Atatürk, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran tefsir ettirdi yalanı

Atatürk, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran tefsir ettirdi yalanı

Kemalizm’in ayakta kalabilmesi için bazı “sözde” tarihçiler, daha doğrusu kemalizm ideolojisinin sözcülüğünü üstlenen bazı kalemşörler, değişen konjonktüre göre yeni bir Atatürk profili çizmeyi adeta Milli bir vazife telakki ediyorlar.

Son dönemde gerek dünyada ve gerekse ülkemizde Islam’ın lehine gelişen konjonktüre paralel olarak M. Kemal Atatürk’ü “Islam’a hizmet eden lider” gibi takdim etme gayreti içerisine girildi. Bu anlamsız ve boş projeye hizmet edenler arasında, Yaşar Nuri Öztürk ve Sinan Meydan’ı görüyoruz.

Aslında M. Kemal Atatürk’ün Islam’a hizmet edip etmediğini onun inkılaplarında görmek mümkün… Ezan’dan “Allah” ismini çıkaran[1], Nutuk’ta, “Müslümanlığı bir yana bırakalım” diyen[2], “OKU” ayetine haşa “safsata” diyen[3], ayet okunduğunu sandığı halde bir söze “hezeyan” diyen[4] birisinin “neye” hizmet ettiği ortada.

Imam-ı Azam Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) “Şeriat’a gerek yok diyen kafir olur” derken[5], M. Kemal Atatürk Şeriat’ı kaldırmıştır. Imam Gazzali (rahmetullahi aleyh) “Hilafet farzdır” derken[6], M. Kemal Atatürk Hilafeti kaldırmıştır. Kur’an’da “Kur’an ile hükmedin” mealindeki ayetler açıkça ortada iken[7], M. Kemal Atatürk Kur’an’daki kanunlar yerine batılı kafirlerin kanunlarını tercüme ettirip zorla Müslüman millete dayatmıştır.

Zaten M. Kemal Atatürk tabiatın “herşey” olduğunu ve yalnızca tabiatı kutsal saydığını kendisi söylüyor.[8]

Sinan Meydan ise, Atatürk’ün 1923 yılında Balıkesir’de Camii’de minbere çıkıp hutbe okuduğunu “Allah birdir, Şanı büyüktür. Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir.” (salavat) dediğini her fırsatta dile getiriyor. Ancak orada M. Kemal Atatürk “Anayasa Kur’an’dır” da demiştir, fakat daha sonra Kur’an’ı Anayasa yapmamıştır. Demek ki o konuşmada samimi değildi.[9] Bu konuda Sinan Meydan’a yazdığımız cevabı okumak için şu konumuza bakabilirsiniz:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/14/m-kemal-ataturkun-balikesir-hutbesiyle-ilgili/

***

Bu yazımızda Sinan Meydan’nın “Elmalılı Tefsirini ve Buhari-i Şerif’i M. Kemal Atatürk tercüme ettirdi” yönündeki iddiasına cevap verilecektir.

*

Resimleri orjinal boyutunda görmek için üzerlerine tıklayınız

***

Sinan Meydan, Elmalılı Tefsirini ve Buhari-i Şerif’i M. Kemal Atatürk’ün tercüme ettirdiğini ve hatta parasını cebinden verdiğini iddia ediyor. Bu iddia o derece atmasyon ki, (hatta atmıyor, resmen fırlatıyor) Selanikte karga kovalayan ve Kurtuluş Savaşı’nda parasızlıktan yakınan M. Kemal’in bu parayı nereden bulduğunu sorma ihtiyacı bile hissetmiyorum.

Kaldı ki, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Buhari-i Şerif’in ve dini kitapların Türkçe’ye çevrilerek yayınlanması; 1. Meclis’in “sarıklıları” arasında sayılan Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi’nin meclise verdiği 21.02.1341 tarihli takrir ile mümkün olabilmiştir. Bırakın M. Kemal Atatürk’ün Elmalılı Tefsiri ve Buhari-i Şerif’i tercüme ettirmesini, takrirde ismi bile geçmiyor.[10]

Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Buhari-i Şerif’in ve dini kitapların Türkçe’ye tercüme edilmesi için takrir veren Eskişehir Mebusu “sarıklı Abdullah Azmi Efendi (Torun)

***

Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Buhari-i Şerif’in ve dini kitapların Türkçe’ye tercüme edilmesi için Eskişehir Mebusu “sarıklı Abdullah Azmi Efendi’nin Meclis’e verdiği takririn tutanağı

***

Bu takrirden sonra Diyanet Işleri Reisliği, Meclis’in tahsisatına binaen Kur’an-ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesi işini Mehmed Akif’e, tefsir kısmının yazımını Elmalılı Hamdi Yazır’a ve Buhari-i Şerif’in tercümesi işini de Babanzade Ahmed Naim’e havale etmiş, bazı siyasi saiklerle Mehmed Akif aldığı ücreti iade edince, ister istemez bu vazife de Elmalılı’nın üzerine kalmış, o da 1926’dan itibaren bu vazifeyi kemal-i itina ile yerine getirmeye başlamıştır.[11] 1934’de Babanzade’nin vefatı dolayısıyla, Buhari’nin tercümesini ikmal etmek vazifesi Kamil Miras’a verilmiştir.

Mukavele gereği tercüme için Mehmed Akif Ersoy’a 6000 TL, Elmalılı Hamdi Yazır’a da 6000 TL verilecektir. Her ikisine de 1000‘er lira avans verilir.[12]

Araştırmacı yazar Übeydullah Kısacık’ın ”Bir Istiklâl Aşığı Mehmed Akif” kitabından naklen 10 Ekim 1925 tarihini taşıyan orijinal belge. Diyanet Işleri Başkanlığı’nca, Mehmed Akif ve Elmalılı Hamdi Yazır’a, hizmetlerine karşılık biner lirası peşin olmak üzere 6 bin lira ödeme yapılacağına dair Beyoğlu 4. Noteri’nde yapılan sözleşme. Sözleşmede Mehmed Akif ve Elmalılı Hamdi Yazır’ın yanı sıra Diyanet Işleri Riyaseti adına Aksekili Ahmed Hamdi Efendi’nin imzaları bulunuyor. Hani M. Kemal Atatürk parayı cebinden vermişti?

***

Lakin Mehmed Akif, ilk yıllardaki şartların değişip, daha sonra hazırladığı Kur’an çevirisinin istemediği bir maksad için kullanılacağını anlayınca, aldığı ücreti iade edip bu işten vazgeçmiş, tüm ısrarlara rağmen çevirisini yetkililere teslim etmemiştir. M. Kemal Atatürk’ün “Islam’ın Türkleştirilmesi Projesi” çalışmalarına katılan Sadettin Kaynak’ın hatıralarında aktardığına göre, 1932 Ramazanı’nda kullanılan Cemil Said’in Türkçe Kur’an-ı Kerim (Istanbul 1924) adlı çevirisinin hatalarla dolu olduğu anlaşılınca, M. Kemal Atatürk, “Bu tercümeyi bırakalım, Mehmed Akif’in tercümesini alalım” demiş ve fakat bütün aramalara rağmen, Akif’in Mısır’da bulunan tercümesi bir türlü ele geçirilememişti.[13]

M. Kemal Atatürk, Mehmed Akif Ersoy Türkiye’ye döndükten sonra da bu çabalarından vazgeçmemiş, hatta kendisine, farklı zamanlarda aracı olarak çeşitli kimseleri göndermiş, ancak bir netice alamamıştır.[14]

Mehmed Akif Ersoy, meali, M. Kemal Atatürk’ün “Islam’ın Türkleştirilmesi Projesi” ucubeliğine alet edeceğini anlayınca Prof. Ekmeleddin Ihsanoğlu’nun babası Mehmed Ihsan Efendi’ye mealin yakılmasını vasiyet etmiş. O da oğlu ve şimdiki İKÖ Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin Ihsanoğlu’ndan Mehmed Akif’in vasiyetini yerine getirmesini istemiş ve Mehmed Akif’in meali:

– Prof. Dr. Ekmeleddin Ihsanoğlu,

– Osman Saraç (El Ezher mezunu-Vaizlik ve Adalet Partisi Tokat milletvekilliği yaptı),

– Prof. Dr. Ibrahim Sabri Bey (Son Osmanlı Şeyhulislamı Mustafa Sabri Bey’in oğlu),

– Ismail Hakkı Şengüler (El- Ezher mezunu- Bu yakma işlemini hatıralarında nakleden kişi – Adalet Partisi Eski Malatya milletvekili- Yayınevi sahibi)

ve

Ali Ihsan Okur’un (Ankara Üniversitesi, Ilahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi)

gözetiminde yakılmıştır.

Yakma işleminden sonra, Ibrahim Sabri Bey hemen orada, Yakılan Tercüme adlı bir dörtlük söyler:

“O bir eserdi ki yangın denilse lâyıktı

Eğer kalaydı yakar, kül ederdi imanı.

O bir ateşti ki sönmezdi etmeden ihrak.

Yakıldı, sönmesi kurtardı nass-ı Kuran’ı”[15]

Prof. Dr. Ekmeleddin Ihsanoğlu, Mehmet Akif’in Kur’an mealinin yakılmasını istemesinin sebebini, Sinan Meydan’ın iddiasının aksine, şu sözlerle anlatıyor:

“O dönem Türkiye’de Kuran’ın Türkçe okunacağı meselesi tartışmaya başlanmıştı. Ezan Türkçe okunuyordu. Bu durum Akif ve kendisi gibi düşünenler için kabul edilebilir bir husus değildi. Kendi yaptığı tercümenin bu yolda kullanılabileceği endişesiyle istemedi.”[16]

Sinan Meydan, Mehmed Akif’in meali yetersiz gördüğünden dolayı teslim etmediğini iddia ediyor. Oysa olayın tanıklarından Prof. Dr. Ekmeleddin Ihsanoğlu’nun açıklaması gayet net.

***

M. Kemal Atatürk’ün “Islam’ın Türkleştirilmesi Projesi”ne dair gelişmeler dönemin gazete sütunlarında

***

Elmalılı Hamdi Yazır ise, hem çeviri, hem de tefsir kısmını deruhte etmek suretiyle üzerine düşen vazifeyi yerine getirmiş ve nitekim eser de 1935-1938 yılları arasında yayınlanmıştır. Ancak Elmalılı’nın meydana getirdiği bu eserin bilhassa çeviri kısmı, beklenenin tam aksine çıkmıştır. Elmalılı’nın Türkçesini takdir yetkisi olanların da teyid edecekleri üzere, kendisinin çeviri kısmında kullandığı Türkçe ile, diğer kısımlarda kullandığı Türkçe birbirinden farklıdır ve bunun nedeni de Akif’in gerekçesiyle aynıdır. Çünkü diğer yazılarında yok denecek kadar devrik cümleler kurmuş, adeta okuyuşu kolaylaştıracak unsurlara riayet etmekten alabildiğine kaçınmıştır. Nitekim çevirisindeki sözdizimini ve sözcük seçimlerini tedkik edecek olanlar, bu tesbitimizi teyid edecek bir neticeyle karşılaşacaklardır.[17]

Elmalılı Hamdi Yazır ve Mehmed Akif Ersoy, M. Kemal Atatürk’ün bu tercümeleri Türkçe ibadet ucubeliğine alet edeceğini fark etmişler ve haklı olarak bunun önüne geçmek istemişlerdir. Neticede Mehmed Akif meali teslim etmeyi reddetmiş ve Elmalılı Hamdi ise Türkçe ibadet projesini engellemek maksadıyla mealde kulağa hoş gelmeyecek şekilde devrik cümleler kurmuştur.

Nitekim M. Kemal Atatürk’ün “Islam’ın Türkleştirilmesi Projesi”ne bizzat katılan Sadettin Kaynak bunu şöyle itiraf etmektedir:

“Atatürk’ün arzusu; Kur’an’ın Türkçesinin de aslı gibi makam ve lahn (ezgi) ile okunması merkezinde idi. Fakat bu bir türlü olmuyordu. Çünkü tercüme nesirdi (düz yazı). Bununla beraber, iyi bir nesir de değildi. Kur’an’ın edaya gelmesi, lahn ile okunmaya uyması Arap dilinin medler, gunneler, idgamlar ve bunlara benzer hususiyetleri oluşundan başka, bir de Kur’an’ın kendisine has olan nefes alma için secaventleri (duraklama işaretleri), seci ve kafiye’ye benzeyen, fakat seci ve kafiye olmayan; şiire benzeyen, fakat şiir olmayan; nesre benzeyen, fakat nesir olmayan, sözün kısası herşeyiyle, her haliyle metni gibi okunmasının da bir mucize oluşundan ileri geliyordu. Türkçe tercümesinde bu vasıfların hiçbiri yoktu ve bir türlü olmuyordu, olamıyordu.”[18]

Elmalılı merhum, ilmi dirayetinin yanısıra siyasi dirayetini de tebarüz ettirmekten asla çekinmemiş ve “Haşa Türkçe Kur’an!” şeklinde sarfettiği bir ifadenin mukaddimeden çıkarılması istendiğinde, bu isteği kabul eder görünüp bilahare kemalist zihniyetlilere daha ağırını yazmıştır: “Türkçe Kur’an mı var behey şaşkın!?”[19]

Hak Dini Kur’an Dili 1936-1938 arasında tamamlandı ve 1935-1939 arasında dokuz cild olarak 10 bin takım bastırıldı. Iki bin takımı Elmalılı Hamdi Yazır’a verildi. Kalan 8 bin takım din adamları olmak üzere kamuoyunun önde gelen isimlerine ücretsiz olarak dağıtıldı. Dolayısıyla halk o dönem bu tefsirden istifade edememiştir.

Okullarda da bu tefsirin okutulduğuna dair bir kayıt yok.[20] Ancak Milli Eğitim Bakanlığı M. Kemal Atatürk’ün emriyle dinsiz Jean Meslier’in “Sağduyu, Tanrısızlığın Ilmihali” isimli kitabını “Akl-ı Selim” adıyla basmıştı.[21] Ateist Papaz Jean Meslier’in yazdığı “Sağduyu, Tanrısızlığın Ilmihali” isimli kitap evvela Abdullah Cevdet tarafından eski yazıyla tercüme edilmiş, 29 Aralık 1928’de ise harf inkılabının hemen ardından “En büyük acizden, en büyük iktidara” diye Atatürk’e takdim edilmişti.

548 sahife olan bu kitabı Atatürk dikkatle okuduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından devlet matbaasında basılmasını emretmiş ve kitap; “Aklı selim” adıyla yeni harflerle yayınlanmıştı.

Tanrı tanımazlık ile “Aklı selim”lik nasıl bağdaşır?

Ilk baskının yayıncısı Abdil Hüsnü, tercümeye yazdığı sunuş yazısında, kitabın, cumhuriyetin bekçiliği ve savunuculuğu fonksiyonunu üstlendiğini söylüyordu:

“Cumhuriyet her şeyden evvel fikri bir varlıktır; fikri varlıkların hârisleri (bekçileri) müdafileri de esasen fikrî olmak lâbuddür (kaçınılmazdır). Binaenâleyh “Akl-ı Selim”in tabı (basımı) ve neşri (yayını) işini deruhte etmek hür Türkiye Cumhuriyetine acizâne, fakat feyyaz (verimli, gür) ve samimi bir hizmet fikri ile deruhte etmekte olduğuna kaniyiz.”

Yine Abdil Hüsnü, bu kitabın içeriği ile, dönemin cumhuriyet hükümetinin “fikri açılımları”nın paralellik taşıdığını ve dinin bir “hurafeler hisarı” olduğunu da özellikle vurgulamaktadır:

“Başında zî şükûh (azametli) ve bî mânend (eşsiz) Gazimi’zin (M. Kemal) bulunduğu hükümet-i cumhuriyetimizin futuhat-ı fikriyyesini (fikri açılımlarını) kemâl-i hararetle tesîd eden “Akl-ı Selim”, yalanlar ve hurafeler hisarında müthiş gedikler açacak ve bu sahnelerden -zulmetzede ruhlar için- hürriyet-i tefekkür ve izzet-i vicdan şafağının söktüğü görülecektir.”

Abdullah Cevdet’in 1928’de eski yazıyla tercüme ettiği ateist Jean Meslier’in “Tanrısızlığın ilmihali” mahiyetindeki “Sağduyu” isimli kitabı

***

[21] no’lu dipnota dair… Milli Eğitim Bakanlığı’nın M. Kemal Atatürk’ün talimatıyla bastığı dinsiz Jean Meslier’in “Sağduyu, Tanrısızlığın Ilmihali” isimli kitabı

***

Farzedelim ki Kur’an’ı -haşa- M. Kemal Atatürk tercüme ettirmiştir. Bu, onun Islam’a hizmet ettiğini mi gösterir? O halde “Tanrısızlığın ilmihali” isimli ateist düşüncenin ürünü olan kitabı tercüme ettirmesi de M. Kemal Atatürk’ün “ateizme” hizmet ettiğini göstermez mi? Üstelik tefsir, sadece kamuoyunun önde gelen isimlerine dağıtılmış; buna karşılık “Tanrısızlığın ilmihali” ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılmıştır!

www.arastiralim.com sitesinden naklen gizli ateist rahip Jean Meslier‘in kitabından bazı alıntı başlıklar:

“Bir Allah’a inanmak gereksizdir en doğrusu onu hiç düşünmemektir.

Şeytan da dinler gibi rahipleri zengin etmek için icat edilmiştir.

Dünya yaratılmamıştır ve madde kendi kendine hareket eder.

Güneşe tapmak, bir ruha tapmaktan daha az akla aykırıdır.

Ilk günah ve şeytan hakkında dini hikâyelerin saçmalığı.

Allah’a inanmak otomatik bir çocukluk alışkanlığıdır.

Din pandora kutusudur ve bu uğursuz kutu açılmıştır.

Allah’ın lütfu denilen şey boş bir kelimeden ibarettir.

Her varlık maddenin bağrından çıkmıştır.

Din, safdillik üzerine kurulmuştur.

Sözde mucizelerin saçmalığı.

Bütün dinler hoşgörüsüzdür.

Rahiplerin şarlatanlıkları.

Her din bir saçmalıktır.”

Yukarıdaki başlıklara günümüz aklı ile bakılırsa ne kadar çocuksu ve saçma oldukları görülecektir.

Tıpkı o günlerde Abdullah Cevdet’in M. Kemal’i; “Bugünün peygamberi M. Kemal’dir, bu medeni ve son peygamber bir nübüvvet-i akliyye ile geliyor” diye tasvir etmesi gibi.[22]

Fakat yazılanların zamanında ne kadar mantıklı göründüğünü ve etkili olduğunu da görebiliriz.

Karabekir’in anılarında, M. Kemal’in bir Kur’an tercümesi yaptırmak istemesinden bahsedilmesi nedeniyle bazı arkadaşlarımızın kafası karışmış.

Şöyle bir sualle karşılaşıyorum:

Madem bu emir M. Kemal’den gelmedi, o halde neden bir Tefsir/meal yapılmasına dair bir takrir verildi, üstelik tam da M. Kemal’in de bir tercüme (meal) yaptıracağı bir dönemde?

Buna cevabımız şudur:

Evvela Tefsir ile Meal arasındaki farkın bilinmesi gerekir:

Tefsir, Kur’an ayetlerinin belirlenmiş usul ve kriterlere göre ne anlama geldiğini açıklamak, yorumlamaktır.

Meal ise, yorum ve açıklama yapılmaksızın Kur’an’ın doğrudan başka bir dile çevirilmesidir.

***

Meclis, hatalı tercümelerin önüne geçmek için Elmalılı’ya tefsir yazma vazifesi vermiştir, iyi de yapmıştır. Bu teklifi veren sarıklı vekiller büyük bir ihtimalle M. Kemal’in ehliyetsiz kişilere art niyetli olarak meal yaptırmak istediğini biliyorlardı. Ve bu çirkin projeyi baltalamak için bu adımı atmışlardı. Zira Karabekir, anılarında bu olayı anlatırken Konya vekili Vehbi hocanın şu şikayetine de yer veriyordu:

“Ziyafete M. Kemal Paşa da, ben de davet edilmiştik. Vekillerden kimse yoktu. Hayli geç gelen M. Kemal Paşa Heyet-i Ilmiye’nin şimdiye kadarki mesaisi ile ilgili görünmeyeni “Kur’ân’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek” )arzusunu ortaya attı. Bu arzusunu ve hatta mücbir (zorlayıcı) olan sebebini başka muhitlerde (çevrelerde) de söylemiş olacaklar ki, o günlerde bana Şeriye Vekili Konya Mebusu Hoca Vehbi Efendi vesair sözüne inandığım bazı zatlar şu malûmatı vermişlerdi:

“Gazi M. Kemal, Kur’an-ı Kerim’i bazı islâmlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’an’ın arapça okunmasını namazda dahi men ederek bu tercümeyi okutacak. O züppelerle de işi alaya boğarak aklınca Kur’ân’ı da islâmlığı da kaldıracaktır. Etrafında böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.”[23]

Yani M. Kemal’in bir meal (tefsir değil) yaptırmak istemesiyle, Meclisin de ondan bağımsız olarak bir tefsir/meal yapımı için takrir vermesi ayrı şeylerdir. M. Kemal, Karabekir’in anılarında da geçtiği üzere, Kur’an-ı Kerim’i “bazı islâmlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır.” ve sonra “O züppelerle de işi alaya boğarak aklınca Kur’ân’ı da islâmlığı da kaldıracaktır.”

Acaba Elmalılı Hamdi Yazır ve Mehmed Akif Ersoy “islâmlık aleyhtarı züppeler” midirler?

Elbette hayır… O halde Meclis’in bu ehil zatlara verdiği vazife, M. Kemal’in “islâmlık aleyhtarı züppelere” yaptıracağı mealin önüne geçmek gayesine matuftu.

Karabekir’in anılarından devam edelim:

“Bazı yeni simalardan da bahş ettikleri gibi bu akşam da bu fikre mumaşaat eden (beraber olan) bazı kimseler görünce bu tehlikeli yolu önlemek için M. Kemal Paşa’ya şöyle cevap verdim:

– Devlet reisi sıfatıyla din işlerini kurcalamaklığınız içerde ve dışarıdaki tesirleri çok zararımıza olur. Işi alâkadar makamlara bırakmalı. Fakat, rastgele, şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi kötü politika zihniyetinin de işe karışabileceği göz önünde tutularak içlerinde arapçaya ve dinî bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir heyet toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi? Tercüme mi yapmak muvafıktır? Ona göre bunları harekete geçirmelidir.

– M. Kemal: Din adamlarına ne lüzum var? Dinlerin tarihi malûmdur. Doğrudan doğruya tercüme ettirmeli… gibi bazı hoşa giden bir fikir ortaya atılınca buna karşı şöyle konuştum:

– Müstemlekeleri (sömürgeleri) islâm halkıyla dolu olan bu milletler kendi siyasî çıkarlarına göre Kur’ân’ı dillerine tercüme ettirmişlerdir. Islam dinine ve arap diline hakkıyla vakıf kimselerin bulunamayacağı herhangi bir heyet bu tercümeyi, meselâ Fransızcadan da yapabilir. Fakat bence burada Maarif (Öğretim ve eğitim) programımızı tesbit etmek için toplanmış bulunan bu yüksek heyetten vicdanî olan din bahsinden değil ilim cephesinden istifade hayırlı olur. Kur’an’ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa millî kalkınmaya hasr etmek daha hayırlı olur.

M. Kemal Paşa, beyanatıma karşı hiddetle bütün zamirlerini (içyüzünü) ortaya attı:

– M. Kemal: Evet Karabekir, arap oğlunun (haşa Peygamberimizin) yavelerini (saçmalıklarını / yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…

Işin bir Heyet-i Ilmiye huzurunda berbat bir şekle döndüğünü gören Hamdullah Suphi ve Ruşen Eşref:

– Paşam, çay hazır, herkes sofrada sizi bekliyor.. diyerek bahsi kapattılar.”[24]

Görüldüğü gibi Karabekir, “arapçaya ve dinî bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir heyet toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi? Tercüme mi yapmak muvafıktır? Ona göre bunları harekete geçirmelidir.” demektedir. Oysa M. Kemal, tercümeyi (yani meal! Tefsir değil) din adamlarına yaptırmak istememektedir.

Karabekir’in anılarından hareketle M. Kemal’in Elmalılı Tefsiri’ni yaptırmadığının delillerini şöyle sıralayabiliriz:

1 – Anılarda, M. Kemal’in tefsire yanaşmadığı ve tercüme yani meal yaptırmak istediği geçiyor, oysa Elmalılı Hamdi Yazır’a verilen vazife “tefsir”dir.

2 – M. Kemal tercümenin din adamlarına değil, “islâmlık aleyhtarı züppelere” yaptırılmasını arzu ediyor. Halbuki Elmalılı Hamdi din alimidir.

Kısaca Elmalılı tefsirinin yazılmış olması, Kazım Karabekir Paşa’nın bu konuda M. Kemal’e karşı zafer elde ettiğini göstermektedir.

Şu anda piyasadaki Elmalılı meali, çok sonraları Elmalılı tefsirinden sadece ayet kısmı alınarak ortaya çıkmıştır.

Neymiş, “M. Kemal herkes dinini öğrensin diye Kur’an’ı tercüme ettirmiş”miş. Bunun böyle olmadığını yukarıda delillerle ortaya koyduk. Kaldı ki, eğer M. Kemal herkesin “dinini öğrenmesini” isteseydi, din derslerini yasaklamazdı.[25]

***

Madem kemalistler Kur’an-ı Kerim’i anlamayı çok istiyorlar, o halde kemalistlere Elmalılı Hamdi Yazır’ın eserinden (sadeleştirilmiş) birkaç ayet tercümesi takdim edelim. Ayet meallerini okuduktan sonra sizi, M. Kemal Atatürk’ün yaptıklarının bu ayetlerle ne kadar mutabık olduğunu düşünmeye davet ediyorum.

Işte Elmalılı mealinden birkaç Ayet meali:

Al-i Imran Suresi

23 – Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah’ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.

***

Nisa Suresi

60 – Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.

61 – Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin!” denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

62 – Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: “Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik.” diye Allah’a yemin ediyorlar.

***

Maide Suresi

44 – İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat’ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah’ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah’ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

49 – Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah’ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır.

50 – Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?

***

Casiye Suresi

18 – Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.

***

M. Kemal Atatürk’ün laik, kemalist Türkiyesi’nde “Allah’ın indirdiğiyle”, yani Kur’an ve Sünnet ile mi hükmediliyor?

.

**********

.

KAYNAKLAR:

[1] Kemal Atatürk’ün eseri: Kuran ve Ezan’ın yasaklanması:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/29/kemal-ataturkun-eseri-kuran-ve-ezanin-yasaklanmasi/

[2] Müslümanlığı bir yana bırakmak ne demek ? – M. Kemal Atatürk Nutuk’ta ne demek istedi? :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/16/muslumanligi-bir-yana-birakmak-ne-demek-m-kemal-ataturk-nutukta-ne-demek-istedi/

[3] M. Kemal Atatürk: “Ikre, Bismi, Rabbi safsatası” (haşa) :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/04/m-kemal-ataturk-ikre-bismi-rabbi-safsatasi-hasa/

[4] M. Kemal Atatürk’ten dinimiz Islam’a hakaret: “Hezeyan !” :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/28/m-kemal-ataturkten-dinimiz-islama-hakaret-hezeyan/

[5] Imam-ı Azam Ebu Hanife (rh.a) Şeriat hakkında ne dedi? :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/25/imam-i-azam-ebu-hanife-rh-a-seriat-hakkinda-ne-dedi/

[6] Imam Gazzali’nin (rh.a) Hilafet hakkındaki sözleri için bakınız; Kadir Çandarlıoğlu, Belgelerle Gerçek Tarih, kitabı üctetsiz indirebilirsiniz: http://www.mediafire.com/?vgk9k8cozdpy7ez , sayfa 612, 613.

[7] Kur’an Nizamı (Hilafet/Şeriat/Hüküm/Kanun) ile ilgili bir kaç Ayet-i Kerime:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/02/kuran-nizami-hilafetseriathukumkanun-ile-ilgili-bir-kac-ayet-i-kerime/

Ayrıca bakınız; Türkiye’de Laik Sistemden dolayı uygulanamayan bir Ayet:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/08/11/turkiyede-laik-sistemden-dolayi-uygulanamayan-bir-ayet/

– Şeriat hükümleri ve hikmetleri – KISAS (Katilin hükmü) :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/07/05/seriat-hukumleri-ve-hikmetleri-kisas-katilin-hukmu/

[8] Atatürk ve din – Atatürk ve Islam – Atatürk ateist mi? Kemal Atatürk müslüman mı? Atatürk tabiata mı tapıyor? :

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/04/30/ataturk-ve-din-ataturk-ve-islam-ataturk-ateist-mi-kemal-ataturk-musluman-mi-ataturk-tabiata-mi-tapiyor/

[9] M. Kemal Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi’yle ilgili:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/14/m-kemal-ataturkun-balikesir-hutbesiyle-ilgili/

[10] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 2, Içtima Senesi 2, Içtima 61, cild 14, sayfa 222, 223. 21.02.1341 Cumartesi.

[11] Dücane Cündioğlu, Türkçe Kur’an ve Cumhuriyet Ideolojisi, Kitabevi Yayınları, 1. Baskı, Istanbul 1998, sayfa 56.

[12] Mehmet Karagözoğlu, M. Âkif’in Kur’an Meali ve Mealin Yakılması Olayı, Dil ve Edebiyat Dergisi,  sayı 37, Ocak 2012.

[13] Sadettin Kaynak, Hatıralar, Osman Ergin, “Türkiye Maarif Tarihi” içerisinde, Istanbul 1943, cild 5, sayfa 1634,1635.

Ayrıca bakınız; Sadettin Kaynak, Atatürk Dolmabahçe’de ilk Türkçe Kur’an’ı Nasıl Okudu? [ – Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte, Fıkra ve Çizgilerle Atatürk, Istanbul 1955, cild 3, sayfa 83.

– Niyazi Ahmet Banoğlu, Atatürk: Siyasi ve Hususi Hayatı, Istanbul 1963, sayfa 178-180.

– Niyazi Ahmet Banoğlu, Atatürk’ün Istanbul’daki Hayatı, Istanbul 1974, cild 2, sayfa 351,352.

Sadi Borak, Atatürk ve Din, Istanbul 1997, 1. Baskı 1962, sayfa 76-78.]

[14] Mithat Cemal Kuntay, Ölümünün 50. Yılında Mehmet Akif, Ankara 1986, sayfa 195 – 198.

[15] Mehmet Karagözoğlu, M. Âkif’in Kur’an Meali ve Mealin Yakılması Olayı, Dil ve Edebiyat Dergisi,  sayı 37, Ocak 2012.

[16] Akif’in Kuran’ını birlikte yakmışlar, Hürriyet Gazetesi 22 Haziran 2004. http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=235552

[17] Bu konudaki misallere kolay ulaşabilmek bakımından bakınız; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili: Kur’an-ı Kerim ve Meali, (Hazırlayan Dücane Cündioğlu), Istanbul 1993.

[18] Sadettin Kaynak, Hatıralar, Osman Ergin, “Türkiye Maarif Tarihi” dahilinde, Istanbul 1943, cild 5, sayfa 1633, 1634.

[19] Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Istanbul 1960, cild 1, sayfa 15.

[20] M. Kemal Atatürk Din derslerini ve Imam Hatipleri kaldırmadı yalanı:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

[21] Milli Eğitim Bakanlığı’nın M. Kemal Atatürk’ün talimatıyla bastığı dinsiz Jean Meslier’in “Sağduyu, Tanrısızlığın Ilmihali” isimli kitap:

http://www.gunlukkitap.com/din/52093-52181-sagduyu-tanrisizligin-ilmihali-jean-meslier-9789753430944.html

[22] Nazım H. Polat, Ictihad, Diyanet Islam Ansiklopedisi, cild 21, sayfa 447.

[23] Kâzım Karabekir, Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 93, 94.

[24] Kâzım Karabekir, Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 93, 94.

Bu toplantıda Kur’an’ın tercümesi hakkında münakaşa edildiğini 17 Ağustos 1923 tarihli Vakit gazetesinde de görmekteyiz.

[25] M. Kemal Atatürk Din derslerini yasakladı:

http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/14/m-kemal-ataturk-din-derslerini-ve-imam-hatipleri-kaldirmadi-yalani/

.

**********

.

Kadir Çandarlıoğlu

.

**********

.

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

*

*

129 comments on “Atatürk, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran tefsir ettirdi yalanı

  1. Geri bildirim: Bu sözler, analarımıza, ninelerimize ve dinimize hakaret değil midir ? « Belgelerle Gerçek Tarih

  2. Geri bildirim: Islamiyetle laiklik bağdaşır mı? – Babanzade Ahmed Naim « Belgelerle Gerçek Tarih

  3. Geri bildirim: Kemalistlerin Atatürk’e dair akıl almaz çelişkileri | Belgelerle Gerçek Tarih

  4. İyi günler,
    Yazınızda bir yerde “Kaldı ki, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Buhari-i Şerif’in ve dini kitapların Türkçe’ye çevrilerek yayınlanması; 1. Meclis’in “sarıklıları” arasında sayılan Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi’nin meclise verdiği 21.02.1341 tarihli takrir ile mümkün olabilmiştir. Bırakın M. Kemal Atatürk’ün Elmalılı Tefsiri ve Buhari-i Şerif’i tercüme ettirmesini, takririn altında 50 küsur Mebusun imzası bulunduğu halde M. Kemal’in takrirde imzası bile yok.[10]” demişsiniz, yani Atatürk’ün tercümelerle ilgisi yok.
    Tercümelerin yazılmasını meclisteki bazı milletvekilleri istemiş.
    Peki yazar olarak görev yapan kişiler (M.Akif Ersoy ve Elmalılı Hamdi Yazır) Atatürk’le ilgili olmayan bir durumda, eserlerini Atatürk’ün “İslam’ın Türkleştirilmesi Projesi”nde kullanacağını neden düşünmüş?

    • @recep, degerli kardesim, Mehmed Akif ve Elmalili Hamdi cevirileri yaparken m. kemal ibadeti türkcelestirme faaliyetlerine baslamisti. Örnegin Ezani türkcelestirmis ve camilerde Türkce Kur’an okunuyordu. Fakat burada kullanilan Kur’an cevirisi Cemil Said’inki idi. Su paragrafta bu hususa deginmistik:

      “Lakin Mehmed Akif, ilk yıllardaki şartların değişip, daha sonra hazırladığı Kur’an çevirisinin istemediği bir maksad için kullanılacağını anlayınca, aldığı ücreti iade edip bu işten vazgeçmiş, tüm ısrarlara rağmen çevirisini yetkililere teslim etmemiştir. M. Kemal Atatürk’ün “Islam’ın Türkleştirilmesi Projesi” çalışmalarına katılan Sadettin Kaynak’ın hatıralarında aktardığına göre, 1932 Ramazanı’nda kullanılan Cemil Said’in Türkçe Kur’an-ı Kerim (Istanbul 1924) adlı çevirisinin hatalarla dolu olduğu anlaşılınca, M. Kemal Atatürk, “Bu tercümeyi bırakalım, Mehmed Akif’in tercümesini alalım” demiş ve fakat bütün aramalara rağmen, Akif’in Mısır’da bulunan tercümesi bir türlü ele geçirilememişti.[13]”

      • Valla sanki o yillarda yaşamış gibi yazmışsınız.herhalde o aralar kandil tutmakla meşkuldunuz.100 öncesine takilip durursaniz ne ulkemiz nede insanlarimiz gelişir.nasa uzayda bişeyler ariyor sizlerde burda 100 yil önce olanlari.adamlar 100 yil sonrasinin hesaplarini yapiyor sizler geride kalan 100 yilin hesaplarini yapiyorsunuz.iste bu yüzden bizim ulkemiz gelişmeye aç bir ülke. Bu sekilde devam ettigi surecede asla gelişmezve gelişemez.

      • Nasa uzayda bir seyler ararken kemalistler yaklasik bir asirdir Müslümanlarin basörtüsüyle mesguldü… Bir de Atatürk heykelleri dikmekle… Bu yüzden bu ülke gelisemedi. Zaten toplumun inancina zit bir Devlet idaresinin tesis edilmesi gelisimin önündeki en büyük engeldir. Kemalizm devam ettigi sürece gelismek mümkün degildir. Bu sebeple evvela kemalizmin kökü kazinmalidir.

      • Kesinlikle. Geçmişini bilmeyen, temizlemeyen geleceğini kuramaz. Allah razı olsun. Tüm bilgileri öğrenip, çevreme gösterip kanıtlayacağım. 100 senelik yıkanan beyinlerin suyu artık çekilmeli. Atatürk ün ne olduğunu, kemalistlerin ne kadar dinsiz olduğunu görme zamanı. Bu kanıtlı bilgiler için Allah razı olsun olsun. İslam adına teşekkür ediyorum. Rabbim hayırlı ömür versin iman sahibi insanlara

      • yazıklar olsun ki size. Utanmadan M. Kemal Atatürk ulu önderimize dil uzatma cür’etinde bulunuyorsunuz. yatan kalkın şükredin Atam olmasaydı bu gün bu şekilde istediğin azıyı yazma özgürlüğüne bile sahip değildiniz. Atatürk büstleri demişsiniz ya.. O büstleri Atatürk yaptırmadı, sırf Türkiye değil dünya ülkeleri büstünü yaptırdı, onun zekasına duruşuna zaferlerine saygı duruşu olarak. Beyinleriniz yıkanmış yazık. Atatürk büstü kadar taş düşsün başlarınıza belki aklınız başınıza gelir.

      • @sevda A. Eyvah eyvah eyvah… Bu ne sinir böyle? Nasil dil uzatiyormusuz? Tarihi hakikatleri yazmak yasak mi? Nerde yanlisimiz varsa buyrun getirin. Neden Atana sükrediyormusuz. Biz Allah’a sükrederiz. Neden o olmasaydi istedigimiz yaziyi yazamayacaktik? Nasil bir mantiktir bu böyle? M. Kemal bize yazmak icin izin belgesi mi verdi? Büstleri M. Kemal yaptirmadi da kim yaptirdi? Bütün dünya neden M. Kemal’in büstünü yapsin? Acaba M. Kemal bu emperyalistlerin isine gelen bir sey mi yapti? Ne zaferinden bahsediyorsun anlamis degilim bu arada. Beyin yikama faaliyetleri kemalist rejimin mekteplerinde “atatürkcü nesil” yetistirmek gayesiyle gerceklestirildi.

    • bu kısmı başka yerdede gördüm sağlam bir bir kaynak Risale-i Nur ” Mehmed Akif, ilk yıllardaki şartların değişip, daha sonra hazırladığı Kur’an çevirisinin istemediği bir maksad için kullanılacağını anlayınca, aldığı ücreti iade edip bu işten vazgeçmiş, tüm ısrarlara rağmen çevirisini yetkililere teslim etmemiştir.”

  5. Ulan bu siteye ne gülüyorum be:)) bi sayfada diyorsunuz ki Atatürk Selanik’te kargalarda boğuşuyodu bi açlıktan ağzı kokuyodu demediğiniz kalmış(‘elmalılı hamdinin tefsiriniz kendi cebinden ödediği yalanı’ iddiası) başka bi sayfanıza bakıyorum yok maaşı şimdiki parayla bilmem kaç yüz trilyonmuş da bilmem ne de bilmem ne. E karar verin çok mu fakir çok mu zengin. Diyelim çok zengin. Neresine soktu bu adam o kadar parayı ‘gemicikler’ mi aldı Sümeyyesi yoktu ki vakıflar Bilal’i yoktu ki evlatlarına yedirsin onları amerikalarda okutsun Emine si yoktu ki ben çalayım çırpayım ileride ben ölünce karım yesin desin. Eee? Noldu o para ? Allah’a hamd U senalar olsun ki müslümanım ama peygamberimin diyor ya hani ben araplardanım ama her Arap benden değil diye, aynen öyle ben müslümanlardanım ama sizler benim dinimden değilsiniz sizin gibi müslümanlar olmaz olsun. Bem yaşadığım sürece Türk-İslam yolunu ayırmaya çalışanların karşısında olacağım inşallah!

    • Şunu da eklemeden edemeyeceğim
      Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
      Köylü anlar manasını namazdaki duânın…
      Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’ân okunur.
      Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın.
      Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

      Yiyorsa yayınlarsınız. Daha şu devirde insanların uzaya çıktığı bir devirde ‘Esselatu hayrun minen nevm’ in anlamını 10 kişiden 5 inin 6 sının bileceği bi toplumda bana bu adam yıllar önce ezanı Türkçe okuttu bu adam kafirdir diyemezsiniz. YEDİRTMEM!!!!!

      • Sevgili Tayyar Ahmet, Ezan-i Muhammedi’nin ne anlama geldigini bilmiyor musun? Yani Allahu Ekber, eshedü ella ilahe illallah demenin, eshedü enne Muhammeden rasulullah demenin ne oldugunu bilmiyor musun? Elbette biliyorsun, o halde tercüme etmeye gerek yok. Arastirmak ve anlamak icin Türkce Kur’an okunabilir, ama ibadette okunamaz. Esselatu hayrun minennevmin anlamini bugün cogu insanlar biliyor, o gün de, yani dil inkilabi olmadan önce de herkes biliyordu. Farzedelim ki bilmiyorlardi, bir iki üc kelimelik bir seyin ögrenilmesi yerine bütün Ezan’in degistirilmesi mi gerekir? Türk Milleti iki üc kelimeyi ögrenemeyecek kadar aptal degildir kardesim.

      • Belgelerlegercektarih , kardes kimsin bilmiyorum ama gerek paylasilan belgeler gerek sana sinsice sorulan tuzak sorulara verdigin cevaplar cok mantikli ve saglam. Milletde kronoloji anlayisi yok, donem donem ne gerekiyorsa onu soyledi Kamal. Gerektiginde dini kullandi gerektiginde sultana iltifatlar dolu mektuplar yazdi. Kivrak bir zekaya sahipti. Tam diktatorlugu gectigi zamani dahi bilmiyenler sozde sana akillarinca tuzak kuruyorlar. Halbuki onlar diktatorlugunu dahi kabul etmiyenler.

    • Yorumun icin tesekkürler Tayyar Ahmet, Burada bir celiski sözkonusu degil. Evet cocukken kargalar kovalayan adam, devleti ele gecirince zengin oldu, astronomik maas aldi. Bu kadar basit bir seyi, yani cocukluk dönemiyle 40 yil sonraki dönemini ayirt edebilmeni beklerdim. Neyse, insan sevdigi birinin elestirilmesi halinde kizginliktan düsünmek yerine dogrudan tepki gösterebiliyor. Bu arada m. kemal gemicik almadi ama koskoca savarona yati aldi. Paralarin büyük bir bölümü is bankasindaki 2 numarali hesaptaydi.

      • Kardeşim, emin ol düşman değiliz. Ama şunu belirtmeliyim ki senin nerede yaşadığını bilmiyorum ama benim yaşadığım ilde “Allahu ekber in anlamı ne dediğimde Allah birdir cevabı bile aldım-ki şuanki tarih 2014.- Kur’an gibi namaz gibi ezanın da ben dosdoğru anlaşılmasından yanayım. Allahu ekberin anlamı Allah büyüktür de değildir. O cümlenin anlamı Allah EN büyüktür demektir. Turkuaz da mavidir lacivertte. Asıl marifet bunları ayırt edebilmekte. Eğer Allahu ekber Allah büyüktür demek ise Allahu kebir ne? Şuan 2014 Türkiye’sinde yaşıyoruz ama Bu sözün anlamı Allah EN büyüktür diyen bir kişi bile duymadım. 100 yıl öncesini düşünüyorum da şimdiki imkanla bunları bilmeyenler o zamanlar nereden bilsin ? İşte bu yüzden insanlar taptığı inandığı ilahı daha iyi tanıması taraftarıyım. Bu konuda siZe katılmayacağım

      • Iste sorun da burada, 2014’de ve kemalist tahribata ragmen Allahu Ekber’in, Allah’in büyüklügünü kastettigini bilenler hala var. Bundan yaklasik yüz sene evvel de daha iyi biliniyordu. Madem herkes anlasin diye tercüme edildi, o halde neden “felah” kelimesi tercüme edilmedi de aynen kaldi? Herhalde Allahu Ekber kelimesi, felah kelimesinden daha zor anlasilan bir kelime degildir. Ihanetleri bilsen kardesim bana hak vereceksin.

      • Bu adam mal varlığının neredeyse yarısını belki de daha fazlasına Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağışladı(savarona da dahil) aynı hassasiyeti Tayyip Erdoğan dan da görebilecek miyiz sence? Şunu da sormadan edemeyeceğim canım kardeşim, diyelim ki Hedefine ulaştın Atatürk’ten cümle alem nefret etti. Tüm devlet kurumlarında portresi olduğunu sen de biliyorsun. Onu indirip yerine kimin asılmasını istersin? Şunu da sormalıyım ki, iddiaların çok ama çok büyük. Eğer bunların bi kısmı ‘faraza’ hepsi yalan yanlış şeyler ise ahirette bunun altından nasıl kalkacaksın? Yaptığın şey bi nevi gıybet(doğru olmama ihtimaline karşı söylüyorum.) bu sınavı vermeye hazır mısın? Allah şimdiden kolaylık versin işin zor.

      • Tayyar Ahmet, 100 sene önceki cahil Osmanlı halkı Türkçe,Arapça,Farsça anlıyordu. O yüzden tercümeye gerek kalmıyordu. Bugünün modern Türkiye halkı kendi dilini bile bilmiyor. O yüzden tercümeye bile açıklama gerekiyor

      • Ezanın veya ibadetin Arapça ile yapılmasının çok önemli bir şart olduğunu kurandan örnekleyebilir misin acaba?

      • Allah sana akıl fikri versin. Biraz da malum kişinin ve avanesinin hırsızlıklarına yorum yapsana..

    • Hakkaten bu çelişki benim de dikkatimi çekti. Bir tarafta çok zengin yazıp öbür tarafta ağzı kokuyordu denilince birisinin yalan olduğu ortaya çıkıyor.

  6. 1. Si Bana kemalizm falan demeyin. Kemalizm-benim göZümde- Atatürk ü sevdiğini iddia eden mahlukların ‘onu nasıl dogmalaştırsak da insanlardan soğutsak’ akımıdır. 2. si sorularımın adeta Atatürk ün laflarını cımbızladığınız gibi cımbızladığınızı görüyorum neden işinize gelene cevap veriyorsunuz da işinize gelmeyene suskun kalıyorsunuz? 3. si biraz araştırırsan Abdülaziz döneminde de Türkçe ezan okutulmaya çalışılmıştır. Bu durumda Osmanlı torunu hatta İslam Halifesi -sizin dediğinize göre- kafirdir(bkz:İgnaz Kunoş) 4. sü de şu ki, bunu da bir örnekle açıklayayım. Araba ilk icat edildiğinde şuanki teknolojiyle mi tasarlandı? Bu tarihte de bilimde de her zaman olmuştur ki; denenmeye çalışan her ‘ilk’ de illaki aksaklıklar olmuştur. 5. si de şöyle, yahu diyorsun ki resim zorunluluğu yok ‘ADALET Mülkün(Yani vatanın, halkın, milletin, devletin) temelidir’ diyen bir adamdan nasıl bu kadar kötülük beklenenilir. Bu adamın bu kadar kötüydü de niye ülkenin adımı ‘Kemalistan vs’ değil de TÜRKIYE DEVLETI CUMHURIYETI koydu? Bu adam dinsizde de 13 Ağustos 1923(tam tarihte yanlışlık olabilir) 1. TBMM nin açılışında ‘bu vatan için canlarını feda etmiş kahramanlarımızın ruhlarına bir fatiha armağan edelim’ dedi.dinsiz adam ruhlarına fatiha armağan edelim ser mi yahu? Elimde belge var meclis konuşma kayıtlarında resmi sitede de geçmektedir. Ha inkar edecek olursanız öyle bir gülerim ki kahkahalarımı bulunduğunuz yerden duyarsınız. Sizin belgeleriniz gerçek de benimkiler, devletinkiler mi yalan derler adama.

    • 1. Kemalizm m. kemalden sonra ortaya cikmis degil, onun zamaninda vardi.

      2. hangi sorular?

      3. Sultan Abdülaziz döneminde bir sözde aydinin böyle bir görüsü savunuyor olmasi, Devletin bunu yaptigi veya yapacagi anlamina gelmez. Zaten o sözde aydinin akibeti malum. Dolayisiyla halife kafir olamaz, zira bunu istemis degildir.

      4. bu babta anlatmak istedigin her neyse anlayamadim. Biraz daha acarsan sevinirim.

      5. Adalet mülkün temelidir sözü m. kemale ait degildir.

      6. Türkleri ancak Türkiye ismiyle aldatabilirdi de ondan. Yabancilarin sömürgesi altindaki devletlerin isimleri de aynidir.

      7. M. Kemalin islami söylemlere basvurmasi ve fatiha okutmasi vs. halkin destegine ihtiyaci oldugu döneme rastlar.

      8. Elinde istedigin kadar belge olsun, bunlarin izahi var.

  7. Kaç kişi sala nın tam anlamını biliyor Allah aşkına? Kaç kişi neredeyse günde beş vakit en az 10 kez tekrarladığı fatiha nın tam anlamını 1. Ayetten son ayetine kadar eksiksiz biliyor? Lütfen dürüst ol Ey Müslüman! Türkçe ezan için Ata nın danıştığı hafızlar imamlar da mı kafir? Kim Müslüman canım kardeşim söyler misin bana? Herkese kafir damgası yapıştırmak ne kadar kolay değil mi? Insanları sevmeyebilirsiniz ama kafir damgasını vurmak büyük vebaldir. Şahid ol Ya Rab! Öteki tarafta sen benim sözlerimin şahidi ol ben senin! Ben eğer bir kişinin gıyabında şu kişi kafirdir dinsizdir dediysem ahirette iftira ettiğim kişinin iki eli yakamda olsun inşallah! Sizin de öyle!

    • Salanin anlamini bilmeyenler degil, dilimizi ve tarih suurumuzu tahrip edenler utansin. Bunca tahribata ragmen halkin büyük bir kesimi biliyor. Ingilizce konusmayi nerden biliyor? Demek ki ögrenmek, arastirmak lazim. Kaldi ki o dönem bunlar bugünden daha iyi biliniyordu. M. Kemalin dönemindeki bazi alimler bunun önüne gecilemeyecegini anlamislar ve biz m. kemalin yaninda olalim da onun tahribatini hafifletelim düsüncesiyle onun yaninda yer almislardir. Nitekim bunlardan birisi daha sonra yazdigi hatiralarinda “o selin önünde duramadik” demistir.

    • insanlar dünyalık arzuları için ingilizce gibi yabancı dilleri öğreniyorsa, Allah’ın dinini öğrenmek için arapça da öğrenebilir. ezanı ve birkaç kısa sûreyi anlamak için arapça öğrenmek de gerekmiyor aslında. kelimelerin çoğu türkçeye geçmiş zaten. kamalist eğitim düzeni insanımızın (ben de dahil) beynini yıkadı

  8. Bende size ayetler ile öyle şeyler itham ederdim ya!
    Olsun siz Allah adına nefsinize göre yargı çıkarın KAMALİ cehenneme atın ne yazar.Son hüküm O’nundur.Rabbim dilediğini zelil eder dilediğini cennetine alır.Rabbim boyaya,süse,gösterişe değil bir insanın ne hayır yapmış ona nasıl bir gönülle çıkmış ona bakar.O asılan hoca takımını Kamal mi yaptı zannediyorsun?Hayır emin ol o taşları attıran Rabbim.Siz devam edin…

      • iyi de yukarıda ki yazıda başlık haricinde tefsir geçmiyor ki. Verdiğiniz alıntıların ve kaynakların tamamı meal ( tercüme ) ile ilgili ?

      • @taner, o zaman eksik okumussunuz, yazida sürekli “Elmalili tefsiri ve Buhari-i Serif tercümesi” ifadesini kullandik. Meal kismi ise Mehmed Akif’le ilgilidir. Mehmed Akif’e meal yazma önerisi de M. Kemalden gelmemistir. Yazida da uzun uzadiya anlatildigi üzere sarikli milletvekili Abdullah Azmi’nin önerisiyle teklif edilmistir. M. Kemal, Islam’in Türklestirilmesi projesini Cemil Said’in mealiyle yürütmeye calisiyordu, bir de bazi hafizlara tercüme ettiriyordu. Ancak bütün bunlar yetersiz kalinca, Akif’in (Abdullah Azmi efendinin teklifiyle) hazirladigi meali istedi. Yani meali m. kemal yaptirmadi, kendi elindeki malzeme eksik oldugu icin, akifin mealini istedi.

      • peki M. Akif ten Meali isteyen Mustafa Kemal değilse , yani ilk meal çalışmaları 1. meclis zamanında yapılmış ise Karabekir bu sözü neden Mustafa Kemal’ e söyledi.Zaten kuran tercüme çalışmaları başlamış ve 1 meclisin görev verdiği iki adam gerçekleştirmeye başlamış biri tefsir diğeri meal olarak.

      • @taner, Yaptirmak istedigi kesin, uzun süredir akifin mealinin izini sürdügüne göre baskasina yaptiramamistir. Zaten dil meselesi, yani dili öztürkcelestirme meselesi cikinca falih rifkiya göre -gecici- olarak Islami Türklestirme projesini askiya almistir. Ancak cemal kutayin da ifade ettigi gibi bu projeyi gerceklestiremeden ölmüstür.

      • Neden yaptıramamıştır ? dikdatörden bahsediyoruz. Bu arada türkçe kuran için artık kemal i suçlamayacağım. Demek bu iş 1. meclisinmiş.

      • @taner, uzun süredir akifin mealini bekliyordu, akif de oyaliyordu. Meclis, hatali tercümelerin önüne gecmek icin Elmaliliya tefsir ettirmistir, iyi de yapmistir. Bu teklifi veren sarikli vekiller büyük bir ihtimalle m. kemalin ehliyetsiz kisilere art niyetli olarak meal yaptirmak istedigini biliyorlardi. Ve bu cirkin projeyi baltalamak icin bu adimi atmislardi. Zira Karabekir, anilarinda bu olayi anlatirken konya vekili Vehbi hocanin sikayetine de yer veriyordu:

        “Ziyafete M. Kemal Paşa da, ben de davet edilmiştik. Vekillerden kimse yoktu. Hayli geç gelen M. Kemal Paşa Heyet-i İlmiye’nin şimdiye kadarki mesaisi ile ilgili görünmeyeni “Kur’ân’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek” arzusunu ortaya attı. Bu arzusunu ve hatta mücbir (zorlayıcı) olan sebebini başka muhitlerde (çevrelerde) de söylemiş olacaklar ki, o günlerde bana Şeriye Vekili Konya Mebusu Hoca Vehbi Efendi vesair sözüne inandığım bazı zatlar şu malûmatı vermişlerdi:

        (Gazi M. Kemal, Kur’an-ı Kerim’i bazı islâmlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’an’ın arapça okunmasını namazda dahi men ederek bu tercümeyi okutacak. O züppelerle de işi alaya boğarak aklınca Kur’ân’ı da islâmlığı da kaldıracaktır. Etrafında böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.)”

    • Akif in hazır olan mealini istediğini nereden biliyoruz ? 1925 yılında zaten sözleşme imzalanmış ve çevirisi başlamış. 1925 den önce akif in hazır meal’i olduğunu hangi kaynakta görüyoruz

      • hayır demek istediğim yukarıda 1. meclis’in sarıklıları demişsiniz. 21.02.1341 tarihi 1923 den öncesine mi denk geliyor ?

      • 1923 de cumhurbaşkanı olan birinin takrir de imzası nasıl olabilir ? 1925 de Ataturk ün istemediği bir kanun nasıl onaylanabilir ? Bu meclis yolu ile verilen talimat ile meşru zemine hazırlanmıştır. O dönem de yapılan devrimler bile başkalarının kanun teklifi ile olmadı mı ?

      • @taner, cumhurbaskaninin imzasi olamaz burasi tabii, ancak emir vermedigi gibi imzasi da yok. Yani hicbir alakasi yok demek istiyoruz. M. Kemalin onaylamadigi men-i müskirat kanunu da gecmisti. O dönem yapilan teklifler genelde onun talimatiyla verilirdi ve bunlarin m. kemalin emriyle yapildigina dair bugün hatiralarda ve diger kaynaklarda izlerine rastliyoruz. Ancak elmalili tefsirinin m. kemalin emriyle yapildigina dair herhangi bir kayit yok. O halde bu emrin m. kemalden geldigine dair bir iddia sözkonusu olamaz.

      • birde sinan Meydan parayı cebinden verdi demişsiniz. Şuan bende el cevap adlı son kitabı var bu kitabın 330 sayfasında bu noter belgesinden bahsedilip ödemelerin devlet tarafından yapılacağından bahsedilmiş. Başka konularda kendi bütçesinden katkı yaptığı söyleniyor.

      • yani işin özeti meclise konu getirilerek meşrulaştırılmış.Bu bu çalışmanın Mustafa Kemal in yaptırmadığı anlamına geleceğini söylemek komik olur.

      • yahu tek adamın ülkeyi yönettiği bir dönemde böylesine önemli bir konunda alakası yok demek saçmalık. devletin başında ki adam onaylamasa nasıl yapılcak ?

      • k bakma ama bu çok saçma. Böyle bir konuda m. kemal in etkisi yok demek gülünç. Çünkü diyanet işleri başkanlığını kuran birisi. Zaten yapılan mutabakatta ki maddelerin Mustafa Kemal tarafından belirlenmesine katkı yaptığını nuri ulusu kendi söylüyor. Tefsirin ön sözünde mustafa kemal in yazısı konuluyor. Yani o dönemde mecliste olan biten bir çok önemli şeyde mustafa kemal in etkisi olmadığını isteği dışında olmadığını söylemek saçma olur. Din de türkçeleştirme çalışmaları başlarken bu olayda tesadüf değil heralde..Yani o kanunun meclise m. kemalden habersiz geldiğini düşünmek bile büyük gaflet olur. hele yıl 1925 iken

      • @taner, sacma olan delili olmayan birseyi savunmaktir. M. kemal akifin mealini diyanetin verdigi ücretten bagimsiz olarak satin almak istedi, ancak akif razi olmadi. Eger diyanete bu vazifeyi kendisi verdirttiyse ekstra bir ücret ödemek istemesine gerek yoktu. Tefsirin önsözünde hangi yazisi bulunuyor, yaz bir bakalim.

      • Nuri Ulusu önsöz konusunda anılarında değinmiş bu konuya. Ancak bende o dönem ki kuran baskısı yok.Her şeyden önce biraz düşün. O dönemim diyanet işleri başkanı rıfat börekçi ile M. kemal in etkisinde. Diyanet işleri başkanı börekçi böyle bir sözleşme imzalayacak , meclise kanun teklifi verilecek , kanunlaşacak , istiklal marşı gibi önemli eseri yazan yazara bu iş verilecek , elmalının eseri basılacak ve bunda M kemal in etkisi olmayacak ? Bu resmen parti başkanının haberi olmadan meclisten kanun hazırlanması gibi saçma. hele bu linkteki gibi etkisi altına aldığı bir kişi rıfat börekçi.. Kaldıki o dönemde her milletvekili chp li

        http://belgelerlegercektarih.com/2012/06/30/m-kemal-hoca-imza-et-dedim-keyfini-bozarim-sonra-hilafetin-kaldirilmasi/

      • @taner, bilmedigin bir seyi varmis gibi göstermeyin o zaman. M. Kemalin elmalili tefsirinin yapilmasina dair emir verdigi dogru degildir. Var diyorsaniz, delilini de zikretmeniz gerekir. Mecliste böyle bir teklif sariklilar tarafindan verilmis ve m. kemal de buna karsi cikmamis. Ne demesini bekliyordunuz? Hayir, yaptirmam demesini mi? Üstelik muhalefetin (Terakkiperver cumhuriyet firkasi) cok güclendigi bir zamanda? Her milletvekili chp’li degil. Az önce de ifade ettigim gibi Terakkiperver cumhuriyet firkasi kurulmus. Zaten Terakkiperver firkasi öylesine güclenmistir ki bu takririn verilmesinden 1 ay bile gecmeden, m. kemal endiseye kapilip Takriri Sükun kanununu cikartmis ve sonra da Terakkiperver firkasini kapattirmis, ardindan da bütün muhaliflerini (gazeteci-siyasetci vs.) istiklal mahkemelerine sevkettirmistir. Bilmediginiz konularda yazmamanizi tavsiye ediyorum.

      • 1-)Abdullah Azmi Chp Milletvekili mi ? TCF mi ?
        2-)Bir milletvekili nasıl olurda başkanından habersiz kanun teklifi verebilir ?
        3-) Hele devlet iradesinde tek adam varken ?
        4-) Diyanet işleri başkanlığı kimin kontrolunde o sırada ?
        5-) Takriri SÜkun u çıkan birisi neden hayır yaptırmam diyemesin ki ?

      • @taner, 1 – Abdullah azminin hangi partinin milletvekili oldugu önemli degil, o zaman diliminde chplilerin bir kismi potansiyel tcf milletvekili adayidir. Tcf sürekli güclenmekte ve chpden oraya vekiller gecmektedir. Bu yüzden bu sualin kiymeti harbiyesi yoktur.

        2 – Baskaninin emriyle kanun teklifi vermek ile kendi sahsi iradesiyle kanun teklifi vermek arasinda daglar kadar fark vardir ve her ikisi de o dönem mümkündü.

        3 – M. kemal o dönemde mutlak anlamda diktatör degildi, m. kemalin mutlak anlamda diktatör olusu (birincisi) tcfnin kapatilmasi ve (ikincisi) izmir suikasti bahanesiyle muhaliflerini tasfiye etmesiyle baslar.

        4 – Diyanetin kimin kontrolünde oldugunun hic önemi yok. Meclis karar alinca diyanet de alinan karari yerine getirmekle mükelleftir.

        5 – Takriri Sükun kanununu cikarmadan önce pek fazla bir sey diyemezdi. Ancak bu kanunla bütün muhaliflerini sindirmistir. Eger takriri sükun kanunu olmaksizin yapabilseydi, bu kanunu cikarmasina da gerek kalmazdi, degil mi? Biraz mantikli sualler beklerdim.

        Bir daha sizinle muhatap olmayacagim. Zira bu tür basit suallerinizden bilgi seviyenizi görüyorum. (hakaret maksadli yazmiyorum). Bu yüzden burada yazip bizi beyhude yere mesgul etmektense, biraz daha arastirma yapmanizda fayda var.

  9. SİZİN BEN YALANINIZI NOKTALAYAYIM ŞEREFSİZ DİN BEZİRGANLARI ,ULEMA BOZUNTULARI.SİZİN ALLAH BELANIZI VERİR İŞALLAH ,TARİHİ BİLMEZSİNİZ,KURAN OKUMAYI BİLMEZSİNİZ, OKUYORSANDA TÜRKCE ANLAMINI BİLMEZSİNİZ, ANCAK GÖTÜNÜZLE KONUŞURSUNUZ.

  10. iyi bir yazı teşekkürler bizleri belgelerle aydınlattığınız için inanıyorum ki bir gün türkiye m.k nin diktadörlük halkasından kurtulacak ve özünü bulup tekrar ferahlayacak inşalah

  11. allah taylan ların tanerlerin tayyarların aklını çelen şeytana lanet etsin Allah bu insanlara akıl kullanmayı nasip etsin ıslah etsin… tarihi yalanlarla donatan diktatör chp ve etrafı illaki minareyi çalmak için kılıfı hazırlayacaktı ve buda onları 70-80 yıl götürdü.. hakkı ortaya çıkaran rabbimize şükürler olsun Allah araştırmalarınızda sizleri muvaffak eylesin başarılarınızın devamını nasip etsin allah sevaplarınızı artırsın ve sizden razı olsun “belgelerlegerçektarih”…

  12. Geri bildirim: Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an tefsirini M. Kemal Atatürk mü yaptırdı? | Belgelerle Gerçek Tarih

  13. Geri bildirim: Mehmed Akif’ten “meal” Müslümanlarına Tenkid: Mızrak Kafalı Cüretkarlar | Belgelerle Gerçek Tarih

  14. kuran ineli ne kadar olmuş tartışılan konular hep aynı!!! yüz yıllardır bi bok öğrenememişiniz hala osursam abdest bozulurmu gibi sorularla uğraşıyorsunuz

      • Sevgili kardesim!! Oncelikle Allahin selami rahmeti senin uzerine olsun.belgelerle gercek tarih kitabinizi indirdim.ilgiyle okuyor,ve google+ hesabimda yayin olarak hazirlayip yayimliyorum.cok faydali ,aydinlatici bilgeler mevcut.size nasil tesekkur edecegimi saygilarimi ve muhabbetimi iletecegimi dusunuyorken bu firsat elime gecti.insallah bu msjim size ulasir. Kitabi topluca okuyup olanlarla kardilastirildiginda taslar yerine oturuyor.ben bu davaya gonul vermis biriyim.surekli yayin hazirlayip paylasiyor ve cevremede belgelerle gercek tarihi tavsiye ediyorum.
        Dualarim sizinle. Saygilar sevgiler. Rabbim herdaim yardimciniz olsun efendim !!

  15. Bu site neden var amacınız nedir? Amacınıza ulaşabileceğinizi düşünüyor musunuz? Neden isminizi saklıyorsunuz? Siz ne yaptınız bu ülkeye faydanız ne oldu? Yada siz olsanız ne yapardınız?

      • Yaziyida yorumlarida nihayet bitirdim.hepsini okudum.ve ben bir insanda bu kadar sabirla anlatim görmedim.abuk subuk sorulara bile mūlayim sekilde cevaplandirdi..keske kemalistlerde bu denli bilgilerini ortaya koyarak ve kaynaklariyla karsilarinda durabilseler.

  16. Her soruya tek tek cevap veriyor cevap verirkende kimseye saldırmıyor yada ötekileştirmiyor adap içinde tartışmadan yoksun kişilerin yapabildiği tekşeydir saldırmak çünkü başka yapanilecekleribirşey yoktur Allah senden razı olsun kardeşim

  17. Geri bildirim: http://belgelerlegercektarih.com/ -sayfasından copy and paste | Muhafazakar Seçmen

  18. Yaziyi ve yorumlarin burcogunu okudum.allah affersin hepsine dayanamadim.farkindamisiniz bu kadar konusma bu kadar tartisma aciklamalar sadece harf inkilabi icin yapiliyor ve bir ortak yol bulunamiyor…atatūrkūn buze yaptigini görmezmi milletimiz.dilimiz osmanli türkcesi kalsaydi dūnyayla iliskilerimizmi kesilecekti yada baska insanlarla konusamicakmiydik.ruslar japonlar çinliler kimseyle konusamiyor ticaret falan yapqmiyor zaten degilmi.islam devletine yapilacak en būyūk kötūlūkleri yapmis bir insani rahmetle anamicammm…keske dilimiz osmanli türkcesi kalsaydi.

  19. bu site tamamen Atatürk karşıtı yobazlığın en üst seviyesini yaşayan bir sitedir aldırış etmeyin paylaşımları, kanıt olarak gösterdiği şeyler ve yorumları adminin hayal dünyasında yaşadığı şeylerdir.

    • Eğer atatürk olmasaydı bu tezinini de yazamazdın emin ol gerek olmazdı nede olsa osmanlının 65 vilayeti paylaşılmış, sana işgal altında 16 vilayet kalır muhtemelen sen de hristiyanlaşırdın saten

  20. Zihninize kuvvet belgelerlegercektarih yazın yazın ki zihinleri uyuşturulan, kemalist olmuş çıkmış müslümanlar uyansın.

  21. Ma ustafa bi kamal i vahyin muhatabi ve hevasından o bir sey konuşmaz hitabının sahibi,hatemi enbiya olan hz peyganberAhmed .asv. Gayb aşina olarak ihbar etmiş,ki ; selanikli ataput o ihbar edilen deccaldir.. Deccalden de başka ne beklenir ki???

  22. yüce yaratan istemediği müddetçe yaprak dahi kıpırdayamaz değilmi sevgili kardeşlerim,Allah bir kuluna bazı özellikleri bahş etmiş ise buna kimse karşı çıkamaz,karşı çıkan Allahın gücüne kudretine karşı gelmiş olur,M.K.Atatürk’e o gücü kuvveti,zekayı,bağışlayanda Allahtır,eğerki Atatürk’ün Allah nezdinde bir günahı var ise bunun hesabını soracak olan sizler değil yüce yaratandır,Allah’tır…inançsız olan bir insan 23 NİSAN 1920’de TBMM açılışını dualarla nasıl açtırır bunu lütfen kendinize sorun…şunuda unutmayalımki GIYBET en büyük günahlardandır,bir insanın günah ve sevaplarını yargılayacak olan bizler değil,yüce Allahtır…Ateisti dahi yargılayacak olan yüce yaratandır bunu unutmayalım,herkes kendi günahının hesabını Allah karşısında verecektir…

    • @ertan, yaniliyorsun kardesim. M. Kemal’in “sahsi” günahlarini Allah Teala soracaktir, ama millete verdigi zararlari bu millet de tarih de soracaktir. Bu iki hususu iyi ayirdetmek icab eder. Biz M. Kemal’in sahsi günahlarindan bahsetmiyoruz, orasi Allah ile kendi arasinda. Tam tersine, millete verdigi zarari sözkonusu ediyoruz. Dolayisiyla bu giybet de olmaz. Allah Teala istemedigi müddetce yaprak dahi kipirdamaz, yani Allah Teala zalimin zulmünü de (razi olmadigi halde) yaratir. Tipki Hz. Hüseyin (rh.a) sehit edenlerin zulmüne müsaade ettigi gibi. Kader meselesini, külli ve cüzi iradeyi biraz arastirman gerekiyor. Allah Teala zalimlere “mühlet” verir ve taskinliklarina müsaade eder. Ancak bütün bunlar Allah Teala’nin bu yapilanlara rizasi oldugu anlamina gelmez. Tipki bugün Israil’in “kuvvet ve zekasiyla” Filistinli kardeslerimize kan kusturduguna razi olmadigi gibi.

      Evet kendimize sorduk: Acaba M. Kemal inancsiz oldugu halde nicin 23 Nisan 1920’te TBMM’yi dualarla acti? Yaptigimiz arastirmalar neticesinde M. Kemalin o yillarda henüz sözünü gecirecek bir konumda olmadigina ve halki pesine takmak maksadiyla halkin dini hissiyatina paralel bir siyaset takip ettigine kanaat getirdik. Zira ipleri eline alinca, yani Sakarya’da yunani yenince mecliste dua etmek isteyen bir hocayi azarlayip itekledigini görüyoruz. Ayrica dualarla acilan meclise darbe yapip yeni bir meclis actigini, ancak bunda dualar edilmedigini görüyoruz. Yani kisaca M. Kemal dini kullanmistir. Nitekim dini kullandigini kendisi de itiraf ediyor. Bütün bu yazdiklarimin kaynaklari, hatta belgeleri sitemizde mevcuttur, arzu edersen kardesim, buraya linklerini de atabilirim.

  23. Ne alıp veremiyorsunuz Mustafa Kemal ile..
    Ne yaptı da bu kadar safsata yazacak kadar vakit harcayabiliyorsunuz? Yazık size.

  24. Sizin gibi iti köpeği görünce yolumuza emin adımlarla ilerliyoruz. Ne bu ülkeyi sizin gibi İran mollaları tarzı aptalca oluşumlara, ne de yabancılara bırakırız. Türk oğlu Türk toprakları kimseye bırakmayız !

  25. Birisi demiş atatürk olmasaydi bu memleketin 65 vilayeti paylaşilir bize onaltisi kalirdi demiş. Ata doneminde önce 53 sonra bolunmeler olduğu için vilayet sayisi 56 civarindaydi. 65- 81 yoktu o zamanlar.
    30 ekim 1918 e kadar osmanli köküne kadar paylaşildi. İşgal paylaşima yardimci olanlari işbaşina getirmek için olmasin. Malum herşey karşilikli.

  26. Atatürk’ten niye bu kadar rahatsız olduğunu biliyorum.Rahatsızsın,çünkü Atatürk senin babanın kim olduğunu bilmeni sağlamıştır.Ananın,bacının yatak odasından işgalci emperyalistleri kovduğu için rahatsızsın.Taptığın Osmanlı bu işgalicilere boyun eğip vatanı satıp İngiltere’ye kaçarken Atatürk bu halka bağımsızlık,özgürlük getirdiği için rahatsızsın.Ama ne yapsan da nafile.Atatürk seni rahatsız etmeye devam edecek,Atatürk mirasını yok edemeyeceksin.

    • @aydin, bu tür sloganlarin hala modasi gecmedi mi? Neden babamizin kim oldugunu bilemeyecek misiz? Bati Trakya’yi kurtarabildik mi? Hayir, ama oradakilerin babalari da dedeleri de biliniyor. Analarimiz, bacilarimiz isgalci emperyalistleri kendileri kovdu. Tipki 15 Temmuz’da darbecileri tepeledikleri gibi. Bu yüzden maras’a kahraman, urfa’ya sanli, antep’e de gazi deniyor. Bir fransiz askeri müslüman bir kadinin carsafini cikarmaya calistiginda halk isgalcileri darma duman etmisti. Ne var ki o isgalciler tepelendikten sonra “sizi kurtardim” diyen bir adam cikti ve müslüman kadinlarinin carsaflarina el uzatti. Bu “kahraman”in fransiz askerinden ne farki var?

      Osmanli isgalcilere karsi boyun egmedi… Milli mücadeleyi destekledi, el altindan silah ve mühimmat verdi. M. Kemal halka özgürlük falan getirmedi… Tam tersine zulmetti. Emperyalistlerin pis sapkasini -üstelik fahis fiyatla- savastan cikmis fakir halka dayatti. Milli Mücadelenin kahramanlarindan Kazim Karabekir pasanin hatiralarini yaktirdi. Bircok bakan ve milletvekilini astirdi. Milletin Ezani’na bile el uzatti. Orijinalinden Kur’an okumak yasaklandi. Allahu Ekber diye tekbir getirenler hakkinda islem yapildi. Hacca gitmek yasaklandi. Halk acliktan ölürken o 1,25 milyon dolara satin alinan savarona yatindaydi.

  27. Gelelim Kuran’ın Türkçe okunarak ibadet edilmesi konusuna. Bir arkadaş yazmış. Kuran’da hangi ayet ibadetin Arapça yapılmasını emrediyor diye sormuş. Buna cevap vereceğim demişsin aradan 1 yıl geçmiş. Sen böyle bir yalancısın işte. Dini kullanıp kendi çıkarın doğrultusunda insanları kandırmaya çalışan zavallı. Kuran’da senin gibi hainşler için çok güzel bir ifade var: “Aldatan sizi sakın Allah ile aldatmasın!”
    (Kur’an; Lukman 33, Fâtır 5, Hadîd 14) Sen Allah ile aldatmaya çalışan bir hainsin.Kuran Türkçe okunur ve türkçe ibadet yapılır. Allah’ın vermek istediği mesaj mı kutsaldır, dil mi kutsaldır? Neden Arapça’yı kutsal yapmak istiyorsun? Neden bu Arap ırkçılığı? Allah sadece Arapça mı ibadet etmemizi istiyor ey mahluk. Öyle isteseydi bu dünya sadece Araplardan oluşmaz mıydı?
    Kuran’ın düşman kabul ettiği tek bir şey var: O da zulüm. Hayatı boyunca zalim emperyalistlere karşı savaşmış Atatürk’ü sen hangi akıl ve hangi vicdanla kafir ilan edersin? bir insanın kafir olup olmadığına Allah adına sen nasıl karar verirsin. Bu yaptığın şirk.Allah’ın yetkisini kullanmak.Sen allah’ın atadığı bir aracımısın insanlara kafir yaftası yapıştırıyorsun. Sana bir önerim var.Kafir arıyorsan aynaya bakman yeterli olacaktır.
    Yunus suresi derki:” Aklının işletmeyenlerin üstüne pislik yağar.” Ey Trük milleti, bunun gibi aklını kiraya vermiş,satmış mahluklar pislik içerisindedir.Bunlara inanmayınız.

    • @aydin, Cevap verdik, sen görmemissen bizim yapacagimiz bir sey yok. Türkce ibadet olmaz, buna dair yazimiz icin bakiniz; http://belgelerlegercektarih.com/2013/03/10/turkce-ibadet-olur-diyen-yasar-nuri-ve-avenesine-cevap/

      M. Kemal emperyalizme karsi savasmis degil. Onlarla isbirligi yapmistir. Sen emperyalistlerin yazisini, kültürünü, sapkasini, kiyafetini, idare teskilatini, kanunlarini al, sonra da emperyalistlere karsi savasiyorum de… Gülerler adama. Aklini isletmeyenlerin üzerine pislik yagdi zaten, bakiniz; Kemalistler. CHP hicbir vakit halkin oylariyla iktidar olamadi. Bu misal bile yeter bunu anlayabilmek icin. M. Kemal’e kafir demiyoruz, kendisi “tabiat disinda ve onun üstünde baska bir varlik” olmadigini söylüyor. Demek ki kafir yaftasini biz yapistirmadik… O, bizzat kendisi tabiati kutsadigini söylüyor. Önce atani tanimani tavsiye ederim.

      • @aydın peki sana soruyorum reformist ! Peki sen Kuranda “ibadetleri” “namazı” “ezanı” kendi dilinizle okuyunuz diye bir ayet gördün müde “Arapçadan başka dillede olabilir” iddiasını öne sürüyosun delillerin ney sözde aydın ? Bütün alimler ittifakla ibadetlerin ezanın Arapçadan başka bir dille olmasının haram olduğunu ittifakla kabul etmiştir ! Allah Arapçadan başka bir dille yapılmasını asla izin vermiyor ! Ezan Arapçadır Namazda Arapçadır ! Arapçadan başka bir dille yapılır demek İslamı yıkmak demektir!

  28. Nedense ibadet türkce yapilsin diyenler namazla niyazla hiç işi olmayanlar. Hatta pek çoğunun islamlada hayrina pek işi olmaz. Ramazanda raki sofrasi donatanlardan. Kendi işlerine baksinlar ne karişiyorlar cemaat ehlinin namazina niyazina.

  29. Butun dilleri yaratan Allah c.c. degil midir? Neden Kuranin Turkcesinden ve anlayarak okumamizi istemiyorsunuz? Ortacagda da kilise papazlari incilin latince disinda bir dile cevrilmesini istemiyorlardi. Cunku kimse latince bilmedigi incili okuyamadigi icin halki istedikleri gibi kandırıyorlardı incilde soyle yaziyor boyle yaziyor diye…Yazik. Hala ayni yerdesiniz.

    • Abdulcemal :)) Bütün hayvanlari da yaratan Allah cc. degil midir? Bütün hayvanlari yiyebiliyor musun? Kur’an’i anlayabilmek istiyorsan meal degil tefsir okumalisin. Mealden bir sey anlamak cok zordur. Cünkü Kur’an’da her sey sira sira anlatilmaz, bir mevzunun tamami bir surede bulunmaz, baska surelere tabiri caizse serpistirilmistir. Bu sureler arasindaki münasebeti de herkes kuramaz. Incilin baska dillere cevrilmesinden sonra hiristiyan alemine bak, dogru düzgün bir hiristiyan görebiliyor musun? Ahlaklarina bak… Kiliseye kac kisi gidiyor bir bak… Kac kisi incil okuyor, bak… Bak ama bakar kör olma, gör. Görmek icin bak.

  30. Sn. Kadir Çandarlıoğlu,
    Yazınızdaki belgeleri inkar edemeyeceğim ancak bu M.Kemal’in yaptıklarına karşı çıkıyor olacağım anlamına gelmez;kendisi sahip olduğu siyasi güç,imkan ve arkasındaki destekle bir politika yürütmüş ve hedeflerine belli düzeyde ulaşmıştır.Türk milletinin tarihini yozlaştırması,dininden ayırması şeklinde ifade ettiğiniz kavramlar Türk milletinin başına daha önce de gelmiştir.Orta Doğu’ya,Yakın Asya’ya yapılan zorunlu Türk göçlerinde kim türban takıyordu;peygambere inanıyordu(tebliğ edildikten sonra dahi)? Eğer konumuz kültürün yozlaştırılması,bunun halkın içinden değil ancak yönetim eliyle gerçekleştirilmesi Türkler’in İslamiyet’e geçişi sırasında da yaşanmamış mıdır?Müslüman olmayı kabul etmeyen boylar kılıçtan geçirilmemiş midir? Bu örnekte de dışarıdan müdaheleli din dayatmaları bulunmamak mıdır? Tıpkı iddia ettiğiniz dinsizlik dayatmaları gibi… Herhangi bir güce inanmayan ve milliyetçiliği hastalık diye nitelendiren bir birey olarak tartıştığımız konuları (insan hakları ihlalı,zorla alıkonulmalar,idamlar,hırsızlıklar) hariç dişe dokunur bulmuyorum. Toplumlar da aynı doğadaki canlılar gibi değişen şartlara ayak uydurmak zorundadır; metrik sisteme geçilmesi,Latin harflerinim kabulu gibi,yalnız bunda toplumun Arap gibi düşünmek,yaşamak,inanmaktan(dolaylı yoldan İslamiyet’ten) uzaklaştırılma çabası bulunmakta ;yadsıyamam.Tarihi belgelerle,anılarla araştıran ve popülist araştırmacı kılıklılara(Sinan Meydan gibi) benzemediğiniz,sizinle tartışma hatta saldırma fırsatı içindekilere karşı seviyeli ve sabırlı bir dil kullandığınız için sizi kutlarım.Belirtmeden geçemeyeceğim,dini ve siyasi fikirlerinize zerre kadar katılmamaktayım.Bugün konuşmamız gereken şeyler 90 sene öncesi değil; ayan beyan hırsızlıklarını montaj,kumpas gibi gülünç isimlerle üstünü örtmeye çalışan, kendisi gibi düşünmeyen vatandaşlarını gazabını esirgemeyen politikacılardır.Ve üzgünüm ki siyaset var olduğu sürece haksızlıklar,tahammülsüzlükler ve bunlardan zarar gören insanlar da var olacaktır.Birbirimizi kırmadan,insanları severek,yaşam tarzlarına karışmayarak,kendi inandığı ya da inanmadığı şeyleri başkalarına dayatmadan kurulabilecek bir dünya mümkün.Hani derler ya “Akılsız dosttansa akıllı düşmanı yeğlerim.” ne kadar sizi düşman olarak değerlendirmesem de… Toplumu kutuplaştırmadan,ayrıştırmadan uzak;popülizmin pençesine düşmeden size tarih araştırmalarında kolaylıklar diliyorum.

    • Bu kadar yazmışsın ama çok boş yazmışsın.Çandaroğlu ne cevap verir bilemem ama yazdıkların baştan sona mesnetsiz dayanaksız içi boş kuruntu ve hezeyanlardan beslenen bir düşünce yapısıdır.İşin ilginci pek üzülmene gerek yok senin gibi zanneden sallayan da az değil hani.Ağzı olan konuşuyor ama bir şeyler ortaya koyan bir düşünce pırıltısına dikkat çeken neredeyse hiç yok.Sizin seri imalatta bundan yok muhtevaya eklemiyorlar ne yazık ki sizin modellerde böyle yapacak bir şey yok.

      Kemal o zamanki dünya konjektüründe etkisinde kaldığı hayranlık duyduğu olguları ilkeleri tamamen kendi zihniyetinde ”doğru” kabul ederek gücü ve iktidarı ele geçirince uygulamaya koydu evet bu politikası ne kadar doğru yada etkili bugün sonuçlarını gördüğümüz için açıkça ortadadır.Kaos yalan hırsızlık ötekileştirme kutuplaşma krizler faili meçhuller siyasi saf dışılar yasaklar sansürler özel hayata müdahale akabinde gelen toplumsal yozlaşma,ekonomik çöküş,kitlesel ve bölgesel dengesizlik,siyasi politikal rezillikler ve terör bu ülkenin gerçeği oldu.Bu bu ülkenin kuruluşunda da söz konusuydu.Balık baştan kokar ve öyle de oldu.En baştan kodlar böyle yazıldı çerçeve böyle çizildi sonra gelen siyasi akımların politik yordamların çeşitliliği yada özgünlüğünün bir önemi olmadı hepsi o başlangıç koduna,o çizilmiş temel çerçeveye kendini uydurmak durumunda kaldı burada suçlu kim tamamen açıktır.

      Türklerin Orta asyadaki durumu koşullar nedenler mücadeleleri ile islamla tanışmalarıyla ilgili çok araştırma yaptım en ırkçı kökçü töreci düşünce akımlarına dek araştırdım.Sizin İslamlaşmaya dair söyleminiz tam bir fiyasko.Gerçi bunu kemalin gücü ele geçirince hakim bir anlayışa uymak istemesine böylece değişime ayak uydurmak gerekliliğine dair bağlantı kurmak hasebiyle ortaya attığınız bu iddianız tamamen paradoxlarla doludur ve buna gelmek için çıkış noktası olarak kullandığınız örnekteki kadar fiyaskodur.Ben konuyu Türklerin araplarla sizin negatif biçimde ortaya koymak için çaba sarfettiğiniz kadar kötü bir kültürel toplumsal ilişki içerisine girip girmediğine ve Türklerin islamı zorla kabul etmiş/ettirilmiş olmasına ve bu düşünce yapısıyla devam etmelerine dair söylemlerinizi hiç tartışmayacağım çünkü resmen mesnetsiz ve boş.Ben kısaca Türklerin orta asyada kavimler halinde göçebe bir halde iken o zaman o bölgede bulunan ve araplardan daha baskın köklü ve kesin bir çizgi çizmekte olan çinlilerin inanç kültür ve medeniyetinden neden etkilenmediğini arap medeniyetiyle ilişkisiyle kıyaslanmayacak kadar uzun yıllar boyunca ilişki içinde oldukları çinlilerden neredeyse en ufak bir etkilenme dahi göstermediklerini araştırmak görmek gerek.Boş şeyleri iddia etmek yerine bunları görmek gerek.Sonuçta bakmak ayrı şey görmek apayrı bir şeydir.

      kuruluş doktrininin dayandığı ulusal anlayışın nereden geldiği?buna uygun olarak kurulan sistemlerin neye dayandırılarak kurulduğu araştırılmalıdır.Bugün için sayılan tüm yanlış ların ve olumsuzlukların ucunun 90 yıl öncesine dayandığını görememek ve orayı atlamak resmen fiyasko.90 yıl önce ‘tek adam” isteğiyle ”örnek avrupai düşünce yapısı” bugün için geçerlimidir?90 yıl önceden beri biz ne kadar değiştik?avrupa ne kadar değişti?dünya ne kadar değişti ve nereye gitti?bunu da görememek resmen fiyasko.

      politika ve siyasetin tutarsızlığına ve hatta zararlarının kaçınılmaz olduğunu kesinkez kabul edip bundan kaçış olmadığını iddia ederek akabinde herkesin eşit ve mutlu yaşayabileceği bir dünyayı mümkün görmenizle ortaya koymak istediğiniz ”muhteşem ötesi süper sistem” nedir acaba merak ettim.Bence bir sisteminiz falan yok çünkü bildiğiniz hiç bir şey yok sizin.Anca mesnetsiz boş konuşup bir de akıl veriyormuş gibi yol gösteriyorum sanıp kendinizi kandırırsınız anca.Şaşırmıyorum sizin modellerin en önemli özelliğinden biri bu.Hiç bir şey bilmeyip çok bilmiş ayağıyla süslü boş cümlelerle konuşup akıl vermeye çalışmak.resmen boş iş.Sizin ortaya koyduğunuz iddia ve ithamlara katılıp katılmama gibi bir durumum yok kendi açımdan.Çünkü yazdıklarınızı açıkça içi boş ve gereksiz şeyler olarak olabildiğince taraflı bir bakış açısını üstünü örterek yer yer süsleyerek savunmaya çalışma çabası olarak görmekteyim.

      • Ne yalan söyleyeyim muhteşem barışçıl süper ötesi sistemin kaynağı Kuran-ı Kerim olabilir;insan elinde yozlaşmadığı ve birilerinin çıkarlarına yaramadığı sürece tabii ki. Kuran-ı Kerim her ne kadar sadece siyasi bir kılavuz kitabı olmasa da içindeki felsefe.insan sevgisi,hoşgörü gibi kavramlar üzerinden gidebiliriz yalnız tek bir şartla: Kimse kimseyi Müslüman olmaya zorlamayacak. Gayrımüslimler ve inançsızlar için ise gayrımüslimlerin kendi kutsal kitapları geçerli olacak ve inançsızlığını bildirenler günümüzde geçerli kanunlarla ya da iyileştirilmiş(güncellenmiş) halleriyle devam edecekler.
        İnsanın yüzüne gerçeklerin vurması evet acıtıcı oluyor yani yazdıklarım boştu evet 😀

    • Hiçbir ”güç”e inanmayan bir birey için herkesin hoşgörü içindeki saygılı dünyası baştan paradox zaten.yaşamda doğal seleksiyon mantığına inananlar için Güçlünün zayıfı elemesi mutluluğunuzun anahtarı olarak ortaya konur.

      humanist yaklaşımlar artık çok boş,yavan.Kur an -ı kerim tabii ki tek gerçek ve doğru sistem ama bunun nedeni tabii içerik olarak ”sadece siyasi bir kılavuz kitabı olmasa da içindeki felsefe” midir acaba?Ancak sizin kafanızın basmadığı Kur an ı ve islamı doğru yapan olgunun ”evrensellik” olduğudur.Bu asla bir ”felsefe ” değildir.Siz önce felsefe nin tanımını öğrenin.Yoksa sevgi barış adalet hoşgörü kavramları bir çok diğer dinsel kültürel olgularda da da tavizsiz şekilde söz konusudur önemli görülür.Bunlar o olgunun muhteşem tek sistem olarak ortaya konması için yeterli değildir.Çünkü bunlar o kültürler ve olgular için sadece bir ”felsefe” dir.Aynen sizin burada”hümanizm masalları” anlatmanız gibi.Bırakın felsefeyi.

      Bu dünyada tarihte kimse kimseyi müslüman olmaya zorlamadı zorlamıyor zorlamazda merak etmeyin rahat olun siz,Her daim müslüman olmamaya zorlandı insanlık türlü şekillerde.

      Müslümanlar güçlü olduğu zamanlarda da zayıf olduğu zamanlarda da zulme haksızlığa katliama yıkımlara dışlanmaya aşağılanmaya maruz kaldılar.Tarihi gerçek budur.Öyle araplar Türkleri kılıç zoruyla zorla islama sokmuşmuş falan gülünç mantıksız saçma şeyler bunlar Türkler o dönemin en savaşçı cesur topluluğu çine moğola baş kaldırmış onlardan hiçbir şekilde hiç etkilenmemiş.Zaferlerle dolu göçebeliğin getirdiği her türlü savaş mücadele zorluk konusunda ustalaşmış Türklere zorla kim ne kabul ettirmiş?Gidip ırkçı şamanist/pagan sitelerden ateist kemalist medyadan ”Talkan ve Curcan katliamı” gibi safsata ve yalanları ezberleyip gelip burada bize satmaya kalkmayın .Bilenle bilmeyen bir değil.Bir de yazmışsınız milliyetçiliğe karşıyım diye ırkçılığın alasını yapıyorsunuz.Savaş alanında alt ettiği rakibinin tahrik etmek için yüzüne tükürdüğü Hz. Ali o anda rakibini bırakıp ”seni öldürmeyeceğim .seni Allah için öldürecektim ama yüzüme tükürdün eğer seni öldürürsem nefsim hırsım için öldürmüş olurum” diyerek bırakmış bunu gören gayrimüslim rakibi islama girmiştir.Ayrıca Türklerin islama girmesiyle medeniyet kültür sanat ve sosyal anlamda yükselmesi göçebe bir kavim olmaktan çıkıp zaferlerle başarılarla dolu medeni devletler kurması Türklerin islama zorla değil severek meylettiğinin kanıtı.Zorla güzellik olmaz.Ayrıca Türklerdeki savaş ahlakı da aynen Hz. Ali gibiydi.İslam terbiyesi Türkü her alanda yüceltti.Şimdi böyle Hz. Ali gibi Ömer gibi sahabelerden gelen onlara yakın olan müslüman arapların hemde islamlaştırmak amacıyla savaşçı cesur Türkleri çoluk çocuk asker kılıçtan geçirip parçalayıp ağaçlara astıkları akan kandan ormanların kızıla boyandığı hikayesi nerede kalır?Nerede kanıt?nerede belge?bunlar anca hikaye.Son zamanlarda özellikle islam ve maneviyat karşıtı medya site ve yayın organlarında bilerek bunlar yayılmakta.Başınıda ateist siteler çekmekte tam komedi!sözde islamlıklarla şaman paganlar birbirini kesmiş derdi de Ateiste düşmüş bak sen komediye.Ama burada da bir gerçek var bir putperestle bir müslüman karşı karşıya gelirse ateist putperestin tarafını tutar.zaten homojen bir ortamda ateist paganist yahudi hristiyan budist..vb. birbirini yerler o ortama islamı koyun hepsi bir olup islama saldırılar islam tek doğru dindir.Evrensel manada Gerçek ve doğru tektir çünkü Allah Tektir.

      sizin gerçeğiniz ne ki çarpacak yüz buluyorsunuz.Bence sizin ne gerçeğiniz var nede yüzünüz.Bunun sonucunda da,Evet boş yazıyorsunuz doğal olarak.

      • Doğal seçilim güçlünün zayıf elemesine değil doğaya uyum sağlayanın hayatta kalmasına dayanır. Bunu lütfen düzeltelim. Konu hakkındaki tanım da “survival of the fittest”tır İngilizcede. Teşekkürler janissary

    • bana doğal seleksiyonu anlatmayın kazım! Şu anda hepimiz görüyoruz ki doğaya uyum olayı falan pek yok uyum sağlayamayan ayak uyduramayan başlı başına doğanın bizzat kendisi zaten!Bu durumda çok basitinden doğanın fani olmasından ötürüdür açıkçası.

      Biz akıllı ve evrensel bilime inanan idealist insanlar kurallarımızı tutarsız fani zihniyetlere,değişken doğaya kör materyalizme göre belirlemeyiz.

      konuyu çok fazla dağıtmayacağım.adı geçen doğal seleksiyon mantığındaki dünyada adalet eşitlik hoşgörü denilen olgular bizzat ”hümanizm” olarak ortaya konulur.Hümanizm bu sistemin bir argümanıdır sadece,buna kısaca ”felsefe” deriz.Yani var sayılan bir yorumdan öte gitmeyen baskın çıkan durumlara göre konum alan tutarsız bir hal.Kısaca sahtekarlık göz boyama yalan!hehehe

      bu doğaya seleksiyonla ”uyum” zihniyetine uyan tüm diğer dinler de ortaya çıkan hoşgörü adalet eşitlik gibi olguları bir ”dürtü” olarak görüp pozitif ilkelerini bir ”felsefe” üzerinde tanımlarlar.Buna mecburdurlar çünkü bu özünde ”ana” ürün değilde bir ”yan” ürün olarak ortaya çıktığından bunu tanımlamak için başka yolu yoktur.

      Ancak islam böyle değil.Burada çok ince bir ayrım var tabii bunu görebilmek için göz lazım.İslam da manevi değerler özde yer alır.felsefeye ihtiyaç duymaz.Bu konuda kesindir yoruma gerek duymaz.İslam sabittir doğa ortam zaman mekan değişir İslam sabit kalır bu tüm değişkenleri kapsayabildiği kucaklayabildiği anlamına gelir ve bu nedenle islam ”evrensel olan tek olgu” dur.Dünyada İslam dışında her şey (diğer dinler de dahil) zamana mekana duruma çağa doğaya göre değişir İslam asla değişmez çünkü tek doğru olmanın tek gerçek olmanın getirisi budur.Doğru her zaman her yerde doğrudur.Doğru doğrudur ve tektir.doğrumsu doğruya yakın mantıklı gibi görünen şeyler doğru olduğu anlamına gelmez doğru sadece doğrudur.Evrensellik budur işte.Müslümanın hataları yada müslüman görünen münafıkların icraatleri bu nedenle islamı bağlamaz çünkü islam evrenseldir sabittir değişmez.Ama diğer her akım veya inanç, zamana duruma göre değişir dolayısıyla ona tabii olan şeylerde uyumlu yada uyumsuz şekilde değişir ortaya karman çorman bir çorba çıkar bu bir nevi ”hoca osurursa cemaat s.çar”a gelir.işte doğal seleksiyon merkezde budur.ingilizcesi ”The master is farted and the congregation is shit” dir.

      Bu durum ”değişimin düzensizliği ve plansızlığı kavramı”işte evrende ”entropi yasası” nı ortaya koyar doğal seleksiyonla hareket eden materyalist kafa bunu bozulma şeklinde ortaya koyup en başa doğal seleksiyona atıfta bulunarak döner bu bir kısır döngüden ileri gitmez.Ancak evrensel idealist düşünce yapısı bunu ”evrensel yasa nın olağan planlı ve düzenleyici bir getirisi” olarak ortaya koyar.

      buradan da analitik olarak bir sonuca varırsak eğer doğal seleksiyona atıfta bulunursak ”doğa ve insan ilişkisi” ortaya çıkar.Doğada bitki ve hayvanlarda zayıfın av olması kavramı planlı bir ”evrensel program”ın getirisidir.İnsan da bu ”yasa” olarak ”evrensel din ” ile düzenlenir.Çünkü insanoğlu akıllı ve dolayısıyla da sorumluluk sahibi bir varlıktır.Hayvan gibi davranması ”hayvanların programı” na uyması en baştan ondan beklenmez.
      hayvanlar arasında ”doğal seleksiyon” olarak ortaya koyulan ”evrensel bir program” dır bu da aslında bir gerçeğe atıfta bulunur bu da çok ince bir ayrıntıdır görmek için göz gerekir.Burada varacağımız nokta Diğer inanç sistemlerinde de görülse de ”evrensel yasa” da uygulamada Allah her daim pozitif merhametli görülür.Fakat Allah hayır yanı sıra şer sahibidir.Yüce yargılayıcı dır.”Hak” ünvanı ile kesin evrensel adaleti getirecek olan dır.Bu cennet in tersi olan cehennem in varlığı gibi genel bakışta çok iyi bir son olarak görülmez ve bunu sağlayıcısı da Allah olacaktır.Ancak en nihayetinde cennet ve cehennem ”evrensel bilgi” ”var oluşun salt nedeni” ni getireceğinden mükemmel ve her şeyin açıklaması olan ”tek gerçek” olarak ortaya çıkar.

      Ayrıca insanoğlunda da hayvanlar bitkilerde de ”zayıfı koruma” bir sistematik gerçek olarak karşımıza çıkar.Bu insanoğlunda ” evrensel yasa”dır diğer canlılardan mukabil doğa için ise ”evrensel bir program” olarak ortaya konmuştur.doğal seleksiyon materyalist kafa yapısı dışında asla anlam bulmaz.

  31. İsmi lazim değil. Türkler kiliç zoruyla islamiyete geçti demiş. Hayir türklük varliğini islamiyete borçlu. Bende asla ara millet değilim. Çerkez, laz, şu yada bu değil. sadece türküm ama islamiyet olmasa idi. Şimdiye türklük diye birşey kalmayacakti.
    Önce bahsini yaptiğin katliamlara gelelim. Hazreti osman zamaninda 2700 kusur gorevli gidiyor orta asyada türk yurtlarina. İslamiyet taninip öğrenilsin diye. Maalesef oradaki türkler onlara baskin vererek hepsinin kafasini uçurdu. Siz iyilikten anlamiyorsaniz biz anlatmasini bilirize geldi işler. Tabiiki fetihlerde bazi tadsizliklar yaşanir. Ama ateist siteler işin bokunu çikararak işi yalan iftira boyutuna taşidilar.
    Şimdi türkler neden musluman oldu ona bakalim. Çin göktürk devletinin doğu kismini yuttu. Asamile etmeye başladi. Yani türklük hazar denizinden japon denizine kadarken çinin işgaline uğradi. Bati türkluğunude yani ortaasyayida işgal edecek çin. Emevi devletini yikan ebumuslim abbasi devletinin araplariyla iyi ilişkiler kurdu. Onlarla ittifak ettiği ordu ile çinlileri talasta yendi. İşgal önlendi. Ama doğu türklüğu halen işgal altinda. Orta asyadaki Türklerin çok azi musluman. Halen şaman yada göktanricilik gibi pagan dinlere mensuplar. Çin 930 larda doğu türklüğunu asamile ederek yok etti. Bati yani orta asya türklügünün çine karşi koyacak gucu yoktu. Varliğini korumasi için araplara sirtini dayamak zorundaydi. Kendi dinlerinden olmayan bir ulusa araplar ne kadar yardim edebilirdiki. Türklüğün çin işgaline uğrayarak yok olmasini önlemek amaciyla 930 yilinda türkler toplu olarak islama geçtiler. Kalan kisimda 963 te islama geçti. Geçmese idi bugün türklük çinin işgaline uğramakla kalmayip yok edilmiş olacakti.

    • İsmi kazim değil Kurani Kerimde şöyle bir ayet vardir
      Dolunay haline geldiğinde o aya and olsunki
      Sizler tabakadan tabakaya binip geçeceksiniz.
      O halde niçin iman etmezler
      Yemin ayadir. Tabakadan tabakaya binip geçmek atmosfer tabakalarini aşip uzaya çikmak ikinci anlamda astronot elbisesi ve uçakda ayri ayri tabaka olarak anlaşiliyor.
      Neticede bunlar aya çikiş ayetleridir. Sonradan diyorki o halde niçin iman etmezler.
      Yani diyorki sizler bu ayetlerigörerek aya çikilabileceğini anladiniz. Elinizde imkanlar vardi çiktiniz. Bu Allahin ayetleri sayesinde oldu.hal böyle ikan yinede iman etmiyorsunuz.
      Bizateist sitelere yuzlerce delil koyduk. İstisnasiz giren her ateist karşimda yenilerek kaçti. Müslüman oldularmi. Hayir.Bilerek inkar ediyorsunuz. Sizi kuşatan birakamadiğiniz gunahlarinizdan sebep.
      Siz yok dediniz diye Allah yok olmaz. Sizde yok olmayacaksiniz. Ahretteki akibetiniz sizi bekliyor.
      Ahretin cennetin cehennemin yerini bile açik açik yazdik. Gir googladi ate sitelere hepsini oku.

  32. böyle salakca seyler yazmayın ya okudugumuz meal ne götündemi uydurcak 4800 kitap okuyan insan bunu yapmaz diyanet işlerini ne kuruyo madem kilise kursun salak salak yazmayın

    • @soner, mealin hikayesini altina yorum yaptigin yazida özetledik. Hic mi okumadin? 4800 kitap mi okumus? Böyle bir sey yok. Kütüphanesinde o kadar kitap olabilir ama bu kütüphanedeki bütün kitaplari okudugu manasina gelmez. Okumus olsa da bir sey ifade etmez. Kur’an’da “kitap yüklü esekler” ifadesini hatirlatayim. Ayrica bildigim kadariyla türkiyede en cok kitabi nihal atsiz okumustur. Ama o bile m. kemali tenkid etmistir. O halde o dediyse dogrudur diyelim… Ne dersin?

  33. kuran kureş dilinde inmiştir araplar için alıp farsca arapca okumak için istemiş peygamberimiz izin vermiştir ebu hanefi anlıcagınız dilde okuyunuz yeterki anlayınız demiştir osmanlının içinde 4 dil vardı kuranı nasıl anlıcaklar arapca osmanlıca latinçe farsca ve gayri müslüm coktu kuranda ne yazıyo nerden bilcekler kadı söylicekte bende ögrencem nerden bileyim kadı dogrumu söyler gercegimi söyler öyle ya tarikatlar emevi zamanında dogdu osmanlı içinde yetişti ayette bile var acık acık siz anlayasınız diye sizin dilinizde indi yahudiler olsa yahudi dilinde incekti böyle bir mantıkmı var

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s