Atatürk’ü Samsun’a Vahdettin Gönderdi (Belgelerle)

Atatürk’ü Samsun’a Vahdettin Gönderdi

Yalan ve kan üzerine inşa edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nde, adeta slogan üretme vazifesiyle mücehhez kılınan mekteplerin, Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı “Dünyayı Kurtaran Adam” adlı sinema filmi tadında anlattıkları masallara göre, -haşa- vatanı satan Padişaha isyan edip yokluk içinde, beş parasız, bütün imkanlardan mahrum bir şekilde kırık dökük, pusulasız bir vapurla gizlice Samsun’a çıkan ve Anadolu’daki kıyamı başlatan M. Kemal Atatürk, 7 düveli vatandan kovmuş ve yere serilmiş, pes etmiş bir milleti yoktan var etmiştir…

Öyle ya, M. Kemal’in kurduğu rejimde M. Kemal’in düdüğü ötmeliydi… Böylece haliyle, “sözde” tarihçilerin yazdıkları kitaplarda, Osmanlı Devletini tarih sahnesinden silen ve yeni bir devlet kuran M. Kemal Atatürk göklere çıkarılacak, Osmanlı ise kötülenecekti. Eğer Sultan Vahidüddin’in temsil ettiği “Saltanat” kaldırılıp, M. Kemal’in temsil ettiği “sözde Cumhuriyet” kurulacak olmasaydı, doğal olarak kimse Sultan Vahidüddin’e hain damgasını basma ihtiyacını duymayacaktı. Süleyman Demirel’in itiraf ettiği gibi, Osmanlı’yı kötülemeye “mecburdular.”[1] Buna göre padişah -haşa-, “vatanı satmış” bir “hain”, M. Kemal Atatürk ise “vatanı kurtarmış” bir “kahraman” olarak takdim edildi. Ancak ne gariptir ki, koskoca vatanı sattığı iddia edilen Padişah yokluk ve borç içinde hayata gözlerini yumarken, “kahraman” yapılan M. Kemal Atatürk -halkın sefaletine rağmen- debdebeli, lüks bir hayat sürmüştür.[2]

Mekteplerden, daha doğrusu slogan üretim merkezlerinden mezun olan sloganzedelere bunların yalan olduğunu kabul ettirmek, ünlü fizikçi Albert Einstein (Aynştayn)’ın dediği gibi “atom parçalamaktan” daha zordur. Ancak, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” Hadis-i Şerif’ine muhatap olmamak için, Kadir Mısıroğlu ve Ahmed Akgündüz gibi büyüklerimizin eserlerinden de istifade etmek suretiyle kendi çapımızda hakikatleri söylemek vazifesini ifa etmek durumundayız. Hele M. Kemal Atatürk’ün partisi CHP’de Genel Başkanlık koltuğunda oturmuş olan Bülent Ecevit’in bile, “Vahdettin Hain değildi”[3] itirafından sonra bizim susmamız düşünülemez.

Evet, Sultan Vahidüddin hain değildi ve Enver Paşa başta olmak üzere birçok kişinin karşı çıkmasına rağmen[4] M. Kemal’i Samsun’a göndermiştir. Bunu söyleyince, mekteplerde yavrularımızı kandırmayı kendilerine şiar edinmiş kemalistlerden akıl almaz derecede komik olan şöyle bir itiraz yükseliyor: “Ama efendim, müfettiş olarak gönderdi.”

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

[4] no’lu dipnot ile ilgili… Enver paşanın, M. Kemal’in Samsun’a gönderilmesine mani olmak için Sultan Vahidüddin’e gönderdiği mektup

***

M. Kemal Atatürk’e verilen 16 Mayıs 1919 tarihli Ingiliz vizesi… Ayrıntılar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/05/24/sultan-vahdettin-m-kemali-neden-anadoluya-gonderdi-ingilizler-nicin-izin-verdi-oyun-icinde-oyun/

***

M. Kemal Atatürk’ün Ingiliz Istihbaratı ile gizli ilişkisi deşifre oldu:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/10/m-kemal-ataturkun-ingiliz-istihbarati-ile-gizli-iliskisi-desifre-oldu/

***

E nâmübarekler, ne olarak göndermesini bekliyordunuz? Ingilizlerin kontrol ettiği ve Samsun’a gitmek için Ingilizler’in vizesine[5] muhtaç olunduğu bir bölgede, padişahın; “Ingilizlere ve müttefiklerine karşı kıyam başlatması için M. Kemal’i Samsun’a gönderiyorum” demesini mi bekliyordunuz? Böyle saçmalık mı olur?

Bilindiği gibi, M. Kemal Atatürk’ün Adana’dan Sultan Vahidüddin’e çektiği telgraf[6] üzerine onun önerdiği Izzet Paşa kabinesi teşekkül etmiş ve yine M. Kemal’in önerisiyle kabinede görev verilmiş olan Rauf Bey (Orbay) Mondros Ateşkes anlaşmasını imzalamıştır. Düşmanlarımız, bu anlaşmanın 7′inci maddesine dayanarak Osmanlı Devleti’ni işgal etmiştir. Sultan Vahidüddin, bu feci mütarekenameyi görünce bu kabineden rahatsızlığını ifade etmiş ve O’nu istifa etmek zorunda bırakmıştır.[7] Bu mütarekeye göre Osmanlı Devleti’nin silahsızlanması gerekmekteydi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin silah kullanması anlaşmayı ihlal etmek anlamına gelmekteydi. Bu yüzden Sultan Vahidüddin, işgal kuvvetlerini aldatmak için M. Kemal’i suni bir memuriyetle, yani resmi olarak “müfettiş”, fakat gerçekte Anadolu’daki kıyamı örgütlemek için Samsun’a göndermiştir. Mehmed Akif’in başyazarı olduğu Sebilürreşad Mecmuası’nın sahibi ve Akif’in yakın dostu Eşref Edib de, Milli Mücadele yıllarını anlattığı hatıralarında, M. Kemal’in müfettiş vazifesiyle, fakat hakikatte Anadolu’da harekete geçen Milli Kuvvetleri derleyip toplamak üzere Anadolu’ya gönderildiğini belirtmektedir.[8] Zira Padişah’ın başka türlü hareket etme imkanı yoktu.

*

m. kemalin naci eldenize gönderdigi telfraf, atatürkün naci eldenize gönderdigi telgraf, m. kemalin padisaha gönderdigi telgraf, m. kemalin Sultan vahidettine gönderdigi mektup, atatürk mondros m. kemal mondros[6] no’lu dipnotta bahsi geçen telgraf… M. Kemal, Sultan Vahidüddin’e gönderdiği bu telgrafta ingilizlerle barış yapılmasını, yeni bir hükümetin tesis edilmesini ve bu hükümette (Mondros Mütarekenamesini imzalayacak olan) Rauf Bey’e ve kendisine Bakanlık verilmesini talep etmektedir:

Çok mahremdir

14.x. 1918

Ser Yaver-i Hazret-i Şehriyârî Naci Beyefendi’ye

Talât Paşa Kabinesi’nin mefluç bir halde, Tevfik Pasa Hazretleri’nin muayyen bir kabine teşkilinde müşkülâta maruz bulunmakta olduğunu haber alıyorum. Ordular muharebe kudretinden mahrum ve zaten kuvay-i mevcude müdafaadan âciz bir hâk getirilmiştir. Düşman her gün daha müsaid ve ezici şartlar ibraz etmektedir. Müttefikan olmadığı takdirde münferiden ve behemehal sulhu takarrür ettirmek lâzımdır ve bunun için fevt olunacak bir an dahi kalmamıştır. Aksi takdirde memleketin kamilen elden çıkması ve devletimizin gayri kâbil-i telâfi mehâlike maruz kalması baid-ül-ihtimâl değildir. Muhterem Padişahımıza olan sadakat ve merbutiyetim ve vatanımın temin-i selâmeti itibariyle arz ederim ki Tevfik Paşa Hazretleri filhakika müşkülâta tesadüf etmişlerse Sadaretin derhal Izzet Paşa Hazretleri’ne tevcihi ve müşarünileyhin de esası Fethi, Tahsin, Rauf (Orbay), Ismail Canbolat, Azmi, Şeyhülislâm Hayri ve âcizlerinden (kendisini kastediyor) mürekkep bir kabine teşkil etmesi zaruridir. Zevât-ı mezkürenin vücude getireceği kabinenin vaziyete hâkim olabileceği zan ve itikadındayım. Tevfik Paşa Hazretleri, size isimlerini söylediğim zevata müracaat ettiği takdirde mazhar-ı teşkilât olabilir zannederim. Mümkünce bu zevatın Şevket-meap Efendimiz ‘e arzını rica ederim.

Fahrî Yâver-i Hazret-i Şehriyârî
Mustafa Kemal
***

Bu tıpkı Türkiye’nin -gayri resmi olarak- Suriye’deki Beşar Esed diktatörlüğüne karşı ayaklanan halkı madden desteklemesine, ancak uluslararası anlaşmalar nedeniyle kamuoyundan gizlemesine benzemektedir. Örneğin tıbbi yardım adı altında muhalifleri eğiten subaylar gönderilir. Resmi yazışmalarda “sağlık görevlisi” gönderildiği yazarken, gerçekte “subay” gönderilir. Bu böyle olmak zorundadır, aksi halde uluslararası yaptırımların devreye girmesi kaçınılmaz olur. Işte M. Kemal’in Samsun’a gönderilmesi de böyle olmuştur.

M. Kemal Atatürk, Samsun’a “gönderildiğini” zaten Nutuk’ta itiraf etmektedir[9], fakat bunu, o sıralarda Istanbul’da birtakım temaslarda bulunmuş olmasından dolayı bundan rahatsız olan muhaliflerinin kendisini Istanbul’dan “nef’yi ve teb’idi”, yani “yola getirmek maksadıyla sürgün” ettikleri şeklinde yorumlamaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, Istanbul’da rahat durmadığı ve tehlikeli görüldüğü için uzaklaştırıldığını iddia ediyor.

Eğer Istanbul’daki temaslarından rahatsız olunsaydı ve kendisi mevcut yönetime bir tehlike teşkil etseydi, geniş yetkilerle donatılmış ferman ve külliyetli miktarda parayla Samsun’a değil, diğer tehlikeli addedilen siyasetçiler gibi o da Malta’ya sürülürdü. Nitekim 1919’un Ocak ile Nisan ayları ara­sında Istanbul’da, içinde birçok önde gelen politikacı ve subayın da bulun­duğu toplam 107 kişi tehlikeli görüldüklerinden dolayı tutuklanmıştı.[10]

Mustafa Sabri Efendi, bu konuda; “Nef’yi ve teb’id edilmesi, kendisinden korkulmakta olması manasını ifade eder ki, bu takdirde kendisinden korkulduğu için daha fazla korkulacak bir hale getirilmek üzere avuçlarının içindeyken serbest hareket edebileceği uzak bir yere gönderilmesi üstelik de onu daha kuvvetli kılan, sıfat, selahiyet ve imkanlarla techiz edilmesi idrak ve iz’an dışı bir hareket olur. Binaenaleyh, kendisine verilen sıfat ve selahiyetler nazar-ı itibare alındığı takdirde gösterilen sebeplerin varid olamıyacağı sarahaten ortaya çıkar.”[11] demektedir.

Cambridge Üniversitesi’nde doktora yapmış olan Prof. Dr. Bülent Gökay da M. Kemal’in iddiasını gerçekçi bulmayarak şöyle itiraz ediyor:

“…şüpheli bir subayın, neredeyse sınırsız yetkilerle donatılarak böyle nazik bir göreve atanması pek mümkün değildi. Eğer bir muhalif olarak görülüyorduysa, Istanbul’da Ingiliz denetimi altındaki Türk yetkililer için, başka birçok ulusçu aktivist gibi onu da cezaevine koymak çok daha basit bir yol olurdu.”[12]

Ayrıca Dr. Zekeriya Türkmen de bu yaklaşımı inandırıcı ve tutarlı bulmaz ve; “uzaklaştırmak amacıyla gönderilmiş olsaydı, bu ölçüde geniş yetkiler vermeyecekleri gibi, tutuklarlar veyahut da, Ingilizler’e tutuklattırabilirlerdi.” der.[13]

Hakikatan M. Kemal’e verilen yetkiler çok genişti. M. Kemal’in yakın arkadaşı ve eski Bitlis valisi olan Mazhar Müfit (Kansu) Bey, “M. Kemal’in sadece askeri değil, mülki yetkilerle de donatılmış olarak tayin edildiğini öğrenince, O’nu Damat Ferid’in adamı sandım.” demekten kendini alamaz.[14]

II. Ordu veya Yıldırım Kıtaları Müfettişi Mersinli Cemal Paşa’nın yaveri Cevat Rıfat (Atilhan) Bey ise, M. Kemal’e verilen geniş yetkilerin Mersinli Cemal Paşa’ya verilmemesinden dolayı Paşa’nın bu duruma çok içerlediğini ve bu yüzden sadarete (Sadrazamlığa) bir şifre yazdığını belirtir. Bu şifreye, sadaretten verilen cevapta ise, geniş yetkilerin verilmesinde M. Kemal Paşanın Padişah Vahidettin ile olan dostluk ve samimiyetinin rolü olduğu ifade edilmiştir.[15]

M. Kemal’in 14 Haziran 1919 günü Sultan Vahidüddin’e Samsun’dan çektiği telgraf, yazdıklarımızı destekler mahiyettedir:

[16] no’lu dipnotta bahsi geçen olan telgraf

***

m. kemal sultan vahidettin, m. kemal padisah atatürk sultan vahideddin atatürk padisah telgraf

M. Kemal, [16] no’lu dipnotta sözü edilen telgrafı Meclis kürsüsünde de okumuştu…

Telgrafın bir kısmını sadeleştirerek aktaralım:

M. Kemal: “Huzurdayken Izmir’in işgali karşısında “pek mahzun olan” kalbinizin “bu nokta-i necâta ait ilhamatı”nı, (yani ülkenin sizin öncülüğünüzde millî mukaddes bir kudretle kurtulacağına dair verdiğiniz ilhamları) şu an gibi hatırlıyorum. Sizin “ilkâ”nızdan, (yani Şemseddin Sami’nin “Kamus-i Türkî “sine bakılırsa, “benim fikrimi çelmenizden”) aldığım imanın azmiyle görevime devam ediyorum.”

“Bu sırada yüce şahsınız Boğaziçi’nde bulunan Ingiliz donanmasının saraya yönelik toplarını göstererek:
‘Görüyorsun’ dediniz.
‘Ben artık memleket ve milletin nasıl kurtarılması gerekeceği hususunda kararsızlığa düşüyorum.’
Ve ellerinizi kaldırarak ‘Inşallah millet akıllanır ve uyanır, bu üzücü durumdan hem kendini, hem de beni kurtarır’ buyurdunuz.”[16]

KAYNAK: TBMM Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Cild 1, Içtima 2, sayfa 10. 24 Nisan 1920… (Kusura bakmayın biraz kaba olacak ama söylemek zorundayım: Bu “boru” değil, “Meclis tutanağı!” Sultan Vahideddin’e hain diyenlere ithaf olunur!)

***

“Benim fikrimi çelmenizden” diyor, daha ne desin? Kendisi Milli Mücadele’ye “ikna” edilmiş.”

Prof. Dr. Halil Inalcık da bu telgraftan bahseder:

“M. Kemal, sultanın ‘ilhamatını’ bu nutkunda şöyle açıklamaktadır: Padişah, M. Kemal’i Istanbul’dan ayrılmadan önce saraya çağırmış ve ‘Boğaziçi’nde bulunan Ingiliz zırhlarının saraya müteveccih olan toplarını göstererek, görüyorsun demiş, ben artık memleket ve milleti nasıl kurtarmak lazım geleceğini tasavvurda tereddüde düçâr oluyorum. Ve ellerini kaldırarak, inşaallah millet mütenebbih ve mutayakkız olur, bu vaziyet-i elîmeden gerek beni ve gerekse kendisini tahlis eder.”[17]

Ikna edildiğine dair başka bir delil ise, M. Kemal Atatürk’ün 13 Mayıs 1919 tarihinde, yani Yunanlılar’ın Izmir’e çıkarma yapmalarından sadece iki gün önce Harbiye Nezareti’ne yazdığı 14 numaralı yazı ile “alelhesap bir miktar meblağın verilmesi”, “en az iki binek otomobil” ile “muhassesat-ı adiyelerinin 3 aylık maaşlarının peşin verilmesi” talebinde bulunmuş olmasıdır. Ve ancak bunlar verildikten üç gün sonra hareket edebileceğini bildirmiştir.[18] Yani bunlar verilmediği takdirde Bandırma vapuruna binip Samsun’a gitmeyecektir! Başka açıklaması var mı?

Işte o belge:

[18] no’lu dipnot ile ilgili… Para ve otomobil talebinde bulunulduğuna dair M. Kemal imzalı belge (Bu konuda daha fazla belge için şu konumuza bakılabilir: http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/04/17/resmi-tarih-yalanlarina-son-belgeler-konusuyor/)

***

Öte yandan, Sultan Vahidüddin’in M. Kemal’e verdiği fermana dikkatle bakıldığında, onu gizli bir vazifeyle görevlendirdiği hiçbir şüphe ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde anlaşılmaktadır.

Işte o Hatt-ı Hümayun:

[19] no’lu dipnot ile ilgili… Sultan Vahidüddin’in M. Kemal Atatürk’e verdiği ve Avni Paşa’nın el yazısıyla istinsah ettiği fermanın sureti

***

“Yaveranı şehriyarimden Erkânı Harbiye Mirlivası Mustafa Kemal Paşaya:

Harbi Umuminin müttefikeyn hesabına ziyaı üzerine tahassül eden vaziyet-i siyasiye, ecdadı izamım mülkünü ve Makam-ı Hilâfet ve Saltanatı müşkil ve tehlikeli bir sahaya sürüklediğinden Hükümet-i Seniyemin kararı veçhile tâyin olduğunuz mıntakada asayişi temin ve maraza-i şahaneme mugayir ahvalin hudusünü men ile cümleten def-i saile bezl-i cehd-ü gayret ederek Milletimizin masuniyetini te’yid ve mülkünün eyadi-i mütearrızından tahlisi için yekvücud olarak hareket edilmesini, selâmı şahanemle ‘asker’ ve ‘memurin’ ve ‘ahaliye’ tebliğini irade ettim.”

Mehmed Vahideddin[19]

***

Tarih: 14 Mayıs 1335 (1919). Yani Izmir’in işgalinden bir, M. Kemal’in hareketinden iki gün öncesinin tarihidir.

Bu Hatt-ı Hümayun’daki “…millet ve memleketin saldırıcı ellerden, yani düşmandan korunması için yekvücud olarak hareket edilmesini, selâmı şahanemle birlikte askere, memurlara ve halka tebliğini irade ettim.” ibaresine dikkatinizi çekeriz.

Her ne kadar M. Kemal bu gerçeği kamuoyuna olduğu gibi açıklamaya cesaret edememiş olsa da, özel meclislerde yakın dostlarına itiraf etmiştir.

Mesela Charles H. Sherrill, M. Kemal Atatürk’ün Samsun’a hareket etmeden önce Sultan ile son görüşmesini kendisine şöyle anlattığını yazar:

– “Odaya girdiğim zaman, sultan şurada bir masanın yanında oturuyordu, (odanın çabucak çizdiği krokisinde sultanın bulunduğu yeri kırmızı kalemle işaretlemişti). Ben burada idim (burasıda mavi kalemle noktalanmıştı). Bir pencere vardı (pencerenin bulunduğu yere bir P harfi koymuştu). Sultan benimle konuşurken durmadan pencereden dışarı bakıyordu.”

Heyecanla sormuştum:

– “Acaba pencerenin dışında ne vardı?”

Mustafa Kemal bu sorunun cevabını vermeden önce, önündeki kağıda mavi kalemle gemilerin krokisini çizmiş ve sonra bana dönerek:

-“Yıldız Sarayı’nın hemen karşısında, Boğaz’da demirli duran müttefik donanmasına bakıyordu” demişti.[20]

[20] no’lu dipnot ile ilgili… M. Kemal Atatürk’ün Sultan Vahidüddin ile son görüşmesini anlatmak için, General Charles H. Sherrill’e çizdiği kroki. (Fransızca bilmeyenler için not: Krokide görülen “moi” kelimesi, fransızca; “ben” demektir.)

***

Şimdi de yakın dostu Falih Rıfkı Atay’a anlattıklarını dinleyelim:

– “Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu. Birbirine paralel hatlar üzerine düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayına doğrulmuş! Manzarayı görmek için oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa sola çevirmek kafi idi. Vahdettin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:

“Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti: ) tarihe geçmiştir.” O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sükunla dinliyordum:

“Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa paşa, devleti kurtarabilirsin!”[21]

Durun daha bitmedi…

3 Temmuz 1927′den ölümü olan 10 Kasım 1938′e kadar M. Kemal’in yanından hiç ayrılmayan ve bu müddet zarfında M. Kemal Atatürk’e hizmet eden Cemal Granda’nın anlattıkları da meseleyi aydınlatması bakımından büyük önem arzetmektedir:

“… Atatürk’le Ruşen Eşref Ünaydın arasında bir konuşma başladı. Can kulağıyla dinlediğim konuşma, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’na başlayışının hikayesiydi.

Atatürk, son Padişah Vahidettin tarafından Saraya çağırılmıştı. Kabul sırasında Vahidettin ilk olarak ona şu soruyu sormuştu:

– Şu gördüğünüz düşman gemilerini buradan nasıl çıkarabilirsiniz?

– O gördüğünüz zırhlılar karada yürümez.

– Peki bu işi nasıl yapabilirsiniz?

– Emredersiniz.

– Ne yaparsanız yapın, fakat bunları buradan kovun…

Ve kendisine şu görevi veriyor:

– Yanınıza çalışabileceğiniz maiyetinizi alınız. Samsun’a hareket ediniz. Yarın Bandırma vapuru hareketinize hazırdır. Şark vilayetleri askeri müfettişi olarak yola çıkın. Allah yardımcınız olsun…

Padişah Atatürk’ün elini sıkıyor. O da Saraydan ayrılıyor.”[22]

Atatürk’ün hizmetçisi Cemal Granda’nın M. Kemal Atatürk’ün ağzından aktardığı bu sözler, Sultan Vahidüddin’in M. Kemal’i Kurtuluş Savaşı’na iştirak etmesi için Samsun’a gönderdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Farklı kişilerce anlatılanlar arasındaki benzerlik sizin de dikkatinizi çekmiş olmalı.

Milli Mücadele’nin ilk yıllarında M. Kemal’in Erzurum’a birlikte gitme teklifi üzerine; “Ne için gidileceği, Erzurum’da ne kadar süre kalınacağı, görülecek hizmet ve görevin nelerden ibaret bulunacağı, hepsi meçhul olduğundan belirli olmayan bir iş için, gidiş tarafı bilinmeyen bir yöne hareket akla uygun ve mantıklı olmadığını belirterek karşı çıktımsa da, yine ısrar ve ricalarından dolayı, Maraş’ta yaptığım özverilere, millî onur ve haysiyetime, vatan ve millet uğrunda bu fedakârlığı da katmağa söz verdim” diyerek Sivas’tan Erzurum Kongresi’ne M. Kemal ile birlikte giden Sivas vilayeti delegelerinden (Sivas Merkez Sancağı Delegesi) Fazlullah Moral Hoca, M. Kemal Atatürk’ün kendisine şunları dediğini aktarıyor:

“…Cuma tatilinden bilistifade arkadaşım Ziya Bey’le Gazi Paşa’yı (M. Kemal’i) ziyarete gittik. Bize Istanbul’un Müttefik Devletler’in işgal-i askerisi altında bulunduğunu ve Padişah’ın adeta esir olduğunu ve onlar orada bulundukça; idaresi nafiz (geçerli) olmadığından, buna nihayet vermek üzere **kendisini gizlice davet ederek, bu hizmeti ifa etmek için Anadolu’ya gönderdiğini** ve iki ellerini açarak: ‘Aman oğlum! Milletimin yüksek sesini işitmeliyim…’ dediğini yana yakıla anlattı. Harbiye Nezareti’nden (Milli Savunma Bakanlığı’ndan) aldığı şifre ve telgrafları okuyarak bütün askeri kumandanlar kendisiyle hemefkar ve müttefik olduğundan yalnız Kuva-yı Milliye’nin birleştirilmesi mevzuundan ve saireden bahsetmişti.”[23]

Hatta Avni Paşa’nın hatıratında bildirildiğine göre, M. Kemal Samsun’a gitmeden önce Sultan Vahidüddin’in huzurunda yemin etmiştir. Sadrazam Damat Ferid ile Yaver Avni Paşa’nın hazır bulunduğu bir mecliste sağ elini Kur’an-ı Kerim’in üzerine basarak şu yemini etmişti:

“Bakanlar Kurulu’nca düzenlenip Padişah’ın iradesine sunulan 21 maddelik özel talimatta bana verilen yetkiler doğrultusunda Padişahımızın Anadolu illerindeki bütün mülki ve askeri memurlar üzerinde icrasına görevlendirildiğim denetleme ve soruşturmaları, Halife hazretlerinin yüksek rızası çerçevesinde iftihar kaynağım ve kölece övüncüm olan tam bir sadakatla elimden geldiği kadar yapacağıma vallahi billahi.”

M. Kemal Atatürk’ün Sultan Vahidüddin huzurunda ettiği yeminin belgesi [solda] ve Sultan Vahidüddin’in el yazısı [sağda]

***

Bunca delilden sonra daha hala hangi vicdan sahibi Sultan Vahidüddin’e hain diyebilir?

Üstelik Sultan Vahidüddin bununla kalmamış ve bu iş için lüzumlu parayı da şahsi atlarını satarak temin etmiştir. Kadir Mısıroğlu, Nihal Atsız’ın kitabını kaynak göstererek Sultan Vahidüddin’in bu suretle elde ettiği 40 bin altını M. Kemal’e verdiğini aktarmaktadır.[24] Bu bilgiyi, “sıkı Atatürkçü” Ismet Bozdağ da doğrulamaktadır.[25]

“Damarlarımı kesseniz Atatürk diye akar” diyen Cemal Kutay, padişahın M. Kemal’e 25 bin altın verdiğini ve o zaman bu parayla Istanbul’un onda birinin satın alınabileceğini bir mülakatta açıklamıştır.[26] Nitekim dönemin Dahiliye Nazırı (Içişleri Bakanı) Mehmed Ali Bey, Osmanlı Dahiliye Nezaretinin M. Kemal’e 25 bin lira verdiğine dair makbuzun fotokopisini Fransa’da çıkardığı “La Republique Enchainee” isimli gazetede yayınlamıştır.[27] Millî Istihbarat Teşkilâtı’nın (MİT) atası olan “Teşkilât-ı Mahsusa”nın son Başkanı Hüsamettin Ertürk, “Iki Devrin Perde Arkası” adını taşıyan anılarında şöyle demektedir:

“Teşkilât-ı Mahsusamız lâğvedilmiş olmasına rağmen, kendi ajanları vasıtasiyle bir taraftan Mustafa Kemal Paşa’nın şarkta bir teşkilât kurmak üzere Anadolu’ya geçtiğini, hattâ Vahideddin’den bunun için 30 bin liraya yakın bir tahsisat aldığını öğrenmiş, diğer taraftan da Enver Paşa’nın Kafkasya’dan ve Şûralar Hükûmeti yolundan Anadolu’ya geçmek istediğini haber almıştı.”[28]

Araştırmacı Bilal Şimşir’in, Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan, “Ingiliz Gizli Belgeleri’nde Atatürk” adlı çalışmasında, Istanbul Genel Karargahı’ndaki General Harington’dan Ingiltere Savunma Bakanlığı’na gönderilen “Şifre Tel No:1,9821-Gizli” kayıtlı ve 29 Ocak 1921 tarihli evrakta, Sultan Vahidettin’in M. Kemal’e 40.000 lira verdiği yazmaktadır:

“Selanik ve Manastır’daki okullarda çalışkandı. Harbiye’de hararetli milliyetçi oldu. Arkadaşları arasında âsi yaratılışıyla sivrildi. Suriye’den Selanik’e atanınca, 1907’de Ittihat ve Terakki ve Italyan mason locasına girdi. Yetenekli bir kurmay subay ve yurtseverdi. Çanakkale savaşında Liman von Sanders’e itaatsizlik, Enver Paşayla kavga etti, bir gözünü kaybetti. Veliaht Vahidettin’le Avrupa’ya gitti. Mayıs 1919’da Anadolu’ya gönderilirken kendisine 40.000 lira verildi.[29]

Belgede Anadolu’ya gönderilen kişi olarak “M. Kemal” yerine yanlışlıkla “Enver” yazılmış. Fakat hemen arkasına parantez içinde “sic” kısaltması eklenmiş. (sic) latince bir tabir olan “Sic Erat Scriptum”un kısaltmasıdır. Bu ifade, başka bir kaynaktan kopyalanan bir kelimenin yazılışından sonra yanlış hecelendiğini veya yanlış kullanıldığını göstermek için kullanılır.

Ayrıca belgede M. Kemal’in masonluğa girdiği de belirtilmektedir.[30]

atatürk mason mu, m. kemal mason mu, m. kemal mason durusu, mason nizam durusu, atatürk mason durusu, atatürk mason localarini kapatti mi,

***

atatürk mason mu, m. kemal mason mu, m. kemal mason durusu, mason nizam durusu, atatürk mason durusu, atatürk mason localarini kapatti mi 2

[29] no’lu dipnotta bahsi geçen belge…

***

Böylece Sultan Vahidüddin’in M. Kemal’e birçok defa maddi yardımda bulunduğu anlaşılıyor.

Işte bunlardan birinin makbuzu:

M. Kemal Atatürk’ün, Osmanlı Devleti’nin Içişleri Bakanlığı’ndan para aldığına dair kendi elyazısıyla yazıp verdiği makbuz (Bu konuda daha fazla belge için şu konumuza bakılabilir: http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/04/17/resmi-tarih-yalanlarina-son-belgeler-konusuyor/)

***

Osmanlı Hanedanı’ndan Mahmud Şevket Efendi ise bu meblağın müteaddid yardımlarla 400 bin altına yükseldiğini ifşa etmiştir.[31]

M. Kemal, Donanma Cemiyeti’nden de 400 bin lira talep ettiğini Nutuk’ta itiraf etmektedir. O zaman Istanbul hükümeti bu talebi de karşılamıştı.[32]

Padişah daha ne yapsın.?

Sultan Vahidüddin’in ingiliz yanlısı görünmesi ve bu yönde beyanlarda bulunması, zaman kazanıp Sevr’i onaylamamak içindi ve buna mecburdu. Nitekim onaylamamıştır da.[33] Zaten bu sebeple, yani şartları ağır bir Barış Antlaşması imzalamamak için M. Kemal’i Anadolu’ya göndermişti…

Yunanistan’ın eski Büyükelçilerinden Konstantinos Sakellaropulu dahi bunun farkına varmış ve şunları yazmıştır:

“Osmanlı Imparatorluğu hükümeti, M. Kemal’i askeri müfettiş olarak Küçük Asya’ya göndermek kararını alınca, inanıldığı gibi, rahat oturmayan bir Generali Istanbul’dan uzaklaştırmak istememiştir. Bu hükümetin amacı, Kemal’in örgütleyici yeteneklerinden Anadolu’da yararlanarak; barış (Sevr) görüşmeleri sırasında Itilaf devletleri üzerinde baskı kullanmak ve Türklerin sert bulacağı barış koşullarına karşı davranmaya hazır olacak silahlı güçleri kurdurmaktı.”[34]

Aynı şekilde dönemin Ingiliz istihbaratının Osmanlı’lar konusundaki uzmanı Wyndham Deedes’e göre de, M. Kemal’in Samsun’a doğru yola çıkışının en büyük maksadı, barış (Sevr) konusunda Türkiye’ye kabulü imkansız şartların ileri sürülmesi durumunda memleket çapında direniş göstermekti. Bu direniş için gerekli güç ise, büyük ölçüde Türkiye’nin ortasında ve doğusunda işgal edilmemiş bölgelerde bulunan Osmanlı birliklerinden oluşmakta idi. Nitekim M. Kemal Paşa kişisel kabiliyeti ve padişahın verdiği yetkilerle donanmış olarak Samsun’a gitmişti.[35]

Türk düşmanı olmayan, hatta soykırım iddialarını yalanladığı için 1980’lerde ermenilerce öldürülmek istenen[36] ABD’li tarihçi Prof. Stanford Shaw, M. Kemal’in Anadolu’ya gönderilmesi hakkında şunları yazar:

“M. Kemal’in böyle olağanüstü yetkilerle donanmış olarak silah toplamaktan daha başka şeyler için düşünüldüğü açıkça görülmektedir. Bu atamanın bir rastlantı olduğu; işgal güçlerinin ve hükümetin kendisinin ateşkese olan muhalefeti yüzünden Istanbul dışına çıkmasını istedikleri ve o sırada tek boş yerin bu görev olduğu ileri sürülmüştür. Daha başkaları bu görevi, başarısız olacağı ve ününe leke sürüleceğini düşünerek rakiplerinin sağladığını söylemişlerdir. Oysa Harbiye Bakanlığındaki üstlerinin ve bir olasılıkla sadrazam ve padişahın kendisinden direnişi örgütlemesini beklemiş oldukları açıktır.”[37]

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci de Sultan Vahideddin’in M. Kemal’i gizli bir maksad için Anadolu’ya gönderdiğini yazmaktadır:

“Suriye’den ordusu bozulduğu için Istanbul’a kaçan ve o sıralar açıkta olan M. Kemal Paşa, Damad Ferid Paşa hükûmeti tarafından 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla vâlileri bile azledebilecek fevkalâde salâhiyetlerle Anadolu’ya gönderildi. Hükûmetin kasasında bulunan üç-beş kuruş tahsisat kendisine teslim edildi. Vâli ve kaymakamlara da paşaya her türlü yardımda bulunmaları emrolundu.

Görünüş böyle idi. Padişahın gizli bir maksadı daha vardı. Aynı zamanda Anadolu’da müdafaa-ı hukuk cemiyetleri kuruluyor; halk işgale direniş çareleri arıyordu. Padişah, onların güçlü düşmana karşı zafere ulaşacağını tahmin etmiyordu. M. Kemal Paşa vasıtasıyla bu hareketi tek elden teşkilâtlandırmayı ve böylece elinde düşmana karşı bir koz tutarak daha ehven şartlarla sulh yapmayı umuyordu.”[38]

Bakın, Fevzi Paşa (Çakmak), Sultan Vahidüddin’in Mütareke senesinde, kendisini bir Cuma selamlığından sonra huzuruna kabul ettiğini ve “Paşa, durumu görüyorsunuz. Bu işler anca Anadolu’da teşkilatlanarak kurtarılabilir. Bana Anadolu’da teşkilat kuracak, memleketi şu karanlık durumdan kurtarabilecek Paşaların bir listesini yapıp getirin.” dediğini söylemektedir.

Yıllar sonra Fevzi Paşa hanımına şöyle diyecektir:

“Fitnat. Öyle birşey biliyorum ki ortaya çıkıp söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranışlarımız müsait değil. Mecburum, bu sırrı kendimle beraber mezara götürmeğe…”[39]

Padişahın talimatı üzerine Fevzi Paşa listeyi yapıp getirmiş ve sonunda M. Kemal’de karar kılınmıştır, bunun sebebini eski Şeyh-ul Islam Mustafa Sabri Efendi şöyle anlatırmış:

“Sultan Vahdeddin’in veliahdlığı sırasında, bir Avrupa seyahati vardır.. Bu yolculuk sırasında, yaver olarak, yanında M. Kemal bulunmuş. Vahdeddin, Ittihatçılara muhalif, onları sevmez ve yaptıkları, güttükleri siyaseti tasvip etmez. M. Kemal, hazırlıklı, bütün seyahat boyunca, Ittihatçıları tenkit etmiş, veliahdın nabzına göre şerbet vermeyi bilmiş. Vahdeddin, O böyle konuştukça:

‘Aman Paşa hazretleri, siz şimdiye kadar neredeydiniz? Sizin gibi aklı başında, Ittihatçılara aldanmamış bir zabiti ben ilk defa görüyorum…’ dermiş. Paşa’yı hanedana âşık, büyük dost, büyük kurtarıcı gibi kabul etmiş. Kendisi 1918 yılı Temmuz ayında tahta oturunca, mağlubiyet sonrası Anadolu’daki kuvvetleri toplayıp idaresi altına alacak paşayı yollamak istemiş ve tabii olarak M. Kemal’i hatırlamış.”[40]

Fakat M. Kemal Sultan Vahidüddin’e ihanet etmiştir… Bu ihaneti Padişah şöyle anlatıyor (Murad Bardakçı’nın eserinden sadeleştirerek takdim ediyoruz) :

“Mütâlalarından ortaya çıkacağı gibi, Mütareke (ateşkes) günlerinde (1918) I. Cihan Harbinin neticelerinden sorumlu olan suçlulardan (Devleti harbe sokan Ittihâdcıları kasdetmektedir) bana miras kalan ve biribirini takip eden musibetlere karşı, sadece ve sadece şahsımı siper eyledim. Aslında bir taraftan tehlikeli bir yerde kalan hilafet merkezinde savaştan galip çıkan itilaf devletleri ile yüz yüze olmak ve onlar tarafından sıygaya çekilmek ve diğer taraftan Anadolu’yu istila eden Yunanlılara mukabele için mümkün ve mahrem vasıtalarla Anadolu’ya memur eylediğimiz yaverlerimizden M. Kemal’in ihaneti ve bize karşı takındığı isyankar tavrı karşısında kalmıştım.

Bununla beraber aziz vatanımın menfaatleri için Kuvayı Milliye’nin sonradan şekil ve mahiyetinin değişeceği hususunda bende meydana gelen fikir ve kanaatlerime rağmen, yine fedakârlık mesleğini tercih ve takip eyledim. Sırf bu sebep ve hikmet ile, milli davalara itaatkar kabineleri iktidara getirdim ve senelerce Kuvayı Milliye’yi takviye ettim ve gelişmesi için çalıştım.. (En sonunda bana ve milletime ihanet için cephe alacaklarından emin olduğum halde, vatanın kurtuluşu için yine de M. Kemal ve arkadaşlarına destek verdim demek isteniyor.)

Anadolu Zaferinin ne gibi tehlikeli şartlar altında tarafımızdan hazırlandığını gösteren belgeler ile Anayasa gereği saltanat makamının korunacağını tasvir eden diğer mühim evrak tesbit edilerek derlenmiş olduğundan, bunların dahi zamanı gelince umumi efkâra (kamuoyuna) açıklanarak, Islam’ın hizmetkarı veyahut yıkıcısı olanların teşhir ve tayin edileceğini temin eylerim”.[41]

mustafa kemal bize ihanet etti vahdettin vahidettin

[41] no’lu dipnotta sadeleştirerek takdim ettiğimiz ve Sultan Vahidüddin’in M. Kemal’i “ihanetle” suçladığını gösteren belge

***

Sultan Vahidüddin’e ihanet edilmiş olması yetmezmiş gibi, bir de Ona hainlik iftirası atılmaktadır.

Oysa Sultan Vahidüddin, M. Kemal’e verdiği paralardan başka, 1921 yılının ortalarına doğru Türk askerlerine verilmek üzere Hilâl-i Ahmer için açılan yardım kampanyasına 10.000 lira bağışlamıştır.[42] Bununla da yetinmemiş ve Büyük Taarruz’un başladığı gün, TBMM Vekiller Heyeti Reisi Rauf Bey’in, orduya yardım edilmesi için halka çağrıda bulunması üzerine açılan yardım kampanyasına da (5.000 kendisi, 1.000 lira da hanımı için toplam) 6.000 lira bağışta bulunmuştur.[43] Işte toplanan bu yardımlar süratle Anadolu’ya sevk edilmiş, milli ordunun ihtiyacı olan silah, cephane, teçhizat ve ilaç alınmış; cephede çarpışan askerlerimizin dul ve yetimlerine gönderilmiştir. Sultan Vahideddin, yunanlılara karşı kazanılan zaferden sonra Ayasofya’da mevlüd dahi okutmuştur.[44]

*

sultan-vahideddin-ataturku-samsuna-gonderdi-mi-sultan-vahideddin-m-kemal-anadoluya-gonderdi-sultan-vahideddin-ayasofya-dua

Ordumuzun Anadolu’daki başarılarına ve Izmir’e yaklaşmalarına şükretmek için 8 Eylül 1922’de Ayasofya Camii’nde toplanan halk…[45]

***

Sultan Vahideddin 15 Eylül Cuma günü Fatih Camii’nde yapılan “Selamlık resm-i alisi”nde Fatih Sultan Mehmed’in türbesini ziyaret ederek, hatim duasında bulunmuş; şehitlerin ruhuna fatihalar okuyup, Türk Ordularının muzaffer olması temennisinde bulunarak Topkapı Sarayı’na gitmiştir. Burada “Hırka-i Saadet” dairesinde ikindi namazını kılan Sultan Vahideddin, akşam altı civarında saraya dönmüştür.[46]

Yaptığı bunca fedakarlıklara rağmen hala Sultan Vahidüddin’e nasıl hain denebilir?

*

Sultan Vahidüddin (rahmetullahi aleyh) dua ederken

***

Zor durumda olmasına rağmen ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatan ve kendisi yokluk içinde vefat eden Sultan Vahidüddin “hain” ilan edildi… Ancak Hindistan’lı Müslümanların Milli Mücadele’de sarfedilmek üzere kendisine gönderdikleri paraları bir kenarda tutup daha sonra Iş Bankası’na sermaye yapan ve lüks bir hayat süren M. Kemal Atatürk “kahraman” sayıldı.[47]

Hey gidi yalan dünya!

Son sözümüz, Necip Fazıl Kısakürek’in kitabına verdiği isimdir:

“Vatan Haini değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin.”

***

NOT: Ruhuna El-Fatiha.

***

Benzer yazılarımız için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/20/sultan-vahiduddin-m-kemal-ataturk-ve-kurtulus-savasi/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/01/ataturk-olmasaydi-halk-dusmana-karsi-savasmayacakti-yalani-izmirin-isgali/

https://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/28/m-kemal-ataturk-osmanliya-darbe-yapmistir-osmanli-devletini-kemal-ataturk-yikmistir/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/31/kadir-misiroglu-kurtulus-savasinin-perde-arkasini-anlatiyor/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/22/turk-tarih-kurumu-m-kemal-ingiliz-valisi-olmak-istedi/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/11/19/milli-mucadeleyi-m-kemal-ataturk-baslatti-yalani/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/16/osmanliyi-kim-yikti-osmanliyi-ataturk-yikmadi-yalani/

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/10/17/milli-mucadelede-sadece-yunanlilara-karsi-savastik-5-bolum/

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Türkiye Gazetesi, “Baba’dan tarih dersi”, 9 Ekim 1999.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/10/ataturkcu-baba-bile-itiraf-etti/

[2] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/03/m-kemal-ataturkun-mal-varligi-serveti-genis-kapsamli/

[3] Bülent Ecevit’in demeci için bakınız; Zaman Gazetesi, 16 Temmuz 2005.

[4] Kadir Mısıroğlu, Osmanoğulları’nın Dramı, Sebil Yayınevi, 6′ıncı basım (ilk basım 1974), Istanbul 1992, sayfa 84 – 86.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/23/144/

[5] M. Kemal’e Ingiliz vizesi verildiğine dair bakınız;

Genelkurmay Başkanlığı, Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi, 1-1, Klasör 11, Dosya 164, Fihrist 76, 76-1.

[6] Atatürk’ün Bütün Eserleri, cild 2, Kaynak Yayınları, Istanbul 2003, sayfa 232.

Ayrıca bakınız;

Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk, Hayatı ve Eseri, Ankara 1963, sayfa 164.

[7] “30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekenamesi’ni imzalayan delegeler, ‘arz-ı ta’zimât’ için geldiklerinde onları kabul etmemiştir.” Bakınız; Ali Fuad Türkgeldi, Görüp Işittiklerim, Ankara 1951, sayfa 172.

Ayrıca bakınız;

Ibnü’l Emin Mahmud Kemal, Son Sadrazamlar, Istanbul 1964, sayfa 1989.

[8] Eşref Edib, Milli Mücadele Yılları – Hayrettin Karan (Hazırlayan: Fahrettin Gün), Beyan Yayınları, Istanbul 2011, sayfa 33, 34.

Bu hatıralar, uzun yıllar Balıkesir’de “Türk Dili” adlı günlük gazetenin sahip ve başyazarlığını yapan Hayrettin Karan tarafından not edilerek Sebilürreşad Mecmuası’nın 234-358. nüshalarında (cild 10-11, 1956-1957) yirmi tefrikalık yazı dizisi halinde neşredilmiştir. Mehmed Akif ve Eşref Edib’i Milli Mücadele yıllarından itibaren yakından tanıyan Hayrettin Karan, 5 dönem Milletvekili olarak Mecliste görev yaptı. Ayrıca Harp ve Istiklal Madalyası ve Basın Şeref kartı sahibidir.

[9] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Ankara 1927, sayfa 7.

[10] Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, cild 1, Ankara 1970, sayfa 24.

[11] Mustafa Sabri Efendi, Mevkıfu’l-akl ve’l-İlm ve’l-Alem min Rabbi’l-Alemin ve İbadihi’l-Mürselin, Kahire 1950, cild 1, sayfa 468.

[12] Bülent Gökay, Bolşevizm ve Emperyalizm Arasında Türkiye: (1918-1923), (Tercüme: Sermet Yalçın), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Istanbul 1998, sayfa 62.

[13] Zekeriya Türkmen, Yeni Devletin Şafağında M. Kemal, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2002, sayfa 86.

Gotthard Jaeschke de “Isteselerdi tutuklatabilirlerdi” der. Bakınız; Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, cild 1, sayfa 36.

[14] Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, cild 1, Ankara 1986, sayfa 11.

[15] Cevat Rıfat Atilhan, Büyük Cihat Dergisi, sayı 21, 3 Ağustos 1951. Akt. Zekeriya Türkmen, a.g.e., sayfa 84.

[16] Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri, cild 1, Der. Nimet Arsan, Ankara 1963, sayfa 15-17.

Ayrıca bakınız;

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Cild 1, Içtima 2, sayfa 10, 11. 24 Nisan 1920. (Meclis tutanakları)

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/11/19/milli-mucadeleyi-m-kemal-ataturk-baslatti-yalani/

[17] Prof. Dr. Halil Inalcık, Atatürk ve Demokratik Türkiye, Kırmızı Yayınları, 3. Baskı, Istanbul 2009, sayfa 15.

[18] Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, sayı 1, vesika 11.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/15/m-kemal-ataturkun-padisah-vahiduddinden-para-ve-otomobil-talebinde-bulunduguna-dair-belge/

Bu konuda daha fazla belge için şu konumuza bakılabilir:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2013/04/17/resmi-tarih-yalanlarina-son-belgeler-konusuyor/

[19] Mevlânzade Rıfat, Türk inkılâbının içyüzü, Halep 1929, 2. Fasıl, sayfa 36.

Ayrıca bakınız;

– Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Kastaş Yayınları, 8. baskı, Istanbul 1987, cild 1, sayfa 214.

– Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler, Sebil Yayınevi, 9. basım, Istanbul 1992, sayfa 55.

[20] General Charles H. Sherrill, Mustafa Kemal’in Bana Anlattıkları, Örgün Yayınevi 2007, sayfa 107.

[21] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Pozitif Yayınları, sayfa 187, 188.

[22] Cemal Granda (Çelebi), Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 166.

[23] Vehbi Cem Aşkun, Sivas Kongresi, Sivas 1945, sayfa 80.

[24] Nihal Atsız, Türk Ülkesi, Istanbul 1956, sayfa 86.

[25] Sabah Gazetesi, 13 Haziran 1995, sayfa 26.

[26] Sabah Gazetesi, 13 Haziran 1995, sayfa 26.

Ayrıca bakınız;

Mehmet Altan, “Vahdettin Atatürk’e kaç para verdi?”, Sabah Gazetesi, 23 Temmuz 2005.

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/19/vahdettin-ataturke-kac-para-verdi-mehmet-altan-yaziyor/

[27] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Kastaş Yayınları, 8. baskı, Istanbul 1987, cild 1, sayfa 135.

[28] Hüsamettin Ertürk’ün Hatıraları, Iki Devrin Perde Arkası, kaleme alan: Samih Nafiz Tansu, Sebil Yayınevi, Istanbul 1996, sayfa 199.

[29] Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Türk Tarih Kurumu Yayını, 1979, cild 3, sayfa 96. (2. Baskı, cild 3, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2000, sayfa 96, 97.) Ingiliz Arsivi. Foreign Office 371/6465/E.1473.

[30] M. Kemal Atatürk’ün masonluğa girişi hakkında geniş bilgi için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/13/m-kemal-ataturk-mason-mu-ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/09/21/ataturk-mason-localarini-kapatti-mi/

[31] Tercüman Gazetesi, 5 Temmuz 1967.

[32] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Ankara 1927, sayfa 206.

[33] http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/17/padisah-vahdettin-sevri-imzaladi-yalani/

[34] Konstantinos Sakellaropulu, İ Skia Tis Diseos – İstoria Mias Katastrofis (Batı’nın Gölgesi – Bir Felaketin Tarihi), Atina 1961, sayfa 56.

[35] David Fromkin, Barışa Son Veren Barış: Modern Ortadoğu nasıl yaratıldı? 1914-1918, (Tercüme eden: Mehmet Harmancı), Istanbul 1994, sayfa 404.

[36] Prof. Shaw’un Ermeni soykırım iddialarını yalanladığı için öldürülmek istendiğine dair haber için bakınız; Milliyet Gazetesi, 12 Şubat 1982.

[37] Stanford J. Shaw-Ezel Kural Shaw, Osmanlı Imparatorluğu ve Modern Türkiye, cild 2, Tercüme eden: Mehmet Harmancı, 3. Baskı, E Yayınları, Istanbul 2010, sayfa 405.

Kitabın Orijinal adı: “History Of The Ottoman Empire And Modern Turkey”, Volume 2, Cambridge University Press, 1976.

[38] Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı’nın Çöküşü, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 92, 93.

[39] Vehbi Vakkasoğlu, Son Bozgun, cild 1, Timaş Yayınları, Istanbul 1990, sayfa 134.

[40] Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar, cild 2, sayfa 197, 198.

[41] Murad Bardakçı, Şahbaba, Osmanoğullarının Son Hükümdarı VI. Mehmed Vahidüddin Han’ın Hayatı, Hatıraları ve Özel Mektupları, Istanbul 1998, sayfa 413, 416.

[42] Metin Ayışığı, 30 Ağustos Zaferi ve Istanbul’daki Yankıları, Tarih ve Toplum Dergisi, Eylül 1992, sayı 105, sayfa 171.

Ayrıca bakınız;

– Metin Ayışığı, Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı 92, Ağustos 1994.

– Metin Ayışığı, Belgelerin Işığında Milli Mücadele Tarihimiz, Sentez Yayıncılık, Istanbul 2012, sayfa 193, 208.

– Ikdam Gazetesi 25 Mayıs 1921, s. 8692.

[43] Ikdam Gazetesi, 10 Eylül 1922, s. 9152.

Son Osmanlı Hükumeti üyelerinin Hilal-i Ahmer’e yapmış oldukları yardım listesi aşağıdadır:

“Zat-ı Sami-i Sadaretpenahi: 10000 kuruş

Zat-ı ali-i meşihatpenahi: 7.500 kuruş

Hariciye Nazırı Izzet Paşa: 5000 kuruş

Dahiliye Nazırı ve Nafia Nazırı Vekili Ali Rıza Paşa: 5000 kuruş

Bahriye Nazırı Salih Paşa: 5000 kuruş

Harbiye Nazırı Ziya Paşa: 5000 kuruş

Şura-yı Devlet Reisi ve Maliye Nazırı Vekili Tevfik Bey: 5000 kuruş

Adliye Nazırı Mustafa Bey: 5000 kuruş

Ticaret ve Ziraat Nazırı Safa Bey: 5000 kuruş

Maarif Nazırı Said Bey: 5000 kuruş…

Toplam: 57500”

Bakınız; Ikdam Gazetesi, 5 Eylül 1922, s. 9150.

Ayrıca bakınız;

Metin Ayışığı, 30 Ağustos Zaferi ve Istanbul’daki Yankıları, Tarih ve Toplum Dergisi, Eylül 1992, sayı 105, sayfa 172.

– Metin Ayışığı, Belgelerin Işığında Milli Mücadele Tarihimiz, Sentez Yayıncılık, Istanbul 2012, sayfa 193, 210.

[44] Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, Ordu ve Politika, Istanbul 1967, sayfa 367.

Ayrıca bakınız;

Gotthard Jaeschke, Türk Inkılabı Tarihi Kronolojisi, cild 1, Istanbul 1939, sayfa 135.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/20/sultan-vahiduddin-zaferi-ayasofyada-kutladi-hain-diyenler-utansin/

[45] Bu resim 22 Eylül 1922 tarihli Fransız “L’Illustration” dergisinde yayınlandı.

Ayrıca bakınız;

Stanford J. Shaw-Ezel Kural Shaw, Osmanlı Imparatorluğu ve Modern Türkiye, cild 2, Tercüme eden: Mehmet Harmancı, 3. Baskı, E Yayınları, Istanbul 2010, sayfa 429.

[46] Ikdam Gazetesi, 16 Eylül 1922, s. 9158.

[47] Hintli Müslümanların Milli Mücadele için M. Kemal’e gönderdikleri paralara ve akıbetine dair tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/03/m-kemal-ataturkun-mal-varligi-serveti-genis-kapsamli/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

Reklamlar

61 comments on “Atatürk’ü Samsun’a Vahdettin Gönderdi (Belgelerle)

  1. Geri bildirim: Resmi Tarih Yalanlarına Son, Belgeler Konuşuyor | Belgelerle Gerçek Tarih

  2. Geri bildirim: Sultan Vahdettin, M. Kemal’i neden Anadolu’ya gönderdi? Ingilizler niçin izin verdi? Oyun içinde oyun | Belgelerle Gerçek Tarih

  3. Salamunaleykum Hocam Vahdettin ve Osmanlı Milli Mücadele’ye karşıydı elinden geldiği kadar herşeyi yapıp engellmeye calıstı diye bir yazı var kitabımızda bunun hakkında ne dersiniz

  4. ben herkese söylüyordum atatürkün elbisesini cep harçlığını planı projeyi veren sultan vahdettin dir diye ölmeden önce dedem söylemişti bana bende çoğu kişiye söyledim delilin ne belge varmı diyodu bazı kişiler şimdi oda var allah senden razı olsun başkan çok sağol

  5. 23 nolu İngilizlerin yazdığını belirttiğiniz belgede Atatürk ün General Staff College sınavlarını mükemmel bir şekilde kazandığını, başarılarının bir çok subay tarafından kıskanıldığını, çok hırslı ele avuca sığmaz bir milliyetci olduğunu, Enver Paşa ile anlaşamadığını ve onunla yaptığı bir kavgada bir gözünü kaybettiğini, Vahdettinin Enver paşa yı dengelemek için Atatürk ü tuttuğunu yazıyor. Bütün bu yazılanlar karşısında açıkçası Atatürk le gurur duydum. Bu arada Vahettinin Atatürk e değil Enver Paşa ya Samsun dan Anadoluya geçip Yunanlıları durdurması için 40 000 pound verdiği yazıyor. Çok şükür İngilizce biliyoruz. Madem olayları çarpıtmak istiyorsunuz. Bari ona göre yalan yanlış bir belge koysaydınız da size inanmak isteyenleri zor duruma sokmasaydınız.

    • @koray, degerli yorumunuz icin tesekkürler. Ingilizce biliyorsunuz ama bu belge okumalarinda lazim gelen donanima sahip oldugunuzu göstermez. Nitekim göstermedigi de acik. Zira Anadolu’ya gönderilenin Enver oldugu yazmasina ragmen hemen ardindan parantez icinde (sic) yaziyor. Bu ise latince bir tabir olan “Sic Erat Scriptum”un kisaltmasidir. Bu ifade, baska bir kaynaktan kopyalanan bir kelimenin yazilisindan sonra yanlis hecelendigini veya yanlis kullanildigini göstermek icin kullanilir. Yani yanlislikla enver yazilmis. Fakat bu tip raporlarda yanlisin yerine dogrusunu yazmak yerine ardina (sic) tabiri eklenir. M. Kemalin basarili bir talebe oldugunu kimse inkar etmiyor. Bizim m. kemalin sahsiyla bir derdimiz yok. Bazi antikemalistler gibi annesi veya babasi hakkinda yakisiksiz seyler yazmiyoruz mesela. Veya kendi cinsel tercihleri hakkinda da bir paylasimimiz yok. Elimizde yeterince kaynak olmasina ragmen sevgililerini, kiminle nerede gönül eglendirdigine dair bir paylasim da yapmadik. Bizim derdimiz o degil, veya ne olursa olsun kötüleyelim seklinde bir yaklasimimiz yok. Ayrica belgedeki “hirsli” ifadesi “haris” olacak. Pek olumlu bir özellik degil yani. Zaten o dönemin kaynaklarina inildiginde acgözlülük diye de ifade edebilecegimiz bu karakterinden dolayi cok kisi tarafindan tenkid edildigi görülmektedir. Ama yorumunuz icin tekrar tesekkür ederim. Saygilar.

  6. hocam değerli vaktinizi almak istemiyorum ama m. kemal’in samsuna çıkmadan önce suikaste kurban gittiği ve burada şehit olduğu ve ayrıca ingilizlerin genç ve hırslı subayı KAMAL isminde bir ajanın m. kemal’in yerine geçtiği söylenmekte bu konu hakkında bizleri aydınlatırmısınız. vermiş ve verecek olduğunuz bilgiler için şimdiden teşekkürler ALLAH siz ve sizler gibi insanlardan razı olsun. hayırlı çalışmalar.

  7. “-“Yıldız Sarayı’nın hemen karşısında, Boğaz’da demirli duran müttefik donanmasına bakıyordu” demişti.”

    Bak bu cümle çok ikna edici. Bunu okuyup da zat-ı muhteremin vatan sevdasına inanmamak mümkün mü? Ne kadar değerli bir kanıt sunmuşsunuz. Tebrik ediyorum..

    “… başka bir delil ise, M. Kemal Atatürk’ün 13 Mayıs 1919 tarihinde, yani Yunanlılar’ın Izmir’e çıkarma yapmalarından sadece iki gün önce Harbiye Nezareti’ne yazdığı 14 numaralı yazı ile “alelhesap bir miktar meblağın verilmesi”, “en az iki binek otomobil” ile “muhassesat-ı adiyelerinin 3 aylık maaşlarının peşin verilmesi” talebinde bulunmuş olmasıdır. Ve ancak bunlar verildikten üç gün sonra hareket edebileceğini bildirmiştir.[12] Yani bunlar verilmediği takdirde Bandırma vapuruna binip Samsun’a gitmeyecektir! Başka açıklaması var mı?”

    “– Şu gördüğünüz düşman gemilerini buradan nasıl çıkarabilirsiniz?

    – O gördüğünüz zırhlılar karada yürümez.

    – Peki bu işi nasıl yapabilirsiniz?

    – Emredersiniz.

    – Ne yaparsanız yapın, fakat bunları buradan kovun…

    Ve kendisine şu görevi veriyor:

    – Yanınıza çalışabileceğiniz maiyetinizi alınız. Samsun’a hareket ediniz. Yarın Bandırma vapuru hareketinize hazırdır. Şark vilayetleri askeri müfettişi olarak yola çıkın. Allah yardımcınız olsun…

    Padişah Atatürk’ün elini sıkıyor. O da Saraydan ayrılıyor.”

    Bir hikayede evrağı hazırlanmış ayrılıştan 3 gün önce para isteyen adam var, diğer hikayede yolculuktan bir gün öncesine kadar ortada bir şey yok sonra Sultan gazı vermiş ertesi gün vapura bindirmiş.. İlahi siz de:).. Az destekli atın, birbiriyle çelişkili iki uydurma hikayeyi aynı yazı koymamayı bile becerememişsiniz..

    Ayrıca adama sorarlar: Emrettiğin gibi kovduk zırhlılıları da senn ne işin vardı o zırhlıların içinde?

  8. @Arif, ilmi elestiriniz icin cok tesekkürler. Ancak bilmediginiz bir sey var. M. Kemal aslinda bu göreve cok önce atanmisti. Tarihi de verelim 29 Nisan 1919. Yani hareket etmesi icin cok daha evvel M. Kemal’e talimat verilmesine ragmen hareket etmiyor. Mesela 6 Mayis’ta acele hareket etmesi icin bir talimat veriliyor ama yine gitmiyor. Hareketini sürüncemede birakiyor, Padisahi oyaliyor cünkü o sirada ingilizlerle pazarlik yapiyordu. Oyalama taktigi de sözkonusu talepleridir. Mesela hareket etmemek icin 3 aylik maaslarinin hemen pesin ödenmesini talep ettigi yazi 7 Mayis tarihlidir. Dikkatini cekerim, 6 mayista acele hareket etmesi isteniyor, fakat o hemen bir gün sonra 3 aylik maaslarini pesin istiyor. Bizim yazida kullandigimiz belge 14 mayis tarihlidir ve bu, iste 7 mayista talep ettigi 3 aylik maasinin hala gönderilmedigini bildiren yazisidir. Zaten yazinin hemen basinda “7 mayista 3 aylik maas istemistim, hala verilmedi” diyor. Sonra baska taleplerini de siraliyor.

    Padisahin “yarin hareket edin” talimati ise 15 mayis tarihlidir. 16 mayista tekrar padisahla görüsüyor ve veda ediyor. Peki m. kemal neden hareket etmiyor ve oyaliyordu? Cünkü ingilizlerle pazarlik yapiyordu demistik. Ingilizlerle yaptigi pazarliga göre yunanlilarin izmiri isgal etmesi gerekiyordu. Iste M. Kemal, ingilizlerin sözünde durup durmayacagini ögrenmek icin Padisahi oyaliyor. 15 Mayis’ta yunanlilar izmire cikinca, m. kemal de 16 mayista “nihayet” hareket ediyor.

    Padisahin hicret etmesi ise, M. Kemalin cikardigi kanunla Osmanli devletini yikmasindan “sonra”dir. Düsmanlari kovduk ve osmanliyi düsmanlardan kurtardiksa, bu durumda Osmanliyi neden bir kanun cikarmak suretiyle yikiyor? Eger Padisah ülkeyi terk etmeseydi, Osmanli taraftarlari ile m. kemal taraftarlari arasinda savas olacak ve kardes kardesi bogazlayacakti.

    Ayrica, “Yıldız Sarayı’nın hemen karşısında, Boğaz’da demirli duran müttefik donanmasına bakıyordu” sözünü alinti yaptigimiz kaynak yabanci birisinin kitabidir. Bu alintiyla maksadimiz, m. kemalin Sultan Vahideddin ile basbasa görüstügünü ispatlamaktir. Nitekim diger kaynaklarda verilen ve birbirini tamamlayan bilgilerle mesele vuzuha kavusmaktadir. Parcaci okumalar yerine bütüncül bir okumayi tavsiye ederim.

    Saygilar degerli kardesim.

  9. Geri bildirim: Kemalist Rejimin Şapka yüzünden idam ettiği Şalcı Bacı | Belgelerle Gerçek Tarih

  10. Vahdettin’in Atatürk’ü göndermiş olması onun başarılarına balta vurmaz ki anlamadığım şey şu vahdettin’in gönderdiğini savunanlar kemalistlere düşman Göndermediğini savunanlar ise Vahdettin’e
    bir kemalist olarak bence de vahdettin’in göndermiş olması ziyadesiyle mantıklı ancak bu tarihi olayın böyle basit tartışmalara alet edilmesi çok yanlış geliyor bana. Vahdettin’in atatürk’ü seçmesi (trablusgarp savaşında yaptıklarından ötürü) gayet makul ancak atatürkün daha az kahraman olduğu anlamına gelmez.

    • Bende diyorum benim gibi düşünen hiç mi yokmuş 🙂 Sonuna kadar dediklerine katılıyorum. Bugün bu ülkenin kurulmasına katkısı olan, bizim şu anda rahat bir şekilde bu şekilde yaşamamıza vesile olan herkes mezarında huzur içinde yatsın.

      Ayrıca bunu hazırlayanlara söylemek istiyorum. Atatürk hain değildir. Osmanlı Devleti’nin dış itibarı tamamen kaybolmuş, zaten devletin kurtulması imkansız hale gelmiştir. Yani Atatürk’ün yeni devlet kuracağı zaten belli birşeydi.

      Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Atatürk, Vahdettin’i hain ilan etmemiştir. Ondan sonra gelen tarihçiler bunu öyle yazmıştır. Benim düşüncem ise, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne olan bağlılığı arttırmak için bu yola başvurulmuş olabileceği.. Tabii yine de doğruların anlatılmasından yanayım.

      Bir de Vahdettin’in Atatürk’e destek olduğunu zaten biliyordum da, milli mücadeleyi Atatürk başlattı diye okumuştum farklı bir sitede de.

      • M. Kemal’in Padisah tarafindan gönderilmis olmasi daha az kahraman oldugu anlamina gelmez denilmis. Bizim derdimiz bu degil. Bununla kastimiz Padisahin hain olmadigi, M. Kemal’in ise Padisaha ihanet ettigidir. Osmanli devletinin itibari tamamen kaybolmus diyorsunuz. Yani rica ederim… itibar kaybi, bir devletin yikilmasini mi gerektirir? 1990’larin sonunda Türkiye daha mi itibarliydi? Biz de bu Türkiye Cumhuriyetini yiksaydik o halde. Ayrica m. kemal nutuk’ta Sultan Vahideddin’e haksiz olarak hain demistir. Yani sizin “m. kemal Vahideddin’i hain ilan etmemistir” yorumunuz maalesef dogru degil. Hayirli günler.

      • O zamanki insanların yaşadıkları şeyler basit değil. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar vs… bütün Osmanlı topraklarını işgal etmiş, yönetimde dâhi onların sözleri geçerken 90’ların Türkiye’siyle nasıl kıyaslayabiliyorsunuz açıkçası merak ettim..

        Ayrıca ben olaya tarafsız bakmaya çalışıyorum. Belgelerle kanıtlanmış her şey benim için doğrudur. Ama bu ülkeyi kuran – kurtaran tüm atalarımıza saygımız sonsuz. Atatürk de atalarımızdan biridir Vahdettin de. Yani ikisinin birbirine ihanet etmesi olayı geçmişte olmuş ve ikisinin o zamanki sorunlarıdır. Bizim bu kadar taraflı düşünmememiz gerekir. “İkisinden biri olmasaydı bugün biz bu vatanda bu kadar rahat yaşıyor olabilir miydik?” diye kendimize sormamız gerekir. Kemalist veya Osmanlıcı gibi birbirimizi aşağılayarak sadece dış mihraklara açık kapı bırakmış oluyoruz.

        Amacım tartışmak da değil. Cevap için ayrıca teşekkürler 🙂

      • düsüncelerin güzel, ama keske dedigin gibi olsaydi. Sultan Vahideddin baska, M. Kemal bambaska birseyi temsil ediyor. O dönem isgalcilerin sözü geciyordu, 1990’larda da isgalcilerin sözünün gectigi acik. O dönemdeki isgal fiili idi. 90’larda ise zihin isgali ve ekonomik-siyasi isgal hatta idari isgal vardi. Artik isgaller eskisi gibi olmuyor, yeni yöntem ve metodlar gelistiriliyor ve bu tür yöntemler isgalciler acisindan daha az maliyetlidir. Batili gibi düsünyor, yönetiliyor, yasiyor ve hareket ediyorsan, fiili isgale gerek yoktur.

  11. Geri bildirim: M. Kemal’i Anadolu’ya Padişah gönderdi! | Belgelerle Gerçek Tarih

  12. Şimdi diyorsunuzki 450 sene Türklere zulm etmiş saltanatçı firavun sunni şeriatçı pedofilinin yolunu mu takip edelim ?

  13. Geri bildirim: M. Kemal Atatürk Tapınakçı mıydı? Kemalist Türkiye’yi Tapınakçı’lar mı kurdu? | Belgelerle Gerçek Tarih

  14. benim anlamadığım osmanlının bir subayı olan mustafa kemal,osmanlıya saldıran ve içimize kadar giren ingilizler ve fransızlardan mı kurtardı ülkeyi yoksa bu meleketi kuran osmanlı hükümdarlarındanmı ,yani ülkemize savaş açılmış ağır bir yenilgi içindeyiz başbakan genel kurmaya askerlerini topla ülkeyi düşmandan kurtar diyor fakat ülkeyi düşmandan kurtaran komutan başbakanını düşmana teslim ediyor ne kadar tuhaf bir durum ,biri bana bunu izah edebilirmi lütfen

  15. Yazınıza istiaden madem M.kemal bi Hayin idi ozaman Cumhuriyet kurulurken saltanat kaldirilirken halk neden ses çıkarMadi? Yani şunu soruyorum M.Kemalin yaptığı doğru değil di madem neden destek oldular?

    • @16, yaniliyorsun kardesim. Destek olan yok. Halk perisan bir durumdaydi. Ses cikarabilecekler istiklal mahkemelerinde idam edildi. Saltanati kaldirirken mecliste yaptığı bir konuşmayı NUTUK’a şöyle kaydetmiş:

      “Mesele, zaten oldubitti haline gelmiş olan bir gerçeği kanunla ifadeden ibarettir. Bu mutlaka olacaktır. Burada toplananlar. Meclis ve herkes meseleyi tabii olarak karşılarsa, sanırım ki uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek, usulüne uygun olarak ifade edilecektir. Fakat belki de bazı kafalar kesilecektir.”[1]

      KAYNAK: [1] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 691.

      ***

      Cumhuriyeti kurarken de Kurtulus savasinin önde gelen pasalarina haber vermedi. Üstelik cumhuriyete karsi olan milletvekillerinin evlerinin önüne polis dikmek suretiyle meclise gelmelerini engelledi. Su yazilari okumani tavsiye ederim:

      http://belgelerlegercektarih.com/2014/05/06/m-kemal-ataturk-nasil-cumhurbaskani-oldu-cumhuriyet-nasil-ilan-edildi/

      http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/29/cumhuriyet-ve-ilani-hakkinda-ne-dediler/

      http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/29/cumhuriyetin-ilan-sekli-de-tam-bir-rezalet-idi-kazim-karabekir-pasa-anlatiyor/

      Saygilar

    • Halk karşi dursunda doğrayiversinlermi. Bunlar halka rağmen geldi. İngiliz ve fransiz getirdi, osmanlinin butun silahlarini istanbuldan anadoluya akitarak gucu ele geçirmeleri sağlandi. inönü boşuna demiyor millette düşmanimizdir diye. Alin okuyun.
      İnönü, CHP’nin eski yayın organı Ulus gazetesinde yayınlanan anılarının 17 Mayıs 1968 tarihli kısmında, kendi ağzından aynen şunları söylüyor:

      “Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım. İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin millet düşmanınızdır…”

      İsmet Paşa, milletimiz aleyhindeki bu konuşmayı İkinci İnönü Savaşı esnasında Bursa’dan göçen, içinde subayların ve ailelerinin bulunduğu bir kafileye hitaben yapmıştı
      Kemalizmin meydanlarda sucsuz yere adam asmalari kendi göt korkularindandir. Halk korksunki biz iktidarimizi surdürebilelim meselesi. Sabetayci işgali kurtuluş diye yutturuldu.

  16. ben gerçekten bu konunun aslını öğrenmek istiyorum herşey iyi güzel ama kafama yatmayan bisi var…atatürk liderliği döneminde hiç dış borç almamış ve hayatının son gününe kadarda dış borçlanma olmaması yönünde telkinde bulunuyor.borç almaya alisanlar emir almayada alisır lafı geliyor aklıma.ben sağ görüşlü eğer kalbimiz duzgunse allahini peygamberini bilen biriyim ama amerikadan borç alıp kore ye asker gönderen menderes var mesela bizim içimizde ve hala bir menderes çıkıyor agizlrdan fiskirio on tane bence bu işin aslını yanlız allah bilir…sevr i imzalayanlarla yirtanlari aynı kefeye koyamiyorum

    • Selamunaleykum Ali, eger monarsi getirseydi en yüksek makamda olamazdi. Zira monarsi idaresi bir hükümdari gerektirir, bu da elbette Osmanogullarindan biri olacakti. Ancak M. Kemal en büyük olmak istiyordu. Bu sebeple cumhuriyeti kurdu ve zorla, gayri mesru bir sekilde cumhurbaskani oldu.

  17. Elde avuçta bir müslüman evladı yokmuymuş yav 🙂 olayın iç yüzünü bildiği halde kamalı göndermiş. Gerçi ALLAHIN taktiri 100 senemize mal oldu fakat demekki böylesi hayırlıymış. ALLAH vatanımıza göndermiş olduğu insanlığa nimet, eşsiz muazzam islam dinini egemen kılar inşallah. Zihninize elinize sağlık selametle vesselam.

  18. BU ARAŞTIRMA BİLGİLERİ VE YORUMLAR DOĞRU OLABİLİR, ANCAK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK HALKLA BİRLİKTE HAREKET ETMEYİ TERCİH ETMİŞTİR VE DOLAYISI İLE SULTAN VAHDETTİN YALNIZ KALMIŞTIR VE YURDU TERK ETMİŞTİR, BU HAREKETİN ADI HALK HAREKETİDİR, SULTANDA GÖNDERMİŞ OLSA HALK HAREKETİDİR HALKIN BEKLEDİĞİ LİDER OLARAK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK KARŞILARINA ÇIKMIŞTIR. VE MUSTAFA KEMAL ÖNDERLİĞİNDEKİ HALK HAREKETİDE BAŞARILI OLMUŞTUR VE 29.EKİM.1923 TARİHİNDE TC. DEVLETİ ANADOLUNUN MAKÜS TALİHİNİ YENEREK KURULMUŞTUR DOLAYISI İLE TC DEVLETİNİN KURUMLARINI OKULLARINI SLOGAN ÜRETME MERKEZİ OLARAK GÖSTERMEK VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN DEPDEBE İÇİNDE YAŞADIĞINI SÖYLEMEK BU HALK HAREKETİNE HAKARET ETMEK DEMEKTİR, AYIPTIR HALKIMIZI HİÇE SAYMAK DEMEKTİR KALDIKİ ATATÜRK HALKIN ONAYLAMADIĞI BENİMSEMEDİĞİ HİÇ BİRŞEYİ YAPMAMIŞTIR VE İYİ VE KÖTÜ OLARAK ADLANDIRILAN HİÇ BİRŞEY ŞAHSİ ÇIKAR İÇİN YAPILMAMIŞTIR TAMAMI HALKİÇİN HALKIN GELECEĞİ İÇİN YAPILMIŞTIR, SEVABIDA GÜNAHIDA HALKIMIZA AİTTİR BİLİMSEL ARAŞTIRMA YAPIYORUM DİYE ORTAYA ÇIKIP TÜRKİYE CUMHURİYETİNE OSMANLIYI ORTAK ETME ÇABALARININ İYİ NİYETLİ BİR GİRİŞİM OLMAYACAĞINI VE GÜCÜNÜ TÜRKİYE CUMHURİYETİ HALKINDAN ALAN CUHURİYETİMİZİN YAPISINI KİMSENİN DEĞİŞTİRMEYE KALKMAMASINI ÖNERİRİM VE TAVSİYE EDERİM, ATATÜRKÜN ŞU SÖZÜNÜ HATIRLATIRIM, BENDE İKİ BEN VAR BİRİ BEN DİĞERİ SİZ BENİM NACİZ VUCUDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR SİZ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLEL EBED PAYİDAR KALACAKTIR DİYEN BİRİSİNİN KUSURLU İMİŞ GİBİ GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILMASI BİLİM ADINA, İLİM ADINA AYIPTIR.

    • @Nuh Kizilay, M. Kemalin halkin onaylamadigi hicbir sey yapmadigini iddia etmeniz yanlistir. Gercekleri yansitmiyor. Nitekim sapka giymemek icin bircok insan direnmistir. Ayrica Ezan-i Muhammedi’nin yasaklanmasini da tasvip etmemis ve ilk firsatta okumustur. Iste bütün bunlar m. kemalin halkla birlikte hareket etmediginin delilidir. Cumhuriyet gücünü halktan almiyor. Daha dogrusu kemalist cumhuriyet. Almadigi icin de bu halk m. kemalin kurdugu chp’yi tek basina iktidar yapmamistir. Tam tersine chp’nin karsisina kim ciktiysa onu desteklemistir. Iste bu yüzdendir ki kemalist ordu atatürk inkilaplarini “halktan” koruyabilmek icin her 10 yilda bir darbe yapmistir. Bu tabloya göre halk, m. kemalin kusurlu oldugunu söylüyor zaten. M. Kemalin kendi cikari icin bir sey yapmadigina dair iyi niyetli iddianiz da gecersizdir. Eger m. kemal gercekten halkini düsünseydi, günde onlarca fincan kahve, birkac paket sigara ve bolca raki icip kendi kendini ölüme sürüklemez, hizmet icin didinirdi. Ama öyle yapmadi.

    • NUH BEY DİKKATİNİZİ ÇEKERİM.KEMAL 1920 DE MECLİSİ AÇTIĞINDA KEMAL VE VEKİLLER İLK YEMİNLERİNİ PADİŞAH VE HALİFE ÜZERİNE YAPTILAR.ARAŞTIRIN.EĞER KASTINIZ SAVAŞ VE HEMEN SONRAKİ MECLİSİN KURULUŞU İSE ÇOK YANILIYORSUNUZ.TEBAA SADECE PADİŞAH VE HALİFEYİ TANIYOR KAALE ALIYORDU.HALK OSMANLI HALKI ASKER OSMANLI ASKERİ İDİ.1920 DE MECLİSİ BİLE CUMA NAMAZI SONRASI PADİŞAH VE HALİFENİNDE ÜNVANLARININ YER ALDIĞI BİR DUA İLE AÇTILAR VE DEDİĞİM GİBİ İLK MECLİS YEMİNİNİ PADİŞAH VE HALİFE ÜZERİNE YAPTILAR.ZATEN MECLİSİN KURULMASI İLK DEĞİL.MECLİS 2. ABDULHAMİT DÖNEMİNDE DE VARDI.YANİ MECLİS VEKİL SEÇİM DEMOKRASİ FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ KAVRAMINI KEMAL İCAT ETMEDİ.ZATEN VARDI.BUGÜN İNGİLTERE JAPONYA HOLLANDA BELÇİKA İSPANYA İSVEÇ NORVEÇ DANİMARKA FİNLANDİYA..VB. BÜTÜN GELİŞMİŞ KRALLIKLARDA OLDUĞU GİBİ AYNI ZAMANDA MECLİS OSMANLI DA DA VARDI.AMA KEMAL VE AVANESİ MECLİSİ HALKA HİZMET ETMEK FİKİR ÜRETMEK İÇİN DEĞİL PADİŞAHA VE VATANA İSYAN ETMEK İÇİN KULLANDILAR VE PROVOKE ETTİLER.KEMAL GİBİLER BU HALKTAN HİÇ BİR ZAMAN DESTEK GÖRMEDİ.BUNU BETON KEMALDE DİKTATÖR İSMETTE İYİ BİLİYORDU.HALKI KANDIRDILAR BAŞTA SUYUNA GİTTİLER ALLAH MUHAMMET DİN İMAN DEDİLER NE ZAMAN GÜCÜ ELLERİNE GEÇİRDİLER O ZAMAN SAVAŞLARDA PERİŞAN OLMUŞ HALKIN ENSESİNE BİNDİLER.BETON KEMAL HANGİ KARARI HALKA SORUP ALDI?O İLERİCİLİK ÇAĞDAŞLIK ADI ALTINDAKİ YAPTIRIMLARI HALKA SORMADI MECLİSTE ÇIKARIP DAYATTI.TEK PARTİLİ SADECE CHP NİN OLDUĞU MECLİSTE KENDİNE PUT GİBİ TAPAN CHPLİ VEKİLLERİN TERÖR ESTİRDİĞİ MECLİSTE YASAK ÜRETİP BUNU HALKA ZORLA UYGULATMADI MI?UYMAYANLARI ASIP DÖVÜP BOMBALAMADI MI?BUNU ŞİMDİ YAPSALAR HEMEN YIRTIK DONDAN FIRLAR GİBİ EŞİTLİK ADALET İNSAN HAKLARI DİYE ANIRIRSINIZ.

      KEMALİZMİN İLK İLKESİ DEĞİL Mİ ”HALKA RAĞMEN HALK İÇİN İLKESİ” HA!KEMALİZM BETON KEMAL YAŞARKEN İSİM OLARAK YOKTU ÇÜNKÜ BETON KEMAL YAŞIYORDU O ÖLÜNCE HALK ÜZERİNDEKİ BASKIYI VE ZULMÜ DEVAM ETTİRMEK İÇİN ”KEMALİZM” İ UYDURDULAR.CHP HALK TARAFINDAN İKTİDAR YAPILMAMASINA RAĞMEN DERİN DEVLET SAYESİNDE DEVLETİN DİNAMİKLERİ(YARGI,EĞİTİM,ORDU,MEDYA) İÇERİSİNDE KADROLAŞARAK HER DAİM CHPNİN ZİHNİYETİ KEMALİZMİ İKTİDARDA DEĞİLKEN BİLE İKTİDAR PARTİSİNE VE HALKA DAYATTILAR.KEMALİZM ASLA BİR HALK HAREKETİ DEĞİLDİR.CHP ASLA BU HALKIN PARTİSİ OLMAMIŞTIR.KANITLARI DA ORTADA ZATEN.BETON KEMAL VE DİKTATÖR İNÖNÜ DÖNEMLERİ GERÇEK BİR MİLLİ ŞEF TEK PARTİ VE DİKTA DÜZENİYDİ VE YAPTIKLARI ASLA BU ÜLKENİN FAYDASINA OLMADIĞI DA GELDİĞİMİZ BU NOKTADA ORTADA.BUNUN SEVABI VE GÜNAHIDA ASLA ŞEREFLİ TÜRK HALKININ ANADOLU İNSANININ DEĞİL BUNUN SORUMLULARININ VE SİZİN GİBİLERİN BOYNUNADIR.LANET OLSUN SİZE.

  19. Bu düzmece ve hainane düzenlenen uydurma belgelere en iyi cevap Karabekir’in kendisidir. Bu nah sizin o kör baykuşlar gibi senaryolarınıza cevaptır. Şöyle der Karabekir: “Mustafa Kemal’ın üstün zekası ve startijisi olmasaydı, bu kurtuluş mümkün olamazdı” Üstelik bu itirafı Mustafa Kemal’le arası iyi olmadığı halde söyler.
    Sizin vatansever olarak lanse ettiğiniz devlütlünüz, İngilizlerin isteği üzerine ona idam kararı nedir baykuşlar. O idam fermanına rağmen bütün bir mücadele. Ayrıca Vahdettin, İng. Muhipler cemişyetinin üyesi değil miydi? Bir İngiliz dostu yani. Bir vatansever her şeye karşın kendi vatanını tercih eder, bir vatan haini gibi, İngiliz zırhlısına binip kaçtı neden … bunlar yalan mı? Daha neler var? Bırakaın bu maval düzmece senaryolarınızı, Ayrıca Mareşal Çakmak başka bir boyut ..

      • En basit gerçekleri bile görmek, anlamak istemeyenlere apaçık, en anlaşılır belgeleri verseniz dahi akıntıya karış kürek çekmiş olursunuz… Onlar -eğer hain değil iseler- bağnazlıkları içinde boğulsunlar… Bırakın.

  20. Bütün bunlar, hainane senaryolar düzmece belgelerle. Neden Mustafa Kemal’e idam fermanınıçıkardı. Uzatmağa gerek yok bütün bu mavallarınızı, Krabekir ve Maraşal çakmak boşuna çıkarıyor.

    • @necdet, M. Kemal bile bu fermandan dolayi Padisah’in suclanamayacagini söylemisti mecliste. Ingiliz baskisi vardi cünkü. Kraldan cok kralci olmayalim. Karabekir bosa cikarmiyor, destekliyor. Ayrica hangi belge düzmece? Gösterin lütfen.

  21. Kim bu yazıları yazıp kulaktan duyma bilgiler edinip her cümlesinde haşa , sözde gibi kelimelerle kelime oyunu yapıp insanları ikileme düşüren zaat ? Ne gördün de dünya nın kabul ettiği liderleri kuş kadar beyninizle kötüler yargılarsınız ? Size mi kalmış kulu yargılamak ? Allah varken size ne oluyor ? Sözde islamcı geçinen insan olmadıklar , ne bir kuşatma ne bir sömürge görmüşünüz şu devlet zamanında . Altınız kuru savurun ordan burdan sözleri . Sizin gibi aklı kıt menfaatçi insanların karşısında biz milliyetçi cumhuriyetçi insanlar var . Kötülemeye çalıştığın insanın kurmuş olduğu cumhuriyet rejiminde ve verdiği haklar sayesinde bu konumdasın .

    • ahmet gazi ceri, M. Kemal kimseye hak falan vermedi. Tam tersine haklari ihlal etti. Sitede buna dair onlarca yazi var. Biz m. kemalin sahsi kusurlarini yargilamiyoruz, halka verdigi zararlari mevzubahis ediyoruz. Bunlar farkli seyler. Biraz dininizi ögrenmenizi tavsiye ederim.

    • Milliyetçilik, tarihî belgelerle ortaya konulan gerçekleri görmezden gelip, “Kuş kadar beyni olan”ın bile devekuşu gibi başını kuma gömerek, doğru bildiği yanlışlarda araştırmadan ısrar etmek bağnazlığı demek değildir. Zaten Türkçeyi bile doğru dürüst konuşup yazamayan sebük-magzândan bu tür hezeyânların çıkmasını da tabîî karşılamak lâzımdır. Hele: “Sözde İslamcı” ifadesini de İslâmla ilgisi olmayanların ağızlarında pelesenk ettiğini de bilmeyen yoktur! Türkiye olarak hangi “konum”da ve niçin bulunduğumuzu da hâlâ anlamayan varsa, onda “kuş beyni” değil, hamsi beyni bile aramak abesdir!

  22. Atatürk gerçeklerini bilmeyene saf gözuyle bakiyorlar artik. Sen uzaydami yaşiyorsun kardeşim. Öyle şeyleri döktukki ortaya. Hiç kimse savunmaya geçemiyor. İnsan ilk gördüğu yazinin altina hemen yorum yapmaz, azicik neler olup bittiğini anlamaya uğraşir. Madem Allahtan bahsediyorsun. İnternette islami yikmaya çalişanlarin genelde kemalist olduklarini. Ateizme yatarak islam ülkelerine karşi israili nasil tuttuklarini anlamamak için doktor raporlu olmak lazim.

  23. İlk olarak “atatürk” soyisminin kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir insan daha hayattayken kendisini milletin atası ilan edemez, ilan ettiyse bu binlerce yıllık ecdadın hakkını gasp, milyonlarca millete hakaret ve aşağılamadır, bu ismi kullanarak desteklemek durumuna düşmemek gerekir.

    İkinci olarak; Samsun’a gönderilme mevzusunun nereden çıktığına hiç değinilmemiş olduğunu görüyorum. Halbuki bazı subayların geniş yetkilerle Samsun’a gönderilmesini ilk defa isteyenler ve Osmanlıyı mecbur bırakanlar İngilizlerdir, hatta Osmanlı’ya Nota bile gönderiyorlar. “Samsun içi çözüm bulun, geniş yetkili subayları Samsun’a gönderin” diyenlerin İngilizler olduğunu görmemiz, yani olayı daha geriye giderek ele almamız halinde daha farklı bir manzara ve fotoğraf görmek mümkündür kanaatimce. Saygılarımla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s