Laikliği savunup idama karşı çıkanlara bir sual

Laikliği savunup idama karşı çıkanlara bir sual

*

laiklik, cehenneme odun olmaktir, kisas ne demektir, kisas nedir, Islamda idam var mi, Islamda katilin hükmü, Islamda katilin cezasi, Islamda laiklik,

Cehenneme odun olmayın…

***

“Din ile Devlet ayrıdır” deyip laikliği savunanlara ve idama karşı çıkanlara soruyorum:

Oruç tutuyor musunuz? Eğer muhatabım bir Müslüman ise ve sağlık sorunu da yoksa; “Evet” diyecektir. Peki neye göre? O kadarını bilmez ama biz anlatalım:

Oruç tutmak, Bakara Suresi’nin 183. ayetiyle bütün müslümanlara “Farz” kılınmıştır.

BAKARA SURESI
183 – “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de **farz kılındı.** Umulur ki korunursunuz.”

ARAPÇA YAZILIŞI:
“Yâ eyyuhellezîne âmenû **kutibe aleykumus sıyâmu(Oruç)** kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn.”

“Sıyâm”; Oruç demektir. “Kutibe” ise “yazıldı” anlamına gelir. “Farz” demektir… Yani Allah’ın hükmü manasına gelir.

Şimdi de Bakara suresindeki “katilin idam edilmesi”ne dair ayete bir bakalım:

BAKARA SURESI
178 – “Ey iman edenler! Öldürmede **kısas size farz kılındı**. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın.”

ARAPÇA YAZILIŞI:
“Yâ eyyuhellezîne âmenû **kutibe aleykumul kısâsu** fîl katlâ el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsâ bil unsâ.”

Kısacası Oruç, Bakara 183’deki “kutibe aleykumus sıyâmu” ifadesiyle; Kısas, yani katilin idamı ise Bakara 178’deki “kutibe aleykumul kısâsu” ifadesiyle farz kılındı ve Devlet tarafından uygulanması icab eder… Aynı ifade.

O halde, orucu farz olarak kabul ederken, aynı ifadeyle farz kılınan idamı neden kabul etmiyorsunuz?

Acaba aşağıdaki ayet sizi mi işaret ediyor?

Bakara Suresi 85:

“Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”

Hal böyleyken nasıl olur da laikliği savunabilir ve idama karşı olabilirsiniz? Allah’tan daha mı merhametlisiniz? Kemalist yalanlara kanmayın. Allah’tan korkun, aklınızı başınıza alın. Bu işin şakası yok, cehenneme odun olmayın…

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Islamiyetle laiklik bağdaşır mı? – Babanzade Ahmed Naim

Islamiyetle laiklik bağdaşır mı? – Babanzade Ahmed Naim

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Babanzade Ahmed Naim Üniversite’de Meslektaşlarıyla beraber. (Ortada oturan)

***

Bilindiği gibi, Meclis tarafından Kur’an-ı Kerim’in Tefsir edilmesi işi Elmalılı Hamdi Yazır’a verilirken; Buhari-i Şerif’in çevrilmesi işi de Babanzade Ahmed Naim’e havale edilmişti.[1]

Darülfünunda (Üniversite) felsefe, psikoloji, ahlâk, mantık dersleri hocalığı yapan, Umum Müdürlük (rektör) görevinde de bulunmuş olan Babanzade Ahmed Naim, “Islamın dinî emirleri yalnız itikatlara ve ibadetlere, yani yalnız Hâlîk ile mahlûk arasındaki münasebetlere münhasır değildir. Insan haklarından, muamelât, evlenme-boşanma ve ceza (Medenî Hukuk ve Ceza Hukuku) kısımlarına da şamildir.” diyerek Islamiyetle laikliğin bağdaşamayacağını ifade etmektedir.

Ahmed Naim, Islam dininin “Allah’a ait olanı Allah’a, Kayzer’e ait olanı Kayzer’e vermek” düsturunu da hiç kabul etmediğini belirttikten sonra şöyle devam ediyor:

“Bilinen manâları ile söylersek, [Islam dini] ne ruhanî hükümeti tanır, ne cismanî hükümeti. Ruhanî ve cismanî hükümetin ayrı ayrı teşkiline izin vermez. Cismanî hükümete ait muamelelerin bütünü dinen ya emredilmiştir veya yasaklanmıştır, hepsi Allah’ın emri veya Peygamber’in sünnetidir. Kitap ve sünnet, dünyada da ahirette de fertlerin ve ümmetin işlerini nizama sokmayı üstlenmiştir. (Ey Rabbimiz, bize dünyada iyilik, güzellik ver, ahirette de iyilik güzellik.) (Bakara 2/201) ilahî talimi bu mühim noktayı işaret etmektedir. Binaenaleyh son zamanlar Avrupada tatbik edilen din ve siyaset işlerini ayırmak düsturunun bizde intibak mahalli yoktur.”[2]

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Bu görevi “Meclis” vermişti, M. Kemal Atatürk değil:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/18/ataturk-elmalili-hamdi-yazira-kuran-tefsir-ettirdi-yalani/

[2] Prof. Dr. Ismail Kara, Türkiye’de Islamcılık Düşüncesi, Istanbul 1986, cild 1, sayfa 296.

***

Benzer konularımız için bakınız;

Ahmed Hamdi Başar da bizdeki laikliğe “dinsizlik” diyor:

https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/15/ahmed-hamdi-basar-da-bizdeki-laiklige-dinsizlik-diyor/

***

Mehmed Akif Ersoy’un damadı Ömer Rıza Doğrul’un laiklik hakkındaki görüşü:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/28/turkiyede-ve-avrupada-laiklik-anlayisi/

***

Prof. Dr. Ilber Ortaylı da, “Islam’da laiklik olmaz” diyor:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/26/prof-dr-ilber-ortayli-islamda-laiklik-olmaz/

***

Prof. Dr. Ilber Ortaylı bunları bir konferansta dile getirmişti. Izlemek için tıklayın:

https://www.facebook.com/photo.php?v=324673504286538

***

Laiklik nedir? Cesur Bir Laikin Ağzından Laikliğin Gerçek Yüzü:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/10/02/laiklik-nedir-cesur-bir-laikin-agzindan-laikligin-gercek-yuzu/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Laiklik, Siyonist-Haçlı ittifakın ilan edilmemiş gizli bir savaşıdır (Laiklik oyunu)

Laikliği artık gömmek lazım

***

Mısırlı Dr. Fehmi Şinnâvî laiklik ile Müslümanlara oynanan oyunu şöyle anlatıyor:

“Müslüman bir toplumda dinin devletten ayrıl­ması sadece diktatörlüğe yol açar. Bu diktatörlük çağdaş devlet adı altında yutturulur.

Aynı zamanda bize ideal olanın dini devletten ayırmak olduğu­nu öğretenler kendi ülkelerinde öyle yapmamaktadırlar. Meselâ Is­rail… Bu devleti kuranlar peygamberlerinin ismini takmışlardır devletlerine. Bu isim, dinin devletten ayrılması bazında kullanılı­yorsa, son derece fanatik bir olgu olarak gözümüze çarpmıyor mu? Yahudiler uluslararası arenada da kendi geleneklerinin yaşatılmasını isterler. Meselâ Madrid Konferansında Cumartesi günü hiçbir şekilde konuşmamayı tercih ettiler ve o gün herhangi bir etkinlikte bulunmayacaklarını açıkça bildirdiler. Meselâ Britanya boşanmış bir kadınla evlenmek isteyen kralı tahtından almıştır. Çünkü böyle bir uygulama Britanya’daki Hıristiyanlık prensiplerine aykırı idi.

Biz Avrupalıları nasıl görüyoruz? Ya Müslüman Boşnakları katle­den Sırpların destekçisi, ya Filistinli çocukları öldüren Yahudilerin şefaatçisi, ya Keşmir’deki mazlum Müslümanları doğrayan Hinduların destekçisi olarak görüyoruz. Onlar dini ağızlarına almıyormuş gibi yaptıkları halde haddizatında dünyanın her tarafında dinî bir savaş yürütmektedirler.

Dini devletten ayırmak meselesi onların bize bolca tavsiye etti­ği, ama kendilerinin yavaş yavaş tam tersini yapmaya başladıkları bir meseledir. Çocuklarına şimdi bunun tam tersini öğretiyorlar… Bu kavram tamamen siyasî entrikalar üretmek üzere ortaya atıl­mıştır. Islâm dünyası için durum böyledir. Siyonist-Haçlı ittifakı Müslüman devletlerin içinde ilan edilmemiş gizli bir savaşın de­vamlı sürmesi için bu kavramı ortaya atmıştır. Bu savaş önceki Haçlı saldırılarından daha şiddetli ve daha çok kayıp verdiricidir. Hıristiyanlar ve Yahudiler bu fikrîyâtın açtığı savaşın devam etmesi için mal ve silah dahil olmak üzere her türlü malî ve fikrî yardımı yapmaktadırlar.”

 

**********

 

KAYNAK:

Dr. Fehmi Şinnâvî, Hilafet: Modern Arap Düşüncesinin Eleştirisi, tercüme eden: Sadık Ömeroğlu, Insan Yayınları, Istanbul 1995, sayfa 41, 42.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*