Atatürk 89 yıl önce bugünü gördü, Atatürk’ün Ortadoğu halkları kehaneti yalanı, Atatürk’ün Amerikalı Gazeteci Marcosson’a verdiği röportajın tam metni

Atatürk 89 yıl önce bugünü gördü, Atatürk’ün Ortadoğu halkları kehaneti yalanı, Atatürk’ün Amerikalı Gazeteci Marcosson’a verdiği röportajın tam metni

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Sözcü Gazetesi’nin asparagas haberi

***

Tam metnine aşağıya eklediğimiz bağlantıdan ulaşabileceğiniz röportajın başlığı

***

Sözcü gazetesinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda 1. sayfadan tam sayfa olarak koyduğu ve Atatürk’e atfen “Atatürk bu günleri 89 yıl önce görmüştü” başlığıyla çıkan haberindeki sözlerin Atatürk’e ait olmadığı ortaya çıktı.

Sözcü’nün ‘Atatürk bu günleri 89 yıl önce görmüştü’ başlığıyla birinci sayfasından verdiği haberde “Bir gün, Birinci Cihan Harbi’nden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır… O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil, emperyalist güçlerin yanında yer alırsa, aynı akıbete kendileri uğrayacaktır… Ve Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı, onların da hakkından gelecektir…” denmişti.

İTÜ Öğretim Görevlisi Mehmet Ali Doğan Sözcü gazetesindeki sözlerin Atatürk’e ait olmadığını ortaya çıkardı.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Mehmet Ali Doğan stargazete.com’a yaptığı açıklamada Harvard Üniversitesi’nde araştırma yaptığı yıllarda eline geçen ve Sözcü’nün haberine dayanak teşkil eden The Saturday Evening Post’a ait orjinal metinde Atatürk’e ait böyle bir söz olmadığını dile getirdi.

Atatürk’ün Amerikalı gazeteci Isaac F. Marcosson’la yaptığı röportajın yayınlandığı The Saturday Evening Post adlı gazetenin nüshasının tamamı okunduğunda da Atatürk’ün söz konusu sözleri söylemediği anlaşılıyor.

Söz konusu röportaj 20 Ekim 1923 tarihli “The Saturday Evening Post” gazetesinde “Kemal Pasha – By Isaac F. Marcosson” başlığıyla yayınlanmıştır.

Bu röportajda “Sözcü” gazetesinin iddia ettiği sözler kesinlikle yer almıyor, ancak bu röportajın “Admiration for Washington” (sayfa 144) altbaşlığında M. Kemal Atatürk’ün; “Hayatım boyunca, Washington ve Lincoln’ün hayat ve eserlerinden ilham aldım”[1] dediğini görüyoruz. Yani M. Kemal Atatürk “mason” olduğu bilinen George Washington’un hayat ve eserlerinden “ilham” aldığını söylüyor. Biz de başka bir şey iddia etmiyoruz zaten… Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin değil de, masonların yolundan gittiği için M. Kemal Atatürk’ü ve yolunu reddediyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD’nin) ilk Başkanı mason George Washington

***

Üstelik bu sözün hemen bir önceki paragrafında,  “We have already…” diye başlayan cümlede Amerika’ya “Chester” imtiyazını verdiklerini de belirtiyor: “Amerika’ya olan inanç ve güvenimizin somut bir delilini, Chester Imtiyazını vermek suretiyle gösterdik. Gerçekten bu, Amerikan halkına bir teveccühtür.”

Röportajın orijinalini görmek için alttaki bağlantıya tıklayabilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2012/09/belgelerle-gercek-tarih-sitesi-atatc3bcrkc3bcn-ortadogu-halklari-kehaneti-89-yil-c3b6nce-gc3b6rdc3bc-yalani.pdf

M. Kemal Atatürk’ün Washington’dan ilham aldığı yönündeki sözleri için 144’üncü sayfadaki “Admiration for Washington” altbaşlığına bakmalısınız. Oraya “sarı renkli bir işaret sembolü” ekledik, Chester imtiyazı ile ilgili sözlerini de hemen bir önceki paragrafta göreceksiniz. (Sözcü gazetesi M. Kemal Atatürk’ün söylediğini iddia ettiği sözleri bize bu metinde göstersin)

***

Ey “Müslümanım ama Atatürkçüyüm” diyen gafil kardeşlerim! Bu iletişim çağında bile utanmadan ve kızarmadan size yalan söylüyorlar. Gerisini varın siz düşünün.

Kendi batıl davalarını sürdürebilmek için bir asra yakın zamandır sizi aldattılar.

M. Kemal Atatürk ne antiemperyalisttir, ne de Islam’a hizmet etmiştir. M. Kemal Atatürk ne bizi kurtarmıştır, ne de 7 düvele karşı savaşmıştır. M. Kemal Atatürk ne Yunanlıları denize dökmüştür, ne de düşmanlarımız geldikleri gibi gitmişlerdir.

M. Kemal’in ordusu Kurtuluş Savaşı’nda yalnızca Yunanlılara karşı savaşmıştır ve bu da aslında “muvazaa”, yani danışıklı idi. Yunanlıların Izmir’i işgal edip Anadolu’yu yakıp yıkarak ilerlemeleri; Osmanlı’yı, Hilafet’i ve Allahu Teala’nın emrettiği Islam kanunları ile yönetilmeyi tarihe gömmek için tertip edilmiş bir oyundu. Anadolu’da kalmak isteyen Yunanlılar neden her yeri yakıp yıksın? Bunun mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Anadolu’yu yakıp yıkan Yunanlılardan Lozan’da tamirat parası alınmış mıdır? Lozan’da Yunanistan’dan Harp Tazminatı alınmış mıdır?

Hayır, hiçbiri alınmamıştır. M. Kemal ve adamları Lozan’da bunları almaktan vazgeçmiştir.

Neden vazgeçiyorlar?

Çünkü bu bir oyundu.

Bu gerçek bir savaş değildi, her iki tarafın (Ingiltere ve M. Kemal Atatürk) gizli anlaşmasıyla tertiplenen bir oyundu.

Görünürde düşmana karşı, fakat hakikatte düşman ile işbirliği yapılarak Osmanlı’ya, Hilafet’e, kısaca Islam’a karşı savaşılmıştır.[2]

Işte bu yüzden harp tazminatı istenmedi. Başka bir açıklaması var mı?

Halkın evi, tarlası, bağ ve bahçesi tahrip edilmiş, hayvanları telef olmuş, kadınlara tecavüz edilmiş, hunharca cinayetler işlenmiş ve bunlara rağmen M. Kemal Atatürk ve adamları halkın hakkını bu canilerden almamış. Kimin hakkını hangi hakla bağışlıyorsun? Kimin hakkından hangi hakla feragat ediyorsun? Bunları bağışlamak milletimize ihanet değil de nedir? Kararı siz verin.

Lozan Anlaşması’nın 59. maddesi

***

Lozan Anlaşması’nın 59. maddesi (sadeleştirilmiş) :

“Yunanistan, Anadolu’da, savaş yasalarına aykırı olarak, Yunan ordusu ya da Yunan yönetiminin eylemleriyle işlenmiş zararları onarma yükümünü kabul eder.

Öte yandan, Türkiye, Yunanistan’ın, savaşın uzamasından ve savaş sonuçlarından doğan mali durumunu dikkate alarak, onarımlar karşılığı olarak, Yunan Hükümetine karşı yöneltebileceği her türlü zarar-giderim isteminden kesinlikle vazgeçer.”[3]

**********

KAYNAKLAR:

NOT: Yazının birinci bölümü “Star Gazetesi”nden alıntıdır.

[1] Bu röportaj 20 Ekim 1923 tarihli “The Saturday Evening Post” gazetesinde “Kemal Pasha – By Isaac F. Marcosson” başlığıyla yayınlanmıştır.

Türkçesi için bakınız;

Ergun Özbudun, Türkiye’nin Kuruluş Yıllarında Bir Yabancı Gazeteci’nin Ankara Yolculuğu ve Atatürk’le Görüşmesi, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Ankara 1984, cild 1, sayı 1, sayfa 167 – 191.

[2] Bunun bir oyun olduğunu, görünürde düşmana karşı, fakat hakikatte düşman ile işbirliği yapılarak Osmanlı’ya, Hilafet’e, kısaca Islam’a karşı savaşıldığını görebilmeniz için sizi “Atatürkçü” bir yazara yönlendiriyoruz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/28/m-kemal-ataturk-osmanliya-darbe-yapmistir-osmanli-devletini-kemal-ataturk-yikmistir/

[3] Lozan Anlaşması, Madde 59.

***

Diğer yalanlara verdiğimiz cevaplar için bakınız;

M. Kemal Atatürk’ün Yasakladığı, Kapattığı Gazeteler, Basın Sansürü (Atatürk olmasaydı özgürce yorum yapamazdınız yalanı)

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/08/m-kemal-ataturkun-yasakladigi-kapattigi-gazeteler-basin-sansuru/

***

“M. Kemal Atatürk, ‘vekil maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin’ dedi” yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/21/m-kemal-ataturk-vekil-maaslari-ogretmen-maaslarini-gecmesin-dedi-yalani/

***

Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) Mezarını Yıkılmaktan Atatürk Kurtardı yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/06/hz-muhammedin-mezarini-yikilmaktan-ataturk-kurtardi-yalani/

***

M. Kemal Atatürk’le çok partili sisteme geçildi yalanı (7 bölüm)

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/18/m-kemal-ataturkle-cok-partili-sisteme-gecildi-yalani-7-bolum/

***

“M. Kemal Atatürk’ün son sözü Aleykumüsselam’dı” Yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/23/m-kemal-ataturkun-son-sozu-aleykumusselamdi-yalani/

***

Ezan’ı aslından M. Kemal Atatürk uzaklaştırmadı yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/25/ezani-aslindan-m-kemal-ataturk-uzaklastirmadi-yalani/

***

Osmanlı’yı kim yıktı? Osmanlı’yı Atatürk yıkmadı yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

***

Osmanlı Devleti’nde Fabrikalar, Matbaa – Osmanlı geri kaldı yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/20/osmanli-devletinde-fabrikalar-matbaa-osmanli-geri-kaldi-yalani/

***

Araplar bize ihanet etti, bizi arkadan vurdu yalanı – Şerif Hüseyin meselesi

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/23/araplar-bize-ihanet-etti-bizi-arkadan-vurdu-yalani-serif-huseyin-meselesi/

***

Atatürk olmasaydı halk düşmana karşı savaşmayacaktı yalanı (Izmir’in Işgali)

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/01/ataturk-olmasaydi-halk-dusmana-karsi-savasmayacakti-yalani-izmirin-isgali/

***

Ezan, anlaşılsın diye Türkçe’ye çevrildi yalanı – Basit hesap

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/06/ezan-anlasilsin-diye-turkceye-cevrildi-yalani-basit-hesap/

***

“M. Kemal Atatürk Türk Islam Birliği/Hilafet istiyordu” Yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/07/m-kemal-ataturk-turk-islam-birligihilafet-istiyordu-yalani/

***

M. Kemal Atatürk Din derslerini ve Imam Hatipleri kaldırmadı yalanı

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

***
Daha fazla bilgi için sitemizi inceleyebilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com

**********

Kadir Çandarlıoğlu

**********

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Reklamlar

Filistin Cephesi’ndeki Hain M. Kemal Atatürk mü?

Filistin Cephesi’ndeki Hain M. Kemal Atatürk mü?

Kadir Mısıroğlu “Filistin Cephesi’nde bir Hain vardı” diye bas bas bağırıyor, fakat okullarda öğretilen yalan tarih nedeniyle birçok insan Kadir Mısıroğlu’nun yalan söylediğini düşünüyor ve kendisine haksız olarak kin besliyor.

Bizde, “www.belgelerlegercektarih.wordpress.com” sitesi olarak naçizane, Kadir Mısıroğlu’nun söylediklerini destekleyen kaynakları bu davaya hizmet etmek amacıyla istifadenize sunuyoruz.

***

Düşman Ordusu, 19 Eylül 1918’de Nablus güneyinde batıdan-doğuya doğru 8, 7 ve 4. Orduların savundukları mevzilere karşı büyük bir taarruz harekâtı başlatmıştır. M. Kemal’in başında bulunduğu 7. Ordunun kabul edilemez bir şekilde 8. ve 4. Ordulara haber vermeden ani bir surette geri çekilmesi, 8. ve 4. Orduların imhasına sebep olmuştur. Neticede Nablus Meydan Muharebesi olarak tarihe geçen bu çatışmalarda; Mareşal Liman Von Sanders’in Yıldırım Ordular Grubu bozguna uğramış, Cevat Paşanın 8. Ordusuyla kuruluşundaki Albay Refet (Bele)’in 22.Kolordusu imha olmuş, M. Kemal’in 7.Ordusuyla kuruluşundaki Ali Fuat Paşanın (Cebesoy) 20.Kolordusu ve Albay Ismet (Inönü)’in 3.Kolordusu ağır zayiat vermiştir.[1]

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Nablus Meydan Muharebesi, 19-21 Eylül 1918. KAYNAK: Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, cild 4, Klasör 2, Sina-Filistin Cephesi, Kroki 55.

***

M. Kemal’in Şam’a 29 Eylül 1918 akşamı ulaştığı Osmanlı Başkomutanlık Kurmay Başkanlığına yolladığı rapordan anlaşılmaktadır.[2]

M. Kemal, 1 Ekim 1918’de Şam’ın düşmanın eline geçmesinden sonra, Şam-Rayak (Riyak) hattında savunmanın devam edemeyeceğini değerlendirerek, birliklerine Halep istikametinde çekilme emri verirken, Mareşal Liman Von Sanders ise bulunulan mevzilerde savunmaya devam edilmesini bildirir.[3] Ancak M. Kemal, Liman Von Sanders’in verdiği emrin altına: “Gördüm. Benim emrimden başka türlü hareket etmek mümkün değildir” şeklinde not yazmıştır.[4] Yani M. Kemal komutanın emrini dinlememiştir.

Kendi kafasına göre hareket eden M. Kemal, 5 Ekim 1918’de Halep’e gelmiş[5], 7 Ekim 1918’de Istanbul’daki bir arkadaşına barıştan başka yapılacak bir şey kalmadığını bildirmiştir.[6] Ekim sonuna doğru Karargâhını tren istasyonunun iki kilometre kadar kuzeyinde bulunan tepeye almış ve Halep şehrini boşaltmıştır.[7]

M. Kemal’in Filistin cephesinden ağır zayiat verip Şam’a (Riyak), Şam’dan Halep’e ve nihayet Halep’ten de kaçması takriben “40 gün” gibi kısa bir süreçte olmuştur.

Şam’dan Halep’e çekilme, 30 Eylül–26 Ekim 1918. KAYNAK: Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, cild 4, Klasör 2, Sina-Filistin Cephesi, Kroki 62.

***

Bu süreci General Allenby’nin yazdıklarından okuyalım…

General Allenby 7. ve 8. Orduların (7. Ordu M. Kemal’in Ordusu) çekilme yollarını süvari birlikleriyle tıkayarak her iki Orduyu da büyük ölçüde imha veya esir ettiğini savaş raporuna yazmıştır.

Işte General Allenby’nin 19-20 Eylül günleriyle ilgili yazdıkları:

“36 saat zarfında 8. Ordu’nun büyük kısmı mağlup edildi. 7. Ordu kıtaları da Samariye tepelerinden geri çekilmeye zorlandı. Piyadelerimiz geri çekilen düşmanı süratle takip ederek süvari kıtalarımızın arasına sürdü. Bunun sonucunda 7. ve 8. Türk orduları `bütün silah ve malzemeleriyle´ elimize düştü.”

Allenby 24 Eylül’de `kalan son birliklerin de esir alınarak´ her iki ordunun varlığına son verildiğini yazıyor. Toplam `57 bin esir´ alınmış, bunların 5.500’ü subaymış. Raporda 360 top ve üç Türk ordusunun (4., 7. ve 8. orduların) silah ve malzemelerinin ele geçirildiği de belirtiliyor.[8]

Ingiliz Ordusu Komutanı General Allenby, Şam’a kadar olan Türk Ordusunun harekatını da şöyle anlatmaktadır:

“Eylülün 26. günü, Şam’a doğru ileri harekete geçildiği zaman, 45.000 Türk ve Alman Şam’da veya Şam’a doğru çekilme halinde bulunuyordu. Bütün düşman birlikleri intizamlarını (düzgün dizilme) kaybetmekle beraber, kendilerine vakit kazandırıldığı takdirde ileri hareketimizi geciktirecek bir kuvvet meydana getirebilirlerdi. Fakat 4.Ordunun geri kalan kısmının imhasıyla, 20.000 kişinin esir alınması, buna imkân bırakmadı. Filistin ve Suriye’deki Türk Ordularının, 4.000’i silahlı olmak üzere 17.000’i bulan bakiyesi (geriye kalanı) her türlü teşkilattan, nakil (ulaştırma) vasıtalarından, hatta savunma için bile olsa, faaliyette bulunmaya elverişli her çeşit malzemeden yoksun bir insan kalabalığı halinde, kuzeye doğru kaçmaktaydı…” [9]

***

19 Eylül 1918’den 26 Ekim 1918 tarihine kadar geçen ve takriben`40 gün´ devam eden geri çekilme süresince verilen zayiat

19 Eylül 1918’de başlayan Nablus Meydan Muharebesi’nden itibaren, 26 Ekim 1918’de Halep kuzeyinde Katma’da yapılan son muharebeye kadar geçen ve takriben `40 gün´ devam eden geri çekilme süresince, Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığının: `75.000 esir, 360 top, 800’den fazla makineli tüfek, 200 kamyon, 44 otomobil, 89 lokomotif, 468 yük ve yolcu vagonu´ zayiatı olmuştur.[10]

Bir “geri çekilme” sürecinde bu kadar zayiat verilir mi?

Birinci Cihan Harbi’nde esir düşenlerin sayısı 202 bin kadardır. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, en çok esiri, 75 bin kişiyle M. Kemal Paşa’nın kumanda ettiği Filistin cephesinde verdiğimizi yazmaktadır.[11]

Bu gelişmelere oldukça kızan Harbiye Nazırı Enver Paşa, Fevzi Paşa’ya “M. Kemal Paşa ordusunu bırakıp kaçmış, hemen kurşuna dizilmesi için emir vereceğim”[12] demiş ise de kısa bir süre sonra mütarekeye (Mondros) karar verildiğinden Enver Paşa ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı.[13]

Daha da garibi, M. Kemal bu hezimetten sonra Ingilizlerle barış yapmak istemektedir.

11-13 Ekim 1918’de Halep’ten Sultan Vahidettin’e çektiği “çok gizli” telgrafta şöyle diyordu padişahın yaveri Naci (Eldeniz) Bey adına gönderdiği telgrafta:

“Müttefiklerle olmadığı takdirde (Ingilizlerle) ayrı olarak ve mutlaka barışı sağlamak lazımdır ve bunun için kaybedilecek bir an bile kalmamıştır.”[14]

Orijinali: “Müttefiken olmadığı takdirde (Ingilizlerle) münferiden behemahal sulhü takarrur ettirmek lazımdır ve bunun için fevt olunacak bir an dahi kalmamıştır.”

Yani, kimin hain olup olmadığına siz karar verin…

Ayrıca, kemalistlerin; “M. Kemal ne yapsın düşman çoktu” vs. gibi savunmalarına da bir cevap verelim. O cephede sadece Ingiliz birlikleri vardı… Hani ATA’nız 7 düveli yenmişti? Bir Ingiliz Ordusuna karşı mı galip gelemedi? Ayrıca Liman Von Sanders Paşa Alman olduğu halde altı buçuk ay nasıl dayanmış? M. Kemal elin Almanı kadar olamamış mı?

Enver Paşa, Alman Genelkurmay Başkanlığının komutayı değiştirmek istemesi üzerine, 27 Eylül 1918’de Yıldırım Orduları Kurmay Başkanı Kazım Paşaya (Diyarbakırlı), bir telgraf çekerek, Mareşal Liman Von Sanders’in durumunu sormuş, Kazım Paşa Enver Paşaya şu cevabı vermişti:

“Son çekilmeler (ricatlar) Liman Paşayı sarsmamıştır. Fakat çok üzgündür. Durumdan ümitsiz olmamak için elinden gelebilir her cehdi (çalışmayı) ve kuvveti sarf ediyor ve etmektedir. Egemenliğini, özellikle komutanları arasındaki saygılı mevkiini kaybetmemiştir. Sağlık durumu iyidir. Liman Paşanın değiştirilmesini lütfen kabul etmeyiniz. Vaktiyle devamlı bir ricat (geri çekilme) halinde bulunan bir ordunun emir ve komutasını verdiğiniz bu zat, kuvvetinin her halde on kat üstünde bulunan düşmanı altı buçuk ay önünde tutmuş ve sözü geçen orduyla düşmanın büyük küçük yirmi kadar saldırısını püskürtmüştür…[15]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Nablus Meydan Muharebesi, 19-21 Eylül 1918. Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, cild 4, Klasör 2, Sina-Filistin Cephesi, Kroki 55.

[2] Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivi, Birinci Dünya Harbi Koleksiyonu: Klasör 3705, Dosya 28, Fihrist 21;21-1.

Ayrıca bakınız; Şükrü Mahmut Nedim, Filistin Savaşı, 1914-1918, çev. Abdullah Es, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1995, sayfa 157, 158.

Yusuf Hikmet Bayur, Türk Inkılabı Tarihi, 1914-1918 Genel Savaşı, Bunların Siyasal Tepkileri, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayını, 1957, cild 3, Klasör 3, sayfa 456, 457.

[3] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Pozitif Yayınları, Istanbul 2004, sayfa 121.

[4] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, cild 1 , 4. baskı, Burçak Yayınevi, Istanbul 1968, sayfa 29.

Ayrıca bakınız; Yusuf Hikmet Bayur, Türk Inkılabı Tarihi, 1914-1918 Genel Savaşı, Bunların Siyasal Tepkileri, Türk Tarih Kurumu Yayını, cild 3, Klasör 3, Ankara 1957, sayfa 461.

[5] Necati Çankaya, Atatürk’ün Hayatı, Konuşmaları ve Yurt Gezileri, Tifduruk Matbaası, Ankara 1995, sayfa 22.

Ayrıca bakınız; Vamik D. Volkan ve Norman Itzkowitz, Ölümsüz Atatürk, Bağlam Yayınları, Ankara 1998, sayfa 152.

[6] Murat Bardakçı, M. Kemal’in Kaleminden: Orta Doğu’yu nasıl kaybettik?, Hürriyet gazetesi, 12 Ocak 2003, sayfa 18.

[7] Ayfer Özçelik, Ali Fuat Cebesoy Hayatı ve Faaliyetleri, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Türk Inkılâp Tarihi Enstitüsü, 1989, sayfa 119.

Ayrıca bakınız; Güngör Cebecioğlu, Atatürk ve Güney Cephelerimiz, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Türk Inkılâp Tarihi Enstitüsü, 1991, sayfa 56.

Ve bu hususta diğer kaynaklar: Liman Von Sanders, Türkiye’de Beş Yıl, çev. M. Şevki Yazman, Burçak Yayınevi, 1968, sayfa 352.

– H.C. Armstrong, Bozkurt, Kemal Atatürk’ün Yaşamı, 5. baskı, Çev. Gül Çağalı Güven, Arba Yayınları, Istanbul 1997, sayfa 75, 76.

– Ismail Hilmi Danişmend, Izahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, Istanbul 1955, cild 4, sayfa 449, 450.

– Kemal Arı, Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1997, sayfa 391.

– Lord Kinross, Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu, çev. Necdet Sander, 14. baskı, Altın Kitaplar Yayınları, Istanbul 2003, sayfa 157.

[8] General Fahri Belen, 20. Yüzyılda Osmanlı Devleti. Aktaran: Mustafa Armağan.

[9] Sabahattin Selek, Ismet Inönü, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, Ankara 1985, cild 1, sayfa 27.

[10] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Istanbul, Burçak Yayınevi, 1968 cild 1, sayfa 31.

[11] Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı’nın Çöküşü, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 76.

[12] Murat Sertoğlu, Mareşal Çakmak’ın Hatıraları, Hürriyet Gazetesi, sayfa 3, 11 Nisan 1975.

[13] Dr. Hasan Gümüşoğlu, Intikalinden Ilgasına Osmanlı’da Hilafet, Kayıhan Yayınları, Istanbul 2011, sayfa 260.

[14] Atatürk’ün Bütün Eserleri, cild 2, Istanbul 2003, Kaynak Yayınları, sayfa 232.

[15] Karal Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, Ikinci Meşrutiyet ve Birinci Dünya Savaşı, 1908-1918, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1996, cild 9, sayfa 538, 539.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*