Ahmet Hakan’a Cevap 9 – Mehmed Âkif ve Ictihad!

Ahmet Hakan’a Cevap 9 – Mehmed Âkif ve Ictihad!

*

Ahmet Hakana cevap fesli Kadir Mehmet Akif Ersoy Islami dönüstürmek asrin idrakine söyletmeliyiz Kurani

Fesli Mehmed Akif…

***

Ahmet Hakan yine algı operasyonu yapmaya çalışmış. PKK’ya terör örgütü diyemeyen Selahattin Demirtaş’a programında saz çaldıran bu müptezel, şimdi de kalkmış Fesli Mehmed Âkif’in şiirinden dizeler cımbızlayarak “Islam’ı dönüştürme”nin kodlarını verme cüretinde bulunuyor. Neymiş, Mehmed Âkif; “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı, Asrın idrâkine söyletmeliyiz Islâm’ı.” demiş. Işine yaradığını düşündüğü birini, “fesli” de olsa kullanmaktan, projesine malzeme yapmaktan imtina etmiyor.

Dinimizle alakalı herkesin ilk bakışta anlayamayacağı meseleleri cımbızlayarak gündeme getiren bu müptezel, ardından da; “işte bunların dini böyle” propagandası yaparak bizi, “dinimizi dönüştürmeye” icbar etmek istiyor. Ama hava alır… Aynısını ateistler de aşağıdaki Nisa Suresinin 34’üncü ayetini vererek yapıyor:

“Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.” (Elmalılı Hamdi Meali)

Ateistler bu ayetin gerekçelerinden, tefsirinden haberi olmayan insanları “Kur’an’da kadına şiddet var” diyerek aldatıyorlar. Işte Ahmet Hakan da ateistlerin bu metoduyla hareket ediyor.

Tıpkı Ehl-i Sünnet hocaların yıllar evvel halkın suallerine verdikleri cevaplardan, dört-beş kelime cımbızlayarak algı operasyonu yaptığı gibi, bu sefer de hiç utanmadan o batının seküler zihniyetiyle Mehmed Âkif’in şiirini istismar ediyor.

Fakat gelin bir de bu şiirin tamamını okuyalım, bakalım mealcilere, modernistlere, reformistlere, Ahmet Hakan gibilerine ekmek çıkacak gibi bir mana var mıymış görelim;

Medresen var mı senin? Bence o çoktan yürüdü.
Hadi göster bakayım şimdi de İbnü’r-Rüşd’ü?
İbn-i Sînâ niye yok? Nerde Gazâlî görelim?
Hani Seyyid gibi, Râzî gibi üç beş âlim?

En büyük fâzılınız: Bunların âsârından (eserlerinden),
Belki on şerhe bakıp, bir kuru ma’nâ çıkaran,
Yedi yüz yıllık eserlerle bu dînin hâlâ,
İhtiyâcâtını kâbil mi telâfı? Aslâ.

Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı.

Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister;
Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?
Koca ilmiyyeyi aktar da, bul üç tâne fakîh:
Zevk-ı fıkhîsi bütün, fıkri açık rûhu nezîh?
Sayısız hâdise var ortada tatbîk edecek;
Hani bir tane “usûl” âlimi, yâhu, bir tek?

Hayır, taassup eden yok…Şu var ki: icâbı
Tahakkuk etmeli bir kerre, bir de erbabı
Eliyle olmalı matlûb olan teceddütler

Bakın ne günlere kaldık: Ya beş ya altı kopuk
Yamaklarıyla beraber ki hepsi kılkuyruk,
Utanmadan çıkıyor, ictihada kalkışıyor!
Bu hâle karşı tahammül hakikaten zor.

Kilitlidir kapı “ümmî duhât” için amma
Kıyâm-ı haşre kadar ictihad eder “ulemâ”
Evet şeraiti (şartlar) mevcud olunca insanda
Ne kaldı men’edecek ictihadı meydanda?
İle’l-ebed yetişir müçtehid bu ümmetten
Şu var ki: Çıkmalı ferdâ-yı nura zulmetten

Düşünmüyor bu kopuklar ki: Müçtehid geçinen
Zamanın olacak muktedası irfanen.
Kitab’ı, Sünnet’i, icmâ’ı sağlam anlayacak
Hilafı yoklayacak, ihtiyacı kollayacak

Durum böyle iken, sormak gerekmez mi?
Ya ictihada nasıl kalkıyor bu sersemler?
O ictihada ki: Dünya kadar ulûm (ilimler) ister!

İşin recülleri kimlerse çıksın orta yere;
Ne var, ne yok, bilelim, hiç değilse bir kerre
Sabahleyin mütefelsif, ikindi üstü fakih;
Sular karardı mı pek yosma bir edib-i nezih;
Yarın müverrih, öbür gün siyasetin kurdu;
Bakarsın ertesi gün ictihada pey vurdu…
Hülâsa, bukalemun fitratinde züppelerin
Elinde maskara olduk… Deyin de hükmü verin!

Mehmet Âkif ERSOY

***

Evet, Mustafa Islamoğlu’nun kankisi Ahmet Hakan! Söyle bakalım; “Medresemiz” var mı? Bir Gazâlî, bir Râzî’miz var mı? Doğru dürüst bir Usul alimi var mı? Zevk-ı fıkhîsi bütün, fıkri açık rûhu nezîh bir Müctehid var mı? Kitab’ı, Sünnet’i, icmâ’ı sağlam anlayacak bir alim var mı?

Yok!

O halde nasıl yapacaksın ictihadı? Yoksa Mehmet Âkif’in söylediği o “Bukalemun fıtratındaki züppeler” ile mi?

Sana da o yakışır zaten.

Neymiş, Islam’a güncel bir bakış açısıyla bakmalıymışız?

Peki bu çağı kim kurdu?

Tabii ki Emperyalist batılılar…

Islam’a, batılıların bakış açısıyla, onların algısıyla mı bakacağız?

Böyle bir şey olabilir mi? Laik devlette yetişen elemanlarla dinde Ictihad yapılır mı?

Evvela kendi çağımızı kurmalıyız… Anladın mı?

Batı, bu projeyi FETÖ’ye ihale etmişti, ona yaptıracaktı… Vaktinde çok uyardık. Fakat onlar deşifre olunca, şimdi de bazı taşeronlar aracılığıyla bize yaptırmaya çalışıyor. Ahmet Hakan’ın çalıştığı medya grubunun “ne” olduğunu zaten söylememe gerek yok… Bilen biliyor.

Allah bizi, çağın avanakları uğruna züppelere Ictihad yaptırmaya çalışan hödüklerden korusun… Allah bizi, Ictihad adı altında dinimize “darwinizmi” sokmaya çalışan batı uşaklarından korusun!

Şimdi ikile bakalım… Erbakan hocanın dediği gibi;

Hadi ordan, Hadi ordan!..

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Ahmet Hakan’a Cevap 8 – Atatürk Döneminde Camiler yıkılmadı mı? Fuhuş yapılmadı mı?

Ahmet Hakan’a Cevap 8 – Atatürk Döneminde Camiler yıkılmadı mı? Fuhuş yapılmadı mı?

*

cami-ve-mescidlerin-tasnif-edilmeleri-ve-kapatilmalari-sinan-meydana-cevap-sinan-meydan-cami-yalanlari-sinan-meydan-cumhuriyet-yalanlari-atatc3bcrk-cami-kapatti-mi

Cami kapatmak için 15 Kasım 1935’te çıkarılan 2845 numaralı Kanun, 22 Teşrinisani [Kasım] 1935 tarihinde Resmî Gazete’de böyle yayınlanmıştı…

2-Bakara Suresi, ayet 114:

Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.

***

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak görev yapan Abdullah Akın Cumhuriyet’in ilk döneminde Camilerin kapatıldığını, ahır yapıldığını, bazılarında ise fuhuş icra edildiğini söyledi, ki doğrudur. Bunu duyan malum şahıs durur mu? Hani şu aniden Atatürkçü kesilen şahıs… Yani bizim Ahmet Hakan…

Hemen; “Cami-genelev yalanı: Çüş artık çüş be!” başlıklı bir paçavra karalamış… Asıl sana çüüşşş!.. Utanmazlığın da bir sınırı vardır. Senin ATA’n Ayasofya’yı bile kapatmadı mı?[1] 

Neymiş, Cumhuriyet’in ilk dönemine ağır bir iftira imiş…

Yalan mı? Camiler ahır, depo ve eğlence yeri yapılmadı mı? Fuhuş icra edilmedi mi?

Türk Edebiyatı Vakfı’nın kurucusu Ahmet Kabaklı, “Temellerin Duruşması” adlı eserinde, camilerin depo ve meyhane yapıldığını yazar:

“Kapatılan, satılan bu mabetlerin, halka verdiği hayal kırıklığı ve devlete yabancılaşma hali korkunçtur. Bunlardan daha acı olan saygısızlık: Büyük ve küçük birçok camiler, nüfuzluların çıkarları için depo ‘meyhane’ yapılmak gibi süfli işlerde kullanılmıştır.”[2]

Mehmet Şevket Eygi, “Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı” adlı çok kıymetli eserinde, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yaptırdığı Sirkeci’deki Merzifonlu Camii’nin başına gelenleri yazdı:

“Cami Harabesi ve Ecdat Kabirleri Üzerinde Fuhuş, Saz ve Seks Salonu

“Istanbul’da Sirkeci tren istasyonu yanında şu anda Merzifoni Kara Musafa Paşa camisi (Vezir camii) bulunmaktadır. Bu cami halkımız tarafından 1988’de yaptırılmıştır. Daha önce burada, yıkılmış olan eski tarihi caminin arsası üzerinde “Anadolu Saz evi” adındaki bir batakhane bulunmaktaydı. Maalesef Vakıflar idaresi bir cami arsasını böyle çirkin, münker ve iğrenç bir iş mekanı olarak kullanılmak üzere kiraya vermişti. Bazı gazetelerde yıllar boyu süren uyarıcı yayınlara ve halkın, “bırakın biz burayı da eskisi gibi bir cami yapalım” dilekçelerine, “burada bir camiye ihtiyaç yoktur” denilerek olumsuz karşılık verilmiştir.”[3]

*

atatc3bcrk-cami-m-kemal-cami-m-kemal-dc3b6neminde-kapatilan-camiler-merzifonlu-kara-mustafa-pasa-cami-chp-cami-inc3b6nc3bc-cami

[3] ve [4] no’lu dipnotlarla alakalı… Merzifoni Kara Musafa Paşa camii ve üzerinde “Saz Salonu” yazan levha…

***

1960’lı yıllarda yayınlanan “Bugün” gazetesinde bu cami ile alakalı şöyle bir haber yer alır:

“Bundan 60 sene evvel Sirkeci’de bulunan “Vezir Camii”nin yerinde şimdi bir saz evi vardır.

O zamanlar büyük bir yangın geçiren bu cami daha sonra bir şahıs tarafından alınarak önceleri “Bir çay bahçesi” haline getirilmiştir. Bugün ise “Saz” adı altında içinde çılgınca alem yapılmakta, içki içilip, kadın oynatılmaktadır.

Yarım asır evvel bir ibadethane, sonraları bir çay bahçesi, bugün ise “Saz evi” adı altında işletilen bu yeri, yeni sahipleri bir süre evvel Vakıflar Müdürlüğünden satın almışlardır.

Burada çalışan konsomatris ve kaldırım yosmaları gece yarısından sonra Polis camiasına çok yakın bir mesafede icra-yı sanat ve fuhşiyat etmektedir.”[4]

*

atatc3bcrkc3bcn-yiktigi-camiler-m-kemalin-yiktigi-camiler-tek-parti-camiler-inc3b6nc3bc-camiler-chp-camiler-satilan-camiler-2

CHP binası olarak kullanılan Camiler… CHP ocağı yapılan caminin tepesine “Altı Ok” koydular…

***

1953 yılına gelindiğinde dahi 543 caminin kirada olduğu, bunların bir kısmının CHP teşkilatlarına kiralandığı ve zaman zaman içerisinde düğünler, sazlar ve eğlenceler yapıldığı Meclis tutanaklarına geçmiştir. Yine aynı tutanaklarda bazı camilerde balıkçıların yatıp kalktığı, balıkların da orada muhafaza edildiği, bazı camilerde ise debagat işleri ve fuhuş icra edildiği yazmaktadır.[5]

*

atatc3bcrk-cami-satti-mi-inc3b6nc3bcnc3bcn-sattigi-camiler-m-kemalin-sattigi-camiler-chpnin-sattigi-camiler-sinan-meydana-meclis-tutanagi-1

[5] no’lu dipnotta bahsi geçen Meclis tutanağı…

***

atatc3bcrk-cami-satti-mi-inc3b6nc3bcnc3bcn-sattigi-camiler-m-kemalin-sattigi-camiler-chpnin-sattigi-camiler-sinan-meydana-cevap-meclis-tutanagi.jpg

[6] no’lu dipnotta bahsi geçen Meclis tutanağı…

***

Başka bir tutanakta Gedik Mescidi’nin Kızılay’da hububat ambarı, bir Ermeni’ye kiralanan Helvacılar Mescidi’nin ise ahır olarak kullanıldığı yazar. Aynı tutanakta Hacıkoca Mescidi’nin ve Istanbul’da Beylerbeyi Camii muvakkithanesinin CHP tarafından işgal edildiği belirtilir.[6]

*

atatc3bcrk-cami-satti-mi-inc3b6nc3bcnc3bcn-sattigi-camiler-m-kemalin-sattigi-camiler-chpnin-sattigi-camiler-sinan-meydana-cevap.jpg

Satılan bazı Camilerin fiyat listesi…

***

Bu mevzuda daha fazla malumat için şu yazımıza bakılabilir:

http://belgelerlegercektarih.com/2016/02/04/ataturk-doneminde-satilan-ve-ahir-yapilan-camiler-sinan-meydana-cevap/

.

**********

.

KAYNAKLAR:
.

[1] Ayasofya’yı M. Kemal’in kapattığını belgelerle ispatladık:

http://belgelerlegercektarih.com/2015/02/28/ayasofya-camiini-ataturk-mu-kapatti-ataturkun-imzasi-sahte-mi/

[2] Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, 28. Baskı, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, Istanbul 2010, cild 1, sayfa 201.

[3] Mehmet Şevket Eygi, Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı, Tarih ve Ibret Yayınları, Istanbul 2003, sayfa 251-253.

[4] Haber için bakınız; Bugün gazetesi, 9 Aralık 1967, sayı 357.

[5] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 9, Cild 22, Içtima 76, 4 Mayıs 1953, sayfa 7.

[6] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 9, Cild 18, Içtima 45, 23 Şubat 1952, sayfa 595.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

Ahmet Hakan’a Cevap 7 – Kadir Mısıroğlu ve Heykel Kırmak

*

atatc3bcrke-tapmak-atatc3bcrkc3bc-ilahlastirmak-m-kemale-tapmak-m-kemali-ilahlastirmak-19-mayis

Bir 19 Mayıs töreninden… M. Kemal’e secde ettiriyorlar… Yazıklar olsun! Mahvettiniz insanlarımızı…

***

Aydın Doğan’ın elemanı Sebbiye memuru Ahmet Hakan hala CNN Türk’ten istifa etmedi. Malum, CNN Türk, M. Kemal ile Afet Inan’ın “sevgili” olduklarını iddia etmişti. Halbuki manevi kızı olarak biliyorduk… Kemalistlere göre bu iddia M. Kemal’e hakarettir. Buna rağmen Ahmet Hakan, M. Kemal’e hakaret eden medya organından istifa etmedi ve hala “para” almaya devam ediyor. Ancak yine de alt etmek istediği şahısları “Atatürk”le vurmaya çalışmaktan da utanmıyor. Yani kemalistlerin duygularıyla oynuyor. Gözlerinin içine baka baka onları aldatıyor. Bu hareket sizce adice ve alçakça değil midir?

Askerliğini bile yapmamış olan bu Sebbiye Memuru, gelmiş utanmadan yine Kadir Mısıroğlu’nu hedef aldı. Üstadın, “Heykellerin Köpek Leşi Gibi Sürüklendiğini Göreceksiniz!..” sözüne takmış kafayı. Neymiş, “ille de elinde baltayla Atatürk heykeline saldırması mı gerekiyor”muş. Kafaya bak, mantığa bak… Yine cehaletini ortaya koymuş. Kadir Mısıroğlu, “gelin heykelleri kıralım” mı diyor?.. Bunu böyle anlamak cehalet; doğru anladığı halde çarpıtıp bu şekilde takdim etmek ise alçaklıktır. O, gelecekte vuku bulacak bir hadiseyi “Tarih şuuru”na istinaden haber veriyor. Tıpkı bundan 20 sene evvel FETÖ’nün “sıfıra müncer olacağını” haber vermesi gibi. Nitekim dediği de çıktı…

 

*

***

Üstelik bu sözleri FETÖ’nün en güçlü olduğu bir devirde söylemişti. Halbuki o dönem kelli-felli meşhur “aydınlar” FETÖ’ye methiyeler dizmekle meşguldü. Tıpkı bugün Ahmet Hakan’ın heykellere yaptığı gibi… Aşağıdaki kitapta da görüldüğü üzere, Kemalist Toktamış Ateş, Eser Karakaş ve Ilber Ortaylı, bugün FETÖ olarak bilinen yapıya methiyeler diziyordu… Kadir Mısıroğlu ise, “Papaz bile olamaz, sıfıra müncer olacak” diye haykırıyordu…

 

*

baris köprüleri ilber ortayli fetöcü mü toktamis ates fetöcü mü

***

Ahmet Hakan’ın derdi Atatürk falan değil, zira Kadir Mısıroğlu bu sözü uzun zaman evvel söylemişti, ama Ahmet Hakan şimdi gündeme getiriyor. Son zamanlarda sürekli olarak Kadir Mısıroğlu’nun eski konuşmaları üzerinden gündem belirleme gayreti içerisine girdi. Çünkü 2019 Başkanlık seçimiyle alakalı planlamaları “Atatürkçülük oynamayı” gerektiriyor. Yani açıkçası, seçimler için M. Kemal’i “malzeme” olarak kullanmaktadır… Onun üzerinden Batılı emperyalistlerin gösterdiği aday için oy devşirmeye çalışacak… Vazifesi bu!..

Bizim, M. Kemal’in heykellerine saldırmaya ihtiyacımız yok. Biz meydanlardaki putları değil, kalplerdeki putları kıracağız Allah’ın izniyle. Meydanlardaki putları kırma şerefini ise gerçeği öğrenip kemalistlikten istifa edenlere bırakacağız.

Batı, fabrikalar yaparken biz neden heykel yapıyoruz? Neden tüyü bitmemiş yetimin hakkını beton yığınlarıyla çarçur ediyoruz? Bunlara harcanacak paralarla okul, hastane ve fabrika yapmak ve açları doyurup kimsesizlere bakmak daha mantıklı, daha insani ve vicdani değil midir? MTV zammından şikayet edenler, M. Kemal heykellerine kaç milyar lira harcandığını biliyor mu?

*

 

atatürk heykelleri m. kemal putlari,

***

Bu arada, heykel kırmak neden kötü bir şey olsun ki?.. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de heykel kırmadı mı? Hz. Ali (kerremallahu vecheh) kırmadı mı? Hz. Ibrahim aleyhisselam kırmadı mı? Haşa yanlış mı yaptılar? Ahmet Hakan, Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize, Hz. Ali (k.v) ve Hz. Ibrahim’e (a.s) hakaret mi ediyor? Ahmet Hakan bundan neden rahatsız oluyor ki? Yoksa kendisi müşrik mi? Bunu bilmem mümkün değil, ancak aşağıdaki Kur’an ayetlerini okuyanlar, kimin mümin ve kimin müşrik-akılsız-aptal olduğunu takdir edeceklerdir…

Enbiya Suresi (Elmalılı Hamdi Yazır meali) :

51 – And olsun ki biz daha önce İbrahim’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.

52 – O zaman o, babasına ve kavmine: “Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?” demişti.

53 – Onlar: “Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk” dediler.

54 – İbrahim: “And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.

55 – Onlar : “Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?” dediler.

56 – O şöyle dedi: “Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.”

57 – “Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım.”

58 – Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

59 – (Kavmi) “Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir.” dediler.

60 – (Bazıları) “İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk” dediler.

61 – “O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler” dediler.

62 – (İbrahim gelince ona) “Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?” dediler

63 – İbrahim: “Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi.

64 – Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: “Doğrusu siz haksızsınız.”

65 – Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: “And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin.” dediler.

66 – (İbrahim) dedi: “O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?”

67 – “Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?”

68 – Onlar: “Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin” dediler.

69 – Biz: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” dedik.

70 – Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

***

atatürke-tapmak-haluk-bilginer

Haluk Bilginer bile itiraf etti…

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

İhsan Şenocak hocadan Ahmet Hakan’a tokat gibi cevap

İhsan Şenocak hocadan Ahmet Hakan’a tokat gibi cevap

*

ihsan senocak ahmet hakan1

***

Hakan Bey!

Kürsüde “benim” yerimde -senin gibi- üzerinde Mao’nun kafası olan bir tişörtle poz veren biri olsa ve “Mülkiyet hırsızlıktır.” dese ya da Kelâmullah yerine Das Kapital’i referans alsa “büyük devrimci” olurdu; ondan “özgürlük savaşçısı” diye bahsederdin belki de. Marks, Engels ve Lenin’den oluşan üç ayaklı küfür üçgeni bağlamında biraz proletaryadan bahsetseydi fevkalede “aydın bir hoca” olabilirdi.

Gayr-ı Meşru ilişkilerini gölgelemek için eğlence merkezlerinde tanıştığı dostlarıyla umreye gidip, Metaf’tan bir kaç poz veren -senin gibi- bir “Sebbiye Memuru” için “İşte Adam! Dünyasını da, Ahireti’ni de Mamur etti. Hayatını(!) da yaşıyor, Kabe’ye de gidiyor.” deseydi, kim bilir gelecek Ramazan yazılarında “dinlenilmesi gerekenler” listesine adını yazardın.

Baş Kapitalist

Benim yerime kürsüye çıkan adam, “Kahrolsun Müslümanlar!” diye birkaç slogan atsa, sonra da millet malını gaspetmekle maruf “müseccel İslam düşmanı; baş kapitalist”in gazetesinde magazin yazıları yazsa, nikahsız bir hayatı “çağdaşlık” kabul eden kadınlarla aynı masaya oturup, onun bunun hayatından konuşsa, zinaya “yasak aşk” dese, belki gözünde “büyük kahraman” olurdu. Ne dersin? Bu da, “bizim Che Guevara’mız, onun gibi devrimci doğdu, devrimci yaşıyor.” diye Nişantaşı’nda nara atardın belki.

“Gönüllü Beraberlik”

Kürsüde vaaz eden ben değil de, “İslam” deyince aklına “irtica”, Müslüman deyince “Mürteci” gelen patronunun “maaşlı sebbiyecisi” olsaydı ya da senin gibi, “enses” ilişkiden bahsederken “Tecavüzden, zorlamadan, tasalluttan, aklı ermeyene yönelen cinsel saldırıdan falan söz etmiyoruz.

Cinsel ilişkiden söz ediyoruz.

Gönüllü beraberlikten söz ediyoruz” diyerek fuhşun en menfur şeklini, “Ne var bunda ‘Gönüllü beraberlik’ terkibiyle anlatan, kadın tacirlerinin bile kullanmaktan haya edeceği bir üslupla, “Normaldir” anlamına gelen cümlelerle meşrulaştırma ahlaksızlığına savrulan bir müftü çocuğu olsaydı “Kadın Haklarına Saygılı Hoca” diye yazardın belki de.

Adını Yazdım, Kadınlar Çıktı

Bu sabah kardeşlerim ders sonrası, içine beynini kustuğun, dilden, diyalektikten mahrum, ilk mektep talebelerinin kompozisyonlarına rahmet okutan o “sebbiye”nden bahsedince, “bu adam kimdir, ne der?” diye “Google”a adını yazdım, ne varki Kur’an-ı Kerim’in o halleriyle kendilerine bakmayı yasakladığı (Ahzab, 30) kadınlar çıktı. Anlamak zeka meselesidir, lakin senin için bir daha tekrar edeyim; Adını yazdım, kadınlar çıktı, “Acaba isimde mi bir yanlış var” dedim, tekrar yazdım, yine aynı manzara… Her tarafın kadın doluydu. Hepsi de yoldaşlarının, “Kur’an-ı kapat; Kadını aç!” sözü mucibince amel eden türdendi. el-Hasıl suretlerine sana dair hüküm verecek kadar bakamadım. “Bari bir kaç yazısını okuyayım” dedim karşıma ya “sebbiye” çıktı ya da kim, kimin karısıyla beraber olmuş, “neden falan gazeteci, filan namus düşmanı adam değil de, onunla fuhuş yapan filan ünlü kadını eleştiriliyor” nev’inden nikâhsız kadınların faaliyetlerini ya da zinakarları müdafaa eden yazıların vardı. İğrendim, tiksindim, daha fazla okumaya vicdanım müsaade etmedi.

Müftünün Oğlu

“Kiminle, nerede, ne yaptığın”a gelince, onlar üzerinde durmak senin gibi sebbiye memurlarının vazifesi olduğundan bu mevzuda seni, sana havale ediyorum. Fakat bir yazıda iftiharla bahis mevzuu yaptığın müftü oğlu olman, şu noktada beni endişelendiriyor; Acaba bir Anadolu evladı, “bu adam İlahiyat okumuş, ‘babam da müftü’ diyor, lisan-ı hali nicedir”, diye seni Google’da aratır, malum fotoğraflarını görür, “Onlar müftü oğluna caiz de, bize niye haram?” der, sonra da “Uydum bu ünlüye” diye ardından gider, hem kendi hayatını, hem de kadınların hayatını kirletir.

Ihsan senocak hoca ahmet hakan 3

***

Ne Buyurursun Ahlak Yobazı!

Tesettürden bahsetmemden fevkalede muzdarib olduğuna göre neyi, nasıl anlatmama dair bir teklifin de vardır herhâlde. Magazin haberlerinden etkilenen, onlar gibi yaşamak isterken ailesi dağılan insanlara ne söylememi isterdin, mesela? “Aziz cemaat kusuruma bakmayın, bu hususta İslam’ın hükmünü söyleyemem; Hakan Bey üzerine alınıyor!” mu demeliydim? Ya da Hakan Bey’i okuyun, namus telakkinizi güncelleyin diye mi tavsiyede bulunayım? İslam kadınlarına, başlarını örtmeyi ve namahremden sakınmayı emreden Nur Suresi’nin 31. ayetinin artık devri bitti, onunla amel edip, şu malum ve müseccel Namus Yobazı’nı üzmeyin, “sebbiye memuru” bu hususlardan fevkalede muzdarip oluyor mu, demeliydim?! Allah Azze ve Celle’nin, Ahzab Suresi’nde(Ahzab, 59), Peygamber-i Ekber’e(s.a.v.) emir buyurduğu, tesettürün İslam kadınlarına anlatılması hususu, keyfini kaçırıyor, Kur’an’a ittiba eden kadınlar tuzağına düşmüyor, onları kullanıp da atamıyorsun diye, Müslümanlara, eşlerini, kızlarını Allah’ın emrine göre örtünmeye davet etmekten vazgeçmeleri çağrısında mı, bulunayım?!

“Yaşasın Papa, Kahrolsun Müslümanlar!”

Papa, rahibelere tesettür çağrısı yapınca, yine fikir niyetine sebbiye kustun mu? Ya da kusar mısın? Kusmak istesen, sahibin buna müsaade eder mi? Yoksa “benim ihtisas alanım Müslümanlar”, “patronun görev tanımlaması dışına çıkmak vazifeme ihanettir” deyip “Yaşasın Papa için inanç özgürlüğü ve Kahrolsun Sadece İslam, Yalnız İslam” diyen Müslümanlar deyü naralar mı atarsın?

Kim Hayasız?!

Benim için,

“Çıkmış vaaz kürsüsüne… İşleri güçleri kızlar ve kızların giydiği pantolonlar

Üniversiteye giden kızlara ve o kızların babalarına…

Hayâsızca saldırıyor.”

Kafanı tashih etmek “ehem” olduğundan, “mühim” olan cümlelerini tashihi sana bırakıp şunu sorayım, hangi babaya, nasıl saldırdım? Onlara, “Ey İman Edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 6) ayetini hatırlatmak, çocuklarına tesettürü anlatmaları gerektiğini, Allah Rasulü’nün(s.a.v.) aile reisini çobana benzeten hadisi üzerinden tefsir etmek midir saldırmak? Demek senin lügatında kürsülerde Allah’ın tesettürle alakalı ayetlerini okuyarak babalara mesuliyetlerini hatırlatmak, evlatlarını, namus yobazlarının oyuncağı olmaktan korumaya çağırmak, onlara hayasızca saldırmak anlamına geliyor öyle mi? Kur’an’ın, İslam kadınlarına olan şu çağrısı hakkında ne buyurursun, “Evlerinizde vakarla oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın.” (Ahzab, 33). Sence bu da mı kadınlara hayasızca bir saldırıdır? Konuş müftünün oğlu? Eski ilahiyatçı pozlarıyla Müslüman mahallesinde namussuz hayatların reklamını yapan “sebbiye memuru” anlat? Nerde hayasızlık?!

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Ayık mıydın?

Google adı yazılınca kadınlarla verilen ahalıksız pozlardan başka bir şey çıkmayan biri olarak, “İslam din ve devlettir.” diyen Müslümanlar için, “İşleri güçleri kızlar” cümlesini kurarken ayık mıydın? Hiç mi ayanaya bakmadın?

Seni asıl rahatsız edenin ben değil, Allah’ın tesettür ayetleri olduğunu sen de biliyorsun. Lakin onlarla hesaplaşmaya yüreğin yetmediğinden onları tefsir edene dair “sebbiyeler” kaleme alıyor, maaşının gereğini yapıyorsun. Bir de babalar kızlarına iffet davasını anlatır, onları senin gibi bir hayat yaşayan adamlara karşı uyarırsa artık “kimin dünyasını karartabilirim” diye yese düşüyor, “büyük adam” nutukları atarak vaziyeti kurtarmaya çalışıyorsun.

“Din Elden Gidiyor” diyen bir Ahir Zaman Deisti

Diyorsun ki

“Ve bu İhsan Şenocak denilen adam konuştukça…

Türkiye’de maalesef deizm ve ateizm yükseliyor!

*

Uyanın ey ehli iman!

Bu İhsan Şenocak türü adamlar yüzünden…

Din elden gidiyor din! “

İhsan Şenocak’ın kitaplarını, yazılarını okuyan, konuşmalarını dinleyen tek bir Müslüman gencin deist ya da ateist olduğunu -önceki hayatından- şahitler ve resimlerle ispat edebilir misin? Hakan Bey! Söz namustur! Namusunu çiğnetme! İddianı ispat et!

Allah’ın tesettür ayetlerinden rahatsız olan, mahremiyeti çiğneyen sen değil misin? Yaratan Allah’ın, yöneten Allah(c.c.) olduğu akidesiyle savaşan biri olarak senden büyük deist mi var? Sen kimi okuyup deist olduysan, etrafındaki deistleri iğva eden de o şeytandır.

Bir Baba Kimden Rahatsız Olur?

Bir babayı, ayet ve hadisler bağlamında “ailene sahip çık” çağrısı mı, yoksa kızının her gece başka bir alemde, başka bir erkekle fotoğraflarının medyaya düşmesi mi rahatsız eder? Mesela mütedeyyin bir baba Google’a, kızının adını yazsa ve karşısına seninle olan fotoğrafları çıksa ne hisseder? Benim tesettürle alakalı konuşmamdan mı, senden mi nefret eder? Ya da şöyle sorayım, “ol kadınlarla” beraber olduğundan dolayı, kaçının babasından “teşekkür” mesajı aldın? Kendini merhum babanın yerine koy ve düşün! Eğer düşünebiliyorsan! Zira düşünmek ve anlamak zeka meselesidir. İnsan kafasını, hayvan kafasından ayıran en temel hususiyet düşünmektir. Patronuna verdiğin beynini bir saatliğine geri al ve sözleri mi bir daha dinle! Anlayamazsan, kendini birlikte olduğun kadınların babaları yerine koyarak dinle! O babalar kime hak verir?

Hadi gel, Che Guevara ol!

Hakan Bey! Bir an patronunun “sebbiye memuru” değil de Allah’ın kulu olduğunu düşünebilirsen, İslam’ın kızlarına, “Üniversiteye Gitme” değil, Ahzab 33’te de buyrulduğu gibi “Açılıp da gitmeyin” dediğimi sen bile anlarsın. Çok zor değil. Dene bak, olacak. Lakin önce özgür olman, kiraya verdiğin beynini geri alman gerekir. Hadi gel, Che Guevara ol! Fakat tişörtünü giyerek değil, efendine karşı cesaretini kuşanarak.

 

ihsan senocak ahmet hakan 2

***

Ne o cümleler, Tacir misin?

Google’daki fotoğrafların gibi, Barzani’yle alakalı yazındaki şu ifadelerin kadına dair kıymet ölçünün aslında bir tacirden -çok da- farklı olmadığını resmediyor… Buyur, şu ifadeler sana ait…

“Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’nin Dilman köyündeki karargâhında çekilmiş bir fotoğraf.

Fotoğrafta önde Molla Barzani var, arkada ise Sophia Loren’e benzeyen bir hanımefendinin duvara asılmış bir posteri var.

Biraz asker dolabı kapağına asılan posterleri, biraz da gurbette bekâr kalmış inşaat işçisi odasına asılan posterleri andırıyor.”

Hakan Bey! “Malum haldeki kadınların asker dolabına ve işçi odasına” cinsel bir tatmin aracı görüldüğünden dolayı asıldığını ima eden/söyleyen biri olarak gazetenin benzer fotoğrafları yayımlamasına sessiz kalman ya da onları bizzat köşende neşretmenden daha başka kadın nasıl aşağılanabilir?!

***

Gayesiz, idealsiz bir hayata mahkum zavallısın sen. Magazin dünyasından başka bir yerde adın geçer mi? Mesela fikir, sanat çevrelerinde irabta mahallin var mıdır? Allah seni ıslah etsin.

***

Biz Ravza’da imam, Bedir’de kumandan, İslam devletinde başkan olan Peygamber-i Ekber’e iman ettik. Kaybedecek ne koltuğumuz, ne patronumuz var. Tek endişemiz Allah’ın rızasını kaybetmek.

Sebbiye Memuru! Allah yolunda bedel ödemek bir şereftir ve o şeref herkese nasip olmaz. Şimdiye kadar Allah Azze ve Celle’den başka kimsenin önünde eğilmedik, ölene kadar da kıvamda ve kıyamda olacağız. Sana, münafıklara ve kubur faresine denk bir hayat yaşan bütün namus yobazlarına ilanen duyrulur.

***

Nisa Suresi’nin 148. ayet-i kerimesinden cesaret alarak bir “sebbiye memuru” ve onun yazısıyla huzurlarınızı işgal ettiğimden dolayı siz mümin kardeşlerimden kusuruma nazar etmemenizi istirham ederim.

***

İhsan Şenocak hocanın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/ihsansenocakhoca/

https://www.youtube.com/user/ahmethamzat

https://ihsansenocak.com/

.

 

 

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-kose-yazilari-ahmet-hakan-erdogan-ahmet-hakan-coskun-ahmet-hakana-reddiye

***

Ahmet Hakan, “Atatürk’ü ders kitaplarından çıkaranlar, ‘Ortadoğu gerçeği’ diye bir ders koysunlar okullara… Irak olmuyorsak, Suriye olmuyorsak, Afganistan olmuyorsak, Pakistan olmuyorsak, Atatürk sayesindedir” demiş…

Yalana bak, slogana bak… Bunlar slogan adamı…

Bugüne kadar M. Kemal’i ders kitaplarına soktunuz da ne oldu? Uzaya mı gittiniz? Dünya çapında kaç bilim insanı yetiştirdiniz? Işiniz gücünüz anca heykel yapmak ve insanlara zulmetmek oldu.

Bırakın insanları, hayvanlara bile eziyet ettiniz. Osmanlı’da yük hayvanlarına haftada bir gün yük yükleme yasağı varken[1], sizin rejiminizde Atatürk büstüne zarar verdiği gerekçesiyle; Gülsüm adlı bir “ineğe” bile soruşturma açıldı.[2] Düştüğünüz derekeyi artık görmeniz lazım.

Sanki Osmanlı varken biz Suriye ve Irak gibiydik. Osmanlı hep bu ülkelerden daha ileride olmuştur. Osmanlı Halifeleri bu bölgeleri bir Vali ile idare ediyordu. Osmanlı döneminde oralara “Vali” gönderirken, bugün “işçi” gönderir duruma düştük. Hala bu acı gerçeği görmeyecek misiniz?

Şu anda oralarda yaşanan kargaşanın sebebi “başsızlık”tır. Yani bir “Halife”nin olmayışından kaynaklanıyor… Nitekim Isveç eski Başbakanı Carl Bildt, kaleme aldığı “Osmanlı Mozaiğinin Korunması” başlıklı ingilizce makalesinde şunları yazdı:

“Ortadoğu’da birçok çatışmanın kökeni ve bölgede istikrarlı bir düzenin kurulamaması 20. Yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğunun çözülmesinden kaynaklanmaktadır. Bugün uluslararası toplum bölgede kalıcı bir barışı güvence altına almaya çalışıyor. Ancak hem uluslararası toplumun hem de liderlerin tarihin bize verdiği dersleri hatırlaması gerekiyor. Osmanlı devleti tarihsel süreçte Basra Körfezi’nden Bosna’ya kadar uzanan coğrafyaya hakim olmuş bir imparatorluktu. Ve sultanın nihai otoritesinde iç içe geçmiş kültürler, gelenekler ve diller zengin bir mozaik oluşturmuştu. Böylece Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce yıl bölgede huzuru sağlayabilmişti. Ama İmparatorluğun parçalanmaya başlamasıyla bölgede şiddet sarmalı başladı.”[3]

Yani Carl Bildt kısaca; “Osmanlı gitti huzur bitti” diyor.

Doğu’da olduğu gibi, Batı’da da Osmanlı’nın özellikle de ezilen ve sömürülen sınıflar arasında hayranı çoktu. Ezilen ve sömürülen insanlar, Osmanlı Devleti’nin kendi ülkelerini fethetmesini istiyordu. Bu hamaset değil, hakikattir. Bu hakikati Ukraynalı yazar A. Krımskiy de vurguluyor. Krımskiy’e göre, Balkanlar, Macaristan, Batı Avrupa ve Rusya’da farklı düşünce ve sebeplerden dolayı çok sayıda insan, muhtemel bir Türk istilası tehlikesinden hem korkuyor, hem de açıkça bunu istiyordu.[4]

Macaristan eski Cumhurbaşkanı Pal Schmitt ise şöyle bir itirafta bulundu:

“Türkler tarafından 150 yıl boyunca idare edilmemizi şans olarak tanımlıyorum. Ülkemiz Türkler değil de başka bir millet tarafından alınsaydı, dilimizi ve dinimizi değiştirmemizi isteyeceklerdi, biz de asimile olacaktık. 150 yıl boyunca Macaristan Türkler için stratejik bir yer oldu.”[5]

*

gayri-mc3bcslim-yahudi-hiristiyan-mc3bcslc3bcman-osmanli-hosgc3b6rc3bcsc3bc-seriat-laiklik-idare-yc3b6netim-bicimi-macaristan-cumhurbaskani-iyiki-tc3bcrkler-fethetmis

[5] no’lu dipnotta bahsi geçen haber… Bu sözler Ahmet Hakan’ın maaş aldığı Hürriyet gazetesinde bile haber olmuştu….

***

Peki Hilafeti ve Osmanlıyı yıkan kimdi? Elbette Ingilizlerle Lozan antlaşmasını imzalayan M. Kemal.[6] Dolayısıyla Ortadoğunun bu hale gelmesinde M. Kemal de sorumludur. Halifesini kaybeden Islam âlemi imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağıldı gitti. Bunun çözümü ise M. Kemal’in ilkelerini tatbik etmek değil; Tekrar Osmanlı zihniyetine dönmek ve Hilafeti kurmaktır.

Son olarak Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in sözlerine yer verelim… Prof. Şimşirgil, katıldığı bir televizyon programında, Islam âleminin içinde bulunduğu perişanlığı, onu idare edecek bir başın yani bir Halife’nin olmayışına bağladı ve sözlerini şöyle noktaladı:
.
“Başsız gövde leş olur.”

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Osmanlı’da yük hayvanlarına resmi hafta tatili vardı. Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2015/12/19/osmanlida-yuk-hayvanlarina-resmi-hafta-tatili/

[2] Hürriyet Gazetesi, “Büst kıran Gülsüm’e sürgün”, 13.05.2009. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/bust-kiran-gulsume-surgun-11635088

[3] Carl Bildt, Project Syndicate, “Preserving the Ottoman Mosaic”, 30.11.2015. Bakınız; https://www.project-syndicate.org/commentary/syria-iraq-ottoman-legacy-by-carl-bildt-2015-11

[4] Kitabın orijinal ismi: A. Krımskiy, “O Turkofilstve Evropı i Moskovskoy Rusi XVI Veka”, Istoriya Turtsii i Eye Literaturı, Moskva 1910, sayfa 151. (Türkçesi: Türkiye’nin Tarihi ve Literatürü).

[5] Hürriyet Gazetesi, 25.01.2011. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-turkler-tarafindan-150-yil-idare-edilmemizi-sans-olarak-tanimliyorum-16851695

[6] Osmanlı’yı kimin yıktığını merak edenler şu yazıya bakabilir:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

Osmanlı idaresi hakkında malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/03/osmanlinin-sirri-neydi-ismail-colak/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 5 – Kadir Mısıroğlu’nun Vasiyeti

Ahmet Hakan’a Cevap 5 – Kadir Mısıroğlu’nun Vasiyeti

*

Ahmet Hakan Kadir Misiroglu Yunan galip gelseydi

***

M. Kemal’in manevi kızı Afet Inan’ı biliyorsunuz. Işte Ahmet Hakan’ın çalıştığı CNN Türk, onu M. Kemal’in aşkları arasında göstermişti.[1] Bu skandala rağmen Ahmet Hakan CNN Türk’ten istifa etmedi. Ama yine de M. Kemal adına ona buna ayar vermeye kalkıyor. Halbuki Ahmet Hakan evvela bu pisliği temizlemelidir, istifa etmelidir. Aksi takdirde M. Kemal’i “kullandığına” hükmederiz. Bu yüzü kızarmaz hadsiz adam, yine Kadir Mısıroğlu’na çattı. Reytingleri mi düştü, elverişli malzeme mi arıyor bilemiyorum doğrusu. Ama ziyanı yok, Allah Teala’nın izniyle her seferinde çatır çatır cevabını vereceğiz. Neymiş, Kadir Mısıroğlu’nun son mesajı şöyleymiş:

“Vasiyetimdir: M. Kemal’e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin.”

Ahmet Hakan ayakta uyuyor galiba… Zira Üstad Kadir Mısıroğlu bu vasiyetini yıllar evvel açıklamıştı. Yeni bir şey değil yani… Hem çok doğru söylemiş. Benim cenazeme de M. Kemal’e zerre muhabbeti olan gelmesin.

Kur’an’ın Allah tarafından vahyedilmediğini, haşa Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin “uydurduğunu” söyleyen birisine zerre muhabbeti olanın bizim cenazemizde ne işi var?

Bunu nerden çıkarıyorum? Tabii ki M. Kemal’in el yazılarından. Bunların bir kısmını Afet Inan yayınlamış, bir kısmı ise yayınlan(a)mamıştı.

Arı Inan’ın, annesi Afet Inan ve de Hikmet Bayur ile yaptığı bir söyleşi var. O söyleşide Afet Inan, M. Kemal’in Islam tarihi ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin hayatı hakkındaki notlarını yayınlayamadığından yakınıyor.

Bu söyleşi teypten aynen, konuşulduğu gibi “Tarihe Tanıklık Edenler” isimli kitaba alınmış. Buyrun, alakalı bölümü hep beraber okuyalım:

“Hikmet Bayur: Fazla kurcalamaya lüzum yok.

Afet Inan: Objektif olmalı. Ben mesela o Karlsbad hatıralarını bir türlü çıkaramıyorum.

Hikmet Bayur: Niçin?

Afet Inan: Biliyorsunuz orada birtakım hususi şeyleri var. Istismar edilir diye korkuyorum. (Sonunda kitabı çıkardı ama o “hususi” bölümleri sansürledi: Kadir Çandarlıoğlu).

Hikmet Bayur: Çıkmasa daha iyi.

Afet Inan: Sonra Islam tarihi üzerinde bütün el yazılarıyla notları var. Bugün gene de olmaz. O da olmaz.”[2]

atatürk afet inan resmi tarih sansür atatürk islam

[2] no’lu dipnotta bahsi geçen kitap…

***

Evet gördüğünüz gibi, M. Kemal’in Islam tarihi ile alakalı notları 1970’lerde bile “yayınlanamaz” cinsten sayılıyordu. Üstelik bunu M. Kemal’in manevi kızı, CNN Türk’e göre ise “sevgilisi” Afet Inan ifade ediyor. M. Kemal’in söz konusu el yazıları Anıtkabir Kütüphanesi’ndedir. Fotokopisi, Türk Tarih Kurumu’nda ve Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Başkanlığı arşivindedir.

Sözü edilen belgeleri buraya alıyorum…

Işte M. Kemal’in Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ve Islamiyetin doğuşu hakkında yazdıkları:

“Kuran sureleri Muhammede açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdir. Muhammedin beyan ettiği sureler uzun bir devirde dinî tefekkürlerinin (düşüncelerinin) mahsulü olmuştur. Muhammet bu surelere birçok çalıştıktan ve tedkikler (incelemeler) yaptıktan sonra edebî bir şekil vermiştir. Mamafi (Bununla birlikte) kendisini tahrik eden batınî amilin (etkenin) yukarda söylediğimiz gibi tabiatın üstünde bir vücut olduğuna kani idi. (Yani “Allah var” zannediyordu). Muhammedi harekete geçiren ilk amil samimî heycanlar olmuştur. Muhammet daha sonra irticalen dinî hitabede bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten nebiliğe, nebiliktende nihayet allahın Resulü haline geçti. Içinde yaşadığı insanların manevî menfaati için ve büyük bir hakikat namına mücahedeye atılmış olan Muhammet, sonunda dinî bir imparatorluğun mutlak reisi ve bütün dünyaya hakim olmak iddiasını besliyen muharip bir dinin müessisi sıfatı ile ömrünü bitirdi. Bu iki netice münhasıran Muhammedin kendi manevî ve fikrî kuvvetinin mahsulü idi.”[3]

*

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-1

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-2

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-3

[3] no’lu dipnotta sözü edilen M. Kemal’in el yazıları…

***

Işte M. Kemal bu el yazılarında Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin “Allah’tan vahiy almadığını ve beyan ettiği sureleri haşa kendi “uydurduğunu” söylüyor. Sahi, bu sözlerin sahibine muhabbet besleyen birinin cenazemizde ne işi var?

Aydın Doğan’ın elemanı Ahmet Hakan, Kadir Mısıroğlu’nun;

“Beni Atina Devlet Mezarlığı’na gömün” diye bir vasiyet daha etmesi gerektiğini yazmış.

Halbuki bunu, bir Osmanlı ve müslüman gibi yaşayan Kadir Mısıroğlu değil, Yorgo gavuru gibi yaşayanlar vasiyet etmelidir.

Yunan Ordusu’nun, daha doğrusu câni sürüsünün Başbakanı Elefterios Venizelos 12 Ocak 1934’te yazdığı bir mektupla M. Kemal’i Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.[4]

*

atatürkk-venizelos-m-kemal-nobel-baris-ödülü-11

Venizelos’un Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığına Fransızca gönderdiği mektubun birinci sayfası… Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2016/11/13/venizelos-m-kemal-ataturku-neden-nobel-baris-odulune-aday-gosterdi/

***

Demek ki Venizelos’un da M. Kemal’e muhabbeti vardı. Elin yunanı, bir kâr elde edemediği birine neden muhabbet beslesin? Anadolu’yu kana bulamış olan bu adam M. Kemal’de ne bulmuştu da ona muhabbet besliyordu?

Bunun oğlu Sofokles Venizelos ise Kurtuluş Savaşında Bursa’da Osman Gazi’nin sandukasını tekmelemişti.[5] Ancak bu küstah herif 1950’li yıllarda M. Kemal’in mezarına çelenk koydu. Anlayacağınız Osman Gazi’ye düşman, M. Kemal’e ise dosttu…

*

osman-gazi-solofkes-venizelos-atatc3bcrk-kabir-ziyaret-celenk

***

Bu Yorgolar M. Kemal’i ne kadar da çok seviyormuş hayret doğrusu… Hırsızlıklarıyla tarihe geçmiş olan yunanlıların M. Kemal’e olan bu muhabbetleri beni bir hayli endişelendiriyor. Acaba onlara bir şeyler mi “hediye” etti diye düşünmeden edemiyor insan…

Uzun lafın kısası; Venizelos’lar-Yorgo’lar, dostunu da düşmanını da çok ama çok iyi biliyor…

Ayrıca manevi kızı Afet Inan’ı, oluk oluk Türk kanı akıtmış olan Venizelos’un koluna Kadir Mısıroğlu sokmadı; M. Kemal soktu, M. Kemal!.. Mevhibe hanımı da kocası Ismet Inönü sokmuştu…

*

Atatürk venizelos afet inan atatürk olmasaydi ahmet hakana cevap

M. Kemal’in manevi kızı Afet Inan ile Venizelos kol kola… M. Kemal ise ortada…

***

inönü venizelos mevhibe atatürk

Mevhibe Inönü ile Venizelos kol kola… Ismet ise arkada…

***

 

atatürk venizelos ahmet hakana cevap

Bu pozlar işgal yıllarında “Zito Venizelos” (Yaşasın Venizelos) demediği için süngülenen Mehmetçiğe hakaret değil de nedir?

***

Dolayısıyla kimlerin Atina Devlet Mezarlığı’na gömülmesi gerektiği bu fotoğraflardan kolayca anlaşılır.

Evet! Bunlara zerre muhabbet besleyenler cenazemize gelmesin…

– Müslümanlara yahudi şapkasını dayatan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[6]

– Allahu Ekber diye tekbir getirmeyi yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[7]

– Kur’an okumayı yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[8]

– Din derslerini yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[9]

“Bu Millet Fatih’lerin arkasından giderek serserilik etmiş” demek suretiyle hem Fatih Sultan Mehmed’e ve hem de bu necip millete hakaret eden birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[10]

– Camilerimizi yıkan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[11]

*

arapca-ezan-ceza-tanri-uludur-allahu-ekber-tekbir-mc3bcezzin-atatc3bcrk-ezan-kirsehir

[7] no’lu dipnota dair… M. Kemal Atatürk döneminde; “Allahu Ekber” diye “tekbir” getirmek yasaktı…

M. Kemal Atatürk döneminde Kırşehir’de “Allahu Ekber” şeklinde tekbir alan bir müezzin hakkında işlem yapılıp Adliyeye teslim edildiği 10.1.1936 tarihli bir resmi belgede görülmektedir:

“10.1.1936 gün ve 3/14 sayılı yazıya:

Kırşehir vilayetinin Kaman nahiyesinde arapça tekbir (yani: “Allahu Ekber”) alan müezzin Yusuf oğlu Hüseyin hakkında yapılan incelemede bilmeyerek tekbiri Arapça okuduğu anlaşılmış ve Adliyeye teslim edilmiş olduğu vilayetin bildirisinden anlaşılmıştır.

Saygılarımla arz ederim.

Başvekalete, Riyaseticumhur Umumi Katipliğine de sunulmuştur.

Dahiliye Vekaleti Vekili

(Imza)”

***

Bu Ahmet Hakan denen adam bir de demokrat geçiniyor… Halbuki insan haklarından vs. bahseden biri M. Kemal’i nasıl savunur anlamış değilim. M. Kemal ne hakla insanların kılık kiyafetine karıştı? Ne hakla Ezan-ı Muhammedi’yi yasakladı? Eğer bir “demokrat” bunları soramıyor ve tenkid edemiyorsa, onun demokratlığı yerin dibine batsın. Insan biraz utanır ya…

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] CNN Türk’ün haberi için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

[2] Arı Inan (M. Kemal’in manevi kızının kızı), Tarihe Tanıklık Edenler-Cumhuriyet’in Kurucu Kuşağıyla Söyleşiler, Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları, 2. Baskı, Istanbul 2017, (Iş Bankası’nın 1. baskısı 2011. Çağdaş Yayınları 1. baskısı 1997), sayfa 336.

Bu söyleşi, Arı Inan’ın yayınladığı “Prof. Dr. Afet Inan” isimli biyografide de geçmektedir; Arı Inan, “Prof. Dr. Afet Inan”, Remzi Kitabevi, 4. Baskı, Istanbul 2017, (1. Baskı 2005), sayfa 274.

[3] M. Kemal’in söz konusu el yazıları Anıtkabir Kütüphanesi’ndedir. Fotokopisi, Türk Tarih Kurumu’nda ve Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Başkanlığı arşivindedir. Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/24/m-kemal-ataturkun-gokten-indigi-sanilan-kitaplar-sozunu-savunanlarin-iddialarina-reddiye-cevap/

[4] Mektup için bakınız; Atatürk’ün Milli Dış Politikası (Cumhuriyet Dönemine Ait 100 Belge) 1923-1938, cild 2, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981, sayfa 241-243.

Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2016/11/13/venizelos-m-kemal-ataturku-neden-nobel-baris-odulune-aday-gosterdi/

[5] Kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/16/bursa-m-kemal-ataturkun-emriyle-carpisilmadan-bosaltildi/

[6] Şapka dayatmasına dair kaynaklar için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/m-kemal-ataturkun-sapka-zulmu-ve-istiklal-mahkemesinde-asilan-alimler-hocalar/

[7] Allahu Ekber diye tekbir getirmenin yasak olduğuna dair kaynaklar için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[8] 1937 yılında Gaziantep’te 50 yaşlarındaki bir kadının kendi evinde gizlice eski usül Arap harfleri ile çocuk okuttuğu haber alınmış ve suçüstü (!) yakalanarak, aramada ele geçen kitaplarla birlikte mevcuden mahkemeye sevk edilmiştir.

Ele geçen ve M. Kemal’in döneminde “suç” teşkil eden kitaplar ve bazı eşyalar ise şunlardır:

3 adet Mevlüt, 5 Tebareke Cüz’ü, 25 Amme Cüz’ü*, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-ı Kerim, 10 Elif Cüz’ü, 2 Minder, 1 sıra, 1 sopa. Kaynak için bakınız; Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.

Kur’an okumanın yasaklandığına dair başka kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[9] Din derslerinin yasaklandığına dair kaynaklar için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[10] Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Atatürk’ün Söylev ve Demeçeri I-III, Bugünkü dille yayına hazırlayanlar: Prof.Dr. Ali Sevim, Prof.Dr. M.Akif Tural, Prof.Dr. Izzet Öztoprak, Türkiye Iktisat Kongresi’ni Açış Söylevi Izmir 17 Şubat 1923.

[11] M. Kemal’in yıktırdığı camilerle alakalı kaynaklar için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.com/2016/02/04/ataturk-doneminde-satilan-ve-ahir-yapilan-camiler-sinan-meydana-cevap/

Ahmet Hakan’a yazdığımız bütün cevaplar:

http://belgelerlegercektarih.com/2016/08/28/kadir-misiroglu-shakespeare-muslumandir-gercek-adi-seyh-pirdir/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/02/04/ahmet-hakana-cevap/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/03/04/ahmet-hakana-cevap-2/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/07/19/ahmet-hakana-cevap-4/

 .

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

 

Ahmet Hakan’a Cevap 4

Ahmet Hakan’a Cevap 4

*

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Defalarca ağzının payını verdiğimiz Ahmet Hakan hala saçmalamaya ve çarpıtmaya devam ediyor. Bu fitneci çapına bakmadan yine Kadir Mısıroğlu’na laf attı. Kadir Mısıroğlu’nun twitter hesabını yönetenler şöyle bir twit atmış: “15 Temmuz, Milli Mücadele ile kıyaslandığında ondan kat be kat daha üstün milli bir destandır.”

Ahmet Hakan’a göre bu mukayese (aynen alıntılıyorum) ; “En başta kendisini Milli Mücadele’ye adamış 15 Temmuz şehidi Ömer Halis Demir’e yapılmış en büyük hakarettir.”

Yuh! Yazıklar olsun!.. Ne alakası var? Bir insanın bu twitten böyle bir yorum çıkarabilmesi için aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekir. Ömer Halisdemir’e en büyük hakareti Ahmet Hakan denen adam yapıyor. Ahmet Hakan daha kahramanımızın adını bile bilmiyor. Ömer Halisdemir yazacağına “Ömer Halis Demir” yazmış. Işte kahramanımıza verdiği kıymet bu kadar…

Bir de şöyle yazmış hadsiz; “15 Temmuz için ‘Yerim destanınızı’ yazan gazeteciye ne oldu? Yaka paça gözaltına alındı. Buna karşılık… Bir tür ‘Yerim sizin Milli Mücadele’nizi’ anlamına gelen ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ lafını eden Kadir Mısıroğlu’na ne oldu?”

Yani Ahmet Hakan, 15 Temmuz destanı hakkında “Yerim destanınızı” dediği için gözaltına alınan gazeteciye karşılık, Kadir Mısıroğlu’nun “kellesi”ni istiyor. Halbuki Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan galip gelseydi” sözü çarpıtılmıştır. Mısıroğlu, “Yunan galip gelseydi, kemalistlerin yapacağı zulmü yapmazdı” manasında söylüyor bunu. Yani kısacası; “Kemalistler yunanın yapamayacağı zulmü yaptı” diyor. Ama her zamanki gibi videonun önünü arkasını kesip sözlerini çarpıtmışlar.

*

 

Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan Galip Gelseydi” ifadesi hakkındaki izahı…

***

Ama laftan anlayan kim… Ahmet Hakan denen cahil daha evvel de Kadir Mısıroğlu’nun Shakespeare ile alakalı iddiasıyla alay etmeye kalkmış fakat bu hevesi kursağında kalmıştı. Zira bu iddia Ingiliz kamuoyunda bile çok defa münakaşa mevzuu olmuştu. Adamın dünyada olup bitenden haberi yok. Bu hususta da bir yazı kaleme almıştık.[1] Yani Ahmet Hakan’ın ağzının payını vermiştik. Buna rağmen utanmadan hala saldırmaya devam ediyor.

Madem Ahmet Hakan için vatan toprağı kutsaldır ve bu hususta hiçbir tavize taraftar değildir… O zaman soralım bakalım; “Batum’a ne oldu?..” Malum, Milli Mücadele sırasında Batum bize aid idi. Nitekim Birinci Meclis’te 5 Batum milletvekilimiz vardı.[2]

*

kemal-atatc3bcrk-lozan-batum-lozan-atatc3bcrk-hain-mi-kemal-hain-mi-vahdettin-hain-mi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümünden…

***

Peki Batum’a ne oldu?

Evvela “Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı” tarafından yayınlanan “Mondros’tan Mudanya’ya Kadar” isimli eserin dördüncü cildine bakalım:

“16 Mart 1921’de imzalanmış olan Moskova andlaşması, Batum, Ahılkelek ve Ahıska’yı Türk sınırları dışında bırakmış ve bu andlaşma 21 Mart 1921’de Ankara Hükumetince kabul edilmişti.”[3]

Peki ne karşılığında?

Bunu da kemalistliği konusunda en ufak şüphe duyulmayan Prof. Dr. Sina Akşin’den öğrenelim (Parantez içindekiler de Prof. Akşin’e aid) :

“16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Dostluk Antlaşması’yla Sovyetler Birliği’yle sınır belirleniyor (Batum Sovyetler’de olmak üzere), Sovyetler’in Türkiye’ye para ve savaş malzemesi yardımı yapmaları kararlaştırılıyordu.”[4]

Aaa! Aaaaaaaa! Yanlış okumadık değil mi? Para ve silah karşılığında kutsal vatan toprağı “Batum”u ruslara vermişiz, yani satmışız! Ya hu söz konusu vatansa gerisi teferruat değil miydi? Aaaaaa! Ahmet Hakan ses ver! M. Kemal’e çatmayacak mısın? Yine mi ilkelerinden taviz vereceksin? Karar ver; vatan toprağı senin için kutsal mı, değil mi? Kutsal ise işte buyur vatan toprağını para ve savaş malzemesi karşılığında “satan”lara da iki çift laf et. Ama edemez! Çünkü Ahmet Hakan’ın tıynetini biliyorum… Daha evvel Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında başkalarına karşı coştuğu halde, yerin yedi kat dibine girmek pahasına patronuna bir kelimecik bile edememişti.

Hatırlayınız, Aydın Doğan’ın elemanı Ahmet Hakan, Atatürk’ün Afet Inan ile aşk yaşadığını iddia edenlere “alçak” diyordu. Fakat bunu CNN Türk de yazmıştı, buna rağmen kınamadı ve bu kurumda çalışmaya hala devam ediyor.[5] Peki bu ikiyüzlülük değil mi? Hem Atatürkçü geçinecek, hem de “hakaret” kabul ettiği Atatürk-Afet Inan ilişkisini yazan CNN Türk’ten “maaş” almaya devam edecek. Işte bunların Atatürkçülükleri bu kadar. Söz konusu para olunca gerisi teferruat oluyor galiba.

Şimdi gelelim 15 Temmuz ve Milli Mücadele mukayesesine… Bana göre de 15 Temmuz kat be kat daha üstün milli bir destandır. Ancak 15 Temmuz’un “daha” üstün olması, Milli Mücadele’nin kıymetinden hiçbir şey eksiltmez. Biz yazılarımızda Milli Mücadele’nin perde arkasındaki gerçeklere, gizli ve kirli ilişkilere[6] dikkat çekip tenkid ederken bu savaşta canını ve kanını veren imanlı askerlerimizin mücadelesine en ufak bir leke sürmedik, sürülmesine de asla müsaade etmeyiz. Ahmet Hakan bunu bile anlayamıyor… Veya fitne çıkarmak için anlamamazlıktan geliyor.

Peki 15 Temmuz zaferi neden Milli Mücadele’den daha üstündür?

1 – Çünkü destanı silahsız halk yazdı.

2 – Çünkü halk kumandansız savaştı.

3 – Çünkü düşman belirsizdi, bizdenmiş gibi göründü. Sadece cesaret değil, aynı zamanda feraset sahibi olmak gerekiyordu. 

4 – Çünkü bir gecede zafere ulaşıldı. Milli Mücadele ise 2 buçuk sene sürdü.

5 – Çünkü 15 Temmuz’da büyük devletlerden Rusya hariç hepsi darbenin başarılı olmasını istiyordu. Milli Mücadele’de ise tabiri caizse sadece “kıçı kırık” yunana karşı savaştık. Rusya, Fransa ve Italya kendileri çekilmekle kalmadılar, bize silah, cephane, uçak, istihbarat vs. yardımında bulundular.[7] Hatta ingilizler bile ineboluya cephane getirmişti.[8]

6 – Çünkü bir gecede 250 şehit verdik. Milli Mücadele’de ise 2 buçuk yılda cephede şehit olanların sayısı 9000 küsur idi. Allah Teala hepsine rahmet eylesin.

7 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmana mani olan kimse yoktu. Halbuki Milli Mücadele’de yunan ordusu dilediği gibi ilerleyemiyordu. Ingilizler “Milne hattı” denilen bir sınır belirleyip yunanın ilerlemesine mani oluyordu. Bu da Ankara hükümetinin zaman kazanması demekti!

8 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmanın elindeki silahlar yunan ordusunda bile yoktu. Üstelik halk silahsızdı, yani orantısız güç söz konusuydu.

9 – Çünkü psikolojik açıdan kendi ordusunun üniformasını giymiş ve adı ali veli olan insanlara karşı savaşmak; yunana, yani yabancıya karşı savaşmaktan daha zordur.

10 – Çünkü düşman aniden baskın yaptı, dolayısıyla hazırlık imkanı yoktu. Hızlı karar vermek gerekiyordu.

11 – Ve en mühimi Milli Mücadele hedefine ulaşmadı. Milli Mücadele’nin hedefi Misak-ı Milli idi, ancak bu gerçekleşmedi.[9]

Bu liste uzar gider, ancak biz şimdilik bu kadarla iktifa edelim. Bu arada şunu da belirtelim; Bu düşüncemiz Milli Mücadele’yi küçümsediğimiz manasına gelmediği gibi, Aydın Doğan’ın maaşlı elemanı Ahmet Hakan’ın yakıştırmasıyla “Yerim sizin milli mücadelenizi” tarzında bir ukalalık da değildir. Böyle bir şey aklımızın ucundan bile geçmemiştir. Allah Teala hem Milli Mücadele şehitlerimize, hem de 15 Temmuz şehitlerimize rahmet eylesin.

Ahmet Hakan! Boşuna uğraşma… Fitne çıkaramayacaksın… Anlaşılan Selahattin Demirtaş içeride olduğu için, vaktinde ona verdiğin sazı şimdi sen eline almışsın. Ama ziyanı yok, beynelmilel bir orkestrayla da gelseniz; Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber nidalarıyla boğacağız o sesi. Bu millete diz çöktürmeye gücünüz yetmez.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Shakespeare mevzuunda Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2016/08/28/kadir-misiroglu-shakespeare-muslumandir-gercek-adi-seyh-pirdir/

[2] TBMM Albümü (1920 – 2010), cild 1 (1920-1950), TBMM Basın ve Halkla Ilişkiler Müdürlüğü Yayınları, sayfa 14, 15.

[3] Dr. Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, cild 4, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı, Cumhuriyetin 50. Yıldönümü Yayınları: 6/4, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1974, sayfa 66.

[4] Prof. Dr. Sina Akşin, Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi, cild 2, Cumhuriyet, 1997, sayfa 19.

Prof. Dr. Erel Tellal, 8 Mayıs 1920’de Moskova’ya gidecek heyete hazırlanan talimatın, Misak-ı Milli’den verilecek Batum tavizinin habercisi olduğunu belirtir.

Bakınız; Erel Tellal, “1919-1923 Sovyetlerle Ilişkiler”, Baskın Oran, ed., Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, 15. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2009, cild 1, sayfa 167, 168.

[5] Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

[6] Milli Mücadele gerçekleri için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/10/m-kemal-ataturkun-ingiliz-istihbarati-ile-gizli-iliskisi-desifre-oldu/

[7] Milli Mücadele’de sadece Yunanlılara karşı savaştık. Daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/17/milli-mucadelede-sadece-yunanlilara-karsi-savastik-5-bolum/

[8] Ingilizlerin Inebolu’ya cephane getirdiklerine dair kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/31/kadir-misiroglu-kurtulus-savasinin-perde-arkasini-anlatiyor/

[9] Misak-ı Milli hakkında daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/11/hasta-adam-misak-i-milli-kurtulus-savasi-m-kemal-ataturk-ve-kemalizm-afyonu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/05/lozan-anlasmasinin-tenkidi/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 3 – Afet Inan ve M. Kemal’e dair

Ahmet Hakan’a Cevap 3 – Afet Inan ve M. Kemal’e dair

*
Afet Inan Atatürk Afet Inan M. Kemal Afet Inan Mustafa Armagan, Afet Inan Süleyman Yesilyurt, Atatürk Afet Inan,

Soldaki fotoğrafta 29 Ekim 2014 tarihinde CNN Türk‘te yayınlanan “Mustafa Kemal Atatürk’ün aşkları” başlıklı haberde M. Kemal’in manevi kızı olduğu iddia edilen “Afet Inan”ın da ismi geçiyor. Ancak 6 Mayıs 2017’de bir TV kanalında yayınlanan “Derin Tarih” programından birkaç gün sonra, yani 10 Mayıs 2017’de sağdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi “Afet Inan” ismi apar topar siteden siliniyor. Kendi sitelerinde yıllar evvel aynı iddia yer almasına rağmen “Siz nasıl Afet Inan’ın Atatürk’ün aşkı olduğunu iddia edersiniz alçaklar!” diye köpüren Ahmet Hakan ve diğer CNN Türk’ün maaşlı elemanları hiç utanmadan, sıkılmadan sessiz sedasız “Afet Inan” ismini sitelerinden siliyorlar. Bana göre bu sahtekarlığın dik alasıdır. Eğer bir alçaklık yapılmışsa, o da budur.

Ayrıca “Derin Tarih” programında Zübeyde Hanım ile alakalı bir iddia görmedim. M. Kemal’in annesi hakkındaki sözler bu programla alakası olmayan ve çok çok evvel Youtube’de yayınlanan bir videoda başka birisi tarafından dile getirilmiştir. Ancak insanları galeyana getirmek için olsa gerek bu video bir dolgu malzemesi olarak “Derin Tarih” programıyla aynı haberde kullanılmıştır. Yani anlayacağınız sinsi bir algı operasyonu söz konusudur.

***

Gündeme getirilen M. Kemal’in “manevi kızı” Afet Inan ile alakalı iddialar bize göre hem vakitsiz ve hem de gereksizdir. Bu iddiaların gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz. Biz ilmi mevzulara odaklanılmasından yanayız. Ancak şunun bilinmesini isteriz ki, bu iddialar boş ve uydurma değildir. Bakın, M. Kemal’in diğer manevi kızı Ülkü Adatepe’nin anılarında, Afet Inan-M. Kemal ilişkisi hakkında neler yazıyor:

“Tarih profesörü olacak Afet’in durumu öbür kızlardan (Atatürk’ün öbür manevi evlatları işaret ediliyor) farklıydı. Gazi onu evlat edindiği zaman artık çocuk değil yetişmiş bir genç kızdı. Yavaş yavaş Gazi için bir eşin alabileceği yeri aldı. Sade, iyi huylu, ciddiydi. Gazi’nin eviyle meşgul oluyordu. Masanın başına oturuyordu. Gazi’yle birlikte geziyor, yabancı elçilerin başına protokol meseleleri açıyordu. Gazi’nin fikirlerini gayretle benimsiyor, Türk Tarih Kurumu ve çeşitli toplumsal reform kurumlarının görüşmelerinde bunları yorumlamak için çabalıyordu. Hepsinden önemlisi onun için dinlendirici bir arkadaş olmasıydı. Latife Hanım gittikten sonra Çankaya’daki evde açılan boşluk böylece doldurulmuştu. Gazi ölünceye kadar Afet yanından ayrılmadı. Ancak onun ölümünden sonra evlendi.”[1]

Kısaca özetleyelim:

“Yavaş yavaş Gazi için bir eşin alabileceği yeri aldı.”

“Gazi’nin eviyle meşgul oluyordu. Masanın başına oturuyordu. Gazi’yle birlikte geziyor, yabancı elçilerin başına protokol meseleleri açıyordu.”

“Latife Hanım gittikten sonra Çankaya’daki evde açılan boşluk böylece doldurulmuştu.”

“Gazi ölünceye kadar Afet yanından ayrılmadı. Ancak onun ölümünden sonra evlendi.”

Umarım anlaşılmıştır… Daha nasıl anlatılabilir ki? Bundan daha açık bir anlatım var aslında ama onu buraya almıyorum, mideniz kaldırmaz çünkü. Zaten lüzum da yok. Biz, M. Kemal’in yatak odasına girmeyelim, Allah ile kul arasındadır bunlar, ilmi mevzulara odaklanalım. Mesela M. Kemal’in manevi kızı Afet Inan ile ilişkisinden çok, Ingilizlerle olan ilişkisini anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde, M. Kemal’in ana-babasından ziyade ağa-babasından bahsetmeliyiz. Zira doğarken kimseye ailesini seçme hakkı verilmiyor ve bu yüzden de kimse suçlanamaz, fakat ağa-babalar, fikir babalar hür iradeyle seçilebildiği için bu hususlara odaklanılmasında bir mahsur yoktur. Ancak tabii ki kamuoyunun M. Kemal’in özel hayatı hakkında bilgilendirilmesine karşı değiliz.

Bunları dile getirmek -hakaret etmemek şartıyla- bana göre “suç” değildir, dolayısıyla bu mevzuyu gündeme getirenleri linç etmek haksızlıktır. Bu ülkede haşa Allah Teala’ya ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize bile küfrediliyor. Padişahların haremine bile giriliyor. Eğer o yanlışsa, bunlar da yanlıştır. Fakat aynı tepkiyi her ne hikmetse bunlarda göremedik. Siz Osmanlı padişahlarına haşa “hain-oğlancı-katil” derseniz, birileri de çıkar aynı suçlamaları M. Kemal’e yöneltir… Siz Padişahların analarını hedef alırsanız, birileri de kalkar M. Kemal’in anası hakkında çirkin şeyler söyler. Birine sessiz kalıp diğerine tepki göstermek, hiç kusura bakmayın; ikiyüzlülüktür, samimiyetsizliktir. Asıl alçaklık budur işte.

Hatırlayalım, M.Kemal-Afet Inan hakkındaki iddiaları “hakaret” kabul edip ateş püsküren Cumhuriyet gazetesi, Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize hakaret eden Charlie Hebdo’ya böyle sahip çıkmıştı:

“Cumhuriyet, basın ve ifade özgürlüğü için uluslararası dayanışma adına Charlie Hebdo’nun bazı sayfalarının tıpkıbasımını yayımlamaya karar verdi.”[2]

Böyle utanmazlık, böyle ikiyüzlülük olabilir mi?

*

cumhuriyet gazetesi Hz. Peygambere hakaret charlie hebdo karikatürleri

Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize hakareti “ifade özgürlüğü” kapsamında gören Cumhuriyet gazetesi, aşağıdaki fotoğraflarda da görüleceği gibi, M. Kemal hakkındaki “kaynaklı” iddialara böyle bir özgürlük tanımamaktadır.

***

Mustafa Armagan Yavuz Bahadiroglu, Süleyman Yesilyurt, atatürk afet inanin sevgilisi mi afet inan atatürkün manevi kizi mi,

Çirkin programmış… Nerede ifade özgürlüğü?

***

Mustafa Armagan Yavuz Bahadiroglu, Süleyman Yesilyurt, atatürk afet inanin sevgilisi mi afet inan atatürkün manevi kizi mi, afet inan atatürkün sevgilisi mi afet inan m. kemal

Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize hakaret eden Charlie Hebdo’nun bazı sayfalarının tıpkıbasımını gazetesinde yayınlayıp kendince ifade hürriyeti havariliğine soyunan Cumhuriyet; M. Kemal hakkındaki kaynaklı iddiaları dile getirenlerin dergi ve kitaplarının okunmasından rahatsız oldu. Gördünüz mü basın özgürlüğünü?.. Gördünüz mü samimiyeti?.. Bu kemalistler acayip bir şey. Allah Teala dahil her şeyi sorgulatıyorlar, ama mevzu M. Kemal olunca beyinleri tık diye duruyor. Işık görmüş tavşana dönüyorlar.

***

Mehmet Yilmaz gay padisah kimdi, atatürk gay miydi, m. kemal gay miydi, m. kemal vedat, atatürk vedat atatürk afet inan, atatürk latife hanim

Yorumsuz…

***

Bize göre M. Kemal’e hakaret etmeye gerek yok, çünkü o kendine diyeceğini demiş zaten. M. Kemal, Cumhuriyetin ilan edilmesinden evvel Adana’daki Ulucâmii ziyâret eder. Ardından Esnaf Cemiyetinin verdiği çaya iştirâk eder ve şöyle der:

“Cuma günü tatil yapmak, şeriatın da emri gereğidir. Bu kadar açık bir hakikati size herhangi bir kişinin, milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun, bu yapılan şey dine aykırıdır, demesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz.”[3]

Cuma gününü tatil olmaktan çıkaran da kendisi ama. Yani yukarıda saydığı “küstahlık”, “dinsizlik”, “imansızlık” ithamlarını bir bakıma kendine yöneltmiş oluyor. Bu durumda kemalistlere göre M. Kemal’i kendisine hakaret etmekten tutuklamak gerekiyor.

Şaka bir yana, Mustafa Armağan, Süleyman Yeşilyurt ve Yavuz Bahadıroğlu’na yapılanlar haksızlıktır. M. Kemal’in yatak odasına girilmesini savunmuyorum ama kaynaklı bir iddiada bulundular. Kemalistler deli danalar gibi böğüreceklerine, maçaları yiyorsa cevap versinler. Kemalist kaynaklarda bile mevcut bir şeyden dolayı bu insanları linç etmek insafla bağdaşmaz. Kaldı ki, bir asırdır Padişahların haremini dillerinden düşürmeyen kemalistlerin, bu kaynaklı iddialara ateş püskürmeleri, tekrar ediyorum; yüzsüzlükten başka bir şey değildir. Ne demişler; Eden, bulur!

*

Atatürk Afet Inan, M. Kemal Afet inan Mustafa armagan süleyman yesilyurt yavuz bahadiroglu

Afet Inan ve M. Kemal dans ederken…

***

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, CNN Türk Afet Inan’ın M. Kemal ile aşk yaşadığını yazmış, ancak son olaylar patlak verince apar topar sitelerinde yer alan bu haberi sansürlemişler. Buna rağmen Ahmet Hakan, M. Kemal-Afet Inan ilişkisi gündeme gelince köşesinde yine demogoji yaptı. Şöyle diyor Aydın Doğan’ın elemanı:

“İffetli bir kadına iftira atmanın öteki dünyadaki bedelini unutacak kadar alçalmışlardır.”

Iftira diyor… Ama az evvel de gördüğünüz gibi bir iftira söz konusu değil, zira kaynaklarda bu ilişki hakkında malumat var. Üstelik az evvel de gördüğünüz gibi çalıştığı kurum bunu yıllar evvel haber yapmış.

Ahmet Hakan, “Zihinleri, ilgileri, merakları hep bellerinin altındadır” diyor.

Demek ki CNN Türk yetkililerinin zihinleri, ilgileri, merakları da hep bellerinin altındaymış…

Ahmet Hakan ayrıca “Atatürk’ün yatağına meraklı tarihçi” diyor. Ama gördük ki maaşlı elemanı olduğu CNN Türk de M. Kemal’in yatağına meraklıymış. Kendisi böyle bir kurumun parçası olmaktan sonsuz gurur duyuyordur herhalde.

M. Kemal-Afet Inan ilişkisi hakkındaki iddiaya, “İnsanlığa sığmayacak bir yavşaklık” diyen Ahmet Hakan, CNN Türk yetkililerine de “yavşak” diye(bile)cek mi acaba? Bekleyip göreceğiz.

Mustafa Armağan, Yavuz Bahadıroğlu ve Süleyman Yeşilyurt’u kınayan, başta Ahmet Hakan olmak üzere, bütün Atatürkçüler CNN Türk’ü de kınamalı ve derhal istifa etmelidirler. Zira dürüstlük bunu gerektirir. Ayrıca bu haberi yapan ve daha sonra sansürleyenler de istifa etmelidir. Bu kadarı da yetmez; Haberi yapanlar tutuklanmalıdır. Madem ki bu sözler onlara göre bir iftiradır, o halde bedelini ödemeleri gerekir. Ahmet Hakan yazısında bu ilişkiyi gündeme getirenlere “alçak” diyor. Eğer bunu gündeme getirenler alçak ise, o zaman Afet Inan’ı M. Kemal’in “aşk listesine” koyan, yayınlayan ve buna ses çıkarmayan CNN Türk çalışanları da alçaktır. Bu kadar net.

Madem M. Kemal’i seviyorlar, o halde M. Kemal’e hakaret eden CNN Türk’ten istifa etmeleri şarttır. Etmeyen, M. Kemal’i sevmiyor, bilakis onu kullanıyor demektir. Hadi bakalım, görelim samimiyetlerini…

Bu arada Baro başkanlarını da CNN Türk’e dava açmaya davet ediyorum. Bakalım kimler “Baro”nun ve kimler de “Baron”un adamları hep birlikte göreceğiz. Anlayacağınız bu saatten sonra kimlerin gerçek Atatürkçü ve kimlerin Paragözcü oldukları ayan beyan ortaya çıkacaktır.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] (Atatürk’ün Torunu ve Ülkü Adatepe’nin oğlu) Ahmet Kemal Doğançay, Saklı Anılar, Nokta Yayınları, Istanbul 2008, sayfa 90.

[2] “Sınır tanımayan gurur” başlıklı haber. Bakınız; Cumhuriyet Gazetesi, 18 Kasım 2015.

[3] Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyâhatnâmesi, sayfa 32.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 2

Ahmet Hakan’a Cevap 2

*

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

Atatürkçü Ahmet Hakan…

***

Ahmet Hakan dünkü köşesinde M. Kemal’e “sarhoş” dendiğinden yakındı. Şöyle diyor monşerimiz:

“Vatanı sattı diyemedikleri için, Bindi gitti İngiliz’in gemisine diyemedikleri için, Mandacılık yaptı diyemedikleri için, Hainlik etti diyemedikleri için, Sarhoş diyorlar, diyebiliyorlar Atatürk’e.”

Yani her kemalist gibi o da Sultan Vahideddin’i ima ediyor. Kısaca maddelersek;

– Vatanı sattı

– Bindi gitti İngiliz’in gemisine

– Mandacılık yaptı

– Hainlik etti

Bütün bu maddelere aşağıda cevap vereceğiz, ancak evvela şu sarhoşluk meselesini açıklığa kavuşturalım.

Ah Ahmet Hakan vah Ahmet Hakan… Hala M. Kemal hakkındaki tenkidlerin “sarhoş”luktan ibaret olduğunu zannediyor… Fakat fena halde yanılıyor.

Zira sıradan bir insanın evinde içip sarhoş olması bizi pek alakadar etmez. Onun için dua ederiz, Kur’an-ı Kerim’deki “iyiliği emredip kötülüklerden sakındırın”(Al-i Imran Suresi 104) emri icabı tatlı dille kendisine alkolün zararlarını anlatıp sarhoş eden bu meretten kurtarmaya çalışırız. Başka ne yapabiliriz ki? Uzun süre çalıştığı yerin Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan’ın “iyi bir şarapçı” olduğunu yazmıştı… Bugüne kadar Ahmet Hakan’a bu hususta bir şey dedik mi? Ama bir insan devletin başındaysa onun içmesine ve sarhoş olmasına asla müsamaha gösteremeyiz. Nitekim ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar devrinde Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınmış olan “Kutadgu Bilig”in “Beyliğe Layık Bir Beyin Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söyler” başlıklı 28. bâbında yer alan şu beyitler bize bu hususta öğüt verir:

“2091 – Bey içki içmemeli ve fesatlık yapmamalıdır; bu iki hareket yüzünden, sonunda ikbal elden gider.

2092 – Dünya beyleri şarabın tadına alışırlarsa, memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur.

2093 – Dünyaya sahip olan vaktini kumara verirse, memleketin bozar ve kendisi de muhtaç duruma düşer.

2094 – Devlet işleri ihmal edilir ve vaktında yapılmazsa, arkasından avcı kuşla takip etsen bile, bir daha ele geçmez.

2095 – Bilgi veren ve bilgisizi yererek, içkiden men eden insan ne der, dinle.

2096 – Ey içki düşkünü, boğazının esiri, içki içme; içki içersen, sana fakirlik yolu açıldı demektir.

2097 – Avam içkiye müptelâ oldu, malı rüzgâr gibi uçtu; bey içkiye müptelâ olursa, memleketi nasıl durur.

2098 – Bu içki ve meyhaneci düşmandır, insanın parasını alır; içki içen hırçın ve kavgacı olur.

2099 – Insan sarhoş olursa, deli olur ve aklını kaybeder; deli hiç doğru iş yapar mı?

2100 – Takva sahibi insan ne der, dinle; ey boğazının kulu, bu söze göre hareket et.

2101 – Yapılacak nice işler içki yüzünden yapılamaz; yapılmaması gereken nice işler de sarhoşken yapılır.

2102 – Nice uygunsuz işler içki yüzünden işlenir; nice iyi işler sarhoşluk yüzünden geri kalır.

2103 – Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse, memleket işini düşünmeğe ne zaman fırsat bulur.

2104 – Nerede fesat olursa, oradan saadet kaçar, gider; fesat, şüphesiz, her yerde daima beyliğe halel getirir.

2105 – Saadet ve ikbal temizdir, her yerde temizlik arar; bu saadet durudur ve ancak saf olanı destekler.

2106 – Bey içkiye müptelâ, müfsit ve kaba olursa, onun bütün halkı da ayyaş olur.”

***

Bizim bir Türk olarak Yusuf Has Hacip‘in Türk beyleri yani devlet başkanları için yazdıklarına uyulması gerektiğini ifade etmemiz Ahmet Hakan’ı niçin rahatsız ediyor? Ahmet Hakan Türk değil mi?

Ahmet Hakan bütün kemalistler gibi, “Atatürk içiyorsa size ne” demek istiyor herhalde. Haklılar, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu bizi alakadar etmiyor. Zaten biz onun evinde içmesine bir şey demedik. Bizim itirazımız, topluma “örnek” olarak gösterilen bir insanın herkesin içinde açıkça içmesi ve başkalarına üstelik çocuklara da içirmesinedir.[1] Yani kötü örnek olmasınadır. Bu bir. Ikincisi ise bu kadar içen birisinin Devleti idare etmesinedir.

*

kemal-atatc3bcrk-mal-varligi-serveti-ankara-orman-ciftligi-bira-fabrikasi-acilisi-cocuk-icki-icerken-alkol-atatc3bcrk-kc3b6tc3bc-c3b6rnek-atatc3bcrk-bira-cocuk-atatc3bcrk-cocuk-icki

Böyle örnek olunur mu?..

***

Nisa Suresi’nin 43’üncü ayetinde “Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” buyuruluyor.[2]

Allah Teala, sarhoş bir insanın ibadet etmesine bile müsaade etmiyor, onu huzuruna kabul etmiyor. “Allah ile arasında” olan ve “başkasını bağlamayan” bir meselede dahi bir sarhoşa ibadet izni verilmezken, kendi meselesi olmaktan çıkmış ve bütün bir milleti alakadar eden meselelerde bir sarhoşa yetki verilebilir mi? Bir milletin kaderi, çok içen birine, yani kısaca bir sarhoşa teslim edilebilir mi?

Edilirse, işte bir şapka uğruna kelleler gider…[3]
Edilirse, mecliste milletvekilleri vurulur…[4]
Edilirse, Aristo’nun Ali Baba olduğunu iddia eden Güneş Dil Teorisi gibi hurafeler uydurulur.[5]
Edilirse, yabancı bir elçinin kızı taciz edilir…[6]
Edilirse, 1000 yıllık yazımız yani tarihimiz, kültürümüz, medeniyetimiz çöpe atılır.
Edilirse, Ingiliz elçisine “Türkiye’ye reis olun” teklifi yapılır.[7]
Edilirse, Irak sınırının “düzlük” değil de “dağlık” araziden geçen, dolayısıyla Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden Türkiye-Irak sınırı çizilir.
Edilirse, okullarda din dersleri kaldırılır ve böylece toplum, içinden çıkılmaz bir manevi boşluğa itilir ve kendi çıkarlarını toplumun çıkarları üzerinde gören ehil olmayan yöneticiler başa gelir.[8]

Bu listeyi uzatmak mümkün olsa da buna gerek duymuyoruz, fakat şu kadarını söyleyelim ki, M. Kemal’i “Foks isimli köpeği” bile ısırmış.[9] Peki neden? Kamçıyla dövdüğü için… Aklı başında bir insan bir köpeğe veya herhangi bir hayvana vurur mu? Ama kusura bakmayın, şapka uğruna “insan asan” birinden her şey beklenir.

Bazıları “Atatürk sarhoş olmazdı” diyor. Allah Allah… Halbuki M. Kemal’in arkadaşları onun sarhoş olduğunu yazar.

M. Kemal’in çok itimat ettiği generallerden Fahrettin Altay, Fresko gazinosuna baloya gittiklerini ve M. Kemal’in orada sarhoş olduğunu açıkça yazar. Buyrun, balodan eve dönüşü kendisinden dinleyelim:

“Sabah yaklaştı herkes birer birer çekilmeye başladı. Saat 4’e doğru artık gidelim diyerek birlikte çıktık. Otomobilde (M. Kemal) beni yanına aldı, hareket edince başını göğsüme dayayarak daldı. Göğsümde perişan halde saçılan o sırma saçları en büyük heyecanı kalbimde yaratıyor, öpüyor ve kokluyordum.”[10]

M. Kemal’e her fırsatta minnet borcunu ifade eden Ismet Inönü dahi bundan muzdarip olarak “Bu memleket daha ne kadar bir sarhoş masasından idare edilecek?” diye isyan etmişti…

M. Kemal ile Inönü arasındaki bir gerginlik bir akşam Çankaya’da son haddini buldu. Bu olay bir bira fabrikasını ilgilendiren ekonomik bir meseleden çıkmıştı. lnönü, sinirlerine hakim olamayarak, “Bu memleket daha ne kadar bir sarhoş masasından idare edilecek?” diye parlamış.

M. Kemal ise bunu inkar etmemiş ve sakin sakin, “Seni bu mevkiye getirenin de bir sarhoş olduğunu unutuyorsun galiba” demiştir.[11]

*

sarap-sihhat-ve-kuvvet-verir-atatc3bcrk-bira-fabrikasi-atatc3bcrk-sarap-atatc3bcrk-raki-atatc3bcrk-icki

Kemalist rejim insanları alkole teşvik etmişti: “Şarap sıhhat ve kuvvet verir.”

Sanki portakal suyu satıyorlar…

***

Gelelim yukarıda cevaplayacağımızı söylediğimiz iddialara…

Ahmet Hakan “Vatanı satmak”tan bahsetmiş… Yani kemalistlerin çoktan çürümüş olan yalanını tekrarlayarak Sultan Vahideddin’e dokundurmaya çalışıyor… Halbuki Sultan Vahideddin vefat ederken ilaç alacak parası dahi yoktu. Vatan bu kadar ucuz muydu? Buna mukabil M. Kemal Türkiye’nin en zenginlerinden biri olarak hayata gözlerini yummuştur.[12]

Ahmet Hakan Sultan Vahideddin’i kastederek “Ingiliz gemisine bindi” diyor.

Sultan Vahideddin ülkesini Ingilize teslim etmedi, hazineyi kaçırmadı, M. Kemal gibi “Ingiliz Valisi” olmak için Ingiliz makamlarına müracaat etmedi.[13]

Onu Ingiliz gemisine binmeye mecbur edenler utansın… Filistin cephesinden kaçarak Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesine sebep olanlar utansın. Senin adamın Filistin cephesinden kaçacak[14], pardon “geri çekilecek”, Sultan Vahideddin’e “derhal ingilizler ile barış yap” diye telgraf çekecek, bunun için de kendi arkadaşlarını tavsiye edecek, ülkemizin işgaline sebep olan Mondros’un imzacısı Rauf Beyi de Ankara’da Başbakan yapacak[15], sonra da sen kalkıp “işgal altındaki” Padişahı ingiliz gemisine binmekle suçlayacaksın. Bu olmaz.

Ayrıca kimseye zararı dokunmadan ingiliz gemisine binip gitmek, Ingiliz ve yahudi şapkasını Türk milletine zorla giydirmekten daha şereflidir.

Ahmet Hakan “mandacılık”tan bahsediyor… Kim mandacıydı? Sivas Kongresi’nde “Amerikan mandası” talep edilmedi mi? Üstelik bunun için ABD’ye M. Kemal imzalı bir mektup gönderilmedi mi? Ahmet Hakan bunları nasıl bilmez? Ayrıca Rauf Bey’in Kazım Karabekir Paşa’ya gönderdiği bir mektupta M. Kemal’in “Allah belasını versin, şu Amerikalılar manda mıdır nedir, bir an önce kabul etseler de memleket de bu herc ü mercten kurtulsa.” dediği yazar.[16] Madem mandacılık kötü bir şeydir, o halde neden mandacı ve Ingiliz Muhipler Cemiyeti kurucularından olan Abdullah Cevdet Bey M. Kemal nezdinde “makbul” oldu? Çünkü dinsizliği savunuyordu.[17] Mesele bu. Ey Ahmet Hakan! Hadi, Ingiliz mandacısı ve Ingiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından Abdullah Cevdet’i huzuruna kabul eden ve tercüme ettiği dinsiz Jean Meslier’in “Sağduyu, Tanrısızlığın Ilmihali” isimli kitabını “Devlet Matbaası”nda bastıran M. Kemal’e de bir çift laf et de görelim samimiyetini…

*

ataturk-abd-mandasi-ataturk-amerikan-mandasi-m-kemal-mandaci-ataturk-mandaci-m-kemal-amerikan-mandasi-sivas-kongresi-ataturk

ABD’ye gönderilen M. Kemal Paşa imzalı “manda” teklifi…

***

Ahmet Hakan “hainlikten” de bahsetmiş… Bu kendi ifadesiyle “dümbeleklik”ten başka bir şey değildir.

Mısır, Sudan ve Kıbrıs’ı, Adaları ve Batı Trakya’yı Lozan’da bırakan kim? Batum’u ruslara satan kim?[18] Azerbaycan’ı bolşeviklere teklif eden kim? Ingilizlerin arzu ettikleri sistemi kuran kim?[19]

Kemalistler hep böyledir, kendilerini tenkid edenlere ya “deli” derler, ya da “hain”… Buna günümüzden somut (muşahhas) bir misal vereyim. 2013 yılında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun en küçük kardeşi Celal Bey’in Izmir’de bekçilik yaptığı ortaya çıkınca, Kemal bey şöyle demişti:

“Kardeşim evinin ekmeğini alın teriyle kazanan bir emekçidir. Ekmeğini, aşını alın teriyle kazanan başı dik, onurlu milyonlarca emekçi gibi inşaatta çalışan kardeşime de, kolaylıklar, sağlık ve huzur diliyor, alnından öpüyorum.”

Fakat bugün CHP’nin yolsuzluklarını ve FETÖ ile ilişkisini deşifre eden Celal Bey’e yapılanlara bir bakın. Utanmadan şimdi de ona “satılmış” yani hain ve “deli” diyorlar. Işte kemalistler böyledir. Böylelerinin, Osmanlı Devleti’ne ve padişahlarına iftira atmasında şaşılacak bir şey yok doğrusu. Tam tersine, eğer methetselerdi, işte o zaman Osmanlı’dan şüphe ederdim.

Osmanlı tarihçisi Ilber Ortaylı’ya rica ediyorum, Ahmet Hakan’a şöyle bir ağız dolusu; “cahil” der misiniz?

.

KAYNAKLAR:

.

[1] M. Kemal’in çocuklara içki içirdiğine dair bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/06/15/alkolun-zararlari/

[2] Nisa suresinde geçen bu ayetin meali:

“43 – Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” (Elmalılı Meali)

[3] Şapka zulmüyle alakalı yazılar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2015/04/26/kemalist-rejimin-sapka-yuzunden-idam-ettigi-salci-baci/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/28/sarigini-cikarmadi-istiklal-mahkemesine-sevk-edildi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/m-kemal-ataturkun-sapka-zulmu-ve-istiklal-mahkemesinde-asilan-alimler-hocalar/

http://belgelerlegercektarih.com/2016/04/10/sapka-yuzunden-hic-kimse-asilmadi-mi/

[4] M. Kemal’in adamları mecliste cinayet işledi:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/25/m-kemalin-adamlari-mecliste-cinayet-isledi/

[5] M. Kemal’in kabul ettiği Güneş Dil Teorisi’nin hurafeleriyle gülmek isteyenler için de bir makalemiz var;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/30/ataturkun-gunes-dil-teorisi-kalp-krizi-gecirenler-olursa-sorumluluk-kabul-etmiyorum/

[6] M. Kemal’in Fransız elçisinin kızını taciz ettiğine dair tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.net/dr-riza-nur-m-kemal-ataturke-iftira-mi-atiyor-guzel-bacak-yarismalari-neydi/

[7] M. Kemal’in Ingiliz elçisini Türkiye’ye Reis yapmak istediğine dair tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/26/m-kemal-ataturk-bir-ingilizi-turkiyeye-reis-mi-yapacakti/

[8] M. Kemal din derslerini yasakladı:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[9] M. Kemal’in hayvan “sevgisi” için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/22/ataturkun-hayvan-sevgisi/

[10] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş Ve Sonrası, Eylem Yayınları, Ankara 2008, sayfa 410.

[11] Abdi Ipekçi, Inönü Atatürk’ü Anlatıyor, Dünya Kitapları, (Dağıtım: Doğan Gazetecilik A.Ş. Yani Ahmet Hakan’ın patronu), Genişletilmiş Birinci Basım, Istanbul 2004, sayfa 44.

[12] M. Kemal’in serveti hakkında tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/03/m-kemal-ataturkun-mal-varligi-serveti-genis-kapsamli/

[13] Kimin “Ingiliz Valisi” olmayı kabul ettiğini merak edenler aşağıdaki linki tıklayıp meraklarını giderebilirler;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/22/turk-tarih-kurumu-m-kemal-ingiliz-valisi-olmak-istedi/

[14] M. Kemal’in Filistin cephesinden kaçması, pardon “geri çekilmesi” hakkında malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/30/filistin-cephesindeki-hain-m-kemal-ataturk-mu/

[15] Mondros Mütarekenamesi’nin öncesi ve sonrası hakkında tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/10/m-kemal-ataturkun-ingiliz-istihbarati-ile-gizli-iliskisi-desifre-oldu/

[16] Kazım Karabekir, Paşaların Hesaplaşması, (Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Faruk Özerengin), 3. Baskı, Emre Yayınları, Istanbul 1995, sayfa 323.

[17] Abdullah Cevdet’in Ingiliz Muhipler Cemiyeti’nin kuruluşunda oynadığı role ve Ingiliz manda ve himayesinin gerekliliğinden bahsettiğine dair kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/06/18/ingiliz-muhipler-cemiyetine-uye-olan-hocalar-hain-miydi/

[18] Lozan’da peşkeş çekilenler hakkında bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/30/misir-ve-sudani-lozanda-verdik-lozana-zafer-diyenlere-ithaf-olunur-17-madde/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/30/lozanda-ruhumuzu-sattilar/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/29/m-kemal-ataturk-bati-trakyayi-ve-oradaki-kardeslerimizi-dusmana-birakmis/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/09/lozan-andlasmasinin-58-maddesi-tam-bir-rezalet/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/05/lozan-anlasmasinin-tenkidi/

[19] M. Kemal Azerbaycan’ı bolşeviklere teklif etti:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/18/azerbaycandaki-kardeslerimize-m-kemal-ataturk-mu-ihanet-etti/

Hain var mı? Varsa kimin hain olduğuna dair bir fikir vermesi bakımından iki makale tavsiye ediyorum:

http://belgelerlegercektarih.com/2014/05/23/hain-kim-sultan-vahdettin-mi-yoksa-m-kemal-mi/

http://belgelerlegercektarih.com/2015/06/27/kim-ingiliz-ajani-kim-hain/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap…

Ahmet Hakan’a Cevap…

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-kose-yazilari-ahmet-hakan-erdogan-ahmet-hakan-coskun-ahmet-hakana-reddiye

***

Cehaletiyle meşhur Ahmet Hakan bugünkü köşe yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Islamist terör” diyen Merkel’i uyarmasına tepki gösterdi. Arkasına Almanya Şansölyesi Merkel’i alan Ahmet Hakan, DEAŞ için “Ama Islam diye kafa kesmiyor mu barbarlar ordusu” diyor.

Evet Ahmet Hakan, aynen öyle yapıyorlar. Ama biraz tutarlı ol… Mert ol… Dürüst ol. Samimi ol. Bu ülkede “şapka” için kafalar kesilmedi mi? Eğer kafa kesmek barbarlık ise, o zaman bir şapka uğruna kafalar kesen “Atatürk”e de barbar diyebilecek misin?

M. Kemal şapka uğruna “kurbanlar verelim” demedi mi? Al işte, kendi beyanı:

“Bu serpuşun adına şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, smokin gibi, frak gibi, işte şapkamız! Isterseniz bildireyim ki, bu kadar yüksek ve önemli bir sonuca varmak için, gerekirse bazı kurbanlar da verelim!”[1]

Üstelik bir de milletvekillerini “kafa kesmek”le tehdit etmedi mi? Ve bunu da Nutuk’ta iftiharla anlatmadı mı? Al işte Nutuk’tan:

“Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”[2]

Peki M. Kemal’e de “barbar” diyebilecek misin?

Diyemezsin!..

Diyemediğin gibi, Rize’de Atatürk heykelinin söküldüğü yerde poz veren bir Türk vatandaşına; “be hey şuursuz!” diye çıkışıp kendinle çeliştin. Üstüne bir de Anaokulu bebesi gibi “Atatürk olmasaydı…” masalı anlattın. Gerzeklik bu işte…

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-kose-yazilari-m-kemal-ataturk-nutuk-fakat-ihtimal-bazi-kafalar-kesilecektir

M. Kemal, vekilleri “kafalarını kesmek”le tehdit ediyor ve bunu da Nutuk’ta iftiharla anlatıyor…

***

Neymiş, Atatürk olmasaymış belki bugün mülteci olacak mışız?

Be hey şuursuz!

Bu bir acziyet ifadesidir. Bu millet âciz değil ve hiçbir zaman da olmadı! Senin Türk milletine hakaret etmeye hakkın yok. Kahraman bir milletin istiklâlini bir adama mâletmek senin haddine değildir. Aklını başına topla. Batı’da Çerkez Ethem, doğuda Kazım Karabekir ve Deli Halid Paşalar düşmanla çarpışırken, Ingilizlerle Pera Palas’ta pazarlıklar yapan, ardından Ankara’da entrikalar çeviren ben değildim. Bu millet M. Kemal’den evvel başlattı Kurtuluş Savaşını. Onunla var olmuş değildir.

Kazım Karabekir paşanın günlüklerini de mi okumadın? Okutalım o zaman… Bak, 18 Nisan 1919 tarihli günlüğüne ne yazmış:

“Milli hareketimiz hakkında icap edenlerle görüştüm. Silahlı teşkilâtlarının kuvvetlendirilmesini söyledim.”[3]

19 Nisan 1919’da ise Trabzon’a çıkıyor.

Yani M. Kemal’in Samsun’a çıkışından 1 ay evvel…

Milli hareket için silahlı teşkilâtların kuvvetlendirilmesi talimatını vermek nedir? Halide Edib Adıvar’ın ingilizce yazdığı hatıralarını da mı okumadın? Milli hareketi Kazım Karabekir paşanın başlattığını ve halkı silahlandırdığını yazıyor. Peki o tarihte M. Kemal nerede? Uğur Mumcu’nun kitabına bak; “Şişli’deki evinde yatıyor.”[4]

Bize masal anlatma Ahmet Hakan!

Hani o olmasaydı?.. O olmasaydı Kazım Karabekir Paşa olurdu. O olmasaydı Ali Ihsan Paşa olurdu. O da olmasaydı Medine kahramanı Fahreddin Paşa olurdu. Bizde kahraman mı yok? Afrika’da bilmem ne kabilesinin efrâdı mıyız biz? Bu kadar ezik misin sen?

Neymiş… Atatürk’ün sayesinde din süslü cemaat darbe girişiminde başarısız olmuş. Hayır! Tam tersine; M. Kemal’e rağmen başarısız oldu. M. Kemal’in kapattığı Imam Hatip’ten mezun olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dik durmasıyla başarısız oldu. M. Kemal’in yasaklamasına rağmen “Allahu Ekber” diyerek direnen Milletin sayesinde başarısız oldu.

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-coskun-15-temmuz-darbe

15 Temmuz gecesi darbecileri tekbirlerle tepeledik…

***

Gel senin o düz mantığınla hareket edip şöyle haykırayım:

“Be hey şuursuz Ahmet Hakan!.. Eğer M. Kemal’in kapattığı Imam Hatipler, kemalizme rağmen daha sonra açılmasaydı, bu darbe girişimine karşı çıkan Erdoğan olmayacaktı. Türkiye bölünecekti… Belki de bugün mülteci olup ellerin memleketinde dileniyordun a be gerzek! Niye Erdoğan’ı eleştiriyorsun?”

Nasıl? Senin mantığın böyle işliyor işte. Üstelik aynı senin üslubunla yazdım.

Ayrıca meydanlara inenler “Türkiye laiktir laik kalacak” naraları atmadı. “Allahu Ekber” sadalarıyla kenetlendi. M. Kemal’in “Tanrı uludur” bilmem nesiyle değil. DEAŞ, Allahu Ekber diyerek kafa kestiği zaman “Islâmî terör” oluyor da, darbecilere karşı Allahu Ekber sadalarıyla direnmek neden “Islâmî direniş” olmuyor? Neden darbeden sonra “bu bir Islâmî direniştir” demedin de demokrasiye bağladın? Neden şapka uğruna kafa kesilmesine “Laik terör” demiyorsun?

Madem M. Kemal’in sistemi en iyisi, o zaman neden kuvvetler birliğini değil de kuvvetler ayrılığını istiyorsun? M. Kemal hayatı boyunca kuvvetler birliğini savunmuştur.[5]

Bir de Osmanlı borçlarından falan bahsetmişsin… Aman Ilber Ortaylı duymasın, yoksa sana ağız dolusu “cahil” der. O borçların büyük bir kısmı, M. Kemal’in de mensubu olduğu “darbeci” Ittihat ve Terakki’nin aldığı borçlardı.

Yani demem o ki bu paralar, hatta daha fazlası, tüyü bitmemiş yetimin hakkını betonlaştırıp her yere heykel dikenlerden tahsil edilmeli… Bir de “Atatürk olmasaydı…” diyerek masal anlatanlardan. Bakalım o zaman sen nereye kaçacaksın…

.

**********

.
KAYNAKLAR:

.

[1] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 2, 5. Baskı, Türk Inkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara 1997, sayfa 221 – 222.

[2] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 691.

[3] Kazım Karabekir, Günlükler (1906-1948), 1. -2. cild, Çeviriyazı: Budak Kayabek, Hazırlayan: Yücel Demirel, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2009.

[4] Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 32, 33.

[5] M. Kemal kuvvetler birliğini savunuyordu:

http://belgelerlegercektarih.com/2017/01/09/m-kemal-ataturk-cumhuriyet-dusmani-mi-2/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*