Ahmet Hakan’ın patronu Aydın Doğan Yolsuzluk yaptı mı?

Ahmet Hakan’ın patronu Aydın Doğan Yolsuzluk yaptı mı?

*

***

Iyi seyirler…

*

Reklamlar

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

Bir Takipçimizden Ahmet Hakan Analizi: Atatürk’ü kullanıyor!

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Hürriyet gazetesi arşivine dikkatle bakılırsa, 40’ından sonra kemalist Ahmet Hakan’ın köşesinden kemalist borazanlığına ve 5816 üzerinden linç operasyonlarına başladığı tarihin, Kanal D anahaber sunuculuğuna başlamasından hemen sonra olduğu görülür. Reytingleri yerlerde sürünen adam tam anlamıyla “atatürk tüccarlığına” sarıldı.

Müslümanların zaten kendisini izlemeyeceğini biliyor, kemalistlerin de geçmişinden dolayı itibar etmediklerini düşünmüş olacak ki, bir anda delifişek kemalist kesildi. Yıllar önce söylenmiş sözleri bulup buluşturup, linç operasyonlarına başladı bir anda ve sunuculuğa atandığı Ocak 2017 tarihinden sonra!

15 Kasım 2016 tarihinde köşesinde şunları yazmış bu “müptezel”;

“Özgürlüklerin Kemalizm adına kısıtlanmasına karşı çıkmaları, Kemalist dayatmacılığa itiraz etmeleri, Kemalizm adına ortaya çıkan tabularla mücadele etmeleri demokrat olmalarının bir gereğiydi. Buna bir şey demem, diyemem.” diyor bay kemalist!

Sunuculuğa atandığı Ocak 2017’den itibaren kemalist militanlığa ve kemaslitlerin avukatlığına soyundu aniden;

“Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda” 17.02.2017 (bu başlık herşeyi açıklıyor!)
“‘Atatürk Türk değildir’ demiş dangalağın teki” 21.02.2017
“Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki” 3.3.2017
“Al sana Atatürk’ü Koruma Kanunu” 12.05.2017
……
Bu vatandaşı karşınıza alıp m.kemal dönemi hakkında tartışsanız, 2 dakika konuşamaz. “daha çok reyting alayım, kemalistlere yaranayım, cebimi doldurayım” telaşıyla kemalist taklidi yapıyor sadece! Düşünce ve tarihi bilgi paylaşan insanları da bu uğurda linç etmekten kemalist olmayan herkesi koruma kanunuyla susturmaktan çekinmiyor.
Her dönem ve her ortama göre şekil ve ağız değiştirmenin atasının kim olduğunu, menfaat devşirmek için milletimizi yalan söyleyerek kandırmayı maharet bilenlerin kimlerden ilham aldığını biz çok iyi biliyoruz!

*

Emin isimli bu takipçimize teşekkür ediyoruz. Ancak bize göre mesele sadece reytingten ibaret değil. Belki zamanı gelince açıklarız

ATAM bombası, ATOM bombasından daha tehlikelidir!

ATAM bombası, ATOM bombasından daha tehlikelidir!

*

atam bombasi atom bombasindan daha tehlikelidir***

Rehberlik etme liyakati olmadığı halde toplumu zorla yönetmek isteyen bir kimse emellerine ulaşmak için çeşitli usullerle insanları cahilleştirir, beynini yıkar. Mesela kendisinin kahraman ve kurtarıcı olarak anlatıldığı yeni tarih kitapları yazar, her yere heykellerini diker, toplumun dilini değiştirir, geçmişiyle bağını koparır, kendinden evvelki devri yerden yere vurur.

Kendisini adeta ‘insanüstü’ bir varlık olarak takdim ettirir. Okullarda, televizyonlarda sürekli ve sistematik bir şekilde onun ‘büyüklüğü’ ve ‘kahramanlığı’ anlatılır durur artık. Onu kutsayan ve tanrılaştıran şiirler okutulup ezberletilerek beyinler tamamen yıkanır. Toplum, o olmazsa kendinin de olamayacağına iman etmeye başlar.

Böylece insanlar onun liyakatini sorgulama cesaretinde bulun(a)maz. Zira çoğunluk şuna inandırılır; “Varlığımızı ona borçluyuz, dolayısıyla ona mecbur ve ona muhtacız.” Liyakatini sorgulamak şöyle dursun, artık onda kusur bile görülmez… Çünkü kör olmuşlardır. Körler ise, köpeklerin rehberliğini bile nimetten sayar.

Fakat biz sorguluyoruz:

1945’te iki “ATOM” bombası saldırısına maruz kalan Japonya, kendisini hızla toparlayarak dünya devi olurken, biz niçin daha taş üstüne taş koyamadık?

*

 

atam bombasi atom bombasindan daha tehlikelidir 3

***

Zira Türkiye 1923’te maruz kaldığı “ATAM” bombasının etkisinden hala kurtulamadı. Çünkü ATOM bombası bedenleri, ATAM bombası ise zihinleri tahrip etti. Bedeninin herhangi bir yeri tahrip olan bir insan sağlıklı düşünebilir. Buna mukabil tahrip olmuş zihinler sağlıklı düşünme kabiliyetlerini kaybederler. Dolayısıyla ATAM bombası ATOM bombasından çok daha tehlikelidir. Inanılmaz ama gerçek; insanlar, “ATAM sen kalk ben YATAM” başlıklı şiirler yazmaya başladı.

Bildiğiniz gibi, 16 Nisan 2017’de Anayasa Değişikliği referandumu yapıldı. Referandum sonuçlarının açıklanmasının ardından kemalizmin beynini yıkayıp mağdur ettiği insanlar büyük bir yıkım yaşadı. ATAM bombasının tahribatını görmek isteyenler şu yorumlara baksın:

kemalizmin beynini yikadigi insanlar 1kemalizmin beynini yikadigi insanlar 2kemalizmin beynini yikadigi insanlar 3kemalizmin beynini yikadigi insanlar 4kemalizmin beynini yikadigi insanlar 8kemalizmin beynini yikadigi insanlar 5kemalizmin beynini yikadigi insanlar 13kemalizmin beynini yikadigi insanlar 6kemalizmin beynini yikadigi insanlar 7kemalizmin beynini yikadigi insanlar 9 kemalizmin beynini yikadigi insanlar 10kemalizmin beynini yikadigi insanlar 11kemalizmin beynini yikadigi insanlar 12kemalizmin beynini yikadigi insanlar 14kemalizmin beynini yikadigi insanlar 16kemalizmin beynini yikadigi insanlar 15kemalizmin beynini yikadigi insanlar 17

***

Gördüğünüz gibi, Kemalizm insanımızı mahvetti. Ben şahsen ATAM bombasına maruz kalıp bunlar gibi yaşayacağıma, ATOM bombasıyla ölmeyi tercih ederim. Soruyorum; bunlardan memlekete ne hayır gelir? Ama ders kitaplarına bile M.Kemal’in resimlerini koyarsanız olacağı budur. Sırf bu uygulamadan bile gayenin eğitim vermek değil; ideoloji aşılamak olduğu, sisteme köle yetiştirmek olduğu kolaylıkla anlaşılır. Acaba bunu yapan kemalistler, içine düşürüldüğümüz bu acıklı durumdan hiç mi rahatsız olmuyor?

Ne diyelim; Allah sonumuzu hayreylesin!

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Islam Medeniyeti ve Haçlılar – Prof. Yusuf Kaplan

Islam Medeniyeti ve Haçlılar – Prof. Yusuf Kaplan

*

***

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yusuf Kaplan TVNET’te yayınlanan “Karşı Karşıya” programında çarpıcı tespitlerde bulundu. Işte bunlardan bazıları:

– Osmanlı kapitalizme direndiği için bilfiil çöktü. Osmanlı kapitalizme direndiği için bilkuvve yaşıyor. Osmanlı’nın hâkim olduğu coğrafyalarda herkes Osmanlı’nın adalet, barış, hakkaniyet sistemini özlüyor.

– Osmanlı durduruldu. 100 yıldır Türkiye kuşatılıyor.

– Türkiye dünyanın ruhudur. Korkuyla bunu yok etmek istiyorlar.

– Insanların dehası var. Ama toplumların da dehası var. Bu toplumun dehası 15 Temmuz’da ortaya çıktı.

– Batı, insanı evvela üreten bir makinaya, sonra da tüketen bir hayvana dönüştürdü. Insan tükettikçe tükendi.

– Tarihte kendini inkar ederek var olan bir toplum yok. Kendini inkar eden bir toplum sonuçta intihar edecektir.

– Dertsizseniz, dert sizsiniz. Bizim sorunumuz dertsiz müfredat, dertsiz öğretmen ve dertsiz öğrenci; Burdan hiç kimse ders alamaz.

– Farklı olanı farkettiğiniz zaman kendinizi fark edeceksiniz.

– Mekke’de çağrı kuruldu, Medine’de çağrı çağını kurdu, dolayısıyla Medeniyet çağlayandır.

***

Iyi seyirler…

*

Prof. Yusuf Kaplan’ın twitter hesabı:

*

Çirkin Teklif: Osmanlı’nın Laik Devlet olduğunu yaz önünü açalım!

Çirkin Teklif: Osmanlı’nın Laik Devlet olduğunu yaz önünü açalım!

*

Ahmed Akgündüz Tarihlenklere cevaplar, kemalist proje, kemalizm projesi osmanli devleti laik miydi, Osmanli islam devleti miydi 1

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün “Tarih-Lenklere Cevaplar” isimli kitabının kapağı…

***

Islam Hukuku uzmanı ve Türk Hukuk tarihçisi Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, “Osmanlı Devleti’nin laik bir devlet” olduğunu yazarak tarihi çarpıtması karşılığında kendisine birtakım vaatlerde bulunulduğunu yazdı.

Işte Prof. Akgündüz’ün “Tarih-Lenklere Cevaplar” isimli kitabında anlattığı bu çirkin teklifin tafsilatı:

“Yıllardan beri Osmanlı Hukuk sistemi ile alakalı kitaplar telif etmekte, makaleler yazmakta ve konferanslar vermekteyim. Bu çalışmalarımın belli kesimlerin hoşuna gitmediğinin farkındayım. Osmanlı Devleti’nin bir Müslüman Devlet olduğunu biliyoruz ve aksine yorumlar karşısında yıllardır şaşırıp kalıyorduk. Meğerse ki, Osmanlı devletine karşı olanların ve hem de en baştakilerin, kuvvetle muvaffak olamadıkları tarihin çarpıtılması meselesine çeşitli dalaverelerle ve kiralık kalemleri kullanarak emellerine ulaşmak istediklerini yıllar sonra öğrendik. Öğrendik ki, Prof. Ömer Lütfü Barkan da ve hatta bir yerde Prof. Fuat Köprülü de, bir türlü rejimlerini halka meşru göstermeyi başaramayan siyasetçilerin emirleri ve talimatları doğrultusunda kalemlerini kullanmışlardır. Bunu bizzat yaşı şu anda 90’lara ulaşan ve aynı sofrayı paylaşan bir şahısdan kulaklarımızla duyduk. Bize de, ‘Osmanlı Kanunnameleri’ kitabımızı duyar duymaz, aynen şu teklif geldi:

‘Bu büyük kitabını istediğin gibi neşret; ancak bu kanunlardan 100 adedini seç ve uzun bir mukaddime kaleme al. Osmanlı Devletinin laik bir devlet olduğunu ispatla. Çünkü senin Müslüman halk nezdinde itibarın var ve Islam Hukuku uzmanısın. Halk sana daha çok inanır. Bunun karşılığında şunlara ulaşacaksın:

1) Kitabın 4 dilde yayınlanacak ve telif ücreti alacaksın.

2) Türkiye’nin üç şirketi sana Üniversiteden aldığın maaş kadar danışmanlık maaşı verecekler ve sadece banka kartı ile çekeceksin.

3) Duyduk ki, Istanbul Hukuk Fakültesine tayin olunmak istiyormuşsun; hemen naklin yapılacak ve ileride dekanlık ve rektörlük gibi makamlara geleceksin. Yoksa pişman olursun.’

Evet, bu vaad ve tehditler karşısında benim cevabım şu oldu:

‘Ben ilkokul 4. Sınıfta Barkan’ın Kanunname maddesini okudum ve kendi kendime şu sözü verdim: Ya Rabbi! Bana imkan ver, ecdadımla alakalı bu yanlış bilgileri tashih edip bütün dünyaya ilan edeyim. Işte Osmanlı Kanunnameleri adlı eseri bunun için telif eyledim. Nasıl maksadımın yüzde yüz zıddına bir amaçla bu teklifinize evet diyebilirim?’

Maaliftihar Allah’ın yardımıyla maksatlarım hâsıl oldu; ancak maalesef bana da çok zulümler yapıldı. Tam Istanbul Hukuk Fakültesine tayinim olmak üzere iken Hürriyet Gazetesi yalan bir haberle bunu durdurdu. Yalan olduğunu 10 sene sonra ispatlayabildim. Beni Cağaloğlu Yokuşunda yakalayan o yaşlı ve malum içki sofralarının müdavimi olan zat bana şunu haykırıyordu:

‘Tayinin durdu, artık profesör de olamazsın. Dediğimi tutmadın.’

Ben de ‘Merak etme, Profesör de olacağım, dekan da rektör de olacağım. Ben bunları sizden değil, istersem Allah’tan isterim’ cevabını vermiştim.”[1]

*

Ahmed Akgündüz Tarihlenklere cevaplar, kemalist proje, kemalizm projesi osmanli devleti laik miydi, Osmanli islam devleti miydi 2

***

.

**********

.

KAYNAK:

.

[1] Ahmed Akgündüz, Tarih-Lenklere Cevaplar, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları, Istanbul 2009, sayfa 3-4.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Kemalistler neden Osmanlı’ya düşman? Işte cevabı..

Kemalistler neden Osmanlı’ya düşman? Işte cevabı..

*

***

Dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, telefonla katıldığı bir televizyon programında, Osmanlı düşmanlığının aslında Şeriat, yani Islam düşmanlığından kaynaklandığını itiraf etti. Bu itiraf, Osmanlı tarihi ve şahsiyetlerinin tarihi ve ilmi gerçeklere dayanılarak değil, bilakis ideolojik ve siyasi kaygılardan dolayı kötülendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Yani bu itiraf, Osmanlı’ya bilerek ve kasten iftira atıldığının en açık delilidir.
.
Şöyle diyor Kemalist Profesör:

“Osmanlı’yı övmek ve göklere çıkarmak, şeriatı sevimli kılmak anlamına geliyor, şeriat düzenini meşrulaştırmak anlamına geliyor.”

Kısacası; “Islamî düzenin gelmemesi için Osmanlı’yı yerin dibine batırmalıyız” diyor.

Neymiş, 20 ve 21. yüzyıl “cumhuriyet” çağıymış… Bu kemalist profesör Ingiltere, Danimarka, Hollanda vs. gibi ülkelerde krallık olduğunu bilmiyor galiba… Neymiş, Osmanlı haraç için insanları kılıçtan geçiriyormuş… Halbuki belgeler öyle demiyor. Aşağıdaki linklere tıklayanlar, Osmanlı’nın adaletini göreceklerdir:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

http://belgelerlegercektarih.com/2015/12/19/osmanlida-yuk-hayvanlarina-resmi-hafta-tatili/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

*

Dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Başkanı neden Osmanlı’yı ve şeriatı kötülüyor? Zira Atatürkçü Düşünce Derneği’nin 3 onur kurucusundan biri Sabetaycıların yani yahudi dönmelerinin “Kapancılar” kolundan Münci Kapanî’dir, ki büyük ihtimalle diğer iki onur kurucusundan da en az biri Sabetaycıdır.

*

atatc3bcrkcc3bc-dc3bcsc3bcnce-dernegi-add-sabetaycilik-sevi-kemal-atatc3bcrk

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Web sitesi…

***

Zaten isminden de belli ediyor kendini; ” Kapanî. ”

Biliyorsunuz, Sabetaycılar 3 koldur;

1 – Yakubîler
2 – Karakaşlar
3 – Kapanîler/Kapancılar veya Izmir’liler olarak da anılırlar…

Ayrıca derneğin “1 numaralı” kurucusu kayıtlarda Hıfzı Veldet Velidedeoğlu olarak geçer, ki kendisinin de Sabetaycı olduğu biliniyor.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Osmanlı Geri Gelecek, Zalimler Diz Çökecek!

Osmanlı Geri Gelecek, Zalimler Diz Çökecek!

*

osmanli-geri-gelecek-kafirler-dize-gelecek-osmanli-hanedani

***

Bugün Hilafetin Kaldırılmasının ve Osmanlı Hanedanı için alınan sürgün kararının 93’üncü yıl dönümüdür.

Emperyalistler Lozan’da “Hilafeti kaldıracak ve Osmanlı Hanedanı’nı da bize vereceksiniz” dediler, vermeden de Lozan’ı onaylamadılar. Ne zaman ki Hilafet kaldırıldı ve Osmanlı Hanedanı yurt dışına sürgün edildi, işte o zaman Ingiltere Lozan antlaşmasını kendi meclislerinde onayladı.

M. Kemal, yüzyıllardır zalimlere diz çöktürmüş ve bizi dünyada süper güç yapmış olan Osmanoğullarını çoluk-çocuk-kadın-yaşlı demeden bütün fertleriyle Avrupa’ya sürerek, emperyalistlere adeta şöyle cevap vermiştir:

“Yüzyıllardır size diz çöktüren, kök söktüren Osmanoğullarını ayaklarınızın altına serdim… Işte gözlerinizin önünde süründürüyorum, size muhtaç hale getirdim. Şimdi onlara dilediğinizi yapın ve intikamınızı alın.”

Böylece Osmanlı Hanedanı’nı Avrupa’da hapsettiler ve tekrar Türklerin Hakanı ve Müslümanların Halifesi olmalarına izin vermediler. Artık rahatça dünyayı sömürebilirlerdi ve öyle de yaptılar.

Ama Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi; “Deden bile söndüremedi Islam’ın Nurunu. Sen mi söndüreceksin Ebu Cehil’in Torunu!”

Söndüremeyecekler… Cüce Kemalizm yıkılacak, Yüce Osmanlı zihniyeti geri gelecek inşaallah.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Tutuklanan Gazeteciler Casus mu?

Tutuklanan Gazeteciler Casus mu?

*

Udo Ulfkotte

Enteresan bir şekilde bu yıl hayatını kaybeden “Satılmış Gazeteciler” isimli kitabın yazarı:

Udo Ulfkotte…

***

Alman “Die Welt” Gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in geçtiğimiz günlerde tutuklanması, akıllara 13 Ocak 2017’de güya “kalp krizi” geçirerek vefat eden meşhur Alman gazeteci Udo Ulfkotte’nin “Satılmış Gazeteciler” isimli kitabını getirdi.

Ulfkotte, gündeme bomba gibi düşen bu kitabında “gazetecilerin” casusluk faaliyetlerinde nasıl kullanıldıklarını bütün tafsilatıyla anlatıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Genel Başkanı olduğu CDU partisinin kendisine de casusluk teklif ettiğini yazan gazeteci Ulfkotte, başından geçenleri şöyle anlatıyor:

“Kişisel olmaktan vazgeçip, ansızın kendimden iğrendiğim zamanı saniyesi saniyesine tam olarak betimleyebilirim. Frankfurtlu ceza hukukçusu Hans Wolfgang Euler’e telefon edip çare sorduğum gündü. Çünkü Alman CDU politikacılarının içinde en tanınmışlarından biri, şahitler huzurunda, kendi çalışma odasında o zamanki Rheinland-Pfalz Eyaletinin SPD’li Başbakanı Kurt Beck’den casusluk yaparak bilgi toplamam için görev vermek istiyordu.

Bu şahitlerden biri eski CDU Ren Eyaleti mali yöneticisiydi. Adam CDU için çok şey yapmıştı ve birçok şey hakkında uzun süre ağzını açmamıştı. Bugün perdenin arkasındaki adamların adlarını açıkça söyleyip söylememeye karar verebilecek durumdadır. Ben ise onunla birlikte alenen ya da mahkeme önünde açıklama yapmak için teklifimin arkasında duruyorum.

CDU’nun ünlü mali yöneticisi -söylediğim gibi- teklif eden kişi değildi, tersine, CDU’nun ünlü bir politikacısı bana gazeteci olarak kamufle olmuş halde Kurt Beck’in karısının evlilik yaşamıyla ilgili casusluk yaparak bilgi toplamam karşılığında ilk adımda 5000 avro teklif ettiği zaman, orada tanık olarak oturuyordu. Beck ailesinin korunması için ayrıntıya girmek istemiyorum ve girmeyeceğim, sadece şu kadarını söyleyeyim: Beck ailesinin banka hesap özetleri çoktan CDU’nun önündeydi. Söylendiğine göre CDU’ya yakın bir banka çalışanı ile birlikte çalışıyorlardı. Besbelli başbakanın, CDU’nun bilgisi olmadan yapacağı hiçbir şey yoktu. Ailenin özel hayatının ayrıntısına kadar. Ve ben bunu belgeleyecektim. Karşımda oturan ve vicdansızlığı aşan politikacı ne de olsa CDU’nun ünlü bir komisyonunun üyesiydi. Arzularını yaklaşik iki saat dinledim; içim altüst oldu ve bundan dolayı sustum. O dakikalarda kendime, ne kadar derinlere batmış olmalıydım ki bir politikacı, kendisi ve partisi için gizli ödeme karşılığında (konferans ücreti olarak kamufle edilmiş) o pis işi üstleneceğimi sanıyor, diye sordum.

*

kurt-beck-udo-ulfkotte

Rheinland-Pfalz Eyaletinin SPD’li Başbakanı Kurt Beck… (Foto: Staatskanzlei RP)

***

Mainz Eyalet Meclisi’nde görünüşte teklifle ilgilendim ve o sıcak gün hemen arabadan ceza hukukçusu Hans Wolfgang Euler’e telefon ettim. Euler, Kurt Beck’in özel kalem müdürü ile bir buluşma ayarladı. Orada tekliflerden haberdar olunduğunu öğrendik. Çünkü CDU’nun Kurt Beck’i izlemek için görevlendirdiği tek gazeteci ben değildim. Eğer benim gazeteci olarak birçok politikacıya bu yapışkan yakınlığım olmasaydı bütün bunlar başıma gelmezdi. Bu aşağılık hareketi normal bir istekmiş gibi benden bekliyorlardı.

Buna karşın benim o zaman birçok avantajım vardı: Konrad Adenauer’in Italyan Cadenabbiasında Comer Gölü kıyısındaki yüzme havuzlu ve parklı tatil ikametgâhına girip çıkıyordum. La Collina Villası CDU’ya yakın Konrad-Adenauer-Vakfına aitti (ve aittir) ve ben onunla bütünleşmiştim. Orada sık sık Alman siyasetinin iktidar grubuna rastlıyordum. Çünkü o yıllarda ben örneğin Adenauer-Vakfı’nın planlama kadrosundaydım. Ve CDU beni bağışı bol konferans görevleriyle yemliyordu. Özellikle de o zaman yabancıların giremediği La Collina Villası’nda, tehlikeli bir şekilde insanın üzerine geliyorlardı. Orada yemek yeniyordu ve çok çok içiliyordu. (..)

Benim için, isteklerine katılmasam baş ağrısı ve baskı olacağını anladım. Ama bu benim umurumda değildi. Artık tekrar aynaya bakabilmek istiyordum.

*

villa_la_collina_2012-01-udo-ulfkotte-gekaufte-journalisten-satilmis-gazeteciler-rockefeller

La Collina Villası…

***

Konrad Adenauer’in La Collina Villası ayrıca bir sır barındırıyor. Villa, Comer Gölü’nün üzerinde öteki gölün kıyıdaki küçük Bellagio Köyü’ne bakan bir tepededir, feribotla birkaç dakika uzaklıkta. Ve ahtapot gibi gizli kuruluşların ağ örgüsü ile elit güçleri etrafında toplayan Rockefeller-Vakfı’nın orada, Bellagio’da da dünyaya kapalı eğitim merkezi vardır. Siyasetin elitleri, gerçekten gizli olarak Amerikan elitleriyle buluşup siyasi kararları konuşacaklarsa o zaman La Collina Villası’ndan aşağıya inip, feribotla Bellagio’da Grand Hotel Villa Serbelloni’ye giderek oradan Rockefeller Vakfı’nın bir şoförü tarafından gizlice alınıp götürülüyorlardı. Gizli prosedür bana Tahran’da Ferdovsi Caddesi 324 numaradaki Alman Elçiliğini anımsattı. Hemen yanında Ferdovsi Caddesi’nde Türk Elçiliği bulunuyor. Her ikisi de çok gizli olarak yer altından bir geçitle birbirlerine bağlanmıştır; böylelikle elçi ve yakın çalışma arkadaşları acil durumlarda komşu araziye kaçabiliyorlar. Alman Federal Haber Alma Servisi’nin (Alman Istihbarat teşkilatı) temsilcisi beni Alman elçiliğine sokmak isterse ve bundan Alman elçilik personelinin haberi olmazsa, o zaman Türk elçiliğine gitmem ve orada yer altı geçidinden alınmam gerekiyordu. Bu türden yer altı geçitleri birçok Alman elçiliğinde vardır (daha çok Arap ve Afrika ülkelerinde, bazen onları Amerikan servisleri de kişileri dışarıya kaçırmak için kullanıyor, ama o burada önemli değil).

*

villa_la_collina_2012-02-gekaufte-journalisten-udo-ulfkotte-rockefeller

La Collina Villası’ndan Comer Gölü’ne ve kıyıdaki Bellagio Köyü’ne bir bakış…

***

Bütün bunlar benim için heyecan verici ve esrarengiz şeylerdi, ama yakından bakınca daha çok saçma denebilir. Tıpkı Alman üst düzey siyasetçilerinin La Collina Villası’ndan çıkıp feribotla Belaggio’ya gidişleri ve Rockefeller-Vakfı’nda siyasi tavırları için direktif almak için gizlice buluşmaları gibi, Rockefeller-Vakfı’nın yan kuruluşu ‘Trilateral Komisyon’ üzerinden Alman üst düzey gazetecileri kendine kazandığını ancak çok sonraları öğrendim; hilekâr örümcek gibi yardımseverlik kozasını kaçış yolu kapanıncaya kadar örer.”[1]

*

deniz-yucel-wer-ist-deniz-yucel-erdogan-diktator-oder-nicht-can-dundar-journalisten-in-der-turkei-udo-ulfkotte-gekaufte-journalisten

Tutuklanan gazeteci Deniz Yücel…

***

Udo Ulfkotte’nin başından geçenler; “acaba Deniz Yücel de böyle işlere bulaş(tırıl)mış mıdır?” sorusunu aklıma getirmiyor değil… Yani Deniz Yücel’in tutuklanmasını, hemen; “Türkiye gazetecileri tutukluyor, açıklama hürriyetini, haber alma hakkını tehdit ediyor” şeklinde anlamak yanlış ve önyargılı bir tutum olur. Meseleye Ulfkotte’nin bütün bu anlattıklarını dikkate almadan bakmak, yanlış hükümlere varmamıza dolayısıyla oyuna gelmemize sebep olabilir.

Burada gurbetçilerimize büyük iş düşüyor. Gurbetçi kardeşlerimiz çevrelerindeki insanlara Udo Ulfkotte’nin Almanca orijinal ismi “Gekaufte Journalisten” olan kitabını tavsiye etmeli ve ellerinden geldiğince bizim burada yaptığımız gibi onları bilgilendirmelidirler ki, medyanın algı operasyonları tesirsiz kalsın.

.

KAYNAK:

.

[1] Udo Ulfkotte, Satılmış Gazeteciler- Politikacılar, Gizli Servisler, Büyük Sermaye, Almanya’nın Kitle Iletişim Araçlarını Nasıl Kullanıyor?, Almanca aslından tercüme eden: Hüseyin Salihoğlu, Imge Kitabevi Yayınları, Ankara 2015, sayfa 93-96.

Kitabın Almanca orijinal ismi: “Gekaufte Journalisten.”

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

Osmanlı ve Cumhuriyette Eğitim

Osmanlı ve Cumhuriyette Eğitim

*

***

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Türk ve Islam Hukuk Tarihi Profesörü Ekrem Buğra Ekinci, Eğitim ve Öğretim arasındaki farkı ve Osmanlı ile Cumhuriyetin eğitim anlayışındaki farklılıkları anlatıyor. Çok hoş, öğretici ve ufuk açıcı bir sohbet olmuş. Iyi seyirler.

http://www.ekrembugraekinci.com/

.

Her şeyi Atatürk’e borçlusunuz diyenlere

Her şeyi Atatürk’e borçlusunuz diyenlere

*

ataturkculere-cevap-kemalistlere-cevap-kurtulus-savasini-ataturk-mu-kazandi-herseyi-ataturke-mi-borcluyuz

“Savaş, ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir…”

Aliya Izzetbegoviç

***

M. Kemal’in inkılaplarını tenkid ettiğimiz zaman kemalistlerden genelde şöyle bir tepki gelir: “Atatürk olmasaydı biz olmazdık, kimliğinizi Atatürk’e borçlusunuz, beğenmiyorsanız defolun gidin bu ülkeden hainler.”

Tarihini bilmeyen birisinden böyle bir tepkinin gelmesi gayet tabiidir. Ama bizim de bir cevabımız var. Belki biraz düşünürler.

Ey Kemalist! Sana söylüyorum…

Bir insanın kimliği tarih, din, dil, kültür vb. ortak aidiyetlerden oluşur. Işte bizim kimliğimiz yüzyıllardır sahip olduğumuz bu aidiyetlerden beslenmiştir.

Sen ise kimliğinin kaynağı olan bu değerleri kaybetmişsin. Senin kimliğin barbar yunan askerlerinin kaçarken düşürdüğü ve maalesef sana sirayet eden kimlikten farksızdır.

Batılıların öz kimliğine bürünmüş ve onu özümsemiş kimseler tarafından hazırlanan ve üzerinde de “Türkiye Cumhuriyeti” yazan kimlik kartını kendi öz kimliğin mi zannettin? Bu kartı hazırlayanların kafasında fötr şapka, dilinde alafranka, kalbinde put, elinde Nutuk var… Tarihine yabancılaşmış insanlar.

Biz ise, senin gibi kimliğimizi sokakta bulmadık; tarihimizden aldık. Elindeki kimlik kartı belki sahte değildir, ama gerçek kimliğin de değildir. Bu toprağın, bu medeniyetin insanıysan özüne dön. Bir kağıt parçasıyla bana vatanseverlik taslama.

Ey Kemalist! Sen kimliğini kaybetmişsin. Dur! Hemen yere bakıp arama… Kimlik kartını kastetmiyorum. Önce aynaya, sonra da şanlı tarihine bir bak… Bak bakalım, aynada kendini görüyor musun. Acaba sen sana benziyor musun?

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*