Osmanlı Tüfek bile üretemedi diyen Kılıçdaroğlu’na Cevap

Osmanlı Tüfek bile üretemedi diyen Kılıçdaroğlu’na Cevap

*

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim

18. Yüzyıla aid “Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî” (Fenn-i Humbara ve Ateşli Silahlar) adlı eser…

***

Hatırlayacağınız gibi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bundan yaklaşık 2 sene evvel Osmanlı Devleti’nin bir tüfek dahi üretemediğini söylemişti. Adeta Haçlı Seferleri tertip eden Vatikan Papaları gibi Osmanlı’ya iftiralar atan bu zihniyete göre, Osmanlı’yı ingilizler yıkmış ve bunun üzerine M. Kemal, “Battal Gazi vari” bir destanla 7 düveli kovup Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştu. Yersen!..

Madem Osmanlı’yı ingilizler yıktı, o halde Kemal Kılıçdaroğlu niçin Ingiltere’yi değil de Osmanlı’yı kötülüyor? Hatta iftira atıyor? Çünkü Osmanlı’yı ATA’ları yıktı ve kendileri de bu durumu meşrulaştırmak için Osmanlı hakkında gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan tiksindirici ve itibar zedeleyici iddialarda bulunuyorlar. Kaldı ki Ingilizler devlet yıkmaz; böler, kontrol altına alır… Alamıyorsa MAŞA’larına yıktırır!.. Nitekim Osmanlı’yı da bunların ATA’larına yıktırdı ve Türkiye’yi kontrolü altına aldı. Neyse, bu mevzulara girmeyelim…

*

Dönemin Edirne Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, telefonla katıldığı bir televizyon programında, Osmanlı düşmanlığının aslında Şeriat, yani Islam düşmanlığından kaynaklandığını itiraf etti. Bu itiraf, Osmanlı tarihi ve şahsiyetlerinin tarihi ve ilmi gerçeklere dayanılarak değil, bilakis ideolojik ve siyasi kaygılardan dolayı kötülendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Yani bu itiraf, Osmanlı’ya bilerek ve kasten iftira atıldığının en açık delilidir. . Şöyle diyor Kemalist Profesör: “Osmanlı’yı övmek ve göklere çıkarmak, şeriatı sevimli kılmak anlamına geliyor, şeriat düzenini meşrulaştırmak anlamına geliyor.”

***

Osmanlı’nın geri kaldığını ileri sürenlere cevap olarak belki bir kamyon dolusu evrak neşrettik[1], ancak kemalistler ilmî hakikat kaygısı taşımadıkları için ağızlarına ne gelirse söylemekten çekinmiyorlar. Fakat biz de her defasında hakikati haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Kılıçdaroğlu’nun sandığının aksine, Osmanlı’da hem ateşli silahlar icad edilmiş, hem de askeri literatür sahasında çok sayıda kitap, risale ve makale kaleme alınmış ve neşredilmiştir.[2]

Konumuzun uzmanı Prof. Dr. Salim Aydüz’ün bu mevzuda yazdıkları Kemal Kılıçdaroğlu’nu yalanlamaktadır:

“…Osmanlıların, özellikle ateşli silahlar konusunda son derece mühim çalışmalar yaptıkları ve yeni yeni silahlar geliştirdikleri de görülmektedir. Incelediğimiz eserde görüldüğü üzere, Osmanlı askeri sahasında yeni silahlar icad edilerek geliştirilmiş, ilaveten yeni savaş taktikleri uygulanmış ve hatta yer yer başarılı sonuçlar da elde edilmiştir.”[3]

Osmanlı silah tarihi ve özellikle topçuluk tarihi konusunda Ferik Ahmed Muhtar Paşa’nın [1861-1926] önemli çalışmaları bulunmaktadır. Top dökümü ve silah tarihi üzerine çok sayıda eseri ve makalesi bulunan Muhtar Paşa’nın çalışmalarının büyük bir bölümü modern topçuluğa ve silahlara dairdir. Muhtar Paşa’nın konuyla ilgili bir adet makalesi ve altı eseri bulunmaktadır.[4] 

Prof. Aydüz, Müslümanların Osmanlı’dan evvel de ateşli silahlar kullandığını ifade eder[5]:

“Müslümanların ateşli silahları on üçüncü yüzyıldan itibaren kullandığına dair son derece kıymetli bilgiler veren ve içinde gayet güzel çizimler bulunan kitap hiç şüphesiz Necmeddin Hasan er Rammah’ın [öl. 1294-5] ‘el-Furusiyye ve’l-menasibi’l-harbiyye’ adlı eseridir. Er-Rammah, 1270 yıllarında yazdığı eserinde, detaylı bir şekilde, çok sayıda roket, barut terkipleri ve kullanımı ile ilgili bilgiler vermektedir. Içinde çizimlerin de bulunduğu bu eserde büyük bir bilgi birikimi ve çeşitliliği dikkat çekmektedir. Er-Rammah’ın büyük babasının da barut ve terkibi gibi konularla uğraştığına dair bilgilere bakılırsa, barutun on üçüncü yüzyılın başlarından beri Islam dünyasında bilindiği anlaşılır. Eserde 107 ayrı barut terkibinden ve 22 roketten (tayyar, tayyarat) ve çiziminden bahisler vardır.”[6] 

Şemseddin Muhammed’in 14. yüzyılın başlarında kaleme aldığı “Fununu’n-neft” adlı eserinde barut terkiplerinden ve havai fişeklerden bahsedilip beş ayrı roket düzeneği de etraflıca tarif edilir.[7] 

Görüldüğü üzere gerçekler, Kılıçdaroğlu’nun iddialarından çok farklı… Ama cahile kızılmaz. Asıl kızılması gerekenler, onun cahil kalmasına sebep olanlardır… Yani Harf inkılabıyla bu milleti geçmişinden koparanlardır, binlerce eseri tozlu raflara mahkum edenlerdir. Nitekim aşağıda takdim edeceğimiz 18. yüzyıla aid “Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî” ile “Ümmül-Gazâ” adlı eserler daha yeni neşredilebildi. Başka bir iktidar olsaydı belki de hiç neşredilemeyecekti… Bu yüzden hepimiz, emeği geçenlere bir teşekkür borçluyuz.

*

 

 

Mustafa Ibn Ibrahim’in “Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî” (Fenn-i Humbara ve Ateşli Silahlar) adlı eseri…

*

Humbara kelimesi aslen Farsça “humpare” kelimesinden gelmekte olup, küçük küp, küpçeğiz manasındadır. Metinlerde bazen “kumbara” olarak da geçmektedir. Içi boş toprak, cam, demir veya tunçtan yapılmış güllelerin içine barut, demir ve kurşun parçaları ile bomba veya benzeri tahrip maddesi koyularak havan topu ya da elle atılan bir tür eski bir savaş aletidir. Havan ile atılan çeşidine “havan humbarası” veya “humbara havanı”, el ile atılanına “el humbarası” (humara-i dest), havan topu vasıtasıyla humbara atan topçulara “humbaracı” denilmektedir.

Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî isimli bu eserin mevcut tek nüshası Istanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet bölümü nr. K. 439’da kayıtlıdır. (Muallim Cevdet Yazmaları Alfabetik Kataloğu, sayfa 83).[8]

Eserin tam olarak ne zaman telif edildiği belli olmamakla birlikte, metnin içinde geçen şu ifadeden eserin 1747 yılından sonra telif edildiği anlaşılmaktadır: “…Zira bundan akdem bin yüz altmış senesinde (Miladi 1747-1748) Sa’dabad’da humbara ta’limi oldukda otuz derece menzil ile nişangaha humbara atılmasını tertib ve tedbir ve cümleye ta’lim olunup…” (Fenn-i Humbara, vr. 7a.)

Kitap, bir mukaddime (humbaranın tarihçesi) ve altı bab üzere tertip edilmiştir. Birinci bab humbara atımı, ikinci bab humbara terazisi ve havan doldurmada kullanılan edevat, üçüncü bab humbara havanları, dördüncü bab tulumba, beşinci bab geometri terimleri, altıncı bab lağım fenni ve barutun hususiyetleri konusundadır. Eser çok sayıda çizim, hesap, cetvel ihtiva eden fevkalade mühim bir çalışmadır.

*

Eser şu ifadelerle başlamaktadır:

*

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim16

“Inne haze’l-kitabe te’allaka Reyhan Efendi Hamza sene 1284 (1867-68)
Hamza Reyhan

Haza Risale-i Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdulillahi Rabbi’l-‘âlemîn ve’s-salâtu ve’s-selâmu ‘alâ Seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecma’în.”

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim2

Latinize edilmiş hali…

***

 

18. Yüzyıla aid Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî isimli eserde yer alan bazı çizimler ve latinize edilmiş hali:

*

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim13

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim3

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim12

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim4

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim11

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim5

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim10

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim15

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim14

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim9

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim6

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim8

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Fenni Humbara ve atesli silahlar mustafa ibn ibrahim7

***

***

Bayramoğlu Ali Ağa’nın, Ümmül-Gazâ, (Harp Sanatı Ve Aletleri), adlı eseri…

***

Prof. Salim Aydüz, “Kitab-ı Ümmü’l-Gazâ” isimli eser hakkında şu malumatı vermektedir:

“Lale Devri’nde yazıldığını tahmin ettiğimiz bu eser dönemin askerlik sanatı ve gelişmeleri hakkında önemli bilgiler ve çizimler içermektedir. Eser, hakkında pek fazla bilgi sahibi olmadığımız Bayramoğlu Ali Ağa isimli humbaracılar sınıfından birisi tarafından yazılmıştır. Yazılış tarihi ile ilgili net bir bilgi yoktur. Ancak eserde geçen bilgilere dayanılarak eserin III. Ahmed (1718-1730) döneminin sonlarına doğru yazıldığı tahmin edilir.”[9]

Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdad Köşkü, nr. 368’de kayıtlı bulunan eser[10] “Besmele” ile başlar. Ali Ağa, Islam ordularının savaşlarda Allah’ın izni ile muzaffer olması için gerekli tedbir ve tedariklerin neler olacağının eserde anlatıldığını belirtir:

“..asker-i Islam sefer-i hümayun Hazret-i Allahu Te’ala’nun avn-ı inayeti talebiyle inşa’allahu Te’ala mansur ve muzaffer olınmak içün derun-ı kitabumda nice nice tedbir u tedarikler tahrir ve hem tasvir olınmışdur…”[11]

*

18. Yüzyıla aid “Ümmül-Gazâ” adlı eserde yer alan bazı çizimler:

*

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga1

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga2Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga3

***

 

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga4

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga5

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga6

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga7

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga8

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga9

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga10

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga11

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga12

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga13

***

Osmanli geri mi kaldi, Osmanlida bilim, Osmanlinin cöküsü, Osmanli neden batti, Osmanlinin batisi, Osmanliyi kim yikti, Ümmül Gaza Harp Sanati ve Aletleri Bayramoglu Ali Aga14

***

Ey kemalistler, utandınız mı?

Hiç sanmıyorum…

.

**********

.
KAYNAKLAR:

.

[1] Bunlardan bazıları için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/04/02/sultan-ii-abdulhamid-doneminde-yapilan-bazi-fabrikalar/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/01/26/osmanli-devleti-geri-kaldigi-icin-mi-batti/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/14/sultan-ikinci-abdulhamid-han-doneminde-yapilan-bazi-eserler/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/20/osmanli-devletinde-fabrikalar-matbaa-osmanli-geri-kaldi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/31/matbaa-osmanliya-ne-zaman-geldi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/31/osmanli-devleti-degil-kemalist-rejim-geri-kaldi/

[2] Prof. Salim Aydüz, “Ateşli Silahlarla Ilgili Türkçe Matbu Eserler Bibliyografya Denemesi (1727-1928)”, Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları, 5, (Mart 2004), sayfa 259-309.

[3] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Önsöz”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 10.

[4] Makalesi için bakınız; Ahmed Muhtar Paşa, “Eski Osmanlı Silahları yahud Osmanlıların Fenn-i Esliha ve Topçuluğa Ettikleri Hizmet” Malumat, cild 3, sayı 71, 23 N 1314, sayfa 469.
Kitapları için bakınız;
– Ahvalname-i Müellefat-ı Askeriye: Ahvalname-i Müellefat-ı Topçuyan, Istanbul 1316.
– Osmanlı Topçuları, Istanbul 1315.
– Ahvalname-i Müellefat-ı Askeriye-i Osmaniye, 1. Kısım: Ahvalname-i Müellifat-ı Topçıyan, Istanbul 1316.
– Eski Osmanlılarda Top Dökmek San’atı, Istanbul ty..
– Tarih-i Esliha ve Zaman-ı Hazırda Düvel-i Muhtelife Topçulukları, Istanbul 1301.
– Eski Osmanlı Silahları, Istanbul ty..
– Ahmed Muhtar Paşa’nın zikredilen bu çalışmalarından başka dumansız barutlar ve balistik konularıyla ilgili eserleri de vardır. Ahmed Muhtar Paşa’nın ateşli silahlarla ilgili bütün yayınları için bakınız;

Prof. Salim Aydüz, “Ateşli Silahlarla Ilgili Türkçe Matbu Eserler Bibliyografya Denemesi (1727-1928)”, Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları, 5, (Mart 2004).

[5] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 18.

[6] Najm al-Din Hasan Al-Rammah, Al-Furusiyya wa al-manasib al-harbiyya, Analitik bir girişle neşreden Ahmad Y. al-Hassan, Halep 1988.

[7] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 19.

[8] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Mustafa Ibn Ibrahim (18. Yüzyıl), “Fenn-i Humbara ve Sanâyi’-i Âteş-bâzî” (Fenn-i Humbara ve Ateşli Silahlar), (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2015, sayfa 26. Bu eserin mevcut tek nüshası Istanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet bölümü nr. K. 439’da kayıtlıdır. (Muallim Cevdet Yazmaları Alfabetik Kataloğu, sayfa 83).

[9] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 33.

[10 ] Bu eser Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdad Köşkü, nr. 368’de kayıtlı bulunmaktadır; Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 34.

[11] Prof. Dr. Salim Aydüz, “Giriş”; Bayramoğlu Ali Ağa (18. Yüzyıl), Ümmül-Gazâ, Harp Sanatı Ve Aletleri, (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Salim Aydüz, Şamil Çan), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 36.

.
**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Kadir Mısıroğlu: Osmanlı’yı yıkan ordu, Selanik’te kuruldu…

Kadir Mısıroğlu: Osmanlı’yı yıkan ordu, Selanik’te kuruldu…

*

***

.

Sultan II. Abdülhamid Döneminde Yapılan Bazı Fabrikalar

Sultan II. Abdülhamid Döneminde Yapılan Bazı Fabrikalar

*

Sultan Ikinci Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar, osmanli neden batti, osmanli neden yikildi, osmanli geri kaldi mi, osmanli gerileme dönemi, osmanliyi kim yikti,

Sultan Ikinci Abdülhamid Han…

***

Bu yazıda Aydın Talay’ın “Eserleri ve Hizmetleriyle II. Abdülhamid” isimli çok kıymetli eserinden iktibas yapacağız. Ancak bu eserde geçen fabrikalar Sultan II. Abdülhamid Han devrinde kurulan fabrikaların tamamı değildir. Sultan II. Abdülhamid devrinde yapılan eserlerin tamamını bir kitaba sığdırmak pek kolay bir iş olmasa gerektir. Bu hususta daha fazla malumat için daha evvel neşrettiğimiz yazılara bakılabilir:

http://belgelerlegercektarih.com/2017/01/26/osmanli-devleti-geri-kaldigi-icin-mi-batti/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/14/sultan-ikinci-abdulhamid-han-doneminde-yapilan-bazi-eserler/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/20/osmanli-devletinde-fabrikalar-matbaa-osmanli-geri-kaldi-yalani/

***

(Yazıya eklenen resimler bize ait.)

*

Sultan II. Abdülhamid devrinde teknolojik yönden çağına göre oldukça ileri çalışmalar yapıldığını müşahade ediyoruz.

Kendisi de şahsen teşvik edici ve yönlendirici bir insan olduğu için her faydalı çalışmada yardımcı olmuştur. Yurdumuzda sanayinin gelişmesi için gayretler gösteren Sultan II. Abdülhamid Han bu yolda müteşebbislere himaye ve teşvik için bir kısım madalyalar da çıkarmıştır. Türk sanayicilerini yatırıma, çalışmaya ve verimli projelere sevkedebilmek için altın ve gümüş olarak ve 2 dereceli olarak çıkarılan Sanayi Madalyası’nin ön yüzünde şemse içinde II. Abdülhamid Han’ın tuğrası ve Osmanlı Arması, arka yüzünde çift meşe dalı içinde madalyayı alacak olanın adının yazılacağı boşluk vardı. Madalya 27.48 gr. ağırlığında idi. Sanayi madalyası olarak verilirken kırmızı beyaz iftihar madalyası olarak aynı dalda verilmek istendiği zaman da kırmızı kurdela takılırdı.[1]

Benzeri çalışmaları yabancı uyrukta olan bir şahıs gösterdiği zaman bu hareketi takdirle karşılanır, bağlılık ve liyakatlerini arttırmak için liyakat madalyası verilirdi. 1891 yılından itibaren verilmeye başlanan bu liyakat madalyaları altın ve bakırdı.

*

1 – Halıcılık Konusunda Yapılan Çalışmalar

*

Geçen yüzyıl bilindiği üzere sanayide henüz geniş çalışmaların yeni yeni başladığı bir dönemdir. Buna rağmen yeniliklere hiçbir zaman kapalı kalınmamış ve faydası ağır basan her çalışma ilgi ile izlenmiştir denebilir.

Sultan II. Abdülhamid döneminde kurulan fabrikaların başında halı fabrikaları gelmektedir. Bu konuda araştırmalar bulunmadığı için çeşitli kaynaklardan alınan bilgilerle iktifa edilmiştir.

a) Bandırma Halı Fabrikası

Sabık feshane nazırlarından Isparta’nın Barla nahiyesine mensup Abdullah Efendi yine sultanın teşvikleriyle Bandırma’daki Beykah Çiftliği’nde kurduğu fabrikayı Şark Halı Kumpanyası ile birlikte işletmiştir.[2]

b) Doğu Halı Şirketi

c) Hereke Kumaş ve Halı Fabrikası

d) Karacabey Halı Yapımevi

f) Anadolu’da Halı Fabrikaları

Anadolu’nun muhtelif yerlerinde hem işgücünü değerlendirmek ve boş vakitlere işlerlik kazandırabilmek için çeşitli halı fabrikalarının açıldığını görüyoruz. Bu cümleden olmak üzere birkaçını sayalım:

Batı Anadolu’da Gördes, Uşak, Isparta, Kula, Eşme, Milas. Orta Anadolu’da Kayseri, Sivas, Niğde, Merzifon. Güney Anadolu’da Maraş.

g) Suriye Humus Halı Fabrikası

O tarihte ülkemize bağlı bir vilayet olan Suriye’nin Humus kasabasında 2.000 kişinin çalıştığı ve 1600 el tezgahının yer aldığı bir fabrika bulunduğunu görüyoruz. 1898 yılı civarında fabrikada çeşitli halılar yanında 100.000 top pamuklu, 5.600 top sırmalı pamuklu, 1.500 top ipekli kumaş imal edildiği bildirilmektedir.[3]

*

2 – Kumaş ve Dokuma Fabrikaları

*

Yurdun çeşitli bölgelerinde kurulan kumaş fabrikalarında pamuklu, yünlü ve ipekli kumaşlar elde edildiği gibi bir kısmında Hereke gibi halıcılık da yapılmaktaydı. Diğer bir kısmında ise bez dokunmaktadır.

Bunlardan bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

a) Eyüp Defterdar Fes ve Yünlü Kumaş Fabrikası

b) Fes ve Melbusat-ı Askeriye Fabrikası

Bu fabrikanın çalışma ve ürettiği mamullere ait Istanbul Üniversitesi Kütüphanesinde Albümler kısmında bulunan 60 fotoğraftan oluşmuş 91014 numaralı albüm de mevcuttur.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar askeri uniforma fabrikasi elbise fabrikasi fes fabrikasi osmanli geri mi kaldi

Osmanlı’da Askeri Üniforma Fabrikası…

***

Zeytinburnu’nda bulunan fabrika için 52.420 arşın arazi istimlak edildiğini, Tercüman-ı Hakikat gazetesi bildirmektedir.[4]

c) Darülaceze Hamidiye Fes Fabrikası

d) Bakırköy Bez Fabrikası

Fabrikada 1.000 kişiye yakın çalışan işçinin çoğunluğu delikanlı çağındaki çocuklardı.

e) Bursa Ipekli ve Dokuma Fabrikaları

Devrin imkanlarına göre 5.591 adet mancınıkla çalışan 103 ipekli fabrikası mevcuttu. En küçük fabrikada 20 işçi çalışıyordu.

f) Izmit (Kocaeli) Pamuklu Kumaş ve Pamuk Ipliği (Çulhane Fabrikası) Fabrikası:

g) Edirne-Pamuklu Kumaş ve Pamuk Ipliği Fabrikası

h) Irak-Musul Dokuma Sanayii

i) Halep Kumaş ve Pamuk Ipliği Fabrikası

j) Selanik Kumaş ve Pamuk Ipliği Fabrikası

k) Izmir Ipek-Pamuk ve Mensucat Fabrikası

l) Adana Askeri Elbise Fabrikası ve Boya Atölyesi

m) Rize Keten Bezi Fabrikası

n) Beyrut Ipekli Kumaş Fabrikaları

o) Trablus Ipek Fabrikaları

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar fes fabrikasi osmanli geri mi kaldi

Fes Fabrikası…

***

*

3 – Iplik Fabrikaları

*

a) Bursa Iplik Fabrikaları

b) Istanbul Yedikule Iplik Fabrikası

c) Tarsus Iplik Fabrikası

*

4 – Kağıt Fabrikaları

*

a) Beykoz Kağıt Fabrikası

b) Beyrut Kağıt Fabrikası

*

5 – Çini, Porselen ve Cam Fabrikaları

*

a) Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası

Bu fabrika tabak, vazo, testi, çaydanlık ve benzerlerini üretmiştir. Yaptığı mamullere “Eser-i Istanbul” adı vurulmaktaydı. Bu fabrikanın kapanmasında yabancı ticaret mallarının azınlıklar tarafından yurda bol miktarda sokulması sebep olmuştur. Daha sonra 1890’da Sultan II. Abdülhamid Han tarafından Hazine-i Hassa’ya ait olmak üzere Yıldız Sarayının Boğaziçine bakan tepeleri arasında “Hamidiye Çini Fabrikası” yaptırıldı. Ilk ürünlerini 1896 yılından itibaren vermeye başlayan bu fabrikanın 1959 yılından sonrakı adı Sümerbank Çini ve Porselen Sanayii Müessesesi olmuştur.[5]

b) Paşabahçe Cam Fabrikası

Yerine Cumhuriyet devrinde 1934’te Paşabahçe kuruldu.

c) Çubuklu Cam Fabrikası

*

6 – Diğer sivil Fabrikalar

*

1 – Küçükçekmece Kibrit Fabrikası

1897 yılında mevcut işçi sayısının 201 kişi olduğu ifade edilmektedir.[6]

2 – Beyrut Kibrit Fabrikası[7]

3 – Beykoz Kundura Fabrikası.

Cumhuriyet devrinde Sümerbank devralmıştır.

4 – Diyarbakır Deri ve Kundura Fabrikası

5 – Musul Deri ve Kundura Fabrikası

6 – Beyrut Deri ve Kundura Fabrikası

7 – Tuğla ve Kiremit Fabrikaları

Istanbul Kireçburnu ile Selanik ve Beyrut’ta kurulmuştur.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar beykoz kundura fabrikasi osmanli geri mi kaldi

Osmanlı’da kurulan Beykoz Kundura Fabrikası

***

*

8 – Demir Fabrikaları

1312 Izmir Salnamesi Izmir’de dört adet açıldığı ve faaliyette bulunduğundan bahsetmektedir. Bursa’da makina imalatı vardır.

9 – Selanik Konserve Fabrikası

10 – Ispirto Imalathaneleri Izmir’de birisi Tepecik mevkiinde diğer Darağaç Mevkiinde olarak iki örnek gösterilebilir.

11 – Konya Güherçile Fabrikası (Yangından sonra yeniden inşa edilmiştir.)

12 – Havagazı Merkezleri

Çeşitli yerlerde açılmakla beraber verimli hizmet yapanları Istanbul Yedikule ile Izmir’de inşa edilen fabrikadır.

13 – Elmas Işleme Fabrikası

Bursa’da mevcut olan bu fabrika 1889 yılında yapılan Sanayi envanterine göre faal fabrikalar arasındadır.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar kazan dökümhanesi osmanli geri mi kaldi

Kazan Dökümhanesi…

***

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar celik dökümhanesi osmanli geri mi kaldi

Çelik Dökümhanesi…

***

*

14 – Yağ Fabrikaları

Bugünkü fabrikasyon tekniğine göre iptidai olmakla beraber zamanına göre faal hizmetler ifa eden yağ tesisleri arasında Bursa’da 100 tane görmekteyiz.

15 – Diğer Un ve Buz Tesisleri

Izmir’de 13, Beyrut’ta çok sayıda, Bursa’da 23 adet un fabrikasından bahsedilmektedir.[8] Buz üretenlere de Izmir Darağacı Mevkiinde, Istanbul Istinye’de ve Bağdat’da olanı örnek verebiliriz. Şüphesiz bu tesisler bunlardan ibaret değildir.

16 – Ispermeçet Mumu Fabrikası

O dönem için önemli bir yeri olan mum fabrikası olarak 1895 yılında Istanbul’da ve 1882 yılında ise Beyrut’da birer işletme açılmıştır.

17 – Makarna Fabrikaları

Muhtelif yerlerde olmakla beraber 1882’de Beyrut’da çalıştığı ilgili salnamede kaydedilmektedir.[9]

*

7 – Askeri Fabrikalar

*

Sivil fabrikaların yanında çeşitli askeri fabrikaların da kurulduğu görülmektedir.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar Valide Tersanesi ve çevresindeki fabrikalar osmanli geri mi kaldi

Valide Tersanesi ve çevresindeki fabrikalar

***

1 – Seyandir Top Fabrikası

1880 yılından itibaren Istanbul Tophane’de kurulmuştur. Tercüman-ı Hakikat Gazetesi bu fabrikada inşa edilen cebel, obüs ve sahra toplarının denendiğini ve çok başarılı görüldüğünü bildirmektedir.[10]

2 – Top Mermileri Için Tapa Fabrikası

Karaağaç’da bulunan fabrikada top mermileri için yan kuruluş olarak faaliyet sürdürmüştür.

3 – Tersane-i Amire Top Malzemeleri Fabrikası

Ifade edildiği gibi donanma Sultan II. Abdülhamid tarafından ihmale uğratılmamış tam aksine her fırsatta gelişmesi ve faal hizmette olması için gereken gayret gösterilmiştir. O zamanki ifadesiyle havuz denilen tersaneye yeni bir bölüm ilave ettirmiş Mösyö Vatas’ın raporu üzerine vapurların süratli seyri için tamiratlarının yapıldığı kısım meydana getirilmiştir.[11]

Tersane-i Amire’de seri ateşli 57.947 mm.lik topların kundak ve teferruatları yeniden ve mükemmelen imal edilmiştir.[12]

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar top fabrikasi osmanli geri mi kaldi

Top Fabrikası

***

Selanik’de o sıralarda yayınlanmakta olan Asır Gazetesi son sistemde bir torpido teşkil edildiğini, Ingiltere’ye sipariş edilen 32 mil suretindeki 6 torpido muhribinin pervazlarının başarılı olarak yapıldığını ve bu torpido masraflarının Padişah’ın şahsi kesesinden (Hazine-i Hassa) ödendiği kaydedilmektedir.[13]

4 – Mavzer Tüfek Yedek Parça Fabrikası

O sıralarda yeni gündeme gelen mavzer tüfek parçaları vakit geçirilmeden ele alındığı gibi tüfek ağızlıklarının imalatı için Hazine-i Hassa’dan 30.209 kuruş ve 25 paranın Sultan II. Abdülhamid’in emri ile harcandığı Bağdat Salnamesinde bildirilmektedir.

5 – Mermi ve Fişek Fabrikaları

Tercüman-ı Hakikat Zeytinburnu’nda bu hizmetleri bir fabrikanın yürüttüğünden bahsetmektedir. 91.092 no’lu albümde görülebilir.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar zeytinburnundaki mermi ve fisek fabrikasi osmanli geri mi kaldi,

Zeytinburnu’ndaki Kartuş Fabrikası…

***

*

6 – Barut Fabrikası

Istanbul’da kurulduğu gibi Ankara’da da Baruthane, ihtiyacı karşılayacak tarzda açılmıştır.[14]

7 – Ansaldo Fabrikası

Değişik tipte torpido imal eden Ansaldo Fabrikası daha sonra genişletilmiş ve bunun için gerekli masraflar yine Padişah tahsisinden (Hazine-i Hassa) karşılanmıştır. Bu fabrikanın ürünleri ve çalışmalarına ait 19 fotoğraftan meydana gelen albüm mevcuttur.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar baruthane fabrikasi osmanli geri mi kaldi

 Osmanlı’da Baruthane Fabrikası…

***

*

8 – Imalathaneler

*

1 – Çeşitli Dokuma Tezgahları

Daha önce de geçtiği gibi başta Bursa olmak üzere hemen hemen birçok şehirde çeşitli dokuma işleri yapılmaktadır. Çeşitli tezgahlarda 8.300 işçi çalışmaktadır. Bunlar arasında havlu, beledi, fita, gömlek aba, çarşaf, agel, kuşak, ağaban olduğu gibi seccade, maşlah, heybe ve benzeri eşyalar da görülmektedir. 29 Aralık 1305 (1889)’de yapılan Sanayi Envanterine göre 25 adet fıtacı, 8 bedeli, 50 adet kumaş, 5 karakalem denen örtü imal tezgah dışında 30 adet gömleklik bez tezgahı görüyoruz.[15]

300’ü havlucu, 200’ü bürümcük ve kefiye imalatında çalışmak üzere 500 tezgah mevcuttur. Bağdat Salnamesi 7 dokuma tezgahından bahsetmektedir. Diğer yerlerden birer örnek olarak da Suriye vilayetinde Humus’da maşlah ve seccade imalatı o zamanki adı Menteşe olan ve Izmir’e bağlı bir kaza görünümünde idare edilen Muğla’nın Mekri (Fethiye) kasabasında senede 50.000 kuruşluk seccade, heybe ve kilim imal edilmektedir.

2 – Saat Imalathanesi

Çeşitli yerlerde sanatkarlar yetiştiği gibi Topkapı Sarayı hudutları içinde Müze-i Hümayun karşısında kurulmuş olan Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ortak bir çalışma olarak meydana getirilen saat gerek parçaları ve gerekse ağaç oyma kısımları itibariyle devrin sanat durumuna bir örnek teşkil etmektedir.[16]

Bu devirden biraz önceye ait olmakla beraber Bursa Ulucami’inde kuzey kapısından girerken sol tarafta mukabele okunan kısımda Hafız isminde yine caminin müezzinlerinden birine ait ayaklı saat halen çalışmakta olup değişik bir düzene sahiptir.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar elektrik üreten fabrika osmanli geri mi kaldi

Elektrik Fabrikası…

***

*

3 – Demir Makina Imalathanesi

a) Yıldız Demirhanesi

b) Bursa Demir Makine Atölyesi

4 – Fotoğraf Atölyesi

Yıldız’da kurdurmuş olduğu fotoğrafhanede devrine göre oldukça başarılı teknik geliştirilmiş ve böylece hem eserler tesbit edilmiş hem de iyi birer bilgi kaynağı olan salnamelere düzgün fotoğrafların girmesi sağlanmıştır.

5 – Boya Imalathaneleri

Halı ve dokumacılık için bitkisel boyalarla uğraşan çeşitli boyahaneler meydana getirildiği gibi yağlıboya imalathaneleri de tesis edilmiştir. Bunlardan örnek olarak Bağdat vilayetinin Mendeli kazasında ve diğer yerlerde bulunan 68 adet imalathane gösterilebilir. Devrine göre aranan ve Cehri denilen al boya Bağdat imalathanelerinde imal edilmektedir.[17]

6 – Sabun Imalathaneleri

Çok çeşitli yerlerde çalışan bugünkü kadar kaliteli olmasa da ihtiyacı karşılayan sabun imalathaneleri mevcuttur. Bunlardan biri de Bağdat sabun imalathanesidir.

*

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar torpido fabrikasi osmanli geri mi kaldi

Torpido Fabrikası…

***

Abdülhamid döneminde yapilan fabrikalar torpido osmanli geri mi kaldi

Imal edilen bir Torpido…

***

*

7 – Susam Yağı Imalathanesi

1321 Bağdat Salnamesinde Bağdat dahilinde üç adet susam yağı imalathanesinden bahsedilmektedir.

8 – Çırçır Atölyeleri

Pamuk ziraatının geliştirilmesi ile birlikte çeşitli bölgelerde çırçır atölyeleri de geliştirilmiştir. Bağdat Salnamesi Adana’da bunlardan 7 adedinin çalıştığını haber vermektedir.

9 – Kereste Imalathaneleri

Çok çeşitli yerlerde mevcuttur.

10 – Nal Imalathanesi

Askeri yönde o devir için ehemmiyetini koruyan at yetiştiriçiliği kendisi ile beraber birtakım sanatları da geliştirmiştir. Son yıllara kadar Anadolu’nun çeşitli kentlerinde görülen ve bugün için artık iyiden iyiye azalan nalbantların kullandığı nalların imalathane olarak ilk defa bu devirde 1900 yılında Istanbul Selimiye’de kurulduğu ifade edilmektedir. Doğu ve batı türünde her çeşit nal imal eden bu imalathane Birinci Cihan Harbine kadar devam etmiştir.[18]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Tercüman-ı Hakikat, 19.5.1901.

[2] Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, cild 8, sayfa 223.

[3] 1315 Suriye Salnamesi

[4] Tercüman-ı Hakikat, 19.5.1901.

[5] Prof. Dr. Önder Küçükerman, TBMM Mecmuası Nisan 1987.

[6] Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, cild 12, sayfa 422.

[7] 1326 Beyrut Salnamesi.

[8] 1321 Bağdat Salnamesi ve 1312 Izmir Salnamesi.

[9] 1326 Beyrut Salnamesi.

[10] Tercüman-ı Hakikat, 11.5.1901.

[11] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi.

[12] Tercüman-ı Hakikat 20.6.1901.

[13] 1318 Bağdat Salnamesi Masarifat Defteri Asır 22.4.1901.

[14] Ikdam Gazetesi 4.9.1905.

[15] R. Ekrem Koçu, Darülaceze, sayfa 69.

[16] Sanat Dergisi, Topkapı Sarayı Müzesi, sayfa 122.

[17] 1321 Bağdat Salnamesi.

[18] Tafsilat için bakınız;

Aydın Talay, Eserleri ve Hizmetleriyle II. Abdülhamid, 3. Baskı, Istanbul 2016, sayfa 301-322.

Küçük bir bilgi: Aydın Talay’ın kitabı Ayşe Topal’ın Viyana Üniversitesi’nde yaptığı lisans tezinin kaynakları arasındadır. Bakınız;

http://othes.univie.ac.at/25572/1/2013-01-22_0602884.pdf

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

M. Kemal Atatürk ve Ingiliz Yapımı

M. Kemal Atatürk ve Ingiliz Yapımı

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

kemal atatürk ingiliz yapimi hüsnü hüsniyet tokatci yedi bela hüsnü sevket osmanliyi kim yikti

***

Meseleyi size bu kareyle anlatalım istedik…

Oyuncu kadrosu…

Kemal Sunal: M. Kemal Atatürk.

Şevket Altuğ: Ingiliz istihbaratı.

Hüsniye: Kandırılmak istenen halk.

Hüsniye’nin üstüne salınan adamlar: Yunan ordusu.

Filmin sonunu biliyorsunuz zaten…

***

Benzer konularımız için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/18/o-kiralik-katil-kimdi-yoksa-m-kemal-ataturk-muydu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/16/bursa-m-kemal-ataturkun-emriyle-carpisilmadan-bosaltildi/

NOT: Resim için Murat B. kardeşimize teşekkür ederiz.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

M. Kemal dost mu, yoksa düşman mı ? Cevabı kendisi versin

M. Kemal dost mu, yoksa düşman mı ? Cevabı kendisi versin

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

24 Nisan 1920’de Hükümet kurmanın gerekliliği konusunda M. Kemal mecliste yaptığı konuşmasının bir bölümünde:

“Osmanlı Devleti diğer herhangi bir devlet gibi hükümdarının cismâni nüfuzu etrafında şekillenmiş değildir. Saltanat makamı aynı zamanda Hilâfet makamı olduğundan padişahımız, İslâm toplumunun da başkanıdır. Çalışmalarımızın birinci amacı ise, Saltanat ve Hilâfet makamlarının ayrılmasını amaçlayan düşmanlarımıza Milli İrade‘nin buna uygun olmadığını göstermek ve bu kutsal makamı yabancı esaretinden kurtararak ulü’l-emrin (Padişah) yetkisini düşmanın tehdit ve zorlamasından serbest kılmaktır…”[1]

diyerek Saltanat ve Hilâfet’i birbirinden ayırmak isteyen düşmanlara karşı çıkılacağını açıklamaktadır.

Şimdi siz de benim gibi; “Vay be, adam sonuna kadar haklı” diyorsunuzdur. Buraya kadar herşey normal…

Gelin bir de Nutuk’ta yazdıklarına bakalım:

“Efendiler, belki birtakım kimselere göre Rauf Bey, üzerine aldığı görevi yerine getirmişti. Ben de açıkladığım üzere, genel ve tarihi görevimin o güne ait safhasını tamamlamıştım. Ancak, genel görevimin emrettiği asıl noktayı hedefe ulaştırmak ve uygulamaya geçmek gerektiği zaman da asla kararsızlığa düşmedim. Tevfik Paşa’ nın telgrafları dolayısıyla saltanatı hilafetten ayırmaya ve önce saltanatı kaldırmaya karar verdiğim zaman, ilk yaptığım işlerden biri de, derhal Rauf Bey’i, Meclis’teki odama çağırmak oldu. Rauf Bey’in, Refet Paşa’nın evinde sabahlara kadar dinlediğim düşünce ve görüşlerini hiç bilmiyormuşum gibi davranarak, ayakta, kendisinden şu istekte bulundum: “Hilafet ve saltanatı biribirinden ayırarak saltanatı kaldıracağız! Bunun doğru olduğu konusunda kürsüden bir konuşma yapacaksınız!” Rauf Bey ile bundan başka bir tek kelime konuşmadık. Rauf Bey odamdan çıkmadan önce, aynı maksatla çağırmış olduğum Kazım Karabekir Paşa geldi. Ondan da aynı şekilde konuşmasını rica ettim.”[2]

Kurtulus Savasi’nin başlarında, Meclis’te yaptığı konuşmada “Saltanat ve Hilâfet makamlarının ayrılmasını amaçlayan düşmanlarımızdır” diyen de kendisi, (ki doğru bir teşhis) fakat daha sonra dizginleri ele alınca, “Hilafet ve saltanatı biribirinden ayırarak saltanatı kaldırdığını” Nutuk’ta açıklayan da kendisi.

Şimdi siz karar verin; M. Kemal dost mu, yoksa düşman mı ?

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Atatürk”ün Söylev ve Demeçleri, cild 1, Ankara 1961, sayfa 62.

[2] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 685, 686. (14. Bölüm: Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın Kaldırılmasına İlişkin Gelişmeler, Hilafet Meselesi. 6. Konu: Meclist’te Saltanatın Kaldırılması Görüşülürken Rauf Bey’e Verdiğim Rol.)

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*