Atatürk Mason localarını kapattı mı? – 2
Atatürk Mason localarını kapattı mı? – 2

Atatürk Mason localarını kapattı mı? – 2

Atatürk Mason localarını kapattı mı? – 2

*

Daha evvel bu konuda iki yazı paylaşmış olmamıza rağmen hala birtakım yalanların ısrarla devam ettirildiğini görüyoruz.

Kemalistlere göre M. Kemal mason localarını kapatmış ve dönemin Cumhuriyet gazetesi de bunu “Türkiye Mason Locaları bir emirle kapatıldı” başlığıyla okuyucularına duyurmuştur. Kemalistlerin iddialarına mesnet teşkil eden haberin ilgili kısmını hemen buraya alalım:

“Iç Işleri Bakanlığınca verilen emir üzerine Türkiye Mason localarının faaliyetine nihayet verilmiştir.”[1]

*

Kemalistlerin [1] no’lu dipnotta bahsi edilen ve 14 Ekim 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan delilleri: “Türkiye Mason Locaları bir emirle kapatıldı…”

***

Cumhuriyet gazetesinin “kapatıldığını” duyurduğu haber 14 Ekim 1935 tarihini taşır. Halbuki Cumhuriyet gazetesi bu ilanı ertesi gün neşrettiği “Mason Locaları niçin kapandı?” başlıklı haberinde “Dahili Müsteşarı ve Emniyeti Umumiye Müdürü Iç Bakanlığın tamim gönderdiğinden haberdar olmadıklarını söylüyorlar” diyerek düzeltmiştir:

“Iç Işleri Bakanlığının bütün ilbaylıklara birer tamim göndererek Mason Localarında yapılacak toplantıları yasak ettiğine dair çıkarılan haberler üzerine Dahiliye Müsteşarı Vehbi ile görüştüm. Müsteşar böyle bir meseleden haberdar olmadığını söyledi. Emniyet Umum Müdür muavini Behçet de aynı şeyi tekrar etti. Bu dakikaya kadar Ankara Emniyet Müdürlüğüne de bu yolda bir emir verilmemiştir. Ancak Ankaradaki Locanın kendi kendini feshe karar verdiği, bu kararını da tatbik ettiği bildiriliyor. Esasen Parti programında beynelmilelci maksadlarla cemiyet yapılamayacağı gibi kökü yurd dışında olan cemiyetler kurmanın yasak edileceği de kayıdlıdır. Türk Yükselme Cemiyetinin fesih kararını hangi esbabı mucibe ile verdiğini burada şimdilik tahkik etmek kabil olamadı.”[2]

*

[2] no’lu dipnot ile ilgili… Cumhuriyet Gazetesi’nin, 14 Ekim 1935’te yayınladıkları haberin “yanlış olduğuna” dair bir gün sonra 15 Ekim’de yaptıkları düzeltme…

***

Gördüğünüz gibi kemalistler, aynı gazete tarafından tekzip edilmiş bir haberi kaynak olarak kullanmaktadırlar.

Bu haberlerden iki ay sonra çıkan başka bir haberde, kendilerini fesheden masonların M. Kemal’in kurduğu Halkevine üye olarak kaydedildikleri açıklanır…

“Sabık (eski) masonlar Dün Halkevine aza kaydedildiler. Şereflerine bir de ziyafet verildi” başlıklı haber şöyleydi:

“Dün gece Beyoğlu Halkevi meraklı ve güzel bir toplantıya sahne olmuştur. Türk masonlarının dağılmağa karar vererek mallarını Halkevlerine vermeleri üzerine Beyoğlu Halkevi de sabık masonlara bir çay ziyafeti vermiş ve toplantıda bulunan sabık masonları Halkevine aza (üye) kaydetmiştir.”[3]

(Evvela haberin gazetede yer alan sayfası, sonra da küpürü verilecektir)

*

[3] no’lu dipnotta sözü edilen haber…

***

M. Kemal’e ait olduğu bilinen “Ulus” gazetesinin verdiği “Masonlar halkevine yazılıyorlar” başlıklı haberde ise şunlar yazar:

“Türkye masonluk teşkilatının kendi kendini lağvederek aynı gaye için çalışan halkevlerine iltihaka verdikleri karar üzerine Beyoğlu masonlarından yetmiş iki kişi Beyoğlu halkevine yazılmışlar ve eski binalarında da Beyoğlu halkevine bağlı olmak üzere bir içtimai yardım şubesi kurmuşlardır.”[4]

*

[4] no’lu dipnotta metni verilen haberin küpürü…

***

“Son Posta” gazetesinin “Mason Teşkilatından Kalan Emlak” başlıklı haberinde masonların Halkevine bağışladıkları mallar hakkında şu tafsilat verilir:

“Kendi kendini fesheden Mason teşekkülünün gayri menkul ve menkul emval ve emlakinin Halkevlerine devir ve teslimi muameleleri devam etmektedir. Bu işle Masonların teşkil ettiği tasfiye komisyonu meşgul olmaktadır. Beyoğlu’nda Karlman pasajı karşısındaki sokağın içindeki bina Beyoğlu Halkevinin şimdi işgal ettiği binanın daha iki yıllık konturato müddeti vardır. Bu müddet zarfında Masonlardan alınan binadan başka suretle istifade edilecek, sonra Halkevi bu binaya taşınacaktır. Masonlardan 70 kişilik bir grup Halkevinin sosyal yardım şubesine aza olarak kaydolunmuşlar ve Halkevinde çalışmaya başlamışlardır. Kadıköy’deki Mason binasının bir miktar borcu olduğu anlaşılmıştır. Bu semt Mason locasının bir miktar parası da vardır. Borç bu para ile kapatılacak, bina ile artan para da Kadıköy Halkevine teslim edilecektir.”[5]

*

[5] no’lu dipnotta sözü edilen haber…

***

Kaldı ki Masonlar, devletin resmî haber ajansı olan “Anadolu Ajansı”nda şu beyannameyi neşretmişlerdi:

“Mes’ul ve maruf (sorumlu ve herkesçe bilinen) imzalar altında Ajansımıza verilmiştir: Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekamülünü ve günden güne artan muazzam terakkilerini dikkate alarak ve Türkiye Cumhuriyetinde hakim olan demokratik ve cidden laik prensiplerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahede ederek faaliyetine, bu hususta ‘hiç bir kanun olmaksızın’ nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketimizin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halk Evlerine teberruu muvafık (bağışlamayı uygun) görmüştür.”[6]

*

[6] no’lu dipnotta bahsi geçen beyanname…

***

Gördüğünüz gibi mevzu gayet açık… Mason Locaları bir kanunla kapatılmamıştır… Tam tersine kendi kendilerini feshetmişler ve faaliyetlerini M. Kemal’in kurduğu “Halkevleri”nde devam ettirmişlerdir. Zira M. Kemal masonlara karşı değildi… Öyle olsaydı masonları Devlet idaresinden de uzaklaştırırdı. Mason localarını “zararlı oldukları” gerekçesiyle kapatan birinin, masonları da mahkeme huzuruna çıkarttırması icab etmez miydi? Fakat o tam aksini yaptı… Masonları Devlet yönetimine yerleştirdi. Mesela M. Kemal’in değişmez Içişleri Bakanı ve CHP Milletvekili Şükrü Kaya masondu.[7] Ayrıca M. Kemal döneminde Içişleri, Dışişleri, Eğitim ve Savunma Bakanlığı gibi mühim Bakanlıklara masonlar getirilmişti.[8]

*

[7] no’lu dipnot ile ilgili… M. Kemal’in değişmez Içişleri Bakanı ve CHP Milletvekili Şükrü Kaya’nın masonluk belgesi…

***

*

[8] no’lu dipnot ile ilgili… M. Kemal döneminde mason Bakanların listesi…

***

Mesele bununla da kalmadı… Masonluk kendi kendini feshettikten sonra bile Türkçü Cevat Rıfat Atilhan tarafından basılan ve yahudilerle masonlar aleyhinde bilgiler ihtiva eden “Yahudilik ve Masonluk” isimli kitap, 8.6.1936 tarih ve “K. Atatürk” imzalı bir kararnameyle toplattırılmıştır.[9]

*

[9] no’lu dipnotta sözü edilen kararname…

***

Umarım bu mevzu hakkında devam ettirilen yalanlara artık nihayet verilir.

*

Daha evvel paylaştığımız yazılar için bakınız;

https://belgelerlegercektarih.com/2013/09/21/ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

https://belgelerlegercektarih.com/2012/05/13/m-kemal-ataturk-mason-mu-ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Cumhuriyet Gazetesi, 14 Ekim 1935.

[2] Cumhuriyet Gazetesi, 15 Ekim 1935.

[3] Haber Gazetesi, 15 Aralık 1935.

[4] Ulus Gazetesi, 19 Aralık 1935.

[5] Son Posta Gazetesi, 19 Aralık 1935.

[6] Anadolu Ajansı, 9 Kasım 1935’te bu beyannameyi basına geçmiş ve ertesi gün gazetelerde neşrolunmuştur. Bizim kullandığımız kaynak; Ulus Gazetesi, 10 Kasım 1935. Aynı gün Kurun ve Son Posta gazeteleri de bu haberi okuyucularına duyurmuştur.

Fakat neredeyse bütün ciddi kaynaklarda bu haber hatalı olarak 10 Ekim 1935 olarak yer almaktadır. Mesela Mason üstadı Tamer Ayan’a göre şöyledir: Anadolu Ajansı, 10 Ekim 1935. Bakınız; Tamer Ayan, Atatürk ve Masonluk, Yurt Kitap Yayın, Istanbul 2008, sayfa 232. Buradaki karışıklığın sebebi ay isimlerinden ileri gelmiş olsa gerektir. Zira o sırada Ekim ayına “Birinci Teşrin/Ilkteşrin”, Kasım ayına ise “Ikinci Teşrin/Sonteşrin” deniliyordu. Takvim’de yapılan inkılaptan sonra eski ay isimleri unutulmuş ve bu da karışıklıklara yol açmıştır.

[7] Şükrü Kaya’nın masonluk belgesi için bakınız; Mason Dergisi “Tesviye”, Yıl 2, Sayı 11, Nisan 1994, sayfa 19-21.

Şükrü Kaya’nın masonluğu belgeyle sabit olduğu halde kemalist yazar Osman Selim Kocahanoğlu, bunun “dedikodu”dan ibaret olduğunu söyleyerek kemalistlerin belgeleri nasıl hiçe saydıklarına dair güzel bir numune, bir örnek vermiştir. Bakınız; Osman Selim Kocahanoğlu, Menemen ve Kubilay Olayı – Cumhuriyetin En Zor Devrimi: Şapka, Temel Yayınları, 2. Baskı, Istanbul 2018, sayfa 346.

[8] Mason Bakanların listesi için bakınız; Mason Dergisi “Tesviye”, Yıl 17, Sayı 78, Haziran 2009, sayfa 57.

[9] Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30.18.1.2/65.49.11. (8 Haziran 1936)

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

https://www.instagram.com/kadir_candarlioglu_gercektarih

https://instagram.com/belgelerlegercektarihcom

.

Paylaşım Şartı:

Paylaşmak istediğiniz bir yazı, görsel vs. varsa, alakalı yazıya gidin ve yukarıdaki adres çubuğunda görülen linki kopyalayıp paylaşmak istediğiniz yere yapıştırın. Yani YALNIZCA LİNK PAYLAŞIMINA MÜSAADE EDİYORUZ. Ayrıca yazının sonunda “facebook” veya “twitter”ın sosyal medya paylaşım butonları var. O butonlara tıklayarak da paylaşılabilir. Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur.

*

19 yorum

    1. Fehâmeddin

      Hakkı Târık Us’a son mülâkatında öyle diyor ama onu artık kendisiyle uğraşmasınlar diye ve huzur içinde ölmek için söylüyor zira kendisi yurda girdikten sonra çhpli milletvekilleri aleyhinde müthiş bir tezvirata başlamışlardı.

      Mehmet Âkif imanla gittiyse Allah rahmet eylesin.

  1. Emir Kaan

    Hocam bunu sadece şüphem olduğu için söylüyorum madem Mustafa Kemal Atatürk sizin bahsettiğiniz gibi büyük bir lider neden bir çok ülkede heykeli var ve neden bir çok ülkenin caddesinde ismi var işte bunlardan bazıları

    Place Atatürk – Vise, Belçika
    Atatürk Anıtı – Amsterdam, Hollanda
    Atatürk Park – New Jersey, ABD
    Atatürk Anıtı – Wellington, Yeni Zelanda
    Large Mustafa Kemal Atatürk – Roma, İtalya

    Bunları internette arattığınızda karşınıza çıkacaktır Bir çok Kemalist bununla iftihar ediyor bu onun büyük bir lider olduğunu gösterir mi buna cevabınız nedir ?

    1. Emir Kaan, “madem Mustafa Kemal Atatürk sizin bahsettiğiniz gibi büyük bir lider ‘değil’ neden…” demek istediniz galiba. Ben M. Kemal’in büyük veya kücük oldugunu degil, Türk Milleti’nin M. Kemalden büyük oldugunu ve putlastirilmamasi gerektigini söylüyorum. Cevaba gelirsek; bu gibi isim vermelerde ya o bölgede yasayan kisilerin yani umumiyetle gurbetcilerin talebi, ya da belediye meclislerinin kararlari esastir. Belediye meclisleri isim bulmak icin farkli devletlerin kuruculari veya sanatkarlarinin isimlerini öyle derin arastirmalar yapmadan verirler. Anlasilan büyük Türk Milletinin devleti kimin tarafindan kuruldugu merak edilmis ve onun ismi söz konusu yerlere verilmistir. Yani verilen isimler M. Kemali tanimak ve takdir etmekten ziyade Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olmasindan ileri gelmektedir. Nitekim ilk verdiginiz yer ismi incelendiginde de bu görülür. Belcika’da verilen Place Atatürk ismi ilk önce “Attatürk” olarak yanlis yazilmis, sonra düzeltilmistir. Bu da M. kemalin öyle pek de taninmadigi ve isim vermedeki gayenin onun sahsi olmadigi anlamina gelir. Bizde de mesela Istanbul’da pierre loti tepesi vardir. lotinin cinsel tercihi hakkinda bilginiz var mi bilmiyorum fakat isterseniz bir arastirin. Yani onun bile ismi var. Mesela Ingilterede esek sokagi var. Üstelik öyle kisa falan da degil, 2 bucuk km uzunlugunda. Bunlar esege özel sempati beslenildigi icin verilmiyor. O kadar cok sokak ve park var ki isim bulmakta zorlaniliyor, bunun neticesinde esegin ismini bile verebiliyorlar. Bu arada tabii ki bazen masonlar bu gibi isim vermelerde özel gayret gösteriyor ve etkili olabiliyorlar.

  2. Hocam saham değil diyorsunuz da bu da tarihi bir olay değil mi? O yüzden sordum sizde tarihçi olduğunuz için olayı belki biliyorsunuzdur dedim netlik açıklık getirirsiniz diye düşündüm yine sağolun teşekkürler.

    1. Tamam da kiymetli kardesim, biz gelisi güzel yazi yazmiyoruz ki. Bir konu icin en az üc dört kitap okuyoruz. Bu bazen bir koli kitap da olabiliyor. Simdi elimde onlarca konu taslagi ve yiginla koli dururken bunlari bir yana birakip bahsettiginiz konuyla ilgili bütün kitaplari toplayip capraz okuma yapmam ne kadar mantikli olabilir?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: