İletişim

Görüş, öneri ve isteklerinizi bize iletebilirsiniz.

Lütfen yazılarla ilgili düşüncelerinizi “Yorum” bölümüne yazınız.

*

*

53 comments on “İletişim

    • Merhabalar!
      Evimde internet olmadığı için pdf kitabınızı indirmiştim ama en son 2013 yılında güncellenmiş.Sizden ricam kitabınızı güncellemenizdir ki değerli bilgilerinizden biz de feyizlenelim
      Teşekkür Ederim

      • ATATÜRKE İFTİRA ATAN NAMUSSUZLAR BUNU İYİ OKUYUN

        Mason locaları ile iç içe çalışan İttihat Terakki Cemiyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl uçurumun eşiğine sürüklediğini bilen Atatürk, mason localarını kapatmak istiyordu. Kapatma görevini ise dönemin Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verdi. Şükrü Kaya Atatürk’e uzun süre direnmeye çalıştıysa da başarılı olamadı.

        Anadolu Ajansı 10 Ekim 1935 tarihinde gazetelerin merkezlerine şu önemli haberi geçiyordu:

        “Türkiye Mason cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibare alarak faaliyetlerine nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halkevlerine teberrüü muvaffak görülmüştür.”

        Bu habere kimse bir anlam verememişti. Çünkü Türkiye masonluğu tarihinin en rahat dönemini yaşıyordu. TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi üst düzey aktif masondu. Devlet yönetiminin köşebaşları masonlar tarafından tutulmuştu.

        Türkiye Masonluğu ne olmuştu da 27 yıl aradan sonra kendini yok etme kararı almıştı. 4 gün sonra gerçek ortaya çıkmıştı. Masonlar kendilerini feshetmemiş, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından mason locaları kapatılmıştı. 14 Ekim 1935 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin “Türkiye’de Mason Locaları Bir Emirle Kapatıldı” başlıklı haberinde olayın perde arkası şu şekilde aktarılıyordu:

        “İçişleri Bakanlığı’ndan verilen bir emir üzerine Türkiye Mason Localarının faaliyetlerine nihayet verilmiştir. Yüksek makamın emri ile Türkiye masonluğunun İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Muğla, Gaziantep ve Adana’da bulunan Müteaddid locaları kapanmış, bunların emlaki hükümete intikal etmiştir. ”

        Cumhuriyet Gazetesi’nin haberinde sözü edilen yüksek makam dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildi. İşin ilginç yanı ise Atatürk’ün Mason localarını kapatma emrini, Müslümanlara yaptığı zulümlerle tanınan Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya vermiş olmasıydı. Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk’ü bu tarihi kararından vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.

        Şükrü Kaya, Türkiye Yüksek Şurası adına Doktor İsmail Hurşit, Türkiye Büyük Locası Büyük Üstadı Muhittin Osman Omay ve bir grup masonu İçişleri Bakanlığı’na çağırır ve Atatürk’ün kesin kararını bildirir: “Mason Locaları kapatılıp çalışmalarına son verecekler ve malvarlıklarını halkevlerine aktaracaklardır.

        ATATÜRK LOCALARI NEDEN KAPATTI?

        Atatürk, uzun yakın arkadaşlarıyla istişare ettiği mason localarının kapatılmasıyla ilgili düşüncelerini ilk olarak 1935 yılında gündeme getirdi. İttihat Terakki Cemaati içerisindeki masonların Türiye’ye verdikleri zarar herkes tarafından bilinmekteydi. İttihat Terakki’yi yakından tanıyan Atatürk, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri locaları kapatmayı düşünüyordu.. Dönemin Van Millitvekili İbrahim Arvas, hatıralarında Atatürk’ün masonlara yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor:

        “Mustafa Kemal’in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler ikinci ise masonlardı… Bir gün eski Adliye Vekil Mahmud Esat Bozkurt’u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi. “Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır.” dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi: “Masonluk kökü dışarıda bir yahudi tarikatından başka bir şey değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım…

        Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: “Arkadaşlar yarından itibaren Türkiye’de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır…” salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar “kahrolsun yahudi uşakları” sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ve arkadaşları sırra kadem basmışlardı. Grup dağıldıktan sonra Dr. Mim Kemal’i öne katarak meclisteki masonlar toplu olarak Reis-i Cumhur’a gitmişlerdi. Mim Kemal Reis-i Cumhur’a hitaben: “Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz fakat siz Meşrik-i Azam’ımız olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız” demiş. Reis-i Cumhur: “Peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız ve mektubunuzun ismi nedir?

        “Biz Cenovaya tabiiz ve Reisimiz Barca Mişon cenaplarıdır.” demiş. Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben: “Haydi defolun buradan cehennem olun gidin. Yahudi uşakları!” Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi ben sizin gibi bir çift yahudiye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki bütün locaları kapatmadığınız taktirde, yarın teşkil edeceğim, Divan’ı Harb-i Örfi’ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan.” diyerek onları kovdu, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İzmir, İstanbul ve Adana’ya bildiriler ve sabah olmadan hepsini kapanma kararlarını getirip, henüz sofrasından kalmayan Reis-i Cumhur’a verdiler ve derin bir nefes aldılar. Reis-i Cumhur Mustafa Kemal bu suretle bütün mason localarını kapattı.” (İbrahim Arvas, tarihi hakikatler, s.71-72)

        YIL 1948; LOCALAR TEKRAR AÇILIYOR

        İsmet İnönü’nün aldığı ani bir kararla, 5 Şubat 1948 yılında Türkiye Mason Derneği’nin kurulması ile Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları, İnönü’nün emri ve Celal Bayar’ın desteği ile tekrar faaliyete girmiştir. Masonlar açtıkları davalarda, Halkevlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler.

        5 Şubat 1948 tarihinde “Türkiye Mason Derneği” ismi ile İstanbul Valiliği’ne yapılan başvuru kabul edildi ve masonlar, bu tarihten sonra resmen faaliyete başladılar. Locaların 13 yıl aradan sonra açılması, uyku döneminde olan masonlar tarafından sevinçle karşılandı. Bu sevinçlerini kendi kontrollerindeki gazetelere tam sayfa ilanlar vererek duyurdular. Atatürk tarafından kapatılan mason localarının tekrar açılışını İbrahim Arvas anılarında şöyle anlatıyor:

        “İsmet Paşa’nın Reis-i Cumhurluğu sırasında Kanun-u Mahsus ile localar kapanmadı diye masonların müracaatı üzerine tekrar localar açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952’de ise Atatürkçü geçinen ve onunla iftihar eden Celal Bayar da, Ahmet Gürkan’ın teklif ettiği mason localarını kanunla pekiştirdi. Tabii bu ameliyeyi Meclis yaptı fakat bu müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar Reis-i Cumhur locasına gelerek konunun müzakerelerini sonuna kadar takip etmiştir.” (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.73)

        İsmet İnönü’nün aldığı ani bir kararla 5 Şubat 1948 yılında Türkiye Mason Derneği’nin kurulması ile Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları, İnönü’nün emri ve Celal Bayar’ın desteği ile tekrar faaliyete girmiştir. Masonlar açtıkları davalarda Halkevlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler.

        1935 yılında Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları uzun süre faaliyetlerini halkevlerinde sürdürdüler. 1948 yılında ise İnönü’nü emri ile mason locaları faaliyetlerine kaldıkları yerden devam ettiler. Atatürk’ün mason localarını kapatma emrini hazmedemeyen masonlar Atatürk’ü ziyarete gelmişlerdi. Atatürk kökü dışarıda olan bu zararlı cemiyetin üyelerini huzurundan kovdu…
        2008-07-30 01:19:36

      • Cenk kardesim. Mason localari kapatilmadi. Kendilerini feshettiler. Devlet tarafindan kapatilan dernekler bir daha acilamazlar. Eger devlet tarafindan kapatilmissa mahkeme kararini gösteriver. Ibrahim Arvas’in yorumuna katilmiyoruz. Büyük bir ihtimalle M. Kemal üzerinden mason ve sabetayistlere yüklenmek istemistir. Bu tür vak’alar olmustur. Tipki bugün bazi cevrelerin M. Kemal’i kalkan olarak kullanip muhaliflerine yüklenmesi gibi. Neden bu kanaate vardigimizi da hemen belirteyim. M. Kemal sabetayistlere karsi degildi, zaten en sevdigi ögretmeni sabetayistti; Semsi Efendi. Asil ismi Simon Zvi’dir. M. Kemal masonlara da karsi degildi, nitekim bakanlarinin cogu masondu. Masonlari sevmeyen, onlara karsi olan birisi hicbir sekilde devletin makamlarini onlara emanet etmezdi. Mason localarinin nicin feshedildigine dair bir yazimiz var, buyur:

        http://belgelerlegercektarih.com/2013/09/21/ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

        Kal saglicakla.

    • Merhaba, benim adim Kemal Aydin,

      sitenizi az evvel okudum. Cok derin bilgiler edinilmis.
      Bir gercek varki, o da, Mustafa Kemal Atatürk 1938 den yasamiyor.
      Ve sizin gibiler hala yasamayan birisini karalamak icin ellerinizden gelen herseyi yapiyorsunuz. Hadi diyelim gercektende dürüst oldugunuz icin, sözde belgelerle herseyi aciga kovusturmak istiyorsunuz?
      Peki günümüzde yasanan yanlislar? yalanlar? Rüsvetler? Hirsizliklar? Hainlikler? say say bitmeyen cinayetler… Eger bu Vatan hala bizim ise, her türk gibi herkesin sunu kabullenmesi gerekiyor. Bu sadece ama sadece Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaslari sayesinde hala bizim vatanimizdir.
      Baya ugrasmissiniz siteyi kurmak icin, ama bos islerle ugrasmissiniz. Keske bu kadarenerjiyi baska isler icin harcasaydiniz.
      Atatürk ün kucaginda bir cocuk ve elinde bir bardak. Icinde ne oldugu bile belli degil. Ama meyve suyu, ama su, ama ayran, fakat size göre bira!!!
      Allah size yardim etsin. Eger dinimizi olmasi gibi yasarsak, kimsenin günahini olmassak, iste o zaman birer örnek insan oluruz.
      Yapmis oldugunuz ise cok zaman harcamissiniz, tebrik ederim. Ama zeka seviyesi ortanin altindaki insanlardan baska insanlar inanmicaktir. Zaten amacinizda bu degilmi? Yazik. Cok yazik!

      • Biz M. Kemal’i karalamiyoruz, onun icraatlarini tenkid ediyoruz, zira bu icraatlar ve onun ideolojisi Türkiye’nin elini kolunu zincirlemis durumda. Dünyada sözü gecmeyen, dünya meselelerine karismayan ve zalimlere diz cöktüremeyen bir Türkiye olmaz olsun. Eger dünyaya adaletin hakim olmasini istiyorsak, kemalizm zincirini kirmak mecburiyetindeyiz. M. Kemal’in vatan kurtardigi falan yok. Artik bu yalanlari birakin. Türkiye Cumhuriyeti’nin sinirlari emperyalistler tarafindan cizilmis ve M. Kemal’e “ihale” edilmistir. Tipki Irak, Misir, Suudi Arabistan’da vs. oldugu gibi. Bunun karsiliginda Müslümanlar Atatürk inkilaplariyla batililastirildi. Inkilaplarla batililasan bir toplumun topragini isgal etmek aptalcadir, bosuna masraftir. Emperyalistler M. Kemal’den batililasma sözü aldiklari icin su anki Türkiye sinirlarini ona ihale edip cekip gittiler. M. Kemal ingilizlerle, fransizlarla, italyanlarla, Ruslarla savasmis degildir. Bunlar kendileri cekip gittiler.

        Kucaginda cocuk olan M. Kemal’in elindeki bardakta bira var. Nitekim bu resim ankara bira fabrikasinda cekilmistir. Zaten kucagindaki cocuk, yani m. kemalin manevi kizi ülkü adatepe yillar sonra bir röportajda m. kemalin kendisine “bira icirdigini” söylemistir.

        Dinimizi oldugu gibi yasamak icin M. Kemal ve ideolojisinin esaretinden kurtulmaliyiz. Islam, sadece namaz, oruc ve zekattan ibaret degildir, Islam hayatin her alanini düzenler. Kimsenin günahini almadigimiz zaman örnek insan olmurmusuz… Dünyada müslüman kardeslerimiz asilip kesilirken sen sadece namaz ve orucla kurtulacagini mi zannediyorsun? Hic günah islemesen dahi, bu zulme duyarsiz kalman -Allah bilir- sana günah olarak yeter.

    • ATATÜRK’E İFTİRA EDEN NAMUSSUZLAR
      İSMET İNÖNÜNÜN YAPTIĞI BİR ŞEYİ ATATÜRKLE BAĞDAŞTIRMAYA NE HAKKINIZ VAR? İFTİRA VE İSLAM NASIL BİR ARADA OLABİLİR? ALLAHTAN KORKMAZ MISINIZ?

      Mason locaları ile iç içe çalışan İttihat Terakki Cemiyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl uçurumun eşiğine sürüklediğini bilen Atatürk, mason localarını kapatmak istiyordu. Kapatma görevini ise dönemin Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verdi. Şükrü Kaya Atatürk’e uzun süre direnmeye çalıştıysa da başarılı olamadı.

      Anadolu Ajansı 10 Ekim 1935 tarihinde gazetelerin merkezlerine şu önemli haberi geçiyordu:

      “Türkiye Mason cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibare alarak faaliyetlerine nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halkevlerine teberrüü muvaffak görülmüştür.”

      Bu habere kimse bir anlam verememişti. Çünkü Türkiye masonluğu tarihinin en rahat dönemini yaşıyordu. TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi üst düzey aktif masondu. Devlet yönetiminin köşebaşları masonlar tarafından tutulmuştu.

      Türkiye Masonluğu ne olmuştu da 27 yıl aradan sonra kendini yok etme kararı almıştı. 4 gün sonra gerçek ortaya çıkmıştı. Masonlar kendilerini feshetmemiş, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından mason locaları kapatılmıştı. 14 Ekim 1935 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin “Türkiye’de Mason Locaları Bir Emirle Kapatıldı” başlıklı haberinde olayın perde arkası şu şekilde aktarılıyordu:

      “İçişleri Bakanlığı’ndan verilen bir emir üzerine Türkiye Mason Localarının faaliyetlerine nihayet verilmiştir. Yüksek makamın emri ile Türkiye masonluğunun İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Muğla, Gaziantep ve Adana’da bulunan Müteaddid locaları kapanmış, bunların emlaki hükümete intikal etmiştir. ”

      Cumhuriyet Gazetesi’nin haberinde sözü edilen yüksek makam dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildi. İşin ilginç yanı ise Atatürk’ün Mason localarını kapatma emrini, Müslümanlara yaptığı zulümlerle tanınan Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya vermiş olmasıydı. Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk’ü bu tarihi kararından vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.

      Şükrü Kaya, Türkiye Yüksek Şurası adına Doktor İsmail Hurşit, Türkiye Büyük Locası Büyük Üstadı Muhittin Osman Omay ve bir grup masonu İçişleri Bakanlığı’na çağırır ve Atatürk’ün kesin kararını bildirir: “Mason Locaları kapatılıp çalışmalarına son verecekler ve malvarlıklarını halkevlerine aktaracaklardır.

      ATATÜRK LOCALARI NEDEN KAPATTI?

      Atatürk, uzun yakın arkadaşlarıyla istişare ettiği mason localarının kapatılmasıyla ilgili düşüncelerini ilk olarak 1935 yılında gündeme getirdi. İttihat Terakki Cemaati içerisindeki masonların Türiye’ye verdikleri zarar herkes tarafından bilinmekteydi. İttihat Terakki’yi yakından tanıyan Atatürk, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri locaları kapatmayı düşünüyordu.. Dönemin Van Millitvekili İbrahim Arvas, hatıralarında Atatürk’ün masonlara yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor:

      “Mustafa Kemal’in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler ikinci ise masonlardı… Bir gün eski Adliye Vekil Mahmud Esat Bozkurt’u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi. “Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır.” dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi: “Masonluk kökü dışarıda bir yahudi tarikatından başka bir şey değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım…

      Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: “Arkadaşlar yarından itibaren Türkiye’de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır…” salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar “kahrolsun yahudi uşakları” sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ve arkadaşları sırra kadem basmışlardı. Grup dağıldıktan sonra Dr. Mim Kemal’i öne katarak meclisteki masonlar toplu olarak Reis-i Cumhur’a gitmişlerdi. Mim Kemal Reis-i Cumhur’a hitaben: “Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz fakat siz Meşrik-i Azam’ımız olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız” demiş. Reis-i Cumhur: “Peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız ve mektubunuzun ismi nedir?

      “Biz Cenovaya tabiiz ve Reisimiz Barca Mişon cenaplarıdır.” demiş. Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben: “Haydi defolun buradan cehennem olun gidin. Yahudi uşakları!” Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi ben sizin gibi bir çift yahudiye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki bütün locaları kapatmadığınız taktirde, yarın teşkil edeceğim, Divan’ı Harb-i Örfi’ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan.” diyerek onları kovdu, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İzmir, İstanbul ve Adana’ya bildiriler ve sabah olmadan hepsini kapanma kararlarını getirip, henüz sofrasından kalmayan Reis-i Cumhur’a verdiler ve derin bir nefes aldılar. Reis-i Cumhur Mustafa Kemal bu suretle bütün mason localarını kapattı.” (İbrahim Arvas, tarihi hakikatler, s.71-72)

      YIL 1948; LOCALAR TEKRAR AÇILIYOR

      İsmet İnönü’nün aldığı ani bir kararla, 5 Şubat 1948 yılında Türkiye Mason Derneği’nin kurulması ile Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları, İnönü’nün emri ve Celal Bayar’ın desteği ile tekrar faaliyete girmiştir. Masonlar açtıkları davalarda, Halkevlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler.

      5 Şubat 1948 tarihinde “Türkiye Mason Derneği” ismi ile İstanbul Valiliği’ne yapılan başvuru kabul edildi ve masonlar, bu tarihten sonra resmen faaliyete başladılar. Locaların 13 yıl aradan sonra açılması, uyku döneminde olan masonlar tarafından sevinçle karşılandı. Bu sevinçlerini kendi kontrollerindeki gazetelere tam sayfa ilanlar vererek duyurdular. Atatürk tarafından kapatılan mason localarının tekrar açılışını İbrahim Arvas anılarında şöyle anlatıyor:

      “İsmet Paşa’nın Reis-i Cumhurluğu sırasında Kanun-u Mahsus ile localar kapanmadı diye masonların müracaatı üzerine tekrar localar açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952’de ise Atatürkçü geçinen ve onunla iftihar eden Celal Bayar da, Ahmet Gürkan’ın teklif ettiği mason localarını kanunla pekiştirdi. Tabii bu ameliyeyi Meclis yaptı fakat bu müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar Reis-i Cumhur locasına gelerek konunun müzakerelerini sonuna kadar takip etmiştir.” (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.73)

      İsmet İnönü’nün aldığı ani bir kararla 5 Şubat 1948 yılında Türkiye Mason Derneği’nin kurulması ile Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları, İnönü’nün emri ve Celal Bayar’ın desteği ile tekrar faaliyete girmiştir. Masonlar açtıkları davalarda Halkevlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler.

      1935 yılında Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları uzun süre faaliyetlerini halkevlerinde sürdürdüler. 1948 yılında ise İnönü’nü emri ile mason locaları faaliyetlerine kaldıkları yerden devam ettiler. Atatürk’ün mason localarını kapatma emrini hazmedemeyen masonlar Atatürk’ü ziyarete gelmişlerdi. Atatürk kökü dışarıda olan bu zararlı cemiyetin üyelerini huzurundan kovdu…
      2008-07-30 01:19:36

      • Cenk kardesim. Mason localari kapatilmadi. Kendilerini feshettiler. Devlet tarafindan kapatilan dernekler bir daha acilamazlar. Eger devlet tarafindan kapatilmissa mahkeme kararini gösteriver. Ibrahim Arvas’in yorumuna katilmiyoruz. Büyük bir ihtimalle M. Kemal üzerinden mason ve sabetayistlere yüklenmek istemistir. Bu tür vak’alar olmustur. Tipki bugün bazi cevrelerin M. Kemal’i kalkan olarak kullanip muhaliflerine yüklenmesi gibi. Neden bu kanaate vardigimizi da hemen belirteyim. M. Kemal sabetayistlere karsi degildi, zaten en sevdigi ögretmeni sabetayistti; Semsi Efendi. Asil ismi Simon Zvi’dir. M. Kemal masonlara da karsi degildi, nitekim bakanlarinin cogu masondu. Masonlari sevmeyen, onlara karsi olan birisi hicbir sekilde devletin makamlarini onlara emanet etmezdi. Mason localarinin nicin feshedildigine dair bir yazimiz var, buyur:

        http://belgelerlegercektarih.com/2013/09/21/ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

        Kal saglicakla.

  1. Allah sizden razı olsun. Çok güzel bilgiler paylaşmışsınız bende bilgisayarcıyım elimden geldiğince web sitesi vs. konularda size destek vermek istiyorum. İletişim bilgilerinden istediğiniz zaman istediğiniz konuda yazabilirsiniz. Allah’ın izniyle elimden geldiğince yardımcı olmak isterim. Allah’a emanet olun yolunuz açık olsun…

      • Neden sizin kimi Cumhuriyet ve Ataturk Dusmanlari dinin kurallariina gore yonetilen Arab ulkelerine gitmiyorlar?

        Pardon siz orda nefes bile alamazsiniz cunku Ataturk`un kurdugu bu guzelim ulkede cok rahat yasayabiliyorsunuz.

        Hayvanlar bile isedikleri kaptan yemek yemezler.

      • @asdad, burasi Müslümanlarin cogunlugu olusturdugu bir ülke, o halde burada dinin kurallarina göre yönetilmemiz gerekir. Bunun icin Arap ülkelerine gitmemiz gerekmiyor. Nefesi asil m. kemal döneminde alamiyorduk. Onun devrinde Kazim Karabekir pasa gibi Sark Fatihi bir kumandan bile hatiratini yayinlayamadi, kemalistler tarafindan yakildi. M. Kemal döneminde basin susturuldu, insanlar daragaclarinda sallandirildi. Biz kaba pislemiyoruz, kaptaki pisligi atiyoruz.

  2. İyi günler. doğru yere yazıp yazmadığım konusunda emin değilim. Siteniz TTnet aile filtresi kapsamında yasaklı site olarak görünüyor, filtresi açık olanların girmesi şuan için mümkün değil. Ben gereken yere bildirdim fakat herhangi bir geri dönüş yapılmadı sitenin açılması için. Sizler site yetkilileri olarak konuyla ilgilenirseniz bir sonuç alabilirsiniz sanırım.

  3. ben sizin face deki adresinize giremiyorum lütfen bn yrdımcı olurmuunuz.sizden faydalanıyor bir çok şeyi öğrenmiş oluyodum ama şimdi giremiyorum cvp yazarmısınız sebebi ney

  4. M Kamal in vasiyetnemesi bu Kasım ayında açılması bekleniyor. Bu meselede üstadın
    bir düşücesi varmı acaba.
    Gizli İngiliz arşivlerininde halka açılacağı söyleniyor. Eğer doğruysa, putlar yıkılırmı?

  5. Merhaba,

    Sitenizi gerçekten çok beğendim. Oldukça çok vakit ve emek harcamışsınız. İşinize biraz bilimsellik katmış olmanız da gözümden kaçmadı. Özellikle bilimkurgu yazarı üstad mısıroğluna yer vermeniz büyük incelik. İlber Ortaylı veya Murat Bardakçı gibi ciddi tarihçilere yer vermeniz meselemize çok büyük zeval getirebilirdi.

    Bilimkurgu ve tarihkurgu yazılarınızın devamını bekliyoruz, okudukça alternatif dünyalar hayal ediyoruz.

    Başarılarınızın devamını diler,
    Teşekkür eder ve iyi çalışmalar dilerim.

    • @jon lu,

      ironi icin tesekkürler. Ancak bilim kurgu yapmakla dalga gectiginiz üstadin iddialari kaynaklidir. Ayrica kaynaklarimiz arasinda Murad bardakci ve ilber ortayli da bulunmaktadir. Birer örnek vermek gerekirse, Sevr’in onaylanmadigi konusunda bardakcinin bir yazisina yer verdik. Ortaylidan da, Islam’da devlet ile dinin ayrilamayacagina dair bir alinti yaptik.

      • Merhabalar tekrar,

        Yorumumu onaylamayacağınızı düşünüyordum. Benim için bir süpriz oldu.

        Sizi çok iyi anlıyorum, dininize samimiyetle inanıyor ve onu yokoluştan korumak istiyorsunuz. Bunun için oldukça çaba sarfediyorsunuz.

        Ancak burada yaptığınız şeylerin ideolojilerden fazlasına zarar verdiği gerçeğini unutuyorsunuz. Çünkü tarafsız ve ideolojilerden arınmış olarak ancak gerçek tarih araştırmaları yapılabilir. Siz tarih bilimine zarar veriyorsunuz.

        Örnek verecek olursak, ben kemalist değilim. Hatta ben Atatürk’ün yaptığı reformların bile yetersiz olduğunu düşünen bir liberalim. Türkiye’de tam sekülerizmin işlemesini isterdim.

        Size hak veriyorum, gerçektende islam hayatın tüm aşamalarını ilgilendiren bir dindir. Ve kamu yönetiminden yargıya, idareden kişisel hayata kadar hayatın her alanı hakkında emir ve yasakları vardır.

        Ancak; dünyadaki tek din size göre islam olmasına rağmen ben ve benim gibi düşünen insanlar için diğer dinlerden bir farkı yok. Bütün dinlerin haklarının devlet tarafından eşit olması ilkesine katılıyorum. Yani, bir dine mensup olan insanlar için devletin çıkaracağı kanun ve emirlerin başka dine mensup olanları veyahut hiçbir dine mensup olmayan insanların hayatlarına tecavüz olduğunu düşünüyorum.

        Bu durumda, belirtmek isterim ki sizin düşmanınız sadece Atatürk değildir. Sizin düşmanınız Atatürk’ün erişmek isteyipte erişemediği “Çağdaş Bilim Toplumu” dur. Çağdaş derken çarşafsız, ahlaksız gibi yakıştırmalarda bulunulan, bilgisiz sadece itiraz etmeyi bilen bir toplumu değil; eğitimli, bilime birinci derece önem veren, asılsız sözler ve vaatlere inanmayan, her sözün doğruluğunun ispatını arayan bir halktan bahsediyorum.

        Farketmişsinizdir ki tüm dünyada insanlar artık eski dini inanışları ağırda olsa terk ediyorlar. Veyahut en azından dini kuralları yumuşatıp bir kısmını reddetme yoluna gidiyorlar. İslam dini yapısal olarak buna müsade etmesede hristiyanlığın avrupada artık neredeyse sona erdiğini size söyleyebilirim. Dünyadaki dini inanç sahibi olmayan insanların oranı giderek yükseliyor. Fransada %40, japonyada %70 seviyelerinde. Ve artık insanllar ahlak kurallarını dinden değil, humanizm gibi ideallerden alıyorlar. Tartışmak, fikir yürütmek ve uzlaşmak gibi modern yolları izliyorlar.

        Entropi nedir biliyorsunuzdur. Doğada dışardan enerji almayan herşey çözülmeye ve düzensizleşmeye meyillidir. Tüm düşünceler, tüm devletler, tüm araçlar ileride bir gün bozulacak ve kullanılmaz hale geleceklerdir. Tabi eğer dışardan enerji almazlarsa. Yani sürekli yeni düzenlemeler, eklemeler-çıkarmalar, ve tamirat olmazsa.

        İslam kesin kuralları olan statik bir olgu. Sonuçta insan yaşayışı ve uygarlığı ise dinamik. İleride değişmeyen, ayak uydurmayan bu sistem elbette insan yapımı bir sisteme yerini bırakacaktır. (Ki bana sorarsanız islam bile insan yapımı. Açıkçası ateistim.)

        Amacım değerlerinize küfretmek veya size hakaret etmek değil. Eğer öyle bir intiba bıraktıysam şimdiden özür dilerim.

        Amacım benim gibi özgürlükçü ve geçmişi değil, geleceği önemseyen inanları biraz olsun anlamanız. Fikirlerimi öğrenmenizdir.

        Jean Luc Picard.

      • @Jean Luc Picard, evvela üslubunuz ve samimiyetiniz icin tesekkür ederim.

        Temas ettiginiz bir kac noktaya kisaca aciklama getirmek istiyorum.

        Islamiyet farkli dinlerdeki insanlari müslüman olmaya ve müslümanlarin yasalarini kabul etmeye icbar etmiyor. Bu nedenle Türkiye’de Islam hakim oldugunda hayatiniza tecavüz edilecegini düsünmeniz yersizdir. Bu konuda müsterih olabilirsiniz. Islam’in gayri müslimlere olan hosgörüsüyle ilgili bircok konu paylasmistik. Asagiya linkleri ekleyecegim.

        Avrupa’nin dinsizlestigine dair tespitinize hak veriyorum, ancak bunun sebebi de sizin de isaret ettiginiz gibi hiristiyanlik diniyle alakali oldugundandir. Ayrica avrupalilarin kilise vergisi ödememek icin resmi makamlara dinsiz olduklarini bildirdiklerini unutmamak lazim. Yani resmi olarak dinsiz olup da itikadda hiristiyan olan insanlarin varligi göz ardi edilmemelidir. Dolayisiyla bu alanda yapilan istatikler saglikli veriler isiginda olusturulmus degildir.

        Evet hayat dinamiktir, haklisiniz. Ancak Islamiyet’te de ictihat diye bir sey var. Nass, yani degismeyen kural veya ateistlerin cokca kullandiklari kavram olarak dogma sayisi Islam hukukunda sinirlidir.

        http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

        http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/11/kemalistlerin-mi-yoksa-allahu-tealanin-kanunlari-mi/

        http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

        http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

        https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

  6. Muazzam bir çalışma yapmışsınız. 700 küsür sayfalık pdf bakış açımı inanılmaz değiştirdi. Ateist biri olarak içerikteki bir takım bilgiler pek de beni ilgilendirmese de verdiğiniz derli toplu bilgiler sizin tarafı daha iyi anlamama yardımcı oldu.
    Çok teşekkür ederim.

  7. 792 sayfalık eserin basılmış hali var mı satın alabilir miyiz ? Sitedeki makale ve belgelerin hepsi çeşitli kitaplarda bir araya getirilmiş mi bunları nereden satın alabiliriz ?

    • sizin içinde bi pratiklik olur inancı ile kendi usulümü belirtmek istedim ben pdf olarak indirdim ve Beyazıt da ki kitapçılarda kendim için bastırdım bi adet sizde bulunduğunuz şehirde üni yakınlarında tez ödev hazırlayan yerlede rahatlıkla bastırabilirsiniz normal bir kitap gibi olmasa da elle tutulur ve okunması kolay hale gelir:))

  8. Sitedeki makaleleri derleyip çeşitli şekillerde basmayı düşünüyor musunuz ? Bir kitap dizisi şeklinde, mesela 10 dizilik bir kitap serisi -1. kitapta belirli konular ve iddialar üzerinde durulma bir kitapta çeşitli belgelerin ve bilgilerin yalanlanması bir kitapta farklı bir şey veya diğerlerinin devamı gibi- böyle bir proje var mı veya düşünüyor musunuz ? Bir de ilk olarak yakın tarih ile ilgili hangi kitabı önerirsiniz ?

  9. Sinan meydan,ayşe hür ,murat bardakçı vb. tarihçilerin iddialarına yanıt olarak yazılan yazılar var mı ? Varsa link verebilir misiniz, bir de eleştirilere cevaplar şeklinde bir başlık açıp oraya bu konuları ekleyebilir misiniz ? Allah razı olsun.

  10. (ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLER İÇERMEKTEDİR. MUTLAKA OKUYUNUZ!)

    Sultan Abdülhamid, Yahudiler tarafından 150 milyon İngiliz altını teklif edilmesine rağmen ‘dünya dolusu altın verseniz bu teklifinizi kabul etmem..

    Sultan Abdulhamid ‘den Şeyhine mektup

    Sultan II. Abdülhamid’in, Suriye’deki şeyhi Mahmut Ebu Şamat’a yazdığı mektup ilk kez ortaya çıktı.Tarihte 31 Vakası olarak bilinen ayaklanmayla İttihatçılar tarafından tahttan indirilip Selanik’e gönderilen Sultan II. Abdülhamid’in, bu dönemde Suriye’deki şeyhi Mahmut Ebu Şamat’a yazdığı mektup tarihe ışık tutuyor.

    Yaklaşık 100 yıl boyunca şeyhin ailesi tarafından himaye edilen mektup, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın himayesine sunuldu. Cihan’a konuşan şeyhin torunu Ammar Ebu Şamat, yüklü para tekliflerine rağmen mektubu satmadıklarını anlattı. Ebu Şamat, Esad’a teslim ettikleri orijinal mektubun bir kopyasını da ilk kez Cihan haber ajansıyla paylaştı.

    Mektupta Sultan II. Abdülhamid, İttihatçıların ve Yahudilerin tüm ısrarlarına ve 150 milyon altın tekliflerine rağmen Kudüs’ü nasıl satmadığını kendi ağzıyla anlatıyor. Abdülhamid Han, mektubunda özellikle Filistin’de Yahudilere toprak vermediği için tahttan indirildiğini dile getiriyor.

    Sultan Abdülhamid’e bir cevap mektubu yazan Mahmut Ebu Şamat da halifeye hitaben “Sen Müslüman ve hilafet üzerindeki emanete riayet ettin. Bu davranışın sebebiyle Allah senden ebeden razı olsun.” diyerek kendisini teselli ediyor. Şeyh Mahmut Abuşamat’ın yakınları tarafından günümüze kadar kutsal bir emanet gibi korunan iki mektup da güvence altına alınmak üzere Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’a sunuldu.

    31 Mart Vakası’nın ardından tahttan indirilen Sultan Abdülhamid, sürgün kaldığı Selanik’teki Alatini Köşkü’nde belki de hayatının en zor günlerini yaşadı. II. Abdülhamid, bu dönemde yaşadıkları sıkıntıları Şam’da bulunan ve mensubu olduğu Şazeli Şeyhi Mahmut Ebu Şamat ile yazdığı bir mektupla paylaştı. Tahttan indirilişi, olayların arka planı, sebepleri ve o şartları anlatan bir mektup yazan Sultan Abdülhamid, mektubu gizlice köşkün muhafızı ile Şam’da bulunan şeyhi Mahmut Ebu Şamat’a gönderdi.

    ŞEYHİN ABDÜLHAMİD’E CEVABI

    Mahmut Ebu Şamat, gelen mektubu büyük inkisarla okuduktan sonra cevaben bir mektup ele aldı. Şeyh Ebu Şamat’ın 2. kuşak torunu olan Ammar Ebu Şamat dedesinin ele aldığı mektupta, şu ifadeleri yazdığını naklediyor:

    “Müslümanların Halifesi; Sen Müslüman ve hilafet üzerindeki emanete riayet ettin. Allah sana sabredenlerin ecrini versin. Bu davranışın sebebiyle Allah senden ebeden razı olsun? Ey mülkün sahibi ve mâliki olan Allah’ım! Sen mülkü istediğine verirsin, mülkü istediğinden çeker alırsın. İstediğini aziz kılarsın, istediğini zelil kılarsın. Hayır senin elindedir. Muhakkak sen her şeye Kâdir’sin.”

    Yaklaşık 100 yıllık tarihi mektup Mahmut Ebu Şamat’ın yakınları tarafından büyük özenle saklanmış. Kutsal bir emanet gibi korunan ve geleceğe adeta ışık tutan Sultan Abdülhamid’in bizzat kendi eliyle yazdığı mektup Suriye’de büyük özveri ile korunuyor.

    Sultan Abdülhamid’in mensubu olduğu Şazeli Şeyhi Mahmut Ebu Şamat’ın 2. kuşak torunu olan Ammar Ebu Şamat, büyük bir özveri ile korudukları mektup için ayrı bir ihtimam gösterdiklerini anlatıyor. Çıktığı hutbelerde Sultan Abdülhamid’in ne kadar büyük bir Sultan olduğunu anlatmak amacıyla birçok kez bu mektubu okuduğunu anlatan torun Ebu Şamat, “Sultan Abdülhamid, Yahudiler tarafından 150 milyon İngiliz altını teklif edilmesine rağmen ‘dünya dolusu altın verseniz bu teklifinizi kabul etmem’ diyerek huzurundan kovuyor. Gün geçtikte bu yüce insanın önemini anlıyoruz.” diyerek büyük sultana sevgisini anlatıyor.

    MEKTUBU SATIN ALMAK İÇİN YÜKLÜ PARA TEKLİFİ YAPILDI; AMA AİLE MECLİSİ ESAD’DA KARAR KILDI

    Mektubun tarihi ve manevi bir boyutunun olduğunu kaydeden torun Ammar Ebu Şamat, “Mektuplar yıllarca büyük bir özveri ile saklandı. Büyük dedem Ebu Şamat, İttihatçılar döneminde de mektubu korudu. Şam’ın Fransız işgalinde de bu emanet korundu. Şimdi torunları olarak bu güne kadar muhafaza ettik. Ancak aile fertlerine büyük para teklifleri gelmeye başladı. Bu teklifler üzerine aile fertleri bir araya gelerek alınacak kararı tartıştık.” şeklinde konuşuyor.Ammar Ebu Şamat, büyük dedesine gönderilen mektubun önemli ve tarihî bir bölge olduğu için güvenilir bir mekanda muhafaza edilmesine karar verdiklerini söyledi.

    Ebu Şamat, “Aile fertlerine büyük paralar teklif edildi. Önemli ve tarihi bir belge olduğu için aile meclisi bunu reddetti. Ardından bu emanet mektubu emin ve güvenilir bir yere vermeye karar verdik. Aile fertlerinden Dr. Faruk Ebu Şamat bu mektubu Devlet Başkanı Beşşar Esad’a gönderdi. Kendisi korusun diye.” diyerek mektubu güvence altına aldıklarını söyledi.

    Sultan Abdülhamid’in, şeyhi ve mürşidi Ebu Şamat’a gönderdiği mektup aynen şöyle:

    “İşbu arîzamı tarikat-i Şazeli Şeyhi vücutlara ruh ve hayat veren ve cümlenin efendisi bulunan Eşşeyh Mahmud Ebüşşamât Hazretlerine ref ediyorum:

    Mübarek ellerini öperek ve duâlarını rica ederek selâm ve hürmetlerimi takdimden sonra arz ederim ki, sene-i haliye şehr-i mayısın 2. günü tarihli mektubunuz vasıl oldu. Sıhhat ve selâmette daim olduğunuzdan dolayı Allah’a hamd ve şükürler ettim? Efendim, evrâd-ı Şazeli kıraatine ve vazife-i Şazeliyyeye, Allah’ın tevfikiyle gece ve gündüz devam ediyorum. Ve bu vazifeleri edâya muvaffak olduğumdan dolayı Allah Teâlâ Hazretlerine hamd ederim ve dâvet-i kalbiyenize daima muhtaç olduğumu arz ederim.

    Bu mukaddimeden sonra, şu mühim meseleyi zat-ı reşadetpenahilerine ve zat-ı semahatpenahilerin emsali ukulü selim sahiplerine tarihî bir emanet olarak arz ederim ki, ben Hilâfet-i İslâmiyeyi hiçbir sebeple terk etmedim.

    Ancak ve ancak ‘Jön Türk’ ismiyle maruf ve meşhur olan İttihat Cemiyeti’nin rüesasının tazyik ve tehdidiyle Hilâfet-i İslâmiyeyi terke mecbur edildim. Bu ittihatçılar, Arazi-i Mukaddese ve Filistin’de Yahudiler için bir vatan-ı kavmî kabul ve tasdik etmediğim için ısrarlarında devam ettiler. (Jön Türk ve İttihatçıların Yahudilerle kendi devletlerine karşı işbirlikleri,vatan hainliği)

    Bu ısrarlarına ve tehditlerine rağmen ben de katiyen bu teklifi kabul etmedim. Bilâhare yüz elli milyon altun İngiliz lirası vereceklerini vaat ettiler. Bu teklifi dahi katiyen reddettim ve kendilerine şu sözle mukabelede bulundum: ‘Değil yüz elli milyon İngiliz lirası, dünya dolusu altın verseniz bu tekliflerinizi katiyen kabul etmem! Ben otuz seneden fazla bir müddetle Millet-i İslâmiye’ye ve Ümmet-i Muhammediye’ye hizmet ettim. Bütün Müslümanların ve salatin ve Hulefa-i İslâmiyeden aba ve ecdadımın sahifelerini karartmam ve binaenaleyh bu tekliflerinizi mutlaka kabul etmem’ diye kat”î cevap verdikten sonra hal’imde ittifak ettiler.

    Ve beni Selanik’e göndereceklerini bildirdiler. Bu son tekliflerini kabul ettim ve Allah Teâla’ya hamd ettim ki ve ederim ki; Devlet-i Osmaniyye ve Alem-i İslâm’a ebedî bir leke olacak olan tekliflerini, yani Arazi-i Mukaddese ve Filistin’de Yahudi devleti kurulmasını kabul etmedim. İşte bundan sonra olan oldu. Ve bundan dolayı da Mevlâ-yı Müteal Hazretlerine hamd ederim.

    Bu mühim meselede şu maruzatım kâfidir.

    Ve şu sözlerimle mektubuma hitam veriyorum. Mübarek ellerinizden öperek hürmetlerimi kabul buyurmanızı sizden rica ve istirham ederim. İhvan ve asdıkamın cümlesine selâmlar ederim.

    Ey benim muazzam üstadım! Bu bâbda sözümü uzattım. Muhat-ı ilmi semahatpenahileri ve bütün cemaatinizin mâlûmu olmak için uzatmaya mecbur oldum.

    Veselâmualeyküm ve rahmetullahi ve berakatühü.

    Hadim-i el-Müslimin

    Abdülhamid

    (Yüce Sultanı saygı ve rahmetle yad ediyoruz.)

  11. ananızı sikiyim yunan dölleri, yunan dölü olmasanız ananızı yunan yarağından kurtaran insanlara bu kadar düşman olmazsınız…

    • @Ayse hayır hayır asla yalan değil ! çünkü kanıtlar deliller her şey var yalan diyemezsiniz eğer diyosanız sizde aksini ispat edecek deliller filan getirmeniz lazım üzgünüm🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s