Atatürk-Yunan Dostluğu-1: “Asil Yunan Milleti!”

Atatürk-Yunan Dostluğu-1: “Asil Yunan Milleti!”

M. Kemal, 14 Ocak 1933’de itimadnamesini takdim eden Yunanistan’ın Ankara Elçisi Sakelloropoulos’a verdiği cevapta “asil Yunan milleti” ifadesini kullanmıştır.

M. Kemal’in bu nutkunun uzun olması hasebiyle yalnızca ilgili kısmını naklediyorum:

“Vedanamesini aldığım muhterem selefinizin bu vadideki meşkur mesaisinden mütevellit memnuniyetimin dost Elen Milletinin necip Reisine iblağını bu vesile ile rica etmek isterim.

Elçi Hazretleri,

Siyasetlerinin temelini sulh olarak kabul eden iki memleketin, içinde bulunduğumuz nazik zamanların icap ettirdiği istisnai bir ihtimam ile kendilerine açtıkları dostluk ve karşılıklı bağlılık yolunun doğru ve güzel bir yol olduğu ve bu doğru yolun iki milleti muhabbete ulaştırdığı hususundaki yüksek telakkinize memnuniyetle iştirak ederim.

Asil yunan (elen) milletinin refah ve ikbali ve onun yüksek Cumhurreisi Hazretlerinin sıhhat ve saadetlerini halisane dilerim.”[1]

*

M. Kemal’in [1] no’lu dipnotta bahsi geçen konuşmasının yer aldığı Cumhuriyet gazetesi: “Asil Yunan Milleti!”

***

Daha buna benzer başka sözleri de mevcuttur.

Bize göre Mehmetçik katili yunana “asil millet” demenin hiçbir makul izahı olamaz.

Buna rağmen milli şuurdan mahrum bazı cahil ve gafiller buradaki ifadenin “karşılıklı” olduğunu ve diplomasi icabı söylendiğini vurgulamaktadırlar. Halbuki böyle bir mecburiyet yoktur. Mesela Afgan Kralına gönderdiği cevabi telgrafında, bana göre esas “asil” olan Afgan Milleti için bu ifadeyi kullanmadığı gibi, “Kardeş Türk Hükumeti” diyen krala da aynı şekilde mukabelede bulunmamıştır!

Afganistan Kralı Mehmet Nadir Han’dan gelen ve 27 Ekim 1929 tarihini taşıyan mektupta şöyle yazmaktaydı:

Kardeş Türk Hükumetinin milli şenlikleri münasebeti muazzamasile Zatı Devletlerini kemali hulus ile tebrik ve Türk millet ve Cumhuriyetinin saadeti için en has temenniyatımı teyit etmek fırsatı mes’udesini idrak eylerim.

Afganistan Kralı

Mehmet Nadir”[2]

*

Afganistan Kralı Mehmet Nadir Han’ın [2] no’lu dipnotta sözü edilen telgrafı…

***

Afganistan Kralı, “Kardeş Türk Hükumeti” demesine rağmen M. Kemal’in oldukça soğuk cevabında aynı ifade yer almaz… Okuyalım:

“Cumhuriyet bayramı münasebetile izhar buyurulan hissiyat ve tebrikattan dolayı teşekkürlerimi takdim ve Afgan milleti ile Zatı Haşmetanelerinin refah ve saadeti temenniyatımı teyit eylerim.

Türkiye Reisicumhuru Gazi M. Kemal”[3]

*

M. Kemal’in [3] no’lu dipnotta bahsi edilen 4 Kasım 1929 tarihli cevabı…

***

Evet, gördüğünüz gibi “Kardeş Türk Hükumeti” diyen Afgan kralına cevaben sadece “Afgan milleti” demekle yetinir… Ne dost, ne kardeş, ne asil ne de benzer ifadelerle sıcak bir mesaj vermeye tenezzül etmez… Hani “karşılıklı” olmalıydı? Ama muhatabı Mehmetçik katili yunanlılar olsaydı allayıp pullamaktan çekinmezdi…

Yine aynı şekilde 18.08.1930’da gönderdiği telgrafta ise sadece “dost Afgan milleti” demekle iktifa eder. Telgrafın tamamını buraya alıyorum:

“Ala Hazreti Muhammet Nadir Han Padişahı Afganistan.

Dost Afganistan’ın istiklaline ait milli bayramı münasebetile en har tebriklerimi beyan ile bahtiyarım.

Türk milletinin samimi hisleri ile birlikte Zatı Hümayunlarının saadeti ve dost Afgan milletinin şeref ve ikbali hakkındaki temennilerimin kabulünü rica eylerim.

Gazi M. Kemal”[4]

*

M. Kemal’in [4] no’lu dipnotta sözü edilen telgrafı…

***

Buna rağmen Afgan Padişahı Mehmet Nadir Han, 23.08.1930 tarihli cevabında, “Türk milleti necibesi” yani asil Türk Milleti ve “dost Türk Milleti” ifadelerini kullanır. Telgrafın tamamını aşağıya alıyorum:

“Afgan Padişahı Mehmet Nadir Han Hazretlerinden Türkiye Reisicumhuru M. Kemal Paşa Hazretlerine.

Afganistan istiklali münasebetile vukubulan tebrikatınıza ve Türk milleti necibesinin hakkımızda gösterdiği hissiyat-ı müveddetkaraneye samimi teşekküratımı izhar eder ve dost Türk Milletinin terakki ve refahı yolundaki arzularının müsmir olmasını temenni eylerim.

Afganistan Padişahı

Mehmet Nadir”[5]

Ancak M. Kemal Afgan Kralı Mehmet Nadir Han’a gönderdiği 16.10.1930 tarihli telgrafında yine “asil Afgan Milleti” dememiş ve sadece “Afgan Milleti” demekle yetinmiştir.[6]

*

[5] ve [6] no’lu dipnotlarda verilen telgraflar…

***

M. Kemal başka mesajlarında “Necip Afgan milleti” de diyor. Fakat burada ortaya koymak istediğimiz husus, illa aynı şekilde mukabele etme mecburiyetinin bulunmadığıdır. Yani M. Kemal, Yunan elçisine “asil Yunan milleti” şeklinde bir mukabelede bulunmayabilirdi. Nitekim Afgan Kralı’na da bulunmamıştır. “Asil Yunan Milleti…” yerine tıpkı Afgan Milleti’ne hitap ettiği gibi; “Yunan Milleti” demekle iktifa edebilirdi. Dolayısıyla bir mecburiyet olmadığı halde “asil yunan milleti” şeklindeki bir ifadeyi gayet tabii olarak kınama hakkına sahibiz.

Kaldı ki, bir “mukabele” söz konusu olmadığı zaman dahi aynı ifadeyi kullanmıştı. Üstelik 1933’te değil, 1931 senesinde…

M. Kemal 29 Ekim 1931’de Yunan Cumhurbaşkanı M. Zaimis’e gönderdiği telgrafta, “asil Yunan milleti” demektedir.

Telgrafı buraya alıyorum:

“Ikinci Balkan Konferansı azasını bugün Ankara’da kabul etmekle hakiki bir memnuniyet hissettim. Yunan milli teşekküllerinin müçtemi mümessilleri tarafından hakkımda ve Türk milleti hakkında izhar olunan temenniyattan pek mütehassis oldum.

Bu vesile ile Zatı Devletlerinin saadeti hali ve asil Yunan milletinin refahı için en samimi temenniyatta bulunurken yalnız kendi hissiyatımı değil bütün Türk milletinin hissiyatını da ifade eylemekte olduğumu zannediyorum.

Gazi M. Kemal”[7]

*

M. Kemal’in [7] no’lu dipnotta bahsi geçen telgrafı: “Asil Yunan Milleti!”

***

M. Kemal bu mesajı Ikinci Balkan Konferansı münasebetiyle yunan temsilcilerinin kendisi ve Türk Milleti hakkında izhar ettiği temenniyattan dolayı gönderdiğini ifade ediyor. Ancak bu temsilciler “Asil Türk Milleti” gibi bir ifade kullanmamışlardı. Yani M. Kemal’in bu ifadesini hiç kimse “mukabele”, “diplomasi” vs. gibi bahanelerle müdafaa ve izah edemez, mazur gösteremez!

M. Kemal 31.10.1938 tarihli ve son telgrafında da “asil Elen milleti” ifadesini kullanır.[8]

Burada hemen, “Yunanistan ile harbettikten seneler sonra böyle konuştu” tarzında bir itiraz gelebilir. Fakat öyle değil… M. Kemal ta başından beri Yunan hayranıydı. Resmin bütününü görebilmek için filmi biraz geriye sarmamız icab ediyor…

1 Kasım 1930’da TBMM’ni Açış Konuşması’nda Yunanistan’dan “dostumuz” diye bahsetmiştir: “Komşumuz ve dostu­muz Yunanistan Başvekilinin ve Hariciye nazırının Ankarayı resmen ziyaretlerini hususi bir memnuniyetle zikrederim.”[9]

Biraz daha geriye saralım…

Lozan Konferansı toplandıktan hemen sonra yani yunanın Anadolu’da irtikap ettiği mezalimin yaraları henüz daha sarılmamışken, gazeteci Grace Ellison ile yaptığı mülakatta Yunanlıları dost olarak gördüğünü söylemişti:

“Ben Bulgarlarla dövüştüğüm halde bugün onlarla dostum. Yunanlılara aynı duygularla doluyum.”[10]

“Bu esnada Lozan’da görüşmeler yapıyorduk”, dolayısıyla “bu sayılmaz” diyerek mızmızcılık yapacak olanlara daha kötü haberlerim var. Okumaya devam edin…

Devletin resmi yayın organı olan “Ayın Tarihi”nde; “Elen Başvekili Ekselans B. Metaksas, Ankara’yı ziyareti esnasında, Türkiye Reisicumhuru K. Atatürk tarafından kabul edilmiş ve Başvekil vekili Celal Bayar ve Hariciye Vekili Dr. Aras ile uzun ve dostane görüşmelerde bulunmuştur” başlığıyla yapılan resmi tebliğde tam 3 kez; “Iki dost ve müttefik (memleket) devlet adamları” ifadeleri geçmektedir.[11]

Yunan Başbakanı Metaksas bu görüşmede, “Atatürk’ün rehberliği altında yeni Türkiye’nin vasıl olduğu harikulade terakkiden Yunan Milleti’nin çok sevinmekte olduğunu, Türkiyenin ilerlemesini ve kuvvetlenmesini bizzat kendi kuvvetlenmesi ve ilerlemesi addettiğini” belirtmiştir. Metaksas, M. Kemal’i Yunanistan’a davet etmiş ve Yunan Milletinin “kalbi meftunu” olduğunu söylemiştir. Bu sözlere karşılık M. Kemal şöyle mukabelede bulunmuştur:

“Biliyorsunuz, ben Makedonyalıyım. Selanik’te çocukluğumdan beri, Milletinizin çocuklarile tanıştım, dostluk ettim. Onlardan da aynı mukabeleyi gördüm ve şunu da sezdim ki her iki Millet’in çocuklarında biribirlerine karşı daha fazla ve daha hususi mahiyette bir yakınlık ve sokulganlık vardır. Demek istiyorum ki daha o yaşlardanberi Milletinize muhabbetim vardır. Bu tabii temayüle bakarak her iki Milletin daima biribirine yakın dost olmasını ve öyle kalmasını daha gençliğimden düşünmüştüm.” M. Kemal aynı zamanda Ingilizlerle dost olduğunu da şu sözlerle ifade etmektedir: “Gerçi Siz de, biz de Ingilizlerle dostuz. Bu dostluk, imza edilmiş kağıtlar üzerinde tesbit olunmuş değilse de şifahen ve fiiliyatta mevcuddur…”[12]

*

M. Kemal’in [12] no’lu dipnotta yer alan sözleri: “Ben Makedonyalıyım. Selanik’te çocukluğumdan beri, Milletinizin çocuklarile tanıştım, dostluk ettim. Demek istiyorum ki daha o yaşlardanberi Milletinize muhabbetim vardır.”

***

Burada verdiğimiz bütün yazışmalar birer belgedir ve kemalist kaynaklarda yer almaktadır.

Bu yazı dizisini inşaallah devam ettireceğiz. Kendinizi şimdiden daha acı gerçeklere hazırlayın, sonra hazmetmesi zor olur…

.

**********

.

KAYNAKLAR:
.

[1] Cumhuriyet Gazetesi, 15 Ocak 1933.

[2] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, sayfa 51.

[3] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, sayfa 52.

[4] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, sayfa 57.

[5] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, sayfa 58.

[6] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, sayfa 58.

[7] Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, cild 4, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2001, sayfa 397-398.

[8] Ayın Tarihi, Ikinci Teşrin 1938, No. 60, sayfa 90.

[9] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3, Içtima 4, Cild 22, 1 Kasım 1930, sayfa 3.

[10] Grace Mary Ellison, Bir Ingiliz Kadını Gözüyle Kuva-i Milliye Ankarası, (Tercüme eden Ibrahim S. Turek), Milliyet Yayınları, 1. Baskı, Istanbul 1973, sayfa 173.

[11] Ayın Tarihi, II. Teşrin 1937, No 47, sayfa 81-82.

[12] T. C. Dışişleri Bakanlığı Arşivi, Hususi Kalem’den aktaran; Bilal N. Şimşir, Atatürk Dönemi -Incelemeler-, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2006, sayfa 220-238.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

https://www.instagram.com/kadir_candarlioglu_gercektarih

https://instagram.com/belgelerlegercektarihcom

.

Paylaşım Şartı:

Paylaşmak istediğiniz bir yazı, görsel vs. varsa, alakalı yazıya gidin ve yukarıdaki adres çubuğunda görülen linki kopyalayıp paylaşmak istediğiniz yere yapıştırın. Yani YALNIZCA LİNK PAYLAŞIMINA MÜSAADE EDİYORUZ. Ayrıca yazının sonunda “facebook” veya “twitter”ın sosyal medya paylaşım butonları var. O butonlara tıklayarak da paylaşılabilir. Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur.

*

1 Comment »

  1. Emekleriniz için ALLAH Razı olsun gerçekten doyurucu ve emek sarfedilmiş bir çalışma olmuş tüm site ekibine teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.