M. Kemal Atatürk dini kullandığını itiraf ediyor (Türk Tarih Kurumu kaynaklı)

M. Kemal Atatürk dini kullandığını itiraf ediyor (Türk Tarih Kurumu kaynaklı)

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

***

M. Kemal Atatürk Milli Mücadele sürecinde neden dinimizi övdü? Yani gerçekten inandığından dolayı mı bu konuşmaları yaptı, yoksa gayesine ulaşabilmek için dinimizi yalnızca bir araç olarak mı kullandı?

Gelin bunu kendisinden öğrenelim.

Eski Adalet Bakanlarından Mahmut Esat Bey (Bozkurt) bir gün Atatürk’e başvurur:

– “Paşam, Üniversite’de İnkılâp derslerinde okutmak üzere tarafınızdan (Cumhuriyet) sözlerini ilk önce nerede, ne şekilde ve kimler arasında telâffuz buyurduğunuzu öğrenmek istiyorum.”

Atatürk, Mahmut Esat Bey’e şu yanıtı verir:

– “Bunu Mazhar Müfit Bey’den öğreniniz. O, günü gününe bütün hadiseleri not etmiştir.”

(…)

(Yani M. Kemal Atatürk kendisine sorulan bir konu hakkında muhatabını Mazhar Müfit Kansu’ya yönlendirmiştir… Burası önemli).

Devam ediyoruz…

Mazhar Müfit Bey, Bitlis valisi iken Damat Ferit hükümetince görevinden alınıp hakkında tutuklama kararı çıkartılmış; Mazhar Müfit Bey de Erzurum’a geçip M. Kemal ve arkadaşlarına katılmıştı.

Mazhar Müfit o günden sonra hep Atatürk’ün yanında olmuş, gördüklerini, duyduklarını günü gününe saptayan günlük tutmuştu.

Mazhar Müfit Bey, M. Kemal Paşa’nın Erzurum Kongresi’ni açarken yaptığı konuşmanın sonunda şu sözlere yer verdiğini yazar:

“En son olarak niyazım şudur ki, Cenâb-ı Vacibü’l-Amal Hazretleri, Habib-i Ekrem’i hürmetine, bu mübarek vatanın sahip ve müdafii ve diyaneti celile-i Ahmediye’nin ilâyevnilkıyâme- haris-i estakı olan millet-i necibemizi ve makam-ı saltanat ve hilâfet-i kübrâyı masun ve mukaddesatımızı düşünmekle mükellef olan heyetimizi muvaffak buyursun.”

Mazhar Müfit, bu konuşmayı yadırgayarak Paşa’ya niçin böyle bir konuşma yaptığını sorar.

Kongre akşamı Paşa’ya:

– “Erzurum, nutkunuzun sonunu müftü efendinin duası gibi bitirdiniz”, dedim. Bu tarz konuşmamı hoş gördüğü için sadece güldü ve:

“Maksadını anlıyorum, anlıyorum amma şimdi vazifemiz halkı, vatanı ve esir padişahı kurtarmaya inandırmaktan ibarettir.”

**********

KAYNAK: Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk ile Beraber, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1986, cild 1, sayfa 85.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

M. Kemal Atatürk’ün ne zaman Islami söylemlere başvurduğu hakkında bir Analiz

M. Kemal Atatürk’ün ne zaman Islami söylemlere başvurduğu hakkında bir Analiz

Son zamanlarda M. Kemal Atatürk’ü müslüman bir profil olarak takdim etmek moda oldu. Bu modanın başlamasının yegane sebebi ise müslümanların şuurlanmasıdır. Gerek Internet gibi kitle iletişim araçlarının hayatımıza girmesi, gerekse kemalistlerin değişen dünyada eski baskıcı yöntemlerini uygulamaya fırsat bulamamaları ve bunun neticesi olarak dini kitapların basılabilmesi, dolayısıyla laikliğe uygun yapay bir din anlatmayı üstlenen Hıyanet (Diyanet) Işleri Başkanlığının dini anlatan tek kaynak olma özelliğini kaybetmesi; bu şuurlanmanın temel etkenlerindendir.

Bütün bu gelişmeleri yakından takip eden kemalistler, rejimin kurtuluşunu, M. Kemal Atatürk’ü “müslüman” olarak tanıtmakta gördüler. Zira şuurlanan bir müslüman; Hilafet’i, Kur’an’ı, Ezan’ı, Şeriat’ı vs. ülkemizde uygulamadan kaldıran bir adamı ve rejimini asla kabul etmez… Binaenaleyh rejimin sürdürülebilirliği açısından bir tehlike oluşturur. Hedefleri ise bunu önlemektir.

Müslümanım ama Atatürkçüyüm diyenler, M. Kemal Atatürk’ün 1925 tarihinden evvelki demeçlerini, onun müslümanlığına delil sayarlar… Halbuki o demeçler, halkın ve muhafazakarların desteğini almak için verilmişti. M. Kemal Atatürk’ün o dönem verdiği demeçlere itibar ettiğimiz takdirde, onun aynı zamanda padişahçı, saltanatçı, hilafetçi, şeriatçı olduğuna da hükmetmek lazım gelir. Zira o dönem padişahı, hilafeti övmüş ve o meşhur Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde yaptığı konuşmada Kur’an-ı Kerim’in Anayasa olduğunu beyan etmiştir. Lakin daha sonra tam aksi istikamette hareket ettiği herkesçe malumdur.

Şimdi bir analiz yapalım… M. Kemal Atatürk’ün not defterlerinin, imzalı yazılarının, mektuplarının, telgraflarının, kaydedilmiş demeç ve nutuklarının, doğrulukları uzmanlar ve araştırmacılarca denetlenerek tarih sırasına göre bir araya getirilmesiyle oluşturulan “Atatürk’ün Bütün Eserleri” isimli 30 cildlik  kitap dizisine müracaat ederek, M. Kemal Atatürk’ün Islami terimleri hangi zaman diliminde ve hangi yoğunlukta kullandığına bakalım.

“Atatürk’ün Bütün Eserleri” (Nutuk hariç) isimli bu külliyatında Taha Akyol’un yaptığı içerik analizine göre, M. Kemal Atatürk, Islami terimleri Meclis’in açıldığı 23 Nisan 1920’den 27 Ocak 1923 tarihine kadar olan yaklaşık 3 yıllık dönemde toplam 792 kez kullanmıştır. Bakınız; Tablo 1

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Tablo 1

***

Zaferden sonra kullanılan Islami terimler hızla azalmakla birlikte, bir süre devam ediyor, zira saltanatın ve daha sonra Hilafetin kaldırılmasında bu uygulamaları meşrulaştırmak amaçlanmıştır.

Buna göre, 23 Nisan 1923 ile 1 Kasım 1929 tarihini kapsayan yaklaşık 7 yıllık dönemde M. Kemal Atatürk, sadece 362 kez Islami terimlere başvurmuştur.

3 yılda 792 kez,
7 yılda ise yalnızca 362 kez… Inanılmaz bir düşüş söz konusu.

Hilafet kaldırıldıktan sonra, 1927’den 1929 yılına kadar, yani 2 yılda M. Kemal Atatürk’ün sadece bir kez “Allah” ismini söylediği görülüyor.

O da “Allahaısmarladık”tır herhalde…

Bakınız; Tablo 2.

Tablo 2

***

Görüldüğü gibi M. Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda sıkça Islami söylemlere başvurmuştur. Bu söylemleri, zaferden sonra Hilafetin kaldırılmasına kadar hızla azaltmış da olsa devam ettirmiş ve dizginleri ele alıp halkın desteğine ihtiyacı kalmayınca da tamamen terketmiştir. Yani kısaca, emellerine ulaşmak için dini kullanmıştır.

***

M. Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda dini kullandığına dair Prof. Dr. Cemil Koçak, Prof. Dr. Metin Hülagü ve Doç. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın yorumlarına yer verdiğimiz konulara bakabilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/18/m-kemal-ataturkun-milli-mucadele-donemi-islamcilik-politikasi-2-2/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/06/prof-dr-cemil-kocak-toplum-yakin-gecmisin-gerceklerini-ogrenirse-cok-sasirir-roportaj/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/07/tarihci-mehmet-o-alkan-ataturk-dini-kullandi/

***

Ayrıca şu konularımıza da bakılabilir:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/04/m-kemal-ataturk-ikre-bismi-rabbi-safsatasi-hasa/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/14/m-kemal-ataturkun-balikesir-hutbesiyle-ilgili/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/22/1315/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*