Mehmet Okuyan, Islamoğlu ve Taslaman gibi Modernistlere Reddiye…

Mehmet Okuyan, Mustafa Islamoğlu ve Caner Taslaman gibi Modernistlere Reddiye…

Önceleri kendisi de Abdülaziz Bayındır, Mustafa Islamoğlu, Mehmet Okuyan gibi Islam Modernizminin temsilcilerinden olan Prof. Dr. Mehmet Paçacı, yaptığı ciddi sorgulamalar ve çalışmalar neticesinde bunun bir “proje” olduğunu görmüş ve batının empoze ettiği bu yolu terketmiştir.

Prof. Dr. Mehmet Paçacı, kısaltarak aldığımız, “Çağdaşçı ‘Kur’an’da Kadın’ Yorumunun Eleştirisi” başlıklı makalesinde, Islam düşmanı Batılıların iftiralarını ve Mehmet Okuyan, Abdülaziz Bayındır, Mustafa Islamoğlu, Caner Taslaman vb. gibi bunlara aldanan veya gönüllü taşeronluğunu yapan Çağdaşçıların (Modernistlerin) gerçeklere aykırı iddialarını cevaplandırıyor. Ayrıca bu çalışma, “Osmanlı’da kadınların hiçbir hakkı yoktu” gibi kemalist iftiralara da cevap ihtiva etmektedir. Çalışmanın sonunda ise “Müslüman kadının ne zaman ve niçin” sosyal ve iktisadi durumunun kötüleştiği anlatılmaktadır. Kısacası bu yazı, bütün ezberleri bozacaktır… Okumayan çok şey kaybeder.

Okumak için tıklayın:

http://belgelerlegercektarih.net/mehmet-okuyan-islamoglu-ve-taslaman-gibi-modernistlere-reddiye/ 

*

Reklamlar

Islam’da Modernleşme?

Islam’da Modernleşme?

Modernizm, ateizme köprü müdür?… Batı’da bilimin kurucuları ateistler miydi yoksa dindarlar mı?… gibi suallerin cevaplarını aşağıdaki linke tıklayıp okuyabilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.net/modernizm-ateizmin-koprusu-mudur/

 

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

Hadis inkarcılarının belini kıran yazı

*

Hemmam ibn Münebbih'in sahifesi sam zahiriye kütüphanesi, Muhammed Hamidullah Hz. Peygamber döneminde hadisler yazildi mi, Hadisler ne zaman yazildi. Hadisler 200 300 yil sonra mi ya

***

Hadis inkarcılarına göre hadisler Hz. Peygamber s.a.v. Efendimizden 200-300 yıl sonra yazılmıştır. Halbuki bunun doğru olmadığını belgelerle ispatlıyoruz.

YAZININ DEVAMI BURADA:

http://belgelerlegercektarih.net/hadisler-ne-zaman-yazildi-hz-peygamber-s-a-v-efendimizden-200-yil-sonra-mi-yazildi/

.

Duyuru

Sosyal medyada, özellikle Facebook’ta “Belgelerle Gerçek Tarih” adıyla açılmış sayfalara rastlıyoruz. Halbuki Facebook’ta sadece

https://www.facebook.com/kadir.candarlioglu/

ve

https://www.facebook.com/TarihVeDinArastirmalariKurumu/?fref=ts

adlı sayfalar,

Twitter’da ise https://twitter.com/Tarih_ve_Din

adlı sayfa bize aiddir.

Diğerleriyle hiçbir alakamız yoktur. Bazı sayfalarda ise başka isim kullanılmakla beraber bizden izin alınmadan sitemizden yapılan “ç”alıntılar paylaşılmaktadır. Buna da rızamız yoktur.

.

Sadece Kur’ân ile Amel Edilemez

Sadece Kur’ân ile Amel Edilemez

sadece kuran yeter mi, sadece kuran diyenler, sünneti inkar edenler, sünnet inkarcilari, hanifler, peygamberin görevi teblig mi, beyan ne demek, tu beyyine, sünnet kuranin aciklamasi mi, peygambersiz din olmaz

***

http://belgelerlegercektarih.net/sadece-kuran-ile-amel-edilemez/

***

Tavsiye edilen başka bir yazı:

Resul ve Nebi Farkı… Resul’e itaat Nedir?

http://belgelerlegercektarih.net/resul-ve-nebi-farki-resule-itaat-nedir/

.

Islam’da ve Osmanlı’da Kadın

Islam’da ve Osmanlı’da Kadın

Bilgi bombardımanının nasıl bir şey olduğunu merak edenler, bu programı mutlaka izlemelidir. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci hocamız, başta Islam ve Osmanlı’da kadın hakları olmak üzere, muhtelif birçok konu hakkında değerli bilgiler verdi. Allah Teala, hocamıza sağlıklı, sıhhatli, uzun ve hayırlı bir ömür ihsan eylesin.

Iyi seyirler…

 

.

Tavsiye Edilen Kitap: Ebubekir Sifil, İdrak ve Tasdik, Rıhle Kitap, 278 sayfa

Tavsiye Edilen Kitap: Ebubekir Sifil, İdrak ve Tasdik, Rıhle Kitap, 278 sayfa

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 1***

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 2***

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 3***

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 4***

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 5***

tavsiye edilen kitap ebubekir sifil idrak ve tasdik sünnet hadis mezhepler gerekli mi, hadisler gerekli mi, uydurma hadis var mi, indirilen din, kurandaki din söylemi dogru mu 6***

https://ebubekirsifil.com/

http://rihledergisi.com.tr/

https://twitter.com/EbubekirSifil

https://www.facebook.com/E.Sifil?ref=ts&fref=ts

http://sahniseman.org/

 

.

Hüküm’den Leman’a Osmanlı Tokatı

Hüküm’den Leman’a Osmanlı Tokatı

hukum dergisi

***

Hüküm yazarlarından Ahmet AÇIKGÖZ, önceki sayılarında Yavuz Sultan’ı kapağına taşıyıp onunla alay eden ve muhtevasıyla da toplumu ifsad eden Leman’a ne olduğunu ve nereye ait olduğunu hatırlattı.

Leman’ı tarif ederken “Irsi Soysuzluk Marazı” tanımını kullanan Açıkgöz yazısında şu ifadelere yer vermekte; Küfür cenahın yazar-çizer tayfası, İslam hangi istikameti gösterirse zıddına gitmeyi çağdaşlık kabul eden, İslam gündüz dediyse gece, nikah dediyse zina demeyi maharet zanneden, gazetecilik etiketiyle de “baldırbacak komisyonculuğu” yapan fuhşiyat tacirleridir. Dönme dedeleri Sabatay Sevi’den, ona da İbn Sebe’den tevarüs eden asıl meslekleri “ahlaksızlık komisyonculuğu” yaparak milletin mukaddesatına tacavüz etmektir. İslam korkusu idrak melekelerini öylesine iptal etmiştir ki, küçücük beyinlerini saran kocaman kafalarında fikir ve sanat istidadı kalmadığı gibi, seçme, zevk ve beğeni yetenekleri de yok olmuştur. Bu yüzden patlayan öfkeleri fikir ve sanat mecrasından değil, şehvet damarlarından akıyor.

Tam bir cinnet hali yaşıyorlar. Bunlara kızmak, tedavi esnasında elini ısıran hastayı darp eden ruh doktorunun ameliyesinden farksızdır. Doktor hastaya, ehl-i insaf da bunlara kızamaz. Zira İslam, istikamet olarak yolu gösterdi diye uçuruma koşan yolsuzlara, merhamet nazarıyla bakmak insanî bir ödevdir. Bunlara lanet okumak, Allah’ın bize ihsan ettiği akıl ve haya nimetine nankörlük olur.

İslam karşıtlığıyla sanat istidatları körelen bu zavallılar, hayli zamandır müptelası oldukları “irtica ile mücadele” marazının etkisiyle, sanki umumhaneleri dergi sayfalarına taşıdılar. Bu haliyle pravdalarını ne otobüste, ne trende, ne de umuma açık bir başka yerde elde saklamak mümkündür. Zira en mütesahil kadın bile, göz ucuyla bakması durumunda, tedirgin olacak, belki, “Ben nereye düştüm” diye çığlık atacak, ahlak polisi çağıracaktır.

Eski İstanbul sokaklarında müşteri arayan Rum aşuftelerinin kıyafetinden farksız sayfalarıyla okurun karşısına çıkan malum cenahın Leman’ını en son tugaydaki koğuş helasının kapısına asılan sayfalarıyla hatırlıyorum. Bu yüzden Leman ve müştemilatı yayınların çıktığından haberdar olmadığım gibi kapandıklarından da bilgim olmaz. Muhal farz bir gün seferberlik hali zuhur eder, tekrar askerlik vazifesi söz konusu olursa, yine görmek zorunda kalırım diye hayıflandığım bu “Pravda” için bir gün bu satırları karalayacağım hiç aklıma gelmezdi.

Küfür cenahı, İslam’ı en bayağı şeytandan daha bayağı görür. Bu yüzden içlerinde biriktirdikleri muzahrafatı İslam’a kusmak için fırsat ararlar. Fakat her defasında müslümanın istikamet rüzgarı, tükürüğü geri çevirip alınlarına yapıştırır. Menemen hadisesinden bu tarafa cereyan eden hadiseler, yüzlerini adeta muzahrafat lavabosuna çevirmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde, mülevves ruhlarla, yüzlerdeki fuhşiyat çizgileri bu adamlarda olduğu gibi imtizaç etmemiştir. Ne var ki bunlarda soysuzluk, irsi bir maraz halini aldığından mide tiksindiren manzaraları, hâlâ “parlak espriler”miş gibi görüyorlar.

Taksim olayları da gösterdi ki, bunların dünyada tenezzül edemeyecekleri sefil bir iş, çizemeyecekleri ilkel ve iğrenç bir karikatür, uyduramayacakları bir yalan yoktur. Küfür, ruhlarını öyle kirletmiş, akıllarını o derece iğdiş etmiştir ki, en namuslu kadını iffetsiz, fahişeyi de “namus âbidesi” olarak gösterebilirler. Müslümanlarla alakalı yaptıkları haberlerin yalan çeşitliliği, Türkiye’deki her üniversiteye birkaç doktora malzemesi olacak yoğunluktadır.

Arslan Yeleli Kediler

Yiyor, içiyor, istediği semtte ayyaş oluyor, Taksim’de nara atıyor, dans ediyor, zurna çalıyor, tencere-tava dövüyor, ayartıcı, pespaye çıplak resimler çizerek genç kuşakları aptallaştırıyor, bütün bunlara rağmen rahatsız olduklarını söylüyorlar.

Beyler neden rahatsızsınız?

Ezanları susturamadığınızdan, müslüman kadınların başlarından örtülerini alamadığınızdan, camileri yıkıp, bütün Kur’an’ları yakamadığınızdan, İslâm’ın izini silemediğinizden ve Müslümanların kökünü kurutamadığınızdan mı rahatsızsınız?

Ne oldu size? Fuhşiyat albümü pravdalarınız mukaddesata hakaretten dolayı kapatıldı da bizim mi haberimiz olmadı? “Bu kadar da olmaz” diye Müslüman gençler barlarınızı basıp boynuzlarınızı mı arşınladı? Evlerinizin önünde ayyaş olup olmadığınız mı kontrol edildi; ayyaşlarınıza, “bu halde sokağa çıkamazsın” mı dendi? Domuz eti yemeniz ya da çıplaklar plajında pozisyon almanız mı yasaklandı?

Bu panik niye? Yoksa Sabatay Sevi’nin ağzından Osmanlı hikayeleri mi dinlediniz? Bu yüzden mi fare tıkırtısını, Yavuz’un azametli ordusunun gelişi zannettiniz? Siz değil miydiniz, daha düne kadar askerin bacakları arasında mevzi alıp Müslümanlara naralar savuran? Ne oldu size? Arslan yeleli kedilerinizi kurtlar mı yedi?

Neden Yavuz Sultan?

Leman, fikir öfkesi, sanat istidadı ve tarih hassasiyetinden en küçük bir paya sahip olmadığına göre neden Yavuz Sultan’ı kapak yaptı? Baldırbacak komisyoncusu bir pravdanın, iman ve irade abidesi olan Yavuz’la ne alakası olur? Yoksa Yavuz Sultan’ın hesaba çektiği Şah İsmail’e bağlı katiller arasında bunların dedeleri mi var? Yavuz Sultan’dan, Şah İsmail’in Ehl-i Sünnet’i çökertme hareketine, İslam şehirlerini işgal etmesine, can ve mal korkusuyla masum halkın rafizileştirilmesine engel olduğundan dolayı mı rahatsızlar? Şah İsmail’e, Sünnî alim ve devlet adamlarına hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği şekilde işkence yapmasının, Şah Şirvan’ı canlı canlı büyük bir kazanda pişirip etini askerlere yedirmesinin, Trabzon’un nüfusunun on bin olduğu bir zamanda Anadolu’da elli bin Müslüman katletmesinin hesabını sorduğundan, Osmanlı-İslam ordusunu iaşesiz bırakmak için güzergah üzerindeki her şeyi yakıp-yıkıp harabeye çeviren Kızılbaşları muhakeme etmesinden, İslam aleminde ki Şia tehlikesine son verip, İslam birliğini yeniden tesis etmesinden dolayı mı Yavuz Sultan’a saldırıyorlar?

İslam’ı tezyif ve tahkir manivelası olma özelliğini diğer pravdalara kaptırmamak için muzahrafat üretim kapasitesini artıran bu dergi, ciddi bir sanat tetkik heyeti tarafından incelendiğinde, “Leman ve müştemilatına mizah dergisi demek, Anadolu insanın mizah zekasına hakarettir. Bütün nüsha ve müsveddeleriyle kağıt fabrikasına gönderilmesi millet zekasının muhafazası için zorunluluk arz etmektedir.” şeklinde bir hüküm giyecek olan bu pravdanın şenaatleri karşısında, “Bu bir maraz halidir.” deyip sukütü anıtlaştırmak gerekirdi. Aslında hususi dünyamda böyle de yaptım. Yavuz Sultan’ı tahkir eden sayıya bakarken yanıma gelen oğluma, “Evladım! Bundan uzak dur. Zira fare zehiri bundan daha az zararlıdır, bundaki zehir, insanda ne şahsiyet, ne haya, ne de irade bırakır. Dolayısıyla yakılarak imha edilmesi gereken bir pravdadan uzak durduğun oranda selamette olabilirsin.” Çocuk, “Peki neden bu kadar zararlı?” diye sorunca, bir dönmenin Üstad Necip Fazıl’a, bir başka dönme Ahmed Emin Yalman’la alakalı söylediği ifade hatırıma geldi, fakat çocuğun zihnini kirletmemek için söylemedim: “Başı hiçbir vincin kaldıramayacağı kadar boynuzla dolu meşhur ve müseccel d….”

Nerede güleceklerini ancak içlerinden biri gülünce fark edebilen, sonrasında ise neden güldüklerini bilmeden gülme krizine giren Leman okurları, bir gün keskin idrak sahibi bir müslümanın, “bu saçmalıklara gülene gülmek gerekir”, dediği anda sanat müsveddelerini gerçek kimliğiyle tanıyacak ve o zaman bu pravda tek bir adet satamaz hale gelecektir.

Bu durumu Leman da bildiğinden olsa gerek, İslam düşmanlığını varlık sebebi olarak görüyor, fuhşiyyatı elden bırakmıyor. Milletin küfür lügatını genişleten bu tugay helası kapı arkası derginin kilidi ise, Ekşi Sözlük’tür. Allah Resulü’ne hakaret ederek itibar göreceğini zanneden bu sözlük de “Edeb Ya Hu!” ifadelerinden anlamaz.

Bunlara karşı esaslı yazılar yazmak, “cinsellik sömürücüleri”yle iffet üzerine konuşmaya benzer. Küfür cenahının anladığı tek bir hal vardır ki o da birkaç Müslümanın bir sabah yazıhanelerine gidip, “sizi ziyarete geldik” demesidir. Bunlarda ki soysuzluk marazının tek ilacı budur.

HÜKÜM: YENİDEN İSLAM

İdeolojilerin sorun ürettiği, sistemlerin sarsıldığı, İslam’a hizmet vasıtalarının gaye haline getirildiği, farklı zarflar içerisinde onun bunun yorumunun İslam olarak arz edildiği bir zamanda HÜKÜM, “sadece İslam”, “yeniden İslam” diyen diğer yazılarıyla okunması ve yaşanması gereken bir dergi. Yazar kadrosunun önemli bir bölümünü, bir ilim, fikir ve dava mektebi olarak temayüz eden “İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi”‘nin (İFAM) genç ilim yolcularının oluşturduğu Hüküm, unuttuklarımızı hatırlatan bir nezir-i uryan.

 

**********

 

http://www.hukumdergisi.com/index.asp

http://www.ifam.org.tr/Default.aspx

.

Kadir Çandarlıoğlu kimdir ?

Kadir Çandarlıoğlu kimdir ?

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Kadir Candarlioglu, Kadir Çandarlıoğlu kimdir, Dördüncü Murad, Sultan Murad, Padisah Murad

***

Takipçilerimden aldığım sayısız maillerde kendimle ilgili bilgi vermem isteniyor. Her ne kadar sizi tatmin etmeyeceğini bilsem de kısaca bir şeyler yazmayı gerekli görüyorum; Bendeniz, tarihini ve dinini araştırmaya ve incelemeye çalışan bir Müslümanım. Adil bir dünyanın ancak Allahu Teala’nın Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz vasıtasıyla gönderdiği Islâm dini ile mümkün olabileceğini bilen ve bu doğrultuda insanları şuurlandırmak ve de Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle imkanlarım nispetinde, elimden geldiğince -Allahu Teala kabul ederse- cihad eden birisiyim.

Sitemizde yer alan konular, Facebook’ta “Muhteşem 15 yıl”, “Şeriat-ı Muhammediye”, “Anti CHP Arşivi” ve “Tarih ve Din Araştırmaları Merkezi” isimli sayfalarımda (bazı sayfalarım kapanmıştır) paylaştığım ve sonradan “Belgelerle Gerçek Tarih” adıyla internet ortamında okunabilmesi için e-kitap şeklinde yüklediğim kitaptaki konulardan ibarettir. Birçok konuyu ilaveler yapmak ve bazı hataları düzeltmek suretiyle güncelledim. Güncelleme işlemi hala devam etmektedir.

Facebook’ta faaliyette bulunduğum müddet zarfında yaptığım paylaşımlara tepki gösteren, hatta ağza alınmayacak küfürler eden yüzlerce kemaliste rastladım. Bazılarının evvela Müslümanmış gibi yorum yaptığına ancak daha sonra Müslüman olmadığını itiraf ettiğine hayretle şahit oldum. Bunlar genelde dinsiz veya sabetayisttir, yani aslen yahudi olduğu halde Müslüman gibi görünenlerdir… Zaten laikliğin en hararetli savunuculuğunu bu kesim yapmaktadır… Bilgisiz Müslümanları Islâm hukukuna düşman edenler işte bunlardır.

Özellikle “Atatürk olmasaydı” diye başlayan cümleler kurmakla marufturlar. Ne hazindir ki, bu arkadaşların çoğu üniversite talebeleridir… Türkiye’nin geri kalış sebebini şimdi daha iyi anlıyoruz, değil mi? Ingiltere kralının M. Kemal’in elini öptüğüne inanan birisinden memlekete ne hayr gelir? Veya, “kullandığın parada Atatürk’ün resmi var” diyen bir üniversiteli gencin millete ne faydası dokunabilir? Yani parada resmi olan birisi, Allahu Teala’nın emirlerine karşı gelmeye ve milleti de buna zorlamaya hak mı kazanmış oluyor? Bir insanın “iyi” olup olmamasının “ölçüsü” paradaki resmi midir? O halde bu söze muhatap olanın; “Iyi ya, ATA’nı bozdurup bozdurup harcıyorum” demesi galip geldiğini mi gösterir?

Neyse sözü fazla uzatmayalım. Hakkımızda verdiğimiz kısacık malumat vesilesiyle buradan bir duyuru yapma ihtiyacı hissediyorum.

Maalesef üzülerek görüyoruz ki, bazı kimseler, bizden yaptıkları alıntılarda sitemizi kaynak göstermiyor. Anlaşılmaz bir şekilde, yayınladığımız fotoğraflardan sitemizin ismi siliniyor ve başka sitelerde paylaşılıyor. Buna kesinlikle rızamız yoktur. Bunu iyi niyetle bağdaştırmamız mümkün değil. Sitemizi kaynak göstermeden alıntı yapanların rızamıza uygun hareket etmediğini bütün okuyucularımızın bilmesini isteriz.

Ayrıca son zamanlarda bizim adımıza siteler açıldığını ve bu sitelerde bazen davamıza zarar veren paylaşımlar yapıldığını esefle görüyoruz. Bazı haber siteleri de yazılarımızı bizimle alakasız bu tür siteleri kaynak göstererek yayınlıyor.

Şunu bilmenizi isteriz ki, “www.belgelerlegercektarih.com” sitesinden başka hiçbir siteyle bağımız yoktur.

***

Facebook ve Twitter hesaplarımızda yaptıkları birbirinden değerli paylaşımlarla bize destek olan Hıdır, Bünyamin, Serdar, Serhat, Murad, Reyhan, Zeki, Dursun ve Abdurrahman kardeşlerimi burada takdirle anmayı vicdani bir borç bilirim.

Facebook hesabımız; https://www.facebook.com/TarihVeDinArastirmalariKurumu

Twitter hesabımız; https://twitter.com/Tarih_ve_Din

***

Kadir Çandarlıoğlu

Belgelerle Gerçek Tarih | Gerçek Tarih’in Müstesna Adresi

.

Belgelerle Gerçek Tarih on Twitter

Belgelerle Gerçek Tarih on Twitter

https://twitter.com/Tarih_ve_Din

.