Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

*

atatc3bcrke-tapmak-atatc3bcrkc3bc-ilahlastirmak-m-kemale-tapmak-m-kemali-ilahlastirmak-19-mayis

Bir 19 Mayıs töreninden… M. Kemal’e secde ettiriyorlar… Yazıklar olsun! Mahvettiniz insanlarımızı…

***

Aydın Doğan’ın elemanı Sebbiye memuru Ahmet Hakan hala CNN Türk’ten istifa etmedi. Malum, CNN Türk, M. Kemal ile Afet Inan’ın “sevgili” olduklarını iddia etmişti. Halbuki manevi kızı olarak biliyorduk… Kemalistlere göre bu iddia M. Kemal’e hakarettir. Buna rağmen Ahmet Hakan, M. Kemal’e hakaret eden medya organından istifa etmedi ve hala “para” almaya devam ediyor. Ancak yine de alt etmek istediği şahısları “Atatürk”le vurmaya çalışmaktan da utanmıyor. Yani kemalistlerin duygularıyla oynuyor. Gözlerinin içine baka baka onları aldatıyor. Bu hareket sizce adice ve alçakça değil midir?

Askerliğini bile yapmamış olan bu Sebbiye Memuru, gelmiş utanmadan yine Kadir Mısıroğlu’nu hedef aldı. Üstadın, “Heykellerin Köpek Leşi Gibi Sürüklendiğini Göreceksiniz!..” sözüne takmış kafayı. Neymiş, “ille de elinde baltayla Atatürk heykeline saldırması mı gerekiyor”muş. Kafaya bak, mantığa bak… Yine cehaletini ortaya koymuş. Kadir Mısıroğlu, “gelin heykelleri kıralım” mı diyor?.. Bunu böyle anlamak cehalet; doğru anladığı halde çarpıtıp bu şekilde takdim etmek ise alçaklıktır. O, gelecekte vuku bulacak bir hadiseyi “Tarih şuuru”na istinaden haber veriyor. Tıpkı bundan 20 sene evvel FETÖ’nün “sıfıra müncer olacağını” haber vermesi gibi. Nitekim dediği de çıktı…

 

*

***

Üstelik bu sözleri FETÖ’nün en güçlü olduğu bir devirde söylemişti. Halbuki o dönem kelli-felli meşhur “aydınlar” FETÖ’ye methiyeler dizmekle meşguldü. Tıpkı bugün Ahmet Hakan’ın heykellere yaptığı gibi… Aşağıdaki kitapta da görüldüğü üzere, Kemalist Toktamış Ateş, Eser Karakaş ve Ilber Ortaylı, bugün FETÖ olarak bilinen yapıya methiyeler diziyordu… Kadir Mısıroğlu ise, “Papaz bile olamaz, sıfıra müncer olacak” diye haykırıyordu…

 

*

baris köprüleri ilber ortayli fetöcü mü toktamis ates fetöcü mü

***

Ahmet Hakan’ın derdi Atatürk falan değil, zira Kadir Mısıroğlu bu sözü uzun zaman evvel söylemişti, ama Ahmet Hakan şimdi gündeme getiriyor. Son zamanlarda sürekli olarak Kadir Mısıroğlu’nun eski konuşmaları üzerinden gündem belirleme gayreti içerisine girdi. Çünkü 2019 Başkanlık seçimiyle alakalı planlamaları “Atatürkçülük oynamayı” gerektiriyor. Yani açıkçası, seçimler için M. Kemal’i “malzeme” olarak kullanmaktadır… Onun üzerinden Batılı emperyalistlerin gösterdiği aday için oy devşirmeye çalışacak… Vazifesi bu!..

Bizim, M. Kemal’in heykellerine saldırmaya ihtiyacımız yok. Biz meydanlardaki putları değil, kalplerdeki putları kıracağız Allah’ın izniyle. Meydanlardaki putları kırma şerefini ise gerçeği öğrenip kemalistlikten istifa edenlere bırakacağız.

Batı, fabrikalar yaparken biz neden heykel yapıyoruz? Neden tüyü bitmemiş yetimin hakkını beton yığınlarıyla çarçur ediyoruz? Bunlara harcanacak paralarla okul, hastane ve fabrika yapmak ve açları doyurup kimsesizlere bakmak daha mantıklı, daha insani ve vicdani değil midir? MTV zammından şikayet edenler, M. Kemal heykellerine kaç milyar lira harcandığını biliyor mu?

*

 

atatürk heykelleri m. kemal putlari,

***

Bu arada, heykel kırmak neden kötü bir şey olsun ki?.. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de heykel kırmadı mı? Hz. Ali (kerremallahu vecheh) kırmadı mı? Hz. Ibrahim aleyhisselam kırmadı mı? Haşa yanlış mı yaptılar? Ahmet Hakan, Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize, Hz. Ali (k.v) ve Hz. Ibrahim’e (a.s) hakaret mi ediyor? Ahmet Hakan bundan neden rahatsız oluyor ki? Yoksa kendisi müşrik mi? Bunu bilmem mümkün değil, ancak aşağıdaki Kur’an ayetlerini okuyanlar, kimin mümin ve kimin müşrik-akılsız-aptal olduğunu takdir edeceklerdir…

Enbiya Suresi (Elmalılı Hamdi Yazır meali) :

51 – And olsun ki biz daha önce İbrahim’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.

52 – O zaman o, babasına ve kavmine: “Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?” demişti.

53 – Onlar: “Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk” dediler.

54 – İbrahim: “And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.

55 – Onlar : “Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?” dediler.

56 – O şöyle dedi: “Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.”

57 – “Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım.”

58 – Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

59 – (Kavmi) “Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir.” dediler.

60 – (Bazıları) “İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk” dediler.

61 – “O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler” dediler.

62 – (İbrahim gelince ona) “Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?” dediler

63 – İbrahim: “Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi.

64 – Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: “Doğrusu siz haksızsınız.”

65 – Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: “And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin.” dediler.

66 – (İbrahim) dedi: “O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?”

67 – “Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?”

68 – Onlar: “Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin” dediler.

69 – Biz: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” dedik.

70 – Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

***

atatürke-tapmak-haluk-bilginer

Haluk Bilginer bile itiraf etti…

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Hürriyet gazetesi arşivine dikkatle bakılırsa, 40’ından sonra kemalist Ahmet Hakan’ın köşesinden kemalist borazanlığına ve 5816 üzerinden linç operasyonlarına başladığı tarihin, Kanal D anahaber sunuculuğuna başlamasından hemen sonra olduğu görülür. Reytingleri yerlerde sürünen adam tam anlamıyla “atatürk tüccarlığına” sarıldı.

Müslümanların zaten kendisini izlemeyeceğini biliyor, kemalistlerin de geçmişinden dolayı itibar etmediklerini düşünmüş olacak ki, bir anda delifişek kemalist kesildi. Yıllar önce söylenmiş sözleri bulup buluşturup, linç operasyonlarına başladı bir anda ve sunuculuğa atandığı Ocak 2017 tarihinden sonra!

15 Kasım 2016 tarihinde köşesinde şunları yazmış bu “müptezel”;

“Özgürlüklerin Kemalizm adına kısıtlanmasına karşı çıkmaları, Kemalist dayatmacılığa itiraz etmeleri, Kemalizm adına ortaya çıkan tabularla mücadele etmeleri demokrat olmalarının bir gereğiydi. Buna bir şey demem, diyemem.” diyor bay kemalist!

Sunuculuğa atandığı Ocak 2017’den itibaren kemalist militanlığa ve kemaslitlerin avukatlığına soyundu aniden;

“Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda” 17.02.2017 (bu başlık herşeyi açıklıyor!)
“‘Atatürk Türk değildir’ demiş dangalağın teki” 21.02.2017
“Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki” 3.3.2017
“Al sana Atatürk’ü Koruma Kanunu” 12.05.2017
……
Bu vatandaşı karşınıza alıp m.kemal dönemi hakkında tartışsanız, 2 dakika konuşamaz. “daha çok reyting alayım, kemalistlere yaranayım, cebimi doldurayım” telaşıyla kemalist taklidi yapıyor sadece! Düşünce ve tarihi bilgi paylaşan insanları da bu uğurda linç etmekten kemalist olmayan herkesi koruma kanunuyla susturmaktan çekinmiyor.
Her dönem ve her ortama göre şekil ve ağız değiştirmenin atasının kim olduğunu, menfaat devşirmek için milletimizi yalan söyleyerek kandırmayı maharet bilenlerin kimlerden ilham aldığını biz çok iyi biliyoruz!

*

Emin isimli bu takipçimize teşekkür ediyoruz. Ancak bize göre mesele sadece reytingten ibaret değil. Belki zamanı gelince açıklarız

Kadir Mısıroğlu, Ahmet Hakan’ı darmadağın etti!

Kadir Mısıroğlu, Ahmet Hakan’ı darmadağın etti!

CNN Türk’ün maaşlı elemanı Ahmet Hakan, Üstad Kadir Mısıroğlu (daha doğrusu talebesi) ile twitter’da boy ölçüşmeye kalkınca rezil rüsva oldu. Kadir Mısıroğlu’nun talebesinden peş peşe Osmanlı tokadı tadında kapak yiyince neye uğradığını şaşıran bu haddini bilmez eleman, çareyi Kadir Mısıroğlu’nu engellemekte buldu. Işte o tweetler:

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 2

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 3

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 4

*

Bu kapaklara daha fazla dayanamayan Ahmet Hakan, Kadir Mısıroğlu’nu engelledi:

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 5.:

*

Daha “deli” dediği Kadir Mısıroğlu’nun talebesiyle bile başa çıkamıyor, yazık. Bir de düşünce özgürlüğünden yana olduğunu söylemez mi? Niye engelledin o zaman korkak! Davanı mertçe savunsana. Işte böyle kalırsınız… Slogan adamları sizi.

*

 

Ahmet Hakan’a Cevap 4

Ahmet Hakan’a Cevap 4

*

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Defalarca ağzının payını verdiğimiz Ahmet Hakan hala saçmalamaya ve çarpıtmaya devam ediyor. Bu fitneci çapına bakmadan yine Kadir Mısıroğlu’na laf attı. Kadir Mısıroğlu’nun twitter hesabını yönetenler şöyle bir twit atmış: “15 Temmuz, Milli Mücadele ile kıyaslandığında ondan kat be kat daha üstün milli bir destandır.”

Ahmet Hakan’a göre bu mukayese (aynen alıntılıyorum) ; “En başta kendisini Milli Mücadele’ye adamış 15 Temmuz şehidi Ömer Halis Demir’e yapılmış en büyük hakarettir.”

Yuh! Yazıklar olsun!.. Ne alakası var? Bir insanın bu twitten böyle bir yorum çıkarabilmesi için aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekir. Ömer Halisdemir’e en büyük hakareti Ahmet Hakan denen adam yapıyor. Ahmet Hakan daha kahramanımızın adını bile bilmiyor. Ömer Halisdemir yazacağına “Ömer Halis Demir” yazmış. Işte kahramanımıza verdiği kıymet bu kadar…

Bir de şöyle yazmış hadsiz; “15 Temmuz için ‘Yerim destanınızı’ yazan gazeteciye ne oldu? Yaka paça gözaltına alındı. Buna karşılık… Bir tür ‘Yerim sizin Milli Mücadele’nizi’ anlamına gelen ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ lafını eden Kadir Mısıroğlu’na ne oldu?”

Yani Ahmet Hakan, 15 Temmuz destanı hakkında “Yerim destanınızı” dediği için gözaltına alınan gazeteciye karşılık, Kadir Mısıroğlu’nun “kellesi”ni istiyor. Halbuki Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan galip gelseydi” sözü çarpıtılmıştır. Mısıroğlu, “Yunan galip gelseydi, kemalistlerin yapacağı zulmü yapmazdı” manasında söylüyor bunu. Yani kısacası; “Kemalistler yunanın yapamayacağı zulmü yaptı” diyor. Ama her zamanki gibi videonun önünü arkasını kesip sözlerini çarpıtmışlar.

*

 

Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan Galip Gelseydi” ifadesi hakkındaki izahı…

***

Ama laftan anlayan kim… Ahmet Hakan denen cahil daha evvel de Kadir Mısıroğlu’nun Shakespeare ile alakalı iddiasıyla alay etmeye kalkmış fakat bu hevesi kursağında kalmıştı. Zira bu iddia Ingiliz kamuoyunda bile çok defa münakaşa mevzuu olmuştu. Adamın dünyada olup bitenden haberi yok. Bu hususta da bir yazı kaleme almıştık.[1] Yani Ahmet Hakan’ın ağzının payını vermiştik. Buna rağmen utanmadan hala saldırmaya devam ediyor.

Madem Ahmet Hakan için vatan toprağı kutsaldır ve bu hususta hiçbir tavize taraftar değildir… O zaman soralım bakalım; “Batum’a ne oldu?..” Malum, Milli Mücadele sırasında Batum bize aid idi. Nitekim Birinci Meclis’te 5 Batum milletvekilimiz vardı.[2]

*

kemal-atatc3bcrk-lozan-batum-lozan-atatc3bcrk-hain-mi-kemal-hain-mi-vahdettin-hain-mi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümünden…

***

Peki Batum’a ne oldu?

Evvela “Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı” tarafından yayınlanan “Mondros’tan Mudanya’ya Kadar” isimli eserin dördüncü cildine bakalım:

“16 Mart 1921’de imzalanmış olan Moskova andlaşması, Batum, Ahılkelek ve Ahıska’yı Türk sınırları dışında bırakmış ve bu andlaşma 21 Mart 1921’de Ankara Hükumetince kabul edilmişti.”[3]

Peki ne karşılığında?

Bunu da kemalistliği konusunda en ufak şüphe duyulmayan Prof. Dr. Sina Akşin’den öğrenelim (Parantez içindekiler de Prof. Akşin’e aid) :

“16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Dostluk Antlaşması’yla Sovyetler Birliği’yle sınır belirleniyor (Batum Sovyetler’de olmak üzere), Sovyetler’in Türkiye’ye para ve savaş malzemesi yardımı yapmaları kararlaştırılıyordu.”[4]

Aaa! Aaaaaaaa! Yanlış okumadık değil mi? Para ve silah karşılığında kutsal vatan toprağı “Batum”u ruslara vermişiz, yani satmışız! Ya hu söz konusu vatansa gerisi teferruat değil miydi? Aaaaaa! Ahmet Hakan ses ver! M. Kemal’e çatmayacak mısın? Yine mi ilkelerinden taviz vereceksin? Karar ver; vatan toprağı senin için kutsal mı, değil mi? Kutsal ise işte buyur vatan toprağını para ve savaş malzemesi karşılığında “satan”lara da iki çift laf et. Ama edemez! Çünkü Ahmet Hakan’ın tıynetini biliyorum… Daha evvel Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında başkalarına karşı coştuğu halde, yerin yedi kat dibine girmek pahasına patronuna bir kelimecik bile edememişti.

Hatırlayınız, Aydın Doğan’ın elemanı Ahmet Hakan, Atatürk’ün Afet Inan ile aşk yaşadığını iddia edenlere “alçak” diyordu. Fakat bunu CNN Türk de yazmıştı, buna rağmen kınamadı ve bu kurumda çalışmaya hala devam ediyor.[5] Peki bu ikiyüzlülük değil mi? Hem Atatürkçü geçinecek, hem de “hakaret” kabul ettiği Atatürk-Afet Inan ilişkisini yazan CNN Türk’ten “maaş” almaya devam edecek. Işte bunların Atatürkçülükleri bu kadar. Söz konusu para olunca gerisi teferruat oluyor galiba.

Şimdi gelelim 15 Temmuz ve Milli Mücadele mukayesesine… Bana göre de 15 Temmuz kat be kat daha üstün milli bir destandır. Ancak 15 Temmuz’un “daha” üstün olması, Milli Mücadele’nin kıymetinden hiçbir şey eksiltmez. Biz yazılarımızda Milli Mücadele’nin perde arkasındaki gerçeklere, gizli ve kirli ilişkilere[6] dikkat çekip tenkid ederken bu savaşta canını ve kanını veren imanlı askerlerimizin mücadelesine en ufak bir leke sürmedik, sürülmesine de asla müsaade etmeyiz. Ahmet Hakan bunu bile anlayamıyor… Veya fitne çıkarmak için anlamamazlıktan geliyor.

Peki 15 Temmuz zaferi neden Milli Mücadele’den daha üstündür?

1 – Çünkü destanı silahsız halk yazdı.

2 – Çünkü halk kumandansız savaştı.

3 – Çünkü düşman belirsizdi, bizdenmiş gibi göründü. Sadece cesaret değil, aynı zamanda feraset sahibi olmak gerekiyordu. 

4 – Çünkü bir gecede zafere ulaşıldı. Milli Mücadele ise 2 buçuk sene sürdü.

5 – Çünkü 15 Temmuz’da büyük devletlerden Rusya hariç hepsi darbenin başarılı olmasını istiyordu. Milli Mücadele’de ise tabiri caizse sadece “kıçı kırık” yunana karşı savaştık. Rusya, Fransa ve Italya kendileri çekilmekle kalmadılar, bize silah, cephane, uçak, istihbarat vs. yardımında bulundular.[7] Hatta ingilizler bile ineboluya cephane getirmişti.[8]

6 – Çünkü bir gecede 250 şehit verdik. Milli Mücadele’de ise 2 buçuk yılda cephede şehit olanların sayısı 9000 küsur idi. Allah Teala hepsine rahmet eylesin.

7 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmana mani olan kimse yoktu. Halbuki Milli Mücadele’de yunan ordusu dilediği gibi ilerleyemiyordu. Ingilizler “Milne hattı” denilen bir sınır belirleyip yunanın ilerlemesine mani oluyordu. Bu da Ankara hükümetinin zaman kazanması demekti!

8 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmanın elindeki silahlar yunan ordusunda bile yoktu. Üstelik halk silahsızdı, yani orantısız güç söz konusuydu.

9 – Çünkü psikolojik açıdan kendi ordusunun üniformasını giymiş ve adı ali veli olan insanlara karşı savaşmak; yunana, yani yabancıya karşı savaşmaktan daha zordur.

10 – Çünkü düşman aniden baskın yaptı, dolayısıyla hazırlık imkanı yoktu. Hızlı karar vermek gerekiyordu.

11 – Ve en mühimi Milli Mücadele hedefine ulaşmadı. Milli Mücadele’nin hedefi Misak-ı Milli idi, ancak bu gerçekleşmedi.[9]

Bu liste uzar gider, ancak biz şimdilik bu kadarla iktifa edelim. Bu arada şunu da belirtelim; Bu düşüncemiz Milli Mücadele’yi küçümsediğimiz manasına gelmediği gibi, Aydın Doğan’ın maaşlı elemanı Ahmet Hakan’ın yakıştırmasıyla “Yerim sizin milli mücadelenizi” tarzında bir ukalalık da değildir. Böyle bir şey aklımızın ucundan bile geçmemiştir. Allah Teala hem Milli Mücadele şehitlerimize, hem de 15 Temmuz şehitlerimize rahmet eylesin.

Ahmet Hakan! Boşuna uğraşma… Fitne çıkaramayacaksın… Anlaşılan Selahattin Demirtaş içeride olduğu için, vaktinde ona verdiğin sazı şimdi sen eline almışsın. Ama ziyanı yok, beynelmilel bir orkestrayla da gelseniz; Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber nidalarıyla boğacağız o sesi. Bu millete diz çöktürmeye gücünüz yetmez.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Shakespeare mevzuunda Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2016/08/28/kadir-misiroglu-shakespeare-muslumandir-gercek-adi-seyh-pirdir/

[2] TBMM Albümü (1920 – 2010), cild 1 (1920-1950), TBMM Basın ve Halkla Ilişkiler Müdürlüğü Yayınları, sayfa 14, 15.

[3] Dr. Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, cild 4, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı, Cumhuriyetin 50. Yıldönümü Yayınları: 6/4, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1974, sayfa 66.

[4] Prof. Dr. Sina Akşin, Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi, cild 2, Cumhuriyet, 1997, sayfa 19.

[5] Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

[6] Milli Mücadele gerçekleri için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/10/m-kemal-ataturkun-ingiliz-istihbarati-ile-gizli-iliskisi-desifre-oldu/

[7] Milli Mücadele’de sadece Yunanlılara karşı savaştık. Daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/17/milli-mucadelede-sadece-yunanlilara-karsi-savastik-5-bolum/

[8] Ingilizlerin Inebolu’ya cephane getirdiklerine dair kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/31/kadir-misiroglu-kurtulus-savasinin-perde-arkasini-anlatiyor/

[9] Misak-ı Milli hakkında daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/11/hasta-adam-misak-i-milli-kurtulus-savasi-m-kemal-ataturk-ve-kemalizm-afyonu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/05/lozan-anlasmasinin-tenkidi/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Kadir Mısıroğlu: Shakespeare Müslümandır, gerçek adı Şeyh Pir’dir

Kadir Mısıroğlu: Shakespeare Müslümandır, gerçek adı Şeyh Pir’dir

*

shakespeare-musluman-mi-shakespeare-seyh-pir-seyh-peer-kadir-misiroglu-seyh-pir-kadir-misiroglu-shakespeare

William Shakespeare…

***

Beyaz TV ekranlarına çıkan Kadir Mısıroğlu, Shakespeare için “gizli müslüman” dedi ve gerçek adının “Şeyh Pir” olduğunu iddia etti. Mısıroğlu’nun bu açıklaması sosyal medyadaki cahiller tarafından istihza malzemesi yapıldı. Halbuki bu mesele Ingiltere’de bile eskiden beri münakaşa mevzuu olmuş bir konudur. Bazı yazarlara göre Shakespeare müslümandı, bazılarına göre ise değildi. Mısıroğlu’nun bu iki görüşten birini tercih etmesinde garip karşılanacak ne var?

Türkiye’de “Hz. Muhammed’in Hayatı” (sallallahu aleyhi ve sellem) isimli kitapla tanınan tasavvuf uzmanı Martin Lings, Shakespeare’in müslüman olabileceği kanaatindedir ve onun sufi olduğunu yazar.[1]

Nitekim Vanessa Thorpe, “The Guardian”da Shakespeare ile alakalı “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu) başlıklı bir makale kaleme alır.[2]

*

shakespeare müslüman mi shakespeare seyh pir seyh peer kadir misiroglu seyh pir, kadir misiroglu shakespeare the guardian vanessa thorpe

 Vanessa Thorpe’un [2] no’lu dipnotta bahsi geçen makalesi…

***

Aynı şekilde Ali Jaafar da “Sufi or not Sufi? Was Shakespeare a Muslim?” (Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?) başlıklı makalesiyle bu tartışmalara katılır.[3] Bu mevzuda daha birçok makale var.

Yani eğer sufiyse, o halde “Şeyh” denmesinde hiçbir gariplik yoktur.

Zaten Idries Shah’ın “The Octagon Press” tarafından Londra’da basılan “The Sufis” isimli eserinde Shakespeare’e “Şeyh Pir” dendiği yazmaktadır. Bu eserin ilk baskısı 1964 tarihlidir.[4]

*

shakespeare müslüman mi shakespeare seyh pir seyh peer kadir misiroglu seyh pir, kadir misiroglu shakespeare ali jaafar daily star

[3] no’lu dipnotta sözü edilen; “Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?” başlıklı ingilizce makale…

***

Ayrıca Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semih Çelenk, “Radikal” gazetesinde yayınlanan bir makalesinde şu malumatı vermektedir:

“Peter Brook “Evoking Shakespeare”de, Rusya’da karşılaştığı bir seyircinin ona Shakespeare’in Özbek olduğunu söylediğini, “Sheik”in Şeyh “Peer”in ise erdemli kişi (yani pir) anlamına geldiğini, dolayısıyla Shakespeare’in bir kod adı olduğunu ve kendisinin aslında bir kripto-Müslüman olduğunu iddia ettiğini yazıyor.”[5]

Bu satırlar 24 Nisan 2005 tarihinde yazılmış… Yani Kadir Mısıroğlu’nun “garip” bulunan beyanından 11 sene evvel. Peki bu kemalistler ve Hürriyet’te yazan Ahmet Hakan denen zat niçin sözkonusu makale yazarıyla alay etmediler? Çünkü o, Kadir Mısıroğlu gibi M. Kemal’in gerçek yüzünü ifşa eden yazılar kaleme almıyordu. Kemalist laik rejime karşı olduğu ve buna rağmen fikirleri geniş kitleler tarafından kabul görmeye başladığı için Kadir Mısıroğlu’nu itibarsızlaştırmak icab ediyor. Mesele bu! Başka hiçbir şey değil…

*

shakespeare müslüman mi shakespeare seyh pir seyh peer kadir misiroglu seyh pir, kadir misiroglu shakespeare riyaz timol

Riyaz Timol’un 2011 yılında “Milli Shakespeare Günü” anısına “1st ethical”da yayınlanan makalesi:

“Putting the Shaykh (Şeyh) into Shakespeare”

***

Şayet mesele bir “uydurmasyon”a tepki olsaydı, bu durumda ilk adres M. Kemal’in kendisi olmalıydı. Zira o, hiçbir yerde duyulmamış olmasına rağmen “Amazon Nehri”nin türklerin “Amma Uzun Amma uzun” sözünden çıktığını “bir yerinden” uydurmuştur. Fakat bu “uydurmasyon”a rağmen M. Kemal’e adeta tapıyorlar. Hayret bir şey doğrusu. Bu zırvalar yalnızca bununla da sınırlı değil. “Niagara şelalesi”nin ismi de türklerin “Ne yaygara Ne yaygara” sözünden meydana gelmiş.

Ünlü filozof Aristoteles (Aristo) ise “Ali ustadan” geliyormuş.[6]

M. Kemal’in “Güneş Dil Teorisi”ne göre böyle!.. Yani kemalistler ve Ahmet Hakan alay etmek için bir şeyler arıyorlarsa, M. Kemal’in icraatlarına baksınlar, zira orada bol miktarda “malzeme” bulabilirler.

Kemalistlere soruyorum: Ingiltere’de münakaşaya sebep olmuş bir meseleyi gündeme getiren Kadir Mısıroğlu’na “cahil” ve “safsatacı” diyeceksiniz, ama dünyada hiç kimsenin iddia bile etmediği safsatalarla devletin dil politikasını şekillendiren M. Kemal’i kahraman-dâhî-süper zeka ilan edeceksiniz, öyle mi? Ne diyelim, kemalizm beyninizi iyi yıkamış.

Hem Shakespeare neden müslüman olamasın? Islam’a ve türklüğe aykırı onlarca icraata imza atan M. Kemal’e dindar ve türk diyenler, mesele Shakespeare olunca niçin bunu ihtimal dahilinde görmüyorlar?

Hakikaten inanılacak gibi değil;

– Türklerin inanç, örf, adet, kültür, gelenek ve töresine uygun bir kanun yapmak yerine, bayrağı haç olan Isviçre’den Medeni Kanun alan,
.
– Eski Türklere ait bir başlık yerine, Yahudi dininin sembolü olan şapkayı Müslüman millete dayatan,
.
– Göktürk alfabesi yerine Latin alfabesini kabul eden,
.
– Alaturka musikiyi yasaklayıp Alafranga müziği empoze eden,
.
– “Paşa” kelimesi yerine fransızlardan “General” kelimesini alan M. Kemal’e; “ATATÜRK” diyerek onu Türklere -haşa- ATA yapanlar;
.
“Ey içki, eğer senin adın yoksa, sana iblis adını verelim” diyen Shakespeare’in müslüman olma ihtimalini alaya alıyorlar.

Kısaca, Islam’a uygun sözleri bulunan Shakespeare’in Müslüman olma ihtimali, türklük yerine batıcılık-gavurculuk yapan ve babasının kim olduğunu bilmediğini bizzat itiraf eden M. Kemal’in, “Türk” olma ihtimalinden fazladır.[7]
.
Shakespeare’in müslüman olup olmadığı esasen mühim değildir, olmayabilir de… Ancak onunla alakalı bu tür tartışmaların Ingiltere’de bile yapılmış olmasına rağmen sanki Kadir Mısıroğlu’nun bir uydurmasıymış gibi lanse edilmesi hiç hoş değil.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

[1] Martin Lings’in Shakespeare hakkındaki çalışmaları için şu eserlerine bakılabilir:

“Shakespeare’s Window into the Soul: The Mystical Wisdom in Shakespeare’s Characters.”

“The Secret of Shakespeare.”

“Sacred Art of Shakespeare: To Take Upon Us the Mystery of Things.”

[2] Vanessa Thorpe, “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu), The Guardian, 24 Ekim 2004.

[3] Ali Jaafar, “Sufi or not Sufi? Was Shakespeare a Muslim?” (Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?), Lebanon News: The Daily Star, 30 Kasım 2004.

[4] Idries Shah, The Sufis, The Octagon Press, Londra 1964, sayfa 220.

[5] Doç.Dr. Semih Çelenk, “Shakespeare olmak ya da olamamak”, Radikal Gazetesi, 24 Nisan 2005.

[6] M. Kemal’in “Güneş Dil Teorisi” kapsamında uydurulan sözlerin kaynakları ve geniş malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/30/ataturkun-gunes-dil-teorisi-kalp-krizi-gecirenler-olursa-sorumluluk-kabul-etmiyorum/

[7] M. Kemal’in babasının kim olduğu bile belli değildi. Nitekim o, babasını tanımadığını hizmetçisi Cemal Granda’ya söylemişti.

Işte Granda’nın hatıratından ilgili bölüm:

“Fakat Atatürk, bu Cemal adına tutulmuş olacak ki yeniden seslendi:

– Bu Cemalettin ismini kim koydu sana?

Artık adamakıllı korkmağa başlamıştım;

– Babam, diye cevap verdim.
– Öyle ise baban ne adammış senin. Diye sertçe çıkıştı.

Bunun üzerine:

– Ben babamı tanımıyorum. Deyince yüzü daha da sertleşti:
– Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?..
– Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.

Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:

– Ananı tanıyorsun ya yeter!.. Dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: Ben de babamı tanımıyorum ya…”

Bakınız;

Cemal Granda, Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 19-21.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*