Lozan’da Ruhumuzu Sattılar

Lozan’da Ruhumuzu Sattılar (Başlık yazara ait değil)

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

***

Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı, Lozan Antlaşması hakkında şunları yazıyor:

“Lozan’da bedeninizi geri vereceğiz, buna karşılık ruhunuzu bize teslim edeceksiniz denilmiştir.

Ruhun teslim edilmesi teklifinin gerektirdiği bütün öldürücü hamleler (ameliyeler) eksiksizce yerine getirildi: Halifeliğin ilgası, yazı ile dil devrimi ve nihayet köklü bir Islamsızlaştırma hareketi gibi.

Işte uğramış olduğumuz ruhi manevi soykırımın serencamı. Peki, bedenimizi kurtarabildik mi? Ruhu uçup gitmiş vücuda ceset diyoruz. O halde kurtarabildiğimiz, cesedimizmiş.”

 

**********

 

KAYNAK:

Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı, Omurgasızlaştırılmış Türklük, Dergâh Yayınevi, Istanbul 2010, sayfa 133.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Kuran ve Lozan

Kuran ve Lozan


Lord Curzon

***

On dokuzuncu asrın son yıllarında İngiliz Parlamentosunda kürsüye çıkan Müstemlekeler Bakanı Gladstone elindeki Kur’ân-ı Kerimi göstererek şunu söyler: “Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakikî hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız.”

Osmanlı yerine Anadolu ve Trakya topraklarında yeni bir devlet kurulur. Bu devletin, devrin dünyaya hakim güçleri tarafından tanınması, Lozan’da yürütülen gizli pazarlıklarla şartlara bağlanır.

Orada Türkiye’den istenen, İngiliz Murahhas Heyeti Reisi Lord Gürzon’un ifadesiyle şudur:

“Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur. Biz de kendisine dilediğini veririz.”[1]

Dikte edilen bu şartın yeni Ankara yönetimi tarafından kabulü üzerine anlaşmanın imzalanmasını müteakip İngiltere Avam Kamarasında “Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?” diye yükselen itirazlara Lord Gürzon şu karşılığı verir:

“İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.”

Sonrasında Ankara merkezli olarak Türkiye yeni ve çok sıkıntılı bir sürece girer. Lozan’da verilen söz çerçevesinde birer birer tatbik sahasına konulan icraatın hedefi şöyle ifade edilir:

“Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kur’ân’ı imha etmesini intac edecek (netice verecek) bir plan yapalım.”[2]

Kur’ân’ın ve hadislerin —hâşâ— “ne mal olduğunu” gösterip mukaddes kitabımızı ve Peygamberimizi (a.s.m.) halkın ve bilhassa genç nesillerin gözünden düşürme niyet ve kastıyla yaptırılan tercümeler; ezanın Türkçeleştirilmesi ve okullarda başlatılıp bütün hızıyla sürdürülen inançsızlık propagandası, planın parçalarıdır.

Eşref Edib’in o kara dönemdeki bazı uygulamaları anlattığı Kara Kitap’ta geçen ve yıllardır dilden dile dolaşan çok çarpıcı örneklerden biri:

Öğretmen, sınıftaki küçük çocuklara “Benden şeker isteyin” der. İsterler, hemen cebinden çıkarıp verir. Sonra “Bir de Allah’tan isteyin bakalım” diye devam eder. Bu defa şeker gelmeyince de, “Demek ki —hâşâ— Allah yokmuş, olsaydı istediğinizi verirdi” diyerek zehrini kusar.

O dönemde eğitimin nasıl bir zihniyetin eline geçtiğini gösteren son derece ilginç bir örnek de, o günün Türkiye’sini anlatan Turkey To-Day (1928) adlı kitabın yazarı Grace Ellison’a konuşan bir maarif müfettişinin söyledikleridir:

“Bizim peygamberimiz Gazimizdir (M. Kemal). Biz o Arabistanlı şahıs ile ilişkimizi sona erdirdik. Muhammed’in dini Arabistan’a uygundu; ama bize yaramaz.”[3]

İngiliz yazarın, “Ama sizin hiç mi inancınız yok?” sualine müfettişin verdiği cevap da “Evet var. Gazi’ye, bilime, ülkemin geleceğine ve kendime” şeklinde olmuştur.[4]

Dünyasında dinî inanca kesinlikle yer vermeyen müfettiş, yeni dönemde dizginleri ele geçiren zihniyetin “ideal” bir örneği ve prototipidir.

Ama vaktiyle deklare edilen “Müslümanları Kur’ân’dan soğutma” planı İlâhî bir tavzifle dile getirilen “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez bir manevî güneş olduğunu dünyaya gösterme” kararına takılınca hesap bozulmuş ve Allah, nurunun söndürülmesine yine izin vermemiştir.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Büyük Doğu, sayı 29, Emirdağ L., sayfa 277.

[2] Tarihçe, sayfa 137.

[3] Şükrü Hanioğlu, Zaman, 23.11.08.

[4] Şükrü Hanioğlu, Zaman, 23.11.08.

 

**********

 

`K. Çandarlıoğlu´

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Mısır ve Sudan’ı, Lozan’da “verdik” – Lozan’a zafer diyenlere ithaf olunur (17. madde)

Mısır ve Sudan’ı, Lozan’da “verdik” – Lozan’a zafer diyenlere ithaf olunur (17. madde)

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Lozan’ın 17. maddesi:

“Türkiye’nin Mısır ve Sudan üzerindeki bütün hak ve dayanaklarından feragatinin hükmü 5 Kasım 1914 tarihinden geçerlidir.”

Memleket nasıl satılırmış görün.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Kurtuluş Savaşı’nda Meclis, Ankara’dan Kayseri’ye naklediliyordu (Kaçıyorlar!!)

Kurtuluş Savaşı’nda Meclis, Ankara’dan Kayseri’ye naklediliyordu (Kaçıyorlar!!)

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

[1] no’lu dipnot ile ilgili. Meclis’in Ankara’dan Kayseri’ye nakline dair kararname

***

1 – Hükûmetin Ankara’dan Kayseri’ye nakli takarrür etmişdir. Hey’et-i Vekîle ân-ı hareket takarrür edinceye kadar Ankara’da müctemi‘an çalışacakdır. Vekîller bu maksadla yanlarında alıkoyacakları me’mûrînin gayrı devâ’ir ve şu’abâtı en serî‘ bir sûretde Kayseri’de îfâ-yı vazifeye hazır bulundurabilmek için daha şimdiden me’mûrlarını Kayseri’ye sevk ve tahrîke me’zûndur.

2 – Bütün vekâletler ve Meclis Dîvân Riyâseti’nden ve Ankara belediye reîsiyle Müdâfa‘a-i Hukûku’ndan birer murahhasdan mürekkeb bir nakliye komisyonu Müdâfa‘a-i Milliye müsteşârı riyâsetinde ictimâ‘ edecek ve Dâhiliye Vekâleti’nden ta‘lîmât alacakdır.

3 – Bu komisyon Pazartesi gününden i‘tibâren nakliyâta başlamak ve Kayseri’de devâ’ir ve mebûsân ve ecnebî mümessiller için lâzım gelen emâkini ihzâr etmek ve yollarda emniyet ve i‘âşeyi te’mîn eylemek üzere şimdiden Ankara, Kırşehir, Kayseri ve daha yol üzerindeki kasabaların arabalarına vaz‘-ı yed edecek ve nakliyâta tahsîsi için tertîbât ittihâz eyleyecekdir.

4 – Bu komisyon devâ’ir-i devletin nakliyâtı ve daha sâire hakkındaki mukârrerâtını en geç yarınki Cumartesi günü öğleyin Hey’et-i Vekîle’ye bildirecekdir.

Fî 22 Temmmuz sene [1]337

İcrâ Vekîlleri Hey’eti Reîsi ve Müdâfa‘a-i Milliye Vekîli

Fevzi

Şer‘iye Vekîli

Fehmi
Adliye Vekîli

Refik Şevket
Dâhiliye Vekîli

Re’fet

Hâriciye Vekîli

Yusuf Kemal

Mâliye Vekîli

Hasan Hüsnü
Ma‘ârif Vekîli

Hamdullah Subhi
Nâfi‘a Vekîli

Ömer Lütfi

İktisâd Vekîli

Mahmud Celal
Sıhhiye Vekîli

Doktor Refik
Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Vekâleti Vekîli

Fevzi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reîsi

Mustafa Kemal

***

İşbu karâr meclisce aynen kabul edilmedi. Yalnız âilelerle eşyâ-yı zâ’ide şimdiden naklolunacakdır. Meclis ve hükûmet yeni karâr ittihâz edilinceye kadar Ankara îfâ-yı vazîfeye devâm edecekdir.

22 Temmuz [13]37

Mustafa Kemal[1]

***

TBMM’nin Kayseri’ye naklinin Meclis’in gizli oturumunda müzakere edildiğini gösteren Meclis tutanağı [2]

***

70’ine merdiven dayamış olan ve ömründe yemin merasimi dışında kürsüye çıkmayan, hatta hususi meclislerde bile az konuşan Dersim Mebusu (Milletvekili) Diyap Ağa söz aldı: “(…) Efendifer! Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa kavga ederek ölmeye mi geldik?”[3]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

[1] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), 030. 18 3. 30. 17.

[2] TBMM Gizli Celse Zabıtları, 54’üncü Inikad, 23 Temmuz 1337 (1921), cild 11, sayfa 98 ve devamı (Meclis tutanağı).

[3] Damar Arıkoğlu, Hatıralarım, Istanbul 1961, sayfa 235 – 236.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*