CHP’nin Medeniyet Anlayışı: Güzel Bacaklı Hanımlar Yarışması

CHP’nin Medeniyet Anlayışı: Güzel Bacaklı Hanımlar Yarışması

*

Web sitemde ilk paylaştığım yazılardan birisi, Kemalist rejimin yarı resmi yayın organı olan Cumhuriyet gazetesinin 1925 senesinde tertip ettiği “Güzel bacaklı hanımlar yarışması”ydı.[1]

Kemalist rejim, 10 senelik harpten yeni çıkmış ve tarumar olmuş bir ülkede yapılacak hiç başka bir iş yokmuş gibi Devleti ele geçirir geçirmez alel acele “bel altı” inkılaplarına başlamış ve kadınların bacaklarını teşhir etmeyi, sergilemeyi bir marifet saymıştı. Kemalist rejimin kodamanlarını kabirlerinden kaldırıp; “Hayırdır! Bu neyin acelesiydi böyle beyler? Birilerine verilmiş sözleriniz mi vardı?” diye sormayı o kadar çok istiyorum ki anlatamam!..

Bu müsabakanın üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden yine M. Kemal devrinde ve fakat bu defa diğer yandaş medya olan Vakit gazetesinin 1 Ocak 1931 tarihli nüshasında yeni bir “Güzel Bacak Müsabakası” başladı. Işte yazımızın ana mevzuu bu yarışmadır. “Yandaş medya” diyoruz fakat muhalif medya zaten yoktu. CHP Tek Parti rejimi hüküm sürmekteydi. Arif Oruç’un çıkardığı “Yarın” gazetesi vardı, o da zaten kapatılmıştı.

Vakit Gazetesi söz konusu yarışmayı okuyucularına şu haberle duyurmuştur:

“Vakit’in yeni yılda ilk müsabakası

Istanbulun en güzel bacaklı Hanımı kimdir

Amerikalıların keşfettikleri bir esas dahilinde yapılacak olan bu müsabakada mahremiyet ve nezahete azami itina gösterilecektir

Hanım Efendiler! Iştirak ediniz!”[2]

*

[2] no’lu dipnotta bahsi geçen “Güzel Bacak Müsabakası”nın ilanı… 1 Ocak 1931 tarihli Vakit Gazetesi…

[2] no’lu dipnotta bahsi geçen ilanın büyütülmüş şekli… (Zoom)

***

Bu zihniyete göre eğer Amerika’da yapılıyorsa, bizde de yapılmalıydı tabii ki!.. Bir de utanmadan bu “kahramanları” (!) bize anti-emperyalist, anti-amerikancı diye yutturmaya çalışmıyorlar mı…

Neyse, mevzuu ana mecrasından çıkarmadan devam edelim, zira kemalist tezat ve palavralara girecek olursak bir daha çıkmamız asla mümkün olmaz.

Az evvel de belirtildiği üzere “Güzel Bacak Müsabakası” gazetenin 1 Ocak tarihli nüshasında açıklanmış ve bacak resimlerinin neşri 22 Şubat 1931 tarihinde son bulmuştur. Neredeyse 2 ay müddetle kadınların bacak resimleri her gün gazetenin birinci sayfasında sergilendi. Okuyuculardan en fazla oy alan; “en güzel bacaklı kadın” seçilecektir. Bu haberlerde ilk dikkati çeken husus ise kadınların sürekli olarak teşvik edilmesidir. Kadınlara baskı uygulanmak istendiği izlenimi veren, renkli ve kalın puntolu bu teşvik cümlelerinden birkaçını şuraya alalım:

“Hanımefendiler acele edin!” (Vakit Gazetesi, 6 Ocak 1931)

“Müsabakamız aylarca devam edecek değildir. Hanımefendilerin bir an evvel müracaatlarını tavsiye ederiz.” (Vakit Gazetesi, 10 Ocak 1931)

“Müsabakamıza iştirak (katılmak) için istical (acele) ediniz.” (Vakit Gazetesi, 11 ve 12 Ocak 1931)

“Müsabakaya girecekler, zaman azdır, istical (acele) ediniz! Gösterilen rağbet karşısında Resim gönderme müddetini kısaltacağımızı tahmin ediyoruz.” (Vakit Gazetesi, 14 Ocak 1931)

“Müsabakamıza rağbete müteşekkiriz. Resim gönderecek okuyucularımızın acele etmeleri lazımdır.” (Vakit Gazetesi, 15 Ocak 1931)

*

“Müsabakaya girecekler, zaman azdır, istical (acele) ediniz! Gösterilen rağbet karşısında Resim gönderme müddetini kısaltacağımızı tahmin ediyoruz.” Vakit Gazetesi, 14 Ocak 1931

***

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: guzel-bacak-yarismasi-5.jpg

“Istanbul’dan başka şehirlerdeki okuyucular da müsabakaya iştirak edebilirler” Vakit Gazetesi, 20 Ocak 1931…

***

“Bugün son resimleri neşrediyoruz.” Vakit Gazetesi, 22 Şubat 1931, sayfa 1…

***

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: guzel-bacak-yarismasi-7-1.jpg

Vakit Gazetesi, 22 Şubat 1931, sayfa 7…

***

“Müsabakamız Neticeleniyor.” Vakit Gazetesi, 14 Mart 1931, sayfa 1…

***

“Güzel Bacak müsabakamızın ilk neticesi.” Vakit Gazetesi, 14 Mart 1931, sayfa 6…

***

23 Mart 1931 Pazartesi günü neşredilen bir haberde, yarışmanın kati neticesinin Cumartesi günü açıklanacağı ilan edilir.

28 Mart 1931 Cumartesi günkü nüshanın ilk sayfasında görülen “Bacak müsabakamız dün tamamile neticelendi” başlıklı haberde, 34 sıra numaralı Nevzat hanımın birinciliği, 18 sıra numaralı Nurten hanımın ise ikinciliği kazandıkları okuyuculara duyurulur.[3]

Birinci olan Nevzat hanıma hediye olarak bir sene müddetle her hafta bir çift ipekli çorap, ikinci olan Nurten hanıma ise yine bir sene müddetle her 4 ayda bir çift iskarpin hediye edilecektir.[4]

*

[3] no’lu dipnotta bahsi geçen haber: “Bacak müsabakamız dün tamamile neticelendi.”

Vakit Gazetesi, 28 Mart 1931, sayfa 1…

[4] no’lu dipnotta bahsi geçen haber: “Bacak Müsabakamız Dün Bitti.”

Vakit Gazetesi, 28 Mart 1931, sayfa 4…

***

Vakit Gazetesi, bu müsabaka hakkında Darülfünun yani Istanbul Üniversitesi Öğretim üyelerinin fikirlerini sorar. Bazıları bunu hoş görürken, bazıları da “ahlak dışı” bulmuşlardır. Edebiyat Fakültesi Başkanı Profesör Köprülüzade Fuad Bey de (ki kendisi Prof. Dr. Halil Inalcık’ın hocasıydı) bu yarışmayı ahlak dışı bulanlardan biridir. Bunun üzerine Vakit gazetesi yazarı Sadri Etem tarafından yazılan yazılarda Fuad (Köprülü) Bey doğrudan hedef alınmakla birlikte esasen ileride kapatılmak istenen “Darülfünun” tenkid edilmiştir. Sadri Etem, 11 Ocak 1931 tarihli yazısında; “ilim nerede, kültür nerede, bu efendiler nerede?” diye sorarak Darülfünun hocalarının “ilim ve kültürden uzak” olduklarını vurgulamıştır.[5]

*

[5] no’lu dipnotta sözü edilen Sadri Etem’ın yazısının birinci sayfası

[5] no’lu dipnotta sözü edilen Sadri Etem’ın yazısının birinci sayfası… Büyütülmüş şekli… (Zoom)

***

Aynı gazetenin yazarlarından Mehmet Asım ise Darülfünun hocalarını şu akıl almaz sözlerle tenkid eder:

“Ahlak noktai nazarından (bakış açısından) bir kadının bacağı ile kolu arasında ne fark var? Niçin kolunu açması gayri ahlaki değildirde bacağını açması ahlaksızlıktır? Yahut bacağın dize kadar olan kısmını açmak ahlakidir de niçin dizlerin görünmesi ahlaksızlıktır? Bugünkü ahlaki düstürlarımız artık gökten inmiş kaideler olmıyacaktır.”[6]

*

[6] ve [8] no’lu dipnotlarda sözü edilen Mehmet Asım’ın yazısı…

[6] ve [8] no’lu dipnotlarda sözü edilen Mehmet Asım’ın yazısının büyütülmüş şekli… (Zoom)

***

“Gökten inmiş kaideler” mi? “O da ne?” diye sormayın. Hani M. Kemal, “Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmaları ile asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gayipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”[7] diyordu ya… Işte tam da onu kastediyor. Yani Allah Teala tarafından indirilen Kur’an-ı Kerim ayetlerini… Yani “biz Kur’an-ı Kerim’in kanun ve kaideleri ile değil, kendi yaptığımız kanunlar ile idare olunacağız” demek istiyorlar. Aslında kendileri de yapmadılar… Doğrudan doğruya batıdan aldılar.

Mehmet Asım, yazısının devamında; “Darülfünuncularımıza bir mühim vazife terettüp ediyor (düşüyor)” dedikten sonra, o vazifeyi şöyle açıklar:

“Türk içtimai inkılabının ahlak düsturlarını tesbit ve izah etmek vazifesi.(…) Bugünkü ve yarınki nesil için akıl ve mantık esaslarına müstenit (dayanan) bir milli ahlak mecmuası (bütünü) vücuda getirsinler.”[8]

Yani Mehmet Asım’a göre Kur’an-ı Kerim “akıl ve mantık dışıdır” haşa ve kella… Tam tersine kendi zihniyeti öyledir.

Mehmet Asım’ın bu yazısını “Türkiye Üniversite Tarihi” isimli muazzam eserinin 3. cildinde nakleden Prof. Dr. Emre Dölen, düştüğü 48 numaralı dipnotunda bu anlayışı şöyle tenkid eder:

“Burada gene bir kavram kargaşası ile karşılaşılmakta ve bilim ile ahlak birbirine karıştırılmaktadır. Darülfünun’un (üniversite’nin) görevi bilimi üretmek, yaymak ve aktarmaktır. Bilim kavramının dışında bulunan ve toplumsal bir olgu olan ‘ahlak’ ancak incelenebilir ve ahlaki değerlerin temelleri araştırılabilir. Darülfünun veya üniversite tarafından bir ahlak sistemi geliştirilip topluma sunulamaz.”[9]

Allah Teala bizi, Medenileşmenin kılık-kıyafet, balo ve bacaktan geçtiğini zanneden bu güruhun şerrinden muhafaza eylesin. Diyecek başka sözüm yok.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.


[1]
Cumhuriyet gazetesinin 1925’te tertip ettiği müsabaka için bakınız;

https://belgelerlegercektarih.com/2012/07/01/yil-1925-haber-guzel-bacakli-hanimlar-yarismasi/

[2] Vakit Gazetesi, 1 Ocak 1931.

[3] Vakit Gazetesi, 28 Mart 1931, sayfa 1.

[4] Vakit Gazetesi, 28 Mart 1931, sayfa 4.

[5] Sadri Etem’in yazısı için bakınız; Vakit Gazetesi, 11 Ocak 1931, sayfa 1 ve 9.

[6] Mehmet Asım’ın yazısı için bakınız; Vakit Gazetesi, 25 Ocak 1931, sayfa 4.

[7] M. Kemal’in “Gökten indiği sanılan kitaplar” sözü hakkında yapmış olduğumuz değerlendirmeleri şu yazımızda bulabilirsiniz;

https://belgelerlegercektarih.com/2012/06/24/m-kemal-ataturkun-gokten-indigi-sanilan-kitaplar-sozunu-savunanlarin-iddialarina-reddiye-cevap/

[8] Mehmet Asım’ın yazısı için bakınız; Vakit Gazetesi, 25 Ocak 1931, sayfa 4.

[9] Emre Dölen, Türkiye Üniversite Tarihi, cild 3, Darülfünun’dan Üniversiteye Geçiş-Tasfiye ve Yeni Kadrolar, Istanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Istanbul 2010, sayfa 37.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

Paylaşım Şartı:

Paylaşmak istediğiniz bir yazı, görsel vs. varsa, alakalı yazıya gidin ve yukarıdaki adres çubuğunda görülen linki kopyalayıp paylaşmak istediğiniz yere yapıştırın. Yani YALNIZCA LİNK PAYLAŞIMINA MÜSAADE EDİYORUZ. Ayrıca yazının sonunda “facebook” veya “twitter”ın sosyal medya paylaşım butonları var. O butonlara tıklayarak da paylaşılabilir. Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur.

*

5 Comments »

  1. Gunumuzde de bu sapkinlarin akli hala buyuk tehlike arz ediyor.
    Bu tip eylemler icin “ne var bunda? birakin milleti rahat!” derler sonra kendilerine “peki siz ananizi avradinizi bacinizi kizinizi podyuma atar misiniz?” diye sorunca da celallenirler.

    Dikkat edin! Celallenmeleri namussuzluklarinin yuzlerine vurulmasindandir! Yoksa, nabza gore serbet verilse namuslarini bu ugurda satacaklarini elbette haykiracaklardir.

  2. Bu zihniyetle uğraşmak vakit kaybı,Allah için iyilik yapıp yola getirelim desek yine boşuna,bu zihniyet başka zihniyet,batı bulaşığı bir zihniyet bu. Batı diye diye at gözlüğünü hiç bir zaman gözlerinden çıkarmayan bu zihniyet Osmanlı’nın sonu oldu,umarım bu yüzyıl da onların sonu olur.

  3. yorumlar çok masumane ve çok korkakça. nasıl bir diktatörse 83 senelik ölüsünden bile halen daha milletin ödü bokuna karışıyor. Kemalistler islamı yıkma çabalarında hiç kimseden korkmazken. kendi ülkemizde gavur işgalcilerin devşirmesi dönme tahakkumu kemalist rezilliğin altında ezilmek diye buna denir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.