ATAM bombası, ATOM bombasından daha tehlikelidir!

ATAM bombası, ATOM bombasından daha tehlikelidir!

*

atam bombasi atom bombasindan daha tehlikelidir***

Rehberlik etme liyakati olmadığı halde toplumu zorla yönetmek isteyen bir kimse emellerine ulaşmak için çeşitli usullerle insanları cahilleştirir, beynini yıkar. Mesela kendisinin kahraman ve kurtarıcı olarak anlatıldığı yeni tarih kitapları yazar, her yere heykellerini diker, toplumun dilini değiştirir, geçmişiyle bağını koparır, kendinden evvelki devri yerden yere vurur.

Kendisini adeta ‘insanüstü’ bir varlık olarak takdim ettirir. Okullarda, televizyonlarda sürekli ve sistematik bir şekilde onun ‘büyüklüğü’ ve ‘kahramanlığı’ anlatılır durur artık. Onu kutsayan ve tanrılaştıran şiirler okutulup ezberletilerek beyinler tamamen yıkanır. Toplum, o olmazsa kendinin de olamayacağına iman etmeye başlar.

Böylece insanlar onun liyakatini sorgulama cesaretinde bulun(a)maz. Zira çoğunluk şuna inandırılır; “Varlığımızı ona borçluyuz, dolayısıyla ona mecbur ve ona muhtacız.” Liyakatini sorgulamak şöyle dursun, artık onda kusur bile görülmez… Çünkü kör olmuşlardır. Körler ise, köpeklerin rehberliğini bile nimetten sayar.

Fakat biz sorguluyoruz:

1945’te iki “ATOM” bombası saldırısına maruz kalan Japonya, kendisini hızla toparlayarak dünya devi olurken, biz niçin daha taş üstüne taş koyamadık?

*

 

atam bombasi atom bombasindan daha tehlikelidir 3

***

Zira Türkiye 1923’te maruz kaldığı “ATAM” bombasının etkisinden hala kurtulamadı. Çünkü ATOM bombası bedenleri, ATAM bombası ise zihinleri tahrip etti. Bedeninin herhangi bir yeri tahrip olan bir insan sağlıklı düşünebilir. Buna mukabil tahrip olmuş zihinler sağlıklı düşünme kabiliyetlerini kaybederler. Dolayısıyla ATAM bombası ATOM bombasından çok daha tehlikelidir. Inanılmaz ama gerçek; insanlar, “ATAM sen kalk ben YATAM” başlıklı şiirler yazmaya başladı.

Bildiğiniz gibi, 16 Nisan 2017’de Anayasa Değişikliği referandumu yapıldı. Referandum sonuçlarının açıklanmasının ardından kemalizmin beynini yıkayıp mağdur ettiği insanlar büyük bir yıkım yaşadı. ATAM bombasının tahribatını görmek isteyenler şu yorumlara baksın:

kemalizmin beynini yikadigi insanlar 1kemalizmin beynini yikadigi insanlar 2kemalizmin beynini yikadigi insanlar 3kemalizmin beynini yikadigi insanlar 4kemalizmin beynini yikadigi insanlar 8kemalizmin beynini yikadigi insanlar 5kemalizmin beynini yikadigi insanlar 13kemalizmin beynini yikadigi insanlar 6kemalizmin beynini yikadigi insanlar 7kemalizmin beynini yikadigi insanlar 9 kemalizmin beynini yikadigi insanlar 10kemalizmin beynini yikadigi insanlar 11kemalizmin beynini yikadigi insanlar 12kemalizmin beynini yikadigi insanlar 14kemalizmin beynini yikadigi insanlar 16kemalizmin beynini yikadigi insanlar 15kemalizmin beynini yikadigi insanlar 17

***

Gördüğünüz gibi, Kemalizm insanımızı mahvetti. Ben şahsen ATAM bombasına maruz kalıp bunlar gibi yaşayacağıma, ATOM bombasıyla ölmeyi tercih ederim. Soruyorum; bunlardan memlekete ne hayır gelir? Ama ders kitaplarına bile M.Kemal’in resimlerini koyarsanız olacağı budur. Sırf bu uygulamadan bile gayenin eğitim vermek değil; ideoloji aşılamak olduğu, sisteme köle yetiştirmek olduğu kolaylıkla anlaşılır. Acaba bunu yapan kemalistler, içine düşürüldüğümüz bu acıklı durumdan hiç mi rahatsız olmuyor?

Ne diyelim; Allah sonumuzu hayreylesin!

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Reklamlar

Deve sidiği hadisi uydurma değil, adeta bir Mucizedir

Deve sidiği hadisi uydurma değil, adeta bir Mucizedir

*

deve-sidigi-hadisi-deve-idrari-hadisi-abd-pantent-kanser-tedavisi

Kanser tedavisinde kullanılmak üzere Deve idrarından üretilen kapsül şeklindeki ilaç için Amerika Patent Ofisinden Patent alındığını gösteren belge…

Hadis inkarcıları hadisleri atmaya çalışmak yerine, Kur’an’da belirtildiği gibi azıcık “akıllarını” kullanarak bu hadis üzerinde düşünüp araştırma yapsalardı da patentini alıp kanserle mücadelede kullanabilseydik.

***

YAZININ DEVAMI BURDA:

http://belgelerlegercektarih.net/deve-idrari-hadisi-uydurma-degil-adeta-bir-mucizedir/

Ahmet Hakan’a Cevap 4

Ahmet Hakan’a Cevap 4

*

ahmet-hakana-cevap-2-ahmet-hakana-reddiye-kemalistlere-cevap-ahmet-hakan-selahattin-demirtas-ahmet-hakan-ataturk-ahmet-hakan-m-kemal

***

Defalarca ağzının payını verdiğimiz Ahmet Hakan hala saçmalamaya ve çarpıtmaya devam ediyor. Bu fitneci çapına bakmadan yine Kadir Mısıroğlu’na laf attı. Kadir Mısıroğlu’nun twitter hesabını yönetenler şöyle bir twit atmış: “15 Temmuz, Milli Mücadele ile kıyaslandığında ondan kat be kat daha üstün milli bir destandır.”

Ahmet Hakan’a göre bu mukayese (aynen alıntılıyorum) ; “En başta kendisini Milli Mücadele’ye adamış 15 Temmuz şehidi Ömer Halis Demir’e yapılmış en büyük hakarettir.”

Yuh! Yazıklar olsun!.. Ne alakası var? Bir insanın bu twitten böyle bir yorum çıkarabilmesi için aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekir. Ömer Halisdemir’e en büyük hakareti Ahmet Hakan denen adam yapıyor. Ahmet Hakan daha kahramanımızın adını bile bilmiyor. Ömer Halisdemir yazacağına “Ömer Halis Demir” yazmış. Işte kahramanımıza verdiği kıymet bu kadar…

Bir de şöyle yazmış hadsiz; “15 Temmuz için ‘Yerim destanınızı’ yazan gazeteciye ne oldu? Yaka paça gözaltına alındı. Buna karşılık… Bir tür ‘Yerim sizin Milli Mücadele’nizi’ anlamına gelen ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ lafını eden Kadir Mısıroğlu’na ne oldu?”

Yani Ahmet Hakan, 15 Temmuz destanı hakkında “Yerim destanınızı” dediği için gözaltına alınan gazeteciye karşılık, Kadir Mısıroğlu’nun “kellesi”ni istiyor. Halbuki Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan galip gelseydi” sözü çarpıtılmıştır. Mısıroğlu, “Yunan galip gelseydi, kemalistlerin yapacağı zulmü yapmazdı” manasında söylüyor bunu. Yani kısacası; “Kemalistler yunanın yapamayacağı zulmü yaptı” diyor. Ama her zamanki gibi videonun önünü arkasını kesip sözlerini çarpıtmışlar.

*

 

Kadir Mısıroğlu’nun “Keşke Yunan Galip Gelseydi” ifadesi hakkındaki izahı…

***

Ama laftan anlayan kim… Ahmet Hakan denen cahil daha evvel de Kadir Mısıroğlu’nun Shakespeare ile alakalı iddiasıyla alay etmeye kalkmış fakat bu hevesi kursağında kalmıştı. Zira bu iddia Ingiliz kamuoyunda bile çok defa münakaşa mevzuu olmuştu. Adamın dünyada olup bitenden haberi yok. Bu hususta da bir yazı kaleme almıştık.[1] Yani Ahmet Hakan’ın ağzının payını vermiştik. Buna rağmen utanmadan hala saldırmaya devam ediyor.

Madem Ahmet Hakan için vatan toprağı kutsaldır ve bu hususta hiçbir tavize taraftar değildir… O zaman soralım bakalım; “Batum’a ne oldu?..” Malum, Milli Mücadele sırasında Batum bize aid idi. Nitekim Birinci Meclis’te 5 Batum milletvekilimiz vardı.[2]

*

kemal-atatc3bcrk-lozan-batum-lozan-atatc3bcrk-hain-mi-kemal-hain-mi-vahdettin-hain-mi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümünden…

***

Peki Batum’a ne oldu?

Evvela “Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı” tarafından yayınlanan “Mondros’tan Mudanya’ya Kadar” isimli eserin dördüncü cildine bakalım:

“16 Mart 1921’de imzalanmış olan Moskova andlaşması, Batum, Ahılkelek ve Ahıska’yı Türk sınırları dışında bırakmış ve bu andlaşma 21 Mart 1921’de Ankara Hükumetince kabul edilmişti.”[3]

Peki ne karşılığında?

Bunu da kemalistliği konusunda en ufak şüphe duyulmayan Prof. Dr. Sina Akşin’den öğrenelim (Parantez içindekiler de Prof. Akşin’e aid) :

“16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Dostluk Antlaşması’yla Sovyetler Birliği’yle sınır belirleniyor (Batum Sovyetler’de olmak üzere), Sovyetler’in Türkiye’ye para ve savaş malzemesi yardımı yapmaları kararlaştırılıyordu.”[4]

Aaa! Aaaaaaaa! Yanlış okumadık değil mi? Para ve silah karşılığında kutsal vatan toprağı “Batum”u ruslara vermişiz, yani satmışız! Ya hu söz konusu vatansa gerisi teferruat değil miydi? Aaaaaa! Ahmet Hakan ses ver! M. Kemal’e çatmayacak mısın? Yine mi ilkelerinden taviz vereceksin? Karar ver; vatan toprağı senin için kutsal mı, değil mi? Kutsal ise işte buyur vatan toprağını para ve savaş malzemesi karşılığında “satan”lara da iki çift laf et. Ama edemez! Çünkü Ahmet Hakan’ın tıynetini biliyorum… Daha evvel Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında başkalarına karşı coştuğu halde, yerin yedi kat dibine girmek pahasına patronuna bir kelimecik bile edememişti.

Hatırlayınız, Aydın Doğan’ın elemanı Ahmet Hakan, Atatürk’ün Afet Inan ile aşk yaşadığını iddia edenlere “alçak” diyordu. Fakat bunu CNN Türk de yazmıştı, buna rağmen kınamadı ve bu kurumda çalışmaya hala devam ediyor.[5] Peki bu ikiyüzlülük değil mi? Hem Atatürkçü geçinecek, hem de “hakaret” kabul ettiği Atatürk-Afet Inan ilişkisini yazan CNN Türk’ten “maaş” almaya devam edecek. Işte bunların Atatürkçülükleri bu kadar. Söz konusu para olunca gerisi teferruat oluyor galiba.

Şimdi gelelim 15 Temmuz ve Milli Mücadele mukayesesine… Bana göre de 15 Temmuz kat be kat daha üstün milli bir destandır. Ancak 15 Temmuz’un “daha” üstün olması, Milli Mücadele’nin kıymetinden hiçbir şey eksiltmez. Biz yazılarımızda Milli Mücadele’nin perde arkasındaki gerçeklere, gizli ve kirli ilişkilere[6] dikkat çekip tenkid ederken bu savaşta canını ve kanını veren imanlı askerlerimizin mücadelesine en ufak bir leke sürmedik, sürülmesine de asla müsaade etmeyiz. Ahmet Hakan bunu bile anlayamıyor… Veya fitne çıkarmak için anlamamazlıktan geliyor.

Peki 15 Temmuz zaferi neden Milli Mücadele’den daha üstündür?

1 – Çünkü destanı silahsız halk yazdı.

2 – Çünkü halk kumandansız savaştı.

3 – Çünkü düşman belirsizdi, bizdenmiş gibi göründü. Sadece cesaret değil, aynı zamanda feraset sahibi olmak gerekiyordu. 

4 – Çünkü bir gecede zafere ulaşıldı. Milli Mücadele ise 2 buçuk sene sürdü.

5 – Çünkü 15 Temmuz’da büyük devletlerden Rusya hariç hepsi darbenin başarılı olmasını istiyordu. Milli Mücadele’de ise tabiri caizse sadece “kıçı kırık” yunana karşı savaştık. Rusya, Fransa ve Italya kendileri çekilmekle kalmadılar, bize silah, cephane, uçak, istihbarat vs. yardımında bulundular.[7] Hatta ingilizler bile ineboluya cephane getirmişti.[8]

6 – Çünkü bir gecede 250 şehit verdik. Milli Mücadele’de ise 2 buçuk yılda cephede şehit olanların sayısı 9000 küsur idi. Allah Teala hepsine rahmet eylesin.

7 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmana mani olan kimse yoktu. Halbuki Milli Mücadele’de yunan ordusu dilediği gibi ilerleyemiyordu. Ingilizler “Milne hattı” denilen bir sınır belirleyip yunanın ilerlemesine mani oluyordu. Bu da Ankara hükümetinin zaman kazanması demekti!

8 – Çünkü 15 Temmuz’da düşmanın elindeki silahlar yunan ordusunda bile yoktu. Üstelik halk silahsızdı, yani orantısız güç söz konusuydu.

9 – Çünkü psikolojik açıdan kendi ordusunun üniformasını giymiş ve adı ali veli olan insanlara karşı savaşmak; yunana, yani yabancıya karşı savaşmaktan daha zordur.

10 – Çünkü düşman aniden baskın yaptı, dolayısıyla hazırlık imkanı yoktu. Hızlı karar vermek gerekiyordu.

11 – Ve en mühimi Milli Mücadele hedefine ulaşmadı. Milli Mücadele’nin hedefi Misak-ı Milli idi, ancak bu gerçekleşmedi.[9]

Bu liste uzar gider, ancak biz şimdilik bu kadarla iktifa edelim. Bu arada şunu da belirtelim; Bu düşüncemiz Milli Mücadele’yi küçümsediğimiz manasına gelmediği gibi, Aydın Doğan’ın maaşlı elemanı Ahmet Hakan’ın yakıştırmasıyla “Yerim sizin milli mücadelenizi” tarzında bir ükalalık da değildir. Böyle bir şey aklımızın ucundan bile geçmemiştir. Allah Teala hem Milli Mücadele şehitlerimize, hem de 15 Temmuz şehitlerimize rahmet eylesin.

Ahmet Hakan! Boşuna uğraşma… Fitne çıkaramayacaksın… Anlaşılan Selahattin Demirtaş içeride olduğu için, vaktinde ona verdiğin sazı şimdi sen eline almışsın. Ama ziyanı yok, beynelmilel bir orkestrayla da gelseniz; Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber nidalarıyla boğacağız o sesi. Bu millete diz çöktürmeye gücünüz yetmez.

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Shakespeare mevzuunda Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2016/08/28/kadir-misiroglu-shakespeare-muslumandir-gercek-adi-seyh-pirdir/

[2] TBMM Albümü (1920 – 2010), cild 1 (1920-1950), TBMM Basın ve Halkla Ilişkiler Müdürlüğü Yayınları, sayfa 14, 15.

[3] Dr. Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, cild 4, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı, Cumhuriyetin 50. Yıldönümü Yayınları: 6/4, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1974, sayfa 66.

[4] Prof. Dr. Sina Akşin, Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi, cild 2, Cumhuriyet, 1997, sayfa 19.

[5] Atatürk-Afet Inan ilişkisi hakkında Ahmet Hakan’a verdiğimiz cevap için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2017/05/14/ahmet-hakana-cevap-3-afet-inan-ve-m-kemale-dair/

[6] Milli Mücadele gerçekleri için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/10/m-kemal-ataturkun-ingiliz-istihbarati-ile-gizli-iliskisi-desifre-oldu/

[7] Milli Mücadele’de sadece Yunanlılara karşı savaştık. Daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/17/milli-mucadelede-sadece-yunanlilara-karsi-savastik-5-bolum/

[8] Ingilizlerin Inebolu’ya cephane getirdiklerine dair kaynaklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/31/kadir-misiroglu-kurtulus-savasinin-perde-arkasini-anlatiyor/

[9] Misak-ı Milli hakkında daha fazla malumat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/11/hasta-adam-misak-i-milli-kurtulus-savasi-m-kemal-ataturk-ve-kemalizm-afyonu/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/01/05/lozan-anlasmasinin-tenkidi/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

 

Atatürk Hz. Ali’yi tenkid etti

Atatürk Hz. Ali’yi tenkid etti

*

***

Alevi vatandaşlarımızın kemalist sisteme entegre edilebilmesi için on yıllarca M. Kemal ile Hz. Ali (kerremallahu vecheh) hiçbir dayanağı olmamasına rağmen özdeşleştirilmeye çalışıldı. Halbuki Aleviliği yasaklayan bizzat M. Kemal Atatürk idi. Onun döneminde Alevilere hakaretin bini bir paraydı.[1] Nitekim Hz. Ali’nin M. Kemal tarafından şiddetle tenkid edildiğini CHP’li Şemseddin Günaltay’ın anılarından öğreniyoruz.

Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve CHP’li eski Başbakanlardan Prof. Şemseddin Günaltay, 1930 yılında tarih çalışmalarına katılmak üzere M. Kemal tarafından Yalova’ya davet edildiğini anlatıyor… Devamını kendisinden dinleyelim:

“Toplantılardan birinde Islam tarihinde Hülefayı Raşidin devrine ait bir yazı okundu, dikkatle dinleyen Atatürk, Peygamberin ölümünü müteakip beliren durumu özetledi. Beni Haşim’in (Hz. Ali’nin mensup olduğu Haşimoğullarının), Mekkelilerle Medinelilerin Peygambere kendilerinde olmayanları halef göstermek yolundaki cevaplarından müteessir olarak, başkalarına haber vermeksizin nâşını defneylemek yolundaki teşebbüslerini ve bunlara önayak olan Ali’nin hareketini şiddetle tenkid etti ve şöyle devam buyurdu:

‘Büyük bir inkılap yaratan (Hz. demiyor) Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakta tecelli etmek gerektir. Peygamber ölür ölmez düşünülecek şey, onu bir an evvel toprağa tevdi etmek değil, yaratmış olduğu inkılabı emniyet altına almaktır. Bu da yerine evvela inkılabı kavramış en yakın bir arkadaşını geçirerek baş gösterecek tehlikeleri önlemekle olurdu. Inkılabı kavramış ve ona bütün varlığı ile bağlanmış böyle bir halef seçtikten sonradırki onun defni düşünülebilirdi. O zaman, beş on akraba ile değil, bütün kendisine bağlananların iştirakiyle ve şanına layık bir törenle fâni nâşı ebedi istirahat yerine tevdi olunurdu… Ne Ali, ne de diğer Haşim oğulları bunu düşünmediler.”[2]

Prof. Günaltay, M. Kemal’in Hz. Ali’yi şiddetle tenkid ettikten sonra bu sözleri dile getirdiğini ifade ediyor. O anlatılmayan “şiddetli tenkid”ler neydi bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey varki, o da M. Kemal’in bu meselede Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Übeyde’yi haklı, Hz. Ali’yi ise haksız bulmasıdır.

Böylece bazı Alevilerin, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin defninde hazır bulunamayan Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e yönelik tenkidleri, M. Kemal tarafından çürütülmüş oldu. (Allah bütün sahabelerden razı olsun).

Bu paylaşımı hem “Hz. Ali Atatürk olarak döndü” diyen bazı Alevi önderlerinin dikkatini çekmek ve hem de Alevi vatandaşlarımızın hassasiyetlerini istismar ederek onları kemalizmin müridi yapmaya çalışan karanlık odakların yalanlarını deşifre etmek gayesiyle yaptık.

NOT: M. Kemal’in inancını merak edenler, aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirler:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Alevilerin M. Kemal devrinde maruz kaldıkları haksızlıklar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2016/07/23/cumhuriyet-aleviligi-yasakladi/

M. Kemal Alevileri kendine bağlamak için Istihbarat Teşkilatı’nı kullandı. Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2013/03/11/ataturk-ve-aleviler/

[2] Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anekdotlar-Anılar, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1960, sayfa 167.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

 

Atatürk’e Tapmak…

Atatürk’e Tapmak…

*

atatürke tapmak, atatürkü ilahlastirmak, m. kemale tapmak m. kemali ilahlastirmak 19 mayis

Bir 19 Mayıs töreninden… M. Kemal’e secde ettiriyorlar… Yazıklar olsun! Mahvettiniz insanlarımızı…

***

Kemalizm’in, M. Kemal’i ilahlaştırıp insanları ona taptırmak gayesini güden bir din olduğunu daha evvel neşrettiğimiz yazılarda delilleriyle ortaya koymuştuk.[1] Bu paylaşımlara ilave olarak M. Kemal’in yaveri, hatta sırdaşı diyebileceğimiz Cevad Abbas’tan da birkaç delil zikredelim.

Cevad Abbas, Kemalizm’in; “kutsal bir akide”, yani kutsal bir inanç olduğunu söylüyor.

Cevad Abbas 19 Mayıs 1938’de, yani M. Kemal’in daha hayatta olduğu bir tarihte, radyodaki bir 19 Mayıs konferansında “Türk Gençliği”ne şöyle hitap etmişti:

“Ey Türk genci, ey sportmen, övün ve sevin. Atatürk günü senin de günün olmuştur. Bu bir tesadüf eseri değildir. Sen ‘kanında, cevherinde yaşayan asalete dayanarak Kemalizm kutsal akidesi’nin yenilmez, yıkılmaz muhafızı olduğun ve bunu şuurla yürütmeye çalıştığın için bu büyük şerefte ortaksın.”

Türk genci neymiş? “Kemalizm kutsal akidesi”nin yani inancının muhafızıymış.

Cevad Abbas bu nutkunun sonunda şunları söylemekten çekinmiyor:

“Ben bu sözlerimle beşerin üstünde gördüğüm bu oğan(Tanrı) yaratılışlı Atatürk’ün hayat ve faaliyetini ve büyük evsafını ve akide(inanç) olarak yarattığı Kemalizm’in mebdeini(ilkelerini) kısaca söylemiş oldum. Yoksa bunlar onun tarihini tespit edecek ciltler içinde bir satır bile olamaz. Şimdi hep birden yüzümüzü o kıbleye tevcih ederek(dönerek) diyelim ki: ‘Atatürk, sen şimdiye kadar gelen başbuğların hepsinden yüksek bir varlıksın. Dost, düşman, görüyor ve biliyor ki Türkiye demek Atatürk demektir.'”[2]

“Atatürk’ün inanç olarak yarattığı Kemalizm’in ilkeleri”nden bahsediyor… Ona kıble diyor… Işte 24 sene yanından ayrılmayan sırdaşının söyledikleri… Hangimiz, M. Kemal’i Cevad Abbas’tan daha iyi tanıdığını iddia edebilir?

Cevad Abbas’ın Ankara Keçiören’deki evinde 19 Mayıs anıları üzerine yaptığı ve M. Kemal’in gazetesi Ulus Gazetesi’nde yayınlanan sohbetten de bir demet sunalım:

“Bu ilk hayranlık hissi, onunla(Atatürk’le) beraber bulunduğum 24 sene içinde, her gün yeni bir hadisenin tesiri ile ibadet halini almıştır. Bu benim hayatımın en kıymetli varlığıdır.”[3]

Bu sözlere yorum yapmaya lüzum var mı?

Cevad Abbas’ın hatıralarından da bir iktibas yapalım:

“Ahmet Raşit’e, hikaye ve tasvirlerimle M. Kemal’in askeri dehasını Şakir Paşa’ya tanıtmak istiyordum. Yalnız her iki zattan da Atatürk’ün Anafartalarla Conk muharebelerinde tanıdığım ve taptığım ve bilahare (sonradan) en yakın bir arkadaş gibi takip ettiğim yüksek kabiliyetlerini gizliyordum.”[4]

Ne yapıyormuş? Tapıyormuş… Bu putçuluk değil de nedir? Hani M. Kemal bizi Padişaha “kul” olmaktan kurtarmıştı? Resmen bizi M. Kemal’e taptırtmaya çalışıyorlar. Aklı başında bir insan bunu kabul edebilir mi? Ancak ister kabul edin, ister etmeyin; kemalizm işte budur!.. Şimdi ben buna karşı çıkıyorum diye “vatan haini” mi oluyorum?

*
Hala doymadılar…

Işte bunların çılgın projeleri böyle heykel dikmektir. Haberlerde görmüşsünüzdür, Izmir’in suyu kesilmiş ama adamlar heykel peşinde… Ne diyelim, Allah akıl fikir versin…

***

Atatürk heykellerine “put” dediğimiz zaman kemalizmin gerçek yüzünü bilmeyen halkın alt tabakasındaki aldatılmış Atatürkçüler, “Ona tapmıyoruz, sadece saygı duyuyoruz” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu kardeşlerimiz iyi niyetli olabilirler, ancak eğer maksad yalnızca saygı olsaydı, bir veya iki heykelin yapılması yeterli olurdu. Fakat her yere heykellerini dikmeyi, okullara “Atatürk köşeleri” yapmayı, büstlerini koymayı, kaldırıldığı zaman da ortalığı velveleye vermeyi; sadece “saygı duymak”la izah edemezsiniz. Bu saygıdan da öte bir şey. Buna ilaveten “Atatürk olmasaydı olmazdık” denildiğini de hesaba katarsak, bunun adına “putçuluk”tan başka bir şey demek mümkün değildir. Kaldı ki “Atatürk olmasaydı olmazdık” sözü Mekkeli müşrikleri bile geride bırakır. Onlar hiç olmazsa “bizi Allah yarattı” diyordu. Ayet meali aynen şöyle:

“Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: “Allah” derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?” (Zuhruf Suresi, ayet 87).

Kusura bakmayın, ama bu putçuluktur.

Bunu kemalist elit kesim pekala biliyor. Bu gerçeği meşhur kemalist şair Aka Gündüz’ün aşağıdaki şiirinde görmek mümkündür:

“Atatürk’ün tapkınıyız! […] Her şeyde Atatürk, Yerde O! Gökte O! Denizde O! var da O! yok da O! her şeyde O! Atatürk! […] Yerdedir, göktedir, sudadır, alandadır, diktedir, pusudadır. Görünmezi görür! Bilinmezi bilir! duyulmazı duyar! Sezilmezi sezer, ezilmezi ezer! Her şeyde Atatürk! Elimizi yüzümüze, gönlümüzü özümüze kapıyoruz. Biz sana tapıyoruz! Biz sana tapıyoruz! […] Varsın, Teksin, Yaratansın! Sana bağlanmayanlar utansın!”[5]

Işte o heykellerin hangi niyetle yapıldığı açıkça görülüyor: PUT-ÇU-LUK!

Şimdi bazıları, “onlar yazdıysa Atatürk’ün bunda ne suçu var” şeklinde son derece haklı bir sual soracaklardır. Ancak bu şiir, milletvekillerini M. Kemal’in belirlediği bir dönemde kaleme alınıyor ve şiiri yazan Aka Gündüz, M. Kemal tarafından Milletvekili olarak atanıyor. Yani bir nevi ödüllendiriliyor. Dolayısıyla artık kimse kalkıp da hala, “bunda Atatürk’ün ne suçu var” diyemez. Üstelik bu şiir M. Kemal’in gazetesi Hakimiyet-i Milliye’de yayınlanmıştır. Demek ki bu tür şeyleri onaylıyordu.

Kısacası, hıristiyanların Hz. Isa aleyhisselam’ı ilahlaştırdıkları gibi, kemalistler de M. Kemal’i ilahlaştırmışlardır.

*

Yazık değil mi buna harcanan paraya? Bu paraya çocukları okutabilir, yoksulları doyurabilir ve hastaları tedavi edebilirdik…

***

Bir düşünün, Dünya’ya büyük bir meteor çarpsa veya çok ciddi bir doğal afet yaşansa ve her şey yerle bir olduktan 5 bin sene sonra yeryüzündeki arkeologlar bu coğrafyada yani Türkiye’de kazı çalışmaları yapsa, muhtemelen tarih kitaplarına şöyle yazacaklardır:

“Milattan sonra 1900-2000 yılları civarında burada kendilerine Türk diyen bir kavim yaşıyordu. Bu ilkel kavmin, ‘Atatürk’ adını verdikleri bir puta taptığını ve bütün zamanların en putperest kavmi olduğunu yaptıkları sayısız putlardan anlıyoruz. Ayrıca bayramlarda, ‘Anıtkabir’ denilen ‘Ana Tapınak’ta ayin yaptıkları tespit edilmiştir. Türk kavmi, Atatürk putunun ilkeleriyle yönetiliyor ve bu ilkelere karşı gelenler ise ağır cezalara çarptırılıyordu. Elde ettiğimiz bulgular, Atatürk ilkelerini kabul etmeyenlere hain ve deli dendiğini kesin bir şekilde ortaya koymaktadır.”

Allah Teala bizleri böyle anılmaktan muhafaza buyursun.

“..Yâ Rab… İçimizdeki akılsızların işledikleri suç yüzünden bizi de mi helâk edeceksin?..” (A’raf Suresi, ayet 155).

.

 

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Bu hususta neşrettiğimiz yazılardan birkaçının linkini aşağıya alıyorum;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/12/06/ataturku-tanrilastirma-temayulu/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/09/kemalizmin-dinde-reformu-planinda-besmele-ve-fatiha/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/09/kemalistin-dilinden-kamalizm-dini/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/11/12/ataturk-bizi-padisaha-kul-olmaktan-mi-kurtarmistir/

Kemalizm prensiplerinin M. Kemal hayattayken ve onun direktifiyle oluşturulduğuna dair resmi belge için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/30/iste-putculugun-resmi-vesikasi-kamalizm-prensipleri/

[2] Türk Spor Kurumu Dergisi, 23 Mayıs 1938.

[3] Ulus Gazetesi, 19 Mayıs 1938.

[4] Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 Yıl, (Derleyen: Turgut Gürer), Gürer Yayınları, 6. Baskı, Istanbul 2008, sayfa 211.

[5] Aka Gündüz, “Yürekten Sesler”, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 4 Ocak 1934.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Bir Müslümanın Atatürkçü olması mümkün değil – Aziz Nesin

Bir Müslümanın Atatürkçü olması mümkün değil – Aziz Nesin

*

***

Dinsiz olduğunu her fırsatta iftiharla ve samimiyetle dile getiren Aziz Nesin yıllar evvel katıldığı bir televizyon programında, müslümanları kastederek; “Ben Atatürk’e karşıyım diyor. Tamam, karşı olması lazım. Bir müslümanın Atatürkçü olması da mümkün değil.” demişti.

Daha evvel de Aziz Nesin’in “Gerçek Müslüman Atatürk’ü sevemez. Seviyorsa ya ahmâktır ya sahtekâr.” şeklindeki bir beyanatını neşretmiştik.[1] Aslında inkar edilmesi mümkün olmayan bu beyanat çoğunluk tarafından kabul edilmiş olsa da gerçekleri inkara şartlanmış olan bazılarını tatmin etmemişti. Bu görüş sahipleri umumiyetle “Müslümanım ama Atatürkçü’yüm” diyen dini ve tarihi bilgileri kıt insanlar arasından çıkıyor. Evde din, okulda ise Atatürk sevgisi aşılanan bu insanların tabularını yıkmak elbette kolay değildir. Zira bir Hadis-i şerifte de belirtildiği gibi “Sevgi, insanı kör ve sağır eder.”[2]

Ancak umarım yayınladığımız video tabuların yıkılmasına vesile olur.

*

Youtube’dan silinme ihtimaline karşı videoyu sitemize de yükledik:

*

.

**********

.

KAYNAKLAR:

.

[1] Aziz Nesin’in; “Gerçek Müslüman Atatürk’ü sevemez. Seviyorsa ya ahmâktır ya sahtekâr.” şeklindeki beyanatı için bakınız;

belgelerlegercektarih.com/2012/05/31/aziz-nesin-gercek-musluman-ataturku-sevemez-seviyorsa-ya-ahmaktir-ya-sahtekar/

[2] Ebu Davud, Edep 116.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Yeşilçam Filminde Bilinçaltına Yerleştirilen İslam Düşmanlığı

Yeşilçam Filminde Bilinçaltına Yerleştirilen İslam Düşmanlığı

*

***

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın, senaristliğini Sadık Şendil’in yaptığı “Ne Olacak Şimdi?” isimli sinema filminde Islam Hukuku’na hakaret ediliyor. Levent Kırca’nın yaptığı konuşma ve bunun üzerine avukat kadının duyulan düşünceleri açıkça Islam Hukuku’na hakarettir.

Biliyorsunuz, M. Kemal’in kaldırıp attığı Islam Hukuku yerine Müslümanlara bayrağı Haç olan Isviçre’nin Medeni Kanunu dayatılmıştı. Işte bu sahnede M. Kemal’in yaptığı inkılabın, dolayısıyla Hıristiyan kanunlarının propagandası yapılıyor ve Islam Hukuku’na hakaret ediliyor.

.

Islam Medeniyeti ve Haçlılar – Prof. Yusuf Kaplan

Islam Medeniyeti ve Haçlılar – Prof. Yusuf Kaplan

*

***

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yusuf Kaplan TVNET’te yayınlanan “Karşı Karşıya” programında çarpıcı tespitlerde bulundu. Işte bunlardan bazıları:

– Osmanlı kapitalizme direndiği için bilfiil çöktü. Osmanlı kapitalizme direndiği için bilkuvve yaşıyor. Osmanlı’nın hâkim olduğu coğrafyalarda herkes Osmanlı’nın adalet, barış, hakkaniyet sistemini özlüyor.

– Osmanlı durduruldu. 100 yıldır Türkiye kuşatılıyor.

– Türkiye dünyanın ruhudur. Korkuyla bunu yok etmek istiyorlar.

– Insanların dehası var. Ama toplumların da dehası var. Bu toplumun dehası 15 Temmuz’da ortaya çıktı.

– Batı, insanı evvela üreten bir makinaya, sonra da tüketen bir hayvana dönüştürdü. Insan tükettikçe tükendi.

– Tarihte kendini inkar ederek var olan bir toplum yok. Kendini inkar eden bir toplum sonuçta intihar edecektir.

– Dertsizseniz, dert sizsiniz. Bizim sorunumuz dertsiz müfredat, dertsiz öğretmen ve dertsiz öğrenci; Burdan hiç kimse ders alamaz.

– Farklı olanı farkettiğiniz zaman kendinizi fark edeceksiniz.

– Mekke’de çağrı kuruldu, Medine’de çağrı çağını kurdu, dolayısıyla Medeniyet çağlayandır.

***

Iyi seyirler…

*

Prof. Yusuf Kaplan’ın twitter hesabı:

*

Çirkin Teklif: Osmanlı’nın Laik Devlet olduğunu yaz önünü açalım!

Çirkin Teklif: Osmanlı’nın Laik Devlet olduğunu yaz önünü açalım!

*

Ahmed Akgündüz Tarihlenklere cevaplar, kemalist proje, kemalizm projesi osmanli devleti laik miydi, Osmanli islam devleti miydi 1

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün “Tarih-Lenklere Cevaplar” isimli kitabının kapağı…

***

Islam Hukuku uzmanı ve Türk Hukuk tarihçisi Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, “Osmanlı Devleti’nin laik bir devlet” olduğunu yazarak tarihi çarpıtması karşılığında kendisine birtakım vaatlerde bulunulduğunu yazdı.

Işte Prof. Akgündüz’ün “Tarih-Lenklere Cevaplar” isimli kitabında anlattığı bu çirkin teklifin tafsilatı:

“Yıllardan beri Osmanlı Hukuk sistemi ile alakalı kitaplar telif etmekte, makaleler yazmakta ve konferanslar vermekteyim. Bu çalışmalarımın belli kesimlerin hoşuna gitmediğinin farkındayım. Osmanlı Devleti’nin bir Müslüman Devlet olduğunu biliyoruz ve aksine yorumlar karşısında yıllardır şaşırıp kalıyorduk. Meğerse ki, Osmanlı devletine karşı olanların ve hem de en baştakilerin, kuvvetle muvaffak olamadıkları tarihin çarpıtılması meselesine çeşitli dalaverelerle ve kiralık kalemleri kullanarak emellerine ulaşmak istediklerini yıllar sonra öğrendik. Öğrendik ki, Prof. Ömer Lütfü Barkan da ve hatta bir yerde Prof. Fuat Köprülü de, bir türlü rejimlerini halka meşru göstermeyi başaramayan siyasetçilerin emirleri ve talimatları doğrultusunda kalemlerini kullanmışlardır. Bunu bizzat yaşı şu anda 90’lara ulaşan ve aynı sofrayı paylaşan bir şahısdan kulaklarımızla duyduk. Bize de, ‘Osmanlı Kanunnameleri’ kitabımızı duyar duymaz, aynen şu teklif geldi:

‘Bu büyük kitabını istediğin gibi neşret; ancak bu kanunlardan 100 adedini seç ve uzun bir mukaddime kaleme al. Osmanlı Devletinin laik bir devlet olduğunu ispatla. Çünkü senin Müslüman halk nezdinde itibarın var ve Islam Hukuku uzmanısın. Halk sana daha çok inanır. Bunun karşılığında şunlara ulaşacaksın:

1) Kitabın 4 dilde yayınlanacak ve telif ücreti alacaksın.

2) Türkiye’nin üç şirketi sana Üniversiteden aldığın maaş kadar danışmanlık maaşı verecekler ve sadece banka kartı ile çekeceksin.

3) Duyduk ki, Istanbul Hukuk Fakültesine tayin olunmak istiyormuşsun; hemen naklin yapılacak ve ileride dekanlık ve rektörlük gibi makamlara geleceksin. Yoksa pişman olursun.’

Evet, bu vaad ve tehditler karşısında benim cevabım şu oldu:

‘Ben ilkokul 4. Sınıfta Barkan’ın Kanunname maddesini okudum ve kendi kendime şu sözü verdim: Ya Rabbi! Bana imkan ver, ecdadımla alakalı bu yanlış bilgileri tashih edip bütün dünyaya ilan edeyim. Işte Osmanlı Kanunnameleri adlı eseri bunun için telif eyledim. Nasıl maksadımın yüzde yüz zıddına bir amaçla bu teklifinize evet diyebilirim?’

Maaliftihar Allah’ın yardımıyla maksatlarım hâsıl oldu; ancak maalesef bana da çok zulümler yapıldı. Tam Istanbul Hukuk Fakültesine tayinim olmak üzere iken Hürriyet Gazetesi yalan bir haberle bunu durdurdu. Yalan olduğunu 10 sene sonra ispatlayabildim. Beni Cağaloğlu Yokuşunda yakalayan o yaşlı ve malum içki sofralarının müdavimi olan zat bana şunu haykırıyordu:

‘Tayinin durdu, artık profesör de olamazsın. Dediğimi tutmadın.’

Ben de ‘Merak etme, Profesör de olacağım, dekan da rektör de olacağım. Ben bunları sizden değil, istersem Allah’tan isterim’ cevabını vermiştim.”[1]

*

Ahmed Akgündüz Tarihlenklere cevaplar, kemalist proje, kemalizm projesi osmanli devleti laik miydi, Osmanli islam devleti miydi 2

***

.

**********

.

KAYNAK:

.

[1] Ahmed Akgündüz, Tarih-Lenklere Cevaplar, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları, Istanbul 2009, sayfa 3-4.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*

Kemalistler neden Osmanlı’ya düşman? Işte cevabı..

Kemalistler neden Osmanlı’ya düşman? Işte cevabı..

*

***

Dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, telefonla katıldığı bir televizyon programında, Osmanlı düşmanlığının aslında Şeriat, yani Islam düşmanlığından kaynaklandığını itiraf etti. Bu itiraf, Osmanlı tarihi ve şahsiyetlerinin tarihi ve ilmi gerçeklere dayanılarak değil, bilakis ideolojik ve siyasi kaygılardan dolayı kötülendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Yani bu itiraf, Osmanlı’ya bilerek ve kasten iftira atıldığının en açık delilidir.
.
Şöyle diyor Kemalist Profesör:

“Osmanlı’yı övmek ve göklere çıkarmak, şeriatı sevimli kılmak anlamına geliyor, şeriat düzenini meşrulaştırmak anlamına geliyor.”

Kısacası; “Islamî düzenin gelmemesi için Osmanlı’yı yerin dibine batırmalıyız” diyor.

Neymiş, 20 ve 21. yüzyıl “cumhuriyet” çağıymış… Bu kemalist profesör Ingiltere, Danimarka, Hollanda vs. gibi ülkelerde krallık olduğunu bilmiyor galiba… Neymiş, Osmanlı haraç için insanları kılıçtan geçiriyormuş… Halbuki belgeler öyle demiyor. Aşağıdaki linklere tıklayanlar, Osmanlı’nın adaletini göreceklerdir:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/05/osmanli-devletinin-dunya-medeniyetine-katkilarini-boyle-anlattilar/

http://belgelerlegercektarih.com/2015/12/19/osmanlida-yuk-hayvanlarina-resmi-hafta-tatili/

http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/13/islamla-yonetilen-osmanli-ile-kafirlerin-hukumleriyle-yonetilen-kemalist-cumhuriyet-arasindaki-fark/

http://belgelerlegercektarih.com/2012/08/14/misirli-dr-fehmi-sinnavinin-kaleminden-osmanli-devletinin-adaleti/

*

Dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Başkanı neden Osmanlı’yı ve şeriatı kötülüyor? Zira Atatürkçü Düşünce Derneği’nin 3 onur kurucusundan biri Sabetaycıların yani yahudi dönmelerinin “Kapancılar” kolundan Münci Kapanî’dir, ki büyük ihtimalle diğer iki onur kurucusundan da en az biri Sabetaycıdır.

*

atatc3bcrkcc3bc-dc3bcsc3bcnce-dernegi-add-sabetaycilik-sevi-kemal-atatc3bcrk

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Web sitesi…

***

Zaten isminden de belli ediyor kendini; ” Kapanî. ”

Biliyorsunuz, Sabetaycılar 3 koldur;

1 – Yakubîler
2 – Karakaşlar
3 – Kapanîler/Kapancılar veya Izmir’liler olarak da anılırlar…

Ayrıca derneğin “1 numaralı” kurucusu kayıtlarda Hıfzı Veldet Velidedeoğlu olarak geçer, ki kendisinin de Sabetaycı olduğu biliniyor.

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

www.belgelerlegercektarih.com

*