Osmanlı’nın Borçları – Osmanlı Devleti’nin ne kadar borcu vardı?

Osmanlı’nın Borçları – Osmanlı Devleti’nin ne kadar borcu vardı?

Kemalistlerin Osmanlı ile ilgili uydurmalarından biri de “Türkiye’nin Osmanlı’nın borcunu ödediği ve Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne hiçbir şey kalmadığıdır.” Halbuki, Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne fabrikalar, hastahaneler, okullar, Üniversiteler, Askeri yapılar vesaire[1] dışında 161 milyon lira nakit kağıt para kalmıştır.[2] Bozuk paraları saymıyoruz…

Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye’nin kabul ettiği Osmanlı Borçları ise 107.830.608 liradır.[3]

Kaldı ki, Cumhuriyet devrine intikal eden borçlar, Cumhuriyet’i kuranların da çoğunun faal olarak yer aldığı Ittihatçı hükümet tarafından alınmış borçlardır.[4] Yani Cumhuriyet devrinde ödenen Osmanlı borçları, M. Kemal’in de mensubu olduğu yahudi güdümlü Ittihat ve Terakki Cemiyeti’nden kalmadır. Demek ki kemalistlerin iddia ettikleri gibi Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne borç değil; servet kalmıştır. Üstelik kalan para miktarı nakit, ödenecek borç ise taksitlendirilmiştir. Ayrıca ödemede bir hayli kolaylık sağlandığının altını çizmek gerekir. Sanki dünyanın parasını “şırak” diye bir taksitle ödemişler gibi tantana yapıyorlar. Aslında Osmanlı’dan kalan meblağ ile kolaylıkla bir taksitle ödenebilirdi. Ödenecek borç ile ilgili sağlanan kolaylıklara kısaca değinmekle iktifa ediyoruz…

22 Nisan 1933’de Fransa ile “1933 Paris Borç Itilafnamesi” imzalandı.

Anlaşmaya göre;

– Lozan’da ödenmesi öngörülen 107.830.608 liralık borç, 80.219.666 liraya indi.[5]

– Türkiye’nin yıllık borç ödeme miktarı 2 milyon altın Türk lirasından 700.000 altın Türk lirasına indirildi.

– Borçların en değerli dövizle ödenmesi yerine Fransız frankı ile ödenmesi kararlaştırıldı.

***

4 Mayıs 1936’da ise Fransa ile Paris’te bir ödeme planı antlaşması imzalandı. 1936–1940 dönemi için geçerli olan bu anlaşmaya göre;

– Türkiye 700 bin altın lira olan yıllık taksitlerin % 50’sini teşkil eden yaklaşık 42.500.000 Fransız frangını döviz olarak ödeyecek, diğer % 50’yi teşkil eden miktar için Fransız hükümeti Türkiye’den mal alacaktı.

***

Türkiye’nin döviz sıkıntısı nedeniyle 18 Temmuz 1938’de Paris’te bir antlaşma daha yapıldı.

Anlaşmaya göre;

– Borçların taksitleri % 100’ü mal bedeli olarak ödenecekti.

Bu borç, son ödeme tarihi olarak kararlaştırılmış olan 1983 yılından 29 yıl önce, yani 1954’te Adnan Menderes Hükümeti döneminde ödenmiştir.

***

Milyonlarca lira bırakan Osmanlı’yı kötülüyorlar ama Lozan masasında milyonları düşmanlarımıza bırakan ve topraklarımızı peşkeş çekenleri alkışlıyorlar. Bu tezadı nasıl izah edeceğiz peki?

Türk Heyeti Lozan’da, Yunan işgalinin sebep olduğu tamirat parasını dört miylon altın olarak istemişti. Bunu Ismet Inönü Meclisin gizli celsesinde şöyle ifade etmişti:

“Müttefiklere vereceğimiz para Yunanlılarla bizim aramızdaki tamirata gelince; Yunanlılar memleketimizi işgal ettikleri esnada tahrip etmiş oldukları her nevi gerek alıp götürdükleri, gerek öldürdükleri hayvanat ve her cins eşya ve zahire gibi vücuda getirdikleri maddi zararları alelmüfredat heyeti mecmuasının esmanını tamirat parası olarak istedikki dört milyon altun para olarak istedik.”[6]

Evet, yunanlılardan 4 milyon altın tamirat parası istenmiştir, ancak Lozan Antlaşmasının 59. maddesinde belirtildiği gibi bu haktan “feragat edilmiştir.”

Lozan Antlaşmasının 59. Maddesi:

“Yunanistan, Anadolu’da, savaş yasalarına aykırı olarak, Yunan ordusu ya da Yunan yönetiminin eylemleriyle işlenmiş zararları onarma yükümünü kabul eder. Öte yandan, Türkiye, Yunanistan’ın, savaşın uzamasından ve savaş sonuçlarından doğan mâlî durumunu dikkate alarak, onarımlar karşılığı olarak, Yunan Hükümetine karşı yöneltebileceği her türlü zarar-giderim isteminden kesinlikle vazgeçer.”[7]

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Lozan Antlaşması’nın 59. maddesi

***

Halkın evi, tarlası, bağ ve bahçesi tahrip edilmiş, hayvanları telef olmuş, kadınlara tecavüz edilmiş, hunharca cinayetler işlenmiş ve bunlara rağmen M. Kemal Atatürk ve adamları halkın hakkını bu canilerden almamış. Kimin hakkını hangi hakla bağışlıyorsunuz? Kimin hakkından hangi hakla feragat ediyorsunuz? Bunları bağışlamak milletimize ihanet değil de nedir? Kararı Millet versin.

Lozan’daki mâlî kayıplarımız bununla sınırlı değil.

Birinci Cihan Harbi başladığı zaman, henüz harbe dahil olmadığımız bir sırada Ingiliz tersanelerine 3 harb gemisi ısmarlamış ve bunların bedellerini de fiilen ödemiştik. Fakat Ingilizler bu gemilere, henüz Türk Bayrağı çekilmeden el koymuşlar ve ne gemileri ne de bir haksız iktisap mevzuu teşkil eden bedelleri iade etmişlerdi. Lozan müzakereleri sırasında, “Sutlan Osman”, “Sultan Reşad” ve “Fatih” adlarını taşıyan bu 3 dretnot’un tamamen ödenmiş bulunan 12 milyon Ingiliz altını tutarındaki bedelleri de aramızdaki muallak mâlî mes’elelerden biriydi.[8] Işte bu gemilerin bedelleri de Lozan’da bırakılmıştır.

Sultan Osman-ı Evvel Dretnotu

***

Reşâdiye Dretnotu

***

Bu hususta o günkü hükümetin reisi Hüseyin Rauf Orbay şu bilgiyi vermektedir:

“Sonra, Dünya Savaşı ibtidasında, henüz bizim harbe girmediğimiz günlerde inşaları tamamlanıp bedelleri de tarafımızdan tamamen ödenmiş olduğu halde memleketimize getirilecekleri sırada Ingilizler’in elkoymuş oldukları Sultan Osman, Sultan Reşad ve Fatih dretnotlarımızın, tahminen 12 milyon Ingiliz altını tutarı bedellerinin geri verilmesi meselesi vardı. Bu, Ingilizler’in sarih borcu idi…”[9]

Ingilizlerin sarih borcu idi ama Lozan Antlaşmasının 58. maddesi mucibince Türk tarafı bu haktan da feragat etmiştir. Lozan Antlaşmasının bahsi geçen 58. maddesi günümüz Türkçesi ile şöyle:

“Bir yandan Türkiye ve öte yandan (Yunanistan dışında) öteki Bağıtlı (sözleşmeli) Devletler, bu Devletlerle (tüzem kişileri de kapsamak üzere) uyruklarının, 1 Ağustos 1914 tarihiyle İşbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi arasındaki süre boyunca uğramış oldukları, gerek savaş eylemleri, gerekse zoralım, haciz, dilediği gibi kullanma ve el koyma tedbirlerinden doğan kayıp ve zararlardan dolayı her türlü parasal istemde bulunma hakkında karşılıklı olarak vazgeçerler.”[10]

Lozan Antlaşması’nın 58. maddesi

***

Gördüğünüz gibi, Lozan’da, Britanya hükümetince 1914 yılında haksız ve hukuksuz bir şekilde el konulan savaş gemileri için ödenmiş bulunan paradan feragat edildi. Oysa Lozan masasında bırakılan gemilerin geriye dönük olarak gecikme bedeli tahsil edilmek istense bir hayli para yapar.

Reşâdiye Dretnotu için Ingiliz şirketi Armstrong ve ortaklarına birinci taksidin ödenmesine dair Sultan Mehmed Reşâd’ın 17 Recep 1331 tarihli Irade-i Seniyye’si.

***

Nitekim Selahattin Ayyıldız ve Aslıhan Sarp’ın 1992 yılında Tempo Dergisinde yayınlanan “Ingiltere’den 32 Trilyonluk Alacağımız Var.” başlıklı araştırmalarına göre bu miktar;

yüzde 5 faiziyle birlikte 32 trilyon lira tutmaktadır. Zincirleme faiz hesabıyla daha fazla tutar.[11]

1994 yılında yapılan bir araştırmaya göre bu para 103.865.725.000 liraya ulaşmaktadır.[12]

Yaklaşık 104 Trilyon lira !

Gel de Üstad Kadir Mısıroğlu’nun o muhteşem 3 cildlik eserinde sorduğu gibi; “Lozan zafer mi, hezimet mi?” diye sorma.!

*

Reşâdiye Dretnotu’nun Denize Indirilme Töreninden fotoğraf

***

Son olarak Üstad Kadir Mısıroğlu’nun Osmanlı borçlarıyla ilgili yorumuna yer veriyoruz (Parantez içindekiler bize ait) :

“Osmanlı Devleti’ni bu borçlanmadan dolayı her vesile ile kınayanlar hiçbir zaman dörtyüz milyon lirayı tecavüz etmemiş (aşmamış) bulunan Osmanlı Borçlarına mukabil bugün milyarlarca doları aşan borçlarımızı, acaba nasıl izah edebilirler? Hem de o borçların “Düyun-ı Umumiye-i Osmaniye Idaresinin” mevcûdiyeti dolayısıyle devletimizi bir nevî ecnebi vesâyeti altına soktuğunu iddia edenler bugünkü “Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu” karşısında neden aynı itirazları serdetmiyorlar? Zira bu iki müessese arasında fiilî ve hukûkî bakımdan hiçbir fark mevcud değildir. Üstelik o devlet bugünkünün aşağı yukarı yirmi misli genişlikteki arâzisine ve yıkılış halinde bulunmanın doğurduğu çeşitli mâlî krizlere rağmen bugünkünün onda biri kadar bile borçlanmış değildi. Bugün her doğan çocuğun bilmem ne kadar borç ödemek mükellefiyeti ile hayata gözlerini açtığı ve “uçan kuşlara bile borcumuz var” tarzındaki harcıâlem kıymet hükümlerine rağmen Osmanlı Devleti’nin hâlâ en âdi bir propaganda uslubuyla kötülenmekte bulunmasını izaha imkân yoktur!.. Üstelik Osmanlı Devleti’nde bu borçlanma hadisesi bugünkü batılılaşma taraftarlarının öncüleri (yani M. Kemal ve avenesinin öncüleri) olan Tanzimat ricali tarafından gerçekleştirilmiştir.”[13]

Üstada saygılarımızı sunuyor ve ellerinden hürmetle öpüyoruz. Allahu Teala uzun, sağlıklı ve razı olacağı bir ömür nasip etsin… Amin.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal eden yapılar için şu iki yazıya bakılabilir;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/20/osmanli-devletinde-fabrikalar-matbaa-osmanli-geri-kaldi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/10/14/sultan-ikinci-abdulhamid-han-doneminde-yapilan-bazi-eserler/

[2] Gülten Kazgan, Türk Ekonomisinde 1927-35 Depresyonu, Kapital Birikimi ve Örgütleşmeler, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Tarihiyle Ilgili Sorunlar, Sempozyum Bildirileri içinde, sayfa 232, 233.

[3] Faruk Yılmaz, Osmanlıdan Cumhuriyet’e Dış Borçlar (Düyun-u Umumiye), Berikan Basın Yayın LTD. ŞTİ. 2003, Ankara.

[4] Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Sürgündeki Hânedan: Osmanlı Ailesinin Çileli Asrı, 2. Baskı, Timaş Yayınları, Istanbul 2015, sayfa 95.

[5] Faruk Yılmaz, Osmanlıdan Cumhuriyet’e Dış Borçlar (Düyun-u Umumiye), Berikan Basın Yayın LTD. ŞTİ. 2003, Ankara.

[6] Ismet Inönü’nün Meclisin gizli oturumunda yaptığı konuşmanın ilgili bölümü için bakınız; TBMM Gizli Celse Zabıtları, Içtima 196, 21.2.1339, Celse 2, sayfa 1293.

[7] Lozan Antlaşması, Madde 59.

[8] Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer Mi, Hezimet Mi?, cild 2, Sebil Yayınevi, 6. basım, Istanbul 1992, sayfa 388, 389.

[9] Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, Istanbul 1965, sayfa 103, 104.

[10] Lozan Antlaşması, Madde 58.

[11] Selahattin Ayyıldız ve Aslıhan Sarp, “Ingiltere’den 32 Trilyonluk Alacağımız Var”, Tempo Dergisi, Istanbul 1992, sayfa 58.

[12] Metin Ayışığı, “Yeni Belgelerle, Reşadiye ve Sultan Osman-ı Evvel Zırhlılarının Müsaderesi Olayı -Gaspçı Devlet, Ingiltere-”, Tarih ve Medeniyet Dergisi, sayı 8, Istanbul Ekim 1994, sayfa 46, 47.

[13] Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer Mi, Hezimet Mi?, cild 2, Sebil Yayınevi, 6. basım, Istanbul 1992, sayfa 393 (dipnot: 308).

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

Reklamlar

25 comments on “Osmanlı’nın Borçları – Osmanlı Devleti’nin ne kadar borcu vardı?

  1. Geri bildirim: Lozan Anlaşmasının Tenkidi « Belgelerle Gerçek Tarih

  2. Behey gafil behey utanmaz kurun savinda fransizlardan alinmadim? Onu bunu gec sevr antlasmasiyla ulkeyi kapitilasyon devletlerine peşkeş cekilmedimi onlarida anlatin grnc zihinleri pislik fikirlerinizle zehirlemeyin

      • padişah sevri imzalamadı diyelim peki neden müdahale etmedi padişah anadolunun her yeri işgal edilirken? osmanlı başkentinde ingiliz ordusu dolaşırken neden padişah savunmadı neden direniş yapmadı? madem her şey bu kadar kusursuzdu atatürkten önce neden ingilizler istanbulda idi?

      • Sevgili gardyann, Padisah M. Kemal’i anadoluya göndererek müdahale etti. Ingilizlerin istanbul’a gelmesinde Padisah nasil kabahatli olabilir? Ordu kaybetmis… M. kemal de bir kumandan. Ordu maglup oluyorsa, bunun sorumlusu da mi Padisah olmalidir?

      • devletin başkenti işgal ediliyorsa padişahın istanbul’da direniş yapması gerekmez miydi? kıytırık kürtler bile kobani’de direniş yapıp korudu topraklarını. padişah medeniyetsiz kürtler kadar olamamış mı? o da halkı örgütleyip savaşsaydı en azından vatanını kurtarmaya çalışırken ölseydi biz de ona kahraman derdik o zaman. diyelim ki padişah mustafa kemali yolladı anadoluya kurtuluş savaşı için bu mudur yani vatana hizmet sıcak savaşında kaykılıp atatürke hadi sen savaş kurtar ülkeyi demek mi vatana hizmet? Gidip kendisi örgütleseydi anadoluda halkı kendisi kurtuluş savaşı yapsaydı eyvallah derdim yoksa şimdi tırsak derim padişaha sadece.

      • @gardyann, baskentte direnis yapilamazdi. Ordular cephelerde maglup olmustu. M. Kemal de istanbuldaydi nicin direnmedi? Demek ki mümkün degildi. Zaten padisah, m. kemalin kendisine tavisye ettigi hükümeti kurmustu. Bu hükümette M. Kemalin tavsiyesiyle görev alan onun yakin dostu Rauf bey mondros mütarekenamesini yani ateskes imzalamis. Dolayisiyla hicbir sekilde orduyu kullanamazdik. Peki o halde Istanbul nasil isgal edildi? M. Kemalin dostu rauf beyin imzaladigi mondros mütarekenamesinin 7. maddesinde mealen “itilaf devletleri yani ingilizler fransizlar vs. güvenliklerini tehdit edecek bir durum olmasi halinde herhangi bir stratejik yeri isgal etme hakkina sahiptir” yaziyordu. Yani düsmanlarin Istanbul’u isgal etmesi, m. kemalin tavsiyesiyle vazife verilen rauf beyin imzaladigi mütarekeyle olmustur. Anladin mi güzel kardesim? Iste bu yüzden, yani orduyu kullanamadigi icin Padisah, m. kemali anadoluya gönderdi. Orada halki teskilatlamasini istedi. Baska türlü hareket etmesi güctü. Eger Padisah Anadoluya gitseydi, Istanbul elimizden cikar ve bir daha da bize vermezlerdi.

      • Mâdem padişah direniş yapılmasını istiyordu o hâlde neden Mondrosta devletin tüm silahlarını gavurlara verdi? Mâdem bu adam vatan hâini değil, neden mondros antlaşması imzalanınnca itiraz edip ben böyle silahları verme işini savunmuyorum demedi? Tırsak mıymış bu adam? Adamın kendisi padişah sarayda karı kız peşinde koşacağına biraz da delikanlı olup ülkesini savunsaymış.

      • gardyann, bak arkadasim, cahilce yaziyorsun. Anlasilan bu islerden bi habersin. Ama yine de sana kahraman olarak belletilen adami savunmak adina bir seyler yazma ihtiyaci hissediyorsun. Ama olmuyor. Silahlari verme isini nasil savunmayacak? Adi üstünde mütareke! Yani ateskes. Silahlari da birakmaliydi. Maglup olmustuk anladin mi? Maglup! Maglup olan kuvvetlinin sartlarina uymak zorundaydi. Bu mütarekeyi de m. kemalin tavsiyesiyle onun dostu rauf bey imzaladi. Bu adama da bir seyler yaz o zaman. Hala padisaha iftira atiyorsun. Bunlarin vebalinden hic mi korkmuyorsun? Mondrostan sonra M. Kemal bile ingilizleri methediyordu:

        Bu harpte Ingilizlerle Arıburnu, Anafarta ve Filistin cephelerinde karşı karşıya bir çok muharebeler verdim… Kalbimde kin ve düşmanlık hissiyatı yer bulmamıştır. Ingilizlerin Osmanlı milletinin hürriyetine ve devletimizin bağımsızlığına riayette gösterecekleri hürmet ve insaniyet karşısında yalnız benim değil, bütün Osmanlı milletinin Ingilizlerden daha hayırhah (iyiliksever) bir dost olamayacağı kanaatiyle etkilenmeleri pek tabiidir.”

  3. Padisah sevri imzalamadi zaten o gunku sadrazam damat feritte imzalamadi onu imzalayan osmali devletidir! Mustafa kemal ATATURK mondrosu ve sevri imzalayan karaktersizler icin Kurtulus savasini milli mucadelemizi baslatmistir senin yukarda bahsettigin osmanli dan kalan para anadoluda gecerli olan paradir o parayla degil borc herhangi bi avrupa ulkesinde sakız alinmaz ilk once buna bi ayık ondan sonra kadir babayın propagandasini yap! Ucan kusa borcumuzun olma sebebi Ulu onderimiz Ataturk degil Osmanli ve ismet inonudur.

    • @Burak, güzel kardesim maalesef seni aldatmislar. Osmanli devleti imzalamistir diyorsun. Osmanli Devleti’nin imzalamis olmasi icin Padisahin da imzalamis olmasi lazim gelir. Ayrica Mondros’un imzalanmasini M. Kemal istedi. Hatta imzalayan hükümeti teskil eden bakanlarin isimlerini bizzat kendisi Padisaha sundu. Üstelik Mondros’u imzalayan Rauf beyi Ankara’da kurdugu mecliste basbakan yapti. Osmanli parasiyla alakali yazdiklarin ise az öncekilerden daha da yanlis. Neden ismet inönüyü sucluyorsun, o m. kemal ne dediyse onu yapti. M. Kemali aklamak icin inönüyü günah kecisi ilan etmek dogru degil. Ikisi ayni yolun yolculariydi. Sana tavsiyem propagandaya aldanma. Hayirli aksamlar.

    • lafı hiç uzatıp kıvırmayın, başkenti düşen ülke düşmüş demektir. o nedenle Ankara başkent! bir de madem o kadar zengindi osmanlı, niye borç aldı? osmanlının g.tünden size de bize de fayda gelmez. tarihe saygı duyun, orada bırakın. kadir mısırlıoğlu dediğin andaval, raporlu deli. delinin peşinden giden sizlerde hiç mi akıl yok? sevr dendiğinde paşa imzalamadı diyorsunuz da, paşanın izni olmadan sıçmaya gidilemeyen bi yerde paşa imzalamadı demeyin, komik oluyorsunuz!

      • @erol, baskenti düsen ülke düsmez. Delil Ikinci dünya harbinde fransa baskenti parisin almanlar tarafindan isgal edilmesidir. Ama fransa hala devam ediyor. Isin garibi maglup olan almanya bile hala devam ediyor. Ayrica sevri imzaladigini iddia ettigin sahis “pasa” degil, padisah. 3 kez pasa demissin, yani el sürcmesi falan degil. Bunu dahi bilmeyen birisinin m. kemali müdafaa etmesi “hissi”dir. Akil, mantik ve tarihi gerceklerle alakasi yoktur. Sadece sana “kahraman” olarak empoze edildigi icin tarihi hakikatleri bilmedigin halde müdafaa moduna gecmissin. Mesele bundan ibaret. Zaten Kadir Misiroglu’na “deli” iftirasini atman da bundan kaynaklaniyor. Yani gerceklerle alakasi yok. Eger deli olduguna dair rapor varsa buyrun getirin, aksi halde sizi müfteri ilan etmek durumunda kaliriz.

  4. 🙂 karşılıklı olarak vazgeçildi diyor anlaşmada siz bile yazmışsınız; üstelik birazcık tarih ve savaş hukukunu bilen birisi bile mağlupların galiplere savaş tazminatı ödediğini bilir o zaman bizim 1.dünya savaşından sonra feriştahıyla borç ödememiz lazım gelir ki yine bile burada karlı olan biziz. Nasıl olur da Atatürk’e dil uzatırım ve Osmanlı’yı yüceltirim diye kendinizi yırtmışsınız. Hiç mi Atatürk’ün bir Osmanlı askeri olarak Trablusgarp, Çanakkale, Bingöl ve Erzurum’da kazandığı askeri başarıların bir kıymeti yok? Osmanlı dağılsın yıkılsın ben de Kurtuluş Savaşı yapayım diye el çırpıyordu herhalde? Herkes giderken Mersin’e Osmanlı gitti tersine. Zaten yıkılmaya mahkumdu ve yıkılacaktı. Kurtuluş Savaşı’nı Allah’ın bu ülkeye bahşettiği son bir nefes son bir ışık olarak görmek yerine halen Atatürk şunu yaptı bunu yaptı paramızı gemimizi onlara bıraktı vs… Sanki o gemilerin parasını alsaydı çok sevecektiniz yine başka bi şey bulup laf çarpmaya devam edecektiniz. Sanırım dini hassasiyetleri olan birisiniz, o halde size Kuran’dan bazı ayetler :
    “Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler” (Araf,7/34).

    “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Maide, 5/8)

    • Yorumun icin sagol yörük gazi kardesim.
      Maddede “karsilikli” yaziyor ama hangi mevzularda? Buraya yazalim: 1914’den itibaren ugramis olunan gerek savas eylemleri, gerekse zoralim, haciz, diledigi gibi kullanma ve el koyma tedbirlerinden dogan kayip ve zararlardan dolayi her türlü parasal istemde bulunma haklarindan…

      Bilindigi gibi Ingiltere, Türkiye’nin Almanya’dan alacagi paraya el koymus. Ayrica Türkiye’nin parasini pesin ödedigi savas gemilerini de Türkiye’ye vermemistir. Bundan daha iyi savas tazminati mi olur? Yani Ingiltere bu maddeyle kendisini garanti altina almis, böylece oradaki “karsilikli” ifadesi de havada kalmistir. Zira Türkiye’nin düsman ülkelerin hicbir malina vs. el koymasi, zorla almasi, haczetmesi sözkonusu olmamistir. Eger biz de onlar gibi bazi maddi kiymeti olan esyalara el koymus vs. olsaydik, bu durumda buradaki “karsilikli” kelimesinden bir fayda görmüs olurduk. Ayrica savas eylemleri ve bunlardan dogan kayip ve zararlardan da “yanimiza kar kalan” bir sey olmadi. Cünkü savas bizim topraklarimiz üzerinde oldu, biz onlarin ülkelerini isgal etmedik, bilakis onlar bizim ülkemizi isgal ettiler, dolayisiyla bizim evlerimiz, hayvanlarimiz, insanlarimiz, topragimiz vs. telef oldu.

      Inönü’nün beyanina göre Yunanlilarin Anadolu’da yaptiklari tahribatin maddi degeri 1 milyar 500 bin altindir. Yanan 280 bin ev ise 300 milyon lira kiymet kaybina sebep olmustur. Götürülen hayvan ve esya da 700 milyon lira kiymettedir.

      M. Kemal Canakkale savasindan cok evvel bir ihtilal planliyordu. Bunu ali fuatin hatiralarinda görebilirsin. Canakkale’de binlerce insana “size ölmeyi emrediyorum” diyerek ölüme sürükledi ve cephede galip gelerek kendini öne cikardi. Prestij sahibi oldu. Sonra Filistin cephesinde general allenby’nin komutasindaki orduyla carpismadan kacti ve 75 bin asker esir verdi. M. Kemal filistin cephesindeki hezimetten 5 sene evvel ayni general allenby ile yemek yemisti, enteresan tabi.

      Ayrica degerli kardesim, ayette “her -ümmetin- belli bir eceli vardir” buyuruluyor. Burada illa bir delvetten bahsetmek gerekmiyor. Ümmet-i Muhammed devam ediyor. Eger kavim olarak yorumlarsak, Türk kavmi-milleti de devam ediyor. Eceli gelen her insan yataginda mi ölüyor? Sayet bir cinayete kurban giderse, bu eceli gelmis olan kisinin “sucu/kabahati” oldugunu mu gösterir? Yoksa onu katleden kisi mi sucludur?

      Diger ayette ise “adil olun” buyuruluyor. Bir arastirma yap, bakalim bu hususta bizden daha adil birini bulabilecek misin. Burada M. Kemal’in kendisini baglayan özel hayatindan bahsediyor muyuz? Halbuki onun fuhsiyatiyla alakali, gönül eglendirdigi kadinlarla alakali elimde bir ton kaynak var, fakat kullanmiyorum, cünkü maksadim ne olursa olsun birini kötülemek degil. Annesiyle alakali da bazi seyler dolasiyor, bununla alakali bir sey yazdik mi? Veya Latife hanimla bosanmasina sebep olan “Vedat”la iliskisi hakkinda da elimde bircok kaynak mevcut, bunlari paylastigimi gördün mü?

      Hatta kemalizmin aleyhindeki bazi paylasimlarda, kaynaklarini verdigimiz halde, kemalistlerin bu görüsü kabul etmedigini belirttik ve ilgili delillerine de yer verip karari okuyucuya biraktik. Eger yine de adil degilsin diyorsan yapacak bir sey yok kardesim.

      Saygilar.

  5. Mâdem Osmanlı’nın elindeki para borçlarından daha fazla idi neden Abdülhamid borçların fazlalığı yüzünden Duyun u Umumiye’yi kurup devlet gelirlerinin yarısını gavurların kontrolüne bıraktı buna cevap verir misiniz?

    Bu Abdülhamid salak mıymış zâten elinde para varsa neden borçlarını ödemek yerine duyun u umumiye kurdurup devlet gelirlerini gavurlara bırakıyorsun?

      • ekonomi piyasa ilişkisine göre saçma bir kaynak verdin. para basarak borçlarını ödemeye çalışmanın herhangi bir faydası olmaz senin parana değer biçmezler böyle bir durumda adamlar
        kaldı ki eğer dediğin şey doğru ise yani osmanlı’nın elinde borçlardan daha fazla para varsa ve buna rağmen abdülhamid borçların hepsini ödemek yerine duyun u umumiyeyi kurarak devlet gelirlerinin yarısını gavurlara bıraktıysa o zaman abdülhamid vatan hainidir. yazık değil mi dedelerimizin devlete verdiği vergiler hep duyun u umumiye ile gavurların eline geçmiş.

      • gardyann, sacma bir kaynak degil, mevzuyla alakali saglam bir kaynak verdik. Sultan Abdülhamid döneminde düyunu umumiye vardi ve bu sekilde borclari ödedi. Bunun ihanetle bir alakasi yok. Istersen kendini yorma. Bilip bilmeden yaziyorsun, ve bu zatlarin hakkina giriyorsun. Senin icin daha hayirli olur.

      • Mantık ile düşün. Bu Abdülhamid denen herifin elinde osmanlı’nın borçlarını kapatmaya yetecek kadar borç var ama o borçları ödemiyor gidiyor duyun u umumiyeyi kurup devlet gelirlerini gavurlara peşkeş çekiyor. O hâlde bu adam vatan hâinidir.

      • gardyann, akil ve mantik disi yorumlarina cevap vermeye devam ediyoruz. Bu borclarin verilmesi düyunu umumiyenin kurulmasindan sonradir. Anlamiyor musun? Sartlanmislik ne kadar da kötü bir sey.

      • Yani Abdülhamid’in elinde dünya kadar servet olduğu hâlde o borçları ödemeyerek duyun u umumiye’yi kurdu diyorsun? O hâlde Abdülhamid vatan hâinidir.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s