Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

Araplaştık mı? – Prof. Ebubekir Sofuoğlu

*

Prof. Ebubekir Sofuoglu araplasma, arap dili, osmanlica dil araplasma araplardan kelime almak, harf inkilabi, dil devrimi dil inkilabi harf devrimi

Sakarya Üniversitesi Balkanlar Koordinatörü ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu…

***

Kemalist ve ırkçılar, yüzyıllarca Arap alfabesini kullanmamız ve Arapça’dan birçok kelime almamızdan dolayı Araplaştığımızı iddia ediyor. Acaba bu doğru mu? Bu sualin cevabını Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’ndan almadan evvel, Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğini hemen belirtelim. Islam’ı açıkça reddedemeyen bazı siyasetçi, bilim ve sözde din adamları, “Arap kültürü ve Arap dilinden kurtulmalıyız” derler. Halbuki Arap kültüründen kasıt “Islamiyet”tir. Bunun delilini ise başka bir yazıda, üstelik kendi kaynaklarından ortaya koymuştuk.[1]

Şimdi “Araplaştık mı?” sualinin cevabına geçebiliriz. Prof. Sofuoğlu bu iddiaları “Balkanlarda Kuşatma Var” isimli eserinde şöyle çürütüyor:

“Türkler, Araplardan yüzyıllarca kavramlar almış, bu kavramları edebiyatlarında kullanmışlar. Iddia edildiği gibi ve bugün de her yaşayan insanın şahit olduğu gibi, yapılan iddiaların tersine Araplaşmamışlar, Farslaşmamışlardır. Bir kültürün başka kültürden kavram almak suretiyle, kavram alınan kültürün egemenliğine girmesi endişeleri haklı endişeler olarak değerlendirilmekle birlikte, bu alışveriş içindeki kültürler birbirleriyle aynı temel kültüre sahip iseler herhangi bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilemez.

Türklerin kendi aralarındaki boylarının birbirlerinden kavram alışverişleri sırasında bir boyun diğer boyu, kendi kültürel egemenliği altına almak gibi bir sonuçla neticelenmesinin beklenmesi makul bir beklenti değildir. Çünkü alışveriş içinde olan halk gruplarının her ikisi de aynı ortak kültüre sahip Türklerdir. Burada, bir halk grubunun başka bir halk grubunu egemenliği altına alma olgusu yerine, olsa olsa her ikisi de aynı ortak kültüre sahip olan insanların birbirlerini karşılıklı olarak zenginleştirmelerinden söz edilebilir.

Bu çerçevede de her ikisi Türk olmasa da aynı Islam kültürüne sahip iki millet olan Türkler ve Arapların bu şekilde karşılıklı kavram ithaliyle, bir kültürel hegemonya oluşmasından söz edilmemelidir.(..) Türkler ve Araplar, ortak Islam kültürüne sahip olmakla, töre ve gelenekleri aynı olmasa da bu töre ve geleneklerdeki farklılıklar büyük farklılıklar da değildir. Ayrıca oluşacak bir kültürel hegemonya, belki de detay sayılabilecek töre ve geleneklerin farklılığından dolayı oluşmayacaktır.(..)

Oluşacak bir kültürel hegemonya, detaylar vasıtasıyla değil, temel kültürler vasıtasıyla oluşur. Detaylar vasıtasıyla bir kültürel hegemonyanın oluşmasının beklenmesi, aynı dili konuşan milletlerin kullandıkları farklı şiveleri de bir ayrılık vasıtaları gibi görmek sonucunu doğruabilecektir.

Aynı dil içindeki farklı şiveler bir dil içinde nasıl bir temel farklılık ifadesi değilse, temel kültürleri aynı olan milletlerin arasındaki, farklı töre ve gelenekler de o milletler arasındaki temel farklılık ifadeleri değildir. Bu çerçevede bazı ortak kavramları kullanan ve aynı dine, dolayısıyla aynı temel kültüre mensup Araplar ve Türkler arasında bir kültürel hegemonyadan söz edilmemelidir.”[2]

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Araplaşmak ve Arap kültüründen esasen Islamiyet’in kastedildiğine dair delil için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/10/19/arap-kulturu-ne-demek-dinde-reformun-amaci-nedir/

[2] Ebubekir Sofuoğlu, Balkanlarda Kuşatma Var, Babıali Kültür Yayıncılığı, Istanbul 2014, sayfa 244, 245.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Prof. Mahir Kaynak ve Hilafet

Prof. Mahir Kaynak ve Hilafet

*

Mahir Kaynak Hilafet, mitci Mahir Kaynak Halifelik, din ve devlet isleri,

***

Dini devlet işlerine karıştırmayalım, din ile devlet işleri ayrı olsun diyenlere istihbarat analizcisi merhum Prof. Dr. Mahir Kaynak’tan cevap:

“Bir inanç veya ideolojinin siyasi açıdan anlam ifade edebilmesi için onu destekleyen ekonomik ve askeri bir gücün olması gerekir. (..) Bugün siyasi açıdan Islam daha önce rastlanmamış bir rol oynamaktadır. Islam’ı siyaset sahnesine süren Müslümanlar değildir. Onu destekleyen askeri ve ekonomik güç, karar veren merkez, üst düzey örgütler tamamen Islam dışındaki odakların kontrolündedir. Müslümanlar sadece bu büyük organizmanın gövdesini oluşturmaktadır. Işin daha ilginç yanı Müslüman olmayan bu odakların Islam’ı siyaset dışına atmak yerine günümüzün en büyük hesaplaşmasında bir araç olarak kullanmakta kararlı görünmeleridir. Bu çelişkinin temelinde Müslümanların büyük ekonomik kaynaklar üzerinde ve stratejik açıdan çok önemli alanlarda yaşamaları, ancak bunları kontrol edebilecek örgütlenmelere yani devlet yapılarına sahip olmamalarıdır. Suudi Arabistan’ın büyük zenginliği ama yok sayılabilecek siyasi gücü aslında genel modelin tipik bir örneğidir. (..)

Türkiye’nin bu tablo içindeki tavrını ‘anlamsız’ kelimesi bile yeterince ifade etmez. Islam etrafında şekillenen, günümüzün bu en önemli güç mücadelesinin orta yerinde, dini siyasete karıştırmamak gibi bir hülyanın peşindedir. Din siyasete zaten boğazına kadar batmıştır. Olanı saymamak aymazlıktır. Dışladığı, reddettiği şey aslında tek kurtuluş yoludur. Yani bu çatışmada Islam’ı kendisi temsil ederek, bu konuda hak iddia ederek rol oynayarak bağımlı ve küçük ülke olmak kaderinden kurtulabilir. Zaten Türkiye üzerindeki büyük kavga onun bu gücünü kendi hesaplarına kaydetmek isteyenler arasındadır. Yapılacak şey kendi amaç ve irademizin olduğunu göstermekten ibarettir.”[1]

Yani Prof. Mahir Kaynak, “Islam’ı temsil etmek, hak iddia etmek” derken, aslında “Hilafet kurulsun, Türkiye Islam aleminin başına geçsin” demek istiyor.

.

**********

.

KAYNAK:

.

[1] Mahir Kaynak, “Islam’ın Siyasi Gücü”, Aktüel, sayı 189, 16-22 Şubat 1995, sayfa 33.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

 

 

 

 

 

 

 

 

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

*

Hemmam ibn Münebbih'in sahifesi sam zahiriye kütüphanesi, Muhammed Hamidullah Hz. Peygamber döneminde hadisler yazildi mi, Hadisler ne zaman yazildi. Hadisler 200 300 yil sonra mi ya

***

Hadis inkarcılarına göre hadisler Hz. Peygamber s.a.v. Efendimizden 200-300 yıl sonra yazılmıştır. Halbuki bunun doğru olmadığını belgelerle ispatlıyoruz.

YAZININ DEVAMI BURADA:

http://belgelerlegercektarih.net/hadisler-ne-zaman-yazildi-hz-peygamber-s-a-v-efendimizden-200-yil-sonra-mi-yazildi/

.

Ulusal Bayramların Gerçek Gayesi

Ulusal Bayramların Gerçek Gayesi

*

ulusal ve resmi bayramlari kutlamanin gayesi, atatürk ulusal bayramlar m.kemal ulusal bayramlar.jpg

[2] no’lu dipnot ile alakalı… Resmi Gazete’de yayınlanan “Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği…”

***

Ulusal Bayramlar kemalistler için neden bu kadar mühimdir? Cevabı da hemen biz verelim; Çünkü ulusal bayramlar, insanların rejime olan bağlılığını diri tutmak için icat edilmiştir. Bilhassa son dönemde miadı dolmuş kemalist rejimi şarj etmek vazifesi görüyor.

 

Fransız tarihçi Bertaux bu tür kutlamaların gerçek gayesini şöyle açıklar:

“Kutlamak, kitleleri devlet ideolojisinin tören ve ritüellerinin etrafında seferber etmenin yöntemiydi. Bir yandan geçmişten seçilmiş bazı olayların topluca anılması, diğer yandan da şimdiki zamanın yüceltilmesiyle yeni gelenekler icat ediliyordu. Sonuç, her bireyi kendine kurgulanmış bir toplum içinde tanımlamaya teşvik eden muazzam bir devlet propagandasıydı. Sovyetler Birliği, Ekim Devrimi’ni ulusal çeşitliliği, rejimin somut örneği olan işçiyi ve işçi sınıfının dünya çapındaki dayanışmasını yüceltiyordu. Kemalist Türkiye, herhangi bir sınıf mücadelesi fikriyle bozulmamış bir ilerleme ve modernite kültü geliştiriyordu. Ideolojik farklarının ötesinde Italya ve Almanya, yeni faşist çağın doğuşunu müjdeliyordu. Fransa’daki Üçüncü Cumhuriyet deniz aşırı topraklara yayılan bir sömürge imparatorluğu imajını öne çıkarıyordu…. Otoriter rejimlerin dikkatli bir şekilde planlanan ve yukarıdan aşağıya dayatılan ritüelleri sadece halkın bir araya geldiği anlar değillerdi; bu ritüellerin fotoğraf ve film gibi görsel araçlar üzerinden yayınımları, onları devlet ve liderleri lehine daimi bir halkoyuna dönüştürüyordu. Faşizmin en güçlü dönemlerinde gerçekleştirilen kitle gösterileri, sergiler ve kutlamalar, toplu bir fikir birliği hissiyatı yaratarak, rejimin karanlık yüzünü oluşturan baskı, sansür, sindirme, tecrit ve yok etme uygulamalarını gizliyordu.”[1]

Bunu kemalizmi takviye etmek isteyen darbeci Kenan Evren de inkar etmiyor zaten.

Nitekim bu husus 14.8.1981 tarihli ve 8/3456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, yani darbeci Kenan Evren döneminde yürürlüğe konulan “Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği”nin birinci maddesinde;

“Bayramların anlam ve önemine uygun olarak coşku ile kutlanmasını sağlamak ve böylece Büyük Atatürk’e ve ilkelerine bağlılığı geliştirmek ve Ulusal birliği pekiştirmek…”[2] şeklinde ifade edilmiştir.

Yani günümüzdeki kemalistlerin, ulusal bayramları “devlet töreni” ile kutlamak istemeleri masum bir talep değildir. Arka planda bu gerçek yatmaktadır.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Sandrine Bertaux, Ulusu Tasarlamak 1920’ler ve 1930’larda Avrupa Devletleri (Projecting the Nation European States in the 1920s and 1930s), Osmanlı Bankası Arşiv Araştırma Merkezi, Istanbul 2006, sayfa 124, 125.

[2] Söz konusu madde için bakınız; 14 Ağustos 1981 tarihli ve 8/3456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 1 Ekim 1981 tarihli ve 17475 sayılı Resmi Gazete, sayfa 60.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

Ahmet Hakan’a Cevap 6 – Atatürk ve Ortadoğu

*

ahmet-hakana-cevap-ahmet-hakan-kose-yazilari-ahmet-hakan-erdogan-ahmet-hakan-coskun-ahmet-hakana-reddiye

***

Ahmet Hakan, “Atatürk’ü ders kitaplarından çıkaranlar, ‘Ortadoğu gerçeği’ diye bir ders koysunlar okullara… Irak olmuyorsak, Suriye olmuyorsak, Afganistan olmuyorsak, Pakistan olmuyorsak, Atatürk sayesindedir” demiş…

Yalana bak, slogana bak… Bunlar slogan adamı…

Bugüne kadar M. Kemal’i ders kitaplarına soktunuz da ne oldu? Uzaya mı gittiniz? Dünya çapında kaç bilim insanı yetiştirdiniz? Işiniz gücünüz anca heykel yapmak ve insanlara zulmetmek oldu.

Bırakın insanları, hayvanlara bile eziyet ettiniz. Osmanlı’da yük hayvanlarına haftada bir gün yük yükleme yasağı varken[1], sizin rejiminizde Atatürk büstüne zarar verdiği gerekçesiyle; Gülsüm adlı bir “ineğe” bile soruşturma açıldı.[2] Düştüğünüz derekeyi artık görmeniz lazım.

Sanki Osmanlı varken biz Suriye ve Irak gibiydik. Osmanlı hep bu ülkelerden daha ileride olmuştur. Osmanlı Halifeleri bu bölgeleri bir Vali ile idare ediyordu. Osmanlı döneminde oralara “Vali” gönderirken, bugün “işçi” gönderir duruma düştük. Hala bu acı gerçeği görmeyecek misiniz?

Şu anda oralarda yaşanan kargaşanın sebebi “başsızlık”tır. Yani bir “Halife”nin olmayışından kaynaklanıyor… Nitekim Isveç eski Başbakanı Carl Bildt, kaleme aldığı “Osmanlı Mozaiğinin Korunması” başlıklı ingilizce makalesinde şunları yazdı:

“Ortadoğu’da birçok çatışmanın kökeni ve bölgede istikrarlı bir düzenin kurulamaması 20. Yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğunun çözülmesinden kaynaklanmaktadır. Bugün uluslararası toplum bölgede kalıcı bir barışı güvence altına almaya çalışıyor. Ancak hem uluslararası toplumun hem de liderlerin tarihin bize verdiği dersleri hatırlaması gerekiyor. Osmanlı devleti tarihsel süreçte Basra Körfezi’nden Bosna’ya kadar uzanan coğrafyaya hakim olmuş bir imparatorluktu. Ve sultanın nihai otoritesinde iç içe geçmiş kültürler, gelenekler ve diller zengin bir mozaik oluşturmuştu. Böylece Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce yıl bölgede huzuru sağlayabilmişti. Ama İmparatorluğun parçalanmaya başlamasıyla bölgede şiddet sarmalı başladı.”[3]

Yani Carl Bildt kısaca; “Osmanlı gitti huzur bitti” diyor.

Doğu’da olduğu gibi, Batı’da da Osmanlı’nın özellikle de ezilen ve sömürülen sınıflar arasında hayranı çoktu. Ezilen ve sömürülen insanlar, Osmanlı Devleti’nin kendi ülkelerini fethetmesini istiyordu. Bu hamaset değil, hakikattir. Bu hakikati Ukraynalı yazar A. Krımskiy de vurguluyor. Krımskiy’e göre, Balkanlar, Macaristan, Batı Avrupa ve Rusya’da farklı düşünce ve sebeplerden dolayı çok sayıda insan, muhtemel bir Türk istilası tehlikesinden hem korkuyor, hem de açıkça bunu istiyordu.[4]

Macaristan eski Cumhurbaşkanı Pal Schmitt ise şöyle bir itirafta bulundu:

“Türkler tarafından 150 yıl boyunca idare edilmemizi şans olarak tanımlıyorum. Ülkemiz Türkler değil de başka bir millet tarafından alınsaydı, dilimizi ve dinimizi değiştirmemizi isteyeceklerdi, biz de asimile olacaktık. 150 yıl boyunca Macaristan Türkler için stratejik bir yer oldu.”[5]

*

gayri-mc3bcslim-yahudi-hiristiyan-mc3bcslc3bcman-osmanli-hosgc3b6rc3bcsc3bc-seriat-laiklik-idare-yc3b6netim-bicimi-macaristan-cumhurbaskani-iyiki-tc3bcrkler-fethetmis

[5] no’lu dipnotta bahsi geçen haber… Bu sözler Ahmet Hakan’ın maaş aldığı Hürriyet gazetesinde bile haber olmuştu….

***

Peki Hilafeti ve Osmanlıyı yıkan kimdi? Elbette Ingilizlerle Lozan antlaşmasını imzalayan M. Kemal idi.[6] Dolayısıyla Ortadoğunun bu hale gelmesinde M. Kemal de sorumludur. Halifesini kaybeden Islam âlemi imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağıldı gitti. Bunun çözümü ise M. Kemal’in ilkelerini tatbik etmek değil; Tekrar Osmanlı zihniyetine dönmek ve Hilafeti kurmaktır.

Son olarak Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in sözlerine yer verelim… Prof. Şimşirgil, katıldığı bir televizyon programında, Islam âleminin içinde bulunduğu perişanlığı, onu idare edecek bir başın yani bir Halife’nin olmayışına bağladı ve sözlerini şöyle noktaladı:
.
“Başsız gövde leş olur.”

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Osmanlı’da yük hayvanlarına resmi hafta tatili vardı. Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2015/12/19/osmanlida-yuk-hayvanlarina-resmi-hafta-tatili/

[2] Hürriyet Gazetesi, “Büst kıran Gülsüm’e sürgün”, 13.05.2009. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/bust-kiran-gulsume-surgun-11635088

[3] Carl Bildt, Project Syndicate, “Preserving the Ottoman Mosaic”, 30.11.2015. Bakınız; https://www.project-syndicate.org/commentary/syria-iraq-ottoman-legacy-by-carl-bildt-2015-11

[4] Kitabın orijinal ismi: A. Krımskiy, “O Turkofilstve Evropı i Moskovskoy Rusi XVI Veka”, Istoriya Turtsii i Eye Literaturı, Moskva 1910, sayfa 151. (Türkçesi: Türkiye’nin Tarihi ve Literatürü).

[5] Hürriyet Gazetesi, 25.01.2011. Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-turkler-tarafindan-150-yil-idare-edilmemizi-sans-olarak-tanimliyorum-16851695

[6] Osmanlı’yı kimin yıktığını merak edenler şu yazıya bakabilir:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

Osmanlı idaresi hakkında malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/03/osmanlinin-sirri-neydi-ismail-colak/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Hürriyet gazetesi arşivine dikkatle bakılırsa, 40’ından sonra kemalist Ahmet Hakan’ın köşesinden kemalist borazanlığına ve 5816 üzerinden linç operasyonlarına başladığı tarihin, Kanal D anahaber sunuculuğuna başlamasından hemen sonra olduğu görülür. Reytingleri yerlerde sürünen adam tam anlamıyla “atatürk tüccarlığına” sarıldı.

Müslümanların zaten kendisini izlemeyeceğini biliyor, kemalistlerin de geçmişinden dolayı itibar etmediklerini düşünmüş olacak ki, bir anda delifişek kemalist kesildi. Yıllar önce söylenmiş sözleri bulup buluşturup, linç operasyonlarına başladı bir anda ve sunuculuğa atandığı Ocak 2017 tarihinden sonra!

15 Kasım 2016 tarihinde köşesinde şunları yazmış bu “müptezel”;

“Özgürlüklerin Kemalizm adına kısıtlanmasına karşı çıkmaları, Kemalist dayatmacılığa itiraz etmeleri, Kemalizm adına ortaya çıkan tabularla mücadele etmeleri demokrat olmalarının bir gereğiydi. Buna bir şey demem, diyemem.” diyor bay kemalist!

Sunuculuğa atandığı Ocak 2017’den itibaren kemalist militanlığa ve kemaslitlerin avukatlığına soyundu aniden;

“Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda” 17.02.2017 (bu başlık herşeyi açıklıyor!)
“‘Atatürk Türk değildir’ demiş dangalağın teki” 21.02.2017
“Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki” 3.3.2017
“Al sana Atatürk’ü Koruma Kanunu” 12.05.2017
……
Bu vatandaşı karşınıza alıp m.kemal dönemi hakkında tartışsanız, 2 dakika konuşamaz. “daha çok reyting alayım, kemalistlere yaranayım, cebimi doldurayım” telaşıyla kemalist taklidi yapıyor sadece! Düşünce ve tarihi bilgi paylaşan insanları da bu uğurda linç etmekten kemalist olmayan herkesi koruma kanunuyla susturmaktan çekinmiyor.
Her dönem ve her ortama göre şekil ve ağız değiştirmenin atasının kim olduğunu, menfaat devşirmek için milletimizi yalan söyleyerek kandırmayı maharet bilenlerin kimlerden ilham aldığını biz çok iyi biliyoruz!

*

Emin isimli bu takipçimize teşekkür ediyoruz. Ancak bize göre mesele sadece reytingten ibaret değil. Belki zamanı gelince açıklarız

Kadir Mısıroğlu, Ahmet Hakan’ı darmadağın etti!

Kadir Mısıroğlu, Ahmet Hakan’ı darmadağın etti!

CNN Türk’ün maaşlı elemanı Ahmet Hakan, Üstad Kadir Mısıroğlu (daha doğrusu talebesi) ile twitter’da boy ölçüşmeye kalkınca rezil rüsva oldu. Kadir Mısıroğlu’nun talebesinden peş peşe Osmanlı tokadı tadında kapak yiyince neye uğradığını şaşıran bu haddini bilmez eleman, çareyi Kadir Mısıroğlu’nu engellemekte buldu. Işte o tweetler:

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 2

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 3

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 4

*

Bu kapaklara daha fazla dayanamayan Ahmet Hakan, Kadir Mısıroğlu’nu engelledi:

*

Kadir Misiroglu Ahmet Hakan tartismasi 5.:

*

Daha “deli” dediği Kadir Mısıroğlu’nun talebesiyle bile başa çıkamıyor, yazık. Bir de düşünce özgürlüğünden yana olduğunu söylemez mi? Niye engelledin o zaman korkak! Davanı mertçe savunsana. Işte böyle kalırsınız… Slogan adamları sizi.

*

 

Ahmet Hakan’a Cevap 5 – Kadir Mısıroğlu’nun Vasiyeti

Ahmet Hakan’a Cevap 5 – Kadir Mısıroğlu’nun Vasiyeti

*

Ahmet Hakan Kadir Misiroglu Yunan galip gelseydi

***

M. Kemal’in manevi kızı Afet Inan’ı biliyorsunuz. Işte Ahmet Hakan’ın çalıştığı CNN Türk, onu M. Kemal’in aşkları arasında göstermişti.[1] Bu skandala rağmen Ahmet Hakan CNN Türk’ten istifa etmedi. Ama yine de M. Kemal adına ona buna ayar vermeye kalkıyor. Halbuki Ahmet Hakan evvela bu pisliği temizlemelidir, istifa etmelidir. Aksi takdirde M. Kemal’i “kullandığına” hükmederiz. Bu yüzü kızarmaz hadsiz adam, yine Kadir Mısıroğlu’na çattı. Reytingleri mi düştü, elverişli malzeme mi arıyor bilemiyorum doğrusu. Ama ziyanı yok, Allah Teala’nın izniyle her seferinde çatır çatır cevabını vereceğiz. Neymiş, Kadir Mısıroğlu’nun son mesajı şöyleymiş:

“Vasiyetimdir: M. Kemal’e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin.”

Ahmet Hakan ayakta uyuyor galiba… Zira Üstad Kadir Mısıroğlu bu vasiyetini yıllar evvel açıklamıştı. Yeni bir şey değil yani… Hem çok doğru söylemiş. Benim cenazeme de M. Kemal’e zerre muhabbeti olan gelmesin.

Kur’an’ın Allah tarafından vahyedilmediğini, haşa Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin “uydurduğunu” söyleyen birisine zerre muhabbeti olanın bizim cenazemizde ne işi var?

Bunu nerden çıkarıyorum? Tabii ki M. Kemal’in el yazılarından. Bunların bir kısmını Afet Inan yayınlamış, bir kısmı ise yayınlan(a)mamıştı.

Arı Inan’ın, annesi Afet Inan ve de Hikmet Bayur ile yaptığı bir söyleşi var. O söyleşide Afet Inan, M. Kemal’in Islam tarihi ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin hayatı hakkındaki notlarını yayınlayamadığından yakınıyor.

Bu söyleşi teypten aynen, konuşulduğu gibi “Tarihe Tanıklık Edenler” isimli kitaba alınmış. Buyrun, alakalı bölümü hep beraber okuyalım:

“Hikmet Bayur: Fazla kurcalamaya lüzum yok.

Afet Inan: Objektif olmalı. Ben mesela o Karlsbad hatıralarını bir türlü çıkaramıyorum.

Hikmet Bayur: Niçin?

Afet Inan: Biliyorsunuz orada birtakım hususi şeyleri var. Istismar edilir diye korkuyorum. (Sonunda kitabı çıkardı ama o “hususi” bölümleri sansürledi: Kadir Çandarlıoğlu).

Hikmet Bayur: Çıkmasa daha iyi.

Afet Inan: Sonra Islam tarihi üzerinde bütün el yazılarıyla notları var. Bugün gene de olmaz. O da olmaz.”[2]

atatürk afet inan resmi tarih sansür atatürk islam

[2] no’lu dipnotta bahsi geçen kitap…

***

Evet gördüğünüz gibi, M. Kemal’in Islam tarihi ile alakalı notları 1970’lerde bile “yayınlanamaz” cinsten sayılıyordu. Üstelik bunu M. Kemal’in manevi kızı, CNN Türk’e göre ise “sevgilisi” Afet Inan ifade ediyor. M. Kemal’in söz konusu el yazıları Anıtkabir Kütüphanesi’ndedir. Fotokopisi, Türk Tarih Kurumu’nda ve Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Başkanlığı arşivindedir.

Sözü edilen belgeleri buraya alıyorum…

Işte M. Kemal’in Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ve Islamiyetin doğuşu hakkında yazdıkları:

“Kuran sureleri Muhammede açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdir. Muhammedin beyan ettiği sureler uzun bir devirde dinî tefekkürlerinin (düşüncelerinin) mahsulü olmuştur. Muhammet bu surelere birçok çalıştıktan ve tedkikler (incelemeler) yaptıktan sonra edebî bir şekil vermiştir. Mamafi (Bununla birlikte) kendisini tahrik eden batınî amilin (etkenin) yukarda söylediğimiz gibi tabiatın üstünde bir vücut olduğuna kani idi. (Yani “Allah var” zannediyordu). Muhammedi harekete geçiren ilk amil samimî heycanlar olmuştur. Muhammet daha sonra irticalen dinî hitabede bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten nebiliğe, nebiliktende nihayet allahın Resulü haline geçti. Içinde yaşadığı insanların manevî menfaati için ve büyük bir hakikat namına mücahedeye atılmış olan Muhammet, sonunda dinî bir imparatorluğun mutlak reisi ve bütün dünyaya hakim olmak iddiasını besliyen muharip bir dinin müessisi sıfatı ile ömrünü bitirdi. Bu iki netice münhasıran Muhammedin kendi manevî ve fikrî kuvvetinin mahsulü idi.”[3]

*

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-1

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-2

atatc3bcrkc3bcn-el-yazilari-m-kemalin-el-yazilari-atatc3bcrk-peygambere-hakaret-m-kemal-peygambere-hakaret-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-atatc3bcrk-din-dc3bcsmani-mi-3

[3] no’lu dipnotta sözü edilen M. Kemal’in el yazıları…

***

Işte M. Kemal bu el yazılarında Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin “Allah’tan vahiy almadığını ve beyan ettiği sureleri haşa kendi “uydurduğunu” söylüyor. Sahi, bu sözlerin sahibine muhabbet besleyen birinin cenazemizde ne işi var?

Aydın Doğan’ın elemanı Ahmet Hakan, Kadir Mısıroğlu’nun;

“Beni Atina Devlet Mezarlığı’na gömün” diye bir vasiyet daha etmesi gerektiğini yazmış.

Halbuki bunu, bir Osmanlı ve müslüman gibi yaşayan Kadir Mısıroğlu değil, Yorgo gavuru gibi yaşayanlar vasiyet etmelidir.

Yunan Ordusu’nun, daha doğrusu câni sürüsünün Başbakanı Elefterios Venizelos 12 Ocak 1934’te yazdığı bir mektupla M. Kemal’i Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.[4]

*

atatürkk-venizelos-m-kemal-nobel-baris-ödülü-11

Venizelos’un Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığına Fransızca gönderdiği mektubun birinci sayfası… Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2016/11/13/venizelos-m-kemal-ataturku-neden-nobel-baris-odulune-aday-gosterdi/

***

Demek ki Venizelos’un da M. Kemal’e muhabbeti vardı. Elin yunanı, bir kâr elde edemediği birine neden muhabbet beslesin? Anadolu’yu kana bulamış olan bu adam M. Kemal’de ne bulmuştu da ona muhabbet besliyordu?

Bunun oğlu Sofokles Venizelos ise Kurtuluş Savaşında Bursa’da Osman Gazi’nin sandukasını tekmelemişti.[5] Ancak bu küstah herif 1950’li yıllarda M. Kemal’in mezarına çelenk koydu. Anlayacağınız Osman Gazi’ye düşman, M. Kemal’e ise dosttu…

*

osman-gazi-solofkes-venizelos-atatc3bcrk-kabir-ziyaret-celenk

***

Bu Yorgolar M. Kemal’i ne kadar da çok seviyormuş hayret doğrusu… Hırsızlıklarıyla tarihe geçmiş olan yunanlıların M. Kemal’e olan bu muhabbetleri beni bir hayli endişelendiriyor. Acaba onlara bir şeyler mi “hediye” etti diye düşünmeden edemiyor insan…

Uzun lafın kısası; Venizelos’lar-Yorgo’lar, dostunu da düşmanını da çok ama çok iyi biliyor…

Ayrıca manevi kızı Afet Inan’ı, oluk oluk Türk kanı akıtmış olan Venizelos’un koluna Kadir Mısıroğlu sokmadı; M. Kemal soktu, M. Kemal!.. Mevhibe hanımı da kocası Ismet Inönü sokmuştu…

*

Atatürk venizelos afet inan atatürk olmasaydi ahmet hakana cevap

M. Kemal’in manevi kızı Afet Inan ile Venizelos kol kola… M. Kemal ise ortada…

***

inönü venizelos mevhibe atatürk

Mevhibe Inönü ile Venizelos kol kola… Ismet ise arkada…

***

 

atatürk venizelos ahmet hakana cevap

Bu pozlar işgal yıllarında “Zito Venizelos” (Yaşasın Venizelos) demediği için süngülenen Mehmetçiğe hakaret değil de nedir?

***

Dolayısıyla kimlerin Atina Devlet Mezarlığı’na gömülmesi gerektiği bu fotoğraflardan kolayca anlaşılır.

Evet! Bunlara zerre muhabbet besleyenler cenazemize gelmesin…

– Müslümanlara yahudi şapkasını dayatan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[6]

– Allahu Ekber diye tekbir getirmeyi yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[7]

– Kur’an okumayı yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[8]

– Din derslerini yasaklayan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[9]

“Bu Millet Fatih’lerin arkasından giderek serserilik etmiş” demek suretiyle hem Fatih Sultan Mehmed’e ve hem de bu necip millete hakaret eden birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[10]

– Camilerimizi yıkan birine muhabbeti olanın cenazemizde ne işi var?[11]

*

arapca-ezan-ceza-tanri-uludur-allahu-ekber-tekbir-mc3bcezzin-atatc3bcrk-ezan-kirsehir

[7] no’lu dipnota dair… M. Kemal Atatürk döneminde; “Allahu Ekber” diye “tekbir” getirmek yasaktı…

M. Kemal Atatürk döneminde Kırşehir’de “Allahu Ekber” şeklinde tekbir alan bir müezzin hakkında işlem yapılıp Adliyeye teslim edildiği 10.1.1936 tarihli bir resmi belgede görülmektedir:

“10.1.1936 gün ve 3/14 sayılı yazıya:

Kırşehir vilayetinin Kaman nahiyesinde arapça tekbir (yani: “Allahu Ekber”) alan müezzin Yusuf oğlu Hüseyin hakkında yapılan incelemede bilmeyerek tekbiri Arapça okuduğu anlaşılmış ve Adliyeye teslim edilmiş olduğu vilayetin bildirisinden anlaşılmıştır.

Saygılarımla arz ederim.

Başvekalete, Riyaseticumhur Umumi Katipliğine de sunulmuştur.

Dahiliye Vekaleti Vekili

(Imza)”

***

Bu Ahmet Hakan denen adam bir de demokrat geçiniyor… Halbuki insan haklarından vs. bahseden biri M. Kemal’i nasıl savunur anlamış değilim. M. Kemal ne hakla insanların kılık kiyafetine karıştı? Ne hakla Ezan-ı Muhammedi’yi yasakladı? Eğer bir “demokrat” bunları soramıyor ve tenkid edemiyorsa, onun demokratlığı yerin dibine batsın. Insan biraz utanır ya…

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] CNN Türk’ün haberi için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

[2] Arı Inan (M. Kemal’in manevi kızının kızı), Tarihe Tanıklık Edenler-Cumhuriyet’in Kurucu Kuşağıyla Söyleşiler, Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları, 2. Baskı, Istanbul 2017, (Iş Bankası’nın 1. baskısı 2011. Çağdaş Yayınları 1. baskısı 1997), sayfa 336.

Bu söyleşi, Arı Inan’ın yayınladığı “Prof. Dr. Afet Inan” isimli biyografide de geçmektedir; Arı Inan, “Prof. Dr. Afet Inan”, Remzi Kitabevi, 4. Baskı, Istanbul 2017, (1. Baskı 2005), sayfa 274.

[3] M. Kemal’in söz konusu el yazıları Anıtkabir Kütüphanesi’ndedir. Fotokopisi, Türk Tarih Kurumu’nda ve Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Başkanlığı arşivindedir. Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/24/m-kemal-ataturkun-gokten-indigi-sanilan-kitaplar-sozunu-savunanlarin-iddialarina-reddiye-cevap/

[4] Mektup için bakınız; Atatürk’ün Milli Dış Politikası (Cumhuriyet Dönemine Ait 100 Belge) 1923-1938, cild 2, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981, sayfa 241-243.

Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2016/11/13/venizelos-m-kemal-ataturku-neden-nobel-baris-odulune-aday-gosterdi/

[5] Kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/16/bursa-m-kemal-ataturkun-emriyle-carpisilmadan-bosaltildi/

[6] Şapka dayatmasına dair kaynaklar için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/m-kemal-ataturkun-sapka-zulmu-ve-istiklal-mahkemesinde-asilan-alimler-hocalar/

[7] Allahu Ekber diye tekbir getirmenin yasak olduğuna dair kaynaklar için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[8] 1937 yılında Gaziantep’te 50 yaşlarındaki bir kadının kendi evinde gizlice eski usül Arap harfleri ile çocuk okuttuğu haber alınmış ve suçüstü (!) yakalanarak, aramada ele geçen kitaplarla birlikte mevcuden mahkemeye sevk edilmiştir.

Ele geçen ve M. Kemal’in döneminde “suç” teşkil eden kitaplar ve bazı eşyalar ise şunlardır:

3 adet Mevlüt, 5 Tebareke Cüz’ü, 25 Amme Cüz’ü*, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-ı Kerim, 10 Elif Cüz’ü, 2 Minder, 1 sıra, 1 sopa. Kaynak için bakınız; Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.

Kur’an okumanın yasaklandığına dair başka kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[9] Din derslerinin yasaklandığına dair kaynaklar için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[10] Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Atatürk’ün Söylev ve Demeçeri I-III, Bugünkü dille yayına hazırlayanlar: Prof.Dr. Ali Sevim, Prof.Dr. M.Akif Tural, Prof.Dr. Izzet Öztoprak, Türkiye Iktisat Kongresi’ni Açış Söylevi Izmir 17 Şubat 1923.

[11] M. Kemal’in yıktırdığı camilerle alakalı kaynaklar için bakınız;
http://belgelerlegercektarih.com/2016/02/04/ataturk-doneminde-satilan-ve-ahir-yapilan-camiler-sinan-meydana-cevap/

Ahmet Hakan’a yazdığımız bütün cevaplar:

http://belgelerlegercektarih.com/2016/08/28/kadir-misiroglu-shakespeare-muslumandir-gercek-adi-seyh-pirdir/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/02/04/ahmet-hakana-cevap/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/03/04/ahmet-hakana-cevap-2/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

http://belgelerlegercektarih.com/2017/07/19/ahmet-hakana-cevap-4/

 .

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*