” 21.02.2017
“Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki” 3.3.2017
“Al sana Atatürk’ü Koruma Kanunu” 12.05.2017
……
Bu vatandaşı karşınıza alıp m.kemal dönemi hakkında tartışsanız, 2 dakika konuşamaz. “daha çok reyting alayım, kemalistlere yaranayım, cebimi doldurayım” telaşıyla kemalist taklidi yapıyor sadece! Düşünce ve tarihi bilgi paylaşan insanları da bu uğurda linç etmekten kemalist olmayan herkesi koruma kanunuyla susturmaktan çekinmiyor.
Her dönem ve her ortama göre şekil ve ağız değiştirmenin atasının kim olduğunu, menfaat devşirmek için milletimizi yalan söyleyerek kandırmayı maharet bilenlerin kimlerden ilham aldığını biz çok iyi biliyoruz!

*

Emin isimli bu takipçimize teşekkür ediyoruz. Ancak bize göre mesele sadece reytingten ibaret değil. Belki zamanı gelince açıklarız