M. Kemal Atatürk’ün ne zaman Islami söylemlere başvurduğu hakkında bir Analiz

M. Kemal Atatürk’ün ne zaman Islami söylemlere başvurduğu hakkında bir Analiz

Son zamanlarda M. Kemal Atatürk’ü müslüman bir profil olarak takdim etmek moda oldu. Bu modanın başlamasının yegane sebebi ise müslümanların şuurlanmasıdır. Gerek Internet gibi kitle iletişim araçlarının hayatımıza girmesi, gerekse kemalistlerin değişen dünyada eski baskıcı yöntemlerini uygulamaya fırsat bulamamaları ve bunun neticesi olarak dini kitapların basılabilmesi, dolayısıyla laikliğe uygun yapay bir din anlatmayı üstlenen Hıyanet (Diyanet) Işleri Başkanlığının dini anlatan tek kaynak olma özelliğini kaybetmesi; bu şuurlanmanın temel etkenlerindendir.

Bütün bu gelişmeleri yakından takip eden kemalistler, rejimin kurtuluşunu, M. Kemal Atatürk’ü “müslüman” olarak tanıtmakta gördüler. Zira şuurlanan bir müslüman; Hilafet’i, Kur’an’ı, Ezan’ı, Şeriat’ı vs. ülkemizde uygulamadan kaldıran bir adamı ve rejimini asla kabul etmez… Binaenaleyh rejimin sürdürülebilirliği açısından bir tehlike oluşturur. Hedefleri ise bunu önlemektir.

Müslümanım ama Atatürkçüyüm diyenler, M. Kemal Atatürk’ün 1925 tarihinden evvelki demeçlerini, onun müslümanlığına delil sayarlar… Halbuki o demeçler, halkın ve muhafazakarların desteğini almak için verilmişti. M. Kemal Atatürk’ün o dönem verdiği demeçlere itibar ettiğimiz takdirde, onun aynı zamanda padişahçı, saltanatçı, hilafetçi, şeriatçı olduğuna da hükmetmek lazım gelir. Zira o dönem padişahı, hilafeti övmüş ve o meşhur Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde yaptığı konuşmada Kur’an-ı Kerim’in Anayasa olduğunu beyan etmiştir. Lakin daha sonra tam aksi istikamette hareket ettiği herkesçe malumdur.

Şimdi bir analiz yapalım… M. Kemal Atatürk’ün not defterlerinin, imzalı yazılarının, mektuplarının, telgraflarının, kaydedilmiş demeç ve nutuklarının, doğrulukları uzmanlar ve araştırmacılarca denetlenerek tarih sırasına göre bir araya getirilmesiyle oluşturulan “Atatürk’ün Bütün Eserleri” isimli 30 cildlik  kitap dizisine müracaat ederek, M. Kemal Atatürk’ün Islami terimleri hangi zaman diliminde ve hangi yoğunlukta kullandığına bakalım.

“Atatürk’ün Bütün Eserleri” (Nutuk hariç) isimli bu külliyatında Taha Akyol’un yaptığı içerik analizine göre, M. Kemal Atatürk, Islami terimleri Meclis’in açıldığı 23 Nisan 1920’den 27 Ocak 1923 tarihine kadar olan yaklaşık 3 yıllık dönemde toplam 792 kez kullanmıştır. Bakınız; Tablo 1

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Tablo 1

***

Zaferden sonra kullanılan Islami terimler hızla azalmakla birlikte, bir süre devam ediyor, zira saltanatın ve daha sonra Hilafetin kaldırılmasında bu uygulamaları meşrulaştırmak amaçlanmıştır.

Buna göre, 23 Nisan 1923 ile 1 Kasım 1929 tarihini kapsayan yaklaşık 7 yıllık dönemde M. Kemal Atatürk, sadece 362 kez Islami terimlere başvurmuştur.

3 yılda 792 kez,
7 yılda ise yalnızca 362 kez… Inanılmaz bir düşüş söz konusu.

Hilafet kaldırıldıktan sonra, 1927’den 1929 yılına kadar, yani 2 yılda M. Kemal Atatürk’ün sadece bir kez “Allah” ismini söylediği görülüyor.

O da “Allahaısmarladık”tır herhalde…

Bakınız; Tablo 2.

Tablo 2

***

Görüldüğü gibi M. Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda sıkça Islami söylemlere başvurmuştur. Bu söylemleri, zaferden sonra Hilafetin kaldırılmasına kadar hızla azaltmış da olsa devam ettirmiş ve dizginleri ele alıp halkın desteğine ihtiyacı kalmayınca da tamamen terketmiştir. Yani kısaca, emellerine ulaşmak için dini kullanmıştır.

***

M. Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda dini kullandığına dair Prof. Dr. Cemil Koçak, Prof. Dr. Metin Hülagü ve Doç. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın yorumlarına yer verdiğimiz konulara bakabilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/18/m-kemal-ataturkun-milli-mucadele-donemi-islamcilik-politikasi-2-2/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/06/prof-dr-cemil-kocak-toplum-yakin-gecmisin-gerceklerini-ogrenirse-cok-sasirir-roportaj/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/07/tarihci-mehmet-o-alkan-ataturk-dini-kullandi/

***

Ayrıca şu konularımıza da bakılabilir:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/04/m-kemal-ataturk-ikre-bismi-rabbi-safsatasi-hasa/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/14/m-kemal-ataturkun-balikesir-hutbesiyle-ilgili/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/22/1315/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

M. Kemal Atatürk Ayetle Alay Mı Ediyor? Atatürk’ün Madam Corinne’e yazdığı mektup

M. Kemal Atatürk Ayetle Alay Mı Ediyor? Atatürk’ün Madam Corinne’e yazdığı mektup

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

20-temmuz-1915-30-11-1954-sayfa-3

M. Kemal Atatürk’ün Madam Corinne’e gönderdiği 20 Temmuz 1915 tarihli mektup

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 20 temmuz 1915 atatürk madam corinne

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 20 temmuz 1915 atatürk madam corinne 2

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 20 temmuz 1915 atatürk madam corinne 3

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 20 temmuz 1915 atatürk madam corinne 4

***

Peyami Safa’nın 1954 yılında Milliyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk’ün Bir Kadına Mektupları” isimli yazı dizisinin 30 Kasım 1954 tarihli 10’uncu bölümünde M. Kemal Atatürk’ün Madam Corinne’e 20 Temmuz 1915’te Çanakkale’den gönderdiği mektubun tercümesi yer alıyor. Bu tercümenin bir yerinde şöyle yazıyor:

‘… Gerçekten de cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidir. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini daha çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün. Ya gazi, ya şehit olmak! Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah’ın en güzel kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar. Yüce Saadet…’

Tabii siz şimdi, “bunda ne var, askerlerinin imanlarını övüyor” diyeceksiniz. Fakat işin aslı sanıldığı gibi değil.

Peyami Safa’nın aktarımı şöyle devam ediyor:

“Sizin mantıki nasihatlerinizi beklerken şimdiki hâdiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki, hayatın hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim”[1]

Fakat arada sansürlenen bir bölüm var.

Bu bölümü Erdal Inönü, Madam Corinne’in yeğeni (kardeşi Edith’in [Edibe] kızı) Melda Özverim’in fransızca orijinalleriyle yayınlanan kitabından “Anılar ve Düşünceler” adlı kitabına almıştır. Peyami Safa’nın Milliyet’te Türkçe’ye çevirisini yapmayıp sansürlediği kısım Erdal Inönü’nün çevirisiyle şöyle:

“Görüyorsunuz ya Madam, benim insanlarım şehit olmayı ararken de budalaca davranmıyorlar. Peygamberimiz ne kadar bilgeymiş. Insanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş. **Bana gelince, çok yazık ki, bu inanmış insanların, Allah vergisi nitelikleri bende yok,** ama bu nitelikleri desteklemeyi de hiç ihmal etmiyorum.

Çok **garip bulduğum** bir şey var. Erkeklere huriler ve başka güzel eğlenceler vaat eden Hazreti Muhammed, kadınlar için hiçbir taahhüde girmiyor. Bu duruma göre ölümden sonra erkekler, cennetteki kadınlara sahip olarak hoş vakit geçirirlerken, kadınların dayanılmaz hale düşecekleri anlaşılıyor. Öyle değil mi?

Gördüğünüz gibi Madam, dağdağalı ve kanlı bir yaşama alıştıktan sonra da insan, cennet ve cehennemden söz etmek ve hatta **yüce Tanrı’yı bile eleştirmek** için zaman bulabiliyor. Madam, eğer Tanrımızı eleştirerek günaha girmemi önlemek isterseniz, çarpışmalar dışında kalan zamanımı, hangi meşgaleyle geçirebileceğim konusunda lütfen bana yol gösteriniz.”[2]

Dinimizle resmen alay ediyor… Gaziliğe ve Şehitliğe inanmayan birisinin “Gazi” olmaya hakkı yoktur. M. Kemal’in mektuptaki sözlerini çok iyi anlayabilmek için bu konuyu okuduktan sonra şu konumuza bakınız; https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/28/acaba-bu-ayetler-m-kemal-ataturkun-islam-aleyhinde-yaptiklarini-bize-haber-mi-veriyor/ [3]

***

M. Kemal Atatürk Ahirete inanmıyor mu?

6-mayis-1916-1-12-1954-sayfa-3-siird

M. Kemal Atatürk’ün Madam Corinne’e gönderdiği 6 Mayıs 1916 tarihli mektup

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 6 mayis 1916 atatürk madam corinne

m. kemal atatürkün madame corinne yazdigi mektup 6 mayis 1916 atatürk madam corinne 2

***

Peyami Safa’nın bu sefer sansürlemediği M. Kemal Atatürk’ün 6 Mayıs 1916 tarihli başka bir mektubunda Madam Corinne’e şöyle yazdığı görülmektedir:

“Aziz Madam,
Bu defa size hakiki dostluğumuzu hatırlatmak için ilk önce ben kalemi elime alıyorum. Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra bir istirahat ânı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat, heyhat! Görülüyor ki, bu ancak ölümden sonra mümkün olacak. Fakat bu hayali rahata kavuşmak için Allah’ımızın cennetine gitmeye kolay kolay razı olacak değilim.”[4]

Bu, tam materyalist kafa değil de nedir?

***

M. Kemal Atatürk Allahu Teala’nın vaadi ile alay mı ediyor?

02-12-1954-milliyet-sayfa-3-17-eylc3bcl-1916-mektup-alay

M. Kemal Atatürk’ün Madam Corinne’e gönderdiği 17 Eylül 1916 tarihli mektup

***

17 Eylül 1916 tarihinde ise M. Kemal Atatürk, Madam Corinne’e gönderdiği mektupta Kur’an’da müjdelenmiş “köşkler” ile alay etmektedir:

“Bu umumi savaşlar sırasında zavallı Faik Paşa alnından bir kurşun yiyerek şeref meydanında can verdi.

Eski dostunun kahramanlık misalini takip etmek isteyen Nuri Bey’in coşkunluğu görülecek şey! Allah’tan, cennette kendisi için yapılan, fakat *henüz inşâ halinde* bulunan köşk tamamıyla bitinceye kadar sabretmesi için verdiğim nasihatlere kulak astı.”[5]

Bir insanın dostunun ölümüne üzüldüğü zaman bile, onunla alay edebilen birisidir M. Kemal… Üstelik -haşa- dini değerler üzerinden.

***

Ankebut Suresi

58 – İman edip iyi iyi işler yapmış olanları elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan köşklerine yerleştireceğiz, o halde orada ebedi kalacaklardır. Ne güzeldir mükafatı o iş görenlerin.

***

Zümer Suresi

20 – Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan, üzerlerinden şehnişinler yapılmış, şehnişinli (balkonlu) köşkler vardır. Bu, Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz.

***

Duhan Suresi

54 – İşte böyle, biz onları ayrıca iri siyah gözlü hurilerle evlendiririz.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Peyami Safa, Milliyet Gazetesi, Atatürk’ün Bir Kadına Mektupları, 30 Kasım 1954, sayfa 3.

[2] Erdal Inönü, Anılar ve Düşünceler, cild 3, Doğan Kitap, birinci baskı, Istanbul 2001.

Mektup için ayrıca bakınız;

Sadi Borak, Öyküleriyle Atatürk’ün Özel Mektupları, Çağdaş yayınları, Istanbul 1980, sayfa 78, 79.

Ihsan Yılmaz, Milliyet Gazetesi , 9 Nisan 2001.

[3] https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/28/acaba-bu-ayetler-m-kemal-ataturkun-islam-aleyhinde-yaptiklarini-bize-haber-mi-veriyor/

[4] Peyami Safa, Milliyet Gazetesi, Atatürk’ün Bir Kadına Mektupları, 1 Aralık 1954, sayfa 3.

Ayrıca bakınız; Sadi Borak, Öyküleriyle Atatürk’ün Özel Mektupları, Çağdaş yayınları, Istanbul 1980, sayfa 80, 81

[5] Peyami Safa, Milliyet Gazetesi, Atatürk’ün Bir Kadına Mektupları, 2 Aralık 1954, sayfa 3.

Ayrıca bakınız; Sadi Borak, Öyküleriyle Atatürk’ün Özel Mektupları, Çağdaş yayınları, Istanbul 1980, sayfa 81, 82.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

Islam ne diyor, M. Kemal ne diyor ??

Islam ne diyor, M. Kemal ne diyor ??


***

M. Kemal Atatürk; “Güç birdir ve o milletindir.”

Cevap;

Fussilet Suresi
15 – Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar ve: «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

***

M. Kemal Atatürk; “Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar.”

Cevap;

Tevbe Suresi
32 – Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.

En’am Suresi
122 – Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

***

M. Kemal Atatürk; “Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.”

Cevap;

Al-i Imran Suresi
32 – De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.

***

M. Kemal Atatürk; “Yeni Türkiye Hükümetinin öz cevheri millî hâkimiyettir. Milletin kayıtsız ve şartsız hâkimiyetidir.”

Cevap;

Bakara Suresi
107 – Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır, hepsi O’nundur. Size de Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

Ahzap Suresi
36 – Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

***

M. Kemal Atatürk; “Ne mutlu Türküm diyene!” …. “Bir Türk dünyaya bedeldir.” …. “Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür.”

 

 

Cevap; ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERILEN HZ. MUHAMMED (sallallahu aleyhi ve sellem) EFENDIMIZDEN:

“Milliyetçiliğe davet eden bizden değildir!.. Milliyetçilik için çarpışan bizden değildir!.. Ve milliyetçilik uğrunda ölen de bizden değildir…” (Ebu Davud)

“Bu nesepleriniz, küfür tarlanız değildir, hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Hiç kimsenin, diğerine din ve takvadan başka bir şeyle üstünlüğü yoktur.” (Ahmed b. Hanbel)

“Bütün insanlar Âdem ile Havva’nın çocuklarıdır… Allah kıyamet gününde soy ve neseplerinizden dolayı sizi sorguya çekmez. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Taberi)

Hz. Peygamber (s.a.v.) baba ve atalarıyla övünen kimselere çok ağır ifadelerle öfkelerini yağdırmış ve şöyle buyurmuştur:

“Öyle milletler gelecek ki, ölmüş babaları ile övüneceklerdir. İşte onlar cehennemin kömürleridir. Ve onlar, Allah katında pisliği burnu ile yuvarlayan böceklerden daha basittir!.. Allah sizden cahiliyet devrinin övünmesini ve babalarla büyüklenmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki gruptur: ya muttaki mümin ya da perişan kafir! Bütün insanlar Âdem’in çocuklarıdır. Âdem de topraktan yaratılmıştır.” (Tirmizi, Beyhaki, Ebu Davud)

Veda haccında, haram ayda ve haram beldede binlerce insan, İslam Peygamberini dinlerken Rasulullah (S.A.V.) Veda hutbesini irad etti. Orada ilan edilen esaslardan birisi şu idi:

“Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Dikkat ediniz. Hiç bir Arabın arap olmayana, arap olmayanında araba, Hiçbir kızıl derilinin, beyazın siyaha; siyahın da kızıl deriliye ve beyaza takvadan başka bir şeyle üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Beyhaki)

***

Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ve M. Kemal Atatürk’ün sözlerine ayrı ayrı bakacak olursak, rahatlıkla şu değerlendirmelerde bulunabiliriz:

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Sözleri

– Insanın Ruhunu okşuyor

– Insana tevazuyu aşılıyor

– Hoşgörü

– Birlik, Kardeşlik

– Dünya hayatını düzenleyici

– Ahiret hayatını hatırlatıcı

– Insani duyguları açığa çıkarıyor

***

M. Kemal Atatürk’ün sözleri

– Insanın nefsini okşuyor

– Insana büyüklük ve kibir aşılıyor

– Taassup

– Irkçılık, Kafatasçılık

– Dünya hayatına zarar verici

– Ahiret hayatını unutturucu

– Hayvani duyguları açığa çıkarıyor

***

“Güneş balçıkla sıvanmaz” dediğinizi duyar gibiyim. Aslında bu tür bir karşılaştırma yapmak hiç hoş değil, zira Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin yerini hiç kimse tutamaz, ancak söylenen sözlerin insanlar üzerindeki etkisi tartışılmazdır ve benim bu karşılastırmadan maksadım, söylenen sözlerin insanlara neyi aşıladığına, neye yönlendirdiğine ve insanlarda hangi duygu ve düşünceleri açığa çıkardığına ışık tutmaktır.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Tarihçi Mehmet Ö. Alkan: Atatürk dini kullandı

Tarihçi Mehmet Ö. Alkan: Atatürk dini kullandı

(Ey kemalistler, biz mi uyduruyoruz? Işte size tarihçi)

***

Taraf gazetesinden Neşe Düzel’in İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Tarih Ana Bilim Dalı Başkanı olan tarihçi Mehmet Ö. Alkan ile yaptığı röportajdan:

NEŞE DÜZEL: Birinci Meclis dualarla açılıyor. Atatürk neden Birinci Meclis’i camide dualar ederek açtı?

– MEHMET Ö. ALKAN: Cuma namazından sonra, dualarla açıldı Meclis. Zaten 1925’e dek Mustafa Kemal’in konuşmalarında hep İslam yer alır. Çünkü din, aynı zamanda iktidarı meşrulaştırmanın çok iyi bir aracıdır. Şu unutulmamalı, Mustafa Kemal çok iyi bir siyasetçi. Toplumun Osmanlı’dan beri dinî söyleme çok alışık olduğunu biliyor. Oysa o, Mustafa isminden de hoşlanmıyor.

NEŞE DÜZEL: Neden hoşlanmıyor?

– MEHMET Ö. ALKAN: Peygamber’in ismi de Mustafa aynı zamanda. Muhammed Mustafa (Allahümme salli ala seyyidina Muhammed ve ala ali seyyidina Muhammed)…

Mustafa Kemal’in en erken aktardığı, hepimizin bildiği bir anısı vardır. Öğretmeni, “Senin adın Mustafa, benim adım Mustafa, bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun” der. Sizce bir öğretmenin verdiği isim kayıtlara nasıl geçer? O, bu ismi, M. Kemal olarak Harbiye’den itibaren kullanmaya başlıyor. Çünkü Mustafa ailesinin verdiği isim. Gazi Paşa ise ikinci kez evlendiği için anneye tepkili. Askerî okulda yatılı okuyor. Ve Milli Mücadele’ye kadar ismini M. Kemal diye kullanıyor. Ama Milli Mücadele’yle birlikte ismini “Mustafa” Kemal olarak kullanmaya başlıyor.

NEŞE DÜZEL: Niye?

– MEHMET Ö. ALKAN: Milli Mücadele’ye İslami bir destek ve meşrulaştırma arandığı çok açık. Milli Mücadele’nin en baştan beri tezi, bunun kısmen dinî bir savaş olduğudur. İlk baştan itibaren, “Biz Hilafet’i, Saltanat’ı ve Başkent’i kurtaracağız” denmiştir.(…)

Gazi Paşa’nın, Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal ismini kullanmasına tekrar dönersek…

Bunu yaparak, toplumun din hassasiyetini dikkate alıyor. Daha sonra nüfus kâğıdında ise “Mustafa ismini atıyor” artık Kemal Atatürk oluyor.

NEŞE DÜZEL: Peki, Atatürk ismini ona kim veriyor?

– MEHMET Ö. ALKAN: Atatürk ismini de kendisi seçiyor. “Ona, Atatürk ismini Meclis verdi” denir. Bu teknik olarak doğrudur ama Çankaya’daki sofraya soyadı Türk atası mı olsun yoksa Atatürk mü olsun önerisini kendisi getiriyor. “Atatürk olsun” diyorlar ve durumdan vazife çıkartılıp bu bir kanun haline getiriliyor.

 

**********

 

KAYNAK: Taraf Gazetesi, 16 Kasım 2011.

 

**********

 

`K. Çandarlıoğlu´

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*