Atatürk dış borç almadı yalanı

Atatürk dış borç almadı yalanı

Bazı kemalistlerin, “Atatürk döneminde dış borç alınmamıştı” yönündeki iddiaları malum. Halbuki, M. Kemal ve avenesinin dış borç alabilmek için yoğun çaba harcadığı biliniyor.

Cumhuriyet dönemi iktisat tarihçisi Prof. Yahya Sezai Tezel, M. Kemal Atatürk’ün dış borç ve yabancı sermayeye başvurmadığı iddialarına karşı şunları yazıyor:

“Cumhuriyet tarihinde yabancı kaynak kullanımından arıtılmış bir Kemalist dönem var saymak ve bu dış finansmansız bağımsız kalkınma döneminin Ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra ya da hemen önce sona erdiğini söylemek yanlıştır. 1923-1938 dönemi boyunca Türkiye ekonomisinde dış kaynak kullanımı yolunda güçlü bir eğilim vardır. Atatürk dönemindeki kapitalist gelişme stratejisi dış kaynaklara önemli ölçüde başvurma eğilimine sahip olmuş, bunu sürdürmüştür.”[1]

Dış Borçlar…

Örneğin 14 Haziran 1930 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) 10 milyon dolar borç alınmıştır.[2]

1932 yılında ise Rusya’dan 8 milyon dolarlık kredi alınmıştır.[3]

Hatta 1930’lu yıllarda Türk ekonomisi dış ticaret bakımından yarı yarıya Almanya’ya bağımlıdır. Almanya “cliring” sistemiyle Türk ithal ve ihraç ürünlerinin yüzde 40’ından fazlasını temsil ediyordu. Prof. Tezel’e göre, “Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde Türkiye’nin dış ticareti bir ülkeye bu kadar bağımlı olmamıştı.”[4]

Nitekim Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, ekonomide “Almanya’ya bağımlı” olduklarını Ingiliz Büyükelçisi Percy Loraine’e itiraf etmişti.[5] O yıllarda Almanya’dan 150 milyon mark kredi alınmıştır.[6]

Ingiltere, Kral 8’inci Edward’ın Türkiye’yi ziyaret edip M. Kemal Atatürk’le görüşmesinden 1,5 yıl sonra Mayıs 1938’de Türkiye’ye 16 milyon sterlin kredi açtı.[7]

Ingiltere ve Almanya’dan alınan krediler M. Kemal Atatürk’ü bir hayli memnun etmiş görünüyor. Zira Atatürk, 1 Kasım 1938’de Başbakan Celal Bayar’ın okuduğu yasama dönemini açış nutkunda, bu kredilerin “memleketin mâlî itibarına karşı gösterilen ciddi güvenin ve harici siyasetimizdeki dürüst hareketin bir tecellisi” olduğunu belirtmişti.[8]

Iç borçlanmaya dair bir örnek vermek gerekirse, 1934 yılında Sivas-Erzurum Demiryolunun yapımı için alınan 30 milyon lira örnek gösterilebilir.[9]

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız


[8] no’lu dipnot ile ilgili… Ingiltere’den alınan 16 milyon sterlin ve Almanya’dan alınan 150 milyon mark tutarındaki borçların M. Kemal Atatürk’ü memnun ettiğini gösteren söz konusu Meclis açılış konuşmasının tutanağı

***

[9] no’lu dipnot ile ilgili… 30 milyon liralık iç borçlanma sözleşmesine dair 2463 sayılı kanun, Resmi Gazete’de böyle yayınlanmıştı

***

Bu konuda bu kadar malumat kâfidir sanırız.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Kemalist yönetimin dış borç bulmak için yaptığı çabaları ve rakamlar için Prof Tezel’in çalışmasına bakabilirsiniz; Yahya Sezai Tezel, 1923-1938 Döneminde Türkiye’nin Dış Iktisadi Ilişkileri, ITBA Mezunları Derneği, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Tarihiyle ilgili Sorunlar Sempozyumu, 14-17 Ocak 1977, Istanbul 1977, sayfa 193 – 229.

Ayrıca bakınız; Yahya Sezai Tezel, Cumhuriyet Döneminin Iktisadi Tarihi, 1923-1950, sayfa 418 – 422, 430, 431.

[2] Memduh Yaşa, Devlet Borçları, 3. Baskı, Istanbul 1981, sayfa 70.

[3] Şu kaynağa bakılabilir: Haluk Ülman-Oral Sander, Türk Dış Politikasına Yön Veren Etkenler, 2, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Mart 1972, cild 27, no 1, sayfa 16.

Ayrıca bakınız; Ali Coşkun, “Cumhuriyetin Ilk Yıllarında Türkiye Ekonomisi”, Atatürkçü Düşünce Dergisi, sayı 4, Kasım 2003, sayfa 76.

– Erel Tellal, “1923-1939 SSCB’yle İlişkiler”, Baskın Oran, ed., Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, 15. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2009, cild 1, sayfa 319, 320.

[4] Yahya Sezai Tezel, 1923-1938 Döneminde Türkiye’nin Dış Iktisadi Ilişkileri, ITBA Mezunları Derneği, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Tarihiyle ilgili Sorunlar Sempozyumu, 14-17 Ocak 1977, Istanbul 1977, sayfa 205.

[5] Hikmet Özdemir, Atatürk ve Ingiltere, The British Council, Ankara, sayfa 66.

[6] Ludmila Jivkova, Ingiliz-Türk Ilişkileri, 1933-1939, Habora Kitabe Yayınları, Istanbul 1978, sayfa 158 – 162.

Ayrıca bakınız; TBMM Zabıt Ceridesi, cild 27, Içtima 1, 1 Kasım 1938, sayfa 7.

[7] Açılan bu kredi ve M. Kemal Atatürk’ün Ingilizler’le ittifak yapmayı istediği ile ilgili ayrıntılı bilgi ve Ingiliz Dışişleri arşivindeki belgeler için bakınız; Hikmet Özdemir, Atatürk ve Ingiltere, The British Council, Ankara, özellikle sayfa 43 – 183.

Ayrıca bakınız; TBMM Zabıt Ceridesi, cild 27, Içtima 1, 1 Kasım 1938, sayfa 7.

[8] TBMM Zabıt Ceridesi, cild 27, Içtima 1, 1 Kasım 1938, sayfa 7.

Ayrıca bakınız; Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 1, sayfa 431.

[9] T.C. Resmi Gazete, 30 Mayıs 1934, sayı 2714, sayfa 3875, Kanun No 2463, Kabul tarihi: 28 Mayıs 1934.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

Atatürk’ün demir ağlarını da yabancı şirketler örmüştü – Mustafa Armağan

Atatürk’ün demir ağlarını da yabancı şirketler örmüştü – Mustafa Armağan

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Yıl 1893, Bağdat hattının Ankara’ya varış töreni. Güzelce süslenmiş olan takın üzerinde “Angora” yazısı okunuyor.)

Başbakan Erdoğan ile bazı köşe yazarları arasında polemik konusu olan demiryolları tartışmasının içinden, olgulara dayanarak yaklaşmazsak çıkamayız. Biri çıkıyor, Osmanlı tek bir metre demiryolu bırakmadı diyor, öbürü hepsini yabancılar yapmıştı zaten manşetini atabiliyor. “Osmanlı yönetimi işbirlikçiydi, Cumhuriyet ne yaptıysa öz kaynaklarıyla yaptı” söyleminin pansumana değil, ameliyata ihtiyacı olduğu çok açık.

Bir kere şunu belirtmek gerek: “Ana yurdu demir ağlarla örme projesi” bir “Made in Ottoman”dır.

Osmanlı Devleti 1856 yılının 11 Eylül günü İzmir-Aydın arasında ilk demiryolunun yapım ve işletme imtiyazını bir İngiliz şirketine vermiş ve topraklarını “örecek” inşa programı o günden itibaren yürürlüğe girmişti.

Abdülaziz devrinde Rumeli demiryollarıyla devam etmiş inşa programı asıl büyük patlamasını II. Abdülhamid’le yaşamıştı. Bugün bir kısmı sınırlarımız dışında kalmış olan Bağdat ve Hicaz demiryollarına ait hatlar hariç, Osmanlı Devleti, şöyle ya da böyle Türkiye Cumhuriyeti’ne 4 bin 138 kilometrelik bir demiryolu hattı miras bırakmıştır.

Bu hatların bir kısmını devlet yapıp işletirken diğer kısımları yabancı şirketlerce yapılmıştı ve süreleri dolana kadar sahiplik ve işletme ayrıcalığı onlarındı. Zamanı gelince devredilecekti. İşte Cumhuriyet döneminde millileştirilen hatlar bunlardı. 1924’ten itibaren yapılan yeni hatların uzunluğu 21 yılda 3 bin 360 km’yi bulmuştu.

Bizim “Osmanlı’nın borcunu 1950’lere kadar ödemeye devam ettik” diye dilimize doladığımız mesele sanıldığından daha karmaşıktır. Zira bu borcun bir kısmı, millileştirdiğimiz demiryollarını da kapsar. Zaten kendi haline bırakılsa bir süre sonra bize geçecek olan demiryollarını parayla satın almışızdır. Bunların bir kısmının verimsiz olduğu için yabancı şirketler tarafından gönüllü olarak satıldığı, hatta bir bakıma yabancı şirketlerin yükten “kurtarıldığı” da bir başka gerçektir.

Asıl önemlisi, Cumhuriyet döneminde demiryollarını kimin yaptığıdır. “Osmanlı demiryollarını hep yabancılar yaptı” suçlamasına mukabil bizzat Atatürk zamanındaki demiryollarının da Alman, İsveçli ve Amerikalı şirketlere yaptırıldığı gerçeğini bilmezsek mesafe alamayız. İşte Tezel’in kitabından “ana yurdu demir ağlarla örme projesi”nin o meçhul boyutu:

“1927’de yapılan büyük ihalelerde, İsveçli (Nidquist Holm) ve Alman (Julius Berger) şirketleri 1.300 kilometrelik demiryolu yapımını üstlendi. 1827 yılına ait hesaplamalara göre 148 milyon TL’na mal olacağı sanılan bu işler, bu iki yabancı şirketin hükümete açtığı orta vadeli kredilerle yürütüldü. Demiryollarıyla ilgili istasyon binaları ve yan işlerin yapımını da bir Amerikan müteahhit firması aldı.”

Tekrarlayalım: 1) 1927’de demiryolu ihaleleri açılmış; 2) İsveçli ve Alman firmalar yapım ihalesini kazanmışlar; 3) Bu arada bir ABD taahhüt şirketi de yan işlerin ihalesini kazanmış.

Yoksa siz de o devirde demiryollarını kendi sermayemizle yapabileceğimizi mi sanıyordunuz? (Beğenmedikleri Osmanlı bunu Hicaz demiryolunda başarmış, yabancı sermayeye muhtaç olmadan çöllerin içinden trenlerini Medine’ye ulaştırmayı başarmıştı.) Ülke yabancı sermayeye de, dış borca da muhtaçtı.

Gerek Tezel’in araştırması, gerekse Korkut Boratav’ın “Türkiye’de Devletçilik”i dikkatle okunduğunda 1930’ların başına kadar “devletçilik” diye bir ekonomik programın söz konusu olmadığını, hele yabancı sermaye düşmanlığının hiçbir zaman yapılmadığını fark edersiniz.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa, 1930’da ülkemizi ziyaret eden ABD Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Klein’ı kabul ederken “Tercihan Amerikan sermayesinin” Türkiye’de çalışmasını “çok arzu ettiğini” söyleyecektir. Dahası, 1931 yılında ABD ve Fransa’ya borç para bulmak için giden şahıs da yabancımız değil: Maliye Bakanı (sözümona “Efe”) Şükrü Saracoğlu kapı kapı dolaşıp kredi bulmak için çırpınır ama havasını alır.

İtiraf edelim: 1929 ekonomik bunalımında dış borç bulamayıp yabancı yatırımcıları ülkeye çekemeyince mecburen “devletçi” olmuştuk.

1927’de Türkiye’de çalışan yabancı şirket sayısı kaçtı biliyor musunuz? Tam 113. Bu sayı, bunalımdan sonra 71’e inmişti (biz kovmadık, kendileri gitti).

Peki devletçiliğin başladığı 1932’den sonra nasıl bir manzara vardı? Tezel’e göre 1934-38 döneminde tam 32 yeni yabancı şirket kuruldu. Demiryollarını yapan Alman, İsveçli ve ABD’li şirketler haricinde 1934’te yeni bir Alman şirketi 5 milyon dolarlık bir ihale kapmıştı. Devlet eliyle kurulan fabrikaların da kendi şirketlerimizce yapıldığını sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Mesela Kayseri uçak fabrikasını bir Amerikan şirketi yapmıştı, Karabük demir çelik fabrikasını ise İngiliz firması.

Millileştirmenin de epeyce sınırlı kaldığını öğrenmek şaşırtıcı oluyor doğrusu. 1923-50 döneminde sadece 24 şirket devletçe satın alınmıştı. Bunlardan 21’inin 1933-45 döneminde alınması da ilginçtir. Demek ki bazılarınca “altın çağ” denilen ilk 10 yılda sadece 3 imtiyazlı yabancı şirket millileştirilmişti!

Bunların çoğu da demiryolu veya belediye hizmetleri (elektrik, havagazı, su vb.) veren şirketlerdi ve büyük ölçüde verimsiz şirketler olup paramızı verseler de çıkıp gitsek havasındaydılar. Pazarlıklarda hiçbir anlaşmazlık emaresi görülmemesi de bunu gösterir. İmalat ve ticaret kesimlerindeki (2 istisna hariç) hiçbir şirketin millileştirilmeyişi de önemlidir. Ergani ve Zonguldak maden şirketleri millileştirilmekle birlikte birçok yabancı sermayeli maden şirketine dokunulmayışına ne demeli?

Sonra “Hiç dış borç almadık” cakalanışı da boştur. Cumhuriyet’in ilk konsolide dış borçlanmasının 1930’da bir Amerikan şirketine kibrit tekeli verilmesi sırasında yapılması önemli değil mi? Demek ki ilk dış borcu Amerikalılardan almıştık. 1936’da İngiliz hükümeti, Karabük demir-çelik fabrikası ihalesini kendi şirketinin kazanması üzerine 3 milyon sterlin kredi açmıştı. 1938’de İngiltere’den toplam 100 milyon liralık kredi almıştık (ironi şurada ki, bunların ödemesini beğenmedikleri DP hükümeti yapmıştı). Keza Nazi Almanya’sı da Türkiye’ye kredi verecekti ama biz İngiliz ve Fransızlardan kredi alınca iptal oldu.

Özetle Cumhuriyet yönetimi kesinlikle yabancı düşmanlığı da, yabancı sermaye düşmanlığı da yapmamıştır. En acı örnek ise hakkında özel kanun çıkardığımız Chester projesidir. ABD’li şirkete binlerce km’lik demiryolu güzergahının 40 km çevresindeki bütün maden ve petrol kaynaklarının işletme hakkını devreden projeyi TBMM’de alkışlarla kanunlaştırmıştık. Ancak bizzat Amerikalılar “Teşekkürler, almayalım” diye geri çevirmişlerdi.

Bu hikâye burada bitmez sevgili okur. Haftaya Chester projesi 32 kısım tekmili birden huzurlarında…

***

ALINTI: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1340025&title=ataturkun-demir-aglarini-da-yabanci-sirketler-ormustu

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*