Kemalist Rejim’in Inanılmaz Istiklal Mahkemeleri Itirafı

Kemalist Rejim’in Inanılmaz Istiklal Mahkemeleri Itirafı

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

istiklal mahkemeleri idam, istiklal mahkemeleri gercegi, istiklal mahkemeleri itirafi, istiklal mahkemelerinde kac kisi asildi istiklal mahkemeleri atatürk, istiklal mahkemeleri kazim karabekir***

1939 yılının Ekim ayında, TBMM’deki boş bir üyelik için yapılması gereken ara seçimde, evvelce Istiklal Mahkemeleri’nde yargılanıp mahkum edilmiş olan Rauf Orbay’ın aday yapılması düşünülüyordu.

M. Kemal’in ölümünden sonra Cumhurbaşkanı olan Inönü, bir çay davetinde Rauf Orbay’la görüşür ve ona mebusluk teklif eder. Rauf Orbay, hatıralarında bu gelişmeyi şöyle anlatır:

“Çaydan sonra koluma girerek, salonun denize nazır bölümünde dolaşırken birden durdu ve teklifini yaptı: ‘Rauf Bey kardeşim, sizinle çalışmak istiyorum; benim ve memleketin buna ihtiyacı var’ dedi. Samimi olduğuna şu anda da kâniim. Benim iradem harici diyebileceğim bir hisle yıllardır keyfî, haksız, hatta zalim bir kararla elimden alınmış vatan hizmetlerimin kalp inkisârı içinde cevap verdim: ‘Bu beraber çalışma nasıl mümkün olur? Ben vatan hizmetlerinden mahrum edilmiş bir adamım.’ Kolumda idi. Hissedeceğim kadar bir kuvvetle sıktı ve kat’î edâ ile dedi ki, ‘Onu bana bırak. Öyle bir hâl bulduracağım ki, ortada seni üzen hiçbir tortu kalmayacak.’ dedi.”

Aslında Orbay, Inönü’nün mebusluk önerisini, tekrar muhakeme edilip aklanmadığı sürece kabul etmek istemiyordu. Fakat görüşmeler sonucunda Inönü’nün Orbay’ı ikna ettiği görülüyor. Rauf Orbay, hatıralarında bu uzlaşmayı şöyle anlatacaktır:

“Birkaç gün sonra Ali Fuat (Cebesoy) bana gelmişti. Ismet Paşa ile konuşmamızın safhalarını kendisinden dinlediği anlaşılıyordu. Ali Fuat Paşa ile aramızdaki sarsılmaz dostluğu bildiği için ona bilgi verdiğini ve endişeme mahâl olmadığı teminatını kendisine ilettiğini anladım. Mevzu üzerinde hassasiyetimi bilen Ali Fuat bana bunu açıklamamakla beraber, ‘Hâdiselerin memleket için aldığı ehemmiyet gözlerinin önünde. Hiçbir hisle kendini bütün ömrünü vakfettiğin ülkeyi en olgun devrinde hizmetlerinden mahrum edemezsin. Inönü, seni her bakımdan tatmin edecek hukukî bir formül için ilmine güvendiği otoritelere talimat vermiş. Zannediyorum meclise bir an evvel girmen için açılmış tek milletvekilliğinden istifade edecek.’ dedi. Aradan sadece yedi gün geçmişti. Reisicumhurun teşebbüsünün bu kadar süratli neticeleneceğine ihtimal vermediğim bu müddet içinde hukukçular isnat ve mahkûmiyetime mesnet bu iddiayı bertaraf eden formülü bulmuşlar…”[1]

Rauf Orbay’ın Ekim ayı sonunda yapılacak olan ara seçimde Kastamonu mebusu adayı olduğunu açıklayan CHP beyannamesi şöyleydi:

“Yeni Mebus Namzetlerimiz (adaylarımız)…
Beyanname…
Kastamonu Mebusu Hüsnü Açıkgöz’ün ölümü dolayısıyla boşalan Kastamonu mebusluğuna eski Istanbul Mebusu ve eski Başvekil Rauf Orbay’ın genel başkanlık divanınca namzetliği kararlaştırılmıştır.
Rauf Orbay hakkında evvelce Izmir (Ankara) Istiklâl Mahkemesi tarafından verilmiş olan mahkûmiyet kararının ref’i (kaldırılması) için vâki müracaatı üzerine yapılmış olan hukukî tetkikte araya girmiş olan umumî af kanunları, isnat olunan fiili bertaraf ettiği gibi, muhakemenin iadesini de gayri mümkün kılmış ve esasen muhakeme iade edilebilseydi beraatin muhakkak olacağı kanaatine varılmış olduğu görülmüştür. Sayın ikinci müntehiplere bildirir ve ilan ederim.
22.10.1939
CHP Genel Başkan Vekili
Başvekil
Dr. Refik Saydam”[2]

“Türkiye’de Milli Şef Dönemi” adlı Doktora tezinde söz konusu beyanname hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Cemil Koçak, ardından sözü Istiklal Mahkemeleri’ne bağlıyor ve şu çarpıcı tespitte bulunuyor:

“…CHP, CHP Genel Başkan Vekili ve Başvekil Refik Saydam imzasıyla yayınlanan beyanname ile, Istiklâl Mahkemeleri’nin kararlarının siyasî mahiyetini açıkça itiraf ediyordu.”[3]

Görüldüğü gibi, bu beyanname ile Rauf Orbay’ın yanı sıra, Istiklal Mahkemeleri’nde yargılanarak mahkum olan, hatta asılarak idam edilenler de dahil olmak üzere, tüm sanıkların suçsuz oldukları itiraf edilmektedir.

“…muhakemenin iadesini de gayri mümkün kılmış ve esasen muhakeme iade edilebilseydi beraatin muhakkak olacağı kanaatine varılmış…” cümlesine dikkat edilecek olursa, Istiklal Mahkemeleri’nde tam manasıyla bir tiyatro oyunu sahnelenmiş olduğu kolaylıkla anlaşılır…

Siyonistlerin telkin ettiği, Ingilizlerin yazdığı, M. Kemal’in rejisörlüğünü yaptığı ve “Üç Aliler”in savcılık-hakimlik rolü oynadığı bir tiyatro oyunu. Madem beraati muhakkak idi de neden mahkum edildi?! Aslında “Istiklal” değil, “Ingiliz” Mahkemeleri denmeliydi. Bundan böyle hiçbir kemalist, Istiklal Mahkemleri’nde yargılanıp mahkum edilenlerin suçlu olduklarını iddia edemez.

Nitekim Rauf Orbay, hatıralarında, söz konusu beyanname hakkında şunları diyecektir:

“Beni haksız, insafsız, hukuk yoksunu bir mahkûmiyetle senelerdir dertlendiren aynı iktidarın ‘mahkeme iade edilebilseydi beraatinin muhakkak olacağı kanaatine varılmış olduğu’ ikrarı, benim neslimi ve gelecek nesilleri elbette ürperterek düşündürecekti: Peki, idam edilmiş masumların yaşama hakkını geri getirmek mümkün mü idi? Onların darağacındaki cesetleri üzerine yapıştırılan ihanet-cinayet yaftasının evlât-ahfâdının taşıyacakları elem ve ızdırap ne olacaktı? Böylesine komplonun zaman aşımı olabileceğini kabul etmek hangi âdil vicdanın tasdik edeceği lâubâlilikti?”[4]

Dönemin meşhur CHP milletvekillerinden Faik Ahmet Barutçu -ki daha sonra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı da yapacaktır- anılarında mezkur beyannameyi şöyle yorumluyor:

“Bu bildiri üzerine türlü yorumlar yapılmıştır. Çünkü, Istiklal Mahkemesi’nin yargılama kararlarının yasal kanıtlardan yoksunluğu niteliğini açıklayan bu yargı ile, yalnız Rauf Bey aklanmıyordu. Bu nedenle, böyle bir yargıyı, Istiklal Mahkemesi’nin kararlarına karşı bir darbe kabul ederek, eleştirenler vardı. Meclis Reis Vekilleri’nden biri de, bu adaylığın bir oldu-bitti biçiminde yayınlandığını söylüyordu.”[5]

Bu gelişme üzerine Orbay, 22 Ekim’de yapılan ara seçimde CHP adayı olarak Kastamonu mebusu olur.[6] “Olur” diyoruz, “seçilir” demiyoruz. Çünkü Tek Parti döneminde diğer mebuslar gibi o da CHP Genel Başkanı tarafından “atanmıştır.”[7]

Istiklal Mahkemeleri gibi, Tek Parti döneminde yapılan seçimler de bir tiyatro oyunundan farksızdı.

Yukarıda metnini verdiğimiz beyanname, 21 Ekim 1939 tarihinde Anadolu Ajansı ile duyurulmuş ve ertesi günü gazetelerde yer almıştır. Milletvekili adaylığının basında yer aldığı gün (22 Ekim), ikinci seçmenler Orbay’ı milletvekili olarak seçmiş(!)lerdir. 22 Ekim tarihinde de, Anadolu Ajansı aracılığı ile “ittifakla” seçildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Bu seçimin gerçek anlamda bir seçim olmadığı ortadadır. Adaylığın açıklanmasıyla seçimin yapılması arasında sadece bir gün vardır. Milletvekillerinin seçim çalışması yapması ya da ikinci seçmenlerin milletvekili adaylarını ayrıntılı olarak tanımayı istemeleri gibi bir durum söz konusu değildir. Aslında yapılan seçim değil, milletvekilliğini onaylamaktan ibarettir.[8]

Sonuç olarak Kemalist rejimin, Istiklal Mahkemeleri’nde mahkum edilenlerin aslında suçsuz olduklarını itiraf ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Ancak bu dosya burada kapanmaz; Mahkeme-i Kübrâ’da tekrar görüşülecek… Hiç şüpheniz olmasın.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

 

[1] Cemal Kutay, Osmanlı’dan Cumhuriyete Yüzyılımızda Bir Insanımız: Hüseyin Rauf Orbay (1881-1964), cild 5, Kazancı Kitap Ticaret A.Ş., Istanbul 1992, sayfa 406, 407.

Bu konuda ayrıca bakınız;

Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni, Siyasi Hatıralarım, cild 2, Emre Yayınları, Istanbul 1993, sayfa 249-256.

[2] Anadolu Ajansı, 21.10.1939.

Ayrıca bakınız; Ayın Tarihi, sayı 71, Ilkteşrin 1939, ss.15, 16.

Ulus Gazetesi, 22.10.1939.

Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Yönetiminin Kurulması 1923-1931, Yurt Yayınları, Ankara 1981, sayfa, 166, 167.

Ali Fuat Cebesoy, Siyasi Hatıralar, Vatan Neşriyat, Istanbul 1957, cild 2, sayfa 216, 217.

[3] Cemil Koçak, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945), cild 2, 6. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2013, sayfa 108.

[4] Cemal Kutay, Osmanlı’dan Cumhuriyete Yüzyılımızda Bir Insanımız: Hüseyin Rauf Orbay (1881-1964), cild 5, Kazancı Kitap Ticaret A.Ş., Istanbul 1992, sayfa 407, 408.

Bu konuda ayrıca bakınız;

Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni, Siyasi Hatıralarım, cild 2, Emre Yayınları, Istanbul 1993, sayfa 250.

[5] Faik Ahmet Barutçu, Siyasi Anılar (1939-1954), Milliyet Yayınları, Istanbul 1977, sayfa 21.

[6] Orbay’ın milletvekili seçilmesi için bakınız; Ayın Tarihi, sayı 71, Ilkteşrin 1939, s. 16. Burada 22 Ekim tarihli Anadolu Ajansı’nın haberi yer almaktadır.

Ulus Gazetesi, 23.10.1939.

Buna rağmen Orbay, anılarında şöyle diyecektir:

“Kastamonu mebusluğuna seçilmiş olmama rağmen Halk Fırkası’na (CHP’ye) girmedim. Girmem için yapılan bütün ısrarlara rağmen, müstakil kaldım.”

Bakınız; Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni, Siyasi Hatıralarım, cild 2, Emre Yayınları, Istanbul 1993, sayfa 256.

[7] Tek Parti döneminde milletvekillerini halkın seçmediğini, CHP Genel Başkanı tarafından atandığını başka bir yazımızda uzun uzadıya anlatmıştık:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/06/cok-partili-sisteme-m-kemal-ataturk-ile-gecildi-yalani-tek-parti-rejimi-chp/

[8] Hakkı Uyar, Tek Parti Dönemi ve Cumhuriyet Halk Partisi, 2. Baskı, Boyut Kitapları, Istanbul 1999, sayfa 340.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

4 comments on “Kemalist Rejim’in Inanılmaz Istiklal Mahkemeleri Itirafı

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s