Ezan’ı tercüme etmek ahmaklıktır – Yaşar Nuri Öztürk

Ezan’ı tercüme etmek ahmaklıktır – Yaşar Nuri Öztürk

Ezan-ı Muhammedi’yi yasaklayan ve Türkçe tercüme ettiren M. Kemal Atatürk idi. Yaşar Nuri’ye göre ise tercüme etmek ahmaklıktır.

***

Ezan-ı Muhammedi’nin Türkiye’de M. Kemal Atatürk tarafından yasaklandığına dair üç yazımızı istifadenize sunuyoruz:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/25/ezani-aslindan-m-kemal-ataturk-uzaklastirmadi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/27/haber-allahu-ekber-demek-ataturk-inkilabina-saygisizliktir/

Ezan-ı Muhammedi yasağının Adnan Menderes tarafından kaldırılması hakkında bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/27/ataturkun-yasakladigi-ezan-i-muhammediyi-adnan-menderes-serbest-birakti/

Ezan’ın, “anlaşılması için Türkçe’ye çevrildi” yalanına da cevap verilmişti:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/06/ezan-anlasilsin-diye-turkceye-cevrildi-yalani-basit-hesap/

“Allahu Ekber” sözünün, kalbinde ufacık dahi olsa bir iman kırıntısı taşıyanlar için nasıl evrensel ve ölmez bir güç kaynağı olduğunu, imanlı gönüllerde özgürlük ateşini nasıl kıvılcımlayıp ne volkanlar harekete geçirdiğini, ünlü Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzade’nin “Allahu Ekber” başlıklı şiirini kendi sesinden dinleyerek hissetmeye çalışmalarını salık veririz. Dinlesinler de, “Şehadeti dinin temeli” olan bu “Allahu Ekber” sedasının, Sovyet Rusya tarafından 70 yıl sürdürülen baskı, dayatma ve zulmün muhatabı olmuş yüreklere nasıl yeri geldiğinde “ana kucağı” kadar sıcak ve güvenli bir sığınak, yeri geldiğinde özgürlük ateşini kıvılcımlayan bir “ortak sevda terennümü” olduğunu vicdanlarının derinliklerinde duysunlar…

http://belgelerlegercektarih.com/2014/11/23/ezan-i-muhammedi-allahu-ekber/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Salâtu Selâm’ın Ve Tekbir’in Türkçeleştirilmesi

Salâtu Selâm’ın Ve Tekbir’in Türkçeleştirilmesi

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

Türkce Ezan, Türkce Salatu Selam, Türkce tekbir, Türkce ibadet Atatürk müslüman mi, Atatürk dindar mi, Atatürk dinsiz mi Tanri Uludur, Atatürk Ezan

Afyonkarahisar Müftülüğüne gönderilen tamim…

***

diyanet isleri baskani rifat börekcinin türkce salatu selam türkce tekbir hakkindaki tamimi, atatürk türkce ezan kemal türkce ezan

Bu da başka bir Müftülüğe gönderilen tamim…

***

Ezan ardından 1932 yılında Salat-ü Selam ve Tekbirin de Türkçe okunmasına karar verilmiş…

Tek partili yıllarda iktidar, kendi kurumsal aygıtı içerisinde konumlandırılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın birtakım uygulamalarını muhalefet olarak addetmiş olsa da bu kurumu kendini meşrulaştırmak amacıyla kullanma gayreti içerisinde olmuştur

Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk yıllarında muhalefet denildiğinde akla ilk olarak dini muhalefet gelir. Temelde dini Saikler olmasa dahi muhalefet hareketleri bir biçimde dine dayanma gereği duyar. Bu durum günümüzde de değişmiş değildir aslında. Buna mukabil tek partili zulüm yıllarında çokça söz edilmesine karşın mahiyeti, talepleri, tesirleri, taşıyıcıları, hedef kitlesi hakkında pek fazla malumatımız yok.

Tek partili yıllarda iktidar, kendi kurumsal aygıtı içerisinde konumlandırılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın birtakım uygulamalarını muhalefet olarak addetmiş olsa da bu kurumu kendini meşrulaştırmak amacıyla kullanma gayreti içerisinde olmuştur. 1932 yılında uygulamaya konulan ve birkaç yıl sonra vazgeçilen fakat meydana getirdiği korku bütünüyle yakın tarihteki dini algıya tesir etmiş olan Türkçe ibadet uygulaması bunlardan biri olarak zikredilebilir.

Dini alanın rejim açısından nasıl bir mücadele konusu olduğunu görmek bakımından devrin Diyanet İşleri Reisi Rifat [Börekçi]’nin 6 mart 1933 tarihli tamimi dikkat çekicidir. Salât u selâm duaları da dahil olmak üzere ibadetlerin Türkçeleştirilmesi projesinin ulaştığı boyutları gösterdiği kadar bu yıllarda İslam odaklı muhalif seslerin nasıl susturulmaya çalışıldığını da göstermektedir. Bu devrin ayrıntıları hakkında bölük pörçük de olsa değişik kaynaklarda epey malumat bulunmakta. Tek-parti döneminde Ramazan aylarının dinî propaganda yapılabilecek uygun ve elverişli bir ortam yarattığına dair “endişeli” yaklaşımlar da dahil olmak üzere daha pek çok konu hakkında kronolojik bilgiler Dücane Cündioğlu’nun Türkçe Kur’an ve Cumhuriyet İdeolojisi(1. Baskı Ocak 1998) kitabından okunabilir. Diyanet’in yaşadığı baskı, çelişki, ağırdan alma vb. tavırları konusunda ise Cemil Koçak’ın Tek-parti Devrinde Muhalif Sesler (1. Baskı 2011) kitabının ilgili bölümlerine müracaat edilebilir.

İmam Ali Adıgüzel’in saklamış olduğu belgeden Dücane Cündioğlu’nun kitabında da söz ediliyor. Bu tamimin yayımlanma sürecine tesir eden Bursa olaylarından da tabii.

Bu belgeyi önemli kılan ise hem belgenin gönderildiği müftülüğün belli olması hem de üzerine yıllar sonra yazılan fakat muhalif sesi yansıtan kenar notu. Tamimin gönderildiği yıllarda, Afyonkarahisar müftüsü Hüseyin Fevzi Bayık’tır. Bayık, 1916 yılında Afyonkarahisar Müftüsü olur ve 1960’da aynı görevden emekliye ayrılır.

Belge üzerinde yer alan son derece dikkat çekici notta şunlar yazıyor: “Allah’a hamdolsun. Ezanı Muhammedinin aslı gibi Arapça okunmaya başlandığı tarih: 17.06.1950”

“Bilindiği üzere Arapça Ezan yasağı 16 Haziran 1950 tarihli 5665 sayılı kanunla, Türk Ceza Kanunu’nun 526. Maddesinin değiştirilmesiyle kaldırılmıştır. Tamimin gönderilmesinden şu çıkarımı da yapmak imkan dahilinde: “ Din adamları” her ne kadar devletin maaşlı memuru da olsalar, öyle görülüyor ki, her zaman kendilerinden beklenenler doğrultusunda hareket etmiyorlardı.

Bu nottan hareketle değişik tahminler yürütmek mümkün. Anlaşılan o ki bu belgeyi elinde bulunduran kişi, muhalefetini ve aynı zamanda sevincini ve elbette şükrünü el yazısıyla ifade etmekten kendini alıkoyamamıştı.”

***************

Arşivden çıkan yasak

Ezan ardından 1932 yılında Salat-ü Selam ve Tekbirin de Türkçe okunmasına karar verilmiş

Kararda Türkçe ezanın okunduğu bir zamanda Arapça Salat-ü Selam okumanın ahenksiz düşeceği belirtiliyor

Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile ezanın Türkçe okunmasının ardından Salat-ü Selam’ın ve Tekbir’in de Türkçe okunmasına karar verilmiş. 06 Mart 1933 yılında alınan karar doğrultusunda Türkçe olarak 3 farklı Salat-ü Selam hazırlanmış ve hazırlanan bu Salat-ü Selam müftülüklere tebliğ edilmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı tebliğde her tarafta Türkçe ezanın okunduğu bir zamanda Arapça Salat-ü Selam okunmasının ahenksiz düşeceğini de ifade etmiş. Ayrıca hükümetin takip buyurduğu maksat gereği Tekbir’in de Türkçe okunması konusunda müftülüklere genelge gönderilmiş.

Türkçe Salat-ü Selam okunması ise Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden alınan belgeye göre Tireli Ali Oğlu Hafız Ahmet Efendi’nin İzmir’in Kemer Altı Camii’nde Arapça Salat-ü Selam okuduğu gerekçesiyle İzmir Sulh Hukuk Mahkemesince Türk Ceza Kanunu’nun 526. Maddesi gereğince iki gün hafif hapse ve yarım lira hafif para cezasına mahkûm edilmesiyle ortaya çıkıyor. Fakat Hafız Ahmet Efendi’nin savunmasında Salat-ü Selam’ın Türkçe okunması hakkında bir emir tebliğ olmadığı üzerine dönenim Adalet Vekili, Yüksek Başvekalet’ten (Başbakanlık)  “Ezan ve kamet gibi Salat-ü Selam’ın da Türkçe okunması hakkında Diyanet İşleri riyasetince yapılmış bir tebliğ ve tamim olup olmadığının bildirilmesi, yapılmış tebliğ varsa bir suretinin gönderilmesi hususuna emir ve müsaade buyrulmasını istirham eylerim efendim hazretleri” yazısıyla konu hakkında bilgi istiyor. Bunun üzerine Başbakanlık Müsteşarlığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ezan ve kamet (sünnet olan ve ezana benzeyen) gibi Salat-ü Selam’ın da Türkçe okunması hakkında Diyanet İşleri riyasetince yapılmış bir tebliğ ve tamim olup olmadığı hususunda bilgisine başvuruyor.

Başbakanlık Müsteşarlığı’nın 10 Ocak 1934 ve 6/136 sayılı tezkerelerine cevaben Diyanet İşleri Başkanlığı ise gönderdiği yazıda “Salat-ü Selman’ın da Türkçesi 6/3/1933 tarihinde tüm müftülüklere ve 12/3/1933 tarihinde de berayi malumat Dahiliye Vekaleti yüksek makamına ve birkaç nüshası da Evkaf Umum Müdürlüğüne gönderilmiştir” diyerek söz konusu tebliğin örneğini gönderiyor.

Gönderilen tebliğde ise Diyanet İşleri Başkanlığı, öz dilimizle her tarafta Türkçe ezanın okunduğu bir zamanda Arapça Salat-ü Selam okumanın ahenksiz düşeceğini de ifade ediyor. Fakat bunun yanında hükümetin takip buyurduğu maksadın ise milliye de uygun gelmediğine binaen Türkçe Salat-ü Selam’ın üç sureti ile Türkçe tekbir gönderilmiştir. Din görevlilerince hangisi istenirse ondan okumaları da lüzumlu görülüyor.

Türkçe okunması istenen Salat-ü Selam ise şöyle

Tanrı Elçisi Muhammet Salat Sana Selam Sana

Tanrı Sevgilisi Muhammet Salat Sana Selam Sana

Tanrı Elçileri Salat Sizlere Selam Sizlere

Ey Tanrı’nın Elçisi Muhammet Senin Üzerine Olsun Rahmet ve Selamet

Ey Tanrı’nın Sevgilisi Muhammet Senin Üzerine Olsun Rahmet ve Selamet

Ey Tanrı’nın Elçileri Sizin Üzerinize Olsun Rahmet ve Selamet

Ey Tanrı Elçisi Muhammet Sanadır Rahmet ve Selamet

Ey Tanrı Sevgilisi Muhammet Sanadır Rahmet ve Selamet

Ey Tanrı Elçileri Sizedir Rahmet ve Selamet

Okunması istenen Türkçe tekbir ise şöyle:

Tanrı Uludur Tanrı Uludur

Tanrı’dan Başka Tanrı Yoktur

Tanrı Uludur Tanrı Uludur

Hamd Ona Mahsustur.

 

**********

 

KAYNAK:

diniajans.com

 

**********

 

Benzer konularımız:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/03/10/turkce-ibadet-olur-diyen-yasar-nuri-ve-avenesine-cevap/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/06/ezan-anlasilsin-diye-turkceye-cevrildi-yalani-basit-hesap/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/10/28/ezanin-yasaklanmasini-protesto-edenlere-hapis-cezasi/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/25/ezani-aslindan-m-kemal-ataturk-uzaklastirmadi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/27/ataturkun-yasakladigi-ezan-i-muhammediyi-adnan-menderes-serbest-birakti/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/23/zamaninda-ezani-neden-aslindan-uzaklastirdilar-bence-en-iyi-cevap-burda/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/28/m-kemal-ataturk-ve-avanesinin-kuran-karsisindaki-acziyetleri/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/05/turkce-ezan-ile-ilgili-bir-yazi/

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Ali Naci Karacan: “Din Zehirdir”

Ali Naci Karacan: “Din Zehirdir”

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

ali naci karacan din zehirdirAli Naci Karacan

***

ali naci karacan din zehir tan gazetesi 7 subat 1949

***

4 Şubat 1949’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iki kişinin Ezan okuması üzerine[1], Ali Naci Karacan, Tan gazetesinde yayınlanan yazısında dine “zehir” demişti.

Inkılapların ne maksatla, hangi zihniyetle yapıldığını göstermesi bakımından Karacan’ın yazısını buraya alıyoruz:

“Halk arasında ve intihap dairelerinde hoşa gitmeği her şeye üstün tuttukları anlaşılan bazı kimseler, din avukatlığının insanı kalabalıklara çabuk sevdireceğine inanmışlar ve demokrasiye yeni giren memleketin içinde sanki Atatürkün yıktığını yapmak ister intibaını bırakan bir tavır takınmışlardır. Bu zevat bu arada, komünizme karşı en iyi mücadele çaresi olarak din propagandasını tavsiye bile etmişler ve zehri zehirle tedavi etmek yolunu işaret suretiyle akıllarının bütün ölçüsünü de ayrıca göstermişlerdir.

Kitapçı dükkanlarını Arapça levhalar kaplamış ve din mecmualarının sayısı da tabii hesaplanamaz bir hal almıştır. Vaziyet böyle olunca malum müezzinler de kalkmışlar ve tam Millet Meclisinin içine girerek, ezanı okumağa başlamışlardır.”[2]

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Ezan-ı Muhammedi’nın yasaklanışı hakkında tafsilat almak isteyenler şu yazımıza bakabilirler:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

Ayrıca bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/27/ataturkun-yasakladigi-ezan-i-muhammediyi-adnan-menderes-serbest-birakti/

[2] 7 Şubat 1949 tarihli Tan gazetesinden aktaran Akşam.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Hatay’lıların şaşkınlıkları – Mustafa Armağan

Hatay’lıların şaşkınlıkları – Mustafa Armağan


Mustafa Armağan

***

Mustafa Armağan ile yapılan bir mülakattan:

Hatay’da ise gerçekten traji-komik bir durum yaşanıyor. 1938’de Suriye mi Türkiye mi? diye bir halk oylaması yapılıyor. Gariptir, bu süreçte Türkiye büyük bir propaganda faaliyetleri yürütüyor. Türkiye’den Şeyhler, Hocalar, Din adamları gönderiliyor bölgeye. Türkiye’de tekkeler kapatılmış ama orada `Müslüman Türkiye´ propagandası yapılıyor. Türkiye’nin ne kadar dindar(!) bir ülke olduğu vurgulanıyor Hatay’lıların gözünde.

Sonuç olarak halk Türkiye’yi seçiyor ve Türk askeri Hatay’a giriyor. Askerimizin ilk yaptığı iş “ezanı susturmak” oluyor.

Halk şaşırıyor. “Yahu burada Fransızlar varken ezan Arapça okunuyordu Türkler gelince neden sustu ezanlar? Hani biz işgalden kurtulmuştuk?”

Biliyorsunuz Hatay’da önemli miktarda bir Arap nüfusu var. Dolayısıyla işgalci Fransa’nın karışmadığı ezana Türkiye devleti karışıyor. Sadece ezana karışmakla kalmıyor Türkiye. Kur’an öğretiminde de benzer sıkıntılar yaşanıyor.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

Ezan, anlaşılsın diye Türkçe’ye çevrildi yalanı – Basit hesap

Ezan, anlaşılsın diye Türkçe’ye çevrildi yalanı (Basit hesap)

Ezan’da toplam (tekrarlar ve edatlar hariç) 10 kelime var. Bu 10 kelimenin 4 tanesini (Allah, Ilah, Muhammed*, Resulullah) zaten günlük dilde kullanıyoruz.

Eğer Müslüman olmak için söylenmesi gereken Kelime-i Şehadet’in kelimeleri olan “Eşhedü, “Ilah” ve “Illallah”tan ikisini de çıkarırsak bu rakam 6 kelimeye çıkar. Bilinmeyen 4 kelime kalır ve bunlardan biri de “felah”tır. Mana olarak `kurtuluş´ demek. Namazın manevi olarak kurtuluş olduğunu simgeliyor… “Felah” kelimesi aynen kalıyor… Türkçe olmasın diyorlar. Onu da katarsak geriye 3 kelime kalıyor.

Bunlar “hayya” haydi demek, “salah” namaz demek, “ekber” de en büyük demek. Dolayısıyla birisine en fazla 3 dakika içinde öğretilebilecek bu 3 kelime için 1400 yıllık Ezan’ı değiştirmek de neyin nesi?? Kaldı ki, madem anlaşılması için Türkçe’ye çevrildi, o halde Arapça olan “felah” kelimesi neden tercüme edilmedi? Felah kelimesi, “Allahu Ekber” kelimesinden daha mı kolay anlaşılıyor?

Kimi kandırıyorsunuz siz??

***

* Sallallahu aleyhi vesellem

***

NOT: Mustafa Armağan bir röportajında buna değinmişti.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

 

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

Türkçe Ezan ile ilgili bir yazı

Türkçe Ezan ile ilgili bir yazı

(ALLAH ismini Ezan’dan çıkaran M. Kemal Atatürk ve avenesini; ALLAH bildiği gibi yapsın)

VE O GÜN …

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelgesiyle ezan ve kametin Türkçe okunacağını bildiren kararının ardından, tam 18 yıl boyunca Türkçe okunan ezanın ilk defa Arapça okunduğu gün Edirne’den Artvin’e, Sinop’tan İskenderun’a kadar tüm Türkiye’yi gözyaşlarına boğan günün hikâyesine bir göz atalım.

Tarih 16 Haziran 1950.

Yani tam 57 yıl öncesi.

Yer Sultanahmet Meydanı.

Bir dönem Diyanet İşleri Başkan Vekilliği de yapan, 2006 yılı mayıs ayında kaybettiğimiz Yaşar Tunagür Hoca verdiği bir röportajda o günü şöyle anlatıyor:

“Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet Camisinde kılmayı kendime adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan Hafız… Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet camisine namaz kılmaya gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir kalabalık ve telaş vardı.

Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna doğru ilerledik. Baktık ki caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri. Avluda baktık ki herkes yukarı bakıyor. Camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor. Birden cami minarelerinin bütün şerefelerinden,

“ALLAHu Ekber! ALLAHu Ekber!”

diye Arapça Ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, birbiri ardına nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi olmayan caminin içindeki cemaat da Arapça Ezanı duyar duymaz kendilerini dışarı attı. Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça Ezanı dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden biri başlıyor, öbürü bitiriyor, yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul’un diğer camileri takip etti…

İstanbul’un bütün minarelerinden, yıllardır özlemini çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere… Bir an için rüyada olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça Ezan okunuyordu.

(Duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra devam etti):

Arapça Ezan sesini duyan herkes olduğu yerde durmuştu. Sanki yere çivilenmiştik; ben ve Sultanahmet Meydanı’nı dolduran bütün insanlar… Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip, ALLAHu Ekber, ALLAHu Ekber’leri dinler oldular… O an anlatılmaz, yaşanır ancak… Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik… ALLAH bir daha göstermesin o günleri…”

(Amin Amin Amin)

Türkiye ayakta…

O gün ülkenin dört bir yanında benzer manzaralar yaşandı. Ezanın Arapça okunmasına imkân kılan Meclis kararı o gün radyolardan ilan edilince, Türkiye’nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye’de sel olup aktı. Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı.

**********

 

KAYNAK: Sabah gazetesi, 15 Haziran 2007.

NOT: Merhum Adnan Menderes’i hayrla analım.

 

**********

 

`K. Çandarlıoğlu´

 

**********

 

“Belgelerle Gerçek Tarih” isimli 792 sayfalık çalışmamızı ücretsiz indirebilirsiniz:

http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez

*

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*