Önceki Armstrong paylaşımına ek

Önceki Armstrong paylaşımına ek

*

Cahil kemalist güruh verdiğim kaynağı görünce öyle bir afallamış olacak ki anca 5 gün sonra ve “sözde” bir cevap verebilmiştir. Falih Rıfkı’nın şahitliğine laf etmiyorlar, ama onu, yani kemalist birini kaynak olarak kullandığım için beni suçluyorlar.. Kafaya bak… Sanki ben uydurdum. Bu cahillerin Falih Rıfkı’nın böyle yazdığından haberi bile olmadığını şuradan anlayın ki, ilk yazıda “benim uydurduğumu” söylüyorlardı. Kemalizmin başucu kitaplarından biri olan “Çankaya”yı bile okumamış veya okumuşsalar dahi anlamamış bir çapulcu sürüsüyle karşı karşıyayız. Onların kaynağını kullanıyorum, ama cahil ben oluyorum… Cehalete bakın..

Bu sebeple olacak ki ilmî bir cevap vermek yerine aynı teraneyi tekrar ortaya atmışlar.

Yani M.Kemal’in Armstrong’a verdiği cevabı. Bir de “bunu neden belirtmedin” diye soruyorlarmış… Cehaletin de bu kadarına pes doğrusu.. M.Kemal’in cevabı ilmî olarak “sıfır”dır ve hüküm teşkil etmez. Lafın tamamı cahile söylenir denir ya, bunlar zırcahil oldukları için “sıfır”ı da söylemeliydim, benim hatam.

Şimdi zırcahile anlatır gibi tek tek izah edelim:

1-M.Kemal’in bir ingiliz tarafından yazılmış ve yasaklanmış bu kitabına karşı cevap yazıp “kamuoyunu” bilgilendirmesi “mantık” icabıdır. Bunu ayrıca belirtmeye ihtiyaç yoktur. Ama demek ki zırcahillerin kafasına nakşetmek lazımmış, özür dileriz. Kaldı ki kendileri bunu belirtmişlerdi. Yani bana; “neden malumu ilam etmedin” diyecek kadar akıllarını kaçırmışlar.

2-M.Kemal’in bu cevabı hiçbir şey ifade etmez çünkü muhtevasını tasdik ettiğini, hatta az bile bulduğunu ve beğendiğini çevresi söylüyor. Hatta bunlardan birisi onun sözcüsü konumunda bulunan Falih Rıfkı Atay‘dır. Diğeri ise hizmetçisi Cemal Granda‘dır. İki kaynak da bir birini teyit ediyor. İkisi de görgü şahidi. İkisi de M.Kemal’in adamı. Bu bilgiye sahip olanlar için M.Kemal’in “kamuoyuna” yaptığı açıklamanın zerre kıymeti yoktur. Çünkü çevresi meselenin perde arkasını açıklamış zaten. Sahnede oynanan oyun bizi alakadar etmez. Ama kime anlatıyorum… Cahiller bunu da anlamayacaktır.

*

KAYNAK: Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 1, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 12. (Sansürsüz baskı)

***

KAYNAK: Cemal Granda (Çelebi), Atatürk’ün Uşağı İdim, Yayına hazırlayan: Turhan Gürkan, Hürriyet Yayınları, Istanbul 1973, sayfa 67 ve devamı…

***

3-M.Kemal “kamuoyu”na karşı ne diyecekti? “Evet! Yaptım!” mı diyecekti? Katil bile mahkemede cürmünü inkar ediyor.

Şimdi bir mahkeme kuralım ve bir nevi piyes yazar gibi muhakeme edelim. Ancak şahıs isimlerini silelim. Zira başka türlü kalın kafalarına girmeyecek… Armstrong’u “A” harfi temsil etsin. M.Kemal’i “B” harfi… Falih Rıfkı’yı “C” ve Cemal Granda’yı “D” harfi. Meramımızı böyle anlatalım… Çünkü işin içine “M.Kemal” ismi girince cahil kemalistlerin beyni kilitleniyor.

“A” diyor ki: “B” adlı kişi şunu şunu şunu yaptı. Gördüm.

“B” cevap veriyor: Hayır hakim bey yapmadım. Yalan söylüyor.

Bu durumda hakim ne yapar?

Şahit arar…

Şahit kim? Görgü şahidi…Yani “B”nin yanında bulunanlara sorar.

Hakim “C”ye sorar: Kalk evladım… Anlat.

“C” : “B” aslında “A”nın dediklerini tasdik etti. Çok beğendi, “beni en iyi o anlattı” dediğini kulaklarımla işittim hakim bey. Bana göre de “A”nın anlattıkları, “B”nin karakter ve şahsiyetine uygundur.

Hakim sorar: Ne iş yaparsın?

C” cevaplar: “B”nin gayri-resmi sözcüsüyüm efendim. Önüme üç-beş kuruş atar, sonra ne derse yaparım.

Hakim: Peki otur. “D” sen kalk bakalım. Sen bu konuda neler işittin?

“D” cevaplar: “B”, “az bile demiş” dedi hakim bey.

Hakim: Peki senin işin nedir?

“D” : Senelerdir “B”nin uşaklığını yaparım efendim. Bana güvenmese yanında tutmazdı.

Hakim: Peki otur. Bana “B”nin dosyasını getirin…

Çok kabarık bir dosya gelir…

Hakim “B”ye sorar: Sultan Vahideddin’e, “Kulları M. Kemal” imzasıyla, “Saltanat ve Hilâfetin ve milleti necibelerinin hayatımın son noktasına kadar daima haris ve sadık bir ferdi gibi kalacağımı kemali ubudiyetle arz ve temin eylerim.” şeklinde bir telgraf gönderdin mi?

“B” cevap verir: Göndermedim, yalan. En büyük benim!

Hakim dosyadan bir kağıt alıp gösterir: Aha belgesi burada, söylemişsin:

*

KAYNAK: TBMM Zabıt Ceridesi, Içtima 2, cild 1, 24 Nisan 1920, sayfa 15, 16.

***

“B”: Yalan, sahte…

Hakim: Sus, otur yerine. Böyle dediğin halde; 1 Kasım 1922′de Meclis’te “Osmanlı Imparatorluğu münkarizdir” demişsin, hilafeti de kaldırmışsın.

“B” suskun, “B” çaresiz…

Hakim: 16 Mart 1923’te Adana’da;

“Cuma günü tatil yapmak, şeriatın da emri gereğidir. Bu kadar açık bir hakikati size herhangi bir kişinin, milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun, bu yapılan şey dine aykırıdır, demesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz.” demişsin.

“B” : Yalan… Ben kahramanım…

Hakim: Işte belgesi:

*

KAYNAK: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 2, Türk Tarih Kurumu, 5. Baskı, 1997, sayfa 131.

***

“B” gözlerinden ateş saçarak bağırır: Hepiniz hainsiniz…

Hakim: Buna rağmen 3017 sayılı ve 1 Haziran 1935 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 2739 sayılı ve 27.05.1935 tarihli “Ulusal Bayram ve genel tatiller” hakkındaki kanun ile Cuma gününü tatil olmaktan çıkarmışsın.

“B” haykırır: Hepsi yalan, iftira. Hep ben haklıyım.

Hakim: Dosya bu gibi çelişkili beyanlarınla dolu… O halde “A”yı yalanlayıp verdiğin cevaba niye inanalım? Bunun ne kıymeti var? Ne zaman doğru söyledin ki?

“B” kükrer: En büyük benim! Sizi ben kurtardım!

Hakim: Yav he he… Çıkarın şunu dışarı!

“B” hiddetli bir sesle: Hepinizi asıcam…

*

4 Comments »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.