Kemalist Rejim’in Gerçekleri Anlatan Hocaları Susturma Teşebbüsleri

Kemalist Rejim’in Gerçekleri Anlatan Hocaları Susturma Teşebbüsleri

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

kemalist rejimin hocalari susturmasi, atatürk ve hocalar, atatürk ve din chp ve din, m. kemal din, m. kemal hocalar, m. kemal din adamlari, atatürk din adamlari, atatürk imamlar

[1] no’lu dipnotta bahsi geçen yazı…

***

Kemalist rejim, gerçekleştirdiği inkılapların Islam’a aykırı olduğunun halk tarafından anlaşılmasının önüne geçmek için çareyi din adamlarına müdahale etmekte ve CHP teşkilatıyla propaganda yapmakta bulmuştu. Özellikle Ramazan aylarında camilerde vaaz dinleyenlerin sayısının artması kemalistleri endişelendiriyordu. Bu sebeple hakikatleri halktan gizlemek maksadıyla Diyanet Işleri Başkanlığı’na dahi baskı yapıyorlar ve böylece Diyanet Işleri Başkanlığı eliyle Müslümanları aldatmak istiyorlardı… Başka bir ifadeyle, Diyanet Işleri Başkanlığı’nın, Hıyanet Işleri Başkanlığı vazifesi görmesini arzuluyorlardı. Zira Diyanet Işleri Başkanlığı’ndan beklentileri, kendi istekleri doğrultusunda, yani laikliğe uygun bir din anlatmaktı.

Nitekim Içişleri Bakanı Şükrü Kaya, 1930 yılının Ocak ayı başında Diyanet Işleri Başkanlığı’na yazdığı bir yazıda, daha önceki yıllarda görülen tecrübelerin ışığında, bu kez Ramazan ayındaki dini faaliyetler konusunda uyarıda bulunma ihtiyacını hissetmişti:

“Geçen sene Ramazanda camilerde ders veren vaiz efendilerden bazıları, dini ve ahlaki olması lazım gelen esaslardan inhiraf ederek, haklarında takibatı kanuniye icrasını mucib olacak derecede, TBMM’nin tesis ve vaz ettiği esaslar, müesseseler aleyhinde mubalatsızca (dikkatsizce) mütalaada bulundukları malumu riyasetpenahileridir. Milletimizin manevi ve maddi italarına hadim olacak mevzulara inhisarı lazım gelen bu mevizanın (öğütlerin) zati riyasetpenahilerince tecviz buyurulmayacak şeklü sureti cereyanına müsamaha olunmamasının icab edenlere emrü tebliğine müsaade buyurulmasını istirham ederim efendim.”[1]

Kaya, yazıdan Başbakanlığı da bilgilendirmişti.

Ancak gereken önlemlerin alınması CHP’den de talep ediliyordu. Içişleri Bakanı Şükrü Kaya, sadece bir ay sonra, 5 Şubat 1930 tarihli yazısı ile, CHP Genel Sekreteri Saffet Arıkan’dan da benzer bir talepte bulunmuştu:

“Kışın bilhassa Ramazan ayında bazı işsizlerin kahvelerde ve sair toplantı yerlerinde kötü ruhlu adamların propaganda ve dedikodularına alet oldukları ve bu propagandaların revacını (sürümünü) temin ettikleri emsaliyle sabittir. Geçen sene buna karşı gelmek için mukabil propagandalar yaptırılmış ve bu hususta fırkamız (partimiz) teşkilatından çok istifade edilmişti. Bu sene de aynı veçhile yaptırılmakta olan irşad ve mukabil propagandalara fırkamız teşkilatının azami müzaheret ve muavenetinin (destek ve yardımlarının) ibcal edileceğine eminim. Bu münasebetle keyfiyetin bir kere de tarafı alilerinden icab edenlere tebliğ buyurulmasını rica ve bilvesile teyidi hörmet eylerim efendim.”[2]

Gerçekten de CHP Genel Sekreterliği, parti müfettişliğine[3] ilettiği tamimde, Ramazan ayındaki dini faaliyetlerin sıkıca denetlenmesini ve Islam’a ters düşen kemalist inkılaplara aykırı görülen faaliyetlerin de önüne geçilmesini isteyecektir:

“Menfi ve muzır propagandaların en ziyade revaç bulduğu zamanın Ramazan ayı olduğu tecrübelerimizle sabittir. Vaizlerin ağızlarının açıldığı ve oruç keyfile (son kelime daha sonra karalanmış ve yerine elyazısı ile “halile” sözcüğü eklenmiştir) dini tahrikatın yapıldığı bu ay zarfında, teşkilatımızın müteyakkız (uyanık) olması lüzumu aşikardır. Bunun için hükumet teşkilatı ile elele vererek, bu gibi tahrikatın önüne geçilmesine bilumum teşkiatimızca himmet olunmasının icab edenlere tebliğini ve ancak oruç halile esasen asabileşenlerin nafile (son kelime daha sonra karalanmış ve yerine elyazısı ile “lüzumsuz” sözğücü eklenmiştir) yere tahrik edilmemelerine dikkat olunmasının da ilavesini rica ve bilvesile teyidi hürmet eylerim efendim.”[4]

kemalist rejimin hocalari susturmasi, atatürk ve hocalar, atatürk ve din chp ve din, m. kemal din, m. kemal hocalar, m. kemal din adamlari, atatürk din adamlari, atatürk imamlar 2

[2] no’lu dipnotla ilgili belge…

***

kemalist rejimin hocalari susturmasi, atatürk ve hocalar, atatürk ve din chp ve din, m. kemal din, m. kemal hocalar, m. kemal din adamlari, atatürk din adamlari, atatürk imamlar 3

[4] no’lu dipnotta sözü edilen belge…

***

Bu meselenin tüm döneme yayıldığını bize açıkça gösteren bir başka yazışmadan daha söz etmenin sırasıdır. CHP Genel Sekreteri ve Kütahya milletvekili Recep Peker, 1936 yılının hemen başlarında, CHP başkanlıklarına ilettiği bir tamimde, aynı konudan dolayı yine dert yanıyordu:

“Geçen Ramazan ve bayramda Arapça ezan okumak, sâlâ vermek, tekbir almak, bazı yolsuz telkinlerde bulunmak, gizli tarikat toplantıları yapmak gibi geri hareketlerin geçen senelere nispetle daha çok olduğu ve bu hareketlerde en çok Nakşi tariki (Nakşibendi tarikatı) menbuplarının ileri gittikleri anlaşılmıştır.

6 Haziran 935 tarihli ve 510 numaralı genelge ile de bildirdiğim gibi yurtta inkılabı ve ileri gidişi koruma ve yayma ödevini üstüne alan ve bu gibi devrim ve durumu müteessir edecek geri hareketlere karşı çok yakından ilgili ve duygulu olması icap eden partimizin bu hareketlere karşı duygulu bulunarak, hükümetle el ve işbirliği yapmalarını, alacakları haberleri vakit geçmeden hükümete bildirmelerini bu vesile ile bir kere daha tekrarlamayı değerli bulurum.”[5]

kemalist rejimin hocalari susturmasi, atatürk ve hocalar, atatürk ve din chp ve din, m. kemal din, m. kemal hocalar, m. kemal din adamlari, atatürk din adamlari, atatürk imamlar 4

[5] no’lu dipnotta bahsi geçen belge…

***

Görüldüğü gibi, M. Kemal Atatürk döneminde Arapça ezan okumak, sâlâ vermek yanında, “tekbir almak”, yani “Allahu Ekber” demek bile yasaklanmış ve “gericilik” olarak tanımlanmıştır.[6] Bugün Allahu Ekber diyenler, kemalistlerin nazarında “gerici” ve “yobaz”dırlar.

Yukarıdaki belgelerden açıkça anlaşıldığı üzere, Diyanet Işleri Başkanlığı’nın camide vaaz eden hocalara müdahalede bulunması istenmektedir. Diğer yandan, CHP teşkilatından da hocaların izlenmesi talep edilmektedir. Ayrıca, devlet içinde yer alan maaşlı din adamlarının karşısına CHP teşkilatından karşı propaganda çabası beklentisi de dikkat çekmektedir.

Bu resmi yazışmalar, bu türden dini faaliyetler ile bu türden faaliyetlerle mücadelenin daha en başından itibaren sürdüğü izlenimini vermektedir. Öyle görülüyor ki, cami imamları kemalist rejimi sorguluyordu. Din adamları her ne kadar devletin maaşlı memuru da olsalar, kendilerinden beklenen vaazları değil de, hakikati anlatıyorlardı.

Demek oluyor ki, Milletimiz öyle zannedildiği gibi kemalist rejimi desteklemiş değildir, tam aksine; susturulmuş ve sindirilmiştir.[7]

 

**********

 

KAYNAKLAR:

 

[1] “Dahiliye Vekaleti (Emniyet Umumiye Umum Müdürlüğü)’ünden Başvekalet’e”, (Ocak 1930), “Dahiliye Vekaleti’nden Başvekalet’e”, (6 Ocak 1930), Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı, Başbakanlık Muamelat Genel Müdürlüğü Kataloğu, Katalog Numarası: 030 10/26 150 12.

[2] “Cumhuriyet Halk Fırkası Katibi Umumiliği’nin Parti Müfettişleri’ne 2 Şubat 1930 tarihli ve 2087 sayılı Tamimi”, “Dahiliye Vekaleti (Hususi Kalem)’den CHF Katibi Umumiliği’ne”, (5 Şubat 1930). CHP K, (Katalog Numarası) : 490 01/1 3 19.

[3] Cemil Koçak, “Tek Parti Döneminde CHP Parti Müfettişliğine Ilişkin Ek Bilgi(ler)”, Mete Tunçay’a Armağan, (Derleyenler: Mehmet Ö. Alkan, Tanıl Bora ve Murat Koraltürk, Iletişim Yayınları, Istanbul 2007, sayfa 675 – 681.

[4] “Cumhuriyet Halk Fırkası Katibi Umumiliği’nin Parti Müfettişleri’ne 2 Şubat 1930 tarihli ve 2087 sayılı Tamimi”, “Dahiliye Vekaleti (Hususi Kalem)’den CHF Katibi Umumiliği’ne”, (5 Şubat 1930). CHP K, (Katalog Numarası) : 490 01/1 3 19.

[5] Cumhuriyet Halk Fırkası Katibi Umumiliği’nin CHP Başkanlıkları’na 8 Şubat 1936 tarihli ve 3/672 sayılı Tamimi, CHP K, (Katalog Numarası): 490 01/3 12 9.

[6] Ezan, hatta Kur’an okumanın yasaklanması hakkında geniş malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/25/ezani-aslindan-m-kemal-ataturk-uzaklastirmadi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/27/ataturkun-yasakladigi-ezan-i-muhammediyi-adnan-menderes-serbest-birakti/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/09/17/salatu-selamin-ve-tekbirin-turkcelestirilmesi/

[7] Milleti ve hocaları nasıl susturduklarını merak edenler buradan okuyabilirler:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/30/m-kemal-hoca-imza-et-dedim-keyfini-bozarim-sonra-hilafetin-kaldirilmasi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/09/26/istiklal-mahkemeleri/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/m-kemal-ataturkun-sapka-zulmu-ve-istiklal-mahkemesinde-asilan-alimler-hocalar/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/08/m-kemal-ataturkun-yasakladigi-kapattigi-gazeteler-basin-sansuru/

http://belgelerlegercektarih.com/2014/05/12/izmir-suikasti-tertibi/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s