Sultan Vahdettin Istanbul’un anahtarını Ingilizlere verdi mi?
*



Bahsi geçen videodan iki kare ve Davis G. Arnold’un yetim çocuklarla çekilmiş bir fotosu. Fotoğrafları kıyaslayabilirsiniz…
***
Sosyal medyada epey bir zamandır dolaşan; “Sultan Vahdettin Istanbul’un anahtarını Ingilizlere böyle verdi” başlıklı bir deli saçması video son zamanlarda kemalistlerin favorileri arasında ilk sıraya yerleşmiş durumda. Hangi akla hizmet böyle bir iddia ortaya atılıyor anlamak gerçekten mümkün değil… Kaynak yok, belge yok, tarih yok, isim yok, anahtar yok, ses yok ama yine de böyle bir safsatayı delil olarak önümüze koyup bu hurafeye inanmamızı bekliyorlar. Ancak kendileri, M.Kemal’in gerçek yüzünü başta Nutuk olmak üzere yüzlerce belge ve kaynakla gözler önüne serdiğimiz halde bütün bu muteber delillerimize en küçük bir utanma hissi duymadan burun kıvırıyorlar… Çünkü hakikatler işlerine gelmiyor. Yani bir insanı sevmemenizi anlarım fakat bu şekilde iftira atılmaz. Vebali ağırdır.
Evvela takipçilerimi böyle bir saçmalıkla meşgul ve mağdur ettiğim için özür dilerim, lakin şahsıma gelen mesajlardan dolayı bu ipe sapa gelmez iddiaya ilk kez yayınlanan belgelerle cevap vermek mecburiyetinde kaldığımın bilinmesini isterim.
Bir kere Sultan Vahideddin ortadaki şahsa “anahtar” falan değil, bir zarf veriyor. Bu bir. İki; Bu şahıs İngiliz değil. ABD’li Binbaşı Davis G.Arnold’dur. Kimdir bu Davis? Yakın Doğu Amerikan Yardım Heyeti Müdürü. Hayr işleriyle ve bilhassa ermeni yetimlerin eğitim ve bakımıyla uğraşıyordu.
*


“Story of The Near East Relief” başlıklı kitabın kapağı ve ilgili sayfası…
***
Arnold’un müdürü olduğu bu yardım heyetini konu alan “Story of The Near East Relief” başlıklı kitaba göre, heyet, temaslarında tüm hükümetlerin iyi niyet elçileri gibi davranmıştır. Bütün hükümetler, örgütün temsilcilerine sanki akredite diplomatlarmış gibi muamele etmiştir. Yardım çalışanları en yüksek devlet yetkilileriyle doğrudan çalışmışlardır. Yabancılara nadiren tevdi edilen nişanlar, örgütün temsilcilerine verilmiştir. Yunanistan ve Bulgaristan Kralları ile diğer hükümetlerin yüksek yetkilileri, sundukları hizmetlerden dolayı şahsen takdirlerini ifade etmişlerdir.
*

“Story of The Near East Relief” başlıklı kitabın ilgili sayfası…
***
İşte nişan verenlerden biri de Sultan Vahideddin’dir. Konuya dair Ocak 1920 tarihli 3 adet belge bulunmaktadır. İlk kez paylaşılacak olan bu belgelerden birinin Devlet arşivindeki kaydı şu şekildedir: “İaşe Heyeti Reisi Amerika zabitanından Binbaşı Davis J. Arnold’a üçüncü rütbeden Osmani Nişanı ve refakatinde bulunan Ecarl’a sanayi madalyası itası..”
*



Belgelerin altını çizdiğim yerlerinde şöyle yazıyor: “Amerika zabitanından Binbaşı Mösyö Davis J. Arnold…”
Padişaha bu iftirayı atanlar acaba ahirette ne halt yiyecekler çok merak ediyorum doğrusu. Kaldı ki, “İstanbul’un anahtarını verme” gibi bir durum asla söz konusu olamaz, çünkü;
1 – Padişahın elinde anahtar yok. Halüsinasyon görenler varsa orasını bilemem…
2 – Videoda ne konuşulduğu duyulmuyor. Yoksa bu kemalistler gayipten ses mi duydular?
3 – Padişahın karşısındaki zat Müttefik İşgal Kuvvetleri Başkomutanı değil. Eğer bir şey teslim edilecekse işgal komutanına edilir. Şu kadarcık mantıktan bile mahrumlar.
4 – Sevr’i imzalamayan Padişah neden İstanbul’u teslim etsin? Zira Sevr’in 36. maddesine göre dahi İstanbul bizde kalacaktı. Bunu dahi bilmeden ahkam kesmek, ilmi ve ahlaki seviye olarak sıfırın altında olduklarını ortaya koyuyor.
5 – Refet Paşa kuvvetleriyle İstanbul’a girdikten yaklaşık 1 ay sonra Padişah ülkeyi terk etti. Eğer İstanbul’u İngilize teslim edecek olsaydı, onları beklemeden eder ve çeker giderdi. Kuş kadar aklı olan bir kimse bile bunu anlardı.
Zaten eğer iddia edildiği gibi “Istanbul’un anahtarı”nı vermiş olsaydı, karşısındaki şahıs mağrur bir eda takınırdı, halbuki tam tersine, bu zat eğilmektedir.
Farzedelim “anahtarı” verdi.. Binlerce fotosu olan M.Kemal’in, “anahtarı geri aldığına” dair bir fotosu var mı?
İşte gördüğünüz gibi bu Kemalistler hep böyle kaynaksız, belgesiz yalan yanlış iddialarla kendi kendilerini kandırmaktadırlar. Bunlar Ziya Paşa’nın ifadesiyle herkesi kör, âlemi sersem sanıyor. Uydurma tarihleriyle çakma kahramanlar bile icad ettiler. Halbuki bizim kahramanlarımızın böyle hurafelere ihtiyacı yok. Nitekim hakkında binlerce yalan ve iftira uydurulmuş olmasına rağmen vefatından 100 sene sonra bile Sultan II. Abdülhamid Han hala unutulmadı. Hiçbir heykelini yapmadık, koruma kanunu ile korumadık fakat hala gönüllerde… Çünkü çakma değil; GERÇEK Kahraman…
.
**********
Prof. Ekrem Buğra Ekinci’nin de bu meseleyle ilgili bir makalesi var: http://www.ekrembugraekinci.com/mmakale.asp?id=1081
**********
.
Kadir Çandarlıoğlu
.
**********
.
Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:
*


Leave a reply to mehmet Cancel reply