M. Kemal Atatürk Trablusgarp’a Neden Gitti?

M. Kemal Atatürk Trablusgarp’a Neden gitti?

*

***

Günümüzde daha çok bizim cenahtan görünüp kendilerince M. Kemal’i aklama ve akıllarınca da kıyısından köşesinden biraz budayarak çarpıtılmış yeni bir resmi tarih yazma gayretinde olan bazı gafiller, onun Trablusgarp’a “gönüllü” olarak gitmiş olmasını büyük bir vatanperverlik ve emsalsiz bir fedakarlık ve feragat örneği olarak satmak istemektedirler.

Halbuki M. Kemal her şeyden evvel kendi nefsine, şahsiyetine ve şerefine ehemmiyet verir, ancak ondan sonra -ordu dahil- başka şeyleri düşünürdü.

Bunu biz değil, kendisi söylemektedir. Birinci Dünya Harbi’nde şark ordusunun vaziyetini dostu Falih Rıfkı Atay’a anlatırken şöyle der:

“Her şey mahvolmuş gibi idi. Kendi şerefimi ve bütün orduyu kurtarmak zorunda idim.”[1]

Dikkat edilirse, burada evvela kendi şerefini zikretmekte, ancak ondan sonra orduya sıra gelmektedir. Yani önceliği kendisidir…

Malum olduğu üzere Milli Mücadele döneminde, Yunan ordusunun ilerlemesi üzerine karışan Birinci Meclis, ondan Başkumandanlığı uhdesine almasını istemişti. O ise milletvekillerinin buradaki niyetini “Nutuk” isimli kitabında şöyle ortaya koyar:

“…bir kısım zevat, artık ordunun tamamen mağlûbolduğuna, vaziyetinin iadesine imkân kalmadığına, binaenaleyh dâvanın, takibettiğimiz dâvayı millinin kaybolduğuna hükmetmişlerdi. Bu sebeplerle duydukları hiddet ve şiddeti, benim üzerimde teskin etmek istiyorlardı. Istiyorlardı ki, kendi tasavvurlarına göre münhezim olmuş (hezimete uğramış) ve inhizamı devam edecek olan ordunun başında benim de şahsiyetim münhezim olsun (hezimete uğrasın) !”[2]

*

[2] no’lu dipnot ile alakalı… M. Kemal’in Nutuk’ta yer alan sözleri…

***

Niyet okumak suretiyle ifade etmiş olduğu bu tespitler, ona muhalif olan milletvekillerinin gerçek “niyeti” miydi, yoksa kendi “endişesi”nin bir dışa vurumu muydu, onu okuyucunun takdirine bırakıyorum. Milletin derdine bak, onun derdine bak…

Peki M. Kemal Trablusgarp’a neden gitti?

M. Kemal’in Trablusgarp’a gitme sebebini dostu Falih Rıfkı Atay onun ağzından şöyle nakleder:

“Boşuna bir şeydi, Memleketteki işlerimize bakmalı idik. Fakat gitmem lazımdı. Ötekilerinden başka türlü yapamazdım, diyordu.”[3]

*

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı m.-kemal-ataturk-neden-trablusgarpa-gitti-falih-rifki-atay-cankaya-ataturk-libya-ataturk-trablusgarp.jpg

[1] ve [3] no’lu dipnotlarda bahsi geçen sözleri ihtiva eden kitabın ilgili sayfası…

***

M. Kemal’in genel sekreterliğini yapmış olan tarihçi Hikmet Bayur ise daha açık ifadeler kullanır:

“Atatürk’e ümitsiz ve sonuç bakımından faydasız olan bu işe neden giriştiğini ve gitmek için direndiğini sorduğumuzda: ‘bunun böyle olduğunu o sırada ben de görüyordum, ancak orduda ve akranım olan subaylar arasında maddi ve manevi sıramı muhafaza etmek için buna mecburdum, esasen Istanbul’da beni fiilen işsiz bırakıyorlardı’ karşılığını vermiştir.”[4]

*

[4] no’lu dipnotta sözü edilen eserin ilgili sayfası…

***

M. Kemal hakkında bugüne kadar yazılmış en başarılı biyografiler arasında yerini almış olan Lord Kinross’un “Atatürk”ünde ise şöyle denilmektedir:

“Mustafa Kemal, bu seferin akıllıca bir iş olduğuna inanmıyordu. Asıl tehlikelerin Balkanlardan geleceğini pek iyi bilmekteydi. Arkadaşları, onun aksine, her şeyi olduğu gibi kabul ediyor, Batı Trablus’un işgalinin Osmanlı Imparatorluğunun tasfiyesi yolunda atılmış bir adım daha olduğunu ve bu gidişin ancak Anavatan dolaylarında önlenebileceğini kavrayamıyorlardı. Ama o da, kamu isteklerinin akıntısına karşı gelemezdi. Savaş alanındaki başarıları, parti içindeki durumunu sağlamlaştırmaya da yardım edebilirdi. Hem zaten nasılsa burada, Istanbul’da, Mahmut Şevket Paşa ona göz açtırmıyordu. Ayrıca Enver’den geri kalmayı da kendine yediremezdi. Böylece Enver’e katılmak üzere gemiyle yola çıktı.”[5]

*

[5] no’lu dipnotta zikredilen kitabın ilgili sayfası…

***

Açıkça görüldüğü üzere, M. Kemal’in Trablusgarp’a gitme sebebi fedakarlık falan değildi… Başta Enver olmak üzere akranı olan subaylardan rütbece geri kalmamak içindi ve kendi ifadesiyle buna “mecbur”du. Zira M. Kemal haristi, yükselmek istiyordu. Yüksek rütbeler, madalya ve nişanları seviyordu.

Bu gerçeğin uzun zamandır farkında olan Enver Paşa, onun hakkında şu ibretlik tespiti yapmıştır:

“…biliniz ki onu paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız Allah olmak ister.”[6]

Peki neden?

Kemalistlerin pek beğendiği Prof. Dr. Ilber Ortaylı tarafından tavsiye edilen Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” adlı Atatürk biyografisinin ilk cildinde, “Bir Kompleks” alt başlığı altında verilen malumata bakılırsa, Zübeyde hanımın Ragıp Efendi ile evlenmesi yani eve bir üvey babanın girmesi üzerine M. Kemal’in haysiyeti zedelenmiş ve; “Ben onlara gösteririm. Görsünler ben neler olacağım…”[7] psikolojisine girmiştir.

Velhasıl Libya ve Akdeniz’de olmak için M. Kemal’i aklamaya, sonra da ondan icazet almaya, bu hamleyi meşrulaştırmak adına mevcut siyasi konjonktüre uygun olarak veya bu konjonktürü fırsat bilip bundan istifade etmek suretiyle ayarlanıp tasarlanmış yeni bir resmi tarihe ihtiyacımız yoktur. Devletimizin bekâsı ve Milletimizin âli menfaatleri Libya ve Akdeniz’de olmamızı icab ettirdiği anda, hiçbir şeyden çekinmeden oralarda oluruz. Bizim için aslolan budur. Yoksa M. Kemal ne yapmış, o olsaymış nasıl hareket edermiş vs. gibi hususlar bizi alakadar etmemelidir. Biz binlerce senelik Devlet aklı ve geleneğine sahip bir Milletiz. Neyi ne zaman yapacağımızı çok iyi biliriz. Kimse kusura bakmasın; Bu aklı M. Kemal’e ipotek edip askıya alamayız.

Hem böylelikle, “M. Kemal” ve “Atatürk” ayrımı-tasnifi yapıp; “Atatürk’ü sevmiyorum ama M. Kemal’i seviyorum” gibi saçmalık ve safsatalarla gülünç ve komik vaziyete düşmeye ve bilhassa yalakalıkta yeni bir çığır açmaya da lüzum kalmaz.

.

**********

.

KAYNAKLAR:
.

[1] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 1, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 298. (Sansürsüz baskı)

[2] M. Kemal Atatürk, Nutuk, cild 2, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Istanbul 1969, sayfa 610.

[3] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 1, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 298. (Sansürsüz baskı)

[4] Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk ve Eseri, Güven Basımevi, Ankara 10 Kasım 1963, sayfa 50.

[5] Lord Kinross, Atatürk / Bir Milletin Yeniden Doğuşu, (Tercüme eden: Necdet Sander), Altın Kitaplar, Istanbul 2018, sayfa 68-69.

[6] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 1, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 58. (Sansürsüz baskı)

Bu bilgi “Ilber Ortaylı tavsiyeli” şu kitapta da geçer; Andrew Mango, Atatürk / Modern Türkiye’nin Kurucusu, (Tercüme eden: Füsun Doruker), Sabah Kitapları, Istanbul 2000, (ilk Baskı 1999), sayfa 158.

[7] Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam / M. Kemal 1881-1919, cild 1, Remzi Kitabevi, 44. Baskı, Istanbul 2018, (ilk Baskı 1963), sayfa 62-64.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

Paylaşım Şartı:

Paylaşmak istediğiniz bir yazı, görsel vs. varsa, alakalı yazıya gidin ve yukarıdaki adres çubuğunda görülen linki kopyalayıp paylaşmak istediğiniz yere yapıştırın. Yani YALNIZCA LİNK PAYLAŞIMINA MÜSAADE EDİYORUZ. Ayrıca yazının sonunda “facebook” veya “twitter”ın sosyal medya paylaşım butonları var. O butonlara tıklayarak da paylaşılabilir. Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur.

*

3 Comments »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.