Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

*

Prof. Ebubekir Sofuoglu araplasma, arap dili, osmanlica dil araplasma araplardan kelime almak, harf inkilabi, dil devrimi dil inkilabi harf devrimi

Sakarya Üniversitesi Balkanlar Koordinatörü ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu…

***

Kemalist ve ırkçılar, yüzyıllarca Arap alfabesini kullanmamız ve Arapça’dan birçok kelime almamızdan dolayı Araplaştığımızı iddia ediyor. Acaba bu doğru mu? Bu sualin cevabını Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’ndan almadan evvel, Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğini hemen belirtelim. Islam’ı açıkça reddedemeyen bazı siyasetçi, bilim ve sözde din adamları, “Arap kültürü ve Arap dilinden kurtulmalıyız” derler. Halbuki Arap kültüründen kasıt “Islamiyet”tir. Bunun delilini ise başka bir yazıda, üstelik kendi kaynaklarından ortaya koymuştuk.[1]

Şimdi “Araplaştık mı?” sualinin cevabına geçebiliriz. Prof. Sofuoğlu bu iddiaları “Balkanlarda Kuşatma Var” isimli eserinde şöyle çürütüyor:

“Türkler, Araplardan yüzyıllarca kavramlar almış, bu kavramları edebiyatlarında kullanmışlar. Iddia edildiği gibi ve bugün de her yaşayan insanın şahit olduğu gibi, yapılan iddiaların tersine Araplaşmamışlar, Farslaşmamışlardır. Bir kültürün başka kültürden kavram almak suretiyle, kavram alınan kültürün egemenliğine girmesi endişeleri haklı endişeler olarak değerlendirilmekle birlikte, bu alışveriş içindeki kültürler birbirleriyle aynı temel kültüre sahip iseler herhangi bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilemez.

Türklerin kendi aralarındaki boylarının birbirlerinden kavram alışverişleri sırasında bir boyun diğer boyu, kendi kültürel egemenliği altına almak gibi bir sonuçla neticelenmesinin beklenmesi makul bir beklenti değildir. Çünkü alışveriş içinde olan halk gruplarının her ikisi de aynı ortak kültüre sahip Türklerdir. Burada, bir halk grubunun başka bir halk grubunu egemenliği altına alma olgusu yerine, olsa olsa her ikisi de aynı ortak kültüre sahip olan insanların birbirlerini karşılıklı olarak zenginleştirmelerinden söz edilebilir.

Bu çerçevede de her ikisi Türk olmasa da aynı Islam kültürüne sahip iki millet olan Türkler ve Arapların bu şekilde karşılıklı kavram ithaliyle, bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilmemelidir.(..) Türkler ve Araplar, ortak Islam kültürüne sahip olmakla, töre ve gelenekleri aynı olmasa da bu töre ve geleneklerdeki farklılıklar büyük farklılıklar da değildir. Ayrıca oluşacak bir kültürel hegemonya, belki de detay sayılabilecek töre ve geleneklerin farklılığından dolayı oluşmayacaktır.(..)

Oluşacak bir kültürel hegemonya, detaylar vasıtasıyla değil, temel kültürler vasıtasıyla oluşur. Detaylar vasıtasıyla bir kültürel hegemonyanın oluşmasının beklenmesi, aynı dili konuşan milletlerin kullandıkları farklı şiveleri de bir ayrılık vasıtaları gibi görmek sonucunu doğruabilecektir.

Aynı dil içindeki farklı şiveler bir dil içinde nasıl bir temel farklılık ifadesi değilse, temel kültürleri aynı olan milletlerin arasındaki, farklı töre ve gelenekler de o milletler arasındaki temel farklılık ifadeleri değildir. Bu çerçevede bazı ortak kavramları kullanan ve aynı dine, dolayısıyla aynı temel kültüre mensup Araplar ve Türkler arasında bir kültürel hegemonyadan söz edilmemelidir.”[2]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğine dair delil için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/10/19/arap-kulturu-ne-demek-dinde-reformun-amaci-nedir/

[2] Ebubekir Sofuoğlu, Balkanlarda Kuşatma Var, Babıali Kültür Yayıncılığı, Istanbul 2014, sayfa 244, 245.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Osmanlı Türkçesi’nin Kemalist Türkçe ve Ingilizce’ye üstünlüğü

Osmanlı Türkçesi’nin Kemalist Türkçe ve Ingilizce’ye üstünlüğü

*

***

Kadir Mısıroğlu, Osmanlı Türkçesi’nin uyduruk Kemalist Türkçe’ye ve uluslararası dil olan Ingilizceye üstünlüğünü misallerle anlatıyor.

*

 

M. Kemal Atatürk Dilimizi Türkçeleştirmedi, Gavurcalaştırdı

M. Kemal Atatürk Dilimizi Türkçeleştirmedi, Gavurcalaştırdı

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

atatürk dil inkilabi, atatürk harf inkilabi m. kemal dil devrimi m. kemal dil inkilabi ismet inönü dil inkilabi inönü harf inkilabi inönü dil devrimi

***

Insanlığı sömürerek servetlerine servet katmak isteyen emperyalistler işlerini kolaylaştırmak için her türlü hileye başvuruyorlar… Bu fesatçılar emellerine ulaşmak için bazı kavram ve sloganlar kullanır. Hakikaten insanları bazı kavram ve sloganlarla aldatmak çok kolaydır. Nitekim ABD, Irak topraklarını işgal etmeden evvel Irak’lıların zihinlerini işgal etmiş ve kendine birçok Irak’lı yardımcı da bulmuştu. Buradaki sihirli kavram “Demokrasi” idi. Irak’a “demokrasi götürmek” sloganını iyi kullanan ABD, barbarlara mahsus bir surette 1,5 milyon insanın canına kıymıştı.

Bazı düzenbazlar da, işte tam da bunun gibi, Müslüman Türk ve Kürtleri gavurlaştırıp bölmenin kolay, hızlı ve sağlam olması için Türkleri “Türklük”, Kürtleri de “Kürtlük” sloganlarıyla aldatma yolunu takip etmişlerdir. Bu faaliyetler maalesef hala devam etmektedir.

Bilindiği gibi M. Kemal sadece “harf” inkılabı yapmakla kalmamış, bir de “dil” inkılabı yapmıştır ve bu inkılaplar “Türkçeleştirme” ambalajıyla sunulmuştur. Latin alfabesine “Türk alfabesi”, gavurca kelimelere de “öztürkçe” kelimeler denmiştir. Halbuki aşağıda da görüleceği gibi bunlar “Türkçeleştirme” değil, kelimenin tam manasıyla “gavurlaştırma”ydı.

Dikkat edilirse, Şapka Inkılabı’nda “millileşme” teması işlenmemiş, bu inkılap doğrudan batılılaşma veya tam olarak ifade etmek gerekirse “Uygar ve milletlerarası kıyafet” şeklinde takdim edilmiş ve bunun neticesinde halk bu inkılaba sert tepki göstermişti. Ancak aynı halk -şapkadan daha tahrip edici tesiri olmasına rağmen- harf ve dil inkılaplarına karşı çıkmamıştı. Her iki inkılap da esasen “gavurlaştırma” olmasına rağmen birinde sert tepki gösterilip diğerinde gösterilmemesinin sırrı, işte bu kavram ve sloganlarda yatmaktadır. Kemalist rejim bunun bilinciyle hareket etmiş ve kabullenmesini sağlamak maksadıyla Harf ve Dil inkılaplarını Türklere “Türklük” ambalajıyla sunmuştu.

Aşağıdaki kelimeler, “öztürkçeleştirme” faaliyetlerinin en yoğun olduğu 1935 yılında yayımlanan “Osmanlıca’dan Türkçeye karşılıklar kılavuzu” Ulus gazetesi (M. Kemal’in gazetesi) 26.3.1935-4.5.1935, sayfa 1, 2; “Osmanlıcadan türkçeye karşılıklar kılavuzuna katmalar” Ulus, 9.5.1935, sayfa 3’den, ve aynı gazetenin diğer bazı yazılarından derlenmiştir.

M. Kemal dilimizi “türkçeleştirmiş” mi yoksa “fransızcalaştırmış” (gavurcalaştırmış) mı, görelim!

Osmanlıca                        Türkçe(!)                    Fransızca

A-
Ahenk                                 harmoni                      harmonie
Amil                                    faktör                          facteur
Aksi müddea                      yantitöz                       antithese
Alelade (tabi anlamına)      normal                         normal
Alemşümul (kainat)            evrensel                      üniversel
Ameli                                  pratik                           pratique
Asri                                    modern                        modern
Atikiyat                               arkeoloji                      archeolojie
Aynı                                    identik                         identique

B-
Belde                                 site                                cite
Birinci ferik                        orgeneral                      general
Bitaraf/tarafsız                   nötür                             nötr

C-
Ceddani                             atayık                           atavique
Cemiyet                              sosyete                        societe

D-
Destan                                 epope                          epope
Düstur                                  formül                          formule

E-
Eda                                        ton                               ton
Encümen                               komisyon                     commission
Encümeni daniş                     akademi                       academie

F-
Felsefe                                  filozofi                           philosophie
Fırka                                      parti                              parti

G-
Günlük                                  kronik                            cronik

H-
Had                                       terim                             terme
Hayatiyat                               biyoloji                          biologie
Hendese                                geometri                       geometrie
Heyet                                     delege                           delegate

I-
Içtimai                                    sosyal                             social
Ilahiyat                                   teoloji                             theologie
Ilmüarz                                   jeoloji                             geologie
Ilmi nücum                             astroloji                          astrologie
Iktisad                                    ekonomi                         economie
Iktisadi                                   ekonomik                       economique
Ilmi hesap                              aritmetik                         aritmetique
Irade (kudret anlamına)         enerji                              energie
Iradeli                                    enerjik                            energique
Izzeti nefis (haysiyet)             onur                                honneur (fransızcada okunuş: “onur”dur)

K-
Kaabiliyet                               kapasite                          capacite
Kısım, bap                              parti                                partie

L-
Lehçe                                      diyelek                             dialecte

M-
Maarif                                     kültür                               culture
Mabud/put                              idol                                   idole
Mali                                         finansal                           financiel
Mantık                                     lojik                                  logique
Mektep                                    okula                               ecole
Mesele                                     problem                          probleme
Müdür                                      direktör                           directeur
Müsbet                                     pozitif                              positif
Müfettiş                                    ispektör                          ispekteur

N-
Nahiye                                      kamun                             commune
Nazari                                       teorik                                theorique
Nazariye                                   teori                                  theori
Nihayet vermek                        terminlemek                    terminer

S-
Sanayi                                       endüstri                           indüstrie
Sermaye                                    kapital                             capital
Silsile                                         seri                                  serie
Sigorta akçası                            prim                                 prime
Sınai                                          endüstriyel                      indüstriel

Ş-
Şehadetname                          diploma                             diplome

T-
Takvim                                      almanak                            almanack
Tekamül                                    evrim                                 evolution
Terazi                                        balans                               balance
Teşkilat                                     örgüt                                  organisation
Teşrifat                                      protokol                             protokol
Timsal                                       sembol                               symbol

U-
Umumi                                      genel                                   general
Usul                                          metod                                  methode

***

D. Mehmet Doğan, Dil devriminin çok yönlü tesir ve niteliklerini şu 4 maddede özetlemiştir:

1 – Dil devrimi, toplum fertlerinin kendi aralarında ve yönetici kadroyla haberleşmesini güçleştirmiştir. Toplum katları ve nesilleri arasındaki bağların kopmasına, en azından gevşemesine sebep olmuştur.

2 – Dil devrimi bürokrat-aydın kadronun toplumdan kopuşunu belgeleyen bir yabancılaşma hareketidir. Dil, halk-aydın farklılaşmasını belirleyen ana göstergelerden biri haline gelmiştir.

3 – Dil devrimi halkçı bir hareket olarak kabul edilemez. Halka rağmen yürütülmesi bir yana, halkın dilinden ayrı suni bir dil yaratılmaya çalışılmıştır. Bu dil halk tarafından (zorla benimsetilen bazı kelimeler dışında) benimsenmemiştir. Bu konuda en iyi delil, halkın dili ve düşüncesini yansıtan halk şairlerinden hiç birinin arı dille şiir söylememesidir.

4 – Dil devrimi bir millileşme hareketi olmamıştır. Batılılaşmaya yönelik bir harekettir. Dil devrimi konusunda millilikle ilgili sloganlar kullanılması, geniş kesimin desteğini sağlama çabası olarak belirmektedir. Yani, batıcı aydınlar bu konuda da samimi davranmamışlardır. Dil Kurumu’nun son zamanlarda batı kaynaklı ve dilimize yerleşmiş kelimelere karşılık bulma çabaları, “Bayram geçtikten sonra zurnayı duvara as” atasözünü doğrulamakta ve kurumcuların yargılanma telaşını aksettirmektedir.[1]

.

**********

.

KAYNAK:

Tafsilat için bakınız;

[1] D. Mehmet Doğan, Batılılaşma Ihaneti, Dergah Yayınları, 3. Baskı, Istanbul 1977, sayfa 105, 106, 113 ve devamı.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Harf Inkılabı işe yaradı mı?

Harf Inkılabı işe yaradı mı?

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

harf inkilabi, harf devrimi, yazi devrimi, atatürk harf inkilabi, harf inkilabi okuma yazma oranlari, osmanlida okuma yazma oranlari***

Tarihçi Ayşe Hür, “Öteki Tarih” adlı kitabının üçüncü cildinde Harf Inkılabı’nın işe yarayıp yaramadığını sorguluyor. Muhafazakar kesimden (yani kemalistlerin tabiriyle yobaz!) olmayan ve kendisini “Ateist” olarak tanımlayan yazar, bu konuda şunları yazıyor:

‘Dilde sadeleşme’ çabalarıyla desteklenen yeni harfler, Türkiye halkının okuryazarlık oranlarını nasıl etkiledi? Buna cevap vermek kolay değil; çünkü örneğin 1927’de okuryazarlık oranının yüzde 8.1 olduğunu söyleyen resmi istatistiklere karşılık, 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’de 5-10 yaş arası kız ve erkek Islam çocuk nüfusunun yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor. Bu istatistiklerin güvenilir olup olmadığını söylemek kolay değil, ancak bilindiği gibi 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’ne göre ilköğretim zorunluydu. Bu nizamnameye II. Abdülhamid de sıkı şekilde uymuş, ancak okullaşmada çok başarılı olunamamıştı. Yine de 1900’de imparatorluktaki 29.130 sibyan okulunda ve iptidailerde (ilkokullarda) 900 bin civarında kız-erkek öğrenci okuyordu. Aynı yıllarda idadi ve rüştiyelerde (yani ortaokul ve liselerde) 60 bin civarında öğrenci vardı. Daha önceki yılları da esas alan kümülatif bir hesaplamayla, cumhuriyete aktarılan okuma-yazma oranlarının yüzde 8.1’den daha yüksek olması mantıklı görünüyor.

Yine de bütün çabalara rağmen 1935 yılına ait istatistiklere göre, 16.5 milyon olan nüfusun sadece yüzde 20’si okuma yazma biliyordu. Bu oran 1945’te yüzde 30’a, 1950’de yüzde 34’e çıkabilmişti. Yani, Harf Inkılabı okuma yazma oranlarını yıllara göre ikiye, üçe katlamıştı ama eğer bir yanlışlık yoksa, 1895 oranlarının yanına bile yaklaşamamıştı.

Aslında bu durum gayet doğaldı. Bir toplumun okuma-yazma oranlarının doğrudan alfabenin kolaylığı ya da zorluğuyla ilgisinin olmadığına dair dünya yüzünde bol örnek bulmak mümkün. Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Japonya, Çin, Israil, Kore, Sırbistan, Hindistan, Tayland gibi ülkeler ekonomik ve kültürel kalkınmalarını, hepsi Arap alfabesi kadar veya ondan daha zor olan alfabeleriyle başarabilmişlerdi.

Sonuç olarak, Kemalist modernleşme hamlesinin önemli köşe taşlarından biri olan Harf Inkılabı, toplumun genel kültür düzeyine katkıda bulunmaktan çok, halkın tarihle ilişkisini kesmekte işe yaradı. Böylece geçmişle bağlar, devlet ve devletin istediği tarzda ilgilenen ‘tarihçiler’ tarafından kurulmaya başlandı. Bu tarihçilerin esas işlevleri ise, ‘kozmopolit’, ‘karışık’, ‘Şarklı’, ‘geri’ olarak niteledikleri Osmanlı kimliğinin yerine, ‘etnik açıdan saf, ‘dünya görüşü açısından laik’, ‘Batılı’, ‘modern’ bir ‘Türk’ kimliğinin üzerinde yükselecek Türk-ulus devletini inşa etmekti.

 

**********

 

YAZARIN ÖZET KAYNAKÇASI:

Hikmet Dizdaroğlu, “Mirza Fethali Ahundzade ve Alfabe Meselesi”, Türk Dili, S. 8, Mayıs 1952, s. 460-463; Fevziye Abdullah Tansel, “Arap Harflerinin Islahı ve Değiştirilmesi Hakkında İlk Teşebbüsler ve Neticeleri 1862-1884”, Belleten, S. XVII/66, Nisan 1953, s. 223-249; Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, I. Cilt, TTK Yayınları, 1966; Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle Imtihanı, Çan Yayınları, 1962; Falih Rıfkı Atay, “Yeni Yazı”, Türk Dili, Sayı 23, Ağustos 1953, s. 717-719; Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Doğan Kardeş Matbaacılık Sanayii A.Ş. Basımevi, 1969; Ibrahim Necmi Dilmen, “Harf Inkılâbı”, Türk Dili-Belleten, S. 31-32, 1938, s. 20-23; Hüseyin Sadoğlu, Türkiye’de Ulusçuluk ve Dil Politikaları, Istanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003.

 

**********

 

KAYNAK:

Ayşe Hür, Öteki Tarih, cild 3, Profil Yayıncılık, 3. Baskı, Istanbul 2014, sayfa 19, 20.

 

***

 

BENZER KONULARIMIZ:

http://belgelerlegercektarih.com/2013/08/11/harf-inkilabinin-zararlari-prof-dr-mehmed-saray/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/05/22/harf-inkilabini-savunan-abdullah-cevdetin-pismanligi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/05/harf-devrimi-ile-ilgili-kazim-karabekir-pasanin-gorusu-kemalistlere-duyurulur/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/31/ataturk-inkilaplari-islama-karsi-yapilmistir/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/24/kuran-dusmani-bay-necatinin-ibretlik-olumu/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/30/ataturkun-gunes-dil-teorisi-kalp-krizi-gecirenler-olursa-sorumluluk-kabul-etmiyorum/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/10/03/yabanci-bir-tarihcinin-ataturk-devrimleriyle-ilgili-soyledikleri/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/29/neden-hafizamizi-silmek-istediler/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/05/12/osmanlilar-okur-yazar-degil-miydi/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Neden hafızamızı silmek istediler?

Neden hafızamızı silmek istediler?

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

***

Bu mezartaşı sizin büyük dedenize de ait olabilirdi. Mezartaşında yazanları okuyamıyor musunuz? O halde birileri, ecdadınız ile sizin aranızdaki bağı koparmak istemiş… Geçmişini ve nerden gelip nereye gideceğini bilmeyen, hedefsiz biri haline getirmeye çalışmıştır. Kısaca hafızanızı silmiştir.

Acaba neden?

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Harf devrimi ile ilgili Kazım Karabekir Paşa’nın görüşü (Kemalistlere duyurulur)

Harf devrimi ile ilgili Kazım Karabekir Paşa’nın görüşü (Kemalistlere duyurulur)

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız


Kazım Karabekir Paşa:

“Bu fikir bir zamanlar Avrupa’da herc ü merci (kargaşası) mucib oldu. Bu cereyan evvelâ orada başladı. Bizim Islâm hurufâtımız (harflerimiz) kâfi (yeterli) değilmiş. Binaenaleyh (bundan dolayı) Latin hurûfâtı isti’mâl edilmeliymiş. Orada bazı arkadaşlarımız bu fikrin mürevvici (destekleyicisi) oldular. Fakat neticede bunun felâketli olduğunu anladılar ve pişman oldular. Bu fikrin müthiş bir felâket olduğunu Arnavut (Arnavut’lar bizden önce değiştirdi) kavmi de pek geç olarak anladı.

Maatteessüf (maalesef) arzederim ki, Azerbaycanlı arkadaşlarımız da bu felâkete bugün düştü. Bu hususta, hususî olarak bizden de fikir soranlar oluyordu. Biz bunun vehâmetini ve bu harflerin değiştirilmesinin bugün küre-i arz üzerinde yaşayan 350 milyon Islama ait olduğunu söyledikse de onlar anlaşılmaz bir şekl-i hurûf kabulü noktasına doğru yürüdüler.

Arkadaşlar, bugün hangi ecnebi (yabancı) ile görüşseniz, ilk işi ve diyeceği söz:

`Türkçe gayet güzel bir lisandır, kolaydır, fakat harfleri fenâdır.´

Bunlar bütün ecnebilerin ağzında ve sizinle ilk görüşen bir ecnebinin size ilk telkin edeceği şeylerdir. Ve bu fikir ekseriyetle gayrı- Islâm insanlardan ibâret olan birtakım tercümanlar vasıtasıyla her tarafta ve hasseten (özellikle) Istanbul’da ecnebilere telkin edilmektedir.

Binaenaleyh bugün bir kuvvet vardır ki, bu kuvvet bütün cihana karşı bu propogandayı yapıyor: `Türk yazısı güçtür okunamaz.´

Bendeniz bu mesele ile bizzat uğraştım ve Arnavutluk ihtilâli içinde bulundum. Acaba bu Latince kabul edilebilir mi? Bu kabul edildiği gün memleket herc ü merce girer. Herşeyden sarf-ı nazar (vazgeçmek) bizim kütüphanelerimizi dolduran mukaddes kitaplarımız, tarihlerimiz ve binlerce cilt âsârımız (eserlerimiz) bu lisanla yazılmış iken, büsbütün başka bir şekilde olan bu harfleri kabul ettiğimiz gün en büyük bir felâkete uğramış oluruz.

Derhal bütün Avrupa’nın eline güzel bir silah verilmiş olur. Bunlar âlem-i Islâma karşı diyeceklerdir ki: `Türkler ecnebi yazısını kabul etmişler ve Hıristiyan olmuşlardır.´ işte düşmanlarımızın çalıştığı şeytanetkârâne fikir budur.

Bizim hurûfâtımız okunmaz değil, belki hûrûfâtımız dünyanın en güzel şeklidir, ikinci bir nokta daha var ki, bendeniz ecnebilerle iki sene Harb-ı Umûmîde (Dünya Savaşı) beraber çalıştım, onlarla karşı karşıya aynı şeyi not ederek, ecnebiler bir sahife yazıncaya kadar ben on sahife yazar işimi bitirirdim. Almanca- Fransızca hurûfât hep böyledir ki, bizim dilimizi terennüm (ifade) edecek hiçbir Latin hurûfu yoktur. Bugün Fransızca hurûf o kadar karışıktr ki bizim dilimizi kabil değil terennüm edemez. Bu mesele inceden inceye tedkik edilmiştir. Binaenaleyh istirhâm ediyorum zararlı olan -ki zararını bilhassa Islâm kavimleri çekmiştir- bu gibi mesaili bırakalım, böyle fikirler içimize girmesin. Sonra büsbütün lâl ü ebkem (dilsiz) olur ve bütün âlem-i Islâmı üzerimize hücum ettirir ve kendi aramızda birbirimizi yeriz. (…) … Başka taraflardan da pek kaba fikirler içimize zerkediliyor. Bunlardan kendimizi sıyânet edelim (koruyalım).”

 

**********

 

KAYNAK: Vakit gazetesi, 5 Mart 1923, No: 1879.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*