Ahmet Hakan’a Cevap 10 – Sen daha saygısızlık ve seviyesizlik görmemişsin!

Ahmet Hakan’a Cevap 10 – Sen daha saygısızlık ve seviyesizlik görmemişsin!

*

kadir misiroglu diyanet isleri baskani ali erbas kadir misiroglu ziyareti, ahmet hakana cevap, Kadir Misiroglu ahmet hakan, diyanet ali erbas

***

Diyanet Işleri Başkanı Ali Erbaş’ın resmi kıyafetiyle Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmesini hazmedemeyen köşe yazarı Ahmet Hakan, şöyle bir hezeyan karalamış:

“10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe herkes kenefe gitsin” diyen…

Saygısız.

Seviyesiz.

Asgari nezaketten yoksun.

Ağzı bozuk.

Şuuru kirli.

Bırakın İslam ahlakını ve adabını, genel adap ve ahlaka bile uzak düşmüş.

Bir adamdır.

Böyle bir adamın, üstelik tam da 10 Kasım arifesinde ülkemizin Diyanet İşleri Başkanı tarafından evinde ziyaret edilerek onurlandırılması…”

*

Bütün bu ithamları Ahmet Hakan’a iade ediyor ve savunduğu M. Kemal’in; insanları nasıl azarladığını, arkasından konuştuğunu, alay ve hakaret ettiğini kemalist kaynaklarla o kızarmaz suratına şırraaakk diye çarpıyorum…

*

ahmet hakan atatürk ahmet hakan kadir misiroglu, ahmet hakan küfür hakaret, ahmet hakan yazilari, ahmet hakan m. kemal halide edip adivar

[2] no’lu dipnotta bahsi geçen Halide Edip Adıvar’ın söz konusu hatıratının ilgili sayfası…

***

Arkadan konuşma (gıybet) ve alay…

Çocuklarını Istanbul’da bırakarak Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya gelen Halide Edip Adıvar, M. Kemal’in sürekli insanların arkasından konuşup alay ettiğini yazar:

“Mustafa Kemal Paşa, bir müddet ortadan kaybolduktan sonra, beyaz bir kostümle geldi. Mavi gözleri pınl pırıl yanıyor ve önümüzde hazırlanmış olan içki sofrasına bakıyordu. Latife Hanım da, yanımda oturuyor, hayran hayran Mustafa Kemal Paşa’ya bakıyordu. O akşamı şenlendiren hadise, bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. Paşa dedi ki:

‘Izmir zaferini tesit ediyoruz. Siz de bizimle içersiniz.’
‘Ben Ömrümde ağzıma rakı koymadım. Şampanya ile ben de tesit edebilirim.’

Mustafa Kemal Paşa rakı kadehini dudaklarına götürürken, eliyle beni göstererek dedi ki:
‘Hanımefendinin huzurunda ilk defa olarak içiyorum.’

Ben de şampanyayı dudaklarıma götürerek onlara saadet temenni ettim. Latife Hanım da yalnız şampanya içti. O akşam, sade Mustafa Kemal Paşa’nın sözlerini dinleyerek geçirdik. En çok sevmiş olduğu Selanik hayatından ve muhtelif cephelerdeki vak’alardan bahsediyordu. İlk defa olarak da, kimse ile alay etmedi ve kimsenin aleyhinde bulunmadı.”[1]

*

Halide Edip, M. Kemal’in Fevzi Paşa ile alay ettiğini şöyle anlatır:

“Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri durmadan haber getirirken, Mustafa Kemal Paşa hepsine sövüyordu. (…)

Dr. Adnan biraz odadan kaybolduktan sonra geri döndüğü zaman, daima kötümser görünen yüzü gülüyor ve sevinçli görünüyordu. Mustafa Kemal Paşa:

‘Neredeydin, Adnan?’ diye sordu.

O da Fevzi Paşa ile konuştuğunu, onun çok iyimser olduğunu, Yunanlıları yeneceğimizi söylediğini ifade etti.

Mustafa Kemal Paşa da güldü ve Fevzi Paşa’yla epeyce alay etti.”[2]

***

Resmi ideoloji tarafından beyinleri yıkanmış kemalistler elbette bunlara inanmayacaklardır. O halde başka “kemalist kaynaklara” müracaat etmekte fayda mülahaza ediyoruz…

M. Kemal’in kalemşörü Falih Rıfkı Atay da, onun, Genelkurmay Başkanı ve Sakarya zaferinin gerçek kahramanı Fevzi Paşa ile alay ettiğini belirtir:

“Ismet Paşa’ya Inönü adını o vermiştir. Fevzi Paşa, aile geleneği oluduğu için, ‘Çakmak’ isminde ısrar etti. Atatürk hiç hoşlanmadı ama, rahmetliyi kırmazdı:

– Tuhaf şey soyadı üstünde ‘çakar almaz’ gibi alaylar yapılmasından da çekinmiyor.”[3]

*

ahmet hakan atatürk ahmet hakan kadir misiroglu, ahmet hakan küfür hakaret, ahmet hakan yazilari, fevzi cakmak alay m. kemal fevzi pasa falih rifki atay cankaya

[3] no’lu dipnotta bahsi geçen Falih Rıfkı Atay’ın söz konusu hatıratının ilgili sayfası…

***

M. Kemal’in, insanların arkasından konuşup hakaret ettiğine dair yine Falih Rıfkı Atay’dan bir anekdot:

“Bir akşam yanındaki hanıma sofrasındaki bir davetliyi göstererek:

Bu adamın ne bayağı olduğunu bilemezsiniz, demişti.

Sonra fikrine daha da kuvvet vermek için:

– Hani çöp tenekesi vardır. Içine her türlü süprüntüler konur. Ne kadar boşaltsanız, dibinde yapışık bir şeyler kalır. Işte bu o şeylerdendir, sözlerini ilavet etmişti.”[4]

***

80 yaşlarında olan biriyle eğleniyor…

***

M. Kemal bir gece Köşk’ün kapıcısı Sudanlı Nesip Efendi’yi Dolmabahçe Sarayı’ndaki meşhur içki sofrasına davet eder. M. Kemal’in arkadaşları hep beraber Arap Nesip Efendi’ye bir oyun tertip edip eğlenmek isterler. Gerisini M. Kemal’in Kütüphanecisi Nuri Ulusu‘dan dinleyelim:

“Tertip edilen oyun şöyle olacaktı. Nesip Efendi’yi sofraya davet edecekler ve de sofraya oturarak bir kadeh rakı içmesini söyleyeceklerdi. Tam sofraya otururken vazifeli bir kişi sandalyeyi arkasından çekecek ve Nesip Efendi halıya gömülecekti. Bu tertip üzerine Nesip Efendi’yi çağırdılar. Atatürk ‘Gel bakalım Nesip Efendi, otur bir tek rakı iç’ dediler. Belini büküp yerlere kadar eğilen Nesip Efendi ‘Aman paşam teeddüp ederim oturamam’ dediyse de ısrarı üzerine oturmak üzere arkasına getirilen sandalyeye eğile eğile oturmak isteyen Nesip Efendi, kendini bir anda halının üstünde bacakları havada buluverdi.”[5]

80 yaşlarında olan bir kişiye böyle bir muamele reva görülür mü?

***

Azarlama, tersleme…

***

Cumhuriyet’in 10. yılı kutlamaları münasebetiyle birkaç dostuyla birlikte Ziraat Bankası’nın Cumhuriyet Balosu’na katılan M. Kemal, vatandaşların kendisine soru ve isteklerini arzetmesinden sıkıldı. Hatta Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun sözlerine bakılırsa; “gençliğin ihmal edildiğini” söyleyen bir Deniz Subayı’na kızdı ve sert bir şekilde ayağa kalkarak; “Sus be adam, gençliğin sıkıntılarını ben de çok iyi biliyorum. Tek başıma, gençlerle tek tek konuşarak bu sıkıntıları çözemem.” dedi.[6]

***

Arkadan konuşma (gıybet) ve hakaret…

***

Ahmet Hakan’ın eski patronu Aydın Doğan’a ait “Doğan Kitap”tan çıkan bir hatıratta yazdığına göre, M. Kemal, yakın dostu Fethi Okyar’ın arkasından şöyle hakaret etmiştir:

“Yahu şaşarım akl-ı perişanına bu ahmak adamın.”[7]

Okuyuculara soruyorum: Yakın dostuna veya herhangi birine “ahmak adam” diyebilecek kaç kişi var aranızda? Bu hareketi kaçınız onaylıyor?

*

Karikatür sanatçısı Ali Ulvi’nin damadı Ihsan Ipekçi, Ankara’da M. Kemal’i filme almak için kendisine bir teklif yapar. Teklifi kabul eden M. Kemal film çekimleri sırasında küfürler eder. Ihsan Ipekçi bu hadiseyi şöyle anlatır:

“Köşkün terasında tertibat kurduk. Atatürk meclisteki elbisesini giyip terasa yerleştirdiğimiz siyah bir tahtanın önüne geldi ve nutkunu okumaya başladı. Biz de makineleri işlettik. Bu sırada operatör Remzi bize bazı işaretler yapıyordu. Remzi, ‘Nutuk bitince alkışlayın,’ demek istermiş. Atatürk fena halde sinirlenerek, ‘Eş…..ler (Eşşekler), beni artist gibi buraya çıkarmışlar, alay ediyorlar. Böyle sinema olmaz!’ diye nutku kesti. Alman operatör Atatürk’ün ne söylediğini anlayamadığı için makineyi çalıştırmaya devam ediyordu. Bütün küfürler filme alınmıştı.”[8]

Kusura bakmayın, bir kişinin bulunduğu makam ve mevki, o kişiye istediği şekilde davranma, başkalarına hakaret ve rencide etme hakkı vermez. Yanlış mıyım?

*

ahmet hakan atatürk ahmet hakan kadir misiroglu, ahmet hakan küfür hakaret, ahmet hakan yazilari, ahmet hakan m. kemal hizzi topuz atatürk

[8] no’lu dipnotta geçen hadisenin yer aldığı sayfa…

***

*

3 Temmuz 1927’den ölümü olan 10 Kasım 1938’e kadar M. Kemal’in yanından hiç ayrılmayan ve bu müddet zarfında M. Kemal’e hizmet eden Cemal Granda‘dan da bir-iki anekdot dinleyelim:

“Ben böyle masayla uğraşırken
– ‘Yahu!..’ diye seslendi. Sandım ki sigara yakacak. Hemen koştum kibrit çaktım.

‘Değil hayvan…’ dedi. Kibrit rüzgardan söndüğü için hemen yenisini çakıyordum, yine sönüyor. Atatürk yine aynı sözleri söylüyor:

‘Değil hayvan…’ Durup yüzüne baktım. Acaba ne istiyordu?

– ‘Koltukları düzelt…’ emrini verdi.[9]

“Saat yirmiye doğru davetliler geldiler. Salondaki koltukların hepsini dışarıya taşımıştım. Fakat koltuklar yetmemişti. En son Rukiye Hanım geldi. Koltuklar bitince aynı renkte olsun diye kırmızı Hereke kumaşından bir sandalye getirdim. Böylece takım bozulmamış oluyordu. Atatürk bunu görünce sordu:

– ‘Niye koltuk vermiyorsun?’

– ‘Koltuk bitti. Aynı desenden sandalyesini verdim.’

Atatürk sinirlenmişti:

‘Hayvan kafanı kullan, koltuk ver,’ dedi.

– ‘Aynı renk olsun diye sandalye getirmiştim efendim.’

Tekrar: ‘Hayvan kafanı kullan.’ dedi. Bu sözlere çok canım sıkıldı.

Gerçi arada sırada alışkanlıkla bu hitabı işitmiyor değildim. Fakat nedense bu kez bana dokunmuştu. Koşa koşa yukarı çıktım. Kendimi tutamayıp başladım koca adam hüngür hüngür ağlamağa. Az sonra eski başyaver Cevat Abbas’la, ikinci yaver Naşit yanıma geldiler:

– ‘Niye ağlıyorsun?’

– ‘Hayvan dedi.’

– ‘Bize her gün eşşoğlu eşek diyor. Darılıyor muyuz? Ne var dediyse. Hayvan mı oldun hemen.’ (..)

Birkaç saat önce elimi smokinimin yeleğine takmış, hem ağlıyor, hem gidiyordum. Meğer görmüş benim gittiğimi. Oysa ben farkında bile değil sanıyordum.

– ‘Paşam… Şey… ‘ diyecek oldum.

‘Hayvansın, nereye gitsen yine hayvansın.’ dedi.(…)

– ‘Çelebi (Cemal Granda) Efendi, meyva getir.’ Yediğini unuttu sandığımdan mı ne, ‘Yediniz efendim…’ deyince kıyamet koptu.

‘Hayvan, yediğimi sana mı sordum. Gene istiyorum…”[10]

Okuyuculara soruyorum: Size hizmet eden birine veya herhangi bir insana böyle bir muamelede bulunur musunuz? Böyle bir şeyi onaylıyor musunuz? Vicdanınız kabul ediyor mu? Eğer iş yerinizde böyle bir muameleye maruz kalsaydınız eminim mahkemeye gidip “Mobbing” davası açardınız.

*

ahmet hakan atatürk ahmet hakan kadir misiroglu, ahmet hakan küfür hakaret, ahmet hakan yazilari, ahmet hakan m. kemal cemal granda hayvan essek

[10] no’lu dipnotta bahsi geçen Cemal Granda’nın söz konusu hatıratının ilgili sayfası…

***

***

Milletin değerlerini aşağılama…

***

M. Kemal, Ingiliz Kralı Edward’a bu Milletin değeri olan fes ve çarşafı bakın nasıl aşağılamış:

“Zatı şahanelerinin de malumu olduğu üzere, Türkiye’de yalnız çarşafı değil, fesi de kaldırmıştım. Fes görmeğe kat’iyyen tahammülüm yoktur. Fes, benim için eski geriliğimizin, taassubumuzun sembolüdür.”[11]

***

Fatih Sultan Mehmed’in peşinden giden bu Necip Millete Hakaret…

***

M. Kemal 17 Şubat 1923’te Izmir Iktisat Kongresi’ni Açış Nutkunda, Fatih Sultan Mehmed ve diğer Padişahların peşinden giden Millete “serseri” demiştir. M. Kemal’in bu sözleri aynı yıl Matbuat Müdüriyet-i Umûmiyesi tarafından neşredilmiştir. Yani “Resmi Yayın”dır. Dolayısıyla inkar edilmesi mümkün değildir.

Işte M. Kemal’in o sözleri:

“Millet hayati gerekleriyle uğraşmaktan yasaklanmış olarak diyar diyar dolaştırılıyor ve bu yeni diyarlar halkı, birçok ayrıcalıklara sahip olarak çalışılıyordu. Yani fatihler, ana unsuru peşine takarak kılıçla fetihler yaparken, kılıç sallarken zaptolunan memleket halkı kazandıkları ayrıcalıklarla sabana yapışıyorlar; toprak üzerinde çalışıyorlardı. Arkadaşlar, kılıç ile fetih yapanlar, sabanla fetih yapanlara yenilmeye ve sonuçta yerlerini bırakmaya mecburdurlar. Nitekim Osmanlı saltanatı da böyle olmuştur. Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Romenler sabanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, kuvvetlenmişler; bizim milletimiz de böyle fatihlerin arkasında serserilik etmiş ve kendi ana yurdunda çalışmamış olmasından dolayı bir gün onlara yenilmiştir.”[13]

*

M. Kemal Atatürk Fatihe serseri dedi mi, M. Kemal atatürk Fatih Sultan Mehmed M. Kemal atatürkün Osmanli hakkindaki sözleri Izmir Iktisad Kongresinin Acis Nutku 17 Subat 1923

***

Ne diyordu Ahmet Hakan? Tekrarlayalım:

“Saygısız.

Seviyesiz.

Asgari nezaketten yoksun.

Ağzı bozuk.

Şuuru kirli.

Bırakın Islam ahlakını ve adabını, genel adap ve ahlaka bile uzak düşmüş.”

Şimdi bazı beyni yıkanmışlar çıkar ve taassubu icabı tarih ilmine aykırı olarak “ben bunlara inanmıyorum!” diye haykırabilir. Mesele değil… Bizzat M. Kemal’in “Nutuk”undan da misaller verebiliriz:

Işte M. Kemal’in eseri “Nutuk”ta[12] geçen hakaretlerden bazıları:

“insanlık evsafından mahrum” (sayfa 13)

“menfi ruhlu kimseler” (sayfa 38)

“zavallılar” (sayfa 71)

“zevatı malumenin hıyaneti” (sayfa 120)

“zatı gafil” (sayfa 180)

“her türlü habaset ve hıyanet ve acz ü meskenet” (sayfa 180)

“şeytanetkâr tedbirlerle milleti iğfal etmek” (sayfa 200)

“şahsi hırs ve menfaat veya hiç olmazsa cehalet” (sayfa 201)

“aciz zavallılar” (sayfa 225)

“akıl ve ferasetlerindeki mahdudiyet” (sayfa 225)

“tab’ ve ahlaklarındaki za’ıf ve tereddüt” (sayfa 225)

“akl-ı eblehfiribane”(aptal, budala) (sayfa 227)

“nazır (Bakan!) diye toplanmış birtakım sebükmağzan” (sayfa 230)

“alçak bir padişahın deni fikirleri” (sayfa 230)

“heyeti fesadiye” (sayfa 235)

“ahlaksızlıklarıyla tanınmış eşhas” (sayfa 235)

“sakim ve hayvanca bir düşünce” (sayfa 236)

“bihissü idrak insanlar” (sayfa 239)

“eblehane, echelane ve miskinane hareket” (sayfa 239)

“teşebbüsatı melanetkârane” (sayfa 264)

“fesat tohumları” (sayfa 264)

“eşhası muzırra” (sayfa 264)

“hafif” (sayfa 285) Refet Paşaya diyor.

“maksadı mahsusu hainane” (sayfa 325)

“namus ve mukaddesat hakkında laubali ve gayrıhassas” (sayfa 355)

“cebin, imansız, cahil” (sayfa 361) Rauf Beyin de (Orbay) aralarında bulunduğu Milli Mücadele taraftarı olan kendi arkadaşlarına diyor.

“çirkin gururlarını tatmin” (sayfa 361)

“ikbal, haset, vehim ve ila gibi avamil ile hareket edenler” (sayfa 376)

“paralı uşak” (sayfa 501)

“millet meclisine kadar girebilmiş vatansızlar” (sayfa 502)

“hayasız, hadnaşinas” (sayfa 543)

“küstah” (sayfa 543)

“pest ve erzel tıynette”(alçak, soysuz) (sayfa 543)

“aciz ve korkak insanlar” (sayfa 637)

“müfsid mikroplar” (sayfa 639)

“mülevves(pis) bir tahtın, çürümüş, çökmüş ayakları” (sayfa 688)

“idrakten mahrum, vicdandan mahrum” (sayfa 689)

“sefil” (sayfa 693)

“Âciz, âdi, his ve idrakten mahrum bir mahlûk” (sayfa 694)

“pespaye” (sayfa 694)

“sefil ve caniyane maksat” (sayfa 851)

“gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet” (sayfa 898)

*

Daha ne desin?.. Evet bay Ahmet Hakan!.. Bu hakaretlerin sahibini çocuklarımıza nasıl örnek olarak göstereceğiz? Milletin değerlerini aşağılayan, Fatih Sultan Mehmed’in peşinden giden bu necip Millete “serseri” diyen, hatta “Allahu Ekber” demeyi bile yasaklamış olan birinin Devlet erkânı tarafından törenle ziyaret edilmesinden rahatsızlık duymuyorsun da neden hasta yatağında yatan Kadir Mısıroğlu’na yapılmış bir ziyareti diline doluyorsun? Sen harbi hiç utanmıyor musun? Birini alkışlayıp diğerine tu kaka demek alçaklık ve yalakalık değil midir?

Yunan Mezâlimi adlı kitabı yazan, Misak-ı Milli’yi müdafaa eden, Batum, Halep, Musul ve Batı Trakya gibi Vatan topraklarını tekrar almamız gerektiğini söyleyen Kadir Mısıroğlu gibi bir Vatanperveri sadece Diyanet Işleri Başkanı değil, bütün Devlet erkânı ziyaret etmelidir. Bundan daha tabii bir şey olamaz.

Herkes evvela kendi evinin önünü süpürsün ve yaptığımız paylaşımların altındaki küfürlü kemalist yorumları okuyup bunun sebeplerini araştırsın

.

**********

.

KAYNAKLAR:
.

[1] Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle Imtihanı, cild 3, Cumhuriyet Yayınları, Istanbul 1998, sayfa 102, 103.

[2] Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle Imtihanı, cild 3, Cumhuriyet Yayınları, Istanbul 1998, sayfa 10.

[3] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 2, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 645. (Sansürsüz baskı).

[4] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 2, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 354. (Sansürsüz baskı).

[5] Atatürk’ün Yanı Başında-Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları, (Derleyen: M. Kemal Ulusu), Doğan Kitap, 5. Baskı, Istanbul Aralık 2008, sayfa 37.

[6] Atatürk’ün Yanı Başında-Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları, (Derleyen: M. Kemal Ulusu), Doğan Kitap, 5. Baskı, Istanbul Aralık 2008, sayfa 198-200.

[7] Atatürk’ün Yanı Başında-Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları, (Derleyen: M. Kemal Ulusu), Doğan Kitap, 5. Baskı, Istanbul Aralık 2008, sayfa 193.

[8] Hıfzı Topuz, Bana Atatürk’ü Anlattılar, Remzi Kitabevi, 12. Baskı, Istanbul 2017 (1. Baskı 2010), sayfa 137.

[9] Cemal Granda (Çelebi), Atatürk’ün Uşağı İdim, Yayına hazırlayan: Turhan Gürkan, Hürriyet Yayınları, Istanbul 1973, sayfa 166.

[10] Cemal Granda (Çelebi), Atatürk’ün Uşağı İdim, Yayına hazırlayan: Turhan Gürkan, Hürriyet Yayınları, Istanbul 1973, sayfa 246-248.

[11] Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anekdotlar-Anılar, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1960, sayfa 92.

[12] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969.

[13] Gazi M. Kemal Paşa Hazretleri Izmir Yollarında, Istihbarat Matbaası, Matbuat Müdüriyet-i Umûmiyesi Neşriyatı, Ankara 1339 (1923), sayfa 108.

NOT: Yazıda, “Atatürk Araştırma Merkezi” tarafından sadeleştirilmiş metni kullandık. Aşağıdaki yazının 6. paragrafı:

http://www.atam.gov.tr/ataturkun-soylev-ve-demecleri/turkiye-iktisat-kongresini-acis-soylevi-izmir

Orijinal metni ise eklediğimiz görselden okuyabilirsiniz.

Tafsilat için bakınız;

https://belgelerlegercektarih.com/2018/07/08/kemal-ataturk-fatih-sultan-mehmedin-pesinden-giden-millete-serseri-dedi-mi/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.