Türk Büyükleri Hilafet makamına saygı gösterirken, M. Kemal Atatürk hakaret etmiştir

Türk Büyükleri Hilafet makamına saygı gösterirken, M. Kemal Atatürk hakaret etmiştir

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

sultan alparslan malazgirt savasi hilafet halifelik***

Burada zikredeceğimiz örnekler, Hilafetin Abbasiler’de olduğu dönemi kapsamaktadır.

Nasır b. Ali (İlig Han)

Nasır b. Ali, Karahanlı hükümdarları içinde Abbasî halifesini ilk tanıyan olarak bilinir. Sikkelerinde devrin hakimiyet anlayışının bir icabı olarak Abbasî halifelerinin adları yer almıştır.[1]

***

Gazneli Sultan Mahmud

Gazneli Sultan Mahmud, daima halifenin ismini paralarının üstüne bastırmaya, seferlerinden sonra elde edilen ganimetten Halife’ye hediyeler göndermeye ve fetihnamelerinde kendisini bu inancın bir savaşçısı olarak göstermeye dikkat etmiştir.[2] Halife el-Kadir adına hutbe de okutmuştur.[3]

***

Tuğrul Bey

Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Tuğrul Bey, “Sultan” ilan edildikten sonra, etraftaki hükümdarlara fetihnameler gönderirken bir elçilik heyetini de Bağdat’taki Abbasî halifesine gönderdi. Halife’ye gönderdiği fetihnamede, “Selçuk Oğullarının eskiden beri halifeliğe sadık bulunduklarını” yazıyordu.[4]

Abbasî Halifesi Kaim Biemrillah, Şiî Fatımîler tarafından esir alınınca, onlara karşı Tuğrul Bey’in yardımına müracaat etti. Tuğrul Bey 1055’de Bağdat’ı asilerden temizlemek ve Mısır’daki Fatımîleri ortadan kaldırmak için sefere çıktı. Bunu Bağdat önlerine geldiğinde halifeye yazdığı mektubunda şöyle ifade ediyor:

“Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi vesellem) hizmetle şeref kazanmak, takdis edilmek ve bizzat hacca giderek yolları açmak, asileri tenkit eylemek ve Mısır ve Suriye şaşkınları (Şiî Fatımîler) ile savaşmak arzusunda” olduğunu belirtiyor ve Bağdat’a girme müsaadesini istemek suretiyle de halifeye saygı ve nezaketini gösteriyordu.[5]

Tuğrul Bey Bağdat’a girerek, şehri asilerden temizledi. Büveyhîlerin hakimiyetine son verdi. Daha sonra Irak’ın kuzeyinde de mücadele ederek Şiîleri hakimiyet altına aldı. Tuğrul Bey’e 1058’de Bağdat’ta yapılan bir merasimle taç giydirildi. Bu taç merasiminde Tuğrul Bey, halifeye Peygamberin halefi olması münasebetiyle saygısını sunarken, halife de sultana Islamiyet’e hizmetlerinden dolayı tebrik ve teşekkür ederek, onu “Dünya Sultanı (Şark ve Garb)” ilan etti. Tuğrul Bey’e “Rüknü’d-Dîn” ve “Kasım Emîru’l-Mu’minîn” (halifenin ortağı) lakaplarını tefviz etmiştir.[6]

***

Alparslan

Tuğrul Bey’in ölümünden sonra tahta geçen Alparslan, 1071’de elde ettiği Malazgirt zaferini başta halife olmak üzere her tarafa fetihnameler göndererek müjdelemiştir. Halifeye gönderilen fetihnameler 12 Eylül 1071 (13 Zilkade 463) günü Ka’im Biemrillah tarafından sarayda toplanan bütün devlet erkanı ve büyükleri önünde merasim ile okunmuş ve tebrikler yapılmıştır. Fetih Bağdat’ta şanına layık olarak kutlanmıştır. Alparslan Hemedan’a dönünce halifenin elçisi pek çok hediyelerle geldi. Islam’ın zuhurundan beri böyle bir zaferin kazanılmadığı kanaati bu sırada belirtilmiştir.[7]

***

II. Kılıç Arslan

Anadolu Selçuklu Devleti’nin sultanı II. Kılıç Arslan, 1176’da Bizans’a karşı kazandığı Miryokefalon zaferinden sonra Halife Musta’zi’ye bir fetihname göndererek zaferi haber verince, Bağdat sevince boğuldu. Halife haberi, “Islam ülkelerinden beklediğimiz uğurlu zafer haberleri geldi” şeklinde ifade ederek bildirmiştir. Camilerde hatipler, halifenin bu müjdesini halka bildirecek, halife ve hatipler Islam askerleri için dua edeceklerdir.[8]

***

I. Izzeddin Keykâvus

Bir başka Anadolu Selçuklu Sultanı I. Izzeddin Keykâvus da halifeye elçi göndererek onun hakimiyet tevcihini kazandı. Karşılıklı hediyeleşmeler yapıldı. Halife Nâsır kurduğu “Fütüvvet” teşkilatına girmek talebinde bulunan Izzeddin Keykâvus’a bir saltanat menşuru ile biriikte siyah bir imame zırhlı elbise, kamçı ve nalları altun bir katırı hakimiyet alameti olarak gönderdi; en-Nâsır, Türklere ve Selçuklulara mahsus olan Türkçe “Inanç, Bilge, Kutlu” lakaplarını sultan için kullanarak; onu Fütüvvet teşkilatına aldığını bildirmiş, bunun şartlarına ve mukaddes hilafet makamına bağlanmasını istemiştir. Aynca sultana yukarıdaki hediyelere ek olarak bir fütüvvet şalvarı da göndermiştir.[9]

***

Alâeddin Keykûbad

Halife ile ilişki Izzeddin’den sonra Alâeddin Keykûbad döneminde de devam etmiştir. Sultanın tahta geçtiğini öğrenen Halife Nâsır hakimiyet alametlerini Konya’ya göndererek, Payitaht’ta yapılan merasimle saltanatını tasdik etti.[10] Bu merasimler, her ne kadar siyasi güçten yoksun olsa da halifeye bağlılık izleri taşımaktadır.

***

Şimdi de M. Kemal

“Efendiler, bu pek büyük yenginin türlü etkenlerinin üstünde en önemlisi ve yücesi, Türk ulusunun bağılsız ve koşulsuz olarak egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün cihanda ne büyük, ne verimle bir devrim olduğunu açıklamağa gerek görmem. Ulusumuzun uzun yüzyıllardanberi hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların baskı ve ezinci altında ne denli ezildiğini, onların açgözlülüklerini doyurma yolunda ne denli büyük yıkımlara ve yitiklere uğradığını düşünürsek, ulusumuzun egemenliğini eline almış olması olayının tüm ululuk ve önemi gözlerimizin önünde belirir. . .” (…) “Türk ulusunun (yurdunda) tam anlamıyla efendi olarak yaşaması, ancak o, gereksiz ve anlamsız olduktan başka, varlıkları yalnızca zarar ve yıkım getiren o makamların ortadan kaldırılmasıyla olanaklı olabilirdi.”[11]

Izmir Iktisat Kongresi’nde de şunları söylemekten hicap duymamıştır:

“Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Romenler sabanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, kuvvetlenmişler; bizim milletimiz de böyle **fatihlerin** arkasında **serserilik** etmiş…”[12]

Nutuk’tan:

“Hilafet vaziyetine gelince, ilim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakiki medeniyet aleminde gülünç telakki edilmekten başka bir mevzuu kalmış mıydı? (…) Osmanlı Hükümetine, Osmanlı padişahına ve müsliminin halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lazım geliyordu.”[13]

***

Son olarak Ismet Inönü

“Tarihin herhangi bir devrinde, bir halife, zihninden bu memleketin mukadderatına karışmak arzusunu geçirirse o kafayı behemehal koparacağız!”[14]

***

Peki, M. Kemal ve Ismet Inönü mü doğru yoldaydı, yoksa yukarıda isimlerini sıraladığımız Türk Büyükleri mi? Elbette Islam’a hizmet eden Türk Büyükleri doğru yoldaydı.

Şimdi haklı olarak, “o halde Müslüman milletimiz M. Kemal ve Inönü’nün peşinden neden gitti” diye soracaksınız. Aslında isyan edenler de vardı. Ancak M. Kemal’in peşinden gidenler, onun Kurtuluş Savaşı sırasında Hilafeti koruyacağına dair verdiği sözlere aldanmışlardı.

Örneğin TBMM’nin açılışının öncüsü ve en örgütlü son kongrede, Sivas Kongresi’nde M. Kemal şöyle and içmişti:

“Makam-ı Celil-i Hilafet ve Saltanata, Islamiyete, Devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye takip etmeyerek… çalışacağıma… namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah.”[15]

Ayrıca Meclist’e, Sultan Vahidüddin’e (rahmetullahi aleyh) “Üçüncü Ordu Müfettişi ve Padişahın Fahri Yaveri M. Kemal” imzasıyla şöyle bir telgraf çektiğini beyan etmişti (sadeleştirdik) :

“Millet bağımsızlığına kavuşsun, saltanat makamı ile yüce ve büyük hilafet yok olmaktan kurtulsun. Sonsuz bağlılığımın daima artmakta olduğunu bildirerek buna inanmanzı rica ederim.”[16]

Bir örnek de Inönü’den verelim…

Ismet Inönü’nün Paris’te Grillon Oteli’nde verdiği bir beyanattan:

“Türk Milleti’nin kat’iyyen Makam-ı Mualla-yı Hilafet’in müdafii ve hadimi (hizmetçisi) olmaktan bir an geri kalmayacağını söyleyebilirim. Size ve sizin vasıtanızla bütün Müslümanlara diyebilirim ki, Hilafet her zaman olduğu gibi dinen pek sıkı merbut (bağlanmış) olduğumuz gibi icab ederse O’nun müdafaası için son damla kanımızı dökmeye her zaman hazırız. Türk Milleti Islamiyet’in kılıncı olmakla müftehirdir. “[17]

Yani?

Evet haklısınız, aldattılar…

Islam’a hizmet eden Türk atalarımızın yolundan gidiyorlarmış gibi, yani bizdenmiş gibi görünüp başımıza geçtiler ve dizginleri ele alınca bu necip milleti gavurlaştırmaya çalıştılar.

Izlemenizi tavsiye ettiğim bir video:

***

Sohbetin tamamı:

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Reşad Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, Tifdruk Matbaası, Istanbul 1981, sayfa 43.

[2] Erdoğan Merçil, “Gâzneliler, İldenizliler”, Büyük Islâm Tarihi, cild 6,  (Doğuştan Günümüze), Zafer Matbaası, Istanbul 1987, sayfa 254, 255.

[3] Erdoğan Merçil, “Gâzneliler, İldenizliler”, Büyük Islâm Tarihi, cild 6,  (Doğuştan Günümüze), Zafer Matbaası, Istanbul 1987, sayfa 231.

[4] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti, Arpaz Matbaacılık, 3. Baskı, Istanbul 1980, sayfa 106.

[5] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti, Arpaz Matbaacılık, 3. Baskı, Istanbul 1980, sayfa 106.

[6] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti, Arpaz Matbaacılık, 3. Baskı, Istanbul 1980, sayfa 135.

[7] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi (Siyasî Tarih Alparslan’dan Osman Gazi’ye) Doğan Ofset, Nakışlar Yayınevi, Istanbul 1984, sayfa 33.

[8] Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1991, sayfa 127.

Ayrıca bakınız;

Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi (Siyasî Tarih Alparslan’dan Osman Gazi’ye) Doğan Ofset, Nakışlar Yayınevi, Istanbul 1984, sayfa 210.

[9] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi (Siyasî Tarih Alparslan’dan Osman Gazi’ye) Doğan Ofset, Nakışlar Yayınevi, Istanbul 1984, sayfa 298.

[10] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi (Siyasî Tarih Alparslan’dan Osman Gazi’ye) Doğan Ofset, Nakışlar Yayınevi, Istanbul 1984, sayfa 330.

[11] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Türk Inkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları 1959, sayfa 173 – 182.

[12] Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Atatürk’ün Söylev ve Demeçeri I-III, Bugünkü dille yayına hazırlayanlar: Prof.Dr. Ali Sevim, Prof.Dr. M.Akif Tural, Prof.Dr. Izzet Öztoprak, Türkiye Iktisat Kongresi’ni Açış Söylevi Izmir 17 Şubat 1923.

[13] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 14.

[14] Inönü’nün sözlerini aktaran: M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 843.

[15] Sivas Kongresi Tutanakları, Haz: Uluğ Iğdemir, Ankara 1969, sayfa 5, 3.

[16] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Içtima senesi 1, Içtima 2, 24 Nisan 1920, celse 1, cild 1, sayfa 11. (Meclis tutanakları)

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/

[17] Müslim Standart Gazetesi, 17 Kasım 1922.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

One comment on “Türk Büyükleri Hilafet makamına saygı gösterirken, M. Kemal Atatürk hakaret etmiştir

  1. Geri bildirim: Ey “Ben Türküm, Atatürk’ün Askeriyim” diyen kardeşim! | Belgelerle Gerçek Tarih

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s