Secretrality isimli sitenin davamıza ihaneti

Secretrality isimli sitenin davamıza ihaneti

Davamıza zarar veren “Secretrality” isimli blogun yöneticisi Facebook’ta “Üstad-ı Tarih” ve “Hakan Bilgin Türk” profilleriyle aktiftir. Daha fazla profili olabilir, biz kesin olarak bu ikisini biliyoruz. Ayrıca bu şahıs Facebook’ta “Dünya Gerçekleri Realities of the world” ve “Universal Reality Project | Evrensel Gerçeklik Projesi” isimli sayfalarda paylaşımlar yapıyor. Belki daha fazla sayfalarda yazabilir, bizim kesin olarak bildiklerimiz bunlar. Ancak şunu bildirmeliyim ki, “Dünya Gerçekleri Realities of the world” sayfasında sadece yöneticilerden birisidir, dolayısıyla sayfa sahibini bu işe karıştırmıyorum, tanıyabildiğim kadarıyla kendisi düzgün bir insandır.

Gerek “Üstad-ı Tarih” ve “Hakan Bilgin Türk” profillerini kullanan şahsa ve gerekse yine onun olduğunu tahmin ettiğim “Onur Eren” isimli kişiye, konularımızı “eksik” yaymamalarını ve fotoğraflardan bizim sitenin ismini çıkarıp kendi sitelerinin isimlerini yazmamalarını defalarca yazdık, fakat hala aynı yolda devam ediyorlar. Üstelik birde kalkmış bizi “Ego sahibi” olmakla yani “benlik”le suçluyorlar. Oysa ego sahibi olanlar, başkalarının konularını kendi adına paylaşanlardır. Bizim oluşturduğumuz fotoğraflardan bizim sitenin ismini çıkarıp kendi sitelerinin ismini yazmaktır ego. Bunu neden yapıyorlar? Buna neden ihtiyaç duyuyorlar? Işte aslında ego sahibi bunlar değil midir?

Biz elbette kendi konularımızın bize aidiyetinin belirtilmesini isteriz ve bu asla ego değildir, haktır… En doğal hakkımızdır. Hakkımız olan şeye ego demek, helale haram demek değil de nedir?

Nahl Suresi

116 - “Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: «Şu helaldir, şu haramdır» demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.”

Hem suçlu hem güçlüler…

Böyle utanmazlık, böyle pişkinlik görmedik daha.

Altta da göreceğiniz gibi, onlar, bizim konularımızdan bizim sitenin ismini silip kendi sitelerinin isimlerini yazacaklar ve bu ego olmayacak, ama biz, neden böyle yaptıklarını sorduğumuz zaman ve bize ait olan bir konunun kaynağının belirtilmesini istediğimiz zaman ego sahibi olacağız, öyle mi?

Bunlar, bizim doğru ve gerçeği ifade eden konularımızı kendilerine aitmiş gibi gösterip sitelerinde paylaşıyorlar ve yine aynı sitede sapık dini görüşlere sahip olan kişilerin konularına yer veriyorlar.

Konularımız ile sapık dini görüşlü kişilerin reklamı yapılıyor… Sapık görüşlü heriflerin fikirlerini pazarlamak için bizim konularımızı altın tepsi olarak kullanıyor ve okuyuculara sunuyorlar. 99 doğrunun yanına bir yalanı zehir gibi enjekte ediyorlar.

Üstelik konularımızı “eksik” paylaşıyor ve eksik yayılmasına sebep oluyorlar.

Bunlardan birkaç resimli örnek…

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan Şeyh Said konusunda yapılan hata 1

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Eğil tarafına, Ergani’ye gittim, **Türkleri de davet ettim.** Gelin dinimize çalışalım, kanunu ilahiyi [Allah’ın kanununu] tatbik ettirelim, diyordum. Ergani’den Şevki Efendi, Hamid Ağa, Hacı Hüsnü Efendi vardı. **Onlar Türk’tüler, iştirak ettiler…** Kürt Teali Cemiyeti’nden haberim yok. Nerededir, muhaberatını [iletişimini] temin eden kimlerdir, hiç haberim yok… Bitlisli Yusuf Ziya’yı tanırım. Iki sene evvel [1923] Hınıs’a, benim köyüme misafir geldi. Orada: ‘Bir Kürdistan hükümeti teşkil etmek için ittifak edelim..’ dedi. Bu muhaldir [hayalidir], olmaz dedim. Fikrim bunu kabul edemiyordu. Sonra Erzurum’a gitti. Ben onun da umudunu kestim, kendi de kani oldu. Erzurum’dan avdetinde [dönüşünde] bir daha görmedim. Benim maksadım bu dine bir hizmet etmekti. Bu çeşit niyetim de yoktu. Allah u Taala’nın kaderi beni bu çeşide düşürdü. Muvaffak olamadık…”

HATA:

“Eğil tarafına, Ergani’ye gittim”den sonra **Türkleri de davet ettim.** sözü silinmiş.

Biraz ileride “Hacı Hüsnü Efendi vardı.” şeklinde biten cümleden sonra “Onlar Türk’tüler, iştirak ettiler…” diye başlayan cümle gelmesi gerekirken, bu cümle silinmiş ve “Kürt Teali Cemiyet’inden…” diye başlayan cümle ile devam edilmiş.

Tam can alıcı noktalar silinmiş… Yani Şeyh Said’in Türkleri davet ettiği ve Türklerin de kıyama iştirak ettiğini anlatan dolayısıyla bir Kürt kıyamı değil de dini bir kıyam olduğunu delillendiren cümle silinmiş.

***

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan “Şeyh Said” konusunda yapılan hata 2

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Mücadele-i Millîyede pek şerefli ve müstesna bir mevki ihraz eden Adanalıların Genç havalisinde zuhur eden **irtica** hadisesi münasebetiyle izhar ettiği samimi ve şayan-ı takdir hissiyata teşekkür ederim. Nik ü beddi bihakkın müdrik milletimizin Cumhuriyete ve inkılâba merbutiyeti sayesinde işbu hadise müsebbiplerinin kariben lâyık oldukları veçhile tecziye edilecekleri muhakkaktır. Muhterem Adanalılara hürmetlerimin tebliğini rica ederim.[1]

IMZA: Gazi M. Kemal”

HATA:

“Adanalıların Genç havalisinde zuhur eden”den sonra “irtica” kelimesi gelmesi lazım iken, o kelime atlanmış ve “hadisesi münasebetiyle…” diye devam etmiş.

Burada da tam can alıcı nokta silinmiş. Zira silinen “irtica” kelimesi kıyamın dini bir kıyam olduğunun delilidir. Üstelik bu M. Kemal’in telgrafıdır. Yani Şeyh Said kıyamının kürtçülük değil de dini bir kıyam olduğunu M. Kemal’in telgrafındaki “irtica” kelimesi isbatlamaktadır, ancak bu kelime “secretrality” sitesinde silinmiştir. Daha fazla hata var, fakat biz bu kadarla iktifa ediyoruz.

***

Şeyh Said konusu ile ilgili resimleri “Secretrality” sitesinin şu sayfasından çektik:  http://secretrality.blogspot.de/2012/03/seyh-said-rha-dosyas-18-bolum_26.html

Şayet silinmedi veya düzeltmediyse görebilirsiniz.

 

**********

 

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan “Kazım Karabekir” konusunda yapılan hata 1

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Hasbıhallerimizde (sohbetlerimizde) M. Kemal Paşa’nın fırka komutanlarımdan Halit Bey’e şifre ile **Celâlettin Arif ile Karabekir’in arasını aç** dediğini ve Erzurum’a ilk geldiği zaman Halit Bey’le görüşmelerine O’na (seni de beni de İstanbul hükümeti istiyor. Bir gün Kâzım bizi tevkif ederek gönderebilir. Birbirimizi tutalım ve daima muhabere edelim., icap ederse (..) yerine sen geçersin) tavsiyesini tesbit ettik.”

HATA:

“komutanlarımdan Halit Bey’e şifre ile”den sonra “Celâlettin Arif ile Karabekir’in arasını aç” diye devam etmesi gerekirken bu kısım atlanmış ve “dediğini ve Erzurum’a ilk geldiği zaman Halit Bey’le görüşmelerine O’na (seni de beni de İstanbul hükümeti istiyor.” şeklinde devam edilmiş.

Yani M. Kemal’in Halit Bey’e Celâlettin Arif ile Karabekir’in arasını açması yönündeki talimatı silinmiş.

***

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan “Kazım Karabekir” konusunda yapılan hata 2

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Ve Başkomutan M. Kemal Paşa’yı şöyle eleştirir:

«İstiklâl Harbi’nin tehlikeli günlerinde sonuna kadar feragat, fedakâr arkadaşlarının rey ve irşadına ihtiyaç gösteren M. Kemal Paşa artık muzaffer bir başkomutan sıfatıyla maiyet komutanlarına Cumhuriyeti **dikte ettirmiştir.** Eski arkadaşlarının rakip olabileceği endişesi ile sui şahsiyetler icadı da lâzım gelmişti; bunun için **eski arkadaşlarını kötülemek lâzımdı. Bunu da hakkıyla yapmıştır.»”**

HATA:

“…başkomutan sıfatıyla maiyet komutanlarına Cumhuriyeti“den sonra “dikte ettirmiştir.” gelmesi lazım iken, bir sonraki cümleden, yani “Eski arkadaşlarının…” diye devam edilmiştir.

“arkadaşlarının rakip olabileceği endişesi ile sui şahsiyetler icadı da lâzım gelmişti; bunun için”den sonra cümle, “eski arkadaşlarını kötülemek lâzımdı. Bunu da hakkıyla yapmıştır.»” şeklinde bitmesi gerektiği halde bu kısım kesilmiş.

M. Kemal’in cumhuriyeti komutanlara dikte ettirdiği ve arkadaşlarını kötülediği yönündeki Karabekir’in sözleri silinmiştir.

***

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan Kazım Karabekir konusunda yapılan hata 3

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Rauf Bey ile Refet Paşa’dan öğrendiğimde Cumhuriyet **adı altında** şahsî saltanat kurulmuş olduğu ve halk ve matbuanın da kurtuldukları bir istibdattan diğer bir yenisine düştüklerinden feryat ettikleridir. Istiklâl Harbi’nde **Birinci derecede vazife** görmüş bu arkadaşlar dahi sabahleyin top sesleriyle uyandıktan sonra Cumhuriyetin ilân olduğunu öğrenmişlerdir. M. Kemal Paşa, mefkuresi (ideali) olan hilâfet ve saltanat makamına geçmesini arkadaşlarının önlediğini görünce Cumhurreisliğine (Cumhurbaskanlığına) de mani olacakları endişesi ile işi sert bir kapatma suretiyle Millet Meclisi’nin daha vahim ciheti de kayd-ı hayat şartı ile mevkiinde kalabilmek için eski arkadaşlarını Cumhuriyet aleyhten ve padişah taraftarı göstermesidir.»”

HATA:

Birinci cümlede “öğrendiğimde Cumhuriyet”ten sonra “adı altında” kısmı silinmiş, ve “Istiklâl Harbi’nde” diye başlayan ikinci cümlede “Birinci derecede vazife” kısmı da silinmiş ve “görmüş bu arkadaşlar…” diye devam edilmiş.

***

Kazım Karabekir konusu ile ilgili resimleri “Secretrality” sitesinin şu sayfasından çektik: http://secretrality.blogspot.de/2011/11/kazm-karabekir-m-kamal-ile-ilgili.html

Şayet silinmedi veya düzeltmediyse görebilirsiniz.

 

**********

 

“Secretrality” sitesinde bizden alıntılanıp “eksik” yayınlanan “M. Kemal’in Vakit gazetesine verdiği demeçte” yapılan hata

***

Doğrusu böyle olacaktı:

“Ertesi gün, 18.11.1918 günlü Vakit gazetesinde yayımlanan söyleşisinde yine bu doğrultuda konuşmuştur: “Hükümetimizle mütareke imzalayan devletlerin ve bu devletler adına Mütareke Şartnamesi’ni yapan **Britanya hükümetinin Osmanlılara karşı olan iyi niyetlerinden şüphe etmek istemem; eğer sözkonusu şartname hükümlerinin uygulanmasında yanlış anlamaya neden olacak yönler görülüyorsa, bunun sebebini derhal anlamak ve muhataplarımızla anlaşmak lazımdır.” [2]**

HATA:

“Mütareke Şartnamesi’ni yapan…”dan sonra artık birşey yazmıyor. Oysa şöyle devam etmesi gerekirdi:

**Britanya hükümetinin Osmanlılara karşı olan iyi niyetlerinden şüphe etmek istemem; eğer sözkonusu şartname hükümlerinin uygulanmasında yanlış anlamaya neden olacak yönler görülüyorsa, bunun sebebini derhal anlamak ve muhataplarımızla anlaşmak lazımdır.” [2]**

M. Kemal’in gazeteye verdiği demeçte, “ingilizlerin Osmanlılara karşı iyi niyetli olduklarını ve ingilizlerle anlaşmak lazım geldiğini” söylemesi tamamen kesilmiş.

Daha böyle birçok konumuzu hatalı paylaşmışlar. Bunlar neye hizmet ediyor, hangi akılla konu paylaşıyorlar, amaçları nedir? Bunlar, bırakın konu oluşturmayı, alıntıladıkları yazıları bile okumaktan ve idrak etmekten aciz midir? Paylaştıkları konuları okumuyorlar mı? Anlamak mümkün değil. Konuları resmen tahrif ediyorlar. Emek hırsızlığı bir yana, konuları delil olmaktan çıkarıp eksik yayılmasına sebep oluyorlar. Buna nasıl rıza gösterelim? Her ne sebeple silinmiş olursa olsun, ister kasten, ister hata ile sonuçta davamıza zarar veriliyor. Defalarca uyardığımız halde hala müspet bir gelişme yok.

***

Yine bu kadro bir facebook sayfasında bizim masonlarla ilgili 12 fotoğraf ve 30′a yakın kaynaklı yazımızın sadece 13 kaynağa atıfta bulunan kısmı ve bir fotoğrafı paylaşmış, gerisi yok, üstelik atıf yapılan 13 kaynağa da yer vermemiş. Bari devamı burada diye bizim sitede yer alan konuya yönlendirseydi, o da yok.

Işte, onun facebook sayfasından bahsi geçen konunun görüntüleri:

DEVAMI YOK, KAYNAKLAR YOK…

***

Konunun tamamı bizim sitemizde, bir göz atın ve paylaşımları kıyaslayıp konunun nasıl katledildiğini görün:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/13/m-kemal-ataturk-mason-mu-ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

Gördünüz mü? Şimdi bu konuyu böyle eksik ve kaynaksız paylaşmanın ne anlamı var? “Neye” hizmet? Insanları bilgilendirmek isteniyorsa bu konunun yer aldığı siteye yönlendirmek daha güzel, mantıklı ve akıllıca olmaz mı? Hayır, onlar, kendilerinin reklamını yapmak ve kendilerini muhtemelen böyle tatmin etmek için davamıza hizmet maksadıyla hazırlanmış bu konuyu bölük pörçük ederek katlediyorlar ve sunduğumuz deliller heba oluyor… Konu bütünlüğünü bozuyorlar.

Bu nasıl bir anlayıştır? Kendilerini tatmin edecek başka alan mı bulamıyorlar da böyle kutsal bir davayı nefslerine alet ediyorlar?

***

BIZIM FOTOĞRAFIMIZDAN SITE ISMIMIZI SILIP KENDI SITELERININ ISMINI YAZMIŞLAR…

Bu bizim sitenin isminin yer aldığı orijinal fotoğraf:

***

Bu da bizim site isminin silinip kendi sitelerinin ismini yazdıkları çalıntı fotoğraf:

Böyle yapmaya ne gerek var? Bunların yaptıkları ego değil de, biz, hakkımızı ve davamızı savunurken mi ego sahibi ve bencil oluyoruz?

Bunlar bizim davamızın kutsallığını kavrayamamış ve idrak edememişler anlaşılan… “Biz davamız için çalışıyoruz” diyenlerin, bu davaya hizmet maksadıyla oluşturduğumuz konulardan bizim sitemizin ismini çıkarıp kendi sitelerinin ismini yazmaları; davamıza değil, kendi nefslerine hizmet ettiklerinin en açık delilidir. Bir insan bunu neden yapar?

Bunlar vahdeti, tevhidi, birliği, ortak aklı, ortak belleği bozuyor ve kendi hesaplarına çalışıyorlar. Bunlara “neden böyle yapıyorsunuz” diye sorduğumuzda; “sen ego sahibisin” suçlamasıyla karşılaşıyoruz. Asıl ego sahibi olanlar kendileridir. Ego sahibi olmayanlar başkalarının emeği altına kendi imzalarını atmazlar. Bunlar “Ben”lik davasında, ve henüz “Biz” olamamışlar. “Biz” kim? Bizim “Biz”imiz Anti kemalist ve Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat’tir. Bunlardan birine aykırı birşey paylaşmak, davamıza ihanettir. Kadir Mısıroğlu bile yalnızca kemalizm ile değil, aynı zamanda Ehl-i Sünnet düşmanlarıyla mücadele ediyor. Bu hususta birçok kitabı mevcut. Örneğin “Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri” adıyla şu ana kadar yayınlanan 3 ciltlik eseri bunu göstermektedir.

Bizde bencillik olsaydı, şu konudaki teşekkür notunu yazma ihtiyacı duymazdık:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/25/cumhuriyetin-ilk-yillarinda-sunneti-hitam-yasaklama-tesebbusu/

Burada altınlamadığımız halde, yani bir hak talebi olmadığı halde, sırf bu gazete küpürünü internet ortamına ilk aktaran site olduğunu sandığımız için “%100 Osmanlı” isimli siteye teşekkür ettik. Yöneticisini bile tanımıyoruz. Işte birlik, vahdet, tevhid böyle olur.

Bizi ego sahibi olmakla suçlayanlar, bilin ki bu iftirayı, kendi egolarının deşifre edilmesi üzerine bunu maskelemek amacıyla atıyorlar.

Aslında bunları yazmak şahsen bizi rahatsız ediyor, lakin bu kadronun kara propagandası bizi bu adımı atmaya icbar etmiştir.

6 aydan fazla oldu bunlara rica ettik, uyardık ancak hala aynı yoldalar. Mesajlaşmalarımızda bunların terbiyeden yoksun, edep, saygı, haya ve ahlak gibi kavramlara ne kadar uzak olduğunu gördükten sonra, artık bizden alıntıladıkları konularda kaynak belirtseler dahi bunlara hakkımız helal değildir. Bunların Ümmete ihanet ettiklerini düşünüyorum ve Huzur-u Ilahide iki elim yakalarında olacak…

Bu cümleyi yazarken çok düşündüm, lakin hakettikleri kanaatine vardım.

Icabında bunlar hakkında yeni ve daha başka gerçekleri sizlerle paylaşacağız, bu konuya nokta mı yoksa virgül mü koyacağımızı onların tutumu belirleyecektir

***

UYARI:

Sonuna “Alıntı” yazmadığımız konuların neredeyse tamamı meşakkatli araştırmalarımızın ürünüdür. Sonuna “Alıntı” yazmadığımız gerek kitabımızdaki gerekse sitemizdeki veya herhangi bir yerdeki konularımızın derlenmesine, modifiye edilmesine, kısaltılmasına, ekleme yapılmasına veya buna benzer işlemler yapılmasına hiçbir surette rızamız yoktur. Konuların ancak tarafımızdan yayınlandığı şekilde alıntılanması ve alıntılarda alıntılanan konunun altına da şu şekilde kaynak belirtilmesi şarttır:

www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

Veya dileyen şu şekilde kaynak gösterebilir:

” Kadir Çandarlıoğlu, Belgelerle Gerçek Tarih, kitabı üctetsiz indirebilirsiniz: http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu “secretrality” kadrosuna her ne isimle paylaşırlarsa paylaşsınlar, bizi kaynak gösterseler dahi hakkımız helal değildir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Şeyhülislam’ı Ebussuud Efendi’nin şu sözlerini hatırlatmak isteriz:

“Yarın Hakk’ın Divanına varınca
Süleyman’dan hakkını alır karınca.”

Karınca bile Kanuni’den hakkını alabiliyorsa,
Bizde alırız hakkımızı şartımıza uymayanlardan, Hakk’ın Divanına varınca.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*