Resmi Tarih’in Cellat ve Kurbanları, Kurban Bayramı’na Karşı…
Resmi Tarih’in Cellat ve Kurbanları, Kurban Bayramı’na Karşı…

Resmi Tarih’in Cellat ve Kurbanları, Kurban Bayramı’na Karşı…

Resmi Tarih’in Cellat ve Kurbanları, Kurban Bayramı’na Karşı…

*

Kurban Bayramı yaklaşıyor… Her Kurban bayramında olduğu gibi, bu bayramda da yine bazı “aydın” geçinen Islam düşmanları “hayvan katliamı”ndan girecek, “çocuk psikolojisi”nden çıkacak ve buna harcanmakta olan parayla “fakir fukaraya yardım” edilmesi gerektiğini gündeme getirecektir.

Ortaya attıkları iki klişe var;

  • Hayvanlar katledilmesin… Çocukların psikolojisi bozulmasın.
  • Kurban için verilecek parayı ihtiyaç sahiplerine harcayalım…

Sanki bayram haricinde hiç hayvan kesilmiyormuş gibi… Sanki bayramda kesilen kurbanlar fakir fukaraya değil de ingiliz asilzadelerine meze olarak gönderiliyormuş gibi…

*

Seneler evvel bu “aydın”lardan birine Twitter’da verdiğimiz cevap…

***

Halktan toplanan paralarla dünyanın adeta heykel ve büst yapma rekorunu kıran bu sözde “aydın”lar, ne hikmetse halkı sadece Kurban bayramlarında hatırlıyor. Daha doğrusu hatırlıyormuş gibi bir tavır sergiliyor. Ancak verdiğimiz misalden de kolayca anlaşılacağı üzere bu hususta hiç samimi olmadıkları açık.

“Hayvan katliamı” gerekçesi ise basit bir bahaneden ibarettir. Her Kurban bayramında “hayvan katliamı” diye bağırıp dünyayı ayağa kaldıran sözde aydınlar, Noel’deki “hindi katliamı” hakkında tek kelime etmezler.

Öte yandan, Kurban kesmeye karşı olan laikler, bu hümanistliklerini “mülteci” meselesinde unutup onları kovmak ve “Kasap Esed”e boğazlatmak istediklerini birçok defa ispatlamış bulunuyorlar. Zira onları “mülteci” (iltica eden) olarak değil; “mürteci” (irtica) yani gerici olarak görürler.

Bu insan kasapları ve Resmi Tarih kurbanlarının samimiyetsizliklerini şuradan anlayın ki, Meclis’te; “istediğim düzenlemeyi yapmazsanız kafalarınızı keserim”[1] mealinde bir konuşma yapan ve bu hadiseyi “Nutuk” adlı kitabında iftiharla anlatan M. Kemal’i “kahraman” olarak görüyor ve kitabını da “çocuk yaştaki talebelere” okutuyorlar.

*

M. Kemal’in Nutuk’unda geçen ve [1] no’lu dipnotta zikredilen tehdit: “Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”

***

Daha geçenlerde okuduğum bir habere göre bir öğretmen, öğrencilerine Karne hediyesi olarak M. Kemal’in “Nutuk”unu hediye etmiş. Halbuki bu son derece sakıncalı bir durumdur.

Bunu okuyan çocukların psikolojisi ne hale gelir diye hiç mi düşünülmez? “Kahramanımız, Atamız” başkalarının “kafalarını kesmek”le tehdit ettiğine göre, bu çocukların da kendi kararlarını kabul ettirebilmek için sınıf arkadaşlarının “kafalarını kesmek”le tehdit edebileceği hiç mi hesaba katılmaz?

Milli Eğitim Bakanlığı buna neden müdahale etmez?

Kurban kesmeye ve şiddet dizilerine karşı olan sözüm ona “aydın”lar, söz konusu M. Kemal olunca neden susar?

Çocukların psikokojisini bahane edip hayvan kesimine karşı olanlar, neden “kafa kesme” tehdidini “iftiharla” anlatan bir kitabı ısrarla çocuklara okutmaya çalışır?

Mesela bunların kahramanlarından olan Istiklal Mahkemesi üyesi Kılıç Ali, M. Kemal’e suikast teşebbüsünde bulundukları iddiasıyla idama mahkum edilenlerden Ziya Hurşid’in Izmir’de gerçekleşen infazını seyretmiştir.[2] Bundan büyük bir keyif aldığı biliniyor. Yine Kılıç Ali bu sefer Ankara’da idam edilenleri seyretmek için de M. Kemal’in aynı gece verdiği partiye katılan hanım ve beyleri idamların infaz edildiği yere götürmüştür. O partide bulunan yazar Münevver Ayaşlı’nın anlattığına göre Kılıç Ali, kendisine de gitmeyi teklif etmiş ancak Ayaşlı bu teklifi reddetmiştir.[3]

Insanların Istiklal Mahkemesi kararlarıyla sokak ortasında darağacına çekilmiş bedenlerinin çocuklar dahil herkese teşhir edildiğini dönemin gazetelerinde bile görmek mümkündür.

*

Dönemin gazetelerinde idam sehpaları…

***

Cansız bedenleri darağacında seyreden görgü şahitlerinin yürek burkan anlatımlarına da rastlıyoruz.

Nitekim çocukluğunun bir kısmını Izmir’de geçiren koyu kemalist Aslan Tufan Yazman, M. Kemal’in “manevi kızı” Afet Inan tarafından methedilen hatıralarında, Izmir Suikasti bahanesiyle asılanları görünce psikolojisinin nasıl bozulduğunu şöyle anlatır:

“Birinci Istiklal Mahkemesince ölüm cezasına çaptırılmış olanlar hemen o gün, gece Kemeraltı Caddesinde asıldılar. Sabah gazeteleri asılanların resimleriyle dolup taşıyordu. Biz çocuklar çok merak etmiştik. Büyüklerimize haber vermeden birkaç arkadaş Karşıyakadan vapura binip erkenden Izmire geçmiş, asılanları görmek istemiştik. Hayatımızda ilk defa asılmış adam görecektik. Karşımıza evvela Sarıefe Edib’in sehpası çıkmıştı. Bu ufak tefek bir adamdı. Manzara hiç de iç açıcı değildi. Biraz ötede eski Maarif Nazırı (Eğitim Bakanı) Şükrü’nün sehpası ile karşılaştık. Biz en çok Ziya Hurşidi merak ediyorduk. Onu da bomba ve tabancalarla Gaziye hücum etmeyi tasarladığı yere, Kemeraltı Karakolunun önüne asmışlardı. Asılanların hepsinin göğsünde suçunu belirten levhalar vardı.

Bu görünüşler bizim çocuk ruhumuzda çok derin etkiler bırakmıştı. Atatürk’ü öldürmek istedikleri için bu canavar adamlara karşı içimizde bir nefret olmasa belki de bu adamlara acıyacaktık. Kin, korku, iğrenme ve merhamet duygularının karışımından meydana gelmiş etkiler içinde günlerce yüzümüz gülmedi. Sehpalarda gördüklerimiz birçok geceler rüyalarımızı doldurdu. Ekseriya korku ile sıçrayarak uyanıyorduk.”[4]

*

[4] no’lu dipnotta sözü edilen kitabın kapağı ve ilgili sayfası…

***

Acaba “aydın” geçinen tayfa yukarıdaki sözlere ne diyecek çok merak ediyorum doğrusu…

Yoksa bunlar “aydın” maskesi takmış kemalist ideolojinin “yobazı” mıdır? Bize göre bunlar aydın maydın değil; aydın maskeli Islam düşmanıdırlar. Ancak maskeli balo sona erdi, hepsini tanıyoruz artık.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 691.

[2] Azmi N. Erman, Izmir Suikastı ve Istiklal Mahkemeleri, Temel Yayınları, Istanbul 1971, sayfa 165.

[3] Münevver Ayaşlı, Rumeli ve Muhteşem Istanbul / Evlad-ı Fatihan, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 98-99.

[4] Aslan Tufan Yazman, Atatürk’le Beraber, Iş Bankası Yayınları, Istanbul 1969, sayfa 148-149.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

https://www.instagram.com/kadir_candarlioglu_gercektarih

https://instagram.com/belgelerlegercektarihcom

.

Paylaşım Şartı:

Paylaşmak istediğiniz bir yazı, görsel vs. varsa, alakalı yazıya gidin ve yukarıdaki adres çubuğunda görülen linki kopyalayıp paylaşmak istediğiniz yere yapıştırın. Yani YALNIZCA LİNK PAYLAŞIMINA MÜSAADE EDİYORUZ. Ayrıca yazının sonunda “facebook” veya “twitter”ın sosyal medya paylaşım butonları var. O butonlara tıklayarak da paylaşılabilir. Başka türlüsüne hiçbir surette rızamız yoktur.

*

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: